Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 21 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree4Likes
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Sezai Karakoç Şiirleri

    Zambaklar Issız Yerlerde Açar...

    Sezai Karakoç bir kıza aşık olur,ama bunu ne o kıza ne de başka birine anlatabilir.Kız bi şeylerin farkındadır ama emin değildir.En yakın arkadaşı Sezai Karakoç'un şiire olan merakını biliyordur ve bir davete katılması için ısrar eder.O da kıramaz ve katılır.Programı sunan da o arkadaşıdır gecenin sonuna doğru söze başlayan arkadaşı,aralarında da güzel şiirler yazan birinin olduğunu söyler ve Sezai Karakoç'u sahneye davet eder.Sıkıla sıkıla çıkar Karakoç ve Mona Rozayı okumaya başlar.Kız da ordadır ve nişanlanmıştır.Emindir artık emin olamadıklarından.bakışırlar bir süre,sonra karakoç daha fazla dayanamaz ve koşarak sahneyi terkeder.Kız arkasından koşar hemen yetişir Karakoç'a.Parmağındaki yüzüğü göstererek der ki; "bir tek sözüne bakar,çıkarıp atarım".Sezai Karakoç da "artık senin aşkın benimkine yetişemez" der. O gece kız intihar eder ve Karakoç da bu şiirin ikincisini yazar.Bu şiir Muazzez Akkaya’ya itafen yazılmıştır.



    Mona Roza

    Mona Roza, siyah güller, ak güller
    Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Ah, senin yüzünden kana batacak
    Mona Roza siyah güller, ak güller

    Ulur aya karşı kirli çakallar
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
    Mona Roza, bugün bende bir hal var
    Yağmur iğri iğri düşer toprağa
    Ulur aya karşı kirli çakallar

    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim
    Açma pencereni perdeleri çek...

    Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
    Bende çıkar güneş aydınlığa
    Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
    Seni hatırlatıyor her zaman bana
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
    Işıksız ruhumu sallar da durur
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi
    Ellerinden belli oluyor bir kadın
    Denizin dibinde geziyor gibi
    Ellerin, ellerin ve parmakların

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

    Akşamları gelir incir kuşları
    Konar bahçenin incirlerine
    Kiminin rengi ak, kimisi sarı
    Ahh! beni vursalar bir kuş yerine
    Akşamları gelir incir kuşları

    Ki ben Mona Roza bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni
    O masum bakışlar su kenarında
    Ki ben Mona Roza bulurum seni

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
    Henüz dinlemedin benden türküler
    Benim aşkım uymaz öyle her saza
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

    Artık inan bana muhacir kızı
    Dinle ve kabul et itirafımı
    Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    Alev alev sardı her tarafımı
    Artık inan bana muhacir kızı

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
    Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
    Bir tüy ki kapalı gece ve güne
    Altın bilezikler o kokulu ten

    Mona Roza siyah güller, ak güller
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
    Kanadı kırık kuş merhamet ister
    Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
    Mona Roza siyah güller, ak güller


    Sezai Karakoç



    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    Dj Moderatör aysemelek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haziran.2010
    Mesajlar
    2.610

    Standart Cevap: Mona Roza Şiiri'nin Hikayesi(Zambaklar ıssız yerlerde açar)

    ..

  3. #3
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: Mona Roza Şiiri'nin Hikayesi(Zambaklar ıssız yerlerde açar)

    Sezai Karakoç zaten tartışılmaz biri özellikle onun sürgün şiirini dinlerken kendimden geçiyorum. BU hikayeyi ben de biliyordum ama paylaşmak hiç aklıma gelmedi, tabii sen yine kalbinin güzelliğiyle anlatmışsın bu hikayeyi. Hüzün dolu bir son. MONA ROSA, SİYAH GÜLLER, AK GÜLLER.......
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  4. #4
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Sezai Karakoç Şiirleri

    SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE -2

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir toz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Konu Restless tarafından (25.Ağustos.2010 Saat 21:39 ) değiştirilmiştir.
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  5. #5
    Dost Üye Restless - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2010
    Nereden
    Tabula Rasa'da
    Mesajlar
    3.372

    Standart Cevap: Sezai Karakoç-Sürgün

    Bu şiir benim şiire başlama sebebimdir. Benim İdolumdur Sezai Karakoç... Bu satırları her okuduğumda duygulanıp ağlarım. En büyük hayalimdi bu şiiri yorumlamak... Bir şiir gecesinde okumuştum bu şiiri, ayakta alkışlanmıştım. Hayatta en duygulandığım an odur. Ama hiç o günki gibi okuyamadım bu şiiri... Onun heyacanı ayrı tabii. Benim için çok önemli olduğu için paylaşmak istedim... Saygılarımla....
    Niceleri kendi zincirlerini kıramaz da başkalarının azatçısıdırlar.

    |F. NİETZSCHE |


  6. #6
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Sezai Karakoç-Sürgün

    Mükemmeldir bu şiir hakikatende..Yeniden okumama vesile olduğun için teşekkürler güzel yüreklim..



    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #7
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Mona Roza Şiiri'nin Hikayesi(Zambaklar ıssız yerlerde açar)

    Muazzez Akkaya
    HAKKINDA YAZILANLAR

    MUAZZEZ AKKAYA'YI BULDUM
    Ahmet Hakan
    Hürriyet 13 kasım 2006


    ŞAİR Sezai Karakoç’un meşhur "Mona Roza" şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.

    Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkayam" çıkar.
    Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.
    Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
    Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
    60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
    Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
    Şöyle başlar:
    "Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller."
    * * *

    Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
    Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.

    Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
    Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
    Neler neler anlatılmadı ki...
    En meşhur hikáye şudur:
    Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "Mona Roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.

    Bu rivayet, "Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
    * * *

    Dikkat! Dikkat!
    Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
    Nasıl mı?
    Anlatayım:
    Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un "Mona Roza" şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
    O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.
    Şunlar yazılıydı e-postada...
    "Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe."

    Okuyunca "Vay be" diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.
    Hemen bir yanıt yazdım: "Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
    Yanıt şöyleydi:
    "Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
    * * *

    Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
    Hemen aklıma Sezai Karakoç’un "Ping-Pong Masası" adlı başka bir şiiri geldi.
    Şiiri bulup okudum...
    Şu dizelere dikkat kesildim:
    "Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak."

    Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
    Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "Ha Sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
    Ne dokunaklı değil mi?
    * * *

    Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için "Mona Roza" şiirini bulup okuyun.
    50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...
    Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.

    Okuyun ve içinizi ısıtın:
    "Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak."

    xxxx


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  8. #8
    Paylaşımcı Üye errool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Yaş
    46
    Mesajlar
    1.164

    Standart Cevap: Mona Roza Şiiri'nin Hikayesi(Zambaklar ıssız yerlerde açar)

    bir dönem günde bir kaç kez dinlerdim bağımlılık yapmıştı adeta. aydınlatıcı bir konuydu emeğinize sağlık
    Hatalarımla varım...


    Rabbim; Yüreğime Yüreğiyle Geleni Nasip Et...<!-- google_ad_section_end -->

  9. #9
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Sezai Karakoç-Sürgün


    Karın yağdığını görünce
    Kar tutan toprağı anlayacaksın
    Toprakta bir karış karı görünce
    Kar içinde yanan karı anlayacaksın

    Allah kar gibi gökten yağınca
    Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
    Başını önüne eğince
    Benim bu şiirimi anlayacaksın

    Bu adam o adam gelip gider
    Senin ellerinde rüyam gelip geçer
    Her affın içinde bir intikam gelir gider
    Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

    Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
    Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
    Ruhum seni düşününce ışıdı
    Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

    SEZAİ KARAKOÇ



    Bu da geçer, Ya Hû!

  10. #10
    Unutulmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Mesajlar
    4.907

    Standart Cevap: Mona Roza Bİr Şiir'in Hikayesi _SEZAİ KARAKOÇ

    Masal / Sezai Karakoç
    "Doğuda bir baba vardı
    Batı gelmeden önce
    Onun oğullari batıya vardı

    Birinci oğul batı kapılarında
    Büyük törenlerle karşılandı
    Sonra onuruna büyük şölen verdiler
    Söylevler söylediler babanın onuruna
    Gece olup kuştüyü yastıklar arasında
    Oğul masmavi şafağin rüyasında
    Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri
    Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere
    Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı
    Öcünü alsın diye kardeşini yolladı

    İkinci oğul Batı ülkesinde
    Gezerken bir ırmak kıyısında
    Bir kıza rastladı dağların tazeliginde
    Bal arılarının taşıdığı tozlardan
    Ayna hamurundan ay yankısından
    Samanyolu aydınlığından inci korkusundan
    Gül tütününden doğmuş sanki
    Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu
    Saçlarını güneş destelemiş
    Yıllarca peşinden koştu onun
    Kavuşamadı ama ona
    Batı bir uçurum gibi girdi aralarına
    Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr
    Alıp götürdü onu
    Ve ikinci oğulu
    Sivri uçurumların ucunda
    Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda
    Baba yağmurlardan anladı bunu
    Yağmur suları aci ve buruktu
    İşin künhüne varsın diye
    Yolladı üçüncü oğlunu

    Üçüncü oğul Batıda
    Çok aç kaldı ezildi yıkıldı
    Ama bir iş buldu bir gün bir mağazada
    Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı
    Fakat batinin büyüsü ağır bastı
    İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı
    Sonra büsbütün unuttu onları
    Şef oldu buyruğunda birçok kişi
    Kravat bağlamasını öğrendi geceleri
    Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler
    Patron oldu ama hala uşaktı
    Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü
    Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda
    Ondan hesap sordu o da
    Sırf utançtan babasına
    Bir çek gönderdi onunla
    Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi
    Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı
    Bu yüklü çeki
    İyice yaşlanmıştı ama
    Vazgeçmedi koyduğundan kafasına
    Dördüncü oğlunu gönderdi Batıya

    Dördüncü oğul okudu bilgin oldu
    Kendi oymak ve ülkesini
    Kendi görenek ve ülküsünü
    Günü geçmiş bir uygarlığa yordu
    Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı
    Batı bilginleri bunu kutladı
    O da silindi gitti binlercesi gibi
    Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle
    Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan

    Beşinci oğul bir şairdi
    Babanın git demesine gerek kalmadan
    Geldi ve batının ruhunu sezdi
    Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır
    Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair
    Topladı tomarlarını geri dönmek istedi
    Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini
    Kum gibi eridi gitti yollarda

    Sıra altıncı oğulda
    O da daha batı kapılarında görünür görünmez
    Alıştırdılar tatlı zehirli sulara
    Içkiler içti
    Kaldırım taşlarını saymaya kalktı
    Ev sokak ayırmadi
    Geceyi gündüzle karıştırdı
    Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara

    Baba ölmüştü acısından bu ara

    Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara
    Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda
    Bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda
    Bir de o talihini denemek istedi
    Bir şafak vakti Batıya erdi
    En büyük Batı kentinin en büyük meydanında
    Durdu ve tanrıya yakardı önce
    Kendisini değistiremesinler diye
    Sonra ansızın ona bir ilham geldi
    Ve başladı oymaya olduğu yeri
    Başına toplandı ve baktılar Batılılar
    O aldırmadı bakışlara
    Kazdı durmadan kazdı
    Sonra yarı beline kadar girdi çukura
    Kalabalık büyümüş çok büyümüştü
    O zaman dönüp konuştu :
    Batılılar !
    Bilmeden
    Altı oğlunu yuttuğunuz
    Bir babanın yedinci oğluyum ben
    Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden
    Babam öldü acılarından kardeşlerimin
    Ruhunu üzmek istemem babamın
    Gömün beni değiştirmeden
    Doğulu olarak ölmek istiyorum ben
    Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var :
    Karşınızdakini değistirmek
    Beni öldürseniz de çıkmam buradan
    Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki
    Fakat değişmeyecek ruhum
    Onu kandırmak için boşuna dil döktüler
    Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler
    O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı
    Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı
    O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı
    Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı
    Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar
    En onulmaz yarası olanlar
    Ta kalblerinden vurulmuş olanlar
    Yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar



    Susmak zamanı şimdi..

    Yağmur olup toprağa karışmak..
    "Sessizlik en güzel sestir duyabilen için"
    Biraz da sessizliğim konuşsun...
    Harfsiz bir dil bulalım içimizde...
    "Sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde"...


Benzer Konular

  1. Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri - Âtıf Hüseyin Bey
    Konu Sahibi gogeselam Forum Kitap köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Ağustos.2010, 21:38
  2. Abdurrahim Karakoç
    Konu Sahibi aysemelek Forum A-B-C-D
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 21.Ağustos.2010, 21:05
  3. Bahattin Karakoç Şiirleri
    Konu Sahibi Araf Forum B
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 11.Haziran.2009, 19:48
  4. Sezai karakoç > şiirleri
    Konu Sahibi Farazi Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 12.Şubat.2009, 13:06

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun