Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 10 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Üye
    Üyelik tarihi
    Kasım.2008
    Mesajlar
    11

    Standart Rıfat ılgaz şiirleri



    AYDIN MISIN?


    Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
    Gidip gelen kara kuşlar havada
    Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
    Tabanında depremi kara güllelerin
    Duymuyor musun

    Kaldır başını kan uykulardan
    Böyle yürek böyle atardamar
    Atmaz olsun
    Ses ol ışık ol yumruk ol
    Karayeller başına indirmeden çatını
    Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
    Alıp götürmeden büyük denizlere
    Çabuk ol

    Tam çağı ise başlamanın doğan günle
    Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
    Her satırında buram alın teri
    Her sayfası günlük güneşlik
    Utanma suçun tümü senin değil
    Yırt otuzunda aldığın diplomayı
    Alfabelik çocuk ol
    Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
    Tel örgüler çevirmiş yöreni
    Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
    Benden geçti mi demek istiyorsun
    Aç iki kolunu iki yanına
    Korkuluk ol


    R.I


    ALİŞİM


    Kasnagindan firlayan kayisa
    kaptirdin mi kolunu Alisim!
    Daha dün ögle paydosundan önce
    Zilelinin gitti ayaklari,
    Yazildi onun da raporu:
    "ihmalden!"
    Gidenler gitti Alisim,
    Bos kaldi ceketin sag kolu...
    Hadi köyüne döndün diyelim,
    tek elle sabani kavrasan bile
    Sari öküz gün görmüstür,
    Anlar isin iç yüzünü!
    üzülme Alisim, sabana geçmezse hükmün
    Aganin davarlarina geçer...
    Kim görecek kepenek altinda eksigini
    kapilanirsin bogaz tokluguna.
    Varsin duvarda asili kalsin baglaman
    beklesin mizrabini.
    Sag yanin yastik ister Alisim
    sol yanin sevdigini.
    Kizlarda emektar sazin gibi
    Çifte kol ister saracak!


    R.I


    BİRAZ DAHA SABIR


    Gözünü yıldırmasın karakış,
    Altında sağlama yatağın,
    Hastanede sıran var.
    Ne kaldı ki şurada,
    Ekim, Kasım, derken Aralık
    Sabrın tükenmezse eğer,
    Heybelide'sin bahara doğru.
    Bilirsin can boğazdan gelir,
    Senin neyine şu bakır mangal,
    Çıksın çadırcılara...
    Bilmem işine yarar mı artik,
    Şu duvardaki palto,
    Yok işte çalışmaya dermanın!
    Hele otursun şu barış yerine,
    Sık dişini!
    Her şey düzelecek yakında,
    Her şey yoluna girecek;
    Doktor kapına gelecek,
    İlaçlar ayağına.
    Bakma kesildiğine terkosun
    Serbet akacak çeşmelerden!
    Bu sıcağa kar mı dayanır,
    Dirilirsin bayrama varmadan,
    Kalkarsın ayağa.
    Sıtmalı kızının
    Doya doya öpersin yanaklarını.
    Biraz daha sabır, aslanım,
    Biraz daha sabır!


    R.I


    BİZİM KASABAMIZ


    Ortasındayız memleketin,
    Uzak değiliz Ankara'dan
    Yakınız yakın olmasına;
    Gelen olmaz,
    Halimizi gören olmaz.
    Asfaltmış yolları boydan boya,
    Lambalar yanarmış dizi dizi.
    Büyük laflar eden
    Büyük adamları varmış.
    Dayalı döşeli apartmanlarında
    Seçme insanlar yaşarmış,
    Yasarmış yaşamasına.
    Ama sokaklarında bizim kasabanın
    İdare lambası yanmaz,
    Göz gözü görmez, tozdan dumandan
    Oysa ki belediyemiz vardır
    Kavga dövüş seçtiğimiz
    Belediyesinde meclisimiz vardır,
    Vardır var olmasına.
    Kerpiçtir evlerimiz,
    Yatarız ahir sekisinde
    Bir yanımızda karımız, çocuğumuz
    Bir yanımızda çiftimiz, çubuğumuz
    Tezek yakarız odun yerine;
    Saç üstüne saman yakarız,
    Gaz yerine.
    Düğün olur, dernek olur,
    Kazım'ın gırnatasında aynı hava:
    "Ankara'nın taşına bak" ...
    Bir toprağımız vardır bize dost
    İki ağız buğday verir,
    Ama ne buğday
    Ambarlar almaz, gömeriz.
    Yıl olur tohumluk kalmaz elimizde,
    Tarla gider tapu gider.
    Uğraş didin altımızda hasır yok,
    Sen gel de işin çık içinden:
    "Tarla mı kesekli, biz mi kaçamıyok?"
    Fakili'ya tren gelir Kayseri'den,
    Biner gider işsiz kalan köylümüz.
    Bulgur gider, pekmez gider elimizden,
    Ankara'dan emir gelir,
    Nutuk gelir.
    "Nevürek, hemşerim, nevürek.
    Ağlayak da gözden mi olak,
    Dövünek de dizden mi olak."


    R.I


    GÜVERCINIM UYUR MU?


    "Güvercinim Uyur mu,
    Çagirsam Uyanir mi?"

    Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun
    O doyumsuz lapaci güvercinler
    Kursun bugusu güvercinleri severim ben
    Kanat uçlari çelik yesili

    Kus dedigin piyerlotisiz yasamali
    Adaksiz avlusuz sadirvansiz
    Buluttan süzmeli suyunu
    Kusçular çarsisinda tüy dökmemeli

    Benim güvercinim tunç gagali
    Kimlerin bakisi kardesçedir
    Kimlerin bakisi düsmanca
    Kendisi hangi kavganin güvercinidir bilir

    Tüneyip acimanin saçaklarina
    Miskin sevilerle bitlenmez
    Kanadindan çok pençesine güvenir

    Baris taklalari süzülmeler
    Gagalarda zeytin dali
    Perendeler maviliklerde
    Tüm gösteriler resimlerde kalmali

    Güvercin dedigin uyanik olmali
    Tüyler duman duman öfkeden
    Yanip tutusmali gözbebekleri
    Sevgiden tipir tipir bir yürek
    Özgürlügünce dövüsken





    KASABAMIZ


    Martıların düşürdüğü tohumdan
    Filizlendiğine inandığım kasabamız
    Yosun kokardı evleri
    Çarşıları midye kokardı
    Çekirdeği çölden gelen mesçitin
    Boy attığına şaşardım
    Bu deniz yüklü havada
    Nedense gelişemedi bir türlü
    En şirin yerine dikilen
    İrili ufaklı mezar taşları

    Belki de ölüler böyle istiyor.


    R.I


    KÖRÜZ BIZ


    Ne varsa otu ot çiçegi çiçek yapan
    Tanyerinden söken umut isigi
    Sizin olsun çekik gözlü kardeslerim
    Aydinliklar sizin olsun körüz biz.
    Bakmayin gözlerimizde yansiyan yildizlara
    Göremeyiz atesböceklerini biz körüz
    Çakip sönen deniz fenerlerini uzak kiyilarda
    Bir bulut ne zamandir üstümüzde
    Yurt genisliginde bir bulut kursun agirliginda
    Nilüferler sularimizda açar mevsimsiz
    Dolanir ayaklarimiza bogum bogum
    Yapraklarinda iri les sinekleri uçusa hazir
    Göz göz oyulmus gözlerimiz biz körüz
    Göz çukurlarimizda radarlar firil firil döner
    Körüz el yordamiyla yasiyoruz bu yüzden
    Yeni körler peydahlariz uyur uyanir
    Ayak altinda ezile dursun karinca sürüleri
    Ezenlerle bir olmus yasiyoruz ne güzel
    Çizme onlardan içindeki ayak bizden ne iyi
    Körüz biz kör uçuslara açmisiz topragimizi
    Ha düstü ha düsecek çelik gagalardan
    Mantar mantar açilan tohumlar sicakta
    Gözlerimizi bir pula satip geçmisiz bir yana
    Ölmesini bilenlere yüz çevirmemiz bundan
    Körüz göz bebeklerimize mil çekilmis mil
    Acimasiz bir namlu sakagimizda soguk
    Tetikte kendi parmagimiz yabancinin degil.


    R.I


    LEYLAKLARI ANLATIYORUM


    Leylak getiriyorsun bana güneşli birgün
    Onu saçlarından topladığın belli
    Bir leylak bahçesisin karşımda

    Böyle kucağında kalsa daha iyi
    Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
    Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
    Önce renkleri gidiyor arkandan
    Nesi varsa gidiyor soyunarak

    Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
    Her kokladıkca dönüp dönüp geliyorsun
    Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikce
    Yaprak taprak gelişiyorsun
    Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
    Ölümsüz bir mevsim oluyorsun


    R.I


    UYUSUN DA BÜYÜSÜN


    Tüketme nefesini, maviş kızım,
    Bildiğin Türkçe kıt gelir masallarıma.
    Sözden sazdan anlamazsın,
    Kuştan, yapraktan haberin yok.

    Biz yaşlılar neler de bilmeyiz,
    Hele sen belle dilimizi.
    Biliriz de güzel güzel laf etmesini,
    Çekiniriz konuşmaktan;
    Yazmasını bilir, yazamayız,

    Üzme beni yum gözlerini,
    Uyutacak ninnilerim yok.
    Türküler mi istersin benden,
    Bağrıyanık memleket türküleri,
    Ne arasın bizde o ses
    Islıkla söylenir
    Kaçak şarkılar mı istersin;
    Bunlar size gelmez
    Uykusunu kaçırır çocukların.

    Sana hazır ninniler söylesem
    Bahçeye kurdum desem salıncak,
    İnanır mısın?
    Ne bahçe var, ne de beşik...
    Bir arabacık da mı istemezdi şu asfalt?
    Yorganın, yatağın iğreti,
    Doğdun doğalı, ne oyun gördün,
    Ne oyuncak!

    Uyu benim maviş kızım.
    Dem geçecek, devran geçecek,
    Keloğlan murada erecek,
    Sökülecek Hasbahçenin çitleri
    Ağlayan nar gülecek!


    R.I


    YAŞIYORUZ


    Ben ölmedim...
    Beni öldüremediler de;
    Yaşıyorum, yaşıyorum iste,
    At kıçında sinek gibi,
    Töööbe, töbe!
    Kapandı yüzümüze dergi kapakları,
    Bir varmış bir yokmuş olduk sağlığımızda.
    Şiir... O yosmanın boyuna.
    Gazete... Gelene gidene başyazı.
    Ara ki bulasın sayfalarda
    Şair Rıfat Ilgaz'ı.
    Düştükse itibardan
    Ölmedik ya, yaşıyoruz iste,
    Yaşıyoruz dedik, Yaşıyoruz be,
    Heeeey, fincancı katırları!


    R.I


    YIKANMA


    Leğene girdi mi Mine
    Kendini ördek sanır
    Annesi verir süngeri eline
    Hiç ağlamadan yıkanır.

    Her yıkanışında Mine
    Biraz daha küçülür leğen
    Leğen mi küçülür dersiniz
    Yoksa Mine mi büyür?




  2. #2
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Rıfat ılgaz şiirleri

    BİLSEM Kİ


    Bu ayaklar benden hesap soracak,
    Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak ,
    Bu baş, bu eğilmez baş da öyle
    Bazı sarhoş ,bazı yorgun
    Her zaman bir yastığa hasret!
    Bu ciğer de hesap soracak,
    Esirgedim, güneşini, havasını
    Bu ağız bu dişler, bu mide...
    Ne ikram edebilirim ki bol keseden
    Bu bilekler de hesap soracak,
    Göz yumdum çektikleri eziyete.
    Bilsem ki kimsenin parmağı yok
    Bu sürüp giden işkencede;
    Kılım bile kıpırdamadan bir sabah
    Çekerdim darağacına çekerdim kendimi
    Bilsem ki suç bende!..


    O.R


    ÇOCUKLARIM


    Sizi yoklama defterinden öğrenmedim
    Haylaz çocuklarım
    Sınıfın en devamsızını
    Bir sinema dönüşü tanıdım
    Koltuğunda satılmamış gazeteler
    Dumanlı bir salonda
    Kendime göre karşılarken akşamı
    Nane şekeri uzattı en tembeliniz
    Götürmek istedi küfesinde
    Elimdeki ıspanak demetini
    En dalgını sınıfın
    Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
    Palto ayakkabı yüzünden
    Kiminiz limon satar Balıkpazarı'nda
    Kiminiz Tahtakale'de çaycılık eder
    Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı
    Tereyağındaki vitamini
    Kalorisini taze yumurtanın
    Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
    Çevresini ölçtük dünyanın
    Hesapladık yıldızların uzaklığını
    Orta Asya'dan konuştuk
    Laf kıtlığında
    Birlikte neler düşünmedik
    Burnumuzun dibindekini görmeden
    Bulutlara mı karışmadık
    Güz rüzgarlarında dokulmuş
    Hasta yapraklara mı üzülmedik
    Serçelere mi acımadık kış günlerinde
    Kendimizi unutarak


    O.R


    ÇOCUKLARINIZ İÇİN


    Savaş sonrası sayımlarda
    Şu kadar ölü, şu kadar yaralı
    Kadın, erkek sayısız kayıp…
    Elden ayaktan düşmüş
    Geride bir o kadar da sakat,
    O kadar günleri anımsayalım diye…

    Zorumuz ne, insan kardeşlerim,
    Amacınız kökümüzü kurutmaksa,
    Yetmiyor mu tayfunlar, taşkınlar,
    Bunca aç, bunca sayrı, kırım, kıyım,
    Sayısız işkence kurbanları…
    En kötüsü,
    Güngünden başımıza inen bu gökyüzü!

    Bu toplanıp dağılmalar ne oluyor
    Yüksek düzeylerde?
    Neden alçakgönüllü değilsiniz,
    Sözünüz mü geçmiyor birbirinize,
    Hangi dilden konuşuyorsunuz?

    Barışsa eğer istediğiniz
    Uçaklardan başlayın işe
    Önce çirkinleşen savaş uçaklarından…
    Ya insanları bir yana bırakıp
    Sivrisineklerin kökünü kurutun
    Ya da bataklıkları!

    Sonra geçin kara sineklere!
    Ne kadar da çoğaldılar son sıcaklarda
    Yer gök tüm karasinek,
    Yaşamımızı karartmak için.
    Bir güç denemesi yapsanız da,
    Onların yaşamını siz karartsanız!
    Yoksa siz de mi barıştan yanasınız,
    Onların özgürlüğünden yana?

    Kolay değil, barıştan yana olmak
    Özveri gerek yüksek düzeylerde.
    Gene de bir nedeni olmalı, diyorum.
    Bu toplanıp toplanıp dağılmaların.
    Phantom'ların pazarlanması değilse
    Denizaltıların sığınmasıdır
    Dost limanlara
    Ya sağcı gerillaların barındırılması…

    Ah uzak görüşlü yetkililer,
    Bıraksanız da büyük sorunları bir yana,
    Biraz da ulusunuz için…
    Halkınız için konuşsanız
    Çocuklarınız için…
    Kökleri kuruyup gitmeden!


    O.R


    GİDİŞİNİ ANLATIYORUM


    sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
    saçlarını, gözlerini, ellerini
    neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
    her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
    termometrede yükselen çizgi
    kimbilir nerelerde soğuyorsun

    senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
    insan insan bakan gözbebeklerin
    beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
    beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

    ne gelirse onlardan gelir bana
    çalışma gücü yaşama direnci
    mutluluk gibi kazanılması zor
    mutluluk gibi yitirilmesi kolay

    bir açarsın ki mutluyum
    bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş


    O.R


    KAHVELER GAZETELER


    Kimini vurguncu yaptı 39 harbi
    Kimini karaborsacı
    Laf olur diye dost çayı içmeyenler
    Mahkemelik oldu rüşvet yüzünden
    Gaz fişi, ekmek karnesi derken
    Kimler karışmadı ki piyasaya
    "Kimini sefil etti 39 harbi,
    Kimini şair etti."

    Beni de gazete tiryakisi.
    Dadandık kahvelere ajans yüzünden,
    Bir bardak ıhlamur bedeline
    Yeni nizamdan dem vuran yazılar okuduk
    Düştuk eli kalem tutup da
    Eli silah tutmayanların peşine,
    Cenk meydanlarını dolaştık,
    Denizler geçtik dağlar aştık,
    Gün oldu kırıldı kanadımız
    Kaldık çöllerde.

    Gün oldu Urallar'dan vurup
    Ulaşmak istedik Kızılelma'ya
    Yürüdük şehir şehir,
    Bir de ne görelim
    Arpa boyu yol gitmişiz!
    Düşenin dostu mu olur,
    Zafer nerde, biz orda:
    "Meserret" de kurtardık Sivastopol'u
    "İkbal" de girdik Berlin'e
    Atikali kahvesinde patladı
    Atom bombası
    Pes dediler, bir yaz akşamı
    Şehzadebaşı'nda Japonlar,
    Çektik zafer bayrağını kapıya!


    O.R


    KULAĞIMIZ KİRİŞTE


    Yaşlılar adına konuşmanın tam zamanı
    Kütükte yaşı yetmişlerin arasındayım.
    Bir tekerlemenin çağrışımında
    İnanıvermeyin işimin bittiğine.
    Ne var ki dertlerimiz tasalarımız artıyor,
    Yaş ilerledikçe.

    Biz yaşlılar türlü nedenlerden
    Kuşlarla birlikte uyanmak zorundayız
    Saksıdakı karanfil bakım ister.
    Tüm çiçekler, ağaçlar, parklar,
    Yollar koprüler bakım ister.
    Balıkçı barınağı, barınaktaki gemiler,
    Gün doğmadan deniz fenerimiz,
    Kıyılarımız, gökyüzü, bulutlar,
    Bir uçtan bir uca esen rüzgar,
    Bütün gün gözümüz üzerlerinde olmalı.

    Bu arada torun torba çocuklarımız
    Martılarla birlikte çoğalan...
    Onlar da bakım ister kuşkusuz.
    Erken de kalksak alaca karanlıkta
    Hangi birine yetişebiliriz ki...

    Biz yaşlılar için en önemlisi
    Kuzeyden esen nemli rüzgarlar,
    Karayel de önemli, gündoğrusu da.
    Raporlar yazılmalı, hava raporları,
    Soğuk sıcak tüm dalgalar, akımlar,
    Alçak basınç radyolarda, yüksek basınç,
    Guneyden esen yellerle birlikte
    Sisli puslu havalarda durulmalı.

    Yaşlandıkca azıyor romatizmalarımız,
    Bir günümüz bir günümüze uymuyor,
    Artıyor ağrılarımız, sızılarımız,
    Kapıyı kim vuracak belli olmaz,
    Kulağımız kirişte olmalı!


    O.R


    OĞLUM


    Hiç de meraklı değilsin çiçeğe,
    Komşunun saksısını sen kuruttun,
    Kopardın penceresindeki gülünü.
    Bir sonuç mu çıkarayım bundan
    Yeşilliğe düşman diye bizim çocuk?
    Gelgelselim öyle düşkünsün ki
    Göbekli marullarına Yedikule'nin;
    Mevsiminde elinden düşmüyor
    Elma gibi domatesler;
    Tavsan kadar seviyorsun havucu.
    Ben de tutkunum senin gibi
    Bursa şeftalisine, Ereğli çileğine.
    Sanma soyca hoşlanmıyoruz çiçekten
    Güle değil,
    Gül düşkünlerine bizim hincimiz.
    Biz de gördük haşhaş tarlasını,
    Gelincik sanmadık.
    Ilgaz'larda topladık çiğdemi,
    Edirne'nin gülünü Edirne'de.
    Engel olmaz bu bilgimiz
    Sümbülden çok sevmemize yeşil soğanı.
    Yasamak için iştahını arttıracak
    Şiirler vereceğim sana,
    Ne istersen bulacaksın içinde
    Bu toprakla ilgili:
    Portakallarını göreceksin Dörtyol'un
    Mersin silolarında bitlenen
    Altın sarısı buğdayları,
    Turfandadır diye el süremediğimiz
    Çavuşları, kınalı yapıncakları,
    Bağı sorulmadan yenilen
    Memleket üzümlerini salkım salkım


    O.R


    OĞLUMA


    Ben de düşkündüm oyuna,
    Ben de kumları avuçlar
    Kazardım tırnaklarımla toprağı,
    O zaman da çocuklar oynardı,
    Ama benzemiyor bütün oyunlarımız,
    Gezdirdim ceplerimde şıkır şıkır
    Deniz kokulu tasları,
    En güzellerini topladım
    Midye kabuklarının.
    Saldım bahar rüzgârına
    Uçurtmaların en süslüsünü.
    Ne kurulunca koşan tramvaylarım vardı,
    Ne çekince giden develerim.
    Balıklarımızı tanırdım,
    Adlarını bilirdim kuşların;
    Seçerdim düdüğünden
    Limanımıza uğrayan vapurları.
    Bilirdim yanık yüzlü kaptanlarımı
    Denizkızı’nın Selametçin;
    Ben de ayırırdım onlar kadar
    Poyrazı karayelden.
    Gemiler tanıdım, çift direkli,
    Tutmazsa rüzgârı
    Açıklarımızda volta vuran gemiler,
    Kızardım, limanımızı hiçe sayan
    Paketlere Nemselere;
    Dalar da silinen dumanlarına
    Düşünürdüm uzak limanları,
    Uzak limanların çocuklarını.
    Senin de var ufak tefek
    Kendine göre bildiklerin;
    Çeşitli oyuncakların yoksa da
    Bir saniye de tren yapacak kadar
    Kibrit kutularını,
    Tecrüben var benden fazla.
    Benden üstünsün kuskusuz,
    Sigaradan top,
    Kutusundan tank,
    Kâğıtlarından uçak yapmada!


    O.R


    PARMAKLIĞIN ÖTESİNDEN


    Bu sefer bayrağını çekmiş vapur
    Bizim Karadeniz'e gider.
    Beni alıp götürmese de,
    Alır, düşüncemi çocukluğuma götürür,
    Çocukluğumun memleketine.
    Kıyıcığında doğmuşum Kastamonu'nun
    Fener fener bilirim Karadeniz'i.
    Kahrını çekmişim yıldızının, poyrazının,
    Ecel terleri dökmüşüm karayelinde.
    Kim bilir ne haldedir,
    Benim frengisiyle meşhur memleketim,
    Şimdi ne halde ?
    Ekmekleri mısır bazlaması mı,
    Bulgurlu mancar mı hâlâ bayram yemekleri ?
    Çok sıkıntı çektik Seferberlik'te,
    Çok mısır koçanı yedik, vesikalı;
    Bu sefer de vesikasiz yemişler,
    Gazsız, sabunsuz kalmışlar.
    Kim gider, kim sorar hallerini ?
    Bilirim ne vapurun büyükleri uğrar,
    Ne insanların büyükleri;
    Memurlar gelir ufak tefek,
    Büyüyünce giderler.
    Balıklardan bile hamsiler vurur,
    Vursa vursa karaya.

    Göremedik sıkıntısız yaşandığını,
    Rahatın şiirini yazamadık,
    Ne kadar uzak
    Heveslerimle içli dişli yaşamak,
    Üzmek hastalıklı şiirlerle
    Eşimi, dostumu;
    Mezar taşları kadar, ölçülü
    Beyitler düzmek boy boy.
    İçliyimdir herkes kadar,
    Düşündürür beni de şu gökyüzü,
    Kuş cıvıltısı, nar çiçegi...
    Geçtik bir kalem üzerinden.
    Huyumdan ettiniz, Cibali Kızları,
    Sekiz düğününden önce
    Penceremin altından geçenler,
    Saçları dağınık, gözleri uykulu,
    Çoraba, tütüne gidenler,
    Beni huyumdan ettiniz!
    Yorgun gözlerinizdeki acıyı
    Dert edindim kendime.
    Saçlarını tezgahına yolduranları,
    Sıtma gebesi tazeleri görmeseydim,
    Boşuna harcayacaktım sevgimi.
    Şimdi şu parmaklığın ötesinde kaldı
    Bütün çalışanlar;
    Teker teker sökülmüşüz toprağımızdan,
    Havamızdan, suyumuzdan olmuşuz.
    Yaşamaktayız aynı çatının altında
    Daha mahzun, daha hesaplı.
    Rahat günlerin işçisi olacaktık,
    Rahat günlerin şairi:
    Bir çift sözümüz vardı
    Nar çiçeği, gül dalı üstüne,
    Dudaklarımızda kaldı!


    O.R


    REMZİ


    Ne sorayım sana
    Kulak dolgunluğu bellediklerini mi söylersin
    Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan
    Aklında kalanları mı
    Çalısmadın istediğim gibi
    Ya komşunun suyunu taşıdın
    Bekar çamaşırı yıkarken annen
    Ya da beşiğini salladın kardeşinin
    Gaz yoktu belki bu gecelik
    Şişesi çatlamıştı lambanın
    Karşılıksız kalacak sorularım demek

    Ama vakti gelince senden öğreneceğim
    Makarna verildigini karneyle
    Bulgaryadan gelen kömür motorlarının
    Yanaştığını Kumkapı'ya
    Kulağına kar suyu kaçan toriklerin
    Karaya vurduğunu Boğaz'da
    Yaramasa da işimize, kahvenin
    Kaça sürüldügünü el altından
    Yaz ortasında bulursun
    Hasta için olduktan sonra
    Limonun en sulusunu
    Mahalle kırılırken uyuzdan
    Sen taşırsın kükürtü
    Mısır Çarşısı'ndan
    Kursağına girmese de bulursun
    Yumurtanın en tazesini

    Her derdine koşarsın mahallenin
    İnsaflısını verem doktorunun
    Dişçinin en ucuzunu
    Sen salık verirsin komşulara
    Bildiklerin de vardı fazladan
    Kalayla çivi üzerine
    Biraz daha kurcalarsam
    Dökersin içyüzünü nalburların

    Benim bilgili becerikli çocuğum
    Derse kalktığın zaman
    Yüzünün kızarması neden
    Üstte başta yok diye mi
    Utanmak bize düşer çocuğum
    Çalışmadığın içinse
    Bildiklerin sana yeter
    Notun önceden verilmiş
    Bilmediğin şahıs zamirleri olsun






  3. #3
    Aktif Üye yaziklar_olsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2009
    Yaş
    67
    Mesajlar
    372

    Standart Ynt: Rıfat ılgaz şiirleri

    SEN GİDİNCE


    sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
    saçlarını, gözlerini, ellerini
    neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
    her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
    termometrede yükselen çizgi
    kimbilir nerelerde soğuyorsun

    senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
    insan insan bakan gözbebeklerin
    beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
    beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

    ne gelirse onlardan gelir bana
    çalışma gücü yaşama direnci
    mutluluk gibi kazanılması zor
    mutluluk gibi yitirilmesi kolay

    bir açarsın ki mutluyum
    bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş


    O.R


    SULARDA GÜNEŞ OLMAK


    I
    Kıyıda kum çakıl yosun. Gidenlerden
    Boşuna değil martıların hırçınlığı
    Köprülerin altından geçen sular var ya
    Kürsülerde lafını ettiğimiz
    Biraz da köprülerin üstünden akmalı

    II

    Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni
    Morarıp silinmesin maviliklerin
    Kırmızının akıp gitmesi damarlarından
    İşimiz kolay değil o denli
    Kargaların içgdüsel ölmezliğine inat
    İnsanca ölebilmeli

    III

    Ne ilkyaz bulutlarında yıkanan
    Bir mezar taşının uzun ömürlü
    Ne kış güneşinde silkinen selvisin
    Bir mezarlık değilsin anıların gömüldüğü
    Yeşilin bitkiselliğini sürdürmeye gelmedin

    IV

    En güzel sarılara düşsel
    Bir ayçiçeği güneşte tek başına
    Bir de karanlık
    sularda güneş olmak
    Bu daha güzel


    O.R


    ŞİİRDE


    Önce şiirde sevdim kavgayı
    Özgürlüğü kelime kelime şiirde
    Mısra mısra sevdim yaşamayı
    Öfkeyi de sevinci de
    Senin ışıklı günlerin
    Benim iyimser dostlarım
    Hepsi hepsi şiirde
    Ne varsa yitirdiğim
    Bütün bulduklarım şiirde
    Kafiyeden önce gelen
    Sevgilerimiz mi sade
    Sürgün de var
    Hapis de


    O.R


    TÜRKÇESİZ


    Annenden öğrendiğinle yetinme
    Çocuğum,Türkçe’ni geliştir.
    Dilimiz öylesine güzel ki
    Durgun göllerimizce duru,
    Akar sularımızca coşkulu...
    Ne var ki çocuğum,
    Güzellik de bakım ister!

    Önce türkülerimizi öğren,
    Seni büyüten ninnilerimizi belle,
    Gidenlere yakılan ağıtları...
    Her sözün en güzeli Türkçe’mizde,
    Diline takılanları ayıkla,
    Yabancı sözcükleri at!

    Bak, devrim,ne güzel!
    Barış,ne güzel!
    Dayanışma, özgürlük...!
    Hele bağımsızlıK!
    En güzeli,sevgi!
    Sev Türkçe’ni, çocuğum,
    Dilini sevenleri sev !!


    O.R


    UZAK DEĞİL


    Çaresizlik akşamında düşünülmüş
    Bakıp bakıp kör pencereden
    Bir yudum suyun bir soluk havanın
    Sudan da havadan da üstün dost yüzünün özleminde
    Alıp başımı gitmek. Atsız arabasız
    Alıp başımı düşlerin çıkmazından
    Karışmak taşa toprağa. Yolculuk…


    O.R


    ZİYARET GÜNÜ NOTLARI


    Bugün başlıyor asıl çilesi,
    Namus yüzünden on beş yıl giyen
    Besiktaş'lı Ragıp'ın,
    Bugün tuttu Adana'nın yolunu
    İki çocuklu karısı;
    Seyhan Bar'a kontratlı gidiyor.
    Kaşlar alındı, saçlar boyandı.
    Roplar dikildi modaya uygun,
    İki çocuk bırakıldı komşuya.
    Nedir ki masrafı ikisinin,
    Kazan kazan ver postaya,
    Altına döndü Çukurova'da başaklar
    Parmaklığa dayamış alnını Ragıp'ım
    Bekliyor karısını orta koğuşta
    Olandan bitenden habersiz.

    Ögretmeni tanımadan
    Ögrendi polisi, jandarmayı,
    Koltuğunda babasının çamaşır paketi
    Köylü sigarası, üç paket,
    Bu da kendi armağanı.
    Ayıplasalar da mahallede yeridir
    Böyle taşınmasını cezaevine,
    Parmak kadar çocuğun.
    Komşuya düşer dedikodusu elbet
    Kitap yüzünden yatanın:
    Böylesi hiç geçer mi gazeteye
    Yıl 1944
    Babasına bakarsan oralı değil,
    Varsın diyor, su yolunda kırılsın
    Bizim su testisi!

    Güngörmüs oğlan şu Fikri,
    Bilir nasıl karşılanır
    3 numaradan Adalet.
    Ne çıkar üstte yok, başta yoksa,
    Konyalının ceketi yenicedir,
    Temel'in pabuçları biçimli.
    Uğursuz derler Fatihlinin boyunbağına,
    -Bir ayda üç hüküm yedi-
    Böyle günde takılır elbet,
    Açar çiçek gibi adamı.
    Güler yüz, tatlı dil Fikri'den,
    At elin, eyer emanet.

    Üç kuruş, beş kuruş
    Harçlık gelir dışardan,
    Eşten, dosttan, akrabadan.
    Yalnız Necati içerden çıkarır
    Genç karısının ekmek parasını.
    Kalmadı elde avuçta,
    Buraya düştü düşeli,
    Bir gençliği kaldı para eder.
    Şöyle her ziyaret sonu
    Beş liracık sıkıştırır eline;
    Her seferinde mahçup,
    Her seferinde kendinden iğrenir.

    Ters yüzüne çevirdiler kapıdan
    Tütündeki Seviye'yi.
    Sarılacak kocasının boynuna
    Neler anlatacaktı, neler!
    Şimdi düşünüyor kara, kara:
    "İhtilattan men"de ne demek?
    Gitti havaya gündelik,
    Bir de gelip görememek!







  4. #4
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    AYDIN MISIN

    Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
    Gidip gelen kara kuşlar havada
    Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
    Tabanında depremi kara güllelerin
    Duymuyor musun

    Kaldır başını kan uykulardan
    Böyle yürek böyle atardamar
    Atmaz olsun
    Ses ol ışık ol yumruk ol
    Karayeller başına indirmeden çatını
    Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
    Alıp götürmeden büyük denizlere
    Çabuk ol

    Tam çağı ise başlamanın doğan günle
    Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
    Her satırında buram alın teri
    Her sayfası günlük güneşlik
    Utanma suçun tümü senin değil
    Yırt otuzunda aldığın diplomayı
    Alfabelik çocuk ol
    Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
    Tel örgüler çevirmiş yöreni
    Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
    Benden geçti mi demek istiyorsun
    Aç iki kolunu iki yanına
    Korkuluk ol

    Rıfat ILGAZ

  5. #5
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    BİLSEM Kİ

    Bu ayaklar benden hesap soracak,
    Bir düşüncenin peşinden dolaştırdım sokak sokak ,
    Bu baş, bu eğilmez baş da öyle
    Bazı sarhoş ,bazı yorgun
    Her zaman bir yastığa hasret!
    Bu ciğer de hesap soracak,
    Esirgedim, güneşini, havasını
    Bu ağız bu dişler, bu mide...
    Ne ikram edebilirim ki bol keseden
    Bu bilekler de hesap soracak,
    Göz yumdum çektikleri eziyete.
    Bilsem ki kimsenin parmağı yok
    Bu sürüp giden işkencede;
    Kılım bile kıpırdamadan bir sabah
    Çekerdim darağacına çekerdim kendimi
    Bilsem ki suç bende!..

    Rıfat ILGAZ

  6. #6
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    BİRAZ DAHA SABIR

    Gözünü yıldırmasın karakış,
    Altında sağlama yatağın,
    Hastanede Şiran var.
    Ne kaldı ki şurada,
    Ekim, Kasım, derken Aralık
    Sabrın tükenmezse eğer,
    Heybelidensin bahara doğru.
    Bilirsin can boğazdan gelir,
    Senin neyine su bakir mangal,
    Çıksın çadırcılara...
    Bilmem isine yarar mi artık,
    Su duvardaki palto,
    Yok iste çalışmaya dermanın!
    Hele otursun su barış yerine,
    Sik dişini!
    Her şey düzelecek yakında,
    Her şey yoluna girecek;
    Doktor kapına gelecek,
    İlaçlar ayağına.
    Bakma kesildiğine termosun
    Şerbet akacak çeşmelerden!
    Bu sıcağa kar mi dayanır,
    Dirilirsin bayrama varmadan,
    Kalkarsın ayağa.
    Sıtmalı kızının
    Doya öpersin yanaklarını.
    Biraz daha sabır, aslanım,
    Biraz daha sabır!

    Rıfat ILGAZ

  7. #7
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    CENAZE

    Omuzlanınca tabutun
    İlk defa kurtuldu ayakların topraktan
    Muhteşem oldu medreseden çıkışın

    Dikildiler yol üstüne
    Bir dilim ekmeği çok görenler
    Yüzüne bakmaynlar sağlığında
    Bir selamla borçlarını ödediler

    Üzülme çelenkler gelmiyor pesinden
    Mevsimsiz oldu ölümün
    Ne olurdu bir kıs daha bekleseydin
    Bahar gelir çeçekler açardı

    Ölümün kimseyi sevindirmedi
    Atsız arabasız kalktı cenazen
    Alçak gönüllü adamdın
    Herkesten uzak yasadın
    Ölümünde gürültüsüz oldu

    Rıfat ILGAZ

  8. #8
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    İÇİMİZDEN BİRİ

    Eli değnek tutar tutmaz
    Çoban oldu;
    Sardılar sırtına bazlamayı
    Onaştı yıl güne verdi karnını,
    Onaştı yıl koyun güttü, kavalsız
    İnsanlardan ağayı tanır,
    Adını bilmez sorarsan,
    Hayvanlardan Karabaşçı
    Günü yetti, bıyığı bitti,
    Okundu künyesi,
    Gitti, davulsuz zurnasız

    Rıfat ILGAZ

  9. #9
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    GİDİŞİNİ ANLATIYORUM

    sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
    saçlarını, gözlerini, ellerini
    neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
    her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
    termometrede yükselen çizgi
    kimbilir nerelerde soğuyorsun

    senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
    insan insan bakan gözbebeklerin
    beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
    beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder

    ne gelirse onlardan gelir bana
    çalışma gücü yaşama direnci
    mutluluk gibi kazanılması zor
    mutluluk gibi yitirilmesi kolay

    bir açarsın ki mutluyum
    bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş

    Rıfat ILGAZ

  10. #10
    Paylaşımcı Üye Elenaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aralık.2010
    Mesajlar
    681

    Standart Cevap: Rıfat ılgaz şiirleri

    SEN GİDİYORSUN

    Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için,
    Saçlarını, gözlerini, ellerini
    Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya,
    Her seferinde birşey unutuyorsun, sıcak,
    Termometrede yükselen çizgi çizgi.
    Kimbilir nerelerde soğuyorsun...

    Senin gözbebeklerin var ya, kadın kadın gülen
    İnsan insan bakan gözbebeklerin,
    Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta,
    Beni yıksa yıksa gözbebeklerin yerle bir eder.

    Ne gelirse onlardan gelir bana,
    Çalışma gücü, yaşama direnci...
    Mutluluk gibi kazanılması zor,
    Mutluluk gibi yitirilmesi kolay.

    Bir açarsın ki mutluyum,
    Bir kaparsın herşey elimden gitmiş.

    Rıfat ILGAZ

Benzer Konular

  1. Urfa şiirleri
    Konu Sahibi Afrikali Forum U
    Cevap: 24
    Son Mesaj : 25.Mart.2011, 23:40
  2. Ahmet Ada Şiirleri
    Konu Sahibi Heyhat Forum A
    Cevap: 28
    Son Mesaj : 14.Aralık.2010, 13:04
  3. Karartma Geceleri - Rıfat Ilgaz ( Sesli E-Kitap )
    Konu Sahibi gogeselam Forum E-kitap (ekitap)
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Temmuz.2010, 13:00
  4. Cevap: 1
    Son Mesaj : 13.Temmuz.2009, 21:51
  5. İstanbul şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum I
    Cevap: 115
    Son Mesaj : 08.Nisan.2009, 11:34

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi kapadokya balayı takipçi satın al