Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 30 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin Şiirleri



    Acılarımın Üstüne Koyayım Seni

    çoğalmasından usandım intiharların
    bir ben olayım, gözlerim kanasın bakarken gözlerine
    tutup acılarımın üstüne koyayım seni
    kırık bir kırlangıç kanadının üstüne koyayım
    yalnızca bir sözü söylemek için yapalım bunu

    çoğalmasından uzandım intiharların

    sokaklara koşuyorum, daralan sokaklara
    çantamda taslaklar halinde bir Kafka
    kemeraltını yürüyorum karmakarışık bütün yüzler
    genç sevgililer, yaşlı evliler ve çocuklar
    başlıyorum yeniden mayakovski okumaya

    Tuğrul KESKIN Tüm şiirleri
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:34 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır

    yürürdüm, sakin ve yaprak döken sokaktan
    içinde aşk olan şeyleri arıyordum
    içimde sevgili yanması
    yürürdüm, yanıbaşımda bir sakız sardunyası
    konuşurdum usul ve uzun günler boyunca
    bi bakardım yüreğimde uçuk kızarması

    -yüreğim niye bu kadar ağzım ki.

    susardım sonra susardım sonra susardım
    büyük ağaçların altında oturur susardık
    arkadaşlar sevgilim ve yeni bir nehir

    bir ses; acılarınıza dönün şiir oradadır

    acıyı yanında bilmek olgunlaştırıyor insanı
    fesleğenin, fesleğen olduğunu öğretiyor birden
    şaşırıp kalırdık
    akşam vapuruna yetişememenin erdemiyle
    dağılmış pazarlara öteberi almaya giderdik

    dönerdim, ayakla çiğnenmiş sakız sardunyası
    anlamsız karmakarışık olurdu yüzüm
    bu yüzü bir kere görmüştüm işsizliğimde
    ipekyolu düşü vardı, marlboro yoktu
    o hayat, foss modernizm hiç yoktu
    her şey işte, düşsel kitaplarda anlatılan

    o kitap elinde van’a giderdik
    van kalesine çıkardık ellerin üşürdü
    ellerinin içi üşürdü hohlardım gün boyu
    konuşurduk sonra konuşurduk sonra konuşurduk
    kars kalesinde leblebi satardı bir adam
    adamın çehresini
    sonra nasıl bıçakladığını çorum yolunda

    okuduğumuz kitaptan iki harf silinirdi
    iki harf bir ölü askeri anımsatan
    korkardık, ayak izlerimiz karla örtülürdü

    o zaman tut ki ben çok çirkindim
    sen çok güzeldin cesur ve bambaşka
    -en güzel yerlerin oraların
    emer iki Ağrı yapardım onlardan
    çay içerdim karşısına geçip, dalardık ovalara

    uyanırdık, onlarca geyik binlerce kuş arasında
    üstümüzde bir rengi eksik gökkuşağı

    o ilk ses; acılarınıza dönün şiir oradadır.
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:35 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Adı Kalsın

    cennetsizim, abartılmış mavilerin tutkunu
    sesim üşüyor, acılı bir şey var diyorum sesimde
    çocuğum uzaklarda büyüyor bir ahize sıcaklığında
    söyledikçe inada dönüşüyor duygularım
    seslenmekten bitkinim, sesimi düşünmekten yorgunum

    acılı bir şey var diyorum duruşumda
    anlatılan aşkların öyküsünden mi ne
    bir bakıyorum ayaklarım batmış çamura
    uçup gitmiş bütün kuşlar, eyvah! geçmiş ömür

    yine de şiirler istiyor benden
    içinde suçsuz çocuklar olan
    içinde mutluluk olan, mutsuzluğun gölgelemediği
    kanayan dizeler yılkı atı tırmanıyor dağları
    ölümsüz çağlar ölümü bekliyor dünya

    ömrüm, nasıl sığar bir çek koçanına

    büyüdüm işte,kırgınım kendime
    gözlerimde konaklayan çetelerim yok
    bütün çeşmelerim kuruyor, suyum yok
    ve o, azad etmiyor kendini dünyayı yönetmekten

    kar gecelerine giriyorum
    sıcak karlı yollara düşüyor masallarım
    yaşadıklarımı sorgulamaktan bıkkınım
    mutlu bir dünyayı kendime anlatmaktan

    birazdan insanlar basacak uykularımızı
    çakal sesleri birazdan geçecek uykumuzdan
    sevgilim,
    uyan
    yaram büyüyor
    öldürülen dünyalar üstümüze devriliyor

    korkuyorum, tufan uğultusu sarıyor deltaları
    orada, bütün deltalarda öldürülüyorken dünya
    esmer bir şarkı bulaştırıyorum sesime
    devriliyorum zonguldak havzasına, düşün
    bir parça kömür nasıl dönüşüyor isyana.
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:36 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Adın Düşüyor Oraya

    ellerimi kolumdaki saatten tanıyorum ancak
    sabaha nasıl varılır
    kalbim sıcak iklimlerde unutulmuş buz
    onlar gelecekti, bir ses olacaktı bu
    sonra ne varsa dünyada üstüne konuşacaktık

    sabaha nasıl varılır

    süzülüp gidiyorum, adın düşüyor oraya
    yoruluyorum, sıkılıyorum, onları söylüyorum
    bir dünya sonsuz kere yasaklanıyor
    buğulu gözlerinde sabahlıyorum çocuğun
    hasan hüseyin ölüyor, gözlerim kan

  5. #5
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Afrika Uzaklık ve Muğla Şiiri

    muğla’da bir kadın kararır, sen sanırım
    aklıma afrika düşer diken içinde bir kıta
    gün geçer, sesim düşer uçurum kıyısına

    -kıta; tel örgülerle anılır ve isa’dan sonradır

    ölü balıklar vurur kıyıya, bir deniz solar mesela
    bütün kıyılar sola, utanırsınız
    utangaçsınız
    gözlerime aşkın bütün uzaklığını düşürüyorsunuz

    uzaklık; haksızlıktır, çok yasak sevişmelerle bilinir

    muğla’da bir çocuk gülümser, sen sanarım
    morlaşır dünya, yanan bir mumdan tutuşur
    acılar biçim değiştirir ve dönüşür yangına

    -yangın; ülkemde kitaplarla anılır.cunta

    sonra karartma geceleri, çıldırtan ihanetler
    jurnalciler itibarlıdır, arkadaşlar vurulur
    vurulursunuz
    kutsal kitaplara gömülür cesetleriniz

    -ceset; dağlar onlarla doludur, eksik ihtilaldir de adları

    muğla’da gül solar, sen sanırım
    yarım şiirlerden sanırım, eksik aşklardan
    o zaman intiharlar çoğaltırım, duymazsınız

    -intihar; seçimdir, herkes biraz düşünür

    sonra şiirden konuşuruz, gökyüzü sedeflenir
    ne eylemcidir o, ne çok şeyi yeniden yaratır
    yaratılırsınız
    topraktan değil ama aşkın akan terinden

    -ter; yeniden dönüştürür ve bazen aşktır da adı

    muğla’da bir soru öldürülür, ben sanırım
    üzgün sesinden sanırım, gidişinin inceliğinden
    gözlerinin efkarından sanırım, anlatılan efsanelerden

    -efsane; sonları hep hüsranla

  6. #6
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Ağla Yeniden Bir Tarih Gibi

    çocukluğum olmadı diyorum benim
    uçurtmalarım olmadı, yürünecek bir yolum
    sazlıklarda kargılandı hep uyuduğum uykularım
    ve şimdi öğrendim, muş’tan geçer imiş yolu yemen’in
    biraz şahtır bu, biraz ayrılık, biraz padişah…

    bir yaşamın öyküsü olabilir bütün bunlar
    şaha giden yollar, nehirler ve örselenen bir aşk
    tarümar bir aşk, tarümar bir inanç
    çocukluğun uzanıyor parçalanan bir uçurtmanın aralığından
    ve sen küçüğüm, nasıl inanıyorsun aşka.

    lanetlendi oysa bütün inançlarım ve bütün yazdıklarım
    ben öldüm, yemen’e gider oldum
    babam çocuktur o zaman
    ve ne zaman görsem tanırım saçlarından
    -seher vakti muş’tu, yokuşlar tırmanırdı ve
    bir at yelesi gibi savrulurdu saçları-

    üstümüzde dolanıyor şimdi vergi memurları
    hesabı bilinmiyor vurulan kırbaçların
    yasaktır kızıl güle dokunmak
    yasaktır gaz lambasını kullanmak
    ve babam askerdir istanbul’da o zaman.

