Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 14 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Sait Faik ABASIYANIK Şiirleri


    SAİT FAİK ABASIYANIK’IN HAYATI

    23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda doğdu. İlköğrenimini doğduğu kentte, Rehber-Terakki adlı özel okulda yaptıktan sonra, iki yıl Adapazarı İdaresi’ne devam etti. İstanbul Erkek Lisesi’ne giden Sait Faik, orta öğrenimini 1928 yılında Bursa Erkek Lisesi’ni tamamladı. Asıl adı Mehmet Sait’tir. Soyadları aslında “Abasızoğulları” olduğu halde soyadı yasasının çıkışından sonra Sait Faik’in isteği üzerine Abasıyanık’a çevrilmiştir.

    Sait Faik Abasıyanık kendi ifadesiyle, liseyi “heyamola ile” bitirdikten sonra fakülteyi terk ederek, Fransa’nın Grenople kendine giderek edebiyat öğrenimi yapmaya başlamıştır. Üç yıl süren bu öğrencilik döneminde Sait Faik Paris, Strassburg, Lion, ve Marsilya arasında yolculuk yapmış, yaz aylarında da İstanbul’a gelmiştir. Bu avare öğrencilik yıllarında içkiye başlamış, Fransa’da içine girdiği bohem hayatı onun kişiliğinde ve sanatında önemli bir rol oynamıştır.

    1933 yılında babasının isteği üzerine İstanbul’a dönen Sait Faik, Yağ İskele’sinde babasının bir arkadaşıyla ortak bir ticaret evi açmış, ancak burasının iflası ile ticareti bir daha dönmemek üzere terketmiştir. Daha sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Lisesi’nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yapmış, kısa sürede bu işi de bırakıp gazeteciliğe başlamış ve adliye muhabirliği yapmıştır. 1939 yılında babasını yitiren Sait Faik, 1943 yılında gazeteciliği de terk ederek kendini salt yazmaya vermiş, gönlünce, avare bir yaşam sürmüş, Burgaz Ada’ya yerleşerek çok sevdiği balıkçıların, gündelik ekmeklerinin peşinde koşan küçük insanların arasında yaşamıştır.

    Hiç evlenmeyen Sait Faik, 1946 yılında “siroz” hastalığına yakalanmış, doktorların uyarısı üzerine 1953 yılına kadar içkiyi bırakmış, ancak 1953 yılında Burgaz Ada’dan bıkarak nakletmiş ve bohem yaşamına dönmüştür.

    5 mayıs 1954’de, sirozun az görülen “ihtilatlarından “özofaş kanaması” geçirerek Marmara Kliniği’ne kaldırılmış, ancak kanama bir türlü durdurulamayınca 11 Mayıs günü saat 02.35’de yaşamını yitirmiştir. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen Sait Faik’in annesi, oğlunun ölümünden sonra, her yıl önceki yılın en başarılı öykü kitabına verilmek üzere onun adına, hala süren bir ödül kurmuştur.

    YAZININ YAŞAMI

    Yazın/ sanatla ilgili daha lise yıllarında başlayan Sait Faik yazmaya şiirle girmiş, ilk ürünlerini Meşale dergisine göndermiş, yazarın ölümünden sonra Yaşar Nabi Nayır bunları varlık dergisinde yayımlamıştır. Bu arada öykü de yazmaya başlayan Sait Faik, kendisini bu yolda teşvik eden Kenan Hulusi Koray’ın aracılığıyla “uçurtma” adlı ilk yazısını Milliyet gazetesinin sanat sayfasında yayımlamıştır. (9 aralık 1929). “İpekli Mendil” adlı ilk öyküyü 15 Nisan 1934 tarihli Varlık dergisinin 19’ncu sayısında çıkan Sait Faik, o yılların birbiri ardına batıp çıkan dergilerinde, gazetelerin eklerinde öykü ve yazılar yayımlamış, ilk kitabını da 1936’da çıkarmıştır: Semaver. 1939 yılımda yayımladığı Şahmerdan’daki “Çeşme” adlı öyküsü için “Örf İdare Mahkemesi” dava açmış, 1944 yılında yayımladığı Medar-ı Maişet Motoru adlı ilk romanı toplatılmış (ikinci baskı Bir Takım İnsanlar adıyla yapılmıştır.

    Simenon’un Yaşamak Hırsı adlı romanını Türkçe’ye çeviren Sait Faik’in öyküleri Sabri Esat Siyavuşgil tarafından Un Point Sur La Carte adıyla Fransızca’ya çevirerek (1954) Milli Eğitim Bakanlığı’nca Hollanda da yayımlanmıştır.

    Alangu Sait Faik’in üç kez öykü yazmaya ara verdiğini, yazıdan soğuduğunu belirtmektedir: 1-1939’da babasının ölümü, 2-1944’te Medar-ı Maişet Motoru’nun toplatılması, 3-1946’da siroz teşhisi konması üzerine.



    YAPITLAR

    Semaver (1936), Sarnıç (1939), Şahmerdan (1940), Medar-ı Maişet motoru Roman-1944), Lüzumsuz Adam (1948), Mahalle Kahvesi (1950), Havada Bulut (1951), Kumpanya (1951), Havuzbaşı (1952), Son Kuşlar (1952), Kayıp Aranıyor (Roman-1953), Şimdi Sevişme Vakti ( Şiir-1953), Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), Az Şekerli (1954), Tüneldeki Çocuk (Öyküler/röportajlar-1955), Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları 1956), Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat (1977, Der, M. Uyguner), Açıkhava Oteli/ Konuşmalar- Mektuplar (1980, Der. M Uyguner) , Müthiş Bir Tren (1981 Der. M. Uyguner), Sevgiliye Mektuplar (1987, Der.M. Uyguner), Bitmemiş Senfoni (1989, Der. M. Uyguner)
    Konu Heyhat tarafından (10.Ekim.2009 Saat 21:01 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    BİR MASA

    Bize bir masa ayır Yankimu
    Aleksandra´mla benim için
    Bir masa.
    Üstü çiçeksiz
    Örtüsü gazeteden
    Şarabı aşktan
    Hem hülyadan.
    Aleksandra´m mızıka çalsın
    Siyaha çalar parmaklarıyla
    Güftesi bayağı şarkılar
    Adi havalar.
    Meyhane acı zeytinyağı koksun
    Sen hoşnut ol Yanakimu.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  3. #3
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    KIRMIZI YEŞİL

    Kıyısına tuz ileten rüzgarı
    balıkların yüzdüğünü duyarım
    Dinlerim yosunların konuştuğunu
    midyelerin ağladığını.
    Aşkın bir kanadı vardır kırmızıdır
    delinir
    kan akar.
    Bir kanadı var
    zehir yeşili...



    Bu da geçer, Ya Hû!

  4. #4
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    MARİKULA DOĞUR

    İstemem eski rüyalardaki kadın resimlerini
    Tombul ve beyaz.
    Bana bir taze dişin, yazın kumsalda kızarmış
    Tüylü altın bacağın yeter.
    Ve tren yollarında tüten öğlelerin
    Kışın şarap içtiğimiz kahvelerdeki
    Boyalı kadınlar rüyası... bitsin.

    Ne su başlarında tavus tüyleri gibi çeşitli böceklerin hasreti
    Ne çayır içinde gülüşen çocukların yırtık mintanları.
    Sen: Taze dişlerinde hıyar kokusu...
    Ağzında olgun domateslerin çekirdeği
    Karpuz ve erik.

    Doldursun bütün bu sahili Marikula
    Çıplak dizlerinde ağları ördüğün zaman
    Birdenbire sancılanarak yapacağın çocuklar.
    Vapurlara seslenecekler Marikula:
    - Hey, kaptan dur!
    Her dokuz ay on günde ikizlerini
    Sandallar boş bekliyor.
    Balık yalnız tutulmuyor Marikula.

    Bacakları çevik çocuklarım sendedir!
    Doğur Marikula doğur!



    Bu da geçer, Ya Hû!

  5. #5
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    MEKTUP

    I

    Vapurun dümen yerinde çaldığım ıslık
    Yağmurlu güvertedeki türküm
    Sana yaklaşmaya vesiledir
    Yoksa canım, seni unutmak için değil.
    Senden sonra ancak anlaşılır
    İnsanoğluna öğretilen yalanlar.
    Senden sonra anlaşılır ancak
    Boşluğu herşeyin.
    Seninle beraberdir dolu kadehler
    Şaraplar seninle aziz
    Cigaralar seninle tüter
    Ocaklar seninle yanar
    Yemekler seninle yenir.

    II

    Senden bahis açılmadıkça susmak isterim
    Senden bahis açılmaya vesiledir.
    Kınalıada, vapur, deniz, yunus
    Şimdiye kadar neden gökyüzü değildi
    Niye böyle oldu
    Neden kitapları severdim?
    Bu şehirde ikimiz birden nefes alıyoruz
    Yoksa neye yarardı bu garip şehir?
    Burada senin doğduğun bana malumdur
    Yoksa sever miydim minareleri
    Süleymaniye´yi?
    Sen gavur olduğun halde.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  6. #6
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    O VE BEN

    Sana koşuyorum bir vapurun içinden
    Ölmemek, delirmemek için.
    Yaşamak; bütün adetlerden uzak
    Yaşamak.
    Hayır değil, değil sıcak
    Dudaklarının hatırası
    Değil saçlarının kokusu
    Hiçbiri değil.
    Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
    Ben onsuz edemem.
    Eli elimin içinde olmalı.
    Gözlerine bakmalıyım
    Sesini işitmeliyim
    Beraber yemek yemeliyiz
    Ara sıra gülmeliyiz.
    Yapamam, onsuz edemem
    Bana su, bana ekmek, bana zehir
    Bana tad, bana uyku
    Gibi gelen çirkin kızım



    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #7
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    SÖZ AÇINCA

    Fırtınaları ayağınıza
    Meltemleri saçınıza yollayacağım.
    Yakamozlar tırmanacak göğsünüze
    Martılara söyleyeceğim gelsinler.
    Sivriada´nın boz tavşanları
    Kulağınıza fısıldayacak.
    Sandalsız balıkçılar da gelecek.
    Ay ışığını
    Martının sırtından alıp
    Akşam üstlerini
    Kordela balığından
    Karabataklardan karanlığı
    Ben alıp getirsem...

    Nisan yağmurları yağmış Levent´e
    Onlar tanıklık etsinler olmazsa.
    Nisan yağmurları tane tane.
    Benden yana konuşacaklar bakın
    Cümle balıkçılar
    Karidesler, pavuryalar, böcekler
    İstakozlar.

    Akdeniz adalarına haber yolladım
    Sardunya Adası benden yana çıkacak
    Yırtık yelkenler benden yana.
    Benden yana bu yas dökülmüş sandallar
    Medarı Maişet, Şemşiri Hücum, Maksut Kaptan
    Ceylanı Bahri, Denizkızı, Bereket motorları benden yana.

    Ama ben yine de tavşanları
    Sivriada´nın boz renkli tavşanlarını
    Kimselere değişmem.
    Onları göndereceğim kulağınıza
    Fısıldamaya
    Meremet yapan Ermeni kadınları var ya Kumkapı´da.

    Arslan gibi kadınlar
    Memelerinden sert balıkçılar süt emmiş
    Ak düşmüş saçlarına erkek yürekleri açılmış.

    Meremet yapan kadınlar
    Onlara da açtım bu sevdadan.
    Hepsi
    Marmara
    O canım su
    Sivriada
    O yalnızlık, kimsesizlik, balıkçının hürriyet heykeli.

    Dülger balığı
    O canavar görünüşlü
    O uysal balık.
    O sandallar, o tavşanlar, o motorlar
    Hepsi hepsi gelecekler.
    Deniz diplerinden yakamozlar
    Dikenleri batan süngerler
    Hepsi hepsi gelecek.
    Benim için konuşmaya, dinlersen
    Onlara da açtım bu sevdadan.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  8. #8
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ

    Çıplak heykeller yapmalıyım.
    Çırılçıplak heykeller
    Nefis rüyalarınız için
    Ey önünden geçen ak sakallı
    kasketli,
    Yırtık mintanından adaleleri
    gözüken
    Dilenci
    Sana önce
    Şiirlerin tadını
    Aşkların tadını
    Kitaplardan tattırmalıyım
    Resimlerden duyurmalıyım,
    resimlerden...

    Şu oğlan çocuğuna bak
    Fırça sallıyor
    Kokmuş manifaturacının ayağına
    Dörtyüzbin tekliğinden
    On kuruş verecek.

    Seni satmam çocuğum
    Dörtyüzbin tekliğe.
    Ne güzel kaşların var
    Ne güzel bileklerin
    Hele ne ellerin var, ne ellerin

    Söylemeliyim
    Yok
    Yok... meydanlarda
    bağırmalıyım,
    Bu küçük
    Güllerin buram buram tüttüğü
    Anadolu şehri kahvesinde
    Kiraz mevsiminin
    Sevişme vakti olduğunu.

    Resimler seyrettirmeli, şiirler
    okutturmalıyım.
    Baygınlık getiren şiirler.

    Kiraz mevsimi, kiraz
    Küfelerle dolu pazar.
    Zambaklar geçiriyor bir kadın.
    Bir kadın bir bakraç yoğurt
    götürüyor
    Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
    Belediye kahvesinde hakla o eski,
    o yalancı
    O biçimsiz bizans şarkısı.

    Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
    Nasıl etsem, nasıl yapsam da
    Meydanlarda bağırsam
    Sokak başlarında sazımı çalsam
    Anlatsam şu kiraz mevsiminin
    Para kazanmak mevsimi değil
    Sevişme vakti olduğunu...

    Bir kere duyursam hele
    güzelliğini, tadını,
    Sonra oturup hüngür hüngür
    ağlasam
    Boş geçirdiğim bağırmadığım
    sustuğum günlere
    Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı
    boyacı çocuğunun
    Oğlu bir şiir okusa
    Karacaoğlan´dan
    Orhan Veli´den
    Yunus´tan, Yunus´tan...



    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #9
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    YEİS

    Akşam üstleri geliyor
    Tam insanlar işten çıkarken.
    Salkım salkım tramvaylardan
    Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor
    Namussuz, akşam üstleri geliyor.

    Neremden yakalıyor, bilmiyorum
    Ben tam sevmeye hazırlanırken
    On altı yaşındaki sevgilimi.
    Elini elimle tutmak
    Yirmi dört saatte bir
    Sıcak bir laf dinlemek isterken
    Rezil... Tam o saatlerde geliyor.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  10. #10
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart SAİT FAİK ABASIYANIK yaşamı, şiirleri

    Arkadaş

    Bugünlerde bir akşam, şehrin aynalı gazinosuna ve aynaların içine
    Selim-i salis gibi oturacağım.
    Önümde rakı... dışarda akşam. akıntı, kayıklar ve gelip geçen...
    Meyhanenin kapısından, iki elini gözüne siper edip bakan birisi;
    '' Bu herif aşık '' diyecek.
    Saçları perişan, dudakları mürekkepli, hali bencileyin serseri bir kızı
    Büyük bir sandal
    - Akıntının içinden çekip
    Rakı kadehimle benim arama bırakacak

    Diyeceğim:
    '' Bu akşam değil bir başka akşam seni alıp bir kocaman şehre göyüreceğim:
    ''O şehirde toprak çoktan patlamıştır;
    ''Yıkılmıştır bildiklerim;
    ''Kocaman cepheleriyle borsalar, saraylar, kimbilir belki de mahkemeler, zindanlar...
    ''Masaldır artık
    ''Onların kahramanlığı, onların merhameti, onların fazileti...
    Ezanalar, mevlütler, harbler, taburlarla kahramanlar...
    Kafam alkolsüz, ellerim kelepçesiz,
    Seni bir akşamüstü, Sotiraki' nin gazinosundan
    Rakı kadehimle benim aramdan alıp
    Altın akşamların sarı çocukların tırmandığı
    Kuşların öttüğü ve yemişlarin yendiği
    Hudutsuz ve çitsiz,
    Perisiz ve cinsiz,
    Kümessiz ce evsiz
    Hasılı numarasız
    Bir memlekete götüreceğim.

    İstasyondan iner inmez
    Seni metrolar başka beni başka tarafa götürsün. Zararı yok1
    Yalnız yine böyle kumral akşam üstleri
    Yapayalnız kaldığım kasım akşamları
    Buruşuk manton, dağınık saçların;mürekkepli ağzın ve hemşire çahrenle
    - Ayaklarını bir sandalyeye dayayıp-
    Bana iki satır birşey söyleyeceksin:
    ''Bugün ne yaptın, çalıştın mı? ''
    İstersen sonra kalkar, gezmeye gidersin
    Bensiz...
    Sen bilirsin.



    Bu da geçer, Ya Hû!

Benzer Konular

  1. Sait Faik Abasıyanık Hikayeleri Havuz Başı
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum Hikaye - Yazılar
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 20.Mayıs.2014, 17:28
  2. Karacaoğlan şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Karacaoglan
    Cevap: 19
    Son Mesaj : 18.Eylül.2012, 20:44
  3. Talat Sait Halman şiirleri
    Konu Sahibi Grizabella Forum T
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 12.Aralık.2010, 17:28
  4. Shakespeare şiirleri
    Konu Sahibi Azecan Forum S
    Cevap: 26
    Son Mesaj : 24.Mart.2009, 23:54
  5. Alİ Yüce şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum A
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 21.Kasım.2008, 10:36

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun