Hıdır Işık’ın “Öpülmemiş Şehl┠adlı şiir kitabı, kolektif bir yayın kuruluşu olan Kaos Çocuk Parkı Yayınları tarafından yayınlandı. Derin ve Arya İle Güzellemeler,
Öpülmemiş Şehlâ, Dağılan Nar’a Rivayetler ve Suların Çekilme Öyküsü, adlı dört bölümden oluşan kitap, geniş tematik dokunuşları, zihnin uçsuz panoramasını ortaya
çıkaran imge yaratımı ve etkileyici dil kullanımıyla dikkat çekiyor.

Sözcük ilişkilerinden ve onların çoklu anlamsal katmanlarından beslenerek farklı tema alanlarında şaşırtıcı tepkimeler ortaya çıkarmayı başaran Hıdır Işık, daha
önceki şiirlerinde olduğu gibi toplumcu gerçekçi çizgiye varoluşsal kodlamaları eklemlediği şiir poetikasını sürdürdüğü görülmektedir.

Öpülmemiş Şehlâ’da, bireyin düşünce ve algı gibi zihin bileşenlerini kullanarak varlığın atom parçacıklarına inen, oradan da evrenin bütünlüklü kompleks yapısına
ulaşacak biçimde birbirine bağlı olguların ve ögelerin yapıtaşı olduğu bir irdeleme çizgisini esas alan şiirler karşılıyor okurları. Kitle kültürel süreçlerinin diyalektik
bağıntılarını, bireyin iç dünyasını imleyerek yorumlayan şair, biçimsel olarak düzyazıya yaslanan fakat yerinde incelikli anlamsal kırılmalar yaratarak ortaya çıkardığı
şiirlerle, dilin estetik kullanımının önemini de ortaya çıkarıyor adeta.

Hıdır Işık şiirleriyle, geleneksel şiirin lirik, coşkulu ve hüzünlü duyargalarını çağdaş şiirin düzlemiyle iç içe geçirerek, modernitenin çıkmazlarına eğilerek, insanı
kendi dürtüleriyle yüzleştiren güçlü aynı zamanda da derin çağrışımlara odaklanarak ve ses ahengini önemseyen bir dil dizgesine ulaşarak zamanın belleğinde kendine
yer ediniyor. Şiirdeki bu düşün ve yazın kombinasyonunu, yaşamın somut dinamizminden soyutlanmadan yapması da Işık’ın şiirinin başka bir görünür özelliği.

Sesini rengarenk dolaşımlardan okuyucuya uzatan kitap, “Ardılın Ardılı Bir Boşluk” adlı şiirden bir bölüm alıntısıyla doğumunu muştuluyor.

iki
-ya da 3, ne fark eder ki yalnızlık ezeli künyeyse

nesnel ölçüleri yırtarak sonsuzluk örtüldü üstüme,
börtü böcekten oluşan mitler ağırladı yalnızlığımı.
ilkin çaresizliğin uğultulu sesiyle helalleştim, sonra
suyun kristallerini anlattım içime yuvalanan korkuya.
dinlemedi, acımasız bir dürtüye çekti avurtlarımı.
hadi lannn!
hepsi hepsi bir çığırtkanlık ünlemiydi zihnimdeki imlâ,
o da ağzıma dolan karınca kolonisinin şenliğine dönüştü