    yanık bir karne taşıyorum sağ cebimde
    sol cebimde kırık bir kama taşıyorum, bir de annemi
    intiharlar çoğalıyor, ihanetler, buz tutuyor her yanı
    ezberimdeki şiirler yasaklanıyor, yıkılıyor sonra
    bir sokak yosması kirletiyor uzak parkları
    yakın parkları kirletiyor kirli adamlar
    polis kayıtlarına düşüyor adım, çünkü, hala aşığım.

    sen çıkıyorsun yeniden küçüğüm
    her sokak işgalindedir zaptiyelerin
    korkulara düşüyor gecenin adı
    üzünçlere düşüyor ve biz
    taşlara kazıyoruz bütün bu olanları
    doğan çocuklarımızın yüzlerine kazıyoruz
    ve ölenlerin mezar taşlarına

    kızıl bir gülü unuttuğun yerlere yürüyorsun
    az kalmıştır ölüme
    şiirlerin sorgulanıyor, kırılıyor sokak lambaları
    birazdan gece bitecek oysa
    birazdan bir yağmur başlayacak belki
    bir tarih gibi sen, ağla yeniden
    ağla yeniden bir tarih gibi sen
    sen, küçüğüm, gözlerinde pınarlar taşıyorsun
    çağlayanlar taşıyorsun gözlerinde
    yaralı bir keklik gibi sek
    kanıyor yaralarım kanıyor yaralarım kanıyor hala
    gel, bir merhem gibi düş yarelerim üstüne
    acılarla kıvranmasın geçmişim.

    kars’a bakıyorum buğulu bir cam arkasından
    uzakta bir güvercin oluyor soluğun
    oralı bir güvercin, buralı bir güvercin
    yaralı bir güvercin oluyor ölen çocuklarım da.

    benimse ağzımda yanık bir leblebi tadı
    derme çatma bir aşkın sıcaklığı ellerimde
    söyleniyorum ben
    dövünüyorum ben
    ağlıyorum ben
    bütün kuşlar öldürülüyor yemen’de
    ve babam kahramandır o zaman
    göğsünde pıhtılaşmış bir kan sallanır.

    o zaman yemen geçiyor gözlerimden
    dağlarda süngülenmiş bir askerin düşleri.

    ve şimdi, dağları unutuyorum
    baktıkça karadeniz takalarına
    tuzlara düşüyor yüreğim yeniden
    tarihim tuzlara düşüyor yeniden
    ve tuzların içinden söylüyor o, biten ne.


  7. #7
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Ağlasın Fuzuli

    gül eskir, doğu çıbanına dönüşür her şey
    unutulur eski serüvenler, kutlar kentleri basar
    gözyaşı dağları basar ve unutulur başkaldıranlar
    karanfil düşer, bağlar solar, yüzülür nesimi yeniden
    çocukluğum unutulur panturanizmin kan akan bayrağında

    oysa gençliğimi bir akçedir yazılsın defterime
    söylensin, gümüşü karla satmadım
    sürdüğüm efendilik yok, hep ferman taşıdım
    zifir karanlıkta yaşadım şahidimdir şahmaran
    söyledim yüzülür derim, çatlar boşalır bir gün damarlarım

    gül düşer ömrüm de eskir, kırılır bütün fenerler
    telefon ahizeleri küflenir ve ey unutuluş
    nasıl acıtırsın düşündükçe bedenimi
    ömrüm acemi bir susuş olur ölümün akışında

    orada bir iğne ağacı kanar
    silah susmaz tanklar ezer unutulur odyurdu
    söğütgülü döker yaprağını dünya susar
    ağlar çocukluğum, yıkılır taht, susar sureler

    nasıl mıyım, hükümlü, gözlerim hasret sabah uykusuna
    yurdum gözuçlarımda imdat şimdi

    mimber küflüdür, unutulursun rahlede kur’an
    leyla ile mecnun’a ağlasın fuzuli
    kaçak nebi unutursun orada hacer’ini
    aşık elesker güzel kadınlara sunsun şiirini

    yalnızca türküleri sevilen
    bir ölümdür ülkem, yalnızca şiirleri sevilen

    dünya susar, tanrılar
    bundan sonra siz sürün kağnıları
    artık dörtlükler yazmam hiç kimse üzre
    göçmen kuşlar unuttu cumhuriyetini

    duralım, haberler vahim, kan sızıyor ajanslardan

    kim sorar gecenin şairine isyanın var mıdır?
    yalnızca masalları sevilen bir ülkenin şairiyim
    dostlarım gece sohbetine çağrılmış gönlüm muratsız
    dağlarında binlerce çiçeği budanan
    ve sualsiz ölümleri olan bir dünyanın şairiyim ben

    nasıl mıyım dağlarımı düşündükçe, diken üstünde.

  8. #8
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin



    Ağrılar İçindeyken Yeryüzü

    uykularım ağrılar içindeyken
    ağrılar içindeyken yurdum
    aşkım ve inancım

    gözbebeğim azizim
    acı bir şey özlemek
    yakan bir şey sevmek seni



  9. #9
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Ah ki...

    ne yağmur ne rüzgar ne salınıp akan sokak
    hiç kimsemiz kalmamış bu şehirde artık
    bir kış, kara kış geçiyor derinden
    kara ne çok kara günler ve insan
    derine,daha derine düşüyor içimdeki acı

    kör bir atın terkisindeyiz, gidişimiz nereye
    dokunduğum taş geçtiğim su girdiğim ateş
    övdüğüm aşkla sövdüğüm aşk iç içe
    bagırarak söyleyin ki susturulsun bu zulüm
    ah ki, ölen çocuklarla gelen çocuklar iç içe

    bundan böyle kimsemiz yok,bu böylece bilinsin
    eşikte bekler sandığımız ayaklar kırılmış
    el açmışsam, ilaçsızsam, yanmaktaysam kederden
    içimde iki anka ölüsü bir mezar
    acılarım ve aşklarım ırak yollarda unutuldu da ondan

    ey sözün sahipleri girin içeri ve deyin ki;
    bu ne acayip yangın ne tuhaf bir bekleyiş
    sokakta gülen yüz, sofrada ağlayan göz biziz
    o saydamlıkta o sertlikte o ateşte:
    sonsuzca var olan sonsuzca yok olan biziz

    ah ki, ağzında yine ağu birikiyor çocukların
    babalar eğri büğrü yollar gibi
    eğri büğrü yollarda upuzun yatıyor kardeşler
    unutma! sorulur ve bulunur bağdat’ın yolu
    soldurulur yine bütün bildik çiçekler

    iyi şeyler olmayacak besbelli derinliğe yerleşiyor kan
    neyi anlatabilir dünyanın saatleri
    süzülen zerrecikler olmasa kum saatinden
    büyük mor çizgi bölecek yeryüzünü incecikten
    anlayacaksın! hep bizimleydi o büyük tufan

    harabelerde unutulacak kara gözlü bebekler
    anneler kör kurşunlar gibi geçecek kalplerden
    ruhum, çıkıp sonsuz karanlığından bağır ona;
    ilk doğanla birlikte var oldun da ne oldu
    ölüyorsun sen de Irak’ta, son ölenle birlikte ey tanrı


  10. #10
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tuğrul Keskin

    Akasyalar Filizlenmiş

    yüreğimi koyuyorum ortaya nem varsa koyuyorum
    uzağım, bozuğum, akasyalar filizlenmiş
    aykırı telaşlar yaşanıyor gece boyu
    ve sizi getirmiyor sabahlar
    güvercinler ölüyor, bir hançer paslanıyor kınında

    yüreğimi koyuyorum ortaya nem varsa koyuyorum

    hangi serüven yaşanıyorsa bu tuhaf mevsimde
    insan sıcaklığı olmuyor içinde hiç
    seni alıp götürürdü eskiden bu saatler
    atmosferi parçalardı yalnızlık
    bugünse idam haberi geldi bir dostumuzun.


Benzer Konular

  1. Birhan Keskin Şiirleri
    Konu Sahibi gogeselam Forum B
    Cevap: 23
    Son Mesaj : 06.Şubat.2016, 14:47
  2. tuğrul
    Konu Sahibi SongüL Forum R-S-T
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 14.Aralık.2009, 13:09
  3. J. Arar şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Şairler ve Şiirleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 26.Şubat.2009, 15:30
  4. BurSa ŞiirLeRi..
    Konu Sahibi yaSmin Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 18.Aralık.2008, 13:21

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde , filmizle88