1 sonuçtan 1 ile 1 arası
dqw
- 15-07-2011, 13:07 #1
TASAVVUF ŞİRKİ (mistik felsefe)
Kuantum düşünce tekniği ve tasavvufi düşünce gerçeği ne kadar yansıtır tartışmalı bir konudur. Bu düşünce teknikleri kişilerin hayatı anlama çabasıdır ki her kes hakikati arayış çabası içerisindedir. “Nereden geldim nereye gidiyorum “sorusu hakikati bulmaya yönelmiş herkesin soracağı ilk sorudur. Gerçeği ancak gerçeklikten öğrenebiliriz. Tasavvufi düşünce kökleri çok eskiye dayanan kadim düşünce felsefesidir. Yaratıcının kitabı elimizde içi aynı dışı farklı paketlerde önümüze sunulan felsefeler-düşünceler kitabımızın rehberliğinde değerlendirildiğinde ancak sağlıklı bir düşünce formuna sahip olabiliriz. İşte o zaman ayağı yere sağlam basan birer fert olabiliriz. Ata kültünün Hadis nakilciliğinin (ZAN) sakatlığına ve diğer bütün konularda gösterdiğimiz hassasiyeti mistik konular hakkında da göstermeliyiz. Bazı kişi ve kurumlar tarafından Metafizikle fiziğin birleştirilmesine çalışıldığı ve olasılıklarla dolu bir alana doğru yani somut düşünceden soyut düşünceye doğru HIZLA sürüklendiğimiz bir çağa doğru gitmekteyiz...
Kuantum düşünce teknikleri ve tasavvuf düşüncesinde oluşturulan zanlar da yaşadığımız Dünyayla ilgili yüzde yüz doğrudur diyebileceğimiz yada yüzde yüz yanlıştır diyebileceğimiz kanıtlanmış tek bir olgu yoktur…Çünkü kişilerin kendi oluşturdukları düşüncelerinde dayanak noktaları sadece kendi beşeri ürünleri olunca standart sapma denilen olay meydana gelir... Ana kaynaktan koparılmış sapmalar dır bunlar...
Hayatının merkezine KUR`ANI KOYAN HERKES ``Atalar kültüne karşı nasıl bir tavır takınması gerektiğini BİLİR. `` Çünkü Kur`an okuyanlar hayata vahyin penceresinden bakmaktadırlar. Tasavvuf felsefelerini, kur’an rehberliğinde mantık süzgeçimizden geçirmek gerekiyor…
Newton’nun Mekanik fiziğindeki tutumu KÂİNATIN en zahirde görünen boyutuyla ilgilenmiştir bir makineye benzetmiştir kâinatı. Kâinat yasalarının her yer de aynı kurallarla yönetildiğini söyleyen materyalist mantığını oluşturmuştur. Ve bu mantığı yıkmaya çalışan Kuantum fiziği şimdi batını mistik yorumuyla yani enerji dediğimiz alanlarla ilgilenerek kısaca M teorisiyle günümüze kadar ulaşabildiğimiz tüm verilerle(biyoloji-kimya-fizik) TÜM mistik teorileri birleşmesiyle yeni bir felsefeye doğru yelken açmış bulunmaktayız. Yüzeyde kalan Newton fiziği, enerji boyutundan yoksun mantığında şimdi Kuantum fiziğinin felsefesi ve enerji düşüncesi ne kadar hakikati yansıtır. Sanırız insanoğlu bunun cevabını ‘’Öldükten sonra’’ asıl hakikatiyle karşılaşınca bilebilecek. Atomların dalga formları ve düşüncenin şekillenmesinde Kuantum fiziği mistik düşünce modelleriyle üst üste gelen yeni modeller sunmaktadır. Ve mantığını/saçaklı mantığı kullanmaktadırlar. HEPİMİZ BİR BÜTÜNÜN YANSIMASIYIZ… SENDE HAKLISIN SENDE…
Kuantum enerji alanlarının dalga boyutlarında yelken açan İnsan zihni kendi heva ve heveslerine ESİR düşmüş görünmektedir. İkiliği tek gören, süslü bir pasta bütünlüğünde parçayı bütünden sayan insan zihninin oynadığı oyunda ‘’Şeytan bunun neresinde’’ sormadan edemiyoruz. Tanrı bunun neresinde diyen batı düşüncesinin sorgulama mantığını kullanarak.
Atomların dalga boylarının ve düşüncenin şekillenmesinde Cinlerin dalga boyutuna da farklı bir mana katılmaktadır. Kur’an penceresinden ele alınca Cin kavramının insan zihninde beşeri bir sapık Yahudi inancı olduğunu göreceğizdir. Bilinmeyenler….(cenin, cennet, can, cin) Zaten sorumluluk sadece insan yüklenmiştir.
İkiliği tek görme mantığı İyilikle-kötülüğü, gerçekle-hayali/sihiri, zamanla-mekanı izafi kılmaktadır. Bir nevi sorumluluğu da üstümüzden de atmaktadır bu mantık. Tekin seyri dediğimiz dalga boyutlarına yüklediğimiz Bâtıni anlamlar Rabbimizin birçok ayetini de göz ardı etmemizi sağlıyor. Bize bahşedilen bu dünya yaşamında kendi ilmimizde kendimizi en üst boyutlarda hissedebiliriz. Maddi bedendeki farkındalıklarını/Bilinç durumlarını artırdıkça enerji dalga boyutundaki farkındalıklarının da artacağını düşündükleri ve kendilerini kendilerinin bilebileceği katlara çıkartıp enerjide yok olduklarını iddia eden üst dalga boyutlarından hem ahiretlerini hem dünyayı seyre dalabilirler. Alt katlarda yaşayan henüz farkındalık sahibi olmayan zavallılar ne yapsın? Zavallı bu insanlarda da bu farkındalıktan nasiplerini almak istemektedirler RABITA yapıp o enerji boyutundaki üstattan enerji/frekans alanından ders almak istemektedirler.
RABITA; sözde bu öze ermişlerle kurulan mana âlemi/mana kanalıyla kurulan bağa deniyor, etrafımızı saran, televizyon/ radyo kanalları örneği bu frekans alanlarını anlamamızda yardımcı olmaktadırlar. kimin alıcısı ne kadar kuvvetliyse aynı frekans alanında birleşiyorlar ve beraber içiyorlar aşk şarabını. Oysa Bu kanallardan nasiplenenler Akıllarını ipotek edip, kendilerini o boyutlara hapis etmektedirler. Kısaca birbirlerini kendi zanlarıyla kendi zanlarında kendi kendilerini hipnoz etmektedirler. Rabbim işlemeyen akla pislik yağdırır. YUNUS-100
Yaşarken kalbi ölülerin varlığından yani hakikatten perdeli kişilerin varlığından bahseder kitabımız. Mistik bilge yaşarken ölmeyi dilemektedir nefis terbiyesi olması gerektiğinden başka bir şekilde pazarlanmaktadır. Buna ‘’Yaşarken ölmek diyoruz. ’’ Oysa Rabbimiz inananların ödüllerini başka bir dalga boyutunda ödüllendireceğini. ’’ Her nefis ölümü tadacaktır ‘’ ayetiyle bildirmektedir. Bu dünyada yaptıklarımızın karşılığı olarak kendi söylemlerimizin sorumluluğunu taşıdığımızı, kendi kitabımızı yazdırdığımızı unutmayalım. Bırakalım diğer geçmiş atalarımızın dalga boyutlarını kendi dalga boyutumuzu oluşturduğumuzu ve ödülümüzü bu dünyada yaptıklarımızın neticesinde alacağımızı Kitabımız rehberliğinde ve Kitabımızla inşa olarak. İmanımızla, ibadetlerimizle ve ıslahat faliyetlerimizle yüklediğimiz, her düşüncemizden her söylediğimizden sorumlu tutulacağımızı Rabbimiz bize bildirmektedir. Bu bilinçle hareket etmeliyiz. YAZIK nefsimize zulüm etmeyelim bu dünyada yaşarken ölmeyelim. İblisin hakir gördüğü bedenimizi bizde hakir görmeyelim. Rabbimiz bizi en güzel surette yarattığını bildirmektedir. İblisin penceresinden bakanlar Yok olmak istemektedirler.
‘’O’nu bırakıp taptıklarınız hurma çekirdeğinin zarına bile malik değillerdir. Kendilerine dua etseniz duanızı işitmezler. İşitseler de size icabet edemezler. Kıyamet gününde sizin ortak koşmanızı inkâr ederler. Haberdar olan gibi sana haber veren olmaz. ’’ Fatır /35/13-14
‘’Günahkâr bir nefis başkasının günahını yüklenemez. Yükü ağır basan kimse onun bir kısmının alınması için çağırsa, kendisinden o yük alınmaz, velev o kişi yakını olsun. Sen ancak o kimseleri uyarırsın ki Onlar gayb hakkında Rablerinden korkarlar. Salatı hakkıyla ikame erler. Her kim temizlenirse ancak kendi nefsi için temizlenir. Sonunda dönüş ALLAH’A dır. ’’Fatır /35/18
Kur’an’ı okudukça ve ayetler üzerinde tefekkürümüz arttıkça sorumluluğumuzun da bilinçlendiğimiz kadar arttığını idrak ediyoruz. Din adına Cenab-ı Allah adına konuşmanın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu anlarız.
’’Allah hakkında bilmediğimiz şeyleri söylememizi bize haram kılmıştır’’Araf/7_33
‘’Allah ‘a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve onun ayetlerine karşı kibirlik taslamış olmanızdan dolayı bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız.. Enam/6/93
‘’De ki YANINIZDA bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz. Enam/6-148
‘’De ki Allah’tan başka taptıklarınızın durumuna baktınız mı? Yer yüzünde neyi yarattıklarını ya da göklerde bir ortağını bana gösteriniz. Eğer doğru söylüyorsanız. Bana bu Kur’an’dan önce bir bilgi kalıntısı getiriniz. Ahkaf/46-4
‘’De ki dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz. Hucurat/49-16
‘’Onlardan bir gurup var ki kitapta olamayan bir şeyi siz kitapta sanasınız diye dilleriyle kitabı çarpıtırlar. Ve Allah’tan olmadığı halde ‘’bu Allah katındandır derler’’Böylece bile bile Allah hakkında yalan söylerler. Al-i İmran /3-78
‘’Ey iman edenler! Allah’a saygı gösterin ve doğru söz söyleyin. Böyle yaparsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur. ’’Ahzap/33/70-71
‘’Şeytanın adımlarına tabi olmayın Şüphesiz o sizin apaçık düşmanınızdır. O size ancak kötülüğü ve fuhşu emreder. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder. Onlara Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiği vakit Hayır biz babalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona tabi oluruz derler. ’’Bakara/2/169-170
Rabbimiz her an huzurunda olduğumuzun bilinciyle ibadet eden ibadet ederken de yalnız Allah’a rabıta yapan kullarından olmamızı ve kur’anın dalga boyutunda birleşen kullarından olmamızı nasip eylesin.
alıntı
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...
Nerede duracağını kendin belirle...
Konu Bilgileri
Users Browsing this Thread
Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)



LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı

Özüm Sözümm
23-05-2012, 08:17 in Sevgili Günlüğüm