Hoş geldiniz Ziyaretçi, Kayıt olmak için Tıklayınız
Sayfa 1/2 12 SonSon
15 sonuçtan 1 ile 10 arası
dqw
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Gönülden Dökülen Marifet İncileri..



    Şeyh Abdulgadir Geylani ve Şeyh Ahmed Ar Rufai
    ( Allah C.C. sırlarını yüceltsin)
    Bir gün Hazreti Pîr’e biri gelmiş :

    Yâ Abdülkadir, aşk nedir? diye sormuş. Hazreti Pîr ona Basra’ya gidip bu suali kendi selâmıyle birlikte Seyit Ahmed er-Rifai’den sormasını söylemiş.
    O kimse Hazreti Ahmed er Rifai’yi bulmuş ve Hazreti Abdülkadir’in selâmını bildirerek :
    Aşk nedir? diye sormuş.
    Hazreti Ahmed er Rifai yerinden kalkarak :
    Ennaru aşkın, ennaru aşkın! (aşk ateştir!) diyerek dönmiye başlamış. Ve döne döne gözden kaybolmuş.
    Adam şaşırmış. O sırada Hazreti Pîr’in ruhaniyeti peydah olmuş :
    Oğlum, Ahmeder Rufai kardeşimin kaybolduğu yerin etrafını çiz ve oraya gül suyu dök! demiş.

    Dediklerini yapmış. Biraz sonra Seyyit Ahmed er Rifai Hazretleri yine döne, döne görünmüş. Ve Gördüklerini Hazreti Gavsül Azam’a bildirirsin! demiş.
    Adam Bağdad’a dönmüş. Hazreti Pîr’in yanma varmış. Başından geçen şeyleri nakletmiş.
    Hazreti Abdülkadir :

    Gördün mü aşk neymiş? buyurmuş ve Ahmed er Rufai kardeşim bir çok Evliyanın aşamadığı bir mertebeyi aştı demiş…

    alıntı

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..





    Abdülkadir Geylani Hazretlerine birisi bir köle hediye ediyor, diyor ki: "Bu köleyi alın, zatınıza hizmetçi olsun."
    Abdülkadir Geylani Hazretleri köleyi alıyor, evine getiriyor, "Evladım, bak," diyor, "şu odalar yatma yeridir, şu elbiseler de giyilebilir. Yemek istiyorsan işte şu yemekler var."
    Ondan sonra soruyor: "Şimdi gördün bunları, nerede yatmak istersin?"

    Kölenin cevabı: "Nereyi münasip görürseniz."
    "Peki hangi elbiseyi giymek istersin?"
    "Hangisini uygun görürseniz."
    "Hangi yemeği seversin?"
    "Hangisini verirseniz."

    Köle böyle cevaplar verince, Abdülkadir Geylani Hazretleri gözyaşı dökmeye başlıyor. Köle bu sefer tereddüt ediyor, üzülüyor, acaba hatalı bir cevap mı verdim diye. Geylani Hazretlerinin gözyaşları sürekli akınca köle yaklaşıyor, "Efendi Hazretleri, kusur ettiysem, özür dilerim, hata mı ettim acaba?"

    "Yok evladım yok, hata etmedin, tam isabet ettin" diyor.
    "Niye ağlıyorsunuz öyleyse?" deyince:
    "Söylediklerini dinledim de ondan."
    "Ben yanlış birşey mi söyledim?"

    "Yok, doğru söyledin. Keşke senin bana bu yaptığın itaat gibi, ben de Rabbime böyle bir itaatte, kullukta bulunsam da ömrümde bir defa olsun, Ya Rabbi, Senden hiçbir şey istemiyorum. Nereyi uygun bulursan o evde yatarım, hangi elbiseyi münasip görürsen onu giyerim, hangi rızkı verirsen onu yerim. Başka bir talebim yok Senden diyebilseydim. Onun için ağlıyorum" diyor... !

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  3. #3
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..








    Bir bilge kişi, çölde öğrencileriyle otururken demiş ki;
    -Gece ile gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?

    Öğrencilerden biri;

    -Uzaktaki sürüye bakarım, demiş, "Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir."

    Başka bir öğrenci söz almış ve "Hocam" demiş, "İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır."

    Bilge kişi, uzun süre susmuş. Öğrenciler meraklanmışlar ve "Siz ne düşünüyorsunuz hocam?" diye sormuşlar.
    Bilge kişi şöyle demiş;

    -Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi çirkin mi, siyah mı beyaz mı diye ayırmadan ona "bacım" diyebildiğimde ve yine yürürken önüme çıkan erkeği, zengin mi yoksul mu diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan, "kardeşim" sayabildiğimde anlarım ki; sabah olmuştur, AYDINLIK başlamıştır...

    alıntı





    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..




    Bilgenin biri evladına iki tane yün çilesi vermiş ve

    akşama kadar bunları birbirine vurmasını istemiş.
    Evlat akşama kadar bunları birbirine vurmuş.
    Vurdukça yünlerin içindeki toz toprak temizlenmiş,
    yünler parlamış, daha da güzelleşmiş.


    İkinci gün bilge kişi evladına bir yün çilesi,
    bir tane de toprak çömlek vermiş ve
    ayni şekilde birbirine vurdurmuş.
    Yün yine güzelleşmiş,
    çömlekte ise bir değişiklik olmamış.

    Üçüncü gün bilge kişi evladına iki tane toprak çömlek vermiş.
    Daha ilk vuruşta çömlekler parçalanınca
    bilge kişi evladını çağırmış ve bundan ne ders çıkardığını sormuş.
    Çocuk bir şey anlamadığını söyleyince bilge kişi anlatmış:

    İlk günkü yün çileleri iki anlayışlı, mülayim insanı temsil ediyordu.
    Hem birbirini kırmadılar, hem de birbirlerine çaptıkça olgunlaştılar, arındılar.

    İkinci gün sert adamla anlayışlı adamı temsil ediyordu.
    Sert yumuşak olana çarptıkça, yumuşak olan ortamı dengeledi, yumuşattı.
    İkisi de bu işten zarar görmeden sıyrıldılar.

    Üçüncü gün ise iki sert adam birbiriyle çatıştı ve ikisi de kırıldı.
    Üstelik de ortalık toz toprak içinde kaldı....

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..

    Hoca vaazında;

    “Bismillâh diyerek yürürseniz, suyun üzerinden batmadan geçebilirsiniz.” der.

    Bu söze inanan bir köylü, artık köprü yerine nehirden geçmektedir.
    Bir gün hocayı evine davet eder. Kabul eden hocayla birlikte giderken, karşılarına nehir çıkar ve adam nehrin üzerinden yürüyerek geçer. Ama hoca suya girmeye cesaret edemez. Şaşkın köylü:

    “Hocam böyle dememiş miydiniz, gelsenize!”
    diye seslenir. Hoca şöyle cevap verir:

    “Onu söyleyen dil bende; ama ona inanan kalp sende…!”

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  6. #6
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..




    Yavuz Sultan Selim gibi bir cihan padişahı hükümdarın iltifatlarına mazhar olan ve Yavuz Sultan Selim Hazretlerinin oğlu Kanuni Sultan Süleyman zamanında da çokça rağbet gören İbn-i Kemal İsmi ile müsemma olmuş devrin yetiştirdiği kemal sahibi alimlerimizdendir


    Osmanlı şeyhülislamlarının en büyüklerinden biri olan İbn-i Kemal sadece osmanlı ülkesinde değil, İslam aleminin her tarafında tanınıyor ve seviliyordu.İkiyüzden fazla eser kaleme aldığı rivayet edilmektedir. Hoş sohbet, hazırcevap, mütevazi, yumuşak huylu bir zat olan İbn-i Kemal bir ara insanlık icabı hafifçe gurura kapılır, derin ilmiyle iftihar etmeye başlar.Derken karşısına maneviyat erenlerinden biri çıkar ve şöyle sorar:


    - Üstadım! Allah'ın ilmiyle mahlukatın ilmini bana kıyas yoluyla anlatır mısınız?


    İbn-i Kemal önünde duran büyükçe bir kağıdın tam ortasına bir nokta koyar. "Allah'ın ilmi bu büyük kağıda nisbet edilirse, mahlukun ilmi şu nokta kadar kalır" der. Bu cevaptan hoşlanan gönül ehli o zat, bir soru daha sorar:


    -Peki, sizin ilminiz bu noktanın neresinde kalıyor?


    Her soruya cevap veren devrin allamesi, susmak zorunda kalır ve hatasını anlar.


    -Dursun GÜRLEK - Çınar altı kitap sohbetleri-

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  7. #7
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..


    Necip Fazıl, Abidin Dino'ya sormuş:



    - "Niçin inanmıyorsun?"

    Abidin Dino, kendisine kaybettiren ama başkalarına çok şey kazandıran şu cevabı vermiş:

    - "Korkuyorum, bir kere inanırsam bir daha başımı secdeden kaldıramam diye..."

    "Yani, siz öyle bir Allah'a inanıyor, öyle azametli, öyle merhametli bir Zat'tan bahsediyorsunuz ki, eğer öyle bir Allah varsa, değil O'na itaat etmemek veya günah işlemek, O varken başımı secdeden kaldırmaya bile haya ederim, o cesareti kendimde bulamam" diyor.

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  8. #8
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..


    Alauddin Attar (k.s) anlatıyor:

    Şâh-ı Nakşibend hazreteleri beni kabul edince, kendilerini o kadar sevdim ki, sohbetlerinden ayrılamayacak hâle geldim. Bu halde iken, bir gün bana dönüp;

    "Sen mi beni sevdin, ben mi seni sevdim?" buyurdu.

    "İkrâm sâhibi zâtınız, âciz hizmetçisine iltifât etmelisiniz, hizmetçinizde sizi sevmelidir" diyerek cevap verdim. Bunun üzerine:

    "Bir müddet bekle, işi anlarsın" buyurdu. Bir müddet sonra, kalbimde, onlara karşı muhabbetten eser kalmadı. O zaman;

    "Gördün mü; sevgi bizden midir, senden midir?" buyurdu.


    Beyt:


    Eğer mâ'şûktan olmazsa muhabbet âşıka,

    Âşığın uğraşması mâ'şûka kavuşturamaz aslâ

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  9. #9
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..

    Toprak bir gün aynaya dedi ki:

    Ey ayna! İmreniyorum sana! Çünkü kim sana baksa, kendini görür; bana bakanlar ise, sadece beni görür!

    Ayna toprağa şöyle cevap verdi:

    Ey kara toprak, ne beyhude bir dert ile dertlenmişsin.

    Bilmiyor musun? Ben bana bakanların bugününü gösteririm.

    Oysa sen, sana bakanların yarınından haber verirsin.

    Bu cevap, toprağın beğenisine gitse de, tekrar dedi:

    Belli ki içimi rahatlatmak içindir sözlerin

    Söyler misin bana, sana bakanlar, hiç dönüp bakar mı bana?

    Ve ayna toprağa acı bir gülümseyişle şunları söyledi:

    Merak etme! Bana bakacak yüzü kalmayanların gözü, hep sana döner!



    -alıntı-

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  10. #10
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Yer
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.809

    Standart Cevap: Gönülden Dökülen Marifet İncileri..


    Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
    -Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?


    Doktor şu cevabı verir:

    - Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Ben de size sorayım. Siz ne yapardınız?
    Adam hemen atılmış:
    - Bundan kolay ne var? Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan büyük.
    Doktor başını sallayarak cevap verir:
    - Hayır, normal bir insan küvetin tıpasını çeker.



    Kısaca: Bazen çözüm, bize sunulan alternatiflerin dışındadır. O yüzden hiçbir zaman sadece önümüzdeki şıklara takılıp kalmamalı, farklı düşünebilmeyi öğrenebilmeliyiz. Bir de şu atasözünü hiç aklımızdan çıkarmamalıyız: Akıl akıldan üstündür.



    Fahri Sarrafoğlu

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



 

 
Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

SEO by vBSEO 3.6.0