Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
Toplam 15 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 15 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #11
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ruhi su türküleri

    10. ÇOCUKLAR GÖÇLER BALIKLAR

    TEKERLEME
    Nerden gelirsin?
    Zikzak kalesinden.
    Ne gezersin?
    Açlık belasından.
    Nerde yattın?
    Beyin konağında.
    Altına ne serdiler?
    Perde.
    Desene kupkuru yerde.
    Bıyıkların neden yağ oldu?
    Bıldırcın eti yedim.
    Bıldırcın yağlı mıydı?
    Gökte uçarken gördüm.
    Saçların neden ağardı?
    Değirmenden geldim.
    Değirmen dönüyor mu?
    Zımbırtısını duydum.
    Ayakların neden ıslandı?
    Çaydan geçtim.
    Çay derin miydi?
    Köprüyü dolaştım,
    İşte geldim sana ulaştım.

    Oğuz Tansal'ın Arşivinden

    MASALLARIN MASALI
    Su başında durmuşuz
    çınarla ben.
    Suda suretimiz çıkıyor
    çınarla benim.
    Suyun şavkı vuruyor bize
    çınarla bana.

    Su başında durmuşuz
    çınarla ben, bir de kedi.
    Suda suretimiz çıkıyor
    çınarla ben, bir de kedinin.
    Suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, bir de kediye.

    Su başında durmuşuz
    çınar, ben, kedi, bir de güneş.
    Suda suretimiz çıkıyor
    çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
    Suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

    Su başında durmuşuz
    çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
    Suda suretimiz çıkıyor
    çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
    Suyun şavkı vuruyor bize
    çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

    Su başında durmuşuz.
    Önce kedi gidecek
    kaybolacak suda sureti.
    Sonra ben gideceğim
    kaybolacak suda suretim
    Sonra çınar gidecek
    kaybolacak suda sureti.
    Sonra su gidecek
    güneş kalacak,
    Sonra o da gidecek.

    Su başında durmuşuz
    Su serin
    Çınar ulu
    Ben şiir yazıyorum
    Kedi uyukluyor
    Güneş sıcak
    Çok şükür yaşıyoruz
    Suyun şavkı vuruyor bize
    Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

    Söz: Nazım Hikmet Müzik: Ruhi Su

    BİR OĞLUM OLSA
    Bir oğlum olsa da gitse hocaya
    Okuya okuya çıksa (da) heceye
    Muştucular gelse bizim bacıya

    Neyleyim neyleyim kolları neyleyim
    Nenni nenni demedik dilleri neyleyim

    Bir elekçi gelse (de) bir elek alsam
    Sallana bulana toprak (da) elesem
    Kutnuya kumaşa beze belesem

    Neyleyim neyleyim kolları neyleyim
    Nenni nenni demedik dilleri neyleyim

    Gök keçi de gelmiş oğlağın ister
    Kadir Mevla'm bize (de) bir evlat göster
    Evlatsız göçersek kınaman dostlar

    Neyleyim neyleyim kolları neyleyim
    Nenni nenni demedik dilleri neyleyim

    APTAL ŞARKI
    Ana,
    gümüş olmak istiyorum
    Oğul,
    çok üşürsün sonra
    Ana,
    su olmak istiyorum
    Oğul,
    çok üşürsün sonra
    Ana,
    yastığına işle beni
    Oğul,
    olur hemen şimdi

    Söz: Lorca
    Çeviri: Sait Maden
    Müzik: RUHİ SU

    KIZ ÇOCUĞU
    Kapıları çalan benim
    kapıları birer birer
    Gözünüze görünemem
    göze görünmez ölüler

    Hiroşima'da öleli
    oluyor bir on yıl kadar.
    Yedi yaşında bir kızım,
    büyümez ölü çocuklar

    Saçlarım tutuştu önce
    gözlerim yandı kavruldu,
    bir avuç kül oluverdim,
    külüm havaya savruldu.

    Benim sizden kendim için
    hiçbir şey istediğim yok.
    Şeker bile yiyemez ki
    kâat gibi yanan çocuk.

    Çalıyorum kapınızı,
    teyze, amca, bir imza ver.
    Çocuklar öldürülmesin
    şeker de yiyebilsinler.

    Söz: Nazım Hikmet
    Müzik: RUHİ SU

    CAMGÖZ
    (Aziz Nesin'in Büyükler İçin Masallar adlı kitabından)

    Gelelim balıkların öyküsüne,
    Camgöz balığını bilir misiniz?
    Köpek balığından biraz küçük bir deniz canavarı.
    Sardalya balıklarına bayılırmış.
    Sardalya balıkları, camgözün yaklaşmakta olduğunu
    kokusundan mı, denizin kıpırtısından mı nasılsa
    anlarlar, hemen bir araya gelir, birleşir, yanyana,
    sırtsırta bir duvar oluştururlarmış.

    Camgöz gelir, gelir, gelir, iyice sokuldu mu,
    sardalya balıkları birden pullarını sirkeleyip
    kaçarlarmış. Sonra bu pullar denizin üzerinde
    pırıldamaya başladı mı balıkçılar, burada camgöz
    var deyip, ağlarını atar, kazıklarını çakarlarmış.

    Kılıç balığının öyküsünü de ozan
    Halim Şefik Güzelson'dan dinleyelim.


    BALIK AĞZI
    Bu bir kılıç balığının öyküsü
    Yazılmasa da olurdu.
    Ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu
    Uskumrunun arkaından gidiyorduk
    Sürünün içinde ben de vardım

    Sırtımda bir zıpkın yarası
    Mutlu olmasına mutluydum
    Nedense gitmiyordu kulağımdan
    Birtürlü o "ağ var" sesleri

    Deniz kızı girmiş düşünceme
    Ben iflah olmam
    Dalyanları birbirine katmak orkinosların harcı
    Dolanınca ağa çok geçmeden küserim
    Bir çocuk bile çeker sandala beni
    Bu kadar ağır olmasam
    Beni böyle koşturan yaşama sevinci
    Kanal boyunca bir o yana bir bu yana

    Siz yok musunuz, siz derya kuzuları
    Kestim kılıcımla karanlığını dibin
    Yakamoz içinde bıraktım suları
    Ah ayaz gecelerde olur ne olursa
    Sırtımda bir zıpkın yarası

    Alın beni mor kuşaklı bir takaya götürün
    İri gözlerimde keder
    Kılıcımda hüzün
    satın beni, satın beni
    Rakı için

    Söz: Halim Şefik Müzik: RUHİ SU

    GÖÇ
    Kalktık Horasan'dan sökün eyledik
    Düşürdüler bizi tozlu yollara
    Parlıyor omuzumuzda uzun şelfeler
    Aşırdılar bizi karlı dağlara

    Geldik Anadolu'da Kayseri Dağı
    Göründü gözüme Sivas'ta Gemerek Bağı
    Çat Ağdere derler de Zile'nin sağı
    Samsun, Trabzon, Çorum ellere

    Dedemoğlu

    GÜMÜŞ İBRİK
    Gümüş ibriğidim; kaynadım, coştum
    Kendi yağım ile kavruldum, piştim
    Kadrimi bilmezin eline düştüm

    Eğil dağlar eğil, kıymet bilinsin
    Eğil dağlar, benim sılam görünsün

    Budayalım karaçamın pürünü
    Dinleyelim kekliklerin ününü
    Gözediven şu garibin yolunu

    Eğil dağlar eğil, kıymet bilinsin
    Eğil dağlar, benim sılam görünsün

    Garib


    İSKAN
    Kalktı göç eyledi Avşar elleri
    Ağır ağır giden eller bizimdir
    Arap atlar yakın eder ırağı
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

    Belimizde kılıcımız Kirmani
    Taşı deler mızrağımın temreni
    Hakkımızda devlet etmiş fermanı
    Ferman padişahın, dağlar bizimdir

    Dadaloğlu'm bir gün kavga kurulur
    Öter tüfek, davlumbazlar vurulur
    Nice koçyiğitler yere serilir
    Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir

    Dadaloğlu / RUHİ SU


    Şebekeye uğrattılar yolumuz
    Acep neye varır bizim halimiz?
    Yedi kral yiyip gider malımız
    Seninirse şeker şerbet bal olsun

    BEBEK
    Deveyi deveye çattım
    Çılbırın boynuna attım
    Kaynanamdan hicabettim
    Nenni benim küçüğüm

    Yekin kara devem yekin
    Çanını zilini takın
    Bebeğimi daldan sakın
    Nenni benim küçüğüm

    Köpekler dağda uluşur
    Eltim çadırda gülüşür
    Kuzgunlar bebek üleşir
    Nenni benim küçüğüm

    Harmancığın kayaları
    Çan çalıyor mayaları
    Pek mi değdi a bebeğim
    Karakuşun sayaları


  2. #12
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ruhi su türküleri

    11. ZEYBEKLER

    YÜRÜK ALİ
    Şu Dalama'dan geçtin mi
    Soğuk sular içtin mi
    Efelerin içinde
    Yürük Ali'yi seçtin mi
    Hey gidinin efesi
    Efelerin efesi

    Şu Dalama'nın çeşmesi
    Ne hoş olur içmesi
    Yürük Ali'yi sorarsan
    Efelerin seçmesi
    Hey gidinin efesi
    Efelerin efesi

    Cepkeninin kolları
    Parıldıyor pulları
    Yürük de Ali geliyor
    Açıl Aydın yolları
    Hey gidinin efesi
    Efelerin efesi

    Aydın Dağı'n oydular
    Çalıya da martin koydular
    Yürük Ali'nin adını
    Hazreti Ali koydular
    Hey gidinin efesi
    Efelerin efesi


    KERİMOĞLU
    Of aman da aman da
    Kara Dağların sandalı
    Ala kana boyanmış
    Kerimoğlu'nun her yanı

    Of aman da aman da
    Eyibim de (Eyüp'üm) gitti bulunmaz
    Elleme körolası Arap
    Uykularda adam vurulmaz.

    KUL HALİL
    Yine bir gariplik düştü serime
    Ben de bilmem ya nicolur halimiz
    At sürüp bu illerden gitmek isterim
    Belki tuz ekmektir bağlar yolumuz.

    Vakit gelmeyince kervanlar göçmez
    Bariden habersiz yavru kuş uçmaz
    Gönül yeğit attan da dilberden geçmez
    İce gördüm eksilmiyor dölümüz.

    Kul Halil'im der ki nekas görmesin
    İyiler gidip de kemler kalmasın
    Herkes bildiğinden de geri durmasın
    Allah sana da malum olsun halimiz

    YAĞMUR YAĞAR
    Yağmur yağar her dereler sel alır
    Gurbete gidenin yarin el alır
    El almazsa yanar yanar kül olur

    Aman da Allah al başımdan sevdayı
    Genç yaşımda zindan ettin dünyayı

    MENTEŞELİ
    Menteşeli Menteşeli
    Del oldum derde düşeli
    Üç güm oldu yar gideli
    Tükenmez derdim yalınız yalınız

    Lorastan bir bulut ağdı
    Sulu sepken karlar da yağdı
    Yolcularım han'nerde (hanlarda) kaldı
    Kaldım evlerde yalınız yalınız

    Derviş olsam giysem hırka
    Kimsem yoktur versem arka
    Götürdüler Şam'a şarka
    Kaldım evlerde yalınız yalınız

    ISPARTA ZEYBEĞİ
    Evlerinin önü mersin
    Sular içmem tersin tersin
    Mevlam seni bana versin

    Al hançeri kadınım vur ben öleyim
    Ah kapınızda bir tanem kul ben olayım

    Evlerinin önü susam
    Su bulsam da çevremi yusam
    Açsam yüzünü baksam dursam

    Al hançeri kadınım vur ben öleyim
    Ah kapınızda bir tanem kul ben olayım

    ÇAKICI
    İzmir'in kavakları
    Dökülür yaprakları
    Bize de derler çakıcı
    Yakarız konakları

    Selvi senden uzun yok
    Yaprağında düzüm yok
    Kamalı da zeybek vuruldu
    Çakıcı'ya sözüm yok

    SERENLER
    Serenler serenler, yüksek serenler
    Ben gidiyorum mamur olsun viranlar
    Ahret hakkın helal eylen yarenler

    Aman Allah nedir bunun çaresi
    Yaktı beni kaşlarının karası

    Şu Burdur'dan gece geçtim, görmedim
    On yerimden hançer yedim, ölmedim
    Baş çeşmeden sular içtim, kanmadım

    Aman Allah nedir bunun çaresi
    Yaktı beni kaşlarının karası

    İNCE MEHMET
    Cumhuriyetin ilk yıllarında,
    Kütahya ile Denizli arasında Koca
    Mustafa isminde bir eşkiya yaşamış.
    İnce Mehmet onun en yakın
    arkadaşı. Koca Mustafa, İnce
    Mehmet eliyle pusuya düşürülüp
    vurulur. Türkü, Koca Mustafa'nın
    ağzı ile İnce Mehmet'i kınamaktadır.

    İnce Mehmet ne yaptıydım ben sana
    İki kere everdiydim kesemden
    Eğer yerlerime sen vurulaydın
    Ölesiye yatamazdım tasamdan

    Buhurcular bölük bölük geldiler
    Ak göğsümü delik delik deldiler
    Konağın önünde resmim aldılar
    Ak kağıt üstünde tanıyın beni

    Şu Dinar'ın sıra sıra söğüdü
    Biz geçerken yapracığı göğüdü
    Buhurcular küçük idi büyüdü
    İnce Mehmet eyvah vurdurdu beni
    ya da sen beni


    ZEYBEK İLE YÜRÜK
    Aldı zeybek:
    Et getir ekmek getir
    Baldan da haberin olsun

    Aldı yürük:
    Kuru soğan ekmek yavan
    Haldan da haberin olsun

    Aldı zeybek:
    Elde mavzer kafanı ezer
    Zordan da haberin olsun

    Aldı yürük:
    Başta sarık ayakta çarık
    Karşıki dağdan da haberin olsun

  3. #13
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ruhi su türküleri

    12. PİR SULTAN'DAN LEVNİ'YE

    SARI TAMBURAM
    Gel benim sarı tamburam
    Sen ne için inilersin
    İçim oyuk, derdim büyük
    Ben onun'çin inilerim

    Koluma taktılar teli
    Öğrettiler binbir dili
    Oldum ayin-i cem bülbülü
    Ben onun'çin inilerim

    Koluma taktılar perde
    Uğrattılar binbir derde
    Kim konar, kim göçer burda
    Ben onun'çin inilerim

    Sarı tamburadır adım
    Göklere ağar feryadım
    Pir Sultanımdır üstadım
    Ben onun'çin inilerim


    Pir Sultan Abdal / RUHİ SU


    ERZURUM DAĞLARI KAR İLE BORAN
    Erzurum dağları (da) kar ile boran
    Almış dört yanımı (da) dert ile verem
    Sizde bulunmaz mı (da) bir kurşun kalem
    Yazıp ahvalimi (de) dosta bildirem

    Oy beni beni (de) belalı beni
    Satarım bu canı (da) bırakmam seni
    Çıkarım dağlara (da) kurt yesin beni
    Oy beni beni (de) belalı beni

    Dört yanımı gurbet sarmış telinen
    Yaslı yaslı bayram ettim elinen
    Göz göz oldu yaralarım dilinen
    Yaramı sarmaya da derman bulunmaz

    Oy beni beni... (nakarat)


    NEFES
    Zahit bizi tan'eyleme
    Hak ismin okur dilimiz
    Sakın efsane söyleme
    Hazrete varır yolumuz

    Sayılmayız parmağ ile
    Tükenmeyiz kırmağ ile
    Taşramızdan sormağ ile
    Kimse bilmez ahvalimiz

    Erenlerin birdir yolu
    Cümlesine dedik beli
    Gören bizi sanır deli
    Usludan yeğdir delimiz

    Muhyi sana olan himmet
    Aşık isen cana minnet
    Cümle alemlere rahmet
    Saçar şu yoksul elimiz


    Muhyi / RUHİ SU

    O YAR GELİR
    O yar gelir, yazı ya yaban gül olur
    Yüzün görsem tutulur dilim lal olur
    Aşka düşen divane gezer del'olur

    Evlerine vara gele usandım
    El kızını ben kendime yar sandım
    Yüreğime hançer soktu gül sandım

    Mezarımı derin kazın, dar olsun
    Altı lale, üstü çimen bağ olsun
    Ben ölürsem sevdiceğim sağ olsun


    Halk Türküsü / RUHİ SU


    AKKUĞULAR
    Akkuğular sökün etti yurdundan
    Yiğit olan yatamıyor derdinden
    Gün öğlen mahalli belin ardından
    Saydım altı güzel indi pınara
    Kınalı kekliğim indi yuvaya

    Üçü uzun boylu, gayetin güzel
    Üçü orta boylu, gözlerin süzer
    Dedim akça ceren çölde ne gezer
    Saydım altı güzel indi pınara
    Kınalı kekliğim indi yuvaya


    Karacaoğlan / RUHİ SU

    URFANİ
    Varın söylen Urfani'ye yarin övmesin
    Çözemedim ak göğsünün düğmesin

    kuzum, ah kuzum
    topla, zülüflerin
    yere de değmesin a canım
    pek bas kunduranı
    yer incinmesin canım, a canım

    Uzak yoldan da geldim yorgunum
    Ben de senin ufak boylarına vurgunum
    Sen küsülü isen ben de dargınım,
    Şaşar bildiğinden kul bazı bazı.


    Urfani / RUHİ SU

    DRAMA KÖPRÜSÜ
    Drama köprüsü Hasan, dardır geçilmez,
    Soğuktur suları da Hasan, bir tas içilmez
    Anadan geçilir Hasan, yardan geçilmez
    At martini de bre Hasan, dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan, dostlar dinlesin

    Mezar taşlarını Hasan, koyun mu sandın
    Adam öldürmeyi de Hasan, oyun mu sandın
    Drama mapusunu Hasan, evin mi sandın
    At martini de bre Hasan, dağlar inlesin
    Drama mahpusunda Hasan, dostlar dinlesin


    Halk Türküsü / RUHİ SU

    HEYAMOL
    Haa, heyamol
    Ya mol heyamol
    Mola heyamol
    Ya mol heyamol
    Bismillahla başlayalım, hele sağya le sa
    Biz bu işi işleyelim, hele ya sağya le sa
    Bu yıl burda kışlayalım, hele sağ ya le sa

    heyamola ye sağ ye sağ
    hey, ya mol heyamol mola heyamol
    ya mol heyamol heya heyamol
    ye sağ sallim ye sağ ye sağ sallim ye sağ

