Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 23 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Tevfik Fikret şiirleri


    Tevfik Fikret


    1888'de Galatasaray Sultanisi'ni birincilikle bitirdi ve yine aynı lisede öğretmenlik yaptı. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilenmeyi sürdürdü.

    Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Rübab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900'de yayımlandı. Fikret Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rol oynamıştır.

    Abdülhak Hamit Tarhan'ın ve Galatasaray Sultanisi'nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem'in tesiriyle Batılı anlayıştaki şiire yönelmiştir. Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özelikle aşk, tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlardır.

    Servet-i Fünun topluluğunun dağılmasından sonra yazdığı şiirlerde toplumsal konulara yönelir. Bu şiirlerinin ana teması "hürriyet" ve "medeniyet"tir.1901'den sonraysa yöneldiği toplumsalcı nitelikteki şiirlerini topladı.

    İlk şiirlerinde sanat için sanat düşüncesinde olan şair, daha sonra ki şiirlerinde toplumcu bir anlayışa yönelir. Toplumu sıkan hürriyetsizliğe karşı yazdığı "Sis" şiiri, büyük yankı uyandırır. Fikret, sanatının bu ikinci döneminde insanları birbirine düşürdükleri için bütün dinlere düşmandır. Tarihe ve kutsal değerlere de karşıdır.Han-ı Yağma adlı şiiri toplumsal olaylara karşı duruşununun en iyi örneklerindendir.

    Şiirlerinde çoğu zaman aruz ölçüsünü kullanmıştır. Şiirde beyit bütünlüğünü kırarak anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğini ortadan kaldırmıştır. Nazmı nesre (şiiri düzyazıya) yaklaştırmıştır. Fransız şiirinden alınan soneyi şiirlerinde kullanmış, Divan şiirinin müstezat nazım şeklini tanınmaz hale getirerek "serbest müstezat" biçimini geliştirmiştir. Fikret, parnasizm akımından etkilenmiştir ve parnasyenlere bağlıdır.

    Fikret'in "manzum hikâye" türünde şiirleri vardır; Balıkçılar, Nesrin, Ramazan Sadakası, Hasta Çocuk.

    Çocuklar için yazdığı şiirleri hece ölçüsünü kullanarak yazmıştır ve bu şiirlerini Şermin adlı bir kitapta toplamıştır. Şiirlerini "Rübab-ı Şikeste" ve oğlunun adını verdiği "Haluk'un Defteri" adlı kitaplarda toplamıştır.

    1915 yazında uzun süreden beri devam eden hastalığı ilerledi ve 19 Ağustos'ta Türk Şiirinin en büyük şairi henüz kırk sekiz yaşındayken vefat etti ve Eyüp Sultan mezarlığına defnedildi.1961'de ise mezarı Aşiyan'ın bahçesine taşındı.Şu an müze olarak kullanılan Aşiyan'ın bahçesinde, mezarının arkasındaki yazıtta, şairin şu dizeleri kazılıdır:

    “ Ey taş, sen ey kitâbe-i jengîn-i kün-fekân,
    Bir ser-şikeste heykel-i bül-hevli andıran
    Vaz'ınla seyr-i hilkat edersin, pür-iştibâh,
    Etdin mi bâri sen o büyük sırrı iktinâh?
    Sen bâri anladın mı, sen ey kalb-i zî-huzûr,
    Hep taş yüreklerin neye âlemde şevk u sûr? ”
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:40 ) değiştirilmiştir.
    Vesaire_ likes this.

  2. #2
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    Ağustos Böceği ile Karınca

    Karıncayı tanırsınız
    Minimini bir hayvandır
    Fakat gayet çalışkandır
    Gayet tutumludur, yalnız
    Pek hodgamdır, bu bir kusur:
    Hodgam olan zalim olur.

    Bir gün ağustos böceği
    Tembel tembel ötüp durmak
    Neticesi aç kalarak
    Karıncadan göreceği
    Bürudete bakmaz, gider
    Bir lokma şey rica eder
    Der ki: - Acıyınız bize
    Çoluk çocuk evde açız
    İanenize muhtacız.
    Karınca bir yüreksize
    Layık huşunetle sorar:
    - Aç mısınız? Ya o kadar
    Uzun, güzel günler oldu.
    O günlerde ne yaptınız?
    Böcek inler: - Açız, açız
    Bakın benzim nasıl soldu
    O günlerde gülen, öten
    Sazla, sözle eğlenen ben
    Bugün bakın ne haldeyim!
    Vallah açız, billah açız,
    Halimize acıyınız!
    Karınca eğlenir: - Beyim,
    Şimdi de raksedin, ne var?
    "Yazın çalan kışın oynar."


  3. #3
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    Balıkçılar

    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hala
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; "Sen evde kal!" diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ılerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini guya işaret eyleyerek
    Diyordu: "Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!"

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; "Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda... Yürü!"
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...


  4. #4
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    Bana Kimsin Diye Sorma Meleğim

    Bana kimsin diye sorma meleğim
    Pek güzel dinle de izah edeyim
    Nam-ı naçizime `Fikret' derler
    Şi're de nisbetimi söylerler
    Kaldığım varsa da gah ekmeksiz
    Kalmadım şimdiye dek mesleksiz
    Nur bekler gibi nısf-ı şebde
    Bekledim on iki yıl mektebde
    Sonra çıktım ne için bilmeyerek
    Bu da bir cilve-i baht olsa gerek
    Bab-ı Ali'ye müdavimlendim
    Ehl-i namus diye mimlendim
    Şimdi bir hayli eser sahibiyim
    Ahmed İhsan'da musahhih gibiyim
    Saye-i lutf-i cihan-banide
    Hocayım Mekteb-i Sultani'de...

  5. #5
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    BİR İÇİM SU

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor

    Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen
    Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?

    Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen
    Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor

    Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben?
    İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor

    Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
    Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor


  6. #6
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    BİRLİKTE

    Birlikte açılmış iki zambak gibi hem-ser,
    Birlikte geçirdik büyüt eyyâm-ı şebâbı;
    Birlikte ne yaptıksa şu insanlığa benzer;
    Birlikte ne gördükse mukassî ve münevver...

    Bir hâtıra yoktur o güzel günlere şâhid,
    Bir hâtıra yoktur ki bugün mevc-i şehâbı
    Arz eylemesin rûhuma her an mütebâid
    Bir neş'e ki yalnız sana, yalnız sana âid

    Birlikte olursak yine bir parça gülümser
    Ömrün, şu geçen ömrümün ikbâl-i harâbı;
    Tezkîr ile mâziyi, -gel ey hem-dem-i dil-ber!
    Birlikte olurduk yine birlikte berâber

    Hatm eyleyelim, gel şu gam-âlûde kitâbı!

  7. #7
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    HÂLUK'UN BAYRAMI

    Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnız
    Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
    Fakat sevincinle
    Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,
    Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
    Sıyâh-ı mateme benzer terane-î îdi!

    Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
    Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
    Biraz güzellensin

    Şu ru-yı zerd-i sefalet...Evet meserrettir
    Çocukların payı; lakin sevincinle
    Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor...Hâluk, dinle!


  8. #8
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    HALUK'UN İNANCI

    Bir yaratıcı güç var, ulu ve akpak,
    kutsal ve yüce, ona vicdanla inandım.

    Yeryüzü vatanım, insansoyu milletimdir benim,
    ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım.

    Şeytan da biziz cin de, ne şeytan ne melek var;
    dünya dönecek cennete insanla, inandım.

    Yaradılışta evrim hep var, hep olmuş, hep olacak,
    ben buna Tevrat'la, İncil'le, Kuran'la inandım.

    Tekmil insanlar kardeşi birbirinin... Bir hayal bu!
    Olsun, ben o hayale de bin canla inandım.

    İnsan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,
    bir an için dedelerimi unuttum da, inandım.

    Kan şiddeti besler, şiddet kanı; bu düşmanlık
    kan ateşidir, sönmeyecek kanla, inandım.

    Elbet şu mezar hayatı zifiri karanlığın ardından
    aydınlık bir kıyamet günü gelecek, buna imanla inandım.

    Aklın, o büyük sihirbazın hüneri önünde
    yok olacak, gerçek dışı ne varsa, inandım.

    Karanlıklar sönecek, yanacak hakkın ışığı,
    patlayan bir volkan gibi bir anda, inandım.

    Kollar ve boyunlar çözülüp, bağlanacak bir bir
    yumruklar şangırdayan zincirlerle, inandım.

    Bir gün yapacak fen şu kara toprağı altın,
    bilim gücüyle olacak ne olacaksa... İnandım.

  9. #9
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    HAN-I YAĞMA

    Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
    Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
    Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin


  10. #10
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Tevfik Fikret

    KUŞLARLA

    Kuşlar uçar,
    Ben koşarım."
    Onların kanatları var,
    Benim kanadım kollarım.
    Kuşlar kanadını çırpar,
    Ben de kolumu sallarım.
    Uçun kuşlar, uçun kuşlar,
    Hepinizle yarışım var.

Benzer Konular

  1. Tevfik Fikret Edebi kisiligi ve Eserleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Edebi Kişilikler
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 30.Kasım.2012, 15:04
  2. Rıza Tevfik Bölükbaşı Şiirleri
    Konu Sahibi yaziklar_olsun Forum R
    Cevap: 13
    Son Mesaj : 15.Aralık.2010, 00:51
  3. Fikret Kızılok
    Konu Sahibi Fairy Forum Müzik Videoları
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Kasım.2009, 16:31
  4. Tevfik Esenc
    Konu Sahibi Adyg Forum Kültürel Boyut
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 02.Mart.2009, 21:04
  5. Tevfik Fikret Küçük aske®
    Konu Sahibi Derviş Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Ocak.2009, 17:25

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi kapadokya balayı takipçi satın al