Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 5 Toplam 5 Sayfadan BirinciBirinci ... 345
Toplam 45 adet sonuctan sayfa basi 41 ile 45 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #41
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Türkü Hikayeleri



    Suzan Suzi Türküsü ve Hikayesi

    Suzan (Suzi) ve Kırklardağı Türkü Hikayesi

    Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır. Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler.
    Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir ve Kırklar'a ***ürerek, bir kurban kestirirmiş. Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş. Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar. Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler. Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış. Kız On Gözlü
    Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiş.
    Türkü Sözü
    Kırklardağı'nın yüzü
    Karanlık sardı düzü
    Ben öleydim Suzi-Suzi
    Ziyaret çarptı bizi

    Köprü altı kapkara
    Anne gel beni ara
    Saçlarım kumlara batmış
    Tarak getir de tara

    Köprünün orta gözü
    Sular apardı düzü
    Ben öleydim Suzi-Suzi
    Dicle ayırdı bizi


    Kaynak: Diyarbakır Esma Ocak Yazar Büyüklerinden




    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  2. #42
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Türkü Hikayeleri

    Ah Le Yar Türküsü..


    TÜRKÜ SÖZÜ
    Sana olan duyguları bir bilebilsen
    Anlayabilsen belki severdin
    İçimdeki duyguları bir bilebilsen
    Belki benimdin
    Sana sevdiğim diyemem
    Yalan yalan yalan yalan
    Vallahi yalan inan ki yalan

    Ah le yar yar
    Yine başımda sevdan
    Ah le yar yar
    Geceler kara zindan
    Ah le yar yar
    Bir parçacık canım kaldı
    Onu da sen al

    Aklıma düştü gözlerin bir bıçak gibi
    Ah silah gibi cehennem gibi
    Söylenmemiş türkümdün sen
    Unutmam seni unutamam ki
    Sana sevdiğim diyemem
    Yalan yalan yalan yalan
    Vallahi yalan inan ki yalan

    Ah le yar yar
    Yine başımda sevdan
    Ah le yar yar
    Geceler kara zindan
    Ah le yar yar
    Bir parçacık canım kaldı
    Onu da sen al

    Kaynak: Yücel Arzen
    HİKAYESİ
    Yücel Arzen bir Eylül ayında Bursa'da sevdiği ama karşılık bulamadığı bir kıza yazmış bu türküyü. Bursa' da "Gurbet Ufukları" adlı şiir programına katıldığında yapıyor bu açıklamayı.



    Yücel Arzen - Beste Formu


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  3. #43
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Türkü Hikayeleri

    Neredesin Sen!!! Yavuz Bingöl


    Şu garip halimden bilen işveli nazlım
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
    Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    Ben ağlarsam ağlayıp gülersem gülen
    Bütün dertlerim anlayıp gönlümü bilen
    Sanki kalbimi bilerek yüzüme gülen
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    Sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
    Hiçbir tabip bu yarama melhem olmuyor
    Boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    NEŞET ERTAŞ

    HİKAYESİ
    1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılan, sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısı, yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

    İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğinde, “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaş, ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evlilikten, Necati, Neşet, Ayşe, Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında iken, kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaş, hayatını, bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.

    TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI ŞİİRİ

    Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
    Kırtıllar köyünde geldin dediler
    Babama Muharrem, anama Döne
    Dediysen Ata’yı bildin dediler

    Dizinde sızıydı anamın derdi
    Tokacı saz yaptı elime verdi
    Yeni bitirmiştim üç ile dördü
    Baban gibi sazcı oldun dediler

    O zaman babamdan öğrendim sazı
    Engin gönül ile Hakk’a niyazı
    O yaşımda yaktı bir ahu gözü
    Mecnun gibi çölde kaldın dediler

    Zalım kader devranını dönderdi
    Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi
    Babam saz çalarken bana zil verdi
    Oynadım meydanda köçek dediler

    Anam Döne İbikli’de ölünce
    Tam beş tane öksüz yetim kalınca
    Beşimiz de Perişan olunca
    Babamgile burdan göçek dediler

    Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
    Bu hali görenin yanıyor bağrı
    Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
    Bunlara bir ana bulun dediler

    Yozgat’ın Kırıksoku Köyü’ne vardık
    Bize ana yok mu diyerek sorduk
    Adı Arzu dediler bir ana bulduk
    İşte bu anadır buldun dediler

    En küçük kardaşı kayıp eyledik
    Onun için gizli gizli ağladık
    Üstelik babamı asker eyledik
    Yine öksüz yetim kaldın dediler

    Zalım kader tebdilimi şaşırttı
    Heybe verdi dalımıza devşirtti
    Yardım etti Yerköy’üne göçürttü
    Biraz da burada kalın dediler

    Yerköy’den Kırıkkale’ye geldik
    Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
    Kırşehir’e varınca kemanı çaldık
    Aferin arkadaş çaldın dediler

    Yarin aşkı ile arttı hep derdim
    Babamı bir yere dünür gönderdim
    Başlık çok istemişler haberin aldım
    İstemiyor yarin seni dediler

    Kırşehir’de yedi sene kalınca
    Düğün düzgün hepsi bize gelince
    Burada herkese yer daralınca
    Ankara’ya gider yolun dediler

    Ankara’da (sünnetçi) Veysel Usta’yı buldum
    Epeyce eğleştim, evinde kaldım
    Yüz lirayı verip bir yatak aldım
    Etti isen böyle buldun dediler

    Bir ev kiraladım münasip yerde
    Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
    Bu aşk hançerini vurdu derinde
    Çaresini bulamazsan ölün dediler

    Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
    Arada içerdim yarin aşkına
    Canan acımaz mı garip dostuna
    Buna da içeriye alın dediler

    Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparak, memleketin taşına, toprağına, insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.

    Ana vatanımsın, baba yurdumsun
    Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
    Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
    Hasretin bağrımda derin Kırşehir.
    Feleğin yazdığı kara yazıynan
    Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
    Kara kaşlarıynan, kara gözüynen
    Aşık etti beni birin Kırşehir

    Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adeta, tıpkı Yunus gibi, Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...

    Şu garip halimden bilen işveli nazlım
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
    Tatlı dillim, güler yüzlüm, ey ceylan gözlüm
    Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

    Bir başka türküsünde:

    Küstürdüm gönlümü güldüremedim
    Baharım güz oldu yazım kış oldu
    Gönüle yarini bulduramadım
    Baharım güz oldu, yazım kış oldu
    ALINTI


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  4. #44
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Türkü Hikayeleri

    Sunam Türküsü-Şükrüye Tutkun (Hikayesi)



    HİKAYESİ
    Suna köyün en güzel kızıdır. Köyün zenginlerinden Mehmet Ağa (Mehmet'i attım, emin değilim) sevmektedir Suna'yı. Suna da boş değildir Mehmet Ağa'ya, evlenirler haliyle. Lakin Mehmet Ağa'nın bir kötü huyu vardır, her akşam içmektedir. Evliliğin ilk akşamı Mehmet Ağa içip eve gelir, kapıyı çalar. Suna bakar kocası sarhoş, alır içeri, yemeğini yedirir, pijamalarını giydirir yatırır. Bu böyle 1-2 ay devam eder. Sonunda bir gün Suna'nın canına tak eder.

    Mehmet ağa o akşam gene sarhoş gelir kapıyı çalar. Suna açmaz. Mehmet ağa gene çalar, Suna'dan ses yok. Yarım saat çalar, kapı açılmaz. 1 saat çalar, yok. Çalmaya devam eder. Suna sonunda dayanamayıp kapıyı açar. 1 saatten uzun süredir kapıyı çalmakta olan Mehmet Ağa, Suna'yı karşısında görünce "bizde kapıyı geç açan karıyı makbul saymazlar" der, çeker vurur Suna'yı ve oracıkta sızar kalır. Sabah şafak vakti uyanır Mehmet Ağa, bakar çok sevdiği karısı yerde yatıyor, ölmüş. Hiçbir şey hatırlamamaktadır. "şafak söktü yine, sunam uyanmaz" diye başlar ağıt yakmaya.

    TÜRKÜ SÖZLERİ
    Şafak söktü gine sunam uyanmaz
    Hasret çeken gönül derde dayanmaz
    Çağırırım sunam sesim duyulmaz
    Uyan sunam uyan derin uykudan

    Çektiğim gönül elinden
    Usandım gurbet elinden
    Hiç kimse bilmez halinden
    Uyan sunam uyan derin uykudan

    Bunca diyar gezdim gözlerin için
    Niye küstün bana el sözü için
    Dilerim Allah'tan sızlasın için
    Uyan sunam uyan derin uykudan

    Çektiğim gönül elinden
    Usandım gurbet elinden
    Hiç kimse bilmez halinden
    Uyan sunam uyan derin uykudan

    Haydar Telhüner - Erzurum


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  5. #45
    Üye
    Üyelik tarihi
    Nisan.2012
    Mesajlar
    1

    Standart Cevap: Türkü Hikayeleri

    ya ne olur gözlerine bakmaya doyamam türküsünün hikayesini yazın

Benzer Konular

  1. Çiçek Hikayeleri
    Konu Sahibi Fairy Forum Bitkiler Alemi
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 23.Mart.2010, 15:31
  2. Aşk Hikayeleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Hikaye - Yazılar
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 17.Ocak.2010, 15:43
  3. sevgi hikayeleri
    Konu Sahibi ege Forum Hikaye - Yazılar
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 13.Mart.2009, 23:59
  4. dostluk hikayeleri
    Konu Sahibi ege Forum Hikaye - Yazılar
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 13.Mart.2009, 12:45
  5. Türkü Türkü sözleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum R-S-T-U
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Mart.2009, 21:32

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir, elektronik sigara, instakip.com, ingilizce kursu , besyo, dini sohbet, islami forum, ejzane.com, muhabbet