Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 7 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 63 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Yusuf Hayaloğlu Şiirleri



    NEYLERSİN


    Bir gün, bu mahzun sevdadan geriye
    Kalırsa, sadece o hüzün kalır..
    Sen de anladın ki yapa-yalnızız...
    Buluşmamız yasak,
    Görüşmemiz uzak...
    Devrilmiş kadehler gibi, dönüyor başımız,
    Neylersin...

    Ah güzelim,
    İncinmiş bir sesi vardır yağmurun;
    Yanaklarına vurduğunda hissedersin.
    Ve bir veda sözcüğü, saçlarına,
    Titreyen bir öpücükle dokunduğunda;
    Bu anı dondurmaya yetmez nefesin.
    Bir film sahnesi gibi
    Akar gider ayrılık,
    Neylersin...

    Biz zaten hiçbir romanda
    Kendi hayatımıza rastlamadık.
    Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı.
    Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı.
    Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız.
    Oysa, tuttuğumuz balıkları bile
    Yeniden denize bağışlamıştık.
    Biz, hayata dair
    Hiçbir yanlış yapmamıştık.
    Neylersin...

    Biz bu sonucu hak etmedik,
    Hayır etmedik...
    Ömrümüz bu talana lâyık değildi.

    Bazen acı vurdu, bazen de yağmur
    Hiç gülmedi yüzümüz,
    Hiç büyümedi gülümüz...
    Bizi yalnızca akşamlar kucakladı,
    Biliyorsun,
    Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz...

    Bazen acı dinmez, bazen de yağmur
    Sevgilim gülümse, her şey unutulur
    Suskunuz bu akşam üstü
    Hasrete yanmışız, neylersin

    Bir gün, bu öykünün sonuna gelince
    Ansızın desem ki: hoşça kal canım!
    Unutursun,
    Mecburen unutursun...
    Yıldızlar söner, bu aşk da biter!
    Bazı gün hatırlayınca, sessizce ağlarız.
    Neylersin...

    Ah bebeğim, ah.. .
    Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının,
    Dudaklarına sızınca fark edersin.
    İçindeki vurgun aşklar mezarlığında,
    Ayrılık, ölümden üste yazılınca,
    Gideni durdurmaya yetişmez sesin...
    Bir inme gibi
    Dolanır bedeninde pişmanlıklar,
    Neylersin...

    Biz zaten hiçbir sinemaya
    Tam vaktinde yetişemedik.
    Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı.
    Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı.
    Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi.
    Oysa Nuh'un gemisinde bile
    Bize yer kalmamıştı.
    Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı.
    Neylersin...

    Biz bu aşkı sürdüremezdik,
    İnan, sürdüremezdik...
    Kalbimiz bu heyecana müsait değildi.

    Bize hep acılar kaldı, bize hep yağmur...
    Unutmasan bile artık
    Unutur gibi yapacaksın.
    Ve buruşturup-buruşturup attığım kağıtlarda,
    Hiç bitiremediğim
    Bir şiir olarak kalacaksın...

    YUSUF HAYALOĞLU

    güz gülleri likes this.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  2. #2
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Demek şimdi gidiyorsun;

    Demek şimdi gidiyorsun;
    Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak.
    Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak,
    Saksılarımız artık sulanmayacak.
    Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
    aynanın sahtekâr yüzüne
    -Oy benim yaralım-
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlerin dibine!

    Her şey tamam diyorsun, git...
    Beni viran bir şehir gibi terk et...
    Haydi git!
    Dışarısı ispiyon... Dışarısı ihanet...
    Seni bir gören olmasın, dikkat et!

    Dostlukmuş, Ölüme yürümekmiş...
    Üstüne titremekmiş, vefaymış.
    Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
    Çıkıncaya kadarmış.
    Bana komaz deyip
    Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
    -Oy benim yaralım-
    Asıl sancı,uyandığında
    Bütün odaları boş görünce koyarmış!.

    Gitmek istiyorsun, git...
    Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
    Durma git!
    Dışarısı dinamit... Dışarısı enkaz!
    Şunu cebine koy, ne olur ne olmaz.

    Eylül mağdurlarıydık, kimsemiz yoktu,
    Yaralarımız aman vermiyordu canımıza…
    Kimseye kıymamıştık oysa, masumduk.
    Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!
    Yırtılan bir pankart gibi
    Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
    -Oy benim yaralım-
    En az bir karıncanın yüreği kadar
    Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

    Artık bitti diyorsun, git.
    Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam…
    Sorma git!
    Dışarısı panik..dışarısı izdiham!
    Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

    Ne çok fire verdik üst üste..
    Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..
    Kimliği tespit edilmemiş,
    Ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!
    Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
    İçerden çürümüşüz meğerse...
    —Oy benim yaralım-
    Her gelen ölüm yazmış,
    Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize...

    güz gülleri likes this.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  3. #3
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Bir intihar gibi

    BİR İNTİHAR GİBİ


    Birazdan kudurur deniz
    Birazdan dalgaların sırtından,
    Üst-üste fışkıran rüzgarlar,
    Bir intikam gibi saldırınca üstüne;
    Yüzüne şarkılar çarpar,
    Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın.
    Sen artık buralarda duramazsın!

    O büyük sessizliğin bağrı mı olur,
    Kimsenin bilmediği bir ağrı mı;
    Gider kendine gömülürsün
    Yoksa bu şehir, bu sokaklar
    Seni alır kullanır,
    Seni alır kullanır,
    Santim-santim çürürsün!

    Hani, el değmemiş bir yanın vardır,
    Aynalara göstermediğin bir yüzün,
    Kendine sakladığın bir hüzün
    Hadi durma!
    Üzülsen de, sen üzülürsün!

    Kim fark eder boşluğunu?
    Ardın sıra kim ağlar?
    Bir intikam gibi
    Çıldırmış bu sevdalar!

    Bir intikam gibi
    Çıldırmış bu sevdalar!

    Bazen bir uçurum kalır,
    Bazen de martıların ardından
    Velvele koparan bir leş kalır;
    Bir intihar gibi
    Puşt olunca sevdalar
    Sırtını duvara yaslar,
    Sırtını ağaca yaslar, susarsın.
    Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!

    Şimdi yeni bir sevda mı olur,
    Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı;
    Tutar sıfırdan başlarsın.
    Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar
    Seni yiyip bitirir,
    Seni yiyip bitirir,
    Dirhem-dirhem azalırsın

    Belki hiç söylenmemiş
    Bir şarkın vardır,
    Henüz koy vermediğin bir kahkaha
    Fırsatın olacak mı bir daha?
    Ne bekliyorsun?
    Yanılsan da sen yanılırsın!

    Kim hatırlar güzelliklerini,
    Senin için kim yanar?
    Bir intihar gibi
    Puşt olmuş bu sevdalar!

    Bir intihar gibi
    Puşt olmuş bu sevdalar!
    Yusuf Hayaloğlu

    güz gülleri likes this.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  4. #4
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Hangi Ayrılık..

    HANGİ AYRILIK..


    Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
    Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

    Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
    Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


    Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
    Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
    Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
    Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
    Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
    Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
    Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
    Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
    Hangi cama kafa atsam?
    Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
    Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

    Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
    Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
    Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
    Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
    Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
    Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
    Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
    Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
    Hiç sanmam! ...
    Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
    Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
    Hangi mübarek dua,
    Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
    Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
    Olur mu be! . olur mu?
    Bu da benim gibi adama yapılır mı?
    Aşk dediğin mendil mi?
    Buruşturup bir kenara atılır mı?
    VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

    Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
    Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
    Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
    Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
    Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
    Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
    Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
    Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

    Dağ gibi adamı eze eze! .....
    Hangi anası tipli parlak çömeze,
    Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
    Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
    Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
    Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
    Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
    Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
    Ve! .. Hangi su bağışlatır?
    Hangi musalla temizler seni?

    Bu Nasıl Ayrılık? ...

    Yusuf Hayaloğlu

    güz gülleri likes this.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  5. #5
    Araf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Nereden
    Kalü Bela
    Mesajlar
    1.228

    Standart Hayat Nedir Anne?

    HAYAT NEDİR ANNE ?


    Benim hiç sapanım olmadı anne,
    Ne kuşları vurdum,
    Ne de kimsenin camını kırdım...
    Çok uslu bir çocuk değildim ama,
    Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
    Ben hayatım boyunca
    Bir tek kendimi vurdum! ..

    Suskun görünsem de,
    Fırtınalı ve mağrurdum anne.
    Bir mızrak gibi,
    Aynada hep dik durdum anne! ..
    Ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
    Leke sürmedim.
    Ama göğsümü çok hırpaladım,
    Kalbimi çok yordum...
    Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

    Benim hiç sevgilim olmadı anne,
    Ne bir yuva kurdum,
    Ne bir gün şansım güldü...
    Öpemeden bir bebeğin gidişini,
    Tükendi gitti çağım...
    Kimi yürekten sevdiysem,
    Yüreğini başkasına böldü...
    Bir muhabbet kuşum vardı,
    O da yalnızlıktan öldü...

    Sen beni göğsünde
    Hep acılarla mı soğurdun anne?
    Yoksa evlat diye,
    Koca bir taş mı doğurdun anne?
    Eziyet degilim, zahmet değilim,
    Musibet hiç değilim;
    Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
    Doğurdun da beni,
    Ne ile yoğurdun anne?

    Benim hiç hayalim olmadı anne...
    Ne seni rahat ettirdim,
    Ne kendim ettim rahat...
    BİR mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat!
    Kaybolmuş bir anahtar kadar
    Sahipsizim anne...
    Ne omuzumda bir dost eli,
    Ne saçımda bir şefkat...

    Say ki yollardan akan,
    Şu faydasız çamurdum anne...
    Say ki ıslanmaktım, üşümektim,
    Say ki yağmurdum anne!
    Bunca yıldır gözyaşlarını,
    Hangi denizlere sakladın?
    Oy ben öleyim,
    Sen beni ne diye doğurdun Anne?

    Yusuf Hayaloğlu

    güz gülleri likes this.
    Kendi uydurduğun bir yalanı söylemek, başka bir ağızdan işitilip tekrarlanmış bir gerçeği söylemekten hemen hemen daha iyidir. Birinci ihtimalde sen bir insansın. İkincisindeyse, bir papağandan hiç farkın yoktur. Sen Kimsin?İnsan mı? Papağan mı?

  6. #6
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    AH ULAN RIZA


    Neden halâ gelmedi, yoksa
    Saati mi şaşırdı hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama
    En azından birine sorar.

    Cebimde bir lira desen yok,
    Madara olduk meyhaneye!
    Ah eşşek kafam benim,
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!

    Gelse, balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
    Enteresan hayâllere dalacaktık.

    Bu sandalı geçen hafta denk getirip
    Çalıntıdan düşürdük.
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti.
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?

    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

    Abi, kadında boy şu kadar;
    Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

    Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
    Ben olsam, vallahi baş edemem!..
    Hele beş tane velet var ki boy-boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!

    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!

    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
    Biz, başka havadaydık.

    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener'in her maçına iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık!..

    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu!..

    Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim.
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.

    Neyse, bunlar derin mevzu...
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!..

    Gittim, vurup kafayı yattım;
    Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..

    Vay be Rıza!..
    Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur, kızma bu kardeşine!

    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    Ah dostum... o kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Peki, beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?

    Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık...
    Totoyu bulunca dükkân açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

    Talih yüzümüze gülecekti be!..
    Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kıral arkadaşımdın!..

    Ah ulan Rıza... ben şimdi,
    Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!...

    Yusuf Hayaloğlu
    güz gülleri likes this.

  7. #7
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    BİR ACAYİP ADAM


    Fırtınadan arta kalmış bir teknede,
    Tevekkül içinde;
    Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla,
    Gizlediği macerasıyla,
    Bir acayip adam yaşardı.
    Akşamları susardı,
    Ben konuşsam kızardı...

    Bir sürgün kasabasıydı,
    Bir eski zamandı, Haziran'dı.
    Çocuktum, evden kaçmıştım,
    Gelip ona sığınmıştım...

    Küçücük bir koydu, sığdı,
    Burayı keşfeden belki de oydu.
    Uzaktan, kasabanın ışıkları yanardı,
    İçim anneyle dolardı, ağlardım..
    Suphi şöyle bir göz atardı,
    Gizli bir cıgara sarardı, ağlardı.
    Sonra barışırdık,
    Ben flüt çalardım, cıgara sönerdi,
    Ağlardık...

    Nereden geldiğini bilmezdim,
    Kimsesizdi,
    Belki kimliksizdi...
    Onun macerası onu ilgilendirirdi;
    Kimseye ilişmezdi...

    Bir şeylere küfrederdi hep,
    Tedirgin bir balık gibi uyurdu.
    Bazen kaybolurdu, aradım,
    Yağmurun altında dururdu.

    Bir kalın kitabı vardı,
    Cebinde olurdu, her gün okurdu.
    Ben bir şey anlamazdım,
    Kapağını seyreder, duymazdım.
    Sakallı bir resimdi, kimdi;
    Ne kadar mütebessimdi!Sordum bir gün Suphi'ye:
    Söylediklerini niye anlamıyorum, diye.
    Bildiklerini, dedi, yüzleştir hayatla,
    Ve sınamaktan korkma!.
    Doğru ile yanlışı,
    ancak o zaman ayırabilirsin
    Ve O'nu anlayabilirsin...Sonra gülerdi.
    Günlerim, yüzlerce ayrıntıyı
    Merak etmekle geçerdi.
    Sonra yine akşam olurdu, Suphi susardı,
    Ben konuşsam kızardı.Tekneye martılar konardı,
    Yüreğim Suphi'ye yanardı, ağlardım.
    Suphi denize tükürürdü,
    Gökyüzünü tarardı, ağlardı.
    Sonra barışırdık,
    Ben flüt çalardım, yıldız kayardı,
    Ağlardık...Bir sahil kasabasıydı,
    Bir eski zamandı, Haziran'dı.
    Çocuktum, evden kaçmıştım,
    Gelip ona sığınmıştım...

    Bir gün bir aksilik oldu,
    Annem beni buldu!
    Suphi kaçıp kayboldu.
    Kasaba çalkalandı, olay oldu;
    Ben sustum, kanım dondu!..

    Polisler onu bulduğunda tekti,
    Felâketti..
    Herkes meydanda birikti.
    Karakoldan içeri girerken
    Sanki mağrur bir tüfekti!..
    Ansızın dönüp bana baktı,
    Anladın mı? dedi
    Anladım, dedim; anladım...
    Ve o günden sonra
    Hiç bir zaman,
    Hiç bir yerde,
    Hiç ağlamadım...

    Yusuf Hayaloğlu
    güz gülleri likes this.

  8. #8
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    TEZGAHTAR NEBAHAT


    Tezgahtar bir kızdı o,
    Perma kırığı saçlarıyla.
    Kime baksa gülümserdi,
    Prova ettiği bakışlarıyla.
    Haftalığından ne düşerse,
    Koparıp anasının elinden,
    Konserlere giderdi,
    Çılgın haykırışlarıyla.Kır çiçekli bluzuyla
    Poz-poz resimler çektirirdi.
    Keşfedilmek için belki de,
    Hep Beyoğlu'nda gezerdi.
    Her akşam o pop şarkıcı,
    Duvardaki posterden,
    Uzanıp bir rüya gibi,
    Dudağından öperdi.

    Ah Nebahat, hiç görmedi rahat.
    Düşünür, bulamazdı;
    Kimdeydi bu kabahat?

    Tezgahtar bir kızdı o,
    Evi, bir kenar mahallede.
    Altı kardeş, bir de ana-baba.
    Babası, bir iş kazasından
    Kötürüm kalmış bir usta.
    Karı-kumar peşinde,
    Boş vermiş abisi.
    Devlete karşı gelmiş,
    Diğer abisi mahpusta.

    O kır çiçekli bluzuyla,
    Artık resim çektirmese de
    Zaman her şeyi eskitti.
    Duvardan söküp posteri,
    Rüyasını sandığa kilitledi.
    Derken, mahalleden biriyle
    Heveslendi evlenmeye;
    Hayırsız çıktı oğlan,
    Zengin bir dula gitti.

    Ah Nebahat, ona gülmedi hayat.
    Sonunda anladı ki,
    Kendindeydi kabahat.
    güz gülleri likes this.

  9. #9
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    KOD ADI: BAHTİYAR


    Geçiyor önümden, sirenler içinde,
    Ah eller üstünde,
    Çiçekler içinde.
    Tabutunda mor dağların büyüsü,
    Dudağında yarım bir sevdanın hüznü;
    Aslan gibi göğsü, türküler içinde.

    Rastlardım avluda, hep volta atarken,
    Cıgara içerken
    Yahut coplanırken.
    Sırtını duvara verip öyle tünerdi.
    Kimseyle konuşmaz, dal gibi titrerdi;
    Çocukça sevdiği çiçeğini sularken.

    Diyarbakır'lıymış, kod adı: Bahtiyar.
    Suçu saz çalmakmış, öğrendiğim kadar.

    Beni tez saldılar, o kaldı içerde.
    Çok sonra duydum ki
    Yozgat'ta sürgünde.
    Ne yapsa, ne etse, üstüne gitmişler;
    Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
    İki dişi de kırıkmış öldüğünde.

    Gazetede çıktı, üç satır yazıyla;
    Uzamış sakalı,
    Ve çatlamış sazıyla.
    Birileri ona "ölmedin" diyordu,
    Ölüm ilanında kan gülüyordu,
    Yüz-yüzeydim, bir devrim enkazıyla.

    Geçiyor önümden, gül yüzlü Bahtiyar.
    Yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.
    güz gülleri likes this.

  10. #10
    Paylaşımcı Üye Adyg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kasım.2008
    Yaş
    31
    Mesajlar
    282

    Standart Ynt: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    adam yazmış yaa sağolun
    güz gülleri likes this.

Benzer Konular

  1. Sami Yusuf
    Konu Sahibi aysemelek Forum R-S-T-U
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Eylül.2010, 12:07
  2. Yusuf Güney
    Konu Sahibi NefeS Forum Biyografi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Kasım.2009, 20:28
  3. Yusuf Hayaloğlu Hayata veda etti
    Konu Sahibi Heyhat Forum Serbest Kürsü
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Mart.2009, 14:14
  4. YUSUF İLE ZÜLEYHA..!
    Konu Sahibi yaziklar_olsun Forum Hikaye - Yazılar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 20.Şubat.2009, 16:47
  5. HZ.YUSUF.
    Konu Sahibi LiLaS Forum Peygamberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 29.Ocak.2009, 12:44

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi kapadokya balayı takipçi satın al