    Bir gemim var boyda bosta, hele sağ ya le sa
    Dip ambara kurduk posta, hele sağ ya le sa
    Selam söylen eşe dosta, hele sağ ya le sa

    heyamola ye sağ ye sağ
    hey, ya mol heyamol mola heyamol
    ya mol heyamol heya heyamol
    ye sağ sallim ye sağ ye sağ sallim ye sağ


    Halk Türküsü / RUHİ SU


    HABUDİYAR
    Öyledir oğul, öyledir
    Şimdiki zaman böyledir
    Almış yari koynuna
    Hem öper hem söyletir

    Gece çıktım ayaza
    Sarıldım bir beyaza
    Öyle bir yar isterim
    Hem okuya hem yaza

    Gece çıktım ayaza
    Sarıldım bir beyaza
    Öyle bir yar isterim
    Hem okuya hem yaza

    Erzurum Türküsü / RUHİ SU

    GÖKTE YILDIZ
    Gökte yıldız yüzaltmış
    Mevlam neler yaratmış
    Anasını çerden çöpten
    Kızını da huri melek yaratmış

    Gökte yıldız sayılmaz
    Çiğ yumurta soyulmaz
    Yari güzel olanın
    Yüreğinde yağ olmaz


    Antalya Zeybeği / RUHİ SU

    TEKERLEME
    Çiçeğe arı, arıya asel
    Abdala boru, boruya gazel
    Şaire türkü, türküye güzel
    Güzele gerdan, ne güzel uymuş

    Kediye sıçan, sıçana kovuk
    Meclise kelam, kelama doruk
    Hastaya çorba, çorbaya koruk
    Koruğa havan, ne güzel uymuş

    Kapıya kilit, kilide miftah
    Dervişe hırka, hırkaya külah
    Kahveye yaran, yarana meddah
    Meddaha yalan, ne güzel uymuş

    Yayana atlı, atlıya koşu,
    Dallıya kuşak, kuşağa poşu,
    Sohbete helva, helvaya turşu
    Turşuya soğan, ne güzel uymuş

    Yağlığa nakış, nakışa ipek
    Üstada hüner, hünere emek
    Levni'ye güzel, güzele döşek
    Döşeğe yorgan, ne güzel uymuş


    Levni / RUHİ SU

  4. #14
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ruhi su türküleri

    13. EZGİLİ YÜREK

    HUDEY HUDEY
    Kaşların bismillah, veçhin Beytullah
    Seni öz nurundan yaratmış Allah
    Sevmişem ben seni, terketmem billah
    Aşkın hançeriyle canım vuralar beni
    Hudey hudey hudey, vuralar beni

    Dost cemalin gördüm, ahizar oldum
    Aşkına düşeli sevdakar oldum
    Kalmadı tahammül, bikarar oldum
    Meğer tabutlara canım koyalar beni
    Hudey hudey hudey, vuralar beni

    Sıtkı'yam billahi terkin etmezem
    Gayri güzellere gönül katmazam
    Dövseler, kovsalar, burdan gitmezem
    Meğer ferman gele, süreler beni
    Hudey hudey hudey, vuralar beni

    Sümeyra Çakır

    İNSAN VE EMEK
    Bir sergiyle geldi bahar
    Ne don vurur, ne meyve verir
    Öylece bir çiçek düşlemesi
    Ne güzel bir oyundur canım
    Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi

    Benim memleketimde bugün
    Kırk elli bin liradır
    Resmin metrekaresi
    Ve dillere destandır canım
    Turan Erol beyazıyla Bodrum'un mavisi

    Bir gece kulübünde bugün
    Kırk bin, elli bin liradır
    Bir Zeki Müren dinletisi
    Ve elbette güzeldir canım
    Emeğin değerlendirilmesi

    Ama benim memleketimde bugün
    İnsan kanı sudan ucuz
    Oysa en güzel emek insanın kendisi
    Kolay mı kan uykularda kalkıp
    Ninniler söylemesi

    Belki bu nedenle, yazık
    Asılmış gibi durur
    Asılmış gibi kederinden
    Duvarlarımda resim
    Çalgılarımda müzik.

    RUHİ SU


    SERHAT TÜRKÜSÜ
    Ne murdar öldüler
    Ne müslüman oldular
    Kılıçsız, kalkansız
    Bir sofra kurdular

    Zeytin zeytini getirdi
    İncir inciri getirdi
    Şerbeti üzüm getirdi
    Her biri bir şey getirdi
    Kimi meyvesini canım,
    Kimi gölgesini getirdi.

    Ne dörtyüz arslana borçluyuz
    Ne Şehmuz Aslan'a
    Ilgınlara, sazlara borçluyuz
    Biz bu toprakları
    Bir de yavşana.


    RUHİ SU


    BAŞLASIN
    Dünyaya gel
    İnsan başlasın
    Tanrıyı bul
    Korku başlasın
    Ağalık, beylik
    Bir bir başlasın

    Bin yıl, on bin yıl
    Bunca emek bunca yıl
    Nemrut bitirsin
    Süleyman başlasın!

    Sen ki dünyayı cennete çevirdin
    Dünyaya hükmün başlasın.


    RUHİ SU

    GELDİK
    Hepimiz bir yerlerdeydik
    Başka bir yere geldik
    Değişen dünyanın sürecinde
    Karanlık bir sudan geldik

    Ne gül eski güldür şimdi
    Ne beygir eski beygir
    Kırmadan, incitmeden
    Maymundan insana geldik

    Bakmayın siz bu bencil
    Bu hayvansal kavgaya
    Değişen dünyanın içinde
    İnsana biz yeni geldik.


    RUHİ SU

    IRMAK
    Ağaç demiş ki baltaya
    Sen beni kesemezdin ama
    Ne yapayım ki sapın benden
    Bak şu ağacın bilincine sen
    Ölen ben, öldüren benden

    Bunca analar ağlayıp durur da
    Akıp gider gelinciklerden
    Kör müdür sağır mıdır bu ırmak
    Ölen ben, öldüren benden

    Her yerde böyle olmuş bu
    Önce dağa, taşa, ağaca söyletmiş halk
    Sonunda sabahın bir yerinden
    Uyanıp kalmış ayağa ırmak
    Ölen ben, öldüren benden


    RUHİ SU

    SEFERBERLİK
    Eli silah tutanların gidişiydi bu
    Rediflerin, vay anam kur'asının.
    Çalgıların da insanlar gibi
    Zort zort edeni var
    Zom zom gideni var
    Uyandım davulun bağnazlığına
    Davulun, trampetin
    Gerilmiş derilerin muştusuna
    Seferberlikti bu, karşı durulmaz.

    Bir sesim vardı benim
    Bin sesim olsa n'olacak
    Çocukların sesiyle adam vurulmaz
    Kim getirdi bu savaşı ekmeğin beyazlığına

    Şimdilerdeki gibi anımsarım
    İkiz bebeklere benzerdi ekmekler
    Püren balı gibi kokardı
    Biz oldum olası ekmekle doyarız da
    Çocukluğum geldi aklıma.

    Hep savaşlardan mı kaldı bu yoksulluk
    Seferberlik derlerdi ben de bulundum içinde
    Pelit, ekmek ağacı, bal ağacıydı bizim Güney'de
    Çocuklar ya çok azdı, ya çok ağlamazdı
    Ya da ağlamaya vakit kalmazdı.
    Hastalık lekeli humma
    İlaç kınakınaydı
    Gitsin, gitsin de gelmesin
    Çocukluğum geliyor aklıma.


    RUHİ SU

    GÖRÜNEN
    Almanya'da topraklar
    Aynı bizimki gibi
    Ağaçları görgüsüz, cahil
    Ne Beethoven'i bilen var ne Spartakistler'i
    Nerde dünya durdukça duran
    Çınarlar bizimki gibi

    Bir adam gördüm Frankfurt'ta
    Noel ağacının dibinde
    Kasketini açmıştı, gözleri yerde
    Yoksulluğun utancı aynı bizimki gibi

    Memleketim diye kucakladı işçilerimiz bizi
    Biri ağladı usul usul, boynumda durdu
    Uykuda kaymış da sanki yüzleri
    Bıyıkları aynı bizimki gibi

    Ellerim ayaklarım gibi buldum
    Hiçbir şeye şaşmadım da
    Neden takılıp kaldı aklım
    Bizim bebeler'e Almanya'da
    Adları kalmış ancak
    Söylenen bizimki gibi.


    RUHİ SU

    KİST
    Umarsın umarsın da hani
    Biri çıkıp demez ki
    Oğlan çocuğudur bu iyi olmaz.

    Hemi de öyle anacığım

    Fünikiler kist geldi
    Sağ yumurtamın üstüne oturdu
    Attı kılcal damarlarını
    Mavi, turuncu, eflatun
    Yılanlar sardı canlar evini.
    Yetiş şahinim doktor yetiş
    Kurtar türkülerimi.

    Hemi de öyle oldu.

    Samatya'da bir tepede
    Beyaz melekleriyle Ziya
    Daldı döl evime
    Söktü çıkardı ifriti
    Attı yere

    Uyandım baktım ki
    Çiçeklerim sevinç içinde
    Koştum gittim kıyılara
    Kumbükü'ne vardım
    Deniz türküler içinde.

    Aldım
    Bir ben söyledim
    Bir deniz söyledi
    Bir ben söyledim
    Bir deniz söyledi
    Turunç kan ter içinde


    RUHİ SU


    EZGİLİ YÜREK
    Hangi taşı kaldırsam
    Anamla babam
    Hangi dala uzansam
    Hısım akrabam
    Ne güzel bir dünya bu
    İyi ki geldim
    Süt dolu bir torbayla
    Şöylece çıkageldim
    Kime elimi verdimse
    Döndürüp yüzümü baktımsa
    Kısmet kapıyı çaldı
    Kör pınara su geldi
    Ben şakıyıp durdukça öyle
    Gülün kokusu geldi
    Bebesi olmayana
    Bunalıp da kalmışa
    Acılarla yüklü
    Dargın yüreklere
    Yetiştim geldim
    İyi ki geldim


    RUHİ SU

  5. #15
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    64
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: Ruhi su türküleri

    14. EKİN İDİM OLDUM HARMAN

    GEÇTİ DOST KERVANI
    Şu karşı yaylada göç katar katar
    Bir güzel sevdası serimde tüter
    Bu ayrılık bana ölümden beter
    Geçti dost kervanı eğleme beni

    Şu benim sevdiğim başta oturur
    Bir güzelin derdi beni bitirir
    Bu ayrılık bize zulüm getirir
    Geçti dost kervanı eğleme beni

    Pir Sultan Abdal'ım kalkın aşalım
    Aşıp yüce dağı engin düşelim
    Çok nimetin yedik helallaşalım
    Geçti dost kervanı eğleme beni


    Pir Sultan Abdal / RUHİ SU

    NESİNİ SÖYLEYİM
    Nesini söyleyim canım efendim
    Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
    Arzuhal eylesem deftere sığmaz
    Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

    Benim bu gidişe aklım ermiyor
    Fukara halini kimse bilmiyor
    Padişah sikkesi selam vermiyor
    Kefensiz kalacak ölümüz bizim

    Serdari halimiz böyle n'olacak
    Kısa çöp uzundan hakkın alacak
    Mamurlar yıkılıp viran olacak
    Akıbet dağılır elimiz bizim

    Serdari / RUHİ SU

    PİRELİ ŞİİR
    Bu ne acaip bilmece
    Ne gündüz biter ne gece
    Kime söyleriz derdimizi
    Ne hekim anlar ne hoca

    Kimi işinde gücünde
    Kiminin donu yok kıçında
    Ağız var kulak var burun var
    Ama hepsi başka biçimde

    Kimi peygambere inanır
    Kimi saat köstek donanır
    Kimi katip olmuş yazı yazar
    Kimi sokaklarda dilenir

    Bu düzen böyle mi gidecek
    Pireler filleri yutacak
    Yedi nüfuslu haneye
    Üç buçuk tayın yetecek

    Karışık bir iş vesselam
    Deli dolu yazar kalem
    Yazdığı da ne
    İpe sapa gelmez kelam


    Orhan Veli

    TÜRKMEN KIZI
    Ağ deveyi katerlemiş gidiyor
    Türkmen kızı bir ormanın içinde
    Sırtında bir çocuk deve güdüyor
    Türkmen kızı bir ormanın içinde
    Lilim ne güzel, yandım ne güzel

    Çıktı yol üstüne beni bağladı
    Çocuğuna meme verdi eğledi
    Erzurumlu olduğunu söyledi
    Türkmen kızı bir ormanın içinde
    Lilim ne güzel, yandım ne güzel

    Niceleri deve çekti buncalar
    Her bakışı ciğerimi kancalar
    Kucağında çocuğuna nen çalar
    Türkmen kızı bir ormanın içinde


    HASAN DAĞI
    Hasan dağı Hasan dağı
    Eğil eğil, eğil bir bak
    Sıkıyor zincir bileği
    jandarmada din iman yok

    Gidiyor kalktı göçümüz
    Gülmez, ağlamaz içimiz
    İnsan olmaktı suçumuz
    Hasan Dağı, insan olmak

    Koçhisar üstünden bora
    Gülek bir karanlık dere
    Sıradağlar sıra sıra
    Çukurova ana toprak

    RUHİ SU

    BANA SENİ GEREK

    Aşkın aldı benden beni
    Bana seni gerek seni
    Ben yanarım dünü günü
    Bana seni gerek seni
    Ne varlığa sevinirim
    Ne yokluğa yerinirim
    Aşkın ile avunurum
    Bana seni gerek seni

    Yunusdurur benim adım
    Gün geçtikçe artar odum
    İki cihanda maksudum
    Bana seni gerek seni


    Yunus Emre / RUHİ SU

    AĞIT
    Karalı bir haber düşmüş geliyor
    Bakır antenlere kardeş gümüş tellere
    Ne bir ezan sesi ne çan çalıyor
    Sabahın seheri kardeş, çıkmış yollara
    Sabahın seheri Nazım Kardeş, çıkmış yollara

    Her hali aklımda, aklımdan gitmez
    Sol yanım unutsa kardeş sağım unutmaz
    Böylesi bir cana ölüm kar etmez
    Sürer tazelenir kardeş, gelir dallara
    Sürer tazelenir Nazım Kardeş, gelir dallara

    Dedim ki bozkırda bir sarı ota
    Ateşin sönmeye kardeş, dumanın tüte
    Ola ki bir sabah bir horoz öte
    Bu bizim türkümüz kardeş, düşer dillere
    Bu bizim türkümüz Nazım Kardeş, düşer dillere


    RUHİ SU

    SARI TAMBURAM
    Gel benim sarı tamburam
    Sen ne için inilersin
    İçim oyuk, derdim büyük
    Ben onun'çin inilerim

    Koluma taktılar teli
    Öğrettiler binbir dili
    Oldum ayin-i cem bülbülü
    Ben onun'çin inilerim

    Koluma taktılar perde
    Uğrattılar binbir derde
    Kim konar, kim göçer burda
    Ben onun'çin inilerim

    Sarı tamburadır adım
    Göklere ağar feryadım
    Pir Sultanımdır üstadım
    Ben onun'çin inilerim


    Pir Sultan Abdal / RUHİ SU

    KAMAN AĞIDI
    Aman!
    Anam benim de ulu yola durursa
    Ak saçını da kelep kelep yolarsa
    Hani benim oğlum diye sorarsa
    Saklaman gizlemen, öldü den varın

    NEFES
    Zahit bizi tan'eyleme
    Hak ismin okur dilimiz
    Sakın efsane söyleme
    Hazrete varır yolumuz

    Sayılmayız parmağ ile
    Tükenmeyiz kırmağ ile
    Taşramızdan sormağ ile
    Kimse bilmez ahvalimiz

    Erenlerin birdir yolu
    Cümlesine dedik beli
    Gören bizi sanır deli
    Usludan yeğdir delimiz

    Muhyi sana olan himmet
    Aşık isen cana minnet
    Cümle alemlere rahmet
    Saçar şu yoksul elimiz


    Muhyi / RUHİ SU

    TEKE ZORLATMASI
    Yayla yollarında yürüyen gelin
    Allı şalvarını sürüyen gelin

    Ben varmam oralıya
    Orada duralıya
    Allah nasip eylesin
    Davullu zurnalıya

    Yayla yollarından bir ferman eyler
    İnce belli kız doğurmuş anneler

    Ben varmam inekliye
    Yoğurdu sinekliye
    Allah nasip eylesin
    Omuzu tüfekliye

    Yayla yollarında menekşe açmış
    Sevdiğim o güzel dağlara kaçmış

    Ünledim Ayşe diye
    Odayı döşe diye
    Ünledim Fatma diye
    Kaşların çatma diye
    Ünledim Gülsün diye
    Yanıma gelsin diye

    EKİN İDİM OLDUM HARMAN
    Düşürdün aşkın narına
    Karıştırdın küle beni
    Atın yolun kenarına
    Yar geçtikçe göre beni

    Kırda meleşir kuzular
    Derdim çok yarem sızılar
    Gönül sevdiğin arzular
    Götürsünler yare beni

    Ecel gelir Hak'tan ferman
    Can çekilir kalmaz derman
    Ekin idim oldum harman
    Savursunlar yele beni

    Ali Rıza'm sızlar yara
    Gülistandım döndüm hara
    Çekiverin Zülfikar'a
    Kılsın pare pare beni

    CEREN
    Cerene bak hele cerene
    Kul olayım seni verene
    Akıbeti narlı örene
    Çeşme kurmuş akar Döndü

    Doğma bre güneş doğma
    Doğup doğup da yare değme
    Dar dikilmiş sedef düğme
    Memelerin sıkar Döndü

    Öküz aldım koşamadım
    Yiğit oldum yaşamadım
    Namus bana ar geliyor
    Döndüm seni boşamadım

Benzer Konular

  1. Kıvırcık ali Türküleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum I-J-K-L
    Cevap: 11
    Son Mesaj : 11.Ocak.2011, 13:48
  2. Ali Asker türküleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum A-B-C-D
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 04.Mart.2009, 02:03
  3. Tolga sağ Türküleri
    Konu Sahibi Köroğlu Forum R-S-T-U
    Cevap: 4
    Son Mesaj : 24.Şubat.2009, 03:21
  4. Ruhi su yemen türküsü
    Konu Sahibi Farazi Forum Müzik Videoları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Aralık.2008, 18:05
  5. Ruhi Su - Köroğlu`nun Kimliği
    Konu Sahibi Farazi Forum Köroğlu
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 23.Aralık.2008, 00:16

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun