Barış için yaşayan bir kadın: Jane Addams



"Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Amerikalı pasifistler bile ABD'nin İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa girmesini salık vermektedir. Savaş başladıktan birkaç hafta sonra, 1914 sonbaharında Jane ve küçük bir kadın grubu, 'Savaş karşısında ne yapabiliriz' diye New York'ta toplanır. Saldırı gecikmez. Basın Jane'i hedef seçerek karşı saldırı kampanyası düzenler. Bitmez, üyesi olduğu 'Amerikan Devriminin Kızları'ndan ihraç edilir...
Jane,... kadınların herhangi bir konuda erkeklerden 'daha iyi' olmadıklarını, ama 'hayata değer verdikleri' için sorunları çözmek adına erkeklerden çok daha az savaşma isteği gösterdiklerini anlatır"

Barış istemek öyle kolay değildir. Ama kadınlar savaşın karşısında olmakla yetinmemiş, vatan haini yaftası yeme pahasına barışın kurucusu olmaya çalışmışlardır. Onlardan en ilginci, Nobel Barış Ödülü sahibi de olan Laura Jane Addams. 1915 Mayısı'nda 'Uluslararası Barış ve Özgürlük için Kadın Derneği'ni (WILPF) kurmak için Hollanda'ya gitmişti.

Jane, 'Kadınların Barış Partisi'nin üç binden fazla kadının katıldığı mitinginde, kadınların herhangi bir konuda erkeklerden 'daha iyi' olmadıklarını, ama 'hayata değer verdikleri' için sorunları çözmek adına erkeklerden çok daha az savaşma isteği gösterdiklerini anlatır.

Ocak 1915'te Amerika Birleşik Devletleri'nde 3 binden fazla kadınla birlikte Kadınların Barış Partisi'ni kurdu. Aynı yılın mayısında Hollanda'da, dünyanın dört bir tarafından gelen 1500 delege kadınla birlikte 'Barış ve Özgürlük için Uluslararası Kadın Derneği'nin kuruluşunda yaptığı açılış konuşmasında, 'Hanımlar, biz geleceğin muhafızlarıyız. Artık, hayatımızın saygısızca yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Uluslararası ilişkiler zorla değil, dostluk ve adaletle belirlenmelidir' diyordu. O, işin içinde kendi devletinin çıkarı da olsa savaşa karşıydı. Çünkü Jane'e göre savaş hiç bir şekilde çözüm yöntemi değildi.

Kadınların Barış Partisi ve WILPF ile kadınlar güçlü bir savaş karşıtı platform oluşturur. Bu kadınlar hem kendi ülkelerinde hem de uluslararası arenada militarizme karşıydılar, silahların sınırlanmasını, savaşın yerine 'savaş için kanunlar' konmasını ve gençliğin barış prensipleriyle eğitilmesini talep ediyorlardı. Üstelik Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından kurulan WILPF, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Nazi işgali altındaki Avrupa'nın göbeğinde bürosunu açık tutmayı başarmış, militanları yeraltında çalışmak zorunda kalmış, Birleşmiş Milletler'i kuran önemli hükümet dışı örgütlenmelerden birisi olmuştur.

Tolstoy hayatını değiştirdi

Laura Jane Addams, 1860'da Illinois-Cedarville'da doğdu. Adaletsizlikle mücadele eden ve şiddet karşıtı bir aileden geliyordu. Dokuz kardeşin sekizincisi olarak dünyaya gelen Jane'in babası da politikacıydı. Jane üniversiteyi bitirince, Avrupa yolculuğuna çıktı. Bu yolculuk onun ufkunu daha da açtı. Döner dönmez, göçmenler için dayanışma merkezi, göçmen çocuklar için ana okulu, aileler için açık öğretim gibi projelere başladı ve kısa sürede hepsini gerçekleştirdi. Ayrıca işçilerin çalışma koşulları ve grevlerle de ilgileniyordu.

Toplumsal adaletsizliklerle mücadele eden Jane'in 'dünya barışı' ile ilgilenmesini sağlayan büyük dönemeç ise, 1896'da gittiği Rusya'da Lev Tolstoy ile tanışmasıyla başladı. Büyük pasifist Tolstoy'un, 'Şiddet ve militarizme dayandığı sürece hiçbir hükümetle işbirliği yapamam' sözleri onu derinden etkiledi. Ve o da büyük ustayı örnek aldığını 1898'de İspanya-Amerika savaşına karşı çıkarak gösterdi: 'İnsan hayatını da, savaşı kuşattığımız kahramanlık ve hayranlığın aynısıyla kuşatırsak, savaş imkansız olur diyebiliriz.'

Hain ilan edildi

Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Amerikalı pasifistler bile ABD'nin İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa girmesini salık vermektedir. Savaş başladıktan birkaç hafta sonra, 1914 sonbaharında Jane ve küçük bir kadın grubu, 'Savaş karşısında ne yapabiliriz' diye New York'ta toplanır. Saldırı gecikmez. Basın Jane'i hedef seçerek karşı saldırı kampanyası düzenler. Bitmez, üyesi olduğu 'Amerikan Devriminin Kızları'ndan ihraç edilir.



Kadınların Barış Partisi

Kim demiş ki barış mücadelesi kolaydır diye. Tüm karalama kampanyasına rağmen savaş başladıktan bir kaç ay sonra 10 Ocak 1915'te 'Kadınların Barış Partisi'ni kurar. Kadınların Barış Partisi'nin üç binden fazla kadının katıldığı mitinginde kadınların herhangi bir konuda erkeklerden 'daha iyi' olmadıklarını, ama 'hayata değer verdikleri' için sorunları çözmek adına erkeklerden çok daha az savaşma isteği gösterdiklerini anlatır. Dünya barışını savunan kendisi gibi kadınlarla birlikte 1915 Mayısında 'Uluslararası Barış ve Özgürlük için Kadın Derneği'ni (WILPF) kurmak için Hollanda'ya gider. Burada yaptığı konuşmada da 'Kadınlar sevdiklerine karşı çıkarak çok zor bir iş yaptılar' der. Çünkü barışı isteyen kadınların çoğunun ülkesi savaştadır, hatta sevgilisi, eşi, kardeşi ya da oğlu bizzat cephededir. Ardından Jane'in 'Barış turnesi' başlar. Dünya barışını savunan arkadaşlarıyla birlikte çıktığı barış turnesinde İngiltere, Almanya, Avusturya, Macaristan, İtalya, Fransa ve Belçika'ya gittiler ve onları devlet başkanları karşıladı, yüzlerce insanla, asker ve siville de konuştular, tartıştılar.

ABD savaşa resmen katılmıştır. Savaşın ilk celbi dolayısıyla 'ülkeye sorulmadan, askere gidecek sıradan insanların fikirleri alınmadan askere çağırma kararının kabul edilmesini' protesto ettikleri için kadın pasifistlerle birlikte Senato Askeri İşler Kurulu'na ifade verdi.



Versailles'ı kınadı

1919'da, Zürih'te Uluslararası Kadın Kongresi'nin diğer üyelerine katıldı ve 'sadece bir grup savaşçıyı' silahlandırdığı ve 'Avrupa'nın kalbindeki yüz milyon insanı yoksulluğa, hastalığa ve çaresizliğe mahkum edecek ve her ulusa yayılmış nefretle sonuçlanacak ekonomik önlemleri' nedeniyle Versailles Antlaşması'nı kınadı. O haklıydı, 20 yıl sonra dünya bir büyük savaş daha yaşadı. Ama Jane milyonlarca insanın hayatını kaybettiği İkinci Dünya Savaşı'nı göremeden 1935'te kanserden öldü.

Nobel Barış Ödülü'nü aldı

Jane Addams, ölümünden dört yıl önce, 1931'de Nobel Barış ödülü törenlerinde hastanedeydi. Nobel Kurulu, gıyabında O'nun için şu değerlendirmeyi yaptı: 'Dünya barışını sağlamak için bize yardım edecek, kadına yakışan en iyi nitelikler Jane Adams'ta toplanmıştır.'