Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Türkiye'nin "RÜZGAR" cenneti ( Alaçatı )

    Türkiye'nin "RÜZGAR" cenneti ( Alaçatı )





    İzmir ilinin, Çeşme ilçesine bağlı Alaçatı beldesi, Çeşme yarımadasının “ince belinde”, rüzgarın kuzeyden güneye, güneyden kuzeye cirit attığı koridorun merkezinde yer alır. Yazın hakim rüzgar olan poyraz Alaçatı’ya “nefes aldırır”, kışın ise daha çok esen lodos beldede ılık bir iklim oluşturur. Alaçatı’da rüzgarlı gün sayısı (yılda 330 gün ile) Türkiye ortalamasının çok üzerindedir, bu da beldeyi dünyanın en önemli rüzgar surf’ü merkezlerinden biri yapmıştır.

    Kuzeyinde kumsalıyla ünlü Ilıca, güneyinde rüzgar surf’ü klüplerinin olduğu Alaçatı limanı, batısında zeytinlikler ve yeni yeni bağlarla kaplanmaya başlayan Karadağ bulunur.

    Denizden 3 km. içeride yer alan Alaçatı’nın denizden yüksekliği ise 16 metre. İzmir’den 70 km. uzaklıkta olan Alaçatı’ya, 90 km. uzaklıkta olan Adnan Menderes Havaalanından da ulaşım otoyolla çok kolay. İstanbul’dan kendi aracıyla yola çıkanlar için Yenikapı- Bandırma feribotundan indikten sonra 340 km.lik bir yol, Balıkesir- Manisa- İzmir üzerinden sizi 4-5 saatte Alaçatı’ ya ulaştırıyor.

    Ayrıca Alaçatı’ya Varan ve Ulusoy firmalarının düzenli otobüs seferleri var. İzmir’den Alaçatı’ya otobüsle ulaşmak için ise İzmir Garaj’dan veya Üçkuyular Garaj’dan Çeşme Seyahat otobüsüne binmeniz yeterli, 1 saat içinde Alaçatı’dasınız.

    Deniz yoluyla Alaçatı’ya gelecekler içiNo: Alaçatı yat limanı 38 derece 15 dakika kuzey enlemi ve 26 derece 23 dakika doğu boylamındadır. Alaçatı’nın bazı merkezlere uzaklığı şöyle:


    Alaçatı - İzmir : 70 km.
    Alaçatı - Çeşme : 7 km.
    Alaçatı - Ildır : 15 km.
    Alaçatı - Efes : 155 km.





    Antik Çağda adı "Agrilia" olan Alaçatı, Batı Anadolu tarihinde "İonia" diye adlandırılan, İzmir'in güneyinden başlayıp Menderes Irmağına kadar uzanan bölgenin tam merkezinde yer alır. Beldemize en yakın "ion" kentleri Alaçatı'nın bir köyü ve bugünkü adı Ildırı olan "Erythrai", Sakız adası yani "Chios" ve Urla İskelesi "Klazomenai"dir.

    Heredot Tarihi'nin birinci kitabında İonia hakkında şöyle yazar: "İon'lar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar İonia ile bir tutulabilir, hatta ne doğusu, ne batısı; kimisi soğuk ve ıslak, kimisi sıcak ve kurak olur." İon kentleri Akdeniz'deki kolonilerin de kurulmaya başlamasıyla M.Ö. 7. yüzyılda altın çağlarını yaşamışlardır. Bu dönemde 12 şehirden oluşan ion Birliği özellikle bilim, felsefe, heykeltıraşlık ve mimaride dünyaya yol göstermiştir. Sonraları Roma döneminde de parlak günler devam etmiş, Hristiyanlığın yayılmasında ve Bizans sanatının doğuşunda etken olmuşlardır.


    Erken Osmanlı tarihinde Alaçatı'ya kaynaklarda bir "Yaya-Müsellem" köyü olarak rastlıyoruz; yani fetihlerin genişlemesiyle, fethedilen yerlere iskanlarla nüfus ve asker sayısı artınca 1361 de kurulan ordu teşkilatının bir parçası : "Yaya" (piyade) ve "Müsellem" (süvari) köyü… Beldemiz adını da işte bu yıllarda yerleşen "Alacaat Aşireti"nden alıyor. 1830 larda Bölgenin ayanı Hacı Memiş Ağa - ki bugün adı Alaçatı'nın bir mahallesinde yaşamaktadır- depremlerle sarsılan Sakız Adasında yoksullaşan Rum nüfusu çeşitli işlerde çalışmak üzere bölgeye "davet eder", böylece yalnız Alaçatı değil, Çeşme, Karaburun ve Urla'nın da kaderi değişmeye başlar. Yerli nüfus "harpte savaşırken" Rum gençleri bağlarda, zeytinliklerde yardımcı olmaya başlarlar.



    Bu arada güneyi bataklık olan Alacaat köyünde halk sıtmayla da savaşmaktadır, bataklığı kurutmak üzere Alaçatı Limanına bir kanal açılmasına karar verilir. Kanal inşaatında çalışmak üzere gelen Rum işçilere büyük toprak sahibi Türkler tarlalarını "imar" edip işlemeleri koşulu ile verirler. Yeni köy de denizden birkaç kilometre içeride kurulur, bugün Alaçatı'nın birer birer restore edilmekte olan taş evlerinin çoğu 1850- 1890 yılları arasında inşa edilmiştir.

    19. yüzyıl sonunda artık "Alatzata" köyü (Rumlar "Alacaat"ı "Alaztata" yapmışlardır) özellikle bağları ve şarabı ile önemli bir üretim ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Çoğu Rum olan nüfus 12.000 e ulaşmıştır. 1873 te Alaçatı'da Belediye Teşkilatı kurulmuştur.

    1912 Balkan Savaşıyla Alaçatı'nın kaderi bir kez daha değişir. Balkanlardan kaçan göçmenlerin gelmesiyle Rumlar arasında panik ve göç başlar. 1919 da İzmir'in işgaliyle birlikte, Alaçatı'ya göçmüş olan Balkan göçmenleri bu sefer de Anadolu'nun içlerine doğru göçmeye başlarlar, bu süreç Kurtuluş Savaşının bitiminde Alaçatı'ya tekrar dönmeleriyle sonlanır.


    Bu arada 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında Lozan'da "mübadele anlaşması" imzalanır; dünyada ilk ve son kez yapılan bu uygulama ile 2 milyon insan yerinden yurdundan olur… Bu anlaşma uyarınca İstanbul'daki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar hariç Yunanistan'da yerleşik Müslümanlar Türkiye'ye, Türkiye'de yerleşik Ortodoks Rumlar da Yunanistan'a gönderilir.

    Böylece Balkan Savaşı yıllarında Alaçatı'ya Kosova 'dan ve Bosna'dan gelen Arnavut ve Boşnak göçmenlere Selanik (Karaferya'lılar), Kavala (Kınalı ve Karacaova'lılar), Girit ve İstanköy'den gelen mübadiller de eklenir ve Alaçatı nüfusu 10 yıl gibi kısa bir sürede tamamen değişmiş olur.




    Alaçatı Rum’lar zamanında bağcılık ve şarapçılık ile tarihinin parlak bir dönemini yaşadı. Mübadele sonrası ise Alaçatı’nın zorlu yılları başladı. Balkan’lardan gelen Müslüman Türkler bağcılık ve zeytincilik bilmezlerdi. Böylece Alaçatı’daki bağlar sökülüp yerine Selanik göçmenleri tütün diktiler; Kosova ve Bosna göçmenleri ise bildikleri iş olan hayvancılığa başladı. Ancak iklim ne tütün, ne de hayvancılık için uygun değildi. Binbir eziyetle yetiştirilen tütünden Alaçatı’ya gelen para ancak karın doyurmaya yetiyordu.

    1990 larda ilk rüzgar sörfü tutkunları geldi limana, 2000 li yıllarda da taş ev meraklıları…2001 yılında ilk küçük otel açıldı, yalnızca 3-4 yıl içinde Alaçatı Türkiye’nin en gözde tatil yörelerinden biri haline geldi.




    Alaçatı kendini diğer beldelerden nasıl farklı kıldı?

    Bozulmadan korunmuş, neredeyse en genci 100 yaşında olan taş evler birer birer onarıldı; küçük oteller ve restoranlar açıldı. Alaçatı’da Türkiye’nin en güzel küçük otellerinde konaklayabilir, restoranlarında en güzel yemeklerini yiyebilirsiniz. Alaçatı “kentsel sit” ilan edildi, beldemizde binalar aynen korunmak zorunda ve geleneksel mimariye uygun olmayan, çok katlı yeni bina yapılması artık mümkün değil.

    Alaçatı artık dünyanın en önemli rüzgar sörf’ü merkezlerinden biridir, bir çok uluslar arası yarışma beldemizde yapılır. Alaçatı sahilleri Akdeniz’in en temiz denizlerine, en güzel plajlarına sahiptir. Alaçatı’da sabahlara kadar yüksek sesli müzik yayını yapılmasına, bar veya diskotek açılmasına Belediye’miz izin vermiyor. Alaçatı’daki kahvelerde plastik sandalye göremezsiniz. Alaçatı’da sokaklar hala parke taşıyla kaplıdır. Alaçatı sokaklarında yazın klasik müzik dinletilerine rastlarsınız



    Kuşkusuz, Alaçatı taş dokusu ve rüzgar sörfü ile beraber, Türkiye’nin en gözde küçük otellerinin yer aldığı bir cennettir. Genelde 5-10 odalı bu şirin otellerin içinde huzur ve rahatlık ön plandadır. Kendinizi evinizde hissedeceğiniz otellerin çoğu hanımlar tarafından işletilir, bu da Alaçatı’ya zarafeti getirir.

    Özellikle Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim’de kuş sesleriyle uyanırsınız Alaçatı’da. Yaz sıcağında açık bıraktığınız pencereden hafif bir rüzgârla mis gibi çiçek kokuları girer içeriye ve iyi ki buradayım dedirtir size. Birçoğu, geçtiğimiz yüzyıldan kalan taş binaların, restorasyonu ile oluşmuş küçük otellerin içinde, o günlere ait birtakım izler bulabiliyorsunuz. Eski ile yeninin bu güzel uyumu sizi büyülüyor adeta. Alaçatı’da, çok değil, yalnızca 500 yatak var. Otel sahipleri sizlere en iyiyi sunmak için yarışıyorlar, doğal olarak kusursuz bir hizmet alıyorsunuz. Zaten aile işletmeleri olan otellerde siz de ailenin bir parçası oluveriyorsunuz.

    Oda kahvaltı hizmet veriyor küçük oteller. Kahvaltının en büyük özelliği ev reçelleri ve kendi topladıkları hurma zeytini. Kahvaltıları dayanılmaz kılan bu lezzetler buradan ayrılırken tüm misafirlerin evlerine götürmek istedikleri tatlar oluyor. Alaçatı otelleri, bu büyüsünü, pencerelerinde Alaçatı’lı hanımların el emeği perdelerinden, köy ekmeklerinden, günlük süt ve köy yumurtalarından da alır. Tüm bu ayrıcalıklar, Alaçatı’yı Alaçatı yapar.







    Alaçatı'nın Çevresi:

    ÇEŞME

    Alaçatı’nın idari olarak bağlı bulunduğu Çeşme ilçesi 25.000 nüfuslu bir merkezdir. 1566 yılında Çeşme Ceneviz’lilerden Osmanlı’ya geçer ve günümüze kadar korunmuş Çeşme Kalesi inşe edilir. Bugün müze olarak kullanılmaktadır. Çeşme roro limanı, yat limanı, sahildeki restoranları ve çarşısıyla ilgi çeker.

    ILICA PLAJI

    Çeşme ile Alaçatı’nın arasında bulunan Ilıca sahili görülmeye değerdir. 2 km. uzunluğa sahip geniş ve beyaz kumsalı, tropik plajları andırır. Ilıca’nın termal suyu bol olduğu için burada sağlık turizminin de gelişmesine olanak vermistir.




    DALYAN VE SAKIZLI KOY

    Çeşme`nin kuzey kıyılarında yer alan Dalyan ve Sakızlı koy, Çeşme merkezine 4 km. uzaklıkta olup; içerisinde balık restoranları ve pansiyonları ile hizmet vermektedir. Küçük bir yat limanına da sahip olan bu yerleşim alanı bir zamanlar ünlü denizci Turgut Reis’in fırtınadan kaçıp sığındığı koydur.

    ALTINKUM VE PIRLANTA PLAJI

    Çeşme yarımadasının güney ve güneybatısında bulunan Çiftlikköy’de birçok plaj bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Altınkum ve Pırlanta plajlarıdır. Altınkum plajı; altın gibi kumu ve manzarası ile ilgi çekmektedir. Pırlanta plajının ise en önemli özelliği “kite sörf”ünün bu alanda yoğun olarak yapılmasıdır.




    AYAYORGİ KOYU

    Ilıca`nın batısında yer alan Ayayorgi koyu, birçok gece ve gündüz kulübünü barındırmaktadır. Özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında ünlü şarkıcıların yoğun konser trafiği, binlerce insanın bu noktaya akmasına neden olur. Ayayorgi koyunun kuzey rüzgarlarına kapalı olması buradaki denizin sakin ve dinlendirici olmasını sağlamıştır.

    PAŞA LİMANI VE ŞİFNE

    Ilıca plajının kuzeydoğusunda yer alan Şifne ve Paşa limanı koyları plajları ve özellikle kaplıcalarıyla ilgi çeken bir yerdir.









    Alaçatı’nın Arnavut kaldırımı taşı ile kaplı dar sokaklarını iki ya da tek katlı taş evler gölgeler. İşte bu tarihi mimari doku Alaçatı’nın sahip olduğu en önemli ekonomik değerdir.

    Beldemizin bozulmadan keşfedilmesi ve taş evleri restore ederek yerleşenlerin, koruma amaçlı yapılaşmaya önem vermesi nedeniyle, Alaçatı, ülkemizin kontrollü gelişen ve korunan beldelerinden biri, belki de en güzeli haline gelmiştir. Alaçatı evlerinde yöreden çıkarılan ve işlendikten sonra sertleşen beyaz taş kullanılır. Bu taş, zaman içerisinde sarararak binaların yaşını yansıtır.



    Alaçatı evlerinde alt kat duvarları, birinci kat duvarlarına göre daha kalın işlenmiştir. Duvar yapımında çimento yerine kullanılan harç (içinde toprak, kireç, saman, yumurta akı vs. olan), evlerin kışın sıcak, yazın soğuk kalmasını sağlar. Bazı evlerin tamamında taş, bazılarının ise alt katında taş, üst katında tuğla ya da ahşap kullanmıştır.


    Beldemizde yeni inşa edilen evler, taşın maliyeti yüksek bir inşaat malzemesi olması nedeniyle, tuğla kullanılarak, köy sıvasıyla eski tarza uygun olarak yapılmaktadır. Eski evlerin çoğunda görüleceği gibi, dış etkenlerden korunmak amacıyla sıva ve sıva süsleri bolca kullanılmıştır. Sıva yapılmadan taş gösterilmek istenen duvarlarda, taş fazla işlenmeden ,sadece fazla çıkıntıları düzeltilerek, doğal görüntüsü korunarak kullanılır. Taşlar düzgün dikdörtgen haline getirilmeden, değişik boyutlarda yatay olarak yerleştirilir ve aralarda küçük taşlar da kullanılır. Bir Alaçatı evinde taş duvar görüntüsü vermek için kulanılan, taş kaplama veya kayrak kaplama, kesinlikle yapının görüntü kalitesini düşüren uygulamalardır.

    Sıvayla korunmuş eski Alaçatı evleri açık renk kireç badana ile boyanmıştır. Bunlar beyaz ve oksit sarı tonlarıdır. Kapı ve pencere kenarları bir çok evde çivit mavi kullanılarak çerçevelendirilmiştir. Pembe, yeşil, mavi, kırmızı gibi renkler Alaçatı kültüründe yoktur.






    İç bahçesi (avlu) olan evlerin 2- 4 metre yükseliğindeki bahçe duvarlarının kalınlığı 50 cm.dir. Evlerin pencereleri düz veya kemerli olarak yapılıp, dik ve uzundur. Yatay ve geniş pencereler kullanılmazlar. Depreme dayanıklı olması için kapı ve pencereler bina köşelerinden en az 1 m. uzaklıkta yer alır. Genelde kalın duvarlar güneş ışığının pencere boşluğundan odaya yayılmasını engeller. Bu nedenle pencerelerin bina içine bakan boşlukları genişletilerek ışığın daha bol girmesi sağlanır.

    Kapı ve pencere kepenkleri binayı süsleyen en önemli unsurlardır. Bu nedenle, ahşap veya demir dışında malzeme kullanılmamaktadır. Alaçatı evlerinde alaturka kiremit kullanılmıştır. Çatı köşe süslemeleri “kartal kanadı” denilen, iki oluklu kiremit kullanılarak yapılır. Alaçatı evlerinde zemin döşemeleri ahşap, kayrak taşı, doğal renkli ve klasik desenli karo plakalarla kaplanmıştır. Tamamen ahşap yapılan kat arası döşemelerde, kalın taşıyıcılar dikdörtgen veya yuvarlak formda yerleştirildikten sonra döşeme altı atkılar atılır ve döşeme tahtası çakılır. Eski zamanlarda Alaçatı evlerinin alt katları tütün depolamak veya hayvan barındırmak için; üst katları ise yaşam alanı olarak kullanılmıştır.

    Alaçatı’nın merkezi 2006 yılında “kentsel sit” ilan edilmiştir. Eski evleri aslına uygun olmaksızın onarmak veya geleneksel mimari dokuya aykırı unsurlar içeren yeni binalar yapmak yasaktır. Günümüzde onarılan bir çok taş ev, küçük otel, restoran, kafe ve alışveriş noktası olarak Alaçatı ekonomisine katkı sağlamaktadır.


    Konu sibel_08 tarafından (02.Temmuz.2011 Saat 23:16 ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Türkiye'nin ve Dünyanın Yükselen Değeri "THY" ve Duraklayacağı Nokta
    Konu Sahibi Sokak Şairi Forum Röportaj Köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Temmuz.2010, 11:48
  2. A Milli Takımımızın Yeni Teknik Patronu "Guus Hiddink"
    Konu Sahibi Sokak Şairi Forum Spor Genel
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 18.Şubat.2010, 09:47
  3. "Mürşit" ve "Şaki"
    Konu Sahibi SongüL Forum Tasavvuf
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Aralık.2009, 12:42
  4. Şu işi yarattım" yada "Yaratacağım" demek caiz midir?
    Konu Sahibi EKoL Forum Dinimiz isLam
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Mayıs.2009, 11:05

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun