Şeriat

Dinin esas ve görünen şekli ve insanlara emredilen kısmı şeriattır. Tasavvuf ise dinin iç yüzüdür. Ancak tasavvuf insanlara emredilmemiştir. Yani kişi tasavvufla ilgilenmediğinden dolayı dini açıdan Allah katında sorumlu değildir.


Tarikat

Tasavvuf ile Tarikat aynı anlama gelmez. Tarikatlar zaman içinde Tasavvuf yani Sufizmden kaynaklanmışlardır. Tasavvufun somut organize olmuş halidir. Ama bir insanın tasavvufu yaşaması için bir tarikata mensub olması gerekmez. Bir Mürşid ve bir mürid ile tarikat oluşturmadan tasavvuf yaşanabilinir. Burda mürşidin rolüde yol göstermek, yaptığı tecrübeleri aktarmak olur. Hakikatte tek bir Kamili Mürşid vardır, O da Allah Tealadır. Şeriat dinin dışı, tarikat ise içidir denebilir. Ancak tarikat şeriate aykırı olamaz. Çünkü tarikatın temeli şeriattır. Sufiye göre tarikat öz,şeriat kabuktur. Amaç öze inmektir. Şeriat bu yolda sadece gerekli bir vasıtadır.


Hakikat

Kişi tasavvuf yolunu izleyerek nihayet bilginin vasıtasız elde edildiği hakikate varır. Bu safhada insanların tıpkı kafa gözüyle görüp çevreden bilgi alması gibi kalp gözüyle bilgi aldığı kabul edilir. Kişi zaman ve mekandan bağımsız bilgi kaynaklarına ulaşmaya çalışır. Zaten tasavvufun bilgi kuramı da akıl ve nakil ötesinde bir yol olan bu bilgi kaynağını hedeflemektedir.


Tarikatler

Ana madde: Tarikat

Birçok farklı tarikatı vardır. Mezhep olup olmadığı konusunda fikir birliğine ulaşılmamıştır. Bu yolun takipçilerine "Sufi" denir.[kaynak belirtilmeli]Fıkıhın kolları fıkhî mezhepler, Tasavvufun kolları tarikatlardır. [kaynak belirtilmeli]Pirler tarafından sistemleştirilen tarikatlar pirlerin isimleri ile anılmışlardır.


Şeyh (Mürşid-i Kamil) ve Pir

Ana maddeler: Şeyh ve Pir

Mürşid-i Kamil (kemale ermiş, olgunlaşmış)[1] olarak kabul edilen şeyh, daha önce aynı yoldan geçmiş, Tanrı'dan gelen ilhamlara açık kimsedir. Şeyh, müridin (murad edren, isteyen) düşünce hayatını kontrol altında tutar. Onun zayıf noktalarını bilir ve ona göre bir eğitim tertip eder. Şeyhin kalp gözü açık olduğundan müridin kalp hayatını kendisinden daha iyi bildiğine inanılır.

Fahruddin-i Razi şeyhte şu şartların aranmasını şart koşar:

1. İhlas

2. Sadik olmak

3. Doğru yoldan hiç ayrılmamak

4. Tasavvuf alanında merhale merhale ilerlemiş olmak.

Şeyh, dünyadan elini eteğini çekmiş, yalnız Allah'a dayanan kimsedir. O nedenle dünyevi herhangi bir çıkarı ve beklentisi olmaması lazım.