Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 60 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree372Likes
dqw
  1. #1
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Şehirlerden bir güzel şehir, o şehirde güzel bir yürek. Ücralarda “yalnızlığın eşkalini” çizerken yolu yolumuzla kesişti. Öfkeliydi herşeye, öfkeliydi kendine. An geldi yalnızlığına aldırış etmeden kılavuzluk yaptı kederli gönüllere.. an geldi kozasında işledi kendini, bileyledi hislerini… kimi zaman terketti kendini, yalnızlığında kaybolmak istedi. Kimi zaman da tüm kavgalarını tebessümlerinde gizledi. Kaygılıydı belki ama sağlamdı adımları. Büyüdüm diyordu ama arada içindeki çocuk ona bile hissettirmeden saklambaç oynuyordu büyümüş Tuğba ile. Sonra aldı kalemi eline yazdı… yazdıkça mutlu oldu, mutlu oldukça yazdı. Kederlerini döktü, mutluluklarını döktü kağıtlara. Duygularını cümlelere sığdırdı. Üstad Rasim Özdenören “yazmak için bir derdi olmalı insanın” diyordu da Tuğba derdinden mi yazıyordu bilinmezdi. Bazen öfkesini anlattı hayata karşı kimi zaman da “aşk” ı, ama teması ne olursa olsun hepimizin ortak kararı Tuğba her zaman yazmalıydı. Kalbi bazen sisli, puslu.. ama Tuğba bize her zaman “candan dost”tu..
    Hayat .. Tuğba onunla çoğu kez kavgalı sebebine gelince, öğrenelim istedik bizde ve sorduk Tuğba’ya hayatla ilgili merak ettiklerimizi ..




    Eşkâlini Çizdim Yalnızlığın
    Eşkâlini çizdim yalnızlığın,
    Issız bir sokak ortasında.
    Düşerimi arıyorum,
    Yoldan geçen her yolcuda...

    Yalnızım,
    Gözlerim aşina yalnızlığa,
    Kalbimse uzaklarda...

    Yalnızım,
    Yalnızlık sarmış dört bir yanımı,
    Gitgide uzaklaşıyorum,
    Ve kaybediyorum tahtımı.

    İsyan ulu hakan olmuş gönlüme,
    Gönlümse esir düşmüş yalnızlığa,
    Ve yine ben, bir ben, sadece ben,
    Yürüyorum bu ıssız sokakta,
    Her ücra köşede resmini görüyorum yalnızlığın,
    Ve inadına çoğalıyor ücra köşeler...
    İnadına ışıklar sönük,
    İnadına gözlerim kapalı
    Ve inadına kayboluyorum bu karanlık tünelde...

    Tuğba B.


    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:33 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  2. #2
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Kimdir Tuğba?
    Hayat telaşesini umumun dışında belirli yönlendirmelerle sürdürmeye çalışan mantık silsilelerinin pek uzağında, özellikle duygu çerçevesi içinde hareket eden sıradan bir ademoğlu …



    Bir karanlığım ben,
    İçimde her şeyi barındırabilen...
    Herkesin korktuğu ürktüğü bir boşluğum ben
    Herkesin gördüğü ama
    Fark edemediği,
    Orda bir yalnızlığım ben,
    Herkesin içinde olan ama
    İltifat edemediği...
    Orda bir yerlerde bir hayatım ben
    Herkesin sahip olduğu
    Ama
    Kimsenin değerini bilemediği
    (alıntıdır)

    Nasıl geldin Dostyakası’na? Adres tarifimi aldın bir dosttan yoksa yollar mı getirdi seni buraya?

    Adresi tarif edecek kimse yoktu, kendi pusulamın izleri getirdi beni buraya kadar… sonra farkettim ki; pusulam sağlam çalışıyormuş.





    Kitaplarla tanışma hikayeni payalaşabilir misin bizimle?
    Kocaman kütüphanesi olan bir evde büyüdüm. Babamın dedesinden kalan kitaplar, dedemin ve babamın kitapları evde büyük bir yer kaplıyordu. Babam gece uykusundan uyanıp kitap okuyan bir adamdı ki hala da öyledir. İlk başta ona özentimden başladı kitap sevdam. Sonra bir baktım ki kopamaz olmuşum.


    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 00:00 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  3. #3
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Seni daha çok şiir yazan kimliğinle tanıyoruz. Kelimelerle çok güzel oynuyorsun. Ne zaman başladın yazmaya biraz bahsedebilir misin?

    Sanırım ilkokul 3’dü. İlk şiirimden bazı dizeler hatırlıyorum ama maalesef paylaşamam Bence yazmaya ne zaman başladığının bir önemi yoktur. Önemli olan neden başladığındır


    Yazıyorum Çünkü içimde susturamadığım bir ses var ...

    Sylvia Plath



    Düşün; hayat ne kadar kısa,
    Düşün; ne kadar ıstıraplı,
    Gülüşlerimiz ne kadar kısa,
    Sevinçlerimiz,
    Bir balık hafızası kadar etkili...

    Sitem midir bu sözler?
    Yoksa şartlar mı zorluyor?
    Bilmem...!!

    Tuğba B.



    Neden başladın peki? Neydi kalemi eline almana sebep olan o duygu?

    Beni şiir yazmaya iten duygularımı düşünce dağarcığımla birleştirip, içimdeki şiir aksini gösteren yapıt Sezai Karakoç’un sürgün şiiridir. Yalnızlık, acı ve serzeniş içinde olduğum bir vakit bu şiiri okurken delice kağıt kaleme bağlandığımın görüntüsüz bir resmidir bir bakıma.



    Sanki hayat bir düş dünyası,
    Gittikçe kendi içine çeken camdan küre,
    Silah kadar etkili, kalem kadar güçlü,
    Ve
    Kimsenin hissedemeyeceği kadar ateşli...,

    Tuğba B.





    ...
    Öfkeyle yazardınsen bir yüzüne
    Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben

    Sezai Karakoç (Sürgün adlı şiirinden)



    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  4. #4
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    “Yazmasam ölecektim” diyor Sait Faik .. peki sen yazmasan ne olurdu?

    Usta ile aynı görüşte ve aynı durumdayım. Kalemin kağıtta kaymaya alışmışsa; kalemden kaçsan da içindeki kağıda dökme duygusu peşini bırakmıyor. Bazı şeyler vardır, istesende kaçamazsın
    Müsait Bir Yerde…





    Senfoni eşliğinde aşklar yaşadım….
    Yalnızlığın müzdahim gözlerinde uyudum…
    Siyahın asaletini giyindim, korkusuzca…
    Aştım kendimi, vurdum yollara…
    Acıyı hissettim iliklerimde,
    Arz-ı kıyametin yakıp yıktı inşirah yollarımı…
    Sesindeki soğukluğu hissettiğimde,
    Aklımdan tek cümle tekrarladım…
    MÜSAİT BİR YERDE ÖLEBİLİR MİYİM?

    Tuğba B.



    Cahit Zarifoğlu bir şiirinde: “ Şiirin her duyguya hakkı olabilir” diyor. Peki neden senin şiirlerinde hep öfke duygusu hakim?

    Ne hissedersen kağıt onu gösterir sana… genellikle öfke hakimde diyemeyiz aslında. Yalnızlık ve acı da öfkeye yoldaş oluyor şiirlerimde. Bu duyguları kağıda aktararak kurtulabiliyorum ve böylece zaman zaman da olsa yüzümün gülmesini sağlayabiliyorum günlük hayatımda.



    Öfkem bana ait bir şey …
    Oğuz Atay



    “Uzun zaman olmuş bir şeyler karalamayalı
    Sanırım artık karalamayı bile özlemiyorum.
    Silik satırlarla başbaşayım hep.
    Yazıyorum… siliyorum…olmadı üstünü çiziyorum...” Demiştin bir yazında. Sahi hiç karakediler girdimi aranıza? Kalemine küstüğün oldu mu hiç?


    Sanırım kalemin bana küstüğü oldu. Nedeni de çok zor değildi aslında; zannedersem klavyemi kıskanmış. Bir ara yakınıyorduonla çok vakit geçiriyorum diye
    Şakaydı tabi ki… zaman zaman kalemimden uzaklaştığım oluyor. Bir şiirimde “Nadasa çekmeli hayatı” dediğim gibi “kalemimi de nadasa çektiğim” zamanlar oluyor. Yazmak birikimlerin esri besbelli. İçinde biriken yoksa; sen kağıda bakarsın, kağıt sana… Bu açık. Hayat her zaman bir anda sunmuyor herşeyi. Bazen peyderpey, bazen şok etkisi gibi. Sanırım şoka girdiğim anlarda ortaya çıkan ürünler daha sağlam oluyor. Bu satırların nedeni; yazmak için delirdiğim bir anda birikmemişler sebebiyle kağıdın bomboş gözlerle bana bakması diye düşünüyorum. Bende o anları bir yapıt haline getirmek istedim. Birikmemişlerin birikimini yani



    Kelimelerin ağırlığını kaldırmıyor beynim,
    Sonunda yenik düşüyor kelimeler dehlizine.
    Ben kalemi kullanmıyorum kalem beni kullanıyor sanki
    Ve sanki bunlar benim değil, kalemin düşüncelerimi.

    Boşluktayım,
    Dayanamıyorum bu kadar derinliğine.

    Tuğba B.
    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:35 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  5. #5
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Sanki hayata ve insanlara karşı önyargılısın biraz. Neden peki bu önyargı?

    Zamanla oluşmuş bir şey. Kişinin zamanında yaşadığı birçok şeyin birikimi söz konusu olduğunda, kendi içinde bir koruma mekanizması oluşturmasına sebep olabiliyor. Sebep-sonuç ilişkisi işte

    Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur.

    Albert Einstein



    HAYAT

    Gitgide yaşlanıyorum
    Ve bu yüzden hayata çok kızgınım.
    Hep bir şeyler alıp götürdü benden.
    Başkalarına ilaçken bana yaraydı.
    Ey hayat!
    Hayallerimin katili...

    Tuğba B.

    Hayat hayal kırıklığından mı ibaret?

    Benim hayatımın büyük bir çoğunluğu öyle diye düşünüyorum.. bir kişi düşünün ki; hayatta istediği hiçbir şeye sahip olmamış. Bu hayata yaklaşımınız hangi yönde olurdu? İstediğim şeyler içi savaştımçoğu kez, fakat sonuç hayal kırıklıkları ile süslendi. Bu süsleri yırtıp atıp, hayatıma yeni süsler aramakla geçiyor hikayem.



    Üşüdügümü hissettim çölün ortasında,
    yanıyordum kutuplarda,
    kütüphanede yeter bağırmayin dediğimi bile hatırlarım,
    sıkılmıştım en sevdiğim şarkıdan,
    boğumlardan geçiyordu artık aşk
    ve her evrede
    mantığını kaybediyordu
    işte bundan dolayıdır çelişkilerim...

    Tuğba B.


    Kalbinle kavga ettiğin zamanların oluyor mu?

    Ne beynim kalbimi dinliyor, ne kalbim beynimi. Anlaşamıyor haylazlar bu bazen orta yolu bulmamı zorluyor. Hangisini dinleyeceğimi şaşırıyorum çoğu kez. Kalbimi daha çok dinliyorum sanırım. Bu yüzden edebiyata yöneldim. Beynimi dinleseydim, kim bilir? Matematikçi olurdum belki



    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:43 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  6. #6
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Tabula Rasa neresidir veya nedir?

    Tabula Rasa, boş çerçeve demektir bir felsefe terimi olarak. Manasının açılımına gelirsek; yeni doğmuş bir bebek misali saf, temiz, işlenmemiş bir tazeliktir.





    Ateşe attım kendimi
    Ruhum soğuklarda . . .
    Ne kadar isyan etsem . . .
    Karanlıklar arkamda . . .

    Tuğba B.


    Bu kadar okumuşluk, yaşanmışlık… hayat tecrübene rağmen neden kendini Tabula Rasa’da görüyorsun?

    Tabula Rasa olduğum yer değil, olmak istediğim yer… bazen cehalet mutluluktur. Öğrendikçe açlık daha da artar ve öğrenmeden duramazsın. Hasılı sonuç; “huzursuzluk”




    Huzur nedir senin için? Ne ifade ediyor?

    Küçükken rüyalarda hep boşluğa düşeriz ya; huzurun asıl tanımı bu olsa gerek bence. Sanırım o boşluğu bulmak kolay değil.



    SESSİZ BEKLEYİŞ

    Issız bir karanlıkta, at üstünde
    Sessizce ilerliyordu.
    Kafasındaki düşünceler onu boğmuştu.
    Aklı karmakarışıktı.
    Duygularını tam olarak algılayamıyordu.
    Hissettikleri belki bir özlem, belki bir umut,
    Belki de...

    Artık hiçbir şeye önem vermiyordu,
    Ne paraya ne mutluluğa,
    Hatta kendi hayatına bile.
    Ağlıyordu...
    Ne dağınık saçlarının yüzüne değmesini,
    Ne de ıslak elbiselerinin ağırlığını hissedebiliyordu.
    Artık anlamıştı yolun sonuna geldiğini...
    Titrek ellerinde ve masum kalbinden
    Almıştı bunun haberini.
    Artık çaresizdi.
    Ve
    Derin bir huzur içinde
    Sonsuzluğa ulaştı...

    Tuğba B.


    Restless hayatıyla ilgili planlar yapmıştı. Peki şu anda hayatının neresinde?

    Planlarımda zaman zaman değişiklik olabiliyor. Hayatın zalimliği saolsun şu an tek istediğim; son nefesime kadar ne öğrenebilirsem öğrenmek ve akademik hayat odasında kendime bir koltuk kapmak ki buda son nefesime kadar öğrenebileceğim şeylerin miktarına ciddi anlamda katkıda bulunacaktır.




    Herkesin bir çocuk yanı vardır. Senin yazdıklarından görüyoruz ki sen çok erken büyütmüşsün onu. Peki içindeki çocuk ne yapıyor? Kızmıyor mu sana onu erken büyüttüğün için?

    İçimde bir çocuk var mıydı bilmem. Çünkü ben parklarda oynadığım, arkadaşlarımla ip atladığım, ne bileyim sek sek oynadığım zamanları hatırlamıyorum. Öyle bir zaman var mıydı ondan da emin değilim. Pek arkadaşım da yoktu küçükken. Okulda da sessiz sakin kimseyle pek konuşmayan bir tiptim. Nedenini bilemedim, belki de bilmekten kaçındım. Açıkçası acınası bir çocukluğum vardı. Kimseyle anlaşamayan, sert ve suratsızdım. Bir iki arkadaşım vardı ki her ikisi de erkekti.onlarla futbol oynayan, atari oynayan, kavga eden, açıkçası delikanlıyı oynayan bir kız çocuğuydum. Hiç Barbie bebeğim olmadı mesela. Ağabeyimin arabalarını çalıp onlarlaoynardım. Bozuk radyoların içini açıp tamir etmeye çalışan, evde ortaya çıkan fareleri yakalayan, babamın tamirat işlerine yardımcı olan ilginç bir varlıktım. Açıkçası berbattım büyüdüğümde de bunların birçoğunu yapmaya devam ettim. İçimde oluşan bir çocuk yoktu, olmadı, olamadı … olmayan bir çocuğunda küsme ihtimali nedir bilemedim


    Çocukluğum
    Hayatımdan düşen
    İlk
    Yaprak!

    Haydar Ergülen




    Neydi o başını hatırlayamadığım rüy'a?
    Neydi O gerçekleşeceğine inanmadığım hayal?
    Nasıl oldu da hissedemedim bunun acı gerçekliğini..?
    Nasıl da çıldırmadım bilmem bunu anladığımda?

    Çok geç olmuştu farkettiğimde bunu
    Rüy'a ile hayalin,
    Düşünceyle facianın
    aynı olduğunu...

    İşte o zaman hakkettim katlanmayı bunun sonuncuna...!!!

    Tuğba B.

    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:41 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  7. #7
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi


    Gündüz uyumayı daha bir seviyorsun. Bu senin için bir kaçış mı?

    Gündüz uyumam, daha çok zamanla geceyi sevmemle alakalı. İlk başta gece uyuyamamamla başladı bu süreç tabii ki. Sonra baktım ki; gece ile daha iyi anlaşabiliyormuşum. Sevdik birbirimizi işte daha ne diyeyim.



    BEYAZ BEYAZ

    Asil bir gecenin suretini taşıyan
    Bir seher vakti tanıdım seni…
    Apansız baktığında gözlerime,
    Suskunluğumu esir ettin gözlerine…
    Sarsıntılar hissettim hüzüngahımda,
    Devrim oldun saltanatıma.
    SİYAH hapsetmişken beni,
    Sen BEYAZ BEYAZ baktın ya gözlerime…
    Alışkın değilim ama
    Düştü be yangının içime…

    Tuğba B.


    Bunun gece yalnız kalışınla bir bağlantısı olabilir mi?

    Yalnızlığı yaşam biçimi olarak kabullendiğim doğrudur. Gecenin elbetteki buna katkısı büyük. Ama nerede ise her şiirimde bahsettiğim Siyah’a duyduğum aşk geceleri daha fazla zührediyor. Gökyüzünün rengi, ışıksızlık, sessizlik, zifiri karanlık… hepsinin ayrı bir motifte geceye nakşedilmesini seviyorum. Ben de bir dinginlik nüksediyor böylece. Derin bir rahatlık hissi… sevimli bir yalnızlık ışıltısı bu benim için. Kendimce yaşamayı seviyorum aslında ben. Toplum kuralları benim bünyeme zarar veriyor. Sorgulamaya başlıyorum ve huzursuzluğa dönüyor sorgulama. Gece ise her şeyi örtüyor. İnsanları, gürültüyü, toplumu ve neredeyse tüm dünyayı… bu yüzden gece bana yakışıyor




    ulaşılması imkansız ütopyalar
    Çağırıyor beni bir dizi karanlığın ardından
    Hayat kara, deniz kara, güneş kara,
    Siyah kara, ruhum kara,
    BEN KARA . . .

    Tuğba B.


    Yalnızlık … insanlar arasında yalnız olmak mı yoksa herkesten uzak olmak mı?

    Yalnızlığın iki çeşididir saydıkların ki birbiriyle bağlantılıdır. Ama insanlar arasında yalnız kalmak en zorudur. Bir dağın tepesine saklanırsın, orada bir yaşam kurarsın, uzaklaşırsın. Çünkü insanlardan uzaktasındır ve istediğine ulaşmışsındır. Seni sıkan, üzen ya da istemediğin insanlardan uzaktasındır. İnsanlar arasında yalnız kalmak ise zor bir imtihandır. Her gün başa çıkman gereken onca engel ortasında kalmak istemediğin bir hayat vardır. Bu yüzden gece ciddi bir sığınaktır. Uzaklaşmak istediğinde çok rahat açar kollarını sana



    ÇARESİZİM

    Yalnızlığa mağlup oldum.,
    Yaşamak ağır geliyor artık.
    Ne ben gidebiliyorum,
    Ne de hayat beni çağırıyor.
    Kimsesizim,
    Çaresizim,
    Dayanamıyorum.
    Ne dibe vurabiliyorum,
    Ne de yüzeye çıkabiliyorum.
    Korkuyorum,
    Kendimden bile korkuyorum.
    Ruhum acıyor,
    Kalbim kırık,
    Bedenim yenik,
    Aklımsa kayıplarda. . .
    ÇARESİZİM. . .

    Tuğba B.



    Eee malum bahar geliyor. Hani şarkıda da diyor ya “Ben her bahar aşık olurum” peki bahar ve aşk … aran nasıl onlarla?

    Şarkıyı söyleyen arkadaş her bahar da aşık oluyorsa; aşkın tanımını yaparken malzemeden çalmış sanırım bahardan nefret ederim ben açıkçası. Beni iyi hissettiren yağmur damlaları ve soğuk… sıcaktan nefret ederim zira …


    Ben hangi kelimeye açsam ağzımı,
    Ben hangi kelimeyi nereye koysam,
    Bir sonbahar konaklar sesimde...

    Birhan Keskin


    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:39 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  8. #8
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    Dilbilimi ile yakından ilgileniyorsun. Yazılarında ve şiirlerinde yoğun bir şekilde kullanıyorsun. Bu ilginin sebebi nedir?

    Hayatımın ciddi bir bölümü dil öğrenmekle geçti. Konuşmaya Arapça ile başladım, daha sonra Türkçe öğrendim. Ortaokul zamanlarında İngilizceye başladım. Bir ara yarım kalan İspanyolca hevesimi tekrar yarıda bıraktım. En sonunda, Farsça ve Osmanlıca dil öğrenmeyi çok seviyorum. Eğitimimi de bu bakımdan bu yöne sürükledim. Ya da kısaca kafam sadece buna basıyor da diyebilirim
    Aslında bunun en büyük etkisi ailemde dilcilerin çok olması idi. “Kanda varmış ne yapalım” dedik ve girdik bu yola Arada başka alanlara da kaymadım değil ama kader beni yine dile sürükledi. Ben derdimi anlatmak, kendimi ifade etmek, ifadelerle oynayabilmek, doğru yerde doğru cevabı vermek, hitabet gücü, anlatım becerisi vs. sahip olmak istedim hep. Sonradan baktım ki istediğim herşey Dilbilim’e eşitmiş böylece yolum buralara geldi. Doğu dillerini tercih etmem, edebiyatçı yönümle doğrudan ilişkiliydi sadece. Sonradan farkettim ki batı dillerini tercih etsem gerçekten mutlu olmazmışım, içime sinmezmiş.





    Son olarak bize söylemek istediğin birşeyler var mı?

    Hayatın dalga geçer bir hali var hep... Gerçi hayat kavramının bilincine varmış mıyım onu bilmiyorum ama son gözlemim bu.. döngü de bu yüzden olustu sanırım. Hayat dalga geçti ben yazdım.. Kalemimin olmadığı zamanlarda hafızama yazdım. olmadı duvarlara yazdım, çünkü benim hayata cevap veriş şeklim buydu. Elimden başka bir şey de gelmezdi. Aslında kelimeler kargaşasına karışmak isteyen ben değildim. Yazmaya başladığım güne lanet ettiğim de çok oldu. En son hayat bir şekilde üniversitede beni tam edebiyatın kucağına tasiyinca da muntazam bir halde edebiyata karıştım. Şiir duygumun yanına nesir becerisini de koymaya çalıştım son zamanlarda. Ki şiirlerimden daha da çok beğenir oldum nesirlerimi.. ve farkettim ki ; edebiyatsız pek de bir anlamım yokmus.. bunu sadece yazmak adına da söylemiyorum. Okumak, belagat ve dil.. Edebiyatın her parçası benim bir parçam oldu ve memnun olsam da olmasam da degistirme şansım yok.
    Son olarak da naçizane teşekkürlerimi sunmak isterim benim gibi denge sorunu olan bir insana bu kadar dengeli soru hazırlama meşakkatine katlanan sibelcigime..


    SİYAH

    Kuytu bir köşede,
    Eski bir siyah…
    Gözyaşı döküyor,
    Ağır ve der-bedihte..

    Kalbindeki ağrı,
    Yakıyor candamarını..
    Sür’at ve keskinlikte..
    Gözleri kararıyor,
    Acı ve der-yasta..
    Kıyamet kopuyor sanki..
    Alî-alem topraklarında..

    Yorgun yürüyor siyah,
    Bakışları asi,
    Ruhu feryatta,
    Aslı bigunahi..
    Zarar vermişler asaletine,
    Şer ile bağdaştırarak.
    Ziyan etmişler bedenini,
    Hauf ile giydirerek..

    Ama sessizdir benliği
    Gururunu yitirmez...
    Kimse bilmese de
    Aslında…
    Sefiddir siyah…

    Tuğba B.



    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 01:47 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  9. #9
    sibel_08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nisan.2011
    Mesajlar
    2.934

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    aslında ilk kez kendim yapıyorum. tabi köpüğüm Özlem'in manevi desteği yadırganamaz derecede büyüktü benim için. ayrıca sevgili Flu ben sadece ilk etapta taslak olarak acaba mı? yapsak mı? nasıl olur diye düşünürken Flu "güzel olur" diye beni cesaretlendirdi ve kendimi söyleşi için hazırlık yaparken buldum tabi ki Sevgili dost Tuğbam ne güzel bir gündü. söyleşi arasındaki sohbetimiz ve tabi dedikodularımız gerçekten çok keyifli bir gün oldu. hatta giriş yazısının altındaki resimde bunun bir kanıtı. kahve tadında bir söyleşi yaptık ve bunu da anı olarak resimledik. tabi şunu da belirteyim ki söyleşinin devamlılığı sizlerden gelecek yeni önerilere ve de yorumlara göre şekillenecek. bu seferki süpriz olsun istedim ve konuğu da kendim tabi dostlarımdan fikirde alarak seçmiş oldum. ne olur konu ile ilgili olumlu-olumsuz yorumlarınızı esirgemeyin

    Tüm dostlarıma tekrar teşekkürlerimi sunarım. Sanırım en büyük teşekkürü sevgili Halit hakediyor. Halit, sen olmasan bu kadar Dost gönül bir araya gelemezdik ve birbirimizi tanıyamazdık.

    iyi ki varsınız


    Konu sibel_08 tarafından (25.Mart.2013 Saat 12:11 ) değiştirilmiştir.

    o sustu,
    ben sustum,

    bir daha hiç konuşmadık.

  10. #10
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: Tuğba (Restless) ile "Hayat" Üzerine Söyleşi

    sibelciğim ve tuğbacığım ne diyebilirim ikinizde harikasınız


    sibelim eline koluna yüreğine emeğine sağlık. tekrar bu köşeye hayat verdiğin için çok güzel bir röportaj olmuş tatlım. iyiki yapmışsın ve harika olmuş. o yüzden alkışların en güzelini hakediyorsun

    ve tuğbacığım iyiki varsın iyiki tanıdık seni. yüreğini bu kadar içten açtığın için tüm sevgilerimi gönderiyorum sanada


    ikinizde iyiki varsınız
    sibel_08, Heyhat, eksen and 7 others like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde , filmizle88