Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 3 Toplam 13 Sayfadan BirinciBirinci 12345 ... SonuncuSonuncu
Toplam 128 adet sonuctan sayfa basi 21 ile 30 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #21
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    ARİYE MÜZESİ :


    Kariye İstanbul'da Edirnekapı semtindedir. Kariye (Khora) sözcüğünün anlamı eski Yunanca 'da kent dışı, kırsal anlamına gelirdi. Kaynaklarda çok eski bir tarihe ait sur dışında bir şapelden söz edilmektedir. Bu şapelin yerine ilk Khora Kilisesi Iustinianos'ça yeniden yaptırılmıştır. Çeşitli ek ve onarımlarla Kommenoslar Dönemine kadar ulaşan yapı, surlara yakın Blakhernai imparatorluk sarayının genişlemesiyle önem kazanmıştır. 11. yüzyılın sonlarında İmparator I. Aleksios'un kayınvalidesi Maria Doukaina kiliseyi yeni baştan inşa ettirmiştir. Kilise kubbesi dört kemerle taşınan kiborion şeklinde bir mekâna sahiptir.

    1204-1261 yılları arasındaki Latin işgali sırasında manastır ve kilise çok harap duruma gelmiştir.

    II. Andronikos (1282-1328) döneminde devrin ileri gelenlerinden, edebiyatçı, şair, ve hazine nazırı Theodoros Metokhites 1313'e doğru bu manastır ve kiliseyi onartmış, binanın kuzeyine bir ek, batısına bir exonarteks ve güneyine bir şapel (parekklesion) ekletmiştir. Ayrıca bu ekler mozaik ve freskolarla süslenmiştir. Güney cephede uzanan dar uzun tek nefli bir şapel olan parekklesion bir bodrum üzerine yapılmıştır. Üstü kısmen kubbe, diğer kısımları tonozla örtülüdür. Tek apsisi vardır. Bütün batı cephesi boyunca uzanan exonarteks bugünkü cepheyi oluşturur. Kuzey kanadı ise önemsiz bir dehlizden ibarettir. Yapının orta mekânını örten kubbe yüksek kasnaklıdır. Türk döneminde onarım görmüştür ve ahşaptır. Dış cephelerde yuvarlak kemerler, yarım payeler, nişler ve taş tuğla örgü sıraları ile plastik ve hareketli bir görünüm sağlanmıştır. Doğu cephesi dışa taşkın apsislerle bitmektedir. Orta apsis dıştan yarım kemerli



    bir payanda ile desteklenmiştir. İstanbul'un fethinden sonra bir süre daha kilise olarak kullanılan binayı 1511' de Vezir Hadım Ali Paşa camiye dönüştürmüştür. Daha sonra da yanına bir okul ve aşevi eklenmiştir: Mozaik ve freskolar cami olduktan sonra bazen tahta kepenklerle, bazen de badana ile örtülmüştür. 1948'den 1958'e kadar Amerikan Bizans Enstitüsü'nün yaptığı çalışmalar sonunda tüm mozaik ve freskolar ortaya çıkarılmıştır.

    Kariye mozaik ve freskoları Bizans resim sanatının son dönemine ait (14. yy.) en güzel örnekleridir. Bu mozaik ve freskolar şaşırtıcı bir benzerlik gösterir. Önceki dönemin yeknesak fonu burada görülmez. Derinlik fikri, figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleridir. Dış nartekste İsa'nın hayatı, iç nartekste ise Meryem'in hayatı ile ilgili sahneler yer alır. Dış narteksten iç nartekse geçilen kapının üzerinde bir Pantokrator İsa vardır. Sol tarafta İsa'nın doğumu, Vali Quirinus'un önünde nüfus sayımı, meleğin Yusuf'a görünüp Meryem'i alıp gitmesini öğütlemesi, ekmeğin çoğaltılması, suyun şaraba dönüştürülmesi; sağ tarafta ise haberci kralların İsa'nın doğumunu haber vermesi, felçlilerin iyileştirilmesi ve çocukların katli gibi sahneler vardır. İç nartekse geçildiğinde en güzel mozaik



    Deisis'tir. Ortada İsa, solunda Meryem, Meryem'in altında İsaakios, Kommenos ve İsa'nın sağında bir rahibe görülür. Bu kadın VIII. Mikhael Palaiologos'un kızıdır. Moğol Prensi Abaka Han ile evlendirilmiş ve kocasının ölümünün ardından İstanbul'a dönerek rahibe olmuştur. Bu bölümde kubbede İsa ve dilimler içinde İsa'nın ecdadı gösterilmiştir. Ana kiliseye giriş kapısı üzerinde ortada İsa, sol tarafta kiliseyi onaran ve mozaiklerle süsleyen Theodoros Metokhites

    kilisenin maketini sunar şekilde gösterilmiştir. Meryem'in İncil'de yer almayan hayat hikayesi ise apokriflere dayalı konulardan alınmıştır. İç nartekste Meryem'in doğumu, ilk adımları, Cebrail'in Meryem'e bir çocuğu olacağını haber vermesi, tapınağa örtülecek örtü için yün alınması gibi sahneler yer almaktadır. Esas kilisenin iç kısmında Meryem'in ölümü, çocuk İsa'yı taşıyan Meryem ve bir aziz mozaiği yer alır. Parekklesion'un tümü freskolarla süslüdür. Apsiste görülen Diriliş (Anastasis) sahnesi bir şaheserdir. Onun üst kısmında yer alan Son Duruşma sahnesi burada tüm olarak gösterilmiştir. Parekklesion'un sağ ve solunda görülen nişlerin mezar olduğu bilinir. Parekklesion kubbesinin ortasında Meryem ve Çocuk İsa, dilimlerinde ise 12 melek tasviri görünmektedir.
    Adres: Edirnekapı/İstanbul
    Müze Tel+90-212) 523 30 09
    Ziyarete açık günler : Sali hariç; her gün açıktır.
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #22
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    RAHMİ M. KOÇ MÜZESİ :


    Rahmi M. KOÇ Müzesi, Haliç'in kuzey kıyısında yaklaşık 2100 m2 lik alanda kurulmuştur. Alanın güneydoğusunda yer alan tarihi Lengerhane'ye bahçe kotu altında saydam rampa ile ek sergi binası bağlanmıştır. Anıtlar Yüksek Kurulu'nca II. Sınıf tarihi eser olarak değerlendirilen binanın 12. yüzyıldan kalma Bizans temelleri üzerinde olduğu sanılmaktadır. III. Ahmet döneminde kurulduğu tahmin edilen ve dökümhane olarak kullanılan binada gemiyi yerinde

    tutmak için denize atılan zincir ve ucundaki çıpa (lenger) üretiliyordu. III. Selim döneminde onarım gördüğü bilinen yapı, 1951 yılına kadar maliye tarafından kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise, Tekel-Cibali Tütün Fabrikası tarafından ispirto deposu olarak faydalanılmıştır. 1984 yılanda geçirdiği yangında üst örtü sistemi büyük zarar gören yapı unutulmaya yüz tutmuştur. 1991'de Rahmi M. KOÇ Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınan bina, ikibuçuk yıl süren titiz restorasyon çalışmalarından sonra 13 Aralık 1994 yılında teşhire açılmıştır. Müzede yer alan objelerin büyük bölümü Rahmi M. KOÇ'un özel koleksiyonundan derlenmiştir. Çeşitli kurum ve kuruluşlardan, şahıslardan bağış veya süreli olarak alınan eserler de müzede sergilenmektedir. Müze koleksiyonunun temelini gerçek eserler ve bunların modelleri, bilimsel ve mekanik objeler içermektedir. Müzenin gezi planını Lengerhane binası ve ek bina olarak sınıflandırırsak; giriş, yol seviyesinin altında olup, eski bina içerisine dar bir tünelle çıkılır. Bu tünelde, restorasyon çalışmaları sırasında bulunan lenger, gülle ve top parçaları sergilenmektedir. Tünelden sonra iki yöne doğru çıkan merdivenler, girişi bir üst kata bağlar. Müzenin birinci katında çeşitli kara ve deniz araçlarında ve sanayide kullanılmış olan buhar makinaları, buhar türbinleri ve buhar kazanları modelleri yer almaktadır. Makine modelleri içinde en ilgi çeken parçalar; yandan çarklı vapur makinaları, buhar yerine gaz ile çalışan içten yanmalı motorlar ve sıcak hava motorlarının yanı sıra, 1900'lü yıllara ait hafif vasıtaları harekete geçirmekte kullanılmış çalışan ölçekli modellerdir. Müzenin orijinal ve önemli eserlerinden biri, Şirket-i Hayriye vapurlarından 1911 İngiltere yapımı 67 No'lu Kalender Vapuru'nun buharla çalışan üç genleşmeli sancak orijinal ana makinası olup, İstanbul Boğaziçi'nde uzun seneler yolcu taşımış olan bu vapurun ölçekli modeli ile birlikte bu katta yer almaktadır.

    Lokomotif ve vagonların bulunduğu vitrinde lokomotiflerin gelişimi kronolojik olarak sergilenmiştir. 1829 yapımı Rocket adı verilen lokomotif, yine buhar ile çalışın tramvay, itfaiye arabası ve yol yapımında kullanılan silindirler, genel amaçlı tek silindirli tarımda kullanılan çekme makine modelleri ile yapımcıları Türk olan lokomotif ve ayrıca gaz ile çalışan jeneratör de bu katta sergilenmektedir. Yine bu bölümde, 1700'lü yıllardan 1900'lü yıllara kadar yapılmış çeşitli saat ve


    saat mekanizmaları örnekleri görülebilir. Lengerhane binasının asma katında, 13. yüzyıl İslam astronomi bilginleri tarafından gök cisimlerinin ufuk çizgisinden yüksekliklerini hesaplarken yararlandıkları usturlablar ve bir yüzünde trigonometrik hesap cetveli bulunan çeyrek daire şeklindeki rub'u tahtaları ile değişik zamanlara ait güneş saatleri sergilenmektedir. Sergilenen objeler arasında astronomi araçlarından 18. yüzyıla ait iççubuk, 19. yüzyıla ait sekstant, oktant ve güneş sistemi modelleri, teleskoplar, çeşitli dürbünler, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında kullanılmış mikroskopları görebilirsiniz. Bilimsel aletler bölümünün son vitrininde ise, vakum pompaları, cam ve ahşap abaküsler, hesap makinaları, Edison ampüllerinin kopyaları, 20. yüzyıl başlarında kullanılan elektrostatik aletler, dinamo ve galvanometreleri inceleyebilirsiniz. İletişim aletlerinin sergilendiği birinci vitrinde telgraf cihazı, ilk telefonlar, Edison fonografının replikası, 19. yüzyıl sonunda kullanılmış değişik modellerde gramofonlar ilginizi çekebilir. Diğer vitrinde, 1910-1945 yıllarına ait çeşitli modellerde kulaklıklı, hoparlörlü, ağaç mobilyalı radyolar, radyo-pikaplar sizi yakın geçmişe götürecektir. Bir adım sonra, ilk örneği 19. yüzyıla ait, üç boyutlu görüntü sağlayan stereoscoplar, değişik yıllarda kullanılan kameralar, fotoğraf makinaları, daktilolar ve 1950'li yılların siyah- beyaz televizyonlarına rastlayacaksınız. Lengerhane'den ek binaya inen merdiven duvarlarında 20. yüzyıl başlarına ait gemi modellerini, Osmanlı savaş gemilerinde kullanılmış küçük kalibreli toplar ile gemi yön bulma (DF) antenlerini görebilirsiniz.Merdivenleri bitirip salona ulaştığınızda, Ege Bölgesi'nde 1950'li yıllardan müzeye hibe edilene kadar hizmet vermiş olan Bademli Zeytinyağı Fabrikası'nın buhar ile çalışan orijinal ana makinası ve presi ile karşılaşacaksınız.


    Havacılık bölümünde, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında kullanılan İngiliz, Alman, Fransız ve İtalyan yapımı eğitim, keşif, avcı ve bombardıman uçak modelleri yanında bazı orijinal uçak motorlarını görebilirsiniz. Bu bölümdeki diğer enteresan bir obje, Hitler'in Ploesti'deki (Romanya) rafinerisine 1943'te yapılan baskından dönerken Antalya yakınlarında denize düşen Amerikan B-24 bombardıman uçağının dipten çıkarılan pilot kabinidir.

    Hemen arkanızda, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü'nden süreli olarak alınan, 1894 Alman yapımı değerli kağıt ve pul basım makinasını farkedeceksiniz. Aynı bölümde, gösteri amacıyla müzenin anı parsını bastığımız, 19. yüzyıla ait İngiliz yapımı madeni para basma makinası ilginizi çekecektir.

    Bisiklet, motorsiklet ve çocuk arabaları darphane makinalarının hemen ardında yer almaktadır. 1861 yılında karoseri ustası P. Michaux ve oğlunun bir drezinin ön tekerleğinin poyrasına bir çift demir kaldıraç takmasıyla ilk pedallı tekerlek ve onunla birlikte ilk velespet ortaya çıktı. Bu bölümde birgün 1867 yılı Fransız yapımı velespet, 1870 yılı İngiliz yapımı penny-farthing gibi ilk yüksek tekerlekli bisikletlerden, 1992 yılı Amerikan yapımı Harley Davidson motorsikletine


    kadar iki tekerleklilerin tarihsel gelişimini takip edebilirsiniz. Ayrıca çocuk bisikletleri ve pusetleri de müzenin en sevimli kompozisyonu olarak karşınıza çıkacaktır. Ziraatte kullanılan buhar makinaları, ilk zamanlar atlarla çekilerek çalışacakları sahalara getirilirlerdi. Daha geç dönemlerde, makinalar kendi buhar güçleriyle hareket edebilecek teknolojiyle donatıldılar. 1880'li yıllara ait orijinal seyyar buhar makinası ile kendi hareket edebilen çekici buharlı traktör müzenin önemli birer eseri olarak alt salonun orta bölümünde karşımıza çıkıyor. Ayrıca bu bölümde yer alan vitrinlerde, 20. yüzyıl başlarında kullanılmış çeşitli araba markalarının modelleri, lokomotifler ve oyuncaklar izleyicinin beğenisine sunulmaktadır. Denizcilik bölümü müze koleksiyonunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu bölümde, eski dalgıç kıyafetleri ve donanımlarını, duvarlarda değişik dönemlere ait yarım gemi modellerini, gemi figürleri, gemi fenerleri, yelken donanımları, kampanalar, yalpa müşirleri ve geni resimlerini göreceksiniz. Ayrıca, 19. yüzyıl sonunda İngiltere'de nehirlerde kullanılan çift kürekli gezinti kayığı ile çeşitli yıllarda kullanılmış pusula, sekstant, deniz kronometreleri gibi seyir aletleri vitrinlerde ilginizi çekecektir. Denizcilik bölümünün diğer bir ilginç köşesi, 1922 yılı İngiliz yapımı John Mc Kay isimli geminin orijinal parçaları kullanılarak telsiz odası dizayn edilen kaptan köşküdür.


    Burada çalışan seyir aletleri ve anons devreleri ile ziyaretçilerin kendilerini gerçek, faal bir geminin kaptan köşkünde olduklarını hissetmeleri sağlanmıştır. Müzenin çıkış bölümünde, buhar makinalı gemilere ait buhar basınç göstergeleri, buhar ile çalışan tulumbalar ve yardımcı makinalar sergilenmektedir. Ayrıca çeşitli ebatta pervane ve şaftlar ile ilkel dıştan takma deniz motorlarının yer aldığı bu bölüm ile kapalı alandaki gezi güzergahı son bulmaktadır.

    Müzenin açık teşhir alanlarında 1930'lu yıllarda Ayancık Kereste Fabrikası'na Çangal ve Zingal bölgelerinden tomruk taşıyan ve günümüze ulaşan üç dekovilden biri olan buharlı dekovil sergilenmektedir. 1829'da kurulan Üsküdar-Kadıköy Tramvayları T.A. Şirketi'ne bağlı 20 Numaralı Kadıköy- Moda tramvayı ilk seferini 29 Ekim 1934 tarihinde yapmıştır. 1966'da hizmetten kaldırılan bu tramvay şimdi müze bahçesinde ziyaretçilere eski günleri yaşatmaktadır. En kötü hava koşullarında bile batmama özelliği gösteren 1951 İngiliz yapımı Kıyı Emniyet kurtarma botu, bahçenin diğer bir zenginliğini oluşturmaktadır. Müze bahçesinin diğer bölümünde sergilenen objeler içinde çeşitli gemi demirleri, şamandıralar, yüzer havuz buhar kazanı ile Zafer Gemisi'nin torpido tüpü yer almaktadır. Yolun karşısında otopark alanının yanında F-104 Starfighter savaş uçağı özellikle genç ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
    Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç; her gün açıktır.
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  3. #23
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    SADBERK HANIM MÜZESİ :


    Müzenin Tarihçesi
    Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, iki ayrı yapı içinde yer almaktadır.Bunlardan birincisi, 19. yüzyıl sonlarında inşa edildiği kabul edilen, üç tam bir çatı katından oluşan ve üslup olarak Avrupa halk geleneksel mimarisinden örnek alınarak yapılmış bir yapıdır. Kagir zemin üzerine ahşap/bağdadi tarzda inşa edilmiş olup, "Azaryan Yalısı" olarak bilinmektedir. Yalı, 1950 yılında Koç ailesince satın alınmış ve müzeye dönüştürülmesine karar verilen 1978 yılına kadar da, yazlık olarak kullanılmıştır. 1978-1980 yılları arasında, Sedat Hakkı Eldem'in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla

    bina müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu sergilenmek üzere, 14 Ekim 1980 yılında ziyarete açılmıştır. Bahçesiyle birlikte 4280 m2 olan Azaryan Yalısı 400 m2 lik bir alana oturmaktadır. Giriş katında, hediyelik eşya dükkanı ve ufak bir çay salonu bulunmaktadır. Bugün kullanılmayan ana girişin tavanı, eski Roma mimarisinden esinlenilmiş kartonpiyer kasetlerle süslüdür. Katlara ahşap merdivenle çıkılır ve duvarlar mermer taklidi kalem işi boyalıdır. Giriş katının üzerindeki birinci ve ikinci katların orta ana salonları ve bunlara açılan odalar sergileme mekanları olarak kullanılmaktadır. Çatı katında ise, eser depoları, çalışma odaları ve kitaplık bulunmaktadır. Binanın dış yüzünde, pencere aralarında, (X) şeklinde ahşap süslemeler binayı diğer yalılardan ayırır. Ayrıca bina yüzeyindeki kabaralar, halk arasında "Vidalı Yalı" olarak anılmasına da neden olmuştur.

    Vehbi Koç Vakfı'nın, 1983 yılında satın alarak Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonlarına kattığı Kocabaş eserlerinin sergilenebilmesi için, mevcut binanın hemen yanında bulunan ve 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği sanılan, yarı yıkık durumdaki başka bir yalı, ön cephesi aslına uygun olarak, yeniden inşa edilmiştir. Restorasyon projesi İbrahim Yalçın tarafından hazırlanan müzenin inşaatı iki yıl sürmüştür. 24 Ekim 1988 yılında "Sevgi Gönül Binası" adıyla açılan bu


    müzede İslam öncesi arkeolojik eserler sergilenmektedir. Çağdaş bir müze uygulaması nedeniyle 1988 "Europa Nostra" ödülüne layık görülmüştür. Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Bu önlem yangın tehlikesine karşı alınmıştır. Önden üç, arkadan zemin dahil dört kat olan binanın giriş katında, çok amaçlı bir salon ve konservasyon laboratuvarı bulunmaktadır. Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde, arkeolojik eserler sergilenmektedir. Sergileme alanı toplam 625 m2 dir. Girişteki salon Afyon beyazı, merdivenler ve sergi salonlarının zemini siyah Adapazarı mermeri ile kaplıdır. Sergi salonları gün ışığına kapatılmış ve vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir müze hüviyeti kazanmıştır.
    Ziyarete açık günler : Çarsamba hariç; her gün açıktır
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  4. #24
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    İSTANBUL TEKEL MÜZESİ :


    1941'de İnhisarlar Umum Müdürlüğü adıyla kurulan Tekel'in 1985 yılına kadar bir müzesi bulunmamaktaydı. Tekel'in geçirdiği değişiklikleri yansıtmak amacıyla 22 Mart 1985 tarihinde Cibali Sigara Fabrikası'nda bir "Tekel Müzesi" kurulmasına karar verildi.
    Müzede demirbaş kayıtlarına göre 306 obje bulunmaktadır.
    Bunlardan bazıları şunlardır:

    - Atatürk için yapılan ilk sigara örnekleri, Cumhurbaşkanlarımız için yapılan sigaralar.
    - Sigara paketleme, puro ve dokuma makinesi; tezgâh ve avadanlıklar.
    - 1925 model İtalyan yapımı itfaiye otomobili.
    - Sigara poşeti, karton kutu ve diğer ambalaj malzemeleri.
    - Fabrikada yapılan sigaraları gösteren alfabetik katalog.
    - Reji idaresi zamanında yapılan sigara örnekleri albümü.
    - Fabrikanın muhtelif mekânlarının eski fotoğraflarını gösterir albüm.
    - Tablolar.
    - Reji idaresinden kalan masa, sandalye, çalışma ofisi, büro malzemeleri, abajurlar, kalite kontrol cihazı ve malzemeleri.
    - Eski tip kalorifer, radyatör, eski tip çini sobalar, mühür ve muhtelif kişilerce bağışlanan malzemeler.
    - Yurdumuza gelen yabancı devlet adamları için yapılan sigara ve paket örnekleri.
    - Biri Atatürk portresi işlemeli iki ipek halı.
    - Eski tip puro ve dokuma tezgâhları.
    - Yurdumuzda üretilen tütün tipleri, balyaları ve balya sandığı örnekleri.
    - Cibali Sigara Fabrikamızın Has Vakfına tahsisi ile Tekel Müzesi için yeni bir mekân oluşturulmaktadır.
    Adres: Tekel Gn. Md. Basın ve Halkla İliş. Md. Unkapanı/İstanbul
    Tel: (212) 532 33 13
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  5. #25
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    TEKFUR SARAYI :


    İstanbul'un Edirnekapı ile Haliç arasındaki kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiştir. Araştırmalara göre, 13. yüzyıla ait olduğu belirtilir. 1453 tarihinde, İstanbul'un fethinden sonra çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. 1955-1970 yılları arasında onarım görmüştür. Tekfur Sarayı Bizans Döneminden zamanımıza gelen tek örnektir.
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  6. #26
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    Atatürk’ün İlk İstirahatgahı

    Etnografya Müzesi Ankara’nın Namazgah adı ile anılan semtinde, Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Bu tepe, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 15 Kasım 1925 tarihli Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Milli Eğitim Bakanlığı’na müze yapılmak üzere bağışlanmıştır.

    1924’te İstanbul’da Prof. Celal Esad (Arseven) başkanlığında, daha sonra 1925 yılında İstanbul Müzeleri Müdürü Halil Ethem başkanlığında, eser toplamak ve satın almak üzere özel bir komisyon kurulmuştur. Satın alınan 1250 eser, 1927 yılında inşası tamamlanan müzede teşhir edilmiştir. Müze Müdürlüğü’ne de Hamit Zübeyr Koşay atanmıştır.

    15 Nisan 1928 yılında müzeyi ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal Paşa müze hakkında bilgi aldıktan sonra, Afgan Kralı Amanullah Han’ın Türkiye’yi ziyaretleri nedeniyle, müzenin hizmete açılmasını istemiştir. Müze 18 Temmuz 1930’da halka açılmış ve 1938 Kasım ayında müzenin iç avlusu, geçici kabir olarak ayrılıncaya kadar açık kalmıştır. Atatürk’ün naaşı, 1953’te Anıtkabir’e nakline kadar burada kalmıştır. Bu kısım halen Atatürk’ün anısına hürmeten sembolik bir kabir şeklinde korunmaktadır. Üzerinde beyaz mermere yazılmış şu kitabe bulunmaktadır:

    “Burası 10.11.1938’de sonsuzluğa ulaşan Atatürk’ün 21.11.1938’den 10.11.1953’e kadar yattığı yerdir.”

    15 yıl süreyle Etnografya Müzesi Anıtkabir işlevi görmüştür. Devlet başkanlarının, elçilerin, yabancı heyetlerin ve halkın ziyaret yeri olmuştur. Bu süre içinde müzede çalışmalar sürdürülmüş; 6-14 Ekim 1956 tarihinde, Uluslar arası Müzeler Haftası nedeniyle, gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra müze tekrar halkın ziyaretine açılmıştır. 2005 yılında yeniden düzenlenmiştir.

    Binanın mimarı Arif Hikmet (Koyunoğlu) Cumhuriyet Dönemi mimarlarından en değerlilerinden birisidir.

    Bina dikdörtgen planlı olup tek kubbelidir. Yapının taş duvarları küfeki taşı ile kaplanmıştır. Alınlık kısmı mermer olup üzeri oyma süslüdür.

    Binaya 28 basamaklı bir merdivenle çıkılır. 4 sütunlu, üçlü bir giriş sistemi vardır. Kapıdan girilince kubbe altı holüne ve buradan da iç avlu denilen sütunlu kısma geçilir. Buranın ortasına mermer bir havuz yapılmış, çatı kısmı açık bırakılmıştır. Daha sonra bu iç avlu Atatürk’e geçici kabir olarak ayrıldığında, havuz bahçeye nakledilerek, çatısı kapatılmıştır. İç avlunun etrafında simetrik olarak büyüklü küçüklü salonlar yer almaktadır. İdare kısmı müzeye bitişik olup iki katlıdır.

    Müze önünde at üstünde duran Atatürk heykeli 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İtalyan sanatkarı B. Conanica’ya yaptırılmıştır.

    Etnografya Müzesi, Türk sanatının Selçuklu döneminden zamanımıza kadar devam eden örneklerinin sergilendiği bir müzedir.

    Anadolu’da düğün töreni ve Anadolu’nun çeşitli kentlerine ait gelin giysileri, Türk işleme sanatı, halı ve kilim sanatı, maden sanatı, kahve kültürü ve sünnet törenlerinin sergilendiği salonlar, müze girişinin sağ tarafında yer alır.

    Girişin sol tarafındaki salonlarda ise, çini ve cam eserler, Osmanlı Dönemi hat sanatı örnekleri ile Selçuklu ve Beylikler Dönemine ait nadide eserler sergilenmektedir.


    Talatpaşa Bulvarı Türkocağı Sok. No: 4 ULUS
    Tel: (312) 310 95 56-311 30 07
    Pazartesi hariç her gün açık
    Yaz 08:30-17:30 Kış 08:00-17:00
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:27 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #27
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!


    AŞİYAN MÜZESİ






    Telefon:0212 263 69 86
    İlçe: Bebek
    Adres: Aşiyan Yokuşu, Bebek İstanbul


    Ünlü Türk Şairi Tevfik Fikret`in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan AŞİYAN; 1940 yılında eşi Nazime Hanım`dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınıp, 1945 yılında Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak açılmıştır. Daha önceleri Eyüp mezarlığında bulunan naaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze "Aşiyan Müzesi" adını almıştır.

    Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça "Yuva" anlamına gelen Aşiyan kelimesini de buraya isim olarak koymuştur. Bahçe içerisinde ahşap 3 katlı olan Aşiyan Müzesinin zemin katı bugün idari işler için kullanılmaktadır.

    Birinci katta Edebiyat-ı Cedideciler`in fotoğraf, kitap ve özel eşyalarının sergilendiği Edebiyat-ı Cedide Odası, Abdülhak Hamit`e ait kişisel eşyalar, tablolar, fotoğraflar, çalışma masası ve koltukların bulunduğu Abdülhak Hamit Salonu, kadın şairlerimizden Nigar Hanım`a ait kitaplar, fotoğraf, resimler, şahsi arşiv ve eşyalarının sergilendiği Şair Nigar Hanım Odası bulunmaktadır.

    Tevfik Fikret`e ayrılmış olan ikinci katta; şairin yatak odası ve çalışma odası yer almaktadır. Şairin yaşadığı yıllarda yatak odası olarak kullandığı odada; şahsi eşyaları, vefat ettiği yatak ve Mihri Hanım tarafından şairin yüzünden alınan maskın kopyası gibi objeler sergilenmektedir. Çalışma odası olarak kullandığı odada ise; çalışma masası ve koltuğu, kendisi tarafından yapılan resim çalışmaları, tablolar bulunmaktadır.
    Şehzade Abdülmecit Efendinin, Tevfik Fikret`in "Sis" şiirinden esinlenerek yaptığı ünlü "Sis"tablosu da buradadır.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar-Pazartesi günleri hariç 09.00-16.00 saatleri arasında açıktır.
    Ücret: Ücretsiz
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:28 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  8. #28
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!


    BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ (BJK) MÜZESİ
    İlçe: Kabataş
    Adres: İnönü Stadı altı, Dolmabahçe Kabataş


    Beşiktaş Jimnastik Kulübü 1903`te "Osmanlı Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü" adıyla kurulduğunda tahtın sahibi II.Abdülhamid idi. Osmanlı İmparatorluğu`nu 1876`dan 1909`a dek 33 yıl boyunca sıkıyönetimle yöneten ve kurduğu müthiş istihbarat ağıyla uçan kuştan bile haberi olan Abdülhamid`in BJK`nın kuruluşuna "olur" vermesi ilginçtir. Çünkü onun döneminde üç kişiden fazla adamın biraraya gelmesi bile yasaktı.

    Serencebey`deki Osman Paşa Konağı`nda düzenli olarak biraraya gelen ve hem memleket meselelerini tartışan hem de spor yapan 26 genç adamın temellerini attığı BJK`nin "Türkiye`nin ilk spor kulübü" ünvanıyla ete-kemiğe bürünmesine Abdülhamid gönül rahatlığıyla izin vermiştir. Üstelik en yakın adamlarından Kenan Bey`i de "ortalığa göz-kulak olması" amacıyla kulübe üye yaptırmıştır. O Kenan Bey ki aynı zamanda Hasan Paşa Karakolu`nun komutanıydı ve BJK`yı kuran 26 kişinin aldığı nefesi bile jurnal olarak saraya yolluyordu. Bu 26 genç adamın hemen hepsi sarayın hizmetinde bulunmuş ya da bulunmaya devam eden kimselerdi. Hepsi devletin sorumlu bireyleriydi. Toplandıkları konağın sahibi de Medine-i Münevvere Muhafızı Şeyhülharem Osman Paşa`ya aitti. Osman Paşa`nın oğlu Hüseyin Bereket, Mehmet Şamil, Ahmet Fetgeri, Padişah`ın kuşçubaşısı Behçet Bey, Başmabeyni Mehmet Paşa ve tüm arkadaşları kulübün kurucuları arasındadır.

    İşte böyle bir ortamda kurulan BJK`nin müzesinde kulüple ilgili kupalar, fotoğraflar, belgeler, formaların yanısıra koyu bir Beşiktaş taraftarı olan Pakistan Devlet Başkanı Perviz Müşerref`in kulübe hediye ettiği özel bir kılıç da bulunuyor.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Her gün 10.00 - 18.00 satleri arasında ücretsiz gezilebilir.
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #29
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!

    BASIN MÜZESİ

    Telefon:0212 513 84 58 – 511 08 75
    Fax: 0212 513 84 57
    E-mail: bm@tgc.org.tr
    Web: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti
    İlçe: Çemberlitaş
    Adres: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, Divanyolu Cad. No:84 Çemberlitaş İstanbul

    Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından 1865 yılında Neo-klasik tarzda inşa edilmiş olup, Maarif-i Umumiye Nezareti ve İstanbul Darülfünun hizmetlerinde kullanılmıştır. Darülfünun olarak hizmet verdiği sıralarda (1875 Yılında) Uluslararası Resim Sergisi burada açılmıştır. II. Abdülhamit döneminde sansür binası olarak kullanılmıştır. 1908 yılında Şehremaneti’ne (İstanbul Belediyesi) devredilmiştir. 1908 yılından 1983 yılına kadar Belediyenin çeşitli bölümleri bu binada hizmet vermiştir.

    1983’de dönemin Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl ve (Türkiye) Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun (Nezih Demirkent dönemi) birlikte yaptıkları görüşme sonunda Basın Müzesi olarak hizmet vermesi kararlaştırılmıştır. 1984-1988 yılları arasında restore edilip 9 Mayıs 1988 tarihinde hizmete açılmıştır.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, İstanbul`un ünlü kültür ve sanat merkezlerinden biridir. Ayrıca, Türkiye`nin tek Basın Müzesi dünyadaki benzerlerinden daha üstün niteliklere sahiptir. Başka ülkelerdeki Basın Müzeleri ya basın teknolojisine yönelik olmakta ya da basın - yayın dünyasındaki eserleri içermektedir.

    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, müzecilik açısından taşıdığı bu üstünlüğünün yanı sıra, kültür ve sanat etkinlikleri yönünden de devletçe dahi gerçekleştirilmeyen işlevleri yerine getiriyor. Konferans ve panel, gibi toplantılarla, çeşitli sanat çalışmaları ve değişik seminerler düzenlemesi Basın Müzesi`nin faaliyetlerinden yalnızca birkaçı.

    4 kattan oluşan Basın Müzesi, yalnız Sultanahmet – Çemberlitaş - Beyazıt turistik çevresinin bir kültür-sanat merkezi olmakla kalmıyor, İstanbul’un önde gelen bir övünç kaynağı oluyor.

    Teknolojik Nostalji: Basın Müzesi`nin salonlarında basın teknolojisinin başlangıçtan bu yana geçirdiği evrimi izlemek olasıdır. Taşbaskı örnekleri, düz baskı makinesi, rotatif tipo entertip, prova tezgahları, giyotin, eski daktilolar, teleksler, telefotolar arasında ücretsiz olarak nostaljik bir gezi yapabilirsiniz.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazar günleri haricinde her gün 10.00-17.00 saatleri arasında açıktır.

    Ücret:Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:25 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  10. #30
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Müzelerimiz!


    HAVACILIK MÜZESİ

    Telefon:0212 663 24 90 / 2215
    Fax: (0212) 663 15 60
    İlçe: Yeşilyurt
    Adres: Hava Harp Okulu Komutanlığı, Yeşilyurt İstanbul



    İlk havacılık müzesi, 1971 yılında İzmir Cumaovası sivil hava alanında ziyarete açılmış ve 1978 yılına kadar burada kalmıştır. 1974`te müzenin İstanbul`a taşınması gündeme gelmiş ve gerekli girişimler başlatılmıştır. Müze, 1985 yılında Yeşilköy`de ziyarete açılmıştır. O günden başlayarak yapılan çalışmalarla bugünkü modern tesisler kazanılmıştır.

    12.000 metrekare açık ve 3000 metrekare kapalı alan üzerinde sergilenen uçaklar arasında uçabilenler olduğu gibi, dünyada eşi kalmadığı için antika değerine sahip 1930`lu yıllara ait uçaklar da bulunmaktadır. Ayrıca Türk havacılık tarihi ile ilgili değerli eşya, maket, fotoğraf ve tarihi belgelerin de bulunduğu kapalı mekanların dışında açık mekanda da jet savaş uçakları, kargo ve savaş uçakları, helikopterler, uçaksavar, füze ve radar sergilenmektedir.

    Müzede ayrıca 50 kişilik modern sinema ve konferans salonu, uçak maketleri ve hatıra eşya satışının yapıldığı hatıra eşya satış reyonu, yazlık ve kışlık kafeterya bulunmaktadır.

    Müze tarafından her yıl, açılış tarihi olan 16 Ekim`i kapsayan haftada, "Türkiye Plastik Model Uçak Yarışması" düzenlenmektedir. Müzeyi gezenler, çağdaş müzecilik anlayışıyla yaratılan ortamda dünya ve Türk havacılığının geçirdiği aşamaları izleyebilirler.

    Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün 09.00-11.30/13.00-16.30 saatlerinde ziyarete açıktır.
    Ücret: Tam: 3 YTL, Öğrenci: 1 YTL
    Konu sibel_08 tarafından (09.Haziran.2011 Saat 22:26 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun