Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
Toplam 11 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Senai demirci





    Seccaden Alnını Öpmeye Geliyor

    işte sabah…
    Lal dudaklı bir sevgili zaman seni alnından öpüyor
    Her şafak gözlerini açtığında yerde buluyorsun kendini
    işte bi kez daha varsın
    Bikez daha var edilmişsin işte
    Elinden tutuyor zaman
    Taze vir güne yolculuyor seni sevgili
    Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun
    Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun
    Uyanıyorsun ete kemiğe büünüyorsun
    insan oluyorsun…
    Anlaki sen kendine ait değilsin
    Bir göz kapağının ardında yitebilirdin
    Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirdin,
    Zaman nehri ayırabilirdi,beni benden canı bedenden…


    Pek zayıfsın,pek kolay inciniyorsun
    Seni yaralayan ne çok şey var
    Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor
    Düşen yapraklar önce senin yüreğine hüzün düşürüyor
    Hüznün için bin bir bahane var
    Uçurumlar önce seni yutuyor
    Hep dağların ardına savruluyorsun


    Kerem seni arıyor,aslı sana özeniyor
    Leyla çölde seni bekliyor,mecnun sana ağlıyor
    Zaman seni senden alıyor
    Sürekli uçurumlar açıyor önünde
    Yangınlar sunuyor göğsüne
    Dağlar dağlardan uzaklaşıyor
    Kalpten kalbe çöller büyüyor
    Hayır…hayır elin birşeye yetişmiyor
    Parmaklarının arasında dökülüyor an
    ömrün sevdalarına yetmiyor
    öyle ki…
    Her an ayaklarına batan cam parçası gibi kanatıyor seni
    Yüreğini kanatıyor,acıtıyor


    Bak vakit sabah,taze gün seni bekliyor
    Ama yüklerin ağırlaşacak bil,belin bükülecek
    Dünya seni çağırıyor,ömrün azalacak,zaman tenini yoklayacak,
    Ruhun sıkılacak
    şimdi şu halde elini eline veren,güneşi sabaha gönderen
    Yağmurları alnına değdiren,sonsuz kudret sahibine
    Halini arz etmeyecekmisin…
    şimdi şu halde…
    En ince dertlerini bilen,belli belirsiz fısıltılarını işiten
    içinin ve içini bilen,sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp
    içini dökmeyecekmisin….


    Bak seni bekliyor sevgilin…
    Yangınını ona sunsan,bütün yangınlar söner
    Gözlerini ona açsan,bi de onunla yansan
    Alnına serinliğini dokundursan,yaralarını onunla kanatsan
    Onunla ağlasan…


    Ağla,ağla ki göz yaşlarına tek kanıt olsun
    Ağlaki sevdalarını onun başucuna toplayasın
    Aşklarını toplasın alnında
    Ağlayasın,ağla!
    Ağla ki kanayan kalbinden sızılar vursun yüzüne
    Ellerin sevgilinin yüzüne koşsun
    Dağ dağa kavuşsun
    Yüzler yüzlere baksın
    Sular sularda boğulsun
    Yüzün sevdiğinin yüzünde kalsın
    Ağla,ağla ki zaman sana kalsın
    Zaman içinde kıvrım kıvrım yol olsun sonsuzluğa uzansın
    Ağla göz yaşın yüzünü yıkasın
    Haydi sevgiline koş,gecenin örtüsü dağılsın
    şafağın saçları dökülsün,bütün küsmeler küsüşsün
    Yalnız kalsın kavga kavgaya,tutuşsun,kalbinden vurulsun
    Hüzün hüzne bölünsün,azalsın sıfırlansın
    Ağla ağla ki,gurbet gurbeti gurbete göndersin
    Ağlaki gözünün yaşı ırmağa kavuşsun


    işte sabah,zamanın nehri göğsüne sokuluyor
    Anlamını sende arıyor varlık
    Yüzünü yüzünün ianesinde seyrediyor
    Alnına RABBiN ışıklar dokunduruyor
    işte seccaden alnını öpmeye geliyor
    Secdeler seni uçurumlardan uçuruyor
    Sevgilinin diyarına taşıyor
    Anla artık anla!
    Ağla hilal dudaklı bir sevgili yolunu gözlüyor
    Zaman seni sensiz kılıyor
    Namaz seni sen kılıyor
    Namaz insanı insan kılıyor
    Namaz insanı kılıyor
    Namaz insanı insan kılıyor…..


    Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor
    Bülbül seni her gün gülden soruyor
    Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor
    Zaman seni senden çalıyor…
    Ağla yüreğinle,ve ağla göz yaşın sana ağlıyor…




    Senai DEMİRCİ
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  2. #2
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci



    Fatihanın Kapıları



    Sanadır minnetim ki alemleri benim için terbiye etmektesin
    Sevdiklerime, sevdiklerini borç veren sensin
    Sevdiklerime, benim vermeye yetişemeyeceğim
    Veremezsem kederlere boğulacağım
    Ve veremediğim için kahrolacağım ihtiyaçlarımın hepsini bana sormadan
    Beni yormadan veren Sensin ya Rahmanurrahim
    Sanadır kulluğumuz
    Başkalarının önünde eğdirmedin bizi
    Sensin medet umduğumuz
    Senin yakınlığından beslenir ümitlerimizin hepsi
    Sözümüzü katında dinlemeye değer gördün Sen
    Sızımızı rahmetinin eşiğinde dua diye değerlendirdin
    Merhametsizlerin merhametine terk etmedin bizi
    Acizlerin eline dilenci etmedin biz acizleri
    Yolunda yürüt bizi ey Rahman
    Yolun eyle kalbimizi ey Rahim
    Nimet verdiklerinin yoluna kabul eyle bizi ey Müheymin
    İhsan ettiklerinin yanında tut biz mücrimleri ey Muhsin


    Senai DEMİRCİ
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  3. #3
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci

    Sahife-i Seccadiye’den – Senai DEMİRCİ







    Allah’ım, gözlerimin önünde zulme uğradığı halde yardım etmediğim mazlumdan,
    bana defalarca yapıldığı halde karşılığını vermediğim iyilikten,
    benden özür dilediği halde özrünü kabul etmediğim hatalı kardeşimden,
    benden istediği halde kendisini nefsime tercih etmediğim fakirden,
    üzerimde hakkı olduğu halde hakkını vermediğim hak sahibinden,
    ayıbı bana göründüğü halde ayıbını örtmediğim mümin kardeşimden,
    bulaştığım halde terk edemediğim günahlardan ötürü özür diliyorum
    Senden, mazeretimin kabulünü umuyorum.
    Ya İlâhî, bütün bu günahlar ve benzerleri için,
    bir daha asla onlara dönmeyeceğim derin bir pişmanlıkla
    Sana dönüyor, senden özür diliyorum.
    Şu halde Muhammed ve âline salat ve selam eyle.
    Düştüğüm sürçmeleri benim için pişmanlık sebebi eyle,
    yaptığım kötülüklerden bana kötülüğü terk etme kararlılığı icad eyle,
    sana muhabbetimi Sana yeniden dönüşüme vesile eyle,
    bana sahih bir tövbe nasip eyle,
    ey tevbe ed [erek Kendisine yeniden dön] enleri seven Allah’ım..






    Senai DEMİRCİ

    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  4. #4
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci




    Aczimi Bilip Dergahına Geldim

    Kalbime sonsuz ayrılıklar dokunur.
    Sevdalarım kum olur savrulur.
    Havl Senindir,kuvvet Senindir.
    Çöllerden topla sevdalarımı.
    Elimden inci mercan dökülür.
    Kavuşmalarım hüzünlere bölünür.
    Havl ve kuvvet Senindir.
    Yanında topla sevdiklerimi.
    İçimde sular bile alev alır.
    Yangınımın adı Leyla’dır.
    Havl ve kuvvet Senindir.
    Küllerden topla özlediklerimi.
    Çarem az,İktidarım kıl gibidir.
    Saçım bembeyaz yangın yeridir.
    Havl ve kuvvet Senindir.
    Uzaklardan topla yitirdiklerimi…


    Senai Demirci
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  5. #5
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci




    Sular da sızlar mı?
    Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır?
    Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun?
    Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı?
    Taşlar da kalpleşir mi?
    Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur?
    Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi?
    Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı?
    Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını?
    Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten?
    Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği?
    Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir?
    Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur?
    Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur?
    Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini?
    Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı?
    Gündelik hayatta her şey pürüzsüzce akıyor gibi gelir bize.
    Taş katıdır. Ateş yakar. Sular serindir. Yol yolcuyu bekler.
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  6. #6
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci



    Kim bilir; belki de kendimizi kendimizden ayıran bir dağız. Ferhad olup Şirin olan yanımızı arıyoruz. Dağın öbür tarafında bırakıyoruz kendimizi; hep bu yamaçta kalıp kazıyoruz kazıyoruz

    Kim bilir, belki de kendi kendimizi kesen bir bıçağız. İsmail olup kendimizi kurban ediyoruz; hep eksiltiyoruz kendimizi, hep kesiyoruz kendimizden.

    Kim bilir kendimizi kendimize haram eyleyen bir günahız. Züleyha olup Yusuf olan yanımızı kandırıyoruz, Yusuf olan kalbimizi zindana sürüyoruz.

    Kim.bilir; kendimizi kendimizden ayıran bir çölüz. Mecnun olup Leylâ olan yanımızı yalnız yapayalnız bırakıyoruz. Kim bilir kendi kendimizi ağlatan kocaman bir yarayız. Kerem olup aslımızı arıyoruz; bulamıyoruz.

    Suların sızısından habersiz yaşıyoruz. Suların sızılarını bile fark edebilecekken, kendi sızılarımıza körleşiyoruz. Kendimizi de fark etmez hale geliyoruz. Kendimizi kendimizde yitiriyoruz. Kendi ellerimizi kendi ellerimizden çekiyoruz.

    Göz göze gelemiyoruz kendimizle. Yüzleşemiyoruz.
    Kendi kendimizi sokağa atıyoruz.
    Kendimizi kendimizden sürgün ediyoruz.
    Kendimize kendimizi çok görüyoruz.
    Oysa insan olduğundan fazlasıdır her zaman.
    Ama bilmiyoruz. Ama bilmediğimizi de bilmiyoruz.
    Sızısız yaşıyoruz. Issız yaşıyoruz.


    Senai DEMİRCİ
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  7. #7
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci







    Böyle bildik, çünkü, böyle bulduk.
    Şaşırmaya gerek yok.
    Mecnun olmaya mahal yok.
    Her şey olduğu yerde kalsın.
    Yeni sorularla yeni kaygılar doğurmanın lüzumu yok.
    Aklına de ki, “Otur oturduğun yerde!”
    Kalbine tembihle ki, “Dur durduğun yerde!”
    İnsan olduğundan fazlasıdır her zaman. İnsan, her an olabileceğinden daha azıyla vardır.
    İnsan böyle iken, sular böyle değildir meselâ.
    Sular sızılara deva olurken, kendi sızılarından habersiz olabilir.
    Suların da sızlayıp sızlamadığını dert edinmek insana düşer.
    Yağmur her şeyi nezaketle ıslatırken, bir yağmurda ıslanmanın hasretine körkalmış olabilir?
    Yağmurun da ıslanmaya aç olabileceği bir tek insanın hatırına gelir.
    Taşlar hep katı dururken, kalplerin katılaşmasından habersiz kalabilir.
    Taşların da katılıktan usanabileceği ancak insanın aklına düşebilir.
    Aşk nicelerini ah ettirirken, ah etmemiş olabilir.
    Aşkın ah edebileceği ihtimali sadece insanın kalbinde yer bulabilir.
    Öyleyse, bir kez daha bakmalı değil miyiz kendimize?
    Şu andaki varlığımız bizi biz etmeye yetiyor mu sence?
    Olduğumuzdan fazlası olmaya niyetli değil miyiz?
    Yetiyor muyuz kendimizi kendimiz eylemeye?
    Ayaklarımız varıyor mu fıtratımızın zirvelerine?
    Elimiz yetişebilir mi kalbimizin derinliklerine?
    Ne kadar âşinayız varlığımızın gizli köşelerine?
    Uzanabiliyor muyuz ruhumuzun labirentlerine?
    Dokunabiliyor muyuz hatıralarımızın kuytu köşelerine?
    Koparabiliyor muyuz duygularımızın acı tatlı meyvelerini?
    Ne kadar sarkabiliyoruz lâtifelerimizin derin kuyularına?


    Kimiz biz? Neyiz? Neredeyiz?
    Vesaire_ likes this.



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  8. #8
    Kelebek hanım pedalisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2011
    Nereden
    İstanbul
    Mesajlar
    3.216

    Standart Cevap: Senai demirci

    Çok güzel paylaşımlar bunlar, Unutulmaz. Emeğine sağlık.

  9. #9
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Senai demirci

    Alıntı pedalisa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok güzel paylaşımlar bunlar, Unutulmaz. Emeğine sağlık.

    Okuyan gözlerine sağlık pedalisa, tşk ler..
    ..



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


  10. #10
    {travel} - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.314

    Standart Gerçek Bizi Özgür Kılar




    Evlerimiz varsa, yıkılabilir. Huzurumuzun sütunları devrilebilir. Umutlarımızın çatısı çökebilir. Özlemlerimizin tül perdeleri yırtılabilir. Mutluluğumuza açılan kapılar kapanabilir.

    Sevdiklerimiz varsa, gidebilirler ve gidebiliriz. Yolumuzu ayrılıklar kesebilir. Kalbimizden kan çekilebilir. Göğsümüzde aşk sönebilir.

    Paramız varsa, tükenebilir. Eksilebilir elde ettiklerimiz. Ayakkabılarımız çekilebilir ayaklarımızın altından. Yokluğun kollarına düşebilir bileziklerimiz. Yangına kaptırabiliriz şehrimizi.

    Canımız varsa, çıkabilir. Yaralanabiliriz her ölüm haberinde. Hüzün toprağına bulanır ruhumuz toprağa verdiklerimizin donuk gözlerinde. İsmimiz silikleşebilir ömür defterinden yüzümüzdeki her kırışığın çentiğiyle.

    Yıkılmışsa evimiz, devrilmişse huzurun sütunları, kaybedebiliriz diye üzerine titrediklerimizin prangasından kurtarırız kalbimizi. Ne suyun kesilmesi üzer bizi, ne kahvaltının keyifsizliğine takarız. Tek bir nefese indirgenmiş varlığımızı yeniden keşfederiz tükenmişliğin avuç içlerinde. Küflü raflar arasında hiç umulmadık zamanda bulunmuş bir mücevher gibi pırıl pırıl bir huzurun dizi dibinde buluruz kalbimizi. Köşeyi döndüğümüzde bir teselli bekler belki bizi. Hep yürüdüğümüz sokakta sek sek oynayan kız çocukları. Epeydir selamlaşmadığımız komşumuzun telaşsızca caddeye açılan penceresi. Azıcık ürktüğümüz sokak köpeğinin hırıltısı. Yan daireden sızıveren kızartılmış ekmek kokusu. Mutluluk olduğunu unuttuğumuz mutluluklar taze bir bebe çığlığı olup yeniden doğar bıkkınlığın rahminden. Sütunları ayakta tutmaya çalışırken unuttuğumuz, odamızı genişletme arzusuyla bir kenara ittiğimiz kuru ekmek tadını yeniden keşfederiz. Yıkılabilir olan yıkılmışsa, yıkılacakların korkusuyla yaşamaktan kurtuluruz. Yıkılmışlıktan sıyrılır ruhumuz.

    Çekip gitmişse sevdiklerimiz, yitirmişsek yitirilecekleri, yalnızlığın buzdan odasında göğsümüzü inip kalkarken gördüğümüzde, belki ilk defa yaşatıldığımızı fark ederiz. Sayabiliriz nefeslerimizi. Gürültüler bittiğinde, koşturmalar kesildiğinde, çamurlar silinip tozlar dağıldığında, bir yudumcuk soğuk suya hazırlandığını hissederiz çatlak dudaklarımızın. Belki ilk defa su içeriz.

    Çökmüşse duvarlar, dağılmışsa oyuncaklar, ezilmişse şehrimizin yüzü bir titreyişte, titreye titreye yeniden eve döneriz. Sabaha ertelenmiş sıradan bir öpücük serinliği, duymazdan gelinmiş öylesine bir “anne!” çağrısı, nasılsa vakit var diye yüz üstü bırakılmış tek kırıntılık bir sevgi ifadesi, hiç yoktan eve geç kalındığı için ıskalanmış bir kapı arkası kız çocuğu neşesi yaldızla yazılır sıradanlığın defterine. Büyüttüklerimizin üstünü çizeriz bir anda, küçük gördüklerimizin altı çizilir gönlümüzde. Ters yüz ettiğimiz dünya düzelir. Alt üst ettiğimiz önceliklerimiz hak ettikleri yere yerleşir.

    Paramız geçersizse artık bir ölümün eşiğinde, ne pazarlık iştahımız kalır ne kaybetme endişemiz. Paranın hayat etmediğini görürüz ilk defa. Biriktirme hevesi kayıp gider parmaklarımızın arasından. Sahip olma arzumuz küllenir dudak uçlarımızda. Çoğaltma hırsımız cansız düşüp yığılır ayak diplerine. Tuz buz olur güvendiklerimiz. Toza çamura bulanır allayıp pulladığımız hayallerimiz. Delik deşik olur inandıklarımız. Yeni baştan yazarız kalbimizi. Paraların çekildiği boşlukta, hırsların süpürüldüğü köşede, kaybedilecek hiçbir şeyin kalmadığı ıssızlıkta, nefesimizle baş başa kalırız. İlk defa.

    Can çekilmişse tenden, bir heveslik arzu kalmamışsa gözlerde, bir nefeslik durak kalmamışsa yüzde, ne güzel teslim ederiz toprağa sevdiklerimizi. Bir gün bizim de toprağa güzelce teslim edilesi “sevdikler”den olacağımızı hesaba katmadan severiz, sevilmeyi bekleriz.

    Sevdiklerimize acı ve beklenmedik bir “sensizlik” çoğaltıyoruz her adımımızda. Evlerimizde hazin yıkıntılar, ürkütücü viraneler ağırlıyoruz yiyip içtikçe. Ceplerimize ellerin iteceği, gözlerin savuracağı geçersiz paralar koyuyoruz her defasında. Canımızı acıta acıta kopacağımız, yüreğimizi yırta yırta ayrılacağımız bağlılıklar büyütüyoruz tattığımız her mutlulukta.

    Yıkılmasından korktuklarımızın yıkılmasının üzerinden, yitirilmesin diye üzerine titrediklerimizin yitirilmesinin ardından nice sabahlar geçti. Ve o sabahtan bu sabaha, her sabah bir melek kulağımıza şöylece fısıldadı: “lidû li’l mevti, vebnû li’lharâb.”*

    Bir bilebilseydik keşke, “gerçek bizi özgür kılar”…

    (*) “Ölmek için doğuyorsunuz, harab olsun diye binalar yapıyorsunuz.”

    Senai Demirci

    Birden dalgalar dedi ki..

    Gelmeyeceksin..




Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun