Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 4 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 31 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi şiirleri


    TURGAY FİŞEKÇİ

    1956'da Balıkesir'de doğdu.

    İlk ve orta öğrenimini aynı kentte tamamladı. 1979'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1978'den bu yana çeşitli yayınevlerinde çalışıyor. Çok sayıda şiiri bestelenen Turgay Fişekçi, şarkı sözleri de yazdı. 1990'da TRT (Türkiye Radyo Televizyon Kurumu) tarafından pop müzik dalında yılın en başarılı söz yazarı seçildi. Çağdaş Türk Şiirinden Seçilmiş Umut Şiirleri (1992'de), Çağdaş Türk Şiirinden Seçilmiş Doğa Şiirleri (1993, Nazar Büyüm ile) adlı antolojileri yayına hazırladı. 1996'dan bu yana Cumhuriyet gazetesinin kültür sayfasından haftalık yazıları yayımlanıyor. Bu yazılardan 1996-97 yılına ait olanlar Arı Bakış (1998) adıyla kitaplaştı. Goethe, Brecht, Nezval, Hans Magnus Enzensberger'den yaptığı şiir çevirileri yayımlandı. 1999'dan bu yana TRT 2'deki haftalık kitap programı "Okudukça"nın danışmanlığını yapıyor.
    2000 yılında 103 Avrupa yazarının katıldığı ve 46 gün süren "Edebiyat Treni Avrupa 2000" adlı etkinliğe katıldı. Bu gezideki gözlemlerini Raylar Üzerinde Avrupa (2001) adıyla kitaplaştırdı.
    İlk şiiri 1977'de yayımlandı. 1981'de ilk şiir kitabı Karda Işıltılar'la Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü'nü, son kitabı Sevgi Bağları ile 1998, Halkevleri Şiir Birincilik Ödülü ve Behçet Necatigil Şiir Ödülü'nü aldı.

    Şiir kitapları

    Karda Işıltılar (1981)
    Kuşkuluyum Yaşadığımdan (1983)
    Yitik Bahar (1989)
    Dip Sevgi (1994)
    Sevgi Bağları (1998)
    Kumral Gökkuşağı (2002)
    Ayçiçeği Özlemi (2003)
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:42 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    90. YAŞGÜNÜNDE NÂZIM HİKMET'E


    Hayatı senden öğrendim
    Bir gelinciğin taç yapraklarının nasıl sevileceğini
    Dünya'nın nasıl "müthiş" bir meyva olduğunu
    İnsan bundan henüz habersizken
    Senden öğrendim.

    Hayatı senden öğrendim
    Kıskanarak kazanamayacağımı kimseyi
    Sevince ölçüyü bir yana bırakmayı
    Senden.

    Dövüşmek zorunda kalmaktan hep ürktüm
    Büyüdüğüm bağlarda yoktu en küçük bir çelişki bile
    Nurtopu gibi bir oğlandım ilk aşkımda
    "Saman Sarısı"na sardım
    Sevgilimin kazağından çaldığım saç tellerini.

    Hayatı senden öğrendim.
    Şiirle nasıl değişebileceğini insanın
    Şiirin odun kesebileceğini
    Bilinmedik kumaşlar dokuyabileceğini
    Can eriğin suyu olabileceğini
    Senden.

    75. yaşgününde de kalabalıklara okudum şiirlerini
    Hepsi çok seviyordu seni.
    Mektuplarını okusam
    Yüzüne bakmazdı hiçbiri
    Bütün sevgilerden sıcaktı satırların
    Her sözcüğünde çatlayan karpuz sesi
    Anadille dinmeyen bir kavuşma isteği.

    Sen ne Anadolu'da bir köy mezarındasın
    Ne de Moskova'da
    --Mezarda olma düşüncesi yakışmıyor sana-
    Sen Türkçe'desin.
    Türkçe'ye gömüldü
    Kalemin
    Parmakların
    Kolun
    Beynin.
    Halkına sunduğun kırmızı elman
    Yeryüzüne.



  3. #3
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    ANSIZIN BİR UMUT


    Odeon Alanı'na çıkan
    Rue Ecole de Medicine'de
    1993 haziranının sonlarında
    Bir Perşembe günü
    Bana nasıl park bileti alınacağını
    anlatan insan,

    Ah, böylesine aydınlık
    Başkalarına da anlatsan,
    Bu dünya nasıl sevilir
    İnsanlar nasıl,
    Sömürü nasıl biter
    Çevre nedir?

    Bir bardak nar şurubu gibi yüzünde
    Boncuk boncuk yaşam sevinci,
    Sonra bir daha anlatsan...

  4. #4
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    ASMALARIN DANSI

    1.
    Bir Akdeniz Haziran’ında
    Öğleye doğru.
    Yalnızca kavaklar altında öten cırcırların sesi
    ---Sıcaktan kaçın diyen sirenler---
    Taş sofada
    Güneşin yaktığı otların ve toprağın soluk kesen buğusu
    Sırtları serin duvarlarda
    Köşede yirmi taş oynayanlar :
    Kız ergen gibi , oğlan daha kısa pantolonlu.
    Kızın taşları süpüren eli
    Oğlanın paçasından yavaşça süzülüyor içeri.
    Birazdan yüklük odasında
    Her günkü oyunlar.


    2.
    Yağmurlu günlerde seviş benimle
    Kuşlar çinko damı gagalarken
    Tenimin kokusunu değiştiren yağmurlarda
    Sıcak öğlesonlarında seviş benimle
    Buhurlar tüterken tenimden
    Yanan toprağın buğusu soluğumken
    Bahar günleri dereboylarında seviş benimle
    Kestane saçlarında kelebekler asılıyken
    Yaz geceleri kurumuş dere yataklarında
    Sıcak kumlar yatağımız , söğütler çatımız , duvarımızken
    Ne olursa olsun sabahları seviş benimle
    Dinlenmişliğin gücü kaslarında
    İçinde ne varsa dökmenin hazzıyla saran
    Sonra ilk kez görür gibi algılaman için
    Her sabah öylece bırakayım seni dünyaya


    3.
    Kol kıvrımımdan öp beni
    Tüylerimin arasında yollar açan dudaklarınla
    Mavi damarlarımdan
    Bileklerimden öp beni
    Nabzımın tıpırtısı tavşan dudağını titretsin
    Öpüşten bilezikler kollarımda
    Parmaklarımın ucundan öp beni
    Soyulmuş yumurta beyazlığındaki etimden
    Öpüşlerin yanıp geçen bir ışık değil
    Uzun yazların güneşi gibi kalsın tenimde


    4.
    Asma bahçelerde gezerken omzuna değen elim
    kristal taneler gibi döküverir seni toprağa
    Basma entarinin çıplak altı ter ter istek
    Altımda canlı , bulunmaz bir yumuşaklık
    sırtımı göğe dayayıp beni ezen
    Memelerini emerken , bacaklarını kıstığında
    solumaların volkanik lavlar
    Sen bitersin başlar asmalar
    açıp kollarını dans etmeye
    Neyimi beğenir bilmem
    bırakmaz beni
    Yeşil , filiz dudakları
    Geniş yapraktan elleri
    dönerken çevremde
    sürünür boynuma
    göğsüme
    Sallar memelerini salkım sal
    -kım
    Hangisi tatlı , bir de bundan em bakalım!


  5. #5
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    BİR SABAH ŞARKISI


    Açıyorum gözümü
    Karşımda sen
    Toprağın kokusu üzerinde
    Geldiğin yolları sormuyorum

    Mavi bir sabah
    Kuş cıvıltılarından bir taç alnında
    Oturuyorsun yatağımın kıyısında
    Yüzün yumuşak
    Bekler gibi bir öpüşü.

    Sessiz bir sabah
    Gözlerinin pınarından çekip alıyorum sözcükleri
    Yüreğinde bir sitem var söndüremediğim
    Yaksın istiyorum beni o ateş
    Tek sen üzülme.

    Ellerin sabah mahmurluğunda
    Bir insan yüreğinde olabilecek tüm duygularla
    Şafağın ilk ışıkları gibi beyaz
    Dokunuyor yanaklarıma
    O anda dünyada
    Sevgiden başka bir gerçek..
    Bugün ağlamayacağım
    Yaşadığımı düşünerek.


  6. #6
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    HÜZÜN ADLI KIZ ÇOCUĞUNA


    Yavrucuğum annen seni
    Yerleştirdiğinde içine
    Bakla tarlasında ipekten bir sarı ottu

    - Bir ağacın üzerinde izlerdim onu
    Üzerinde kundak bezi mi
    İlkokul önlüğü mü belirsiz giysisi
    Altında çiçek sapları bir çift eğri bacak
    Beyaz yakasının ortasında uysal başı papatya -

    Bir avuç su damlasıydı
    Güneş ve rüzgarla
    Altın oldu

    Annen özgürlüksüz bir dünyada yaşadı yavrucuğum
    Saçları kesildi
    Anahtarı yalnız kendisinde olan bir evi hiç olmadı
    Belki bundan, sessizlik ve geceden korktu

    Bir çocuğu oldu kendinden uzak
    Kardeşin erkekti ama tıpkı annesi
    Bakışları ezik ve yumuşak
    Sesi kedi sızlamaları
    Düşlerinde annesini dövülürken görürdü

    Annen aşık bir kadındı yavrucuğum
    Seni hep özledi
    Yüzünde Nataşa'nın, Mado'nun, Valya'nın çizgileri
    Aşık kadınlara özgü hüzün
    Ve güldüğünde bir ay oluveren ağzı
    Yine de çiğneyemedi dünyayı
    Kimi zaman yaşamayı denese de
    Bir düşünce olarak sevdi sevgiyi

    Ben annenin karşısında hep yalnızdım Hüzün'cüğüm
    Anneni sevdiğim için acı çektim
    Veremli bir cam işçisinin üflediği
    Kanla boyanan çeşmibülbül gibi
    Sonsuz renkliliğinde sevgimizin
    Kanımın kızıllığı parlardı
    Gün geldi, yalnızlığın onuru
    İnsanlığın onursuzluğu oldu.

  7. #7
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    İNSAN ÜSTÜNE SORULAR YANITLAR


    İnsan ne zaman insandır?
    En güçsüz yanlarını gizleyemediğinde.

    İki insan arasında diyalog ne zaman kurulur?
    Bir insan en güçsüz yanlarını sergileyip, öteki de onu anladığında.

    Bir insan ne zaman sevmeye başlar?
    Karşısındaki de onu sevmeye başlayınca

    Sevgi ne zaman biter?
    Hiçbir zaman

    Peki insan ne zaman biter?
    Artık sevmediğinde





  8. #8
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    SON DÜNYA SAVAŞI


    Sığınaklara indirelim kuşları
    Ne ciğerlerinin dayanabileceği gökyüzü
    Ne içebilecekleri bir yudum su kaldı

    Sığınaklara indirelim balıkları
    Kurşuni gövdeleri kurşunlaşmadan

    Sığınaklara indirelim ağaçları
    Cevizleri, çınarları, servileri
    Üzerindeki sincaplara dokunmadan

    Arı bakışını çocukluğun
    İndirmeliyiz sığınağa
    Kirli bir kağıt para gibi buruşmadan
    Elinde hayatın

    Ucu işlemeli mendili, kavun kokusunu
    Yumuşaklığını bir dere yatağının
    Penceredeki hanımelini
    Zor günlerde alnımıza konan o eli

    Sığınağa indirelim Dünyayı





  9. #9
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    SORMA BANA


    Sorma bana kimim
    Nerden geldim buraya
    Gözlerimdeki kırmızı bulutlar
    Hangi günlerden sorma.

    Elbet olmuştur geçmişte
    Açıklanamaz şeyler
    Bağlardan çaldığım üzümleri
    Yemişimdir yaslanıp mavi göğün göğsüne.

    Sorma bana kimim
    Yaşım kaç, işim ne?
    Bana, "Seviyor musun?" de.
    Başka bir şey sorma.



  10. #10
    Üye
    Üyelik tarihi
    Aralık.2008
    Mesajlar
    213

    Standart Turgay Fişekçi Hayatı ve Şiirleri..!

    UYGARLIK


    Temelinde toplugömütler
    İnsan derisinden abajurların aydınlattığı odalar olan
    Aç çocuk gözlerinin
    Çan sesleri gibi rüzgarlarda dağılıp unutulduğu
    Bir uygarlık bizimki

    Bu yüzden kuşku duymadan sevemez kimse kimseyi
    Sevinç sınırsız
    Mutluluk karşılıksız
    Refah, karın ve göz tokluğundan öte bir şey olamaz.

    Işıklı vitrinler hiç değil
    Ne de dakik işleyen hızlı trenler
    Tertemiz caddelerin altı genç kemiklerle örülü

    Uygarlık bize daha çok uzak
    İlk insandan bu yana
    Acı çektirdiğimiz kadar insanı
    Mutlu kılmadıkça




Benzer Konular

  1. Azap Şiirleri
    Konu Sahibi Azap Forum Sitemiz'in Şairleri ve Yazarları
    Cevap: 53
    Son Mesaj : 27.Ağustos.2013, 05:06
  2. Karacaoğlan şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Karacaoglan
    Cevap: 19
    Son Mesaj : 18.Eylül.2012, 20:44
  3. turgay
    Konu Sahibi SongüL Forum R-S-T
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 09.Aralık.2009, 14:25
  4. BurSa ŞiirLeRi..
    Konu Sahibi yaSmin Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 18.Aralık.2008, 13:21
  5. Alİ Yüce şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Kasım.2008, 10:36

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde , filmizle88