Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 35 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #11
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    DÜŞÜNCE

    Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,
    Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?
    İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,
    Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok
    En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.
    Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

    "Yalnız duyan yaşar" sözü, derler ki, doğrudur
    "Yalnız duyan çeker" derim, en doğru söz budur.

    Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,
    Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.
    Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?
    Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!
    Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,
    Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

    Yahya Kemal BEYATLI

  2. #12
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı > Geçmiş yaz

    ESKİ PARİS

    Eski Pâris’de bir ömür geçti;
    Jaurés’in gür sadâsı devrinde,
    Tuncu canlandıran ilâh’tı Rodin;
    Verlaine absent’i Baudelaire afyonuna
    Karışan bir sihirli haz’dı şiir.
    Ayılıp hoş geçen bu rü’yâdan
    Uğradık bin dokuz yüz on dörde.
    İlk ateşlerle can verince Péguy
    Varmışız eski âlemin sonuna.
    Yaşamış olmıyan bilir mi bunu?
    Eski Pâris’de bir ömür geçti,
    İdeal rüzgâriyle hür geçti.

    Başka yıldızda bir hayât imiş o.
    Yaşamak zevki her saatte esen,
    Dâimâ nurlu bir gece’ydi zaman.
    Dinliyen söyliyen kadar ârif,
    Seyreden oynıyan kadar hassas.
    “Chat – Noir” neş’esiyle “Lune Rousse” da,
    O devir, Gölgeler – Tiyatrosu’nun
    Kararan perdesinde bitti gibi.
    Başka yıldızda bir hayât imiş o.
    His ve haz yüklü kâinât imiş o.

    Yahya Kemal BEYATLI

  3. #13
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    EYLÜL SONU

    Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları
    Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.
    Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
    Yazlar yavaşca bitmese, günler kısalmasa...
    İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...
    Bor böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!
    Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
    Lakin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.
    Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,
    Bitmez bir özleyiştir, ölümden biter bile.

    Yahya Kemal BEYATLI

  4. #14
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    ZİYÂRET

    Yine birlikte, bu mevsimde, Atik – Valde’deyiz;
    Yine birlikte, bu mevsimde, gezip sezmedeyiz
    Bu çınarlarla siyah servilerin gölgesini;
    Bu şadırvanda suyun sanki ledünnî sesini.
    Eski mîmâra nasıl rahmet okunmaz burada?
    Suyu cennetten akıtmış bu güzel manzarada;
    Bu dıyarlarda, saatlerce temâşâya değer,
    Çini’den, solmıyacak bahçeler açmış yer yer;
    Mânevî râhata bir çerçeve yapmış ki gören,
    Başka bir âlemi görmekle, geçer kendinden.
    Bu ziyârette vakit geçti, güneş battı, yazık!
    Haz ve duyguyla Atik – Valde’de bir gün yaşadık.

    Yahya Kemal BEYATLI

  5. #15
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    YOL DÜŞÜNCESİ

    Bu def’a farkına vardım ki ihtiyarlamışım.
    Hayâtı bir camın ardında gösteren tılsım
    Bozulmuş, anlıyorum, çıktığım seyâhatte.
    Cihan ve ben değiliz artık eski hâlette.
    Mısır ve Sûriye, pek genç iken, hayâlimdi;
    O ülkelerde gezerken kayıdsızım şimdi.
    Bu gözlerim, medeniyetlerin bıraktığını,
    Beş on yıl önce, görür müydü, böyle taş yığını?
    Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddî.
    Demek ki alemin artık göründü serhaddi.

    Ne Akdeniz’'de şafaklar, ne çölde akşamlar,
    Ne görmek istediğim Nil, ne köhne Ehrâmlar,
    Ne Bâlebek’te lâtin devrinin harâbeleri.
    Ne Biblos’un Adonis’den kalan sihirli yeri,
    Ne portakalları sarkan bu ihtişamlı diyâr,
    Ne gül, ne lâle, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar,

    Ne Şam semâsını yâlel’le dolduran şarkı,
    Ne Zahle’nin üzümünden çekilmiş eski rakı,
    Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhât!
    Bu hâli, yaşta değil, başta farzeden bir zât
    Diyordu: "İnsana çarmıhta haz verir îman!"
    Dedim ki: "Hazreti İsâ da genç imiş o zaman."

    Eğer mezarda, şafak sökmiyen o zindanda,
    Cesed çürür ve tahayyül kalırsa insanda,
    - Cihan vatandan ibârettir, îtikadımca -
    Budur ölümde benim çerçevem, murâdımca;
    Vatan şehirleri karşımda, her saat, bir bir;
    Fetihler ufku Tekirdağ ve sevdiğim İzmir;
    Şerefli kubbeler iklimi, Marmara’yla Boğaz;
    Üzerlerinde bulutsuz ve bitmiyen bir yaz;
    Bütün eserlerimiz, halkımız ve askerimiz;
    Birer birer görünen anlı şanlı cedlerimiz;
    İçimde dalgalı Tekbir’i en güzel dînin;
    Zaman zaman da "Nevâ-Kâr’ı" doğsun, Itrî’nin.
    Ölüm yabancı bir âlemde bir geceyse bile,
    Tahayyülümde vatan kalsın eski hâliyle.

    Yahya Kemal BEYATLI

  6. #16
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    VUSLAT

    Bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
    Ömrün bütün ikbâlini vuslatta duyanlar,
    Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamânı,
    Görmezler ufuklarda, şafak soktuğu ânı...
    Gördükleri rü'yâ ezelî bahçedir aşka;
    Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgârı başka.
    Bülbülden o eğlencede feryâd işitilmez;
    Gül solmayı; mehtâb, azalıp gitmeyi bilmez...
    Gök kubbesi her lâhza, bütün gözlere mâvi...
    Zenginler o cennette fakirlerle müsâvi;
    Sevdâları hulyâlı havuzlarda serinler,
    Sonsuz gibi, bir fıskıye âhengini dinler.

    Bir rûh, o derin bahçede bir def'a yaşarsa
    Boynunda onun kolları, koynunda o varsa,
    Dalmışsa, onun saçlarının râyihasıyle,
    Sevmekteki efsûnu duyar her nefesiyle;
    Yıldızları boydan boya doğmuş gibi, varlık,
    Bir mû'cize hâlinde o gözlerdendir artık.
    Kanmaz, en uzun bûseye, öptükçe susuzdur,
    Zirâ, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
    İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan,
    Bir sır gibidir azcok ilâh olduğumuzdan.

    Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
    Bir gün nereden hangi tesâdüfle gelirler?
    Aşk, onları sevkettigi günlerde, kaderden
    Rüzgâr gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
    Geldikleri yol, Ömrün ışıktan yoludur o!
    Âlemde bir akşam ne semâvi koşudur o!
    Dört atlı o gerdûne, gelirken dolu dizgin,
    Sevmiş iki rûh ufku görürler daha engin,
    Simâları her lahza parıldar bu zafirle;
    Gök her tarafından, donanır meş'alelerle!

    Bir uykuyu cânanla berâber uyuyanlar,
    Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar
    Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda,
    - Zâlim saat ihmâl edilen vakti çalar da-
    Bir ân uyanırlarsa lezîz uykularından,
    Baştan başa, her yer kesilir kapkara, zindan...
    Bir fâciadır böyle bir âlemde uyanmak...
    Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak...
    Ey talih! Ölümden ne beterdir bu karanlık!
    Ey Aşk! O gönüller sana mâl oldular artık!
    Ey vuslat! O âşıkları efsûnuna râm et!
    Ey tatlı ve ulvî gece! Yıllarca devâm et!

    Yahya Kemal BEYATLI

  7. #17
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    UFUKLAR

    Rûh ufuksuz yaşamaz.
    Dağlar ufkunda mehâbet,
    Ova ufkunda huzur,
    Deniz ufkunda tesellî duyulur.
    Yalnız onlarda bulur rûh ezelî lezzetini.
    Bu ufuklar avutur rûhu saatlerce, fakat
    Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.
    Rûh arar kendine bir rûh ufku.
    Manevi ufku pek engin ulu peygamberler
    - Bahsin üstündedir onlar- lâkin
    Hayli mes'ud idiler dünyâda;
    Yaşıyorlardı havârileri, ashâbıyle;
    Ne ufuklar! Ne güzel rûh imiş onlar! Yârab!

    Annemin na'şını gördümdü;
    Bakıyorken bana sabit ve donuk gözlerle,
    Acıdan çıldıracaktım.
    Aradan elli dokuz yıl geçti.
    Âh o sâbit bakış el'an yaradır kalbimde,
    O yaşarken o semâvî, o gülümser gözler
    Ne kadar engin ufuklardı bana;
    Teneşir tahtası üstünde o gün,
    Bakmaz olmuşlardı artık bu bizim dünyâya.

    Yaşıyan her fânî
    Yaşıyan rûh özler,
    Her sıkıldıkça arar,
    Dar hayâtında ya dost ufku, ya cânan ufku.

    Yahya Kemal BEYATLI

  8. #18
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    SÜLEYMÂNİYE'DE BAYRAM SABAHI

    Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede,
    Bir mehâbetli sabâh oldu Süleymâniye'de.
    Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
    Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
    Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,
    Kalkıyor tozlu zaman perdesi her ân aradan.
    Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,
    Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.
    Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garib âlem bu!..
    Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
    Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
    O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
    Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
    Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
    Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
    Giriyor, birbiri ardınca, îlâhi yapıya.
    Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
    Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor.
    Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
    Adamış sevdiği Allâh’ına bir böyle yapı.
    En güzel mâbedi olsun diye en son dinin
    Budur öz şekli hayâl ettiği mimârinin.
    Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
    Seçmiş İstanbul’un ufkunda bu kudsi tepeyi;
    Taşımış harcını gaazîleri, serdâriyle,
    Taşı yenmiş nice bin işçisi, mimârıyle.
    Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
    Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,
    Tâ ki geçsin ezeli rahmete rûh orduları..
    Bir neferdir bu zafer mâbedinin mimârı.
    Ulu mâbed! Seni ancak bu sabâh anlıyorum;
    Ben de bir vârisin olmakla buğün mağrûrum;
    Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
    Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
    Senelerden beri rü'yâda görüp özlediğim
    Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.
    Dili bir, gönlü bir, imânı bir insan yığını
    Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
    Büyük Allâh’ı anarken bir ağızdan herkes
    Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;
    Yükselen bir nakarâtın büyüyen velvelesi,
    Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
    Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
    Dinliyor vecd ile tekrâr alınan Tekbîr'i;
    Ne kadar sâf idi sîmâsı bu mü'min neferin!
    Kimdi? Bânisi mi, mîmâri mı ulvî eserin?
    Tâ Malazgird ovasından yürüyen Türkoğlu
    Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
    Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,
    Çok büyük bir işi görmekle yorulmuş belli;
    Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
    Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
    Vatanın hem yaşıyan vârisi hem sâhibi o,
    Görünür halka bu günlerde tesellî gibi o,
    Hem bu toprakta buğün, bizde kalan her yerde,
    Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
    Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri,
    Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
    Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
    Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
    Çok yakından mı bu sesler, Çok uzaklardan mı?
    Üsküdar’dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
    Bursa'dan, Konya'dan, İzmir’den, uzaktan uzağa,
    Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
    Şimdi her merhaleden, Tâ Beyazıd'dan, Van'dan,
    Aynı top sesleri birdir geliyor her yandan.
    Ne kadar duygulu, engin ve mübârek bu seher!
    Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
    Dinliyor hepsi büyük hatıralar ruzgarını,
    Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
    Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
    Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
    Kosva’dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul’dan..
    Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
    Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
    Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı?
    Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
    Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
    Adalar'dan mı? Tunus’dan mı, Cezâyir'den mi?
    Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
    Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
    O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?
    Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
    Çok şükür Tanrıya, Gördüm, bu saatlerde yine
    Yaşayanlarla berâber bulunan ervâhı.
    Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

    Yahya Kemal BEYATLI

  9. #19
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    SONBAHAR

    Fânî ömür biter,Bir uzun sonbahâar olur.
    Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, târümâr olur.
    Mevsim boyunca kendini hissettirir vedâ;
    Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
    Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
    Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
    Teşrinlerin bu hüznü geçer tâ iliklere.
    Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.
    Dünyanın ufku gözlere gittikçe târ olur.

    Her gün sürüklenip yaşamak rûha bâr olur.
    İnsan duyar yerin dile gelmiş sükûtunu;
    Bir başka mûsikîye geçiş farz eder bunu.
    Teslim olunca va'desi gelmiş zevâline,
    Benzer cihâna gelmeden evvelki hâline.

    Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya
    Rûh öyle yollanır uyanılmaz bir uykuya:
    Duymaz bu anda taş gibi kalbinde bir sızı;
    Fark etmez anne - toprak ölüm mâcerâmızı.

    Yahya Kemal BEYATLI

  10. #20
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Yahya Kemal Bayatlı şiirleri

    SİCİLYA KIZLARI

    Sicilya kızları üryan omuzlarında sebû;
    Alınlarında da çepçevre gülden efserler,
    Yayar bu mahfile âsâbı gevşeten bir bû
    Ve gözleriyle derinden bakar gülümserler
    Sicilya kızları üryan omuzlarında sebû.

    Hadîkalarda nevâgîr iken şadırvanlar,
    Somâki kurnalarından gümüş sular dökülür.
    Ve hep civâra serilmiş dîvanlar
    İçinde bûseden ölmüş vücûtlar bükülür,
    Hadîkalarda nevâgîr iken şadırvanlar.

    Gerer beyaz kuğular nâzenin boyunlarını,
    Füsûn-ı nevm ile görmez bu âteşin ravza
    İçinde dalgalanan reng ü bû oyunlarını.
    Dalar huzûz-ı rehâvetle hâvzdan havza.
    Gerer beyaz kuğular nâzenin boyunlarını.

    Yahya Kemal BEYATLI

Benzer Konular

  1. Namık KEMAL Şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum N
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 17.Aralık.2011, 16:54
  2. Yahya Kemal Beyatlı
    Konu Sahibi NefeS Forum Edebi Kişilikler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Kasım.2009, 20:27
  3. Kemal Özer şiirleri
    Konu Sahibi Azecan Forum K
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 25.Şubat.2009, 09:45
  4. Erenköyünde Bahar > Yahya kemal beyatlı
    Konu Sahibi Farazi Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Şubat.2009, 02:20
  5. Hz. YAHYA (a.s)
    Konu Sahibi al-yazmali Forum Peygamberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 16.Ocak.2009, 11:18

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir, elektronik sigara, bebek deterjanı, instakip.com, Likit Servisi, istanbul hava durumu, yemek tarifleri, ingilizce kursu , besyo