Theodor Adorno


Theodor Ludwig Wiesengrund-Adorno (d. 11 Eylül 1903 - ö. 6 Ağustos 1969) Alman filozof, sosyolog, müzikolog ve kompozitör.

Frankfurt Okulu'nun ve Eleştirel teori'nin öncülerindendir. Yoğun teorik birikimi ve yaratıcılığı ile okulun önde gelen isimleri arasinda yer almış, her zaman düşüncenin eleştirelliğinin katıksız bir savunucusu olarak çalışmalarını sürdürmüştür. Felsefe ve sosyal disiplinleri bir arada değerlendirerek müzikten gündelik yaşama, ahlaki sorunlardan tahakküm ilişkilerine kadar geniş bir alanda modern kavram ve kategorileri ve onlara dayalı genel anlayışları sorunsallaştırmıştır.



Adorno, Frankfurt'ta müzik ve felsefe eğitimi gördü. 1924'te Husserl üzerine verdiği doktora teziyle mezun olduktan sonra, Viyana'da Alban Berg ve Eduard Steuermann'dan müzik ve kompozisyon dersleri aldı. Sonraki düşüncelerinin oluşumunda György Lukacs, Ernst Bloch, Walter Benjamin, besteci Arnold Schönberg ve Max Horkheimer'ın etkisi olduğu söylenebilr. 1931'de Viyana Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermeye başlayan Adorno Nazi iktidarıyla birlikte önce İngiltere'ye, dört yıl sonra da ABD'ye göç etti ve Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'ne katıldı. Çalışmalarını orada da sürdürdü. II. Dünya Savaşı'nın bitmesinden sonra 1953 yılında Enstitü'yle birlikte Frankfurt'a döndü.

Başlıca çalışmalari şöyledir: Aydınlanmanın Diyalektiği, 1947 yılında Horkheimer ile birlikte yapılan ortak çalışmanın ürünüdür. Modern Müziğin Felsefesi (1949). Otoriter Kişilik , Adorno yönetiminde bir çalışma grubu tarafından 1950'de hazırlanmıştır. Negatif Diyalektik 1960'da ve Estetik Teorisi 1970'de yayınlanmıştır.

Adorno'nun kişisel çalışması, Okul'un genel yönelimlerinin çok ötesine gider bir bakıma, çünkü Adorno bir anlamda eleştirel teorinin kendi sınırlarına ulaştığı noktada çalışmasını sürdürür ve kendine özgü yöntemini bu çalışmarla geliştirir. Horkheimer ile birlikte yaptığı çalışmaların yani sıra, kendi kişisel çalışmlarının derinliği ve içeriğinden söylem yapısına kadar taşıdığı özgüllüğü dikkat çekicidir. Onun kişisel başyapıtı olan Minima Moralia bu bakımdan özel bir yere sahiptir. Kendi yöntemini ve anlayışını derinlikli ve ilginç bir şekilde ortaya koyar bu kitap. Adorno, her zaman, düşüncenin kendi içine kapanma eğilimine karşı ısrarla direnir. O, bir anlamda her tür despotizmin ve tahakküm ilişkisinin kaynağını ve kökenini düşünme imkânının sınırlandırıldığı ve ketlendiği yerlerde görür.



Toplum üzerine teorileri genel bir karamsarlığı yansıtır. Ona göre bürokrasi, idare ve teknokrasinin kuşattığı toplumda birey geçmişte kalmıştır. Yoğunlaşmış sermaye, planlama ve kitle kültürü bireysel özgürlükleri büyük oranda tahrip etmiş, böylece eleştirel düşünme yeteneği yerini tümüyle şeyleşmiş bir topluma ve bilince bırakmıştır.

Kışkırtıcı stiliyle ideolojilerin etkisini kırmayı, aforizmalar biçiminde yazılmış metinleriyle kapalı düşünce sistemlerinin temellerini yıkmayı hedeflemiştir. Bu geleneksel olmayan stiliyle toplumun eleştirel olmayan bir olumlamasını engellemeye çalışır. Böylece okurun sadece düşünmesini değil, düşüncelerini eleştirel bir biçimde yeniden kurmasını hedefler.