Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart 15 ler Suikastı

    Bu bölüme,gerek Ergenekon olayının tazeliği,gerekse bizim siyasi tarihimizin önemli bir yol ayrımı olan,Mustafa Suphi,Ethem Nejat ve arkadaşlarının öldürüldüğü " 15 ler " Olayıyla başlamayı daha anlamlı buldum.(Libertyman)




    MUSTAFA SUPHİ VE ONBEŞLER



    Durmak olmaz ki bir kez
    Halk için çıktın mı yola
    Demiri tavında dövmek gerek
    Ucunda ölüm olsa da.
    Ataol Behramoğlu
    – Mustafa Suphi destanından



    Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının, 19 Mayıs 1919 da Bandırma vapuru ile Kurtuluş Savaşını başlatmak üzere Samsun’a çıktıkları gün, Akdeniz vapuru da Almanya’dan gelen yolcularını İstanbul Haydarpaşa limanına indirmişti. Bu yolcular arasındaki, Avrupa’dan gelen aydın bir çevre daha sonra içlerine Şefik Hüsnü beyin de katılmasıyla güçlenecek, işçi-çiftçi-sosyalist fırkasını kuracak, Aydınlık dergisini çıkaracak ve bu birikim sonraki yıllarda adı TKP ( Türkiye Komünist Partisi) olan örgütlenmenin çekirdeğini oluşturacaktır.

    Aynı günlerde, İttihat ve Terakki’nin kurduğu Teşkilat-ı Mahsusa örgütü içinde bulunmuş, Osmanlı coğrafyasının dört bir tarafında gerilla savaşları içinde yetişmiş Çerkez Ethem Bey, Teşkilat-ı Mahsusa’nın eski başkanlarından Kuşçubaşı Eşref Beyin Bandırma’daki çiftliğinde Rauf Orbay Bey ile buluşacak, çiftlikteki silah ve cephaneleri kuşanarak Alaşehir’de pek namı olmayan bir kongre toplayıp işgalci Yunan kuvvetlerini durdurmak için, gerilla mücadelesi başlatmaya karar verecektir. Bu çekirdek gerilla gücü sonraki aylarda çoğalarak Kuvayı Seyyare ismini almıştır.

    Demek ki “ordu gençliği” emperyalist işgal karşısında ülkenin iki noktasından silahlı direniş mücadelesini örgütleme eylemine yönelirken, Akdeniz vapurunun Avrupa’dan getirdiği “sivil gençlik” öncüleri de İstanbul’da bir dergi etrafında toparlanıp, bir düşünce akımı olma yoluna girmişlerdir. Bu zihniyet 1960 lı yıllara kadar da Türkiye Devrimci Hareketi içinde hakim çizgi olarak etkisini sürdürmüştür.

    Aynı dönemde, Türkiye Devrimci Hareketinin başlangıç konağının başka bir kanalında öncülük yapan devrimci bir insan daha vardır. Adı Mustafa Suphi dir.

    9 Temmuz 1882 de Trabzon vilayetine bağlı Giresun kazasında doğan Mustafa Suphi Galatasaray lisesini bitirdikten sonra hukuk mektebine girmiş ve 28 Nisan 1906 da bu okuldan mezun olmuştur. Mustafa Suphi, tahsiline devam ederken bir yandan da memuriyet hayatına girerek uzun bir süre “Şura-yi Devlet Mülkiye dairesi” de kalem memurluğu yapmıştır. İstanbul hukuk mektebini bitirdikten sonra, tahsiline devam etmek üzere Fransa’ya geçen Mustafa Suphi, Paris’te “Sosyal Bilgiler Mektebi” de okumuş ve 1910 yılında bu okuldan da mezun olmuştur. Mustafa Suphi, Paris’te siyasal bilgilerde okurken “ Türkiye’de itibari zirai teşkilatının hal ve istikbali” adlı bir bitirme tezi hazırlamıştır.

    Mustafa Suphi Fransa’dan ülkeye döndükten sonra Tanin, Serveti Fünun ve Halk gazetelerinde makaleler yazmıştır. Bu makaleler genellikle ekonomi yazılarıdır. Trabzon eski mebusu Hafız Mehmet Efendi ile birlikte İstanbul’da yazıhane açarak iş ortaklığı yapan Mustafa Suphi, bu dönemde İttihat ve Terakki’ye ateşli bir tarzda muhalefet yapmaktadır. Mustafa Suphi’nin İttihatçılara karşı açtığı mücadele, sonuçta Ferit Bey ve ünlü Türkçülerden Yusuf Akçura’nın kurduğu “Milli Meşrutiyet Fırkası” na katılması ile yeni bir boyuta sıçramıştır. Mustafa Suphi aynı süreçte Ferit Bey’in (Tek) sahibi olduğu İfham gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yapmakta ve yazılar yazmaktadır.

    Mustafa Suphi bu süreçte Türkçülük akımının etkisi altındadır. Onun Nevsal-i Milli gazetesinde yayınlanmış olan “Türkçülüğün Esasları” adlı makalesi de sahip olduğu fikirleri izleyebilmemiz açısından önemli bir belgedir. Nitekim ülkeden kaçtıktan sonra Baku’ye geldiğinde amacının bir “Türklük Fırkası” kurmak olduğunu kendisi açıkça beyan etmiştir.

    1913 yılının Haziran ayında dönemin sadrazamı Mahmut Şevket Paşa’nın İstanbul’da bir suikast sonucunda öldürülmesi üzerine, başlatılan tutuklamalarda, İfham gazetesindeki bir yazı bu suikast ile ilişkilendirilmiş ve gazetenin sahibi Ferit Bey, yazı işleri müdürü Mustafa Suphi bir cezaya çarptırılmasa da diğer muhalif unsurlarla birlikte Sinop’a sürgün olarak gönderilmiştir. Mustafa Suphi 24 Mayıs 1914 tarihinde sürgün hayatını kendi kararıyla noktalamış ve 12 arkadaşı ile birlikte küçük bir tekneyle Karadeniz’e açılarak Rusya’ya geçmiştir.

    Rusya’ya geçtikten sonra, ufukta beliren emperyalist savaşa karşı ve Türkiye’nin bu savaşa katılmaması gerektiği konularında makaleler yazan Mustafa Suphi 1915 te Türk savaş esirlerinin Ural’a gönderilmeye başlaması üzerine onlarla birlikte çar hükümeti tarafından Ural’a sürülmüştür. Ural’daki esaret günleri Mustafa Suphi’nin mücadele hayatında yeni bir dönemin açılmasına neden olmuş ve Rusya’daki devrim mücadelesinin içine tam anlamıyla katılmıştır.

    Yukarıda çok kısa hayatını ve mücadelesini özetlemeye çalıştığım Mustafa Suphi, Sovyet Devrimi ve daha sonraki iç savaş ateşi içinde mücadeleye katılmış ve inançlı bir devrimci haline gelmiştir. 1919 da Lenin’in önderliğinde kurulan üçüncü Enternasyonalin kuruluş toplantısında hazır bulunmuştur.

    Mustafa Suphi Sultan Galiyev’in ve diğer Türk ve Müslüman devrimcilerin yakın mücadele arkadaşıdır. Sultan Galiyev o dönemin çağdaş bir kuramcısı ve mücadele adamı olarak tüm ezilen uluslara şöyle seslenmektedir.
    “… bizim partide iki tür kadro olduğu görülmektedir.
    a-) Mazlum milletler meselesinin önemini ve ciddiyetini kabul etmeyen, bu sebepten dolayı partinin ilgili faaliyetlerine kuşku ile yanaşan, en azından bunları önemsemeyenler ( ki özellikle Rus yoldaşlarda güçlüdür, zira bunlar milli zulmün ne demek olduğunu, kendi üzerlerinde hissetmemişler buna göre de bu konuya ilgi duymuyorlar. Onlar merkezde güçlüdür)
    b-) “Büyük devletçilik” hurafesi ile zehirlenen, bazen ise katıksız bir “velikorus” (Büyük Rusyacılık) şovenizmi hastalığına tutulmuş olanlar. Bu grup bir alışkanlık olarak, milli devletlerin kurulmasına her zaman karşı çıkar, onların oluşturulmasını engellemeye çalışırlar, kurulması durumunda ise, bu milli devletlerde iktidarı ele geçirmek için mücadele verir, buralarda “yerli” kadroların etkisinin artmasına karşı direnirler.” (Halit Kakınç- Destansı Kuramcı Sultan Galiyev - s.30)

    Doğu Halkları Kurultayı Sultan Galiyev ve çevresinin dürtüsüyle oluşturulmuş Enver Paşanın ve Ankara hükümetinin gönderdiği delegenin de katıldığı bir platformdur. Bu kurultaya Ankara hükümeti adına katılan İbrahim Tali Bey Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Samsun’a çıkan 18 subaydan biridir. Kurultayda yaptığı konuşmada
    “Anadolu hareketi katiyen burjuvaziye dayanan bir hareket değildir. Avrupalıların bu yolda verdikleri malumat ve mütalaalar yanlıştır. Sermaye perestlerin şartta yardımcıları taşnak Ermenilerle venizelos Rumlardır ve buna ilave olarak, padişahın saray hadimleri ve yakınlarıdır. Bunlar padişahın nüfusunu İngiliz sermayedarlığının menfaatine kullanıyorlar. Ruh, mal, servet ve itibarlarını ve bol bol altınlarını ondan alıyorlar. Anadolu Devrimcileri ise, yüzlerini şarkta güneş gibi doğan devrime çevirmişlerdir. Anadolu devrimi zenginlerin ve hazır yiyicilerin menfaatlerine karşı olduğundan karşı devrimciler kuvvetlerini bir yere topladılar… bunlar İngiliz parasıyla, kendilerine yalandan İslamiyet müdafaacısı süsünü verip milli ve içtimai olan Anadolu Rençper Devrimini yenmek ve tepelemek istediler.” Dedikten sonra
    “Anadolu Devrimcileri şundan dolayı sevinç duymaktadır ki Moskova üçüncü beynelmilele uzattıkları dostluk ve hemfikirlik elini Moskova’da aynı duygu ile kabul edip aynı yürek dostluğu ile cevap verdiler… yaşasın bu yolda birlikte yürüyen devrimci Rusya ile devrimci Anadolu ve onların dayandığı doğu devrimi”

    1919 da ülkemizin emperyalist savaştan yenik çıkması ve işgali üzerine Mustafa Suphi Sovyetler Birliği’ndeki esir subay ve erlerden derlemeye çalıştığı bir orduyla Kurtuluş Savaşına katılmayı önüne hedef olarak koymuş ve bu alanda büyük faaliyet göstermiştir.

    Demek ki İstanbul’da Şefik Hüsnü öncülüğünde, bazı devrimciler dergi çıkartıp, örgüt faaliyetleri yaptıkları bir dönemde Mustafa Suphi silahlı birlikler kurarak Kurtuluş Savaşı içine fiilen katılma yolunu seçmiştir. Sonuçta Mustafa Suphi Ankara hükümeti ile yaptığı yazışmalar üzerine 15 arkadaşıyla birlikte Kars’tan ülkeye giriş yapmıştır. Bundan sonrası vahşettir ve tarihin karanlık yüzüdür. Mustafa Suphi 15 yoldaşıyla birlikte, hiçbir kitle desteği ve örgütü olmaksızın, Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere girdiği ülkesinde kalleşçe ve haince hırpalanarak Trabzon’a kadar sürüklenmiş ve orada Enver Paşaya çok yakın İttihatçı Kayıkçılar Kahyası Yahya Kaptan tarafından oyuna getirilip 28-29 Ocak 1921 de Karadeniz’in azgın sularında katledilmişlerdir. Bu cinayetin gerçek failleri kimlerdir. Sovyetler Birliği’nin bu olaydaki tavrı nedir. Tarihin bu karanlık yüzü aydınlatılmak üzere önümüzde duran bir görevdir.





    Birer devrimci gibi ölen 15 lerin isimleri:

    * Samsun Hançerli mahallesinden Mustafa Suphi
    * Üsküdar Ahmet Çelebi mahallesinden Ethem Nejat ( İzmir Maarif Sadr-ı Sabıkı )
    * Erzincanlı Aşçıoğlu Bahaeddin ( Muallim )
    * Uşak'ın Hacı Hüseyin Mahallesinden Kasım Hulusi
    * Sürmene'nin Asu Kariyesinden Kıralioğlu Maksut
    * Cihangirli Hilmioğlu İsmail Hakkı (Doktor)
    * Van Ercişten Ahmetoğlu Hayrettin (Nefer)
    * Bandırma Manyas Nahiyesinden Hakkı Bin Ahmet Ali (Topçu Yüzbaşı)
    * İstanbullu Emin Şefik (Mühendis)
    * Kadıköylü Tevfik Bin Ahmet (Tayyare Yüzbaşısı)
    * Manisalı Kazım Bin Ali (İhtiyat Zabiti)
    * Erzincan'ın Akdağ Kariyesinden Hatipoğlu Mehmet
    * İzmir Tilkilikten Hacı Nustafaoğlu Mehmet
    * Kandıralı Cemil Nazmi Bin İbrahim
    * Maria (Meryem) ( Mustafa Suphi'nin eşi)
    gogeselam likes this.

  2. #2
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart 15 ler Suikastı

    BİR HABER



    Türkiye Komünist Partisi (TKP), 28 Ocak 1921 gecesi, Trabzon açıklarında bir teknede öldürülen Mustafa Suphi ve 15 arkadaşını, ölümlerinin 84`üncü yılında andı.
    29 Ocak 2005 12:24

    Partinin Selanik Caddesi`ndeki Genel Merkezi önünde toplanan TKP`liler, Türkiye Komünist Fırkası`nın ilk genel sekreteri Mustafa Suphi anısına yazılan ağıtlar eşliğinde, ellerinde meşalelerle, anma töreni düzenledi. 18.30`da başlayan anma töreninde, ``Hayali Gönlümde``, ``Karadeniz`` ve ``Avusturya İşçi Marşı`` çalındı.

    ``Mustafa Suphilere Sözümüz Devrim Olacak``, ``Ne ABD, Ne AB Sosyalist Türkiye``, ``Çark Çekiç Gelecek Sömürü Bitecek``, sloganlarının atıldığı anma töreninde, Nazım Kültür Evi Şiir Topluluğu, Nazım Hikmet`in ``Kerem Gibi`` şiirini sundu.

    TKP Genel Başkanı Aydemir Güler törende yaptığı konuşmada, 1921`de hayatını kaybeden Mustafa Suphi ve arkadaşlarının anısının TKP`de sürdürüldüğünü ifade etti. Güler, ``Mustafa Suphilerin yolları yolumuzdur, `en fazla ucunda ölüm vardır` diyerek korkusuzca hayatlarını feda eden Mustafa Suphiler, vatanları emperyalizmin pençesine düşmesin diye savaşmışlardır`` dedi.

    ``Onları ağıtlarla olduğu kadar tohumunu attıkları Türkiye Komünist Fırkası anısıyla da anıyoruz`` diyen Güler, ``Başımız sağ olsun, başımız dik olsun`` şeklinde konuştu.

    Güler`in konuşmasının ardından anma töreni, ozan Mirzad Karakış`ın türküleriyle sona erdi.

    İLK KOMÜNİST HAREKETİN MİMARLARINDAN: MUSTAFA SUPHİ

    Bakü`de 1920 yılında düzenlenen ``Şark Milletleri Kurultayı`nda Türkiye Komünist Fırkası`nın ilk genel sekreteri seçilen Mustafa Suphi, 1905 yılında İstanbul Hukuk Mektebi`nden mezun olduktan sonra Paris`te Siyasal Bilgiler Okulu`nu bitirdi.

    Mustafa Suphi, Paris`ten İstanbul`a döndükten sonra, Tanin, Servet-i Fünun ve Hak gazetelerinde çalıştı. İttihat ve Terakki Fırkası`nın 1911 yılındaki genel kongresine Anadolu delegesi olarak katılan Mustafa Suphi, daha sonra İttihat ve Terakki Fırkası`na muhalefet ederek, Sinop`a sürüldü.

    1914 yılının başlarında bir grup arkadaşı ile birlikte Rusya`ya kaçan Mustafa Suphi, Birinci Dünya Savaşı`nın başlaması ile birlikte Osmanlı tebasından olduğu için esir alındı.

    Mustafa Suphi sosyalist düşünce ve Bolşeviklerle bu yıllarda tanıştı. Ekim Devrimi`nden sonra Moskova`ya giden ve Rusya kökenli ya da savaş esiri Türkler arasında çalışmalarını yürüten Mustafa Suphi ve arkadaşları, 10 Eylül 1920`de üç farklı grubu bir araya getirerek Türkiye Komünist Fırkası`nı kurdu.

    Mustafa Suphi, Komintern`in ikinci kongresinde iki Türk delegeden biri olmuş, Doğu Halkları Kurultayı`nın başkanlık divanında yer almıştı. Çalışmalarını Milli Mücadelenin devam ettiği Anadolu`da sürdürmek için, 1921 Ocak`ında Atatürk`ten aldıkları çağrıyla Ankara`ya doğru yola çıkan Mustafa Suphi ve on beş arkadaşı, Kars ve Erzurum`da linç girişimlerine maruz kaldı.

    Trabzon`a geçen Mustafa Suphi ve on beş arkadaşı, bindirildikleri teknenin arkasından yetişen katiller tarafından öldürüldü.
    gogeselam likes this.

  3. #3
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: 15 ler Suikastı

    Yıl dönümünde fark ettim ki forumumuzda bu bilgi mevcut..Teşekkürler abi, emeğine sağlık.



    Bu da geçer, Ya Hû!

Benzer Konular

  1. Çar II. Aleksandr Suikastı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Suikastlar Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 10.Nisan.2009, 14:58
  2. Malcolm X Suikastı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Suikastlar Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.Nisan.2009, 21:00
  3. Jül Sezar Suikastı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Suikastlar Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.Nisan.2009, 20:49
  4. II. Abdülhamit Suikastı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Suikastlar Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.Nisan.2009, 20:41
  5. Troçki Suikastı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Suikastlar Tarihi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 09.Nisan.2009, 18:04

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun