Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar

    AİLE BÜYÜKLERİYLE ANNE-BABA ÇATIŞMASI

    Her anne-baba çocuğunu kendi doğruları çerçevesinde büyütmek ister. Bu yüzden çocuklarıyla zaman geçiren ve/ya onlara bakan diğer yetişkinlerle aralarında sorun çıkabilir. Bu yetişkinler eğer anne-babanın kendi anne ve babasıysa, bu sorunları gidermek bazen çok güçleşir. Bu sorunlar nedeniyle, anne-babalar hem çocuklarıyla, hem de kendi anne-babalarıyla çatışma içine girebilirler. Hatta, bazen bu yüzden eşler kendi aralarında bile çatışma yaşayabilirler.

    Aile büyüklerinin torunlarını, anne-babanın talep ettiğinin dışında, farklı şekilde büyütmeye çalışmaları sadece kendilerinin çocuklarıyla olan ilişkilerini olumsuz şekilde etkilemez, aynı zamanda ve en çok da torunlarını etkiler. Aşağıdaki şemada, çocuğun böyle bir ortamda büyürken, ne kadar çok mesaja ve farklı tutumlara maruz kaldığını görebiliriz.


    Anne-babasından ayrı, diğer aile büyüklerinden ayrı meajlar alan ve farklı muamele gören çocuk, neyin doğru neyin yanlış olduğunu karıştırmaya başlayabilir. Hangi yetişkinle, nasıl davranacağını öğrenmeye çalışırken bocalayabilir. Bu bocalama çocuğun yalnızca yetişkinle kurduğu ilişkide aksaklık yaratmaz, birçok konuda sorun yaşamasına neden olabilir. Bu tip çoğul mesajların olduğu ortamlarda büyüyen çocuk, sorunun büyüklüğüne, şiddetine ve ne kadar zaman sürdüğüne bağlı olarak çok çeşitli duygusal sorunlar ve davranış bozuklukları geliştirebilir. Bu sorunlardan bir kaçı aşağıdaki gibidir;


    sosyal ortamlara uyumda güçlük
    toplum içinde kurallara uygun davranmakta güçlük
    arkadaşlarla iletişim sorunu
    hırçınlık ve söz dinlememe
    anne-babanın koyduğu kurallara uygun davranmaya direnç gösterme
    kendine ve başkalarına saldırgan davranma
    kendine ve diğer insanlara olan güven duygusunu kaybetme
    kendi kendine karar vermekte güçlük


    Çocuğun üzerindeki bu baskıyı azaltmak ve bu sorunları yaşamamak için, anne-babaların hem kendi aralarında, hem de aile büyükleriyle konuşarak, çocuğa karşı tutumlar ve davranışlar konusunda ortak bir yol izlemeleri gerekir. Çocukla birlikte olan herkes aynı şekilde düşünmek zorunda değildir kuşkusuz, ancak çocuğun ruh sağlığı açısından herkes birbirine yakın tutum ve davranışlar sergilemelidir.

    Anne-babalar, aile büyüklerine saygısızlık yapmadan, onları kırmadan, çocuklarını nasıl büyütmek istediklerini mutlaka söylemeliler. Aile büyüklerinin de kendilerinin, kendi çocuklarını büyüttüklerini ve sıranın torunlarının anne-babalarında olduğunu düşünerek, bu konuda anlayışlı davranmaları gerekir.

  2. #2
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar

    ANNE BABALARA ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ÖNERİLER

    Anneler ve babalar;





    Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir. Sizin çocuğunuz olsa da sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın.

    Çocuğunuz, yaşamı deneme ve taklit yoluyla öğrenir. Ona ayak uydurmakta zorluk çekebilirsiniz. Onları oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşlarında özgür bırakın. Onu her yerde ve her zaman koruyup kollamayın. Onu, küçük diye şımartmayın. O zaman çocuğunuz hep çocuk kalmak ister. Çocuksu davranışlar sergiler.


    Her istediğini istediği zaman elde edemeyeceğini onlara öğretin. Onlara, yerli yersiz söz vermeyin. Sözünüzü tutamazsanız sizlere olan güveni azalır. Çocuğunuza kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığını görünce onu sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakları ona, “aile kuralı” olarak benimsetin. Çünkü hiç kısıtlanmayınca ne yapacağını şaşırırlar. Ona karşı tutarsız davranışlar sergilemeyin. Çünkü onlar, tutarsız davranışlarınız karşılığında hem bocalar hem de onlardan yararlanırlar.

    Çocuğunuza sürekli nasihat vermeyin. Onlar nasihatinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler. Yanlış yapmaktan korkmayın. Çünkü çocuklar, bunları çabuk unutur. Birbirinize karşı saygı ve sevgiyi koruyun. Aranızda saygı ve sevginin azaldığını görmek onları yaralar ve sürekli tedirgin eder.

    Çok konuşup çok bağırmayın. Çünkü onlar yüksek sesle konuşulanları pek duymazlar. Yumuşak ve kesin sözler, onlarda daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşında iken....” vb. sözlerle asla kulak asmazlar.

    Kendinizle özdeşleştirmeyin. Onları olduğu gibi kabul edin. Yanılma payı bırakın. Küçük yanılgılarını büyük suçmuş gibi başına kakmayın.

    Korkutup, sindirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yaramazlıkları için onları kötü çocukmuş gibi yargılamayın. Yanlış davranışları üzerine durarak düzeltin. Ceza vermeden önce mutlaka onu dinleyin. Suçunu aşan cezalar vermeyin.

    Onu dinleyin. Çünkü öğrenmeye en yatkın olduğu anlar, soru sorduğu anlardır. Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun. Gerçekleri söyleyin. Soru sorma şevkini kırmayın ve özenle cevaplandırın.

    Onları, yeteneklerinin üstünde işlere zorlamayın, başarabileceği işler için güdüleyin. Ona, güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.

    Onu başkalarıyla karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılmasın. Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.

    Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Öğrenmesi için zaman tanıyın. Dürüst davranmadığı zaman, çok fazla üstüne gitmeyin. Onu, yalan söylemeye sevk etmeyin.

    Sizi çok bunaltsa da soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızabilirsiniz, ama onu aşağılamayın. Yoksa o da sizi yabancıların yanında güç duruma düşürebilir.

    Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, ona açıklamaktan korkmayınız. Açıklamalarınız, sizi ona daha çok yakınlaştırır. Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.

    Unutmayın ki, çocuğunuz sizi olduğunuzdan daha iyi görür. Kendinizi ona karşı yanılmaz ve erişilmez olarak göstermeye çabalamayın.

    Ondan “örnek çocuk” olmasını beklemeyin. Çünkü o, sizden kusursuz olmanızı beklemiyor. Sevecen ve anlayışlı olmaya çalışın.

    Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışmayın. Yemek yedirirken rahat davranın ve sağlıklı yiyecekleri alternatif olarak sunun. Çocuğunuz onlar arasından seçimini yapacaktır. Çocuğunuzun yeme isteğini yükseltin. Yediğinden emin olduğunuz yemek veya yemek çeşitlerini mutlaka sofrada bulundurun

    Yemek saatinden önce abur cubur şeylerle onun karnını doyurmayın. Yemek saatinde, onun acıkmış olması gerekmektedir.

    Yemeklerin görüntüsünün iştah açıcı olmasına dikkat ediniz.

    Tatlıyı (çikolatayı, şekeri...) yemeklere karşı rüşvet olarak kullanmayınız. Böylece tatlının yemeklerden daha çekici olduğunudüşünmezler. Yemek ya da yemekler arasında seçim yapabilirler. Herkes için yemek pişirmeyin, onun sevmediği yiyecekleri yenileriyle karıştırın. Yemek saatlerinin bütün ailenin zevk aldığı bir zaman dilimi olmasını sağlayın.

    Çocuklarınız, dövüşür, atışır ve kavga ederler. Kavgayı önleyemezsiniz ama onunla baş etme ya da daha aza indirmek sizin elinizdedir.

    Çocuklar genellikle günün belli saatlerinde ve belli durumlarda kavga ederler. Kavganın gerçek nedenini saptamak için ailenizi çok iyi gözlemleyin ve bunlara çözüm bulmaya çalışın

    Çocuklarınız kavga ettiği zaman hakemlik yapmayın, “kim başlattı” vb. sözlerle tartışmanın içine girmeyin. Onlara kavgalarla baş etme sorumluluğunu verin. Odadan çıkın, onların sizi kullanmasına izin vermeyin. Ancak olayın kötüye gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin.

    Unutmayın; olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarınız da kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaklardır. Çocuklarınıza birbirlerine sevgilerini göstermelerini onlara öğretin.

    Çocuklarınız, zaman zaman şiddet duygusuna kapılabilirler. Bunu engelleyemezsiniz. Ama şiddet davranışlarını engelleyebilirsiniz. Bunun için çevreyle ilişkilerinde şiddet hareketlerine sapmalarını engelleyecek kurallar koyun ve bunları ödün vermeden uygulayın.

    Şiddet duygularını bastırmayın, duygularını size dökmesine fırsat verin. Böylece onları rahatlatmaya çalışın. İçten içe şiddet ve nefret duygularının gelişmesini engeller.

    Çocuklarınıza kitap sevgisini, küçük yaşlarda kazandırmaya çalışın. Çünkü onlar 0-6 yaşta ne almışlarsa 70 yaşında da o birikim iledir. Kitaba karşı ilk ilgi ve merakın uyanması, okuma öncesi dönemine rastlar. Çocuğun eline verilen bol renkli, resimli kitaplar, ona anlatılan çeşitli öyküler, masallar, oyun oynama düşlerine seslenen dizeler, tekerlemeler bu dönemde çok önemlidir.

    Çocuğun resimli kitabı eline alıp, kendi kendine yüksek sesle bir şeyler okuyup anlatıyormuş gibi yapması, çözemediği gizemli harflerin ardından çeşitli dünyaların da olduğunu, kavradığını gösterir. Okumayı öğrendikten sonra, harflerin ötesinde heyecan uyandırıcı, şaşırtıcı renkli dünyaların kimsenin yardımı olmadan kendi kendine çözümlemeye başlar. Artık kitap okuma çocuk için ayrılmaz bir bütün olur.

    Okumak; düşünerek, benimseyerek, özümseyerek bireyin hayat görüşünü belirler. Çocuklarınızın sevgi, dostluk, barış ve iyi değerleri içeren konulu kitapları okumasını sağlayın. Vurdulu, kırdılı, ezberciliğe dayanan, kin ve nefret konulu kitapları okumalarına izin vermeyin.

    Çocuk kitaplarında çevre, barış, eğitim, sevgi ve aşk, kadın erkek eşitliği, insan hakları, kuşaklar arası çatışma, geleneklerle hesaplaşma gibi kavramlarına yer verilmelidir. Bağnazlık ve ön yargıdan uzak olmalı, ırk üstünlüğü ve din ayrımı gibi inançlar aşılanmamalı, yurt sevgisi ve ulusal değerler aşılanmalıdır.Uluslararası düşmanlıklar körüklenmemeli, yiğitlik abartılmamalıdır. İnsan, çocuğa olumlu ve olumsuz yönleri ile tanıtılmalı, katı ahlak kuralları yerine insani değerler, hoşgörü ve esneklik esas alınmalıdır







  3. #3
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar



    Çocuk Yetiştirmede Ebeveyn Çatışmaları

    Çocuk Yetiştirmede Ebeveyn Çatışmaları

    Her anne-baba çocuğunu kendi doğruları çerçevesinde yetiştirmek ister. İdeal anne-babayı tanıtmak zor olmakla beraber başarılı anne-babalar, çocuğun ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp, çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan, davranışlarında belirli bir kararlılık ve devamlılık sağlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuğunun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine başarılı anne-babalar, çocuğunun kendi kendisini denetlemesini ya da iç denetim demek olan ahlak gelişimine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren, olayların sonuçlarıyla onları baş başa bırakan, onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir. Başarılı anne-baba modeliyle bir giriş yaptık ama acaba tüm bunları sağlamaya çabalarken yaptığımız hatalar neler? Anne-babanın ve ailenin diğer üyelerinin çocukla olan iletişimi, çocuğun aile içindeki yerini belirlemektedir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı alınan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşımaktadır. Okul öncesi dönemde çocuk, sosyal birey olmayı öğrenirken aynı zamanda özdeşim yapacağı bir modele gereksinim duyar. Kişilik oluşumu için gerekli olan özdeşim, büyük olasılıkla aile içindeki yakın bir üye ile gerçekleşmektedir. Genellikle anne-baba özdeşim nesnesi olmaktadır, fakat abi, teyze, hala, dayı ya da amca gibi aile içinden bir erişkin de özdeşim nesnesi olabilir. Bu üyelerin bozuk bir kişilik yapısına sahip olması halinde, olumsuz davranış örneğinin çocuğa yansıma olasılığı yükselmektedir. Anne-babanın çocuğa ilişkin tutumlarını değerlendirirken, aile içindeki ilişki dinamiğini gözden geçirmek gerekir. Üç çocuk, anne ve babadan oluşan 5 kişilik bir ailede her bireyin kendisinden başka 4 kişi ile ilişkiye girdiği anlamına gelir. Bu ilişkiler çift yönlüdür. Gerçekte ilişkiler daha karmaşıktır. Yani; anne, anne olarak çocukları ile ilişkide, anne ve baba işlevleri gereği çocuklarla ilişkide, kızlar ve erkekler birbirleriyle ilişkide gibi değişik ve karma ilişkiler vardır. Yani aile, ilişkiler yumağı şeklinde gözlemlenir. Olumlu veya olumsuz herkes birbiriyle ilişkidedir. Aile üyelerinden birinin başarısı veya başarısızlığı herkesi etkiler. Aile içindeki çatışmalar (kardeşler arası, anne-baba, anne-çocuk veya baba-çocuk çatışması v.b.) da aile içindeki her bir bireyi etkiler. Ancak çatışmaları önem sırasına koymak gerekirse, anne-baba çatışması ailenin tüm bireylerini diğerlerine oranla çok daha fazla etkilemektedir. Aile için, anne-baba ilişkisi daha temeldir. Çocuğun kişiliğinin oluşumu, karakterinin biçimlenmesi ve benlik saygısının gelişimi, büyük ölçüde özdeşim modelleri olan ana-babanın kişilik yapılarına bağlıdır. Kendine güveni olan anne ve baba, bu özgüveni çocuklarına da yansıtıp güvenli olmalarını sağlarlar. Anne ve babanın davranışlarını kendine model alan çocuk, böylelikle istenen ve istenmeyen davranışları onlardan öğrenecek, kendini bu doğrultuda yönlendirecektir. Ancak çocuğun, anne ve babasının tavırlarını benimseyebilmesi için anne-baba-çocuk üçgeni arasında sevgi, saygı ve güven olması gereklidir. Anne-babanın birbirlerine karşı olan ilişkilerinin sevgi ve saygıya dayanması, çocukla ilgili karar alırken ortak davranması, gerek çocuğun cinsiyetine özgü rol benimsemesi, gerekse özdeşleşmesi açısından büyük önem taşır. Anne-babanın olumsuz veya tutarsız tutumları ise çocuğun ilerideki yaşantısını büyük oranda olumsuz etkileyecektir. OLUMSUZ AİLE TUTUM ŞEKİLLERİ 1. Aşırı sevgi ve gevşek eğitim: Bu tutumu gösteren ailelerde çocuğa karşı olan sevgi aşırı oranda gösterilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Çocuktan çok az şey beklenir. Bu tarz yetiştirilen çocuklar genellikle erişkinlik yaşamlarında sorumluluk taşımayan, hep alıcı bireyler olarak karşımıza çıkar. Burada verilen sevgi, aşırı koruyuculuk ve vericilik şeklindedir. Disiplin tarzları ise yalancı bir hoşgörü biçiminde görünürse de aslında ailenin güçsüzlüğünün ve yetersizliğinin bir sonucudur. Çocuk ne kadar büyümüş olursa olsun, aile ona ilk yıllarda olduğu gibi verici olmaya ve onu korumaya devam edecektir. Böyle çocukların ileride, doyumsuz ve bencil olma olasılığı fazladır. Eğer aile varlıklı ise çocuğu bir süre daha doyurulabilir; çocuk dayanaksız ve doyumsuz kaldığında ise alkol, kumar ve madde kullanımına başlama olasılığı artar. 2. Aşırı sevgi ve sıkı eğitim: Burada sevgi, ilk tutumda olduğu gibi aşırı verici ve koruyucu bir davranışla sunulmaktadır. Ancak çocuğa bir bebek gibi bakıldığı halde, kendisinden beklenenler çoktur. Hiçbirşey esirgenmez; özel dersler aldırılır, çeşitli olanaklar sağlanır. Buna karşılık çocuktan ileri düzeyde başarı beklenir. Bu tutumla yetiştirilen çocukların nevrotik olma olasılıkları çok yüksektir. Bu beklenti, sevgi ile beraber sunulduğundan çoğunlukla çocuklar tarafından kolay benimsenir ve benliğe sindirilir. Bazen çocuk bu özellikleri çok sindirmiştir ve kendisini aşırı derecede kontrol eder; böylece acımasız bir üst benliğe sahip erişkin olarak yetişir. 3. Yetersiz sevgi ve aşırı disiplin: Sıkı eğitim vardır ve disiplin genellikle aşırı cezalarla uygulanır; en küçük şeyde cezalandırma (dayak, şiddet) yoluna gidilir. Çocuk çoğunlukla aşağılanır ve horlanır. Böyle yetiştirilen çocuklarda saldırgan ve antisosyal davranışlara eğilim artar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek isterler ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorlanırlar. 4. Gevşek eğitim ve yetersiz sevgi: Bu durum yoksul ve kalabalık ailelerde gözlenir. Çocuğa düşen sevgi ve ilgi payı azdır. Çocuğun eğitimi de yetersizdir. Böyle çocuklar "saldım çayıra, mevlam kayıra" anlayışı ile yetişir. Çocuk, kendi yolunu bulmaya çalışır. Böyle çocuklar pasif ve donukturlar. Bu tutumda da disiplinsizlik söz konusudur, ancak disiplinsizliğin buradaki nedeni sorumsuzluk ve ilgisizliktir. Sevginin yetersiz oluşu aşırı iticiliğe neden olur. Çocuk yeterli sevgi ve bakım görmez. Hazır olmadığı çağlarda bağımsızlığa zorlanır; bir an önce kendi kendisine yetmesi ve kendisine bakması beklenir. Sevgi ve şefkat insan ruhunun üretebildiği en gönül okşayıcı duygulardır. Sevgi, övgü ve takdir insana değerli olduğu duygusunu verir; değerli olduğunu hisseden insan da çevresine değer verir. Hepimizin ortak amacı çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal olarak sağlıklı yetişmesidir. Bunda anne-babaların tutumlarının etkisinin büyük olduğu gerçeği yadsınamaz. Anne-babaların çocuklarına yönelik tutumlarının sağlıklı olması, büyük ölçüde onların kendi içlerinde barışık, dengeli, huzurlu ve birbirlerine karşı sevgi ve saygılı olmalarına bağlıdır. Çocuğun Eğitiminde Diğer Aile Büyüklerinin Etkisi Günümüzde artık geniş aile, yerini anne-baba ve çocuktan oluşan çekirdek aileye bıraksa da hala zaman zaman büyüklerin otoritesine dayalı geleneksel aile anlayışı geçerliliğini korumaktadır. Bunun sonucunda dede, anneanne, babaanne vb. nin çocukla yakın teması sıklaştıkça, ana babadan beklediğimiz eğitimde denge ve tutarlılık ilkesi bozulmaktadır. Bu durumda anne ve baba, büyükleri kırmamak için özen gösterirken, dede ve büyükanne de hayırların tümüne evet diyerek aşırı bir hoşgörülük yaklaşımı içinde görünürler. Bu durumda anne ve babasından olumsuz yanıt alan çocuk, soluğu büyüklerde alır ve istediğinde bu yola kolayca başvurur. Büyükanne ve dede, hayatlarının sonbaharında, torunları tarafından sürekli sevgi ve ilgi görmek amacıyla bu aşırı koruyucu tutumlarını sürdürürler Bazı durumlarda da büyükler kendi geleneksel disiplin yöntemlerinin en sağlıklısı olduğuna inanırlar ve kendi çocuklarına, torunlarıyla ilişki fırsatını vermezler. Bu konuda anne-baba çocuğun eğitim ve gelişiminde yetkin kişiler olduklarını unutmamalı, büyüklere, disiplin ve terbiye konusunda mesafeli olmaları için ortam hazırlamalıdırlar.

  4. #4
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar



    ANA-BABA TUTUMLARI


    İşte yeni bir öğrenim dönemine daha başlamış olduk. Her yeni başlangıç gibi okulun ilk günleri de oldukça zordur aslında. Bu ilk bültenimiz sizlerin eline ulaştığında hemen hemen tüm çocuklarımız önlerinde açılan bu yeni kapıdan içeri doğru girmiş olacaklar. Bizler sizlerle yaşanacaklar hakkında sürekli iletişim içinde olacağımızdan bu yılın ilk bülten konusunu ana baba tutumları hakkında yazalım istedik. Çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız bazı ufak tefek hatalarımızı görüp iğneyi önce kendimize batıralım mı ne dersiniz?

    Yapılan araştırmalar ana baba tutumlarını altı ana gurup altında toplar. Bunlardan birincisi:

    Baskılı ve Otoriter Tutum:Bu tarz ailelerde genellikle çocuğun kişiliği hiçe sayılır. Geleneksel bir çocuk yetiştirme çizgisi izlenir. Çocuk daima anne ya da babanın belirlediği sınırlar ve kurallar içinde yaşamak zorunda bırakılır. Baskı görür, tehdit edilir, suçlanır ve cezalandırılır. Genellikle bu tarz yetiştirilen çocuklar toplum içinde son derece kendine güvensizdir. Elbetteki böyle bir tarzı benimseye bilmek mümkün değildir.

    İkinci aile tipimiz:
    Çocuk Merkezli Aile: En sık rastladığımız aile tipidir. Genellikle şartlar gereği çoğumuz okuyor, geç evleniyor ve geç çocuk sahibi oluyoruz. Ayrıca çocuklarımızın çoğuda tek çocuk oluyor. Hal böyle olunca da hayatımızın merkezine yerleşiveriyorlar.Tüm istekleri adeta emir niteliği taşıyor ve çocuklarımızın her dediğini yapar hale geliyoruz. Zaman zaman sevgi gösterilerini abartıp çocuğumuzu farklı doyumsuzluklara itiyoruz... Oysa 30 tane arabaya 31 . arabayı eklemenin onun için hiçbir faydası yoktur. Bu tarz anne ve babalar çocuklarına boyun eğip onun eğemenliğini kabul ederler. Aslında bu davranış stili ile farkında olmadan onlara çok zarar verebilirler. Ayrıca çocuk merkezli ailelerde yetişen çocuklar her istediklerini yaptırmayı alışkanlık haline getirdiklerinden, girdikleri okul gibi sosyal ortamlarda kurallar karşısında zorlanır ve uyum süreçleri çok uzun olur.

    Bir diğer tutum ise ;
    Dengesiz ve Kararsız Tutum: Bu tarz ailelerde genellikle anne ve baba çocuk yetiştirme konusunda tutarsızdır. Birisinin "evet" dediğine, diğeri "hayır" der. Baba kural koyuyorsa anne bozar. Ya da tam tersi yaşanır. Çocuğun yanında birbirlerini sürekli eleştirirler. Bir süre sonra çocuk kimden neyi isteyeceğini öğrenip, ona göre davranmaya başlar. Hangi davranışın "'uygun davranış" hangisinin ise "uygun olmayan davranış" kategorisine girdiğini kestiremez. Çünkü bir davranışın 'a' ya da 'b' kategorisine girmesi, davranışın niteliğinden çok anne ya da babasının ruh haline bağlıdır. Bu da çocukta iç çatışmaların ve dengesiz bir tutumun gelişmesini sağlar.

    Diger bir tutum ise;
    Koruyucu Tutum: Ana ya da babanın aşırı koruması çocuğa gereğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir. Bunun sonucu olarak aşırı bağımlı, tek başına hareket etmekten korkan çocuklar yetişir ve bu çocuğun tüm hayatını etkiler. Daha çok anne çocuk arasında görülür. Ve annenin duygusal yanlızlığından kaynaklanır. Çocuk yeterli gelişimi kazandıktan sonra tuvalet yada yemek yeme gibi aktiviteleri yapabilmesi için yalnız bırakılmalıdır. Tersine davranışlar çocuğu olumsuz etkileyerek tüm yaşamını zorlaştıracaktır.

    Diğer bir tutum ;
    İlgisiz ve kayıtsız tutum: İlgisiz ve kayıtsız tutum, ana babanın, çocuğu yalnız bırakması, dışlaması anlamına gelir. Daha çok problemli ailelerde görülür. Bu konuda yapılan araştırmalar ilgisiz ve kayıtsız ana baba tutumunun çocukta saldırganlık eğilimini kuvvetlendirdiğini göstermektedir.

    Sonuncu tutum ise;
    Güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutum: En çok kabul gören tutum şeklidir. Ana babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları, onları desteklemeleri, çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Aile çocuğa kendi benliğini tanımlama özgürlüğü veriyorsa, sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Ana babanın hoş görüsünün normal düzeyde gerçekleşmesi, çocuğun kendine güvenen yaratıcı ve toplumsal bir birey olmasına yardım eder. Bu tarz aileler de evde kabul edilen ve edilmeyen davranışlar bellidir. Bu sınırlar içinde çocuklar özgürdür. Çocuk sevgi içinde gelişir ve büyür.

    Sizlere aile tiplerini aktardık. Eminiz ki herkes kendince bazı öz eleştirilerde bulunmuştur. Bizler sizlerin toplumumuza iyi birer evlat yetiştirmek için gösterdiğiniz hassasiyeti biliyoruz. Zaman zaman yaptığımız ufak tefek hatalar, doğru uygulamalarla her zaman telafi edilebilir. Bu yüzden her ay sizlere bu köşede farklı bilgilerle yardımcı olmaya çalışacağız, sevgiyle kalın.




    Kaynak: Prof. Dr. Haluk Yavuzer
    Ana -baba -çocuk


  5. #5
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar



    Anneler, babalar ve türleri...


    Anne baba olmak çok zor ve riskli bir meslektir. Bazen çocukların iyiliğini düşünüp yapılan davranışlar, daha sonradan çıkabilecek sorunlara davetiye çıkartır. Bu gün hatalı anne-baba tutumlarından söz edeceğiz.

    Çocuk yetiştirmek anne-baba ve çocuk üçlüsünü etkileşiminden ibarettir. Örneğin, çocuğun kaçıncı çocuk olduğundan tutun, herhangi bir fiziksel ya da zihinsel bir engelinin olup olmayışı, cinsiyet ve mizacı bu etkileşimi belirler. Yani anne- baba tek başına çocuğun yetiştirmede etken değildir.

    Gelin kısaca anne-baba tutumlarından bahsedelim ve genel hataları nerelerde yapıyoruz onlara bakalım.

    Aşı koruyucu anne-baba


    Çocukları, karşılaşabilecekleri herhangi bir tehlike ve zorlanmaya karşı haddinden fazla ve gereksiz desteklemeleri, aşırı koruyucu anne babayı açıklar. Neredeyse, çocukları evli bile olsa onların evliliklerini bile yönetip yönlendirmeye çalışırlar. Çocuklara sorumluluk vermedikleri için, çocuk kendine güvensiz çekingen ve başkalarının desteği olmadan hiç birşey yapamayan kişiye dönüşür.

    Baskıcı anne-baba


    Burada, koyulan kuralara çocuk sorgulamadan itaat emelidir. Çocuk anne-babanın uzantısı gibidir. Kurallara uymadığı zaman dayak da dahil olmak üzere farklı şekillerde cezalandırılır. Bu baskıcı tutum sayesinde oluşması gereken sevgi ilişkisi yerini korku ve öfkeye bırakır. Bu bireyler ileride otorite karşısında boyun eğer, fakat kendisinden güçsüzler karşısında da acımasız oldukları gözlemlenir.

    Rahat tutum


    Çocukların her yapmak istediklerine izin verirler. Herhangi bir kısıtlama yoktur. Uyku düzeninden tutun yemek ve televizyon izleme vaktine kadar özgürdürler. Problem asıl çocukların sosyal hayata geçtiklerinde başlar. Beklemesi gereken zamanda beklemek istemeyecektir. (Kantin sırası gibi) Sorumluluk sahibi olmayı öğrenmediği için okulda başarısız olabilir. Konsantrasyon yetenekleri gelişmediği ve engellenmeye alışmadıkları için ders çalışma sorumluluğu göstermez ve başarısız olurlar. Sonrasında anne babalar “biz senin içi her şeyi yaptık sen nasıl başarısız olursun” diye çocuğu suçlarlar.

    Reddediciler


    Ailenin kabul etmediği durumlar karşısında oraya çıkar. Evlilik dışı gebelik ve istenmeyen kişiyle “kaçma” gibi. Çocuk, evlatlıktan reddedilebilir. Bu tutum karşısında sevgiden yoksun olan çocuk her ne kadar sevgiye ihtiyacı olsa da insanlara karşı şüpheci ve güvensiz bir tutum geliştirirler.

    Çocuk yetiştirme sanatı doğuştan gelmese de önceki yaşantınızın bir yansıması olarak görebilirsiniz.

    Unutmayın! Size nasıl davranıldıysa sizin de çocuğunuza aynı davranma olasılığınız yüksek.

    Haftaya yukarıda anlattıklarımızın aksine doğru tutum nasıl olmalı onu inceleyeceğiz.

  6. #6
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar



    ÇOCUKLARIMIZA GÖSTERDİĞİMİZ TEPKİSEL DAVRANIŞLAR

    Tepkisel davranış;insanın sadece kendi ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak,çevresinden kaynaklanan bir duruma karşı gösterdiği anlık davranış biçimidir. Tepkisel davranışