Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 26 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree2Likes
dqw
  1. #1
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    Kaynak: Özge Şahin Uğurel - Ziya Paşa, Terkib-i Bend ve Terci-i Bend, Çağrı Yayınları, İstanbul 2012

    * Yalnızca "günümüz Türkçesi"ne çeviriler ve dipnotlar bana aittir...




    TERKÎB-İ BEND


    Ziyâ Paşa'dan İntihâb:

    Cism-i zârım hâkde pinhân olunca isterim:
    Bir zamân olsun, Ziyâ, âlemde nâmım pâyidâr.
    Sîretim âsâr-ı hâmemden kılınsın ictihâd;
    Sûretim bu resm ile kalsın cihânda yâdigâr.


    Ziya Paşa'dan Seçme:
    Ağlayan varlığım toprakta saklanınca isterim:
    Ziya, alemde adım sonsuz olsun.
    Yaşam öyküm kalemimin eserlerinden anlaşılsın;
    Görüntüm bu resim ile dünyada hatıra kalsın.



    * * *


    -1-

    1. Sâkî getir ol bâdeyi kim mâye-i cândır,
    Ârâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır.

    2. Ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle,
    Nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyândır.

    3. Bir câm ile yap hâtırı; zîrâ dil-i vîrân,
    Mehcûr-ı harâbât olalı hayli zamandır.

    4. Sâkî! İçelim aşkına rindân-ı Hudâ'nın,
    Rindân-ı Hudâ vâkıf-ı esrâr-ı nihândır.

    5. Sâkî! İçelim rağmına sûfî-i harîsin,
    Kim maksadı Kevser, emeli hûr-i cinândır.

    6. Aşk olsun o pîr-i mey-i perverde-i aşka,
    Kim bâdesi sâd-sâle vü sâkîsi civândır.

    7. Pîr-i meye sor mes'elede var ise şübhen,
    Vâ'izlerin efsâneleri hep hezeyândır.

    8. Ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz,
    Yahşi görünür sûreti ammâ ki yamândır.

    9. Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle,
    Kim nakş-ı temâsîli serîü'l-cereyândır.

    10. Sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz,
    Endîşe-i encâm ile vakf-ı halecândır.

    İç bâde, güzel sev var ise akl ü şu'ûrun,
    Dünyâ var imiş, yâ ki yoğ olmuş ne umârun!


    Günümüz Türkçesi:

    1. Ey saki, o şarabı getir ki canın mayasıdır. Ayıplanmış kimselerin aklına rahatlık, huzur verendir.
    2. O mey ki olgun kimselerin gönlüne cila olur. (Lakin) acemilerin, pişmemiş kimselerin aklına ziyanlık verir.
    3. Bir kadeh ile gönlümü yap; gönlüm meyhaneden hayli zaman uzak kaldığı için virandır.
    4. Ey saki, Allah yolunda olanların aşkına içelim! (Çünkü) Allah yolunda olanlar, gizli kalmış sırları bilenlerdir.
    5. Ey saki, açgözlü ve hırslı sofuların inadına içelim! Maksadımız Kevser(cennet suyu), emelimiz cennet hurileridir.
    6. Aşk ile olgunlaşmış şarap pirlerine aşk olsun! Ki şarabı yüz yıllık, sakisi taze ve gençtir.
    7. Meselede şüphen varsa şarap pirlerine sor. (Çünkü) Vaaz verenlerin efsaneleri hep saçma sapan sayıklamalardır!
    8. Benim anladığıma göre bu dünya hilekar bir dünyadır. Yüzü güzel görünür ama (içi) kötüdür.
    9. Felek, hayal küresinin çemberine benzer. Ki resimlerinin çizilişleri çok hızlıdır.
    10. Ey saki bize şarap sun! Tecrübe veren gönül, son bulma endişesi ve çarpıntıların, titremelerin durmasıdır. (Yani gönül ölümün ve son bulmanın tecrübesini verir).
    Vasıta Beyti: Aklın ve bilincin varsa şarap iç ve güzel sev. Dünya var mıymış yok muymuş umurunda olmasın!..
    Konu Altay Han tarafından (29.Ocak.2014 Saat 06:21 ) değiştirilmiştir.
    gogeselam likes this.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  2. #2
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -2-

    1. Yetmez mi bu kasrî reviş-i ağreb-i âlem?
    Bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem?

    2. Şimdi uyuyanlar o zamanda uyanırlar,
    Bir subha resîde olur âhir şeb-i âlem.

    3. Pâmâl eder encâm kimin üstüne dönse,
    Âgâz edeli devre budur meşreb-i âlem.

    4. Bin böyle cihân zer ü sîm olsa yetişmez,
    Mümkün mü ki is'âf oluna matlab-ı âlem?

    5. Hâricden eğer olsa temâşâsına imkân,
    Müdhiş görünür heykel-i müsta'ceb-i âlem.

    6. Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz,
    Bir zerre dahi kaldıramaz merkeb-i âlem.

    7. Ebnâ-yı beşerde kalacak mı bu mu'âdât?
    Bilmem ne zaman doğrulacak mezheb-i âlem.

    8. Her safhada bir şekl-i hakîkat eder ibrâz,
    Her gün çevirir bir varaka makleb-i âlem.

    9. Bin ders-i ma'ârif okunur her varakında,
    Yârab! Ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem.

    10. Bu cism-i kesîfin neresi merkez-i kuvvet?
    Yârab! Ne mâtiyye ile gezer kâlıb-ı âlem?

    Subhâneke yâ men haleka'l-halka ve sevvâ,
    Subhâneke subhâneke subhâneke elfâ.


    Günümüz Türkçesi:

    1. Bu dünyanın zorla tuhaf gidişi yetmez mi? Dünya yıldızı acaba bir durağa varmaz mı?
    2. Şimdi uyuyanlar o zamanda uyanırlar. Bir sabaha ulaşır dünyanın son gecesi.
    3. Kimin üstüne dönse, sonunda onu da ayakları altına alır; zamanın başlangıcından beri dünyanın tabiatı budur.
    4. Bin cihan dolusu altın ve gümüş olsa yetmez; dünyanın isteklerini yerine getirebilmek mümkün mü?
    5. Eğer dışarıdan izlemeye imkan olsa, dünyanın şaşkınlık uyandıran heykeli müthiş görünürdü.
    6. Eksiksiz bir şekilde yükünü almış, (bu yüzden) dünyanın yük hayvanı bir zerre daha kaldıramaz.
    7. İnsanoğullarında bu karşılıklı düşmanlık kalacak mı? Bilmem, dünyanın yolu ne zaman doğruya yönelecek.
    8. Her aşamasında hakikatin şekilleri kendini göstermektedir. Dünya değişerek, her gün yeni bir sayfa çevirir.
    9. Her sayfasında bin ilim ve ders okunur. Yarabbi! Dünya okulu (dünya denen okul) ne güzel bir okul olur!
    10. Bu yoğun cismin kuvvetinin merkezi neresidir? Yarabbi! Dünyanın vücudu hangi binek hayvanıyla gezmektedir?
    Vasıta Beyti: Ey varlıkları yaratan ve eşitleyen, senin şanın ne yücedir! Bin defa, senin şanın ne yücedir, senin şanın ne yücedir, senin şanın ne yücedir!..
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  3. #3
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -3-

    1. Ey kudretine olmayan âğâz u tenâhî!
    Mümkün değil evsâfını idrâk kemâhî!

    2. Her nesne kılar varlığına hüsn-i şehâdet,
    Her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî.

    3. Hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri,
    Emrin eder ibrâz bu envâr ile mâhı.

    4. Dil-sîr-i bisât-ı ni'amın mürg-i hevâyı,
    Sîr-âb-ı zülâl-i keremindir suda mâhî.

    5. Eyler keremin âteşi gül-zâr Halîl'e,
    Mağlûb olur peşşeye Nemrûd-ı mübâhi.

    6. Zâlimleri adlin ne zaman hâk edecektir?
    Mazlûmların çıkmadadır göklere âhı!

    7. Bîgânelere münhasır envâ'-yı huzûzât!
    Mihnet-zede-i aşkına mahsûs devâhî!

    8. Sensin eden idlâl nice ehl-i tarîki,
    Sensin eden ihdâ nice güm-geşte-i râhı.


    9. Hükmün ki ola mûcib-i hayr ü şerr-i ef 'âl,
    Yârâb! Ne içindir bu evâmir, bu nevâhî?

    10. Sendendir İlâhi yine bu mekr ü bu fitne!
    Bu mekr ü bu fitne yine sendendir İlâhi!

    Güftî bikün ü bâz zenî seng-i melâlet;
    Dest-i men ü dâmân-ı tü der rûz-ı kıyâmet.


    Günümüz Türkçesi:

    1. Ey kudretinin başlangıcı ve bitişi olmayan (Allah'ım). Sıfatlarını olduğu gibi idrak edebilmek mümkün değildir.
    2. Her nesne varlığına tanıklık eder; her zerre senin tekliğine şahitlik eder.
    3. Hükmün, bu eserlerin ile güneşi ortaya çıkarır. Emrin, bu ışıklar içinde ayı ortaya çıkarır.
    4. Arzu kuşu, nimetler döşeğinde gönlü tok olmuştur . Sudaki balık, cömertliğinin tatlı suyuna doymuştur.
    5. Cömertliğin, Halil(Hz. İbrahim) için ateşi gül bahçesi yapmıştır. Çok övünen o Nemrut sineğe mağlup olur.
    6. Adaletin ne zaman zalimleri yerle bir edecektir? Mazlumların ahı göklere çıkmaktadır.
    7. Çeşitli hazlar ve zevkler yabancılara sınırlanmıştır. Türlü cefalar, senin aşkının eziyetlerine uğrayanlara mahsustur.
    8. Sensin nice doğru yolda olanları yoldan çıkaran. Sensin nice yolunu kaybetmişlere doğru yolu gösteren.
    9. Sen işlerin, amellerin hayır ve şerre sebep olacağını emretmişsin. Yarabbi, öyleyse nedendir bu emirler ve yasaklar?
    10. Allah'ım, sendendir yine bu fitne ve hileler. Bu hileler ve fitneler yine sendendir Allah'ım.
    Vasıta Beyti: Hem yap dersin hem günahkar sayarsın. Kıyamet gününde ellerim duada, senin adaletine sığınırım.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  4. #4
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -4-

    1. Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenâdan,
    Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan.

    2. Âsûde olam dersen eğer gelme cihâne,
    Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazâdan.

    3. Sâbit-kadem ol merkez-i me'mûn-ı rızâda,
    Vâreste olup dâire-i havf u recâdan.

    4. Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adâlet,
    Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezâdan.

    5. Her kim ki arar bûy-ı vefâ tab'-ı beşerde,
    Benzer ona kim devlet umar zıll-ı hümâdan.

    6. Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez,
    Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan.

    7. Erbâb-ı kemâli çekemez nâkıs olanlar;
    Rencîde olur dîde-i huffâş ziyâdan.

    8. Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer,
    Rahat yaşamış var mı gürûh-ı 'ukalâdan.

    9. Hall etmediler bu lûgazın sırrını kimse,
    Bin kâfile geçdi hükemâdan, fuzelâdan.

    10. Kıl san'at-ı üstâdı tahayyürle temâşâ,
    Dem urma eger ârif isen çûn u çirâdan.

    İdrâk-i me'âlî bu küçük akla gerekmez,
    Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez.


    Günümüz Türkçesi:

    1. Faniliğin kan dolu çeşmesinden bir damla içen, bir daha bela yağmurundan kurtulamaz.
    2. Eğer rahat olayım dersen dünyaya gelme. Meydana düşen, kaza taşından kurtulamaz.
    3. Rızanın emin olunmuş merkezinde sözünde dur. Korku ve ümit dairesinden kurtul.
    4. Ceza günü mahkemesinden(ahiretten) korkun varsa, adalet terazisi hükmün elinde dursun.
    5. Her kim insan yaratılışında vefa kokusu ararsa, o kişi hüma kuşunun gölgesinden devlet(talih, baht) bekleyenlere benzer.
    6. Gökten yağmur yerine inci ve elmas yağsa, bahtsız olanın bahçesine bir damlası düşmez.
    7. Olgun kişileri eksiği olanlar, noksanlar çekemez. Yarasaların gözü ışıktan rahatsız olur.
    8. Akıllı olan herkese bir derttir bu alemdeki olaylar. Akıllı kimselerden rahat yaşayabilmiş olan var mıdır?
    9. Bu bilmecenin sırrını kimse çözemedi. (Oysa ki) Hakimlerden, erdemlilerden binlerce kafile geçti.
    10. Üstadın sanatını(Allah'ın yarattıkları) hayranlıkla seyret. Eğer bilgili ve tecrübeli biriysen neden ve niçin diye boşuna sormazsın.
    Vasıta Beyti: Bu küçük akla manayı anlamak gerekmez; çünkü bu terazi bu kadar ağırlığı çekmez.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  5. #5
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -5-

    1. Cehrin ne safâ var acaba sîm ü zerinde?
    İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde.

    2. Bir reng-i vefâ var mı nazar kıl şu sipihrin,
    Ne leyl ü nehârında, ne şems ü kamerinde.

    3. Seyr etdi hevâ üzre denir taht-ı Süleyman,
    Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde.

    4. Hür olmak eğer ister isen olma cihânın
    Zevkinde, safâsında, gamında, kederinde.

    5. Cânân gide, rindân dağıla, mey ola rîzân,
    Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde!

    6. Hayr umma eğer sadr-ı cihân olsa da bi'l-farz,
    Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde.

    7. Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim,
    Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde.

    8. Onlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât,
    Bin türlü teseyyüb bulunur hânelerinde.

    9. Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

    10. Ben her ne kadar gördüm ise ba'zı mazarrat,
    Sâbit-kademim yine bu re'yin üzerinde:

    İnsana sadâkat yakışır görse de ikrâh;
    Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah.


    Günümüz Türkçesi:

    1. Dünyanın altınında ve gümüşünde acaba ne güzellik, ne saadet var? İnsan hepsini bırakır son seferinde(ölünce).
    2. Bak, vefadan eser var mı şu gökyüzünün gecesinde gündüzünde, ne de güneşinde ayında!
    3. Denir ki, Hz. Süleyman'ın tahtı gökyüzünde uçtu. Şimdi o saltanatın yerinde yeller esiyor.
    4. Eğer özgür olmak istersen; dünyanın zevkinden, sefasından, gamından ve kederinden vazgeç.
    5. Sevgili gitmiş, en iyi dostlar dağılmış, şarap dökülmük; böyle gecenin sabahından hayır umulur mu?
    6. Soyunda sopunda ve cevherinde cimrilik, alçaklık olan kişiden, dünyanın en itibarlı mevkisinde olsa bile hayır bekleme.
    7. Nice müneccim, falcı gökte ilginç yıldızları arar. Lakin gafleti yüzünden, yolunun üstündeki kuyuyu bile göremez.
    8. Onlar ki boş konuşmalarla dünyaya düzen verdim sanarlar. Lakin bin türlü tembellik bulunur şahıslarında.
    9. Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz. Kişinin aklının büyüklüğü ancak yarattığı eserlerde görünür.
    10. Ben ne kadar gördümse de bazı zararlar, ziyanlar; kararlıyım yine bu düşüncemin üzerinde:
    Vasıta Beyti: İnsan iğrençlik, kötülük görse de ona sadakat yakışır. Yüce Allah doğruların yardımcısıdır.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  6. #6
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -6-

    1. Gadr ede re'âyâsına vâlî-i eyâlet,
    Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezâlet!

    2. Lâyık mıdır insan olana vakt-i kazâda,
    Hak zâhir iken bâtıl için hükmü imâlet?

    3. Kadı ola da'vâcı vü muhzır dahi şâhid,
    Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?

    4. Ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin,
    Birkaç kuruşa müddet-i ömrünce hacâlet!

    5. La'net ola ol mâle ki tahsîline anın,
    Yâ din ola yâ ırz veya nâmus ola âlet.

    6. Âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı,
    İnsanlığa insanda budur işte delâlet.

    7. İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki,
    Âlâm-ı benî-nev'i ile kesb-i melâlet.

    8. Âdem ona derler ki garazdan ola sâlim,
    Nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adâlet.

    9. Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hıyânet,
    Mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet.

    10. Ekser kişinin sûretine sîreti uymaz,
    Yârab, bu ne hikmettir, İlâhi bu ne hâlet!

    Ümmîd-i vefâ eyleme her şahs-ı dagalde,
    Çok hacıların çıktı haçı zîr-i bagalde!..


    Günümüz Türkçesi:

    1. Şehrin valisi, halkına eziyet ediyormuş. Bu, dünyada ve ahirette ne rezilliktir, ne alçaklıktır!
    2. İnsan olana, kaza vaktinde(Allah'ın takdir ettiklerinin gerçekleştiği zaman) doğrusu görünürken gerçeği eğip bükmek (çarpıtmak) yakışır mı?
    3. Kadı davacı olup bir de mübaşir şahit olursa, o mahkemenin kararına adalet denir mi?
    4. Ey çalıp çırpan eşekler! Niçin birkaç kuruş uğruna ömrünüz boyunca utanç çekersiniz?
    5. Lanet olsun o mala mülke ki; onu kullanmak için ya din ya ırz ve namus alet edilmekte!
    6. İnsan olan, başka insanlara iyilik için yaklaşır. İnsan olmanın göstergesi işte budur.
    7. İnsan dediğinin yumuşak kalbi, insanlığın dertleriyle dertlenmeli, sıkıntı duymalıdır.
    8. İnsan dediğin hedefinden, yolundan emin olmalıdır. Adaleti, kendi vicdanında dahi yerine getirmelidir.
    9. İhanet eden kimileri, dış görünüşte sadık görünebilir. Doğru yoldan sapmış kimileri de bir an için iyilik yolunda zannedilir.
    10. Çoğu kişinin ruhunun yapısı, yüzüne ve dış görünüşüne uymaz. Ey Allah'ım, bu ne hikmettir! Bu nasıl bir durumdur!..
    Vasıta Beyti: Her hileci kişiden vefa ümit etme. Çok hacının, (sakladığı) haçı koltuğunun altından çıkmıştır!..
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  7. #7
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -7-

    1. Bir abd-i Habeş dehre olur baht ile sultân,
    Dahhâk'ın eder mülkünü bir Gâve perîşân.

    2. İkbâline, idbârına bel bağlama dehrin,
    Bir dâirede devr edemez çenber-i devrân.

    3. Zâlim yine bir zulme giriftâr olur âhir,
    Elbette olur ev yıkanın hânesi vîrân.

    4. Ekser görülür çünkü cezâ cins-i amelden,
    Encâmda âhenden olur rahne-i sûhân.

    5. Tezkîr olunur lâ'n ile Haccâc ile Cengiz,
    Tebcîl edilir Nûşirevan ile Süleyman.

    6. Kabil midir elfâz ile tagyîr-i hakîkat?
    Mümkün mü ki tefrîk oluna küfr ile îmân!

    7. Bir hâkden inşâ olunur deyr ile mescid,
    Birdir nazar-ı Hakk'da Mecûs ile Müselman.

    8. Her derdin olur çaresi, her inleyen ölmez,
    Her mihnete bir âhir olur, hem gama pâyân.

    9. Geh çâk olunur dâmen-i pâkîze-i ismet,
    Geh iffet eder âdemi ârâyiş-i zindân.

    10. Sabr et siteme ister isen hüsn-i mükâfât,
    Fikr eyle ne zulm eylediler Yûsuf 'a ihvân.

    Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ:
    “Tallâhi le-kad âserakellâhü aleynâ.” (*)


    Günümüz Türkçesi:

    1. Bir Habeşli köle talih sayesinde dünyaya sultan olur. Bir Gave gelir, Dahhak'ın mülkünü perişan eder.
    2. Talihini de talihsizliğini de önemseme bu dünyanın; çünkü dünya çemberi, aynı dairede sürekli dönmez (talih devamlı değişkendir).
    3. Zalim bile en sonunda bir zulme uğrar. Elbette, ev yıkanın evi viran olur.
    4. Ne iş yaparsan, karşılık olarak aynısı başına gelir. Törpünün aşınması yine demir yüzünden olacaktır.
    5. Lanetle anılmaktadır Haccac ile Cengiz. Yüceltilir, övülür hep Nuşirevan ile Süleyman.
    6. Lafla sözle hakikatin değişmesi kabul edilebilir mi? İman ile imansızlığı ayırt etmek mümkün değildir.
    7. Aynı topraktan inşa edilir kilise ile cami. Allah'ın gözünde Mecusi(ateşe tapan) ile Müslüman birdir!
    8. Her derdin çaresi vardır; her inleyen ölmez. Her eziyetin sonu vardır; her gam, keder elbet bir gün bitecektir.
    9. Bazen parçalanır masumiyetin tertemiz eteği. Bazen iffet, insanları zindanın süsü yapar.
    10. Mükafatın güzelliğini tatmak istersen sitemlere sabret. Düşün ki, Hz. Yusuf'a kardeşleri ne zulümler etmişti.
    Vasıta Beyti: Allah'ın kudreti bir gün zalimlere şöyle dedirtecek: “Vallahi, Allah seni bizden üstün yarattı!” (*)


    * abd-i Habeş: Bilal Habeşî
    * Dahhâk: İran hükümdarlarından birisi. İki omzunda iki yılan otururmuş. Bu yılanlara her gün iki çocuk beyni yedirilirmiş. Sıra Gâve'nin oğluna gelince, demirci deri önlüğünü bayrak gibi kullanarak, arkasına topladığı insanlarla ayaklanır. Dahhak'ı tahtından indirir ve yerine Feridun'u geçirir.
    * Gâve: Divan şiirinde, Dahhak'a karşı koyması ve zulme isyan etmesiyle anılır. Ayaklanırken kullandığı ve bayrak yaptığı demirci önlüğüne “Drefş-i Gâveyânî” denir.
    * Haccâc: Emevi komutanlarından. Mekke ve Hicaz bölgelerini ele geçirmiştir. “Zalim” lakabıyla anılmıştır. Mekke'ye girince burayı yakıp yıkmış, hatta Kabe bile zarar görmüştür.
    * Cengiz: Büyük Moğol hükümdarı.
    * Nûşirevan: Adaletiyle ün salmış Sasani hükümdarı.
    * Süleyman: Hz. Süleyman.
    (*) Yusuf Suresi 91'de yer alan bu ayetin anlamı: “Vallahi Allah seni bizden üstün kıldı” demektir. Mısır'a giden Hz. Yakub'un oğullarının, Hz. Yusuf'un gerçek kardeşleri olduğunu öğrenince söyledikleri sözdür.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  8. #8
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -8-

    1. Her şahsı harîm-i Hakk'a mahrem mi sanırsın?
    Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?

    2. Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
    Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?

    3. Çok mukbili gördüm ki güler; içi kan ağlar,
    Handân görünen herkesi hurrem mi sanırsın?

    4. Bil illeti, kıl sonra müdâvâta tasaddî,
    Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?

    5. Kibre ne sebeb? Yoksa vezîrim diye gerçek,
    Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın?

    6. Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya,
    Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın?

    7. Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama'dan?
    Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?

    8. En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
    Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?

    9. Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın,
    Ey gonca bu cem'iyyeti her dem mi sanırsın?

    10. Nâmerd olayım çarha eğer minnet edersem,
    Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?

    Allah'a tevekkül edenin yâveri Hakk'dır,
    Nâşâd gönül bir gün olur şâd olacakdır.


    Günümüz Türkçesi:

    1. Her şahsı Allah'ın evine uzak, gizli mi sanırsın? Her taç giyen çulsuzu Edhem(*) mi sanırsın?
    2. Dünyayı arasan insanlığın binde birini bulamazsın. İnsan görünen eşekleri insan mı sanırsın?
    3. Çok mutlu görünen kişi gördüm; dışı gülerken içi kan ağlıyordu. Gülen herkesi (gerçekte) mutlu mu sanırsın?
    4. Hastalığı bil, ondan sonra tedavisini aramaya başla. Her merhemin her yaraya iyi geleceğini mi sanırsın?
    5. Kibre sebep var mı? Yoksa vezir oldum diye kendini vazgeçilmez mi sanırsın?
    6. Ey dünyanın gelip geçici nimetleriyle övünen kişi! Dünya sana özel ve senin için yaratılmış mı sanırsın?
    7. Dünyada daima açgözlü insanlar olagelmiştir. Sen, kendini bu dünyaya çok lazım mı sanırsın?
    8. En ummadığın insan keşfedebilir en gizli sırları. Sen herkesi kör, alemi de sersem mi sanırsın?
    9. Bir gün gelecek, sen de perişan olacaksın. Ey gonca(genç ve güzel olan), sen bu dünyayı sonsuz mu sanırsın?
    10. Eğer bu dünyaya minnet edersem namert olayım! Sıkıntılar ve eziyetler yüzünden kederleneceğimi mi sanırsın?
    Vasıta Beyti: Allah'a tevekkül edenin yardımcısı yine Allah'tır. Mutsuz olan gönül bir gün mutlu olacaktır.

    (*) Edhem: İbrahim Edhem diye bilinir. Edhem, genç yaşında Belh tahtına çıkmışsa da kısa zamanda saltanatı terk etmiştir. Rivayete göre, bir ceylan peşinde koşarken çölde bir karganın eli ve ayağı bağlı bir adamı, ağzına yiyecek getirerek beslediğini görür. Adam, kervan soyguncuları tarafından bu hale getirilmiş; Allah da ona kargayı yollayıp yardım etmiştir. Edhem, bu olaydaki hikmeti kavrayıp tahtından vazgeçmiş ve derviş olmuştur.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  9. #9
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -9-

    1. Pek rengine aldanma felek eski felekdir;
    Zîrâ feleğin meşreb-i nâ-sâzı dönekdir.

    2. Ya bister-i kemhâda, ya vîrânede cân ver;
    Çün bây ü gedâ hâke beraber girecekdir.

    3. Allah'a sığın sahs-ı halîmin gazabından;
    Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pekdir.

    4. Yakdı nice cânlar o nezâketle tebessüm,
    Şîrin dahi kasd etmesi câna gülerekdir.

    5. Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma?
    Zer-dûz palan vursan eşek yine eşekdir!

    6. Bed-mâye olan anlaşılır meclis-i meyde;
    İşret güher-i âdemi temyîze mihektir.

    7. Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr,
    Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötekdir.

    8. Nâdânlar eder sohbet-i nâdânla telezzüz,
    Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerekdir.

    9. Afv ile mübeşşer midir ashâb-ı merâtib?
    Kânûn-ı cezâ âcize mi has demekdir!

    10. Milyonla çalan mesned-i izzetde ser-efrâz,
    Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürekdir.

    İmân ile dîn akçedir erbâb-ı gınâda,
    Nâmus u hamiyyet sözü kaldı fukarâda!..


    Günümüz Türkçesi:

    1. Rengine pek aldanma, dünya eski dünyadır. Çünkü bu dünyanın uygunsuz yaratılışı dönektir.
    2. Ya ipekler içinde yatakta ya viranede can ver; zengin ve fakir toprağa beraber girecektir.
    3. Yumuşak huylu kişinin gazabından Allah'a sığın; çünkü yumuşak huylu atın çiftesi sert olur.
    4. Nice yüreği yaktı o nazik gülümsemeler. Aslan bile kişinin yüzüne gülerek saldırır.
    5. Üniforma, soyu sopu kötü olana yücelik verir mi? Sırmalı altın semer vursan eşek yine eşektir.
    6. Mayası kötü olan kişi şarap meclisinde anlaşılır. İçki içmek, insanın özünün iyi mi kötü mü olduğunu ayırt etmede ölçüdür.
    7. Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamak gerekir. Azarlamakla yola gelmeyenin de hakkı kötektir, dayaktır.
    8. Cahiller, kendi gibi cahillerle sohbet etmekten hoşlanır. Delilere de yine deli arkadaş gerektir.
    9. Yüksek makam sahiplerini bağışlayarak mı müjdelemek lazım? Ceza çekmek acizlere, fakirlere mi özgüdür!
    10. Milyonla çalanlar yüksek makamlarda başı dik oturur; birkaç kuruşu çalanın yeri de kürek cezasıdır.
    Vasıta Beyti: İman ile din zengin kimselerin akçesidir. Namus, vatanseverlik ve onur ise fakirlerde kalmıştır.
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

  10. #10
    En İyi Moderatör Altay Han - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2011
    Nereden
    İzmir - Karşıyaka
    Yaş
    28
    Mesajlar
    3.309

    Standart Cevap: Ziya Paşa - Terkib-i Bend ve Terci-i Bend

    -10-

    1. İkbâl için ahbâbı si'âyet yeni çıkdı,
    Bilmez idik evvel bu dirâyet yeni çıkdı.

    2. Sirkat çoğalıp lâfz-ı sadâkat modalandı,
    Nâmûs tamâm oldu, hamiyyet yeni çıkdı.

    3. Düşmanlara ahbâbını zemm oldu zarâfet,
    Dildârdan ağyâra şikâyet yeni çıkdı.

    4. Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu,
    Hırsızlara ikrâm ü inâyet yeni çıkdı.

    5. Hak söyleyen evvel dahi menfûr idi gerçi,
    Hâinlere amma ki ri'âyet yeni çıkdı.

    6. Evrâk ile i'lân olunur cümle nizâmât,
    Elfâz ile terfîh-i ra'iyyet yeni çıkdı.

    7. Âciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi,
    Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıkdı.

    8. İsnâd-ı ta'assub olunur merd-i gayûra,
    Dinsizlere tevcîh-i reviyyet yeni çıkdı.

    9. İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakkî,
    Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıkdı.

    10. Milliyyeti nisyân ederek her işimizde,
    Efkâr-ı Frenk'e tebâ'iyyet yeni çıkdı.

    Eyvâh, bu bâzîçede bizler yine yandık!..
    Zîrâ ki ziyân ortada, bilmem ne kazandık!..


    Günümüz Türkçesi:

    1. Makam mevki için eşin dostun dedikodusunu yapmak yeni çıktı. Bilmezdik önceden, bu anlayış yeni çıktı.
    2. Hırsızlık çoğalıp sadakat söylemleri moda oldu. Namus yok oldu, vatanseverlik modası yeni çıktı.
    3. Düşmanlara, dostunu kötülemek zariflik sayılır oldu. Yabancıya, elaleme sevdiğini şikayet etmek yeni çıktı.
    4. Sadık insanlara hakaret edip kovmak kural oldu. Hırsızları affedip ikramda bulunmak yeni çıktı.
    5. Gerçi doğru söyleyenden her zaman nefret edilirdi. Ama hainlere saygı göstermek yeni çıktı.
    6. Kurallar, resmi belgeyle ilan edilir. (Lakin) Boş lafla halka refah vaat etmek yeni çıktı.
    7. Aciz olanın açık ve net hakları saklanır, gizlenir. (Yüksek makamlarca korunan), himaye edilenleri korumak yeni çıktı.
    8. Gayretli, çalışkan kişilere bağnazlık suçlaması yüklenirken; dinsizlere doğruyu yanlışı sormak, onlara güvenmek yeni çıktı.
    9. İslam, devletin ilerlemesine ayak bağı oluyormuş! Önceden böyle bir söylenti yoktu, yeni çıktı!
    10. Her işimizde milliyetimizi unutarak, inkar ederek Avrupalılara uyma modası yeni çıktı.
    Vasıta Beyti: Eyvah, bu oyunda bizler yine yandık! Zararımız ortada, bilmem ki ne kazandık!..
    Yalnızlık bağımsızlıktır; yalnızlığı arzulamış, uzun yıllar içinde onu ele geçirmiştir. Soğuktu bu yalnızlık, orası öyle, ama sessizdi; yıldızların içinde dolanıp durduğu uzay gibi harikulade sessiz ve büyük


    Bozkırkurdu - Hermann Hesse

Benzer Konular

  1. Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Mart.2011, 13:17
  2. ziya
    Konu Sahibi SongüL Forum U-V-Y-Z
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Kasım.2009, 15:39
  3. Ziya Paşa şiirleri
    Konu Sahibi Grizabella Forum Z
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 30.Ekim.2009, 19:59
  4. ZIYA PAŞA
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Biyografi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Ocak.2009, 19:02
  5. Halit Ziya Uşaklıgil
    Konu Sahibi şehzade Forum Edebi Kişilikler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 25.Aralık.2008, 00:48

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
elektronik sigara, instagram takipçi satın al Torrent Film, joyetech likit, one hit wonder my man , izmir karot , sağlıklı yaşam En kaliteli İstanbul özel ders merkezinde sizleri İstanbul İngilizce özel ders fırsatı bekliyor. izmir ek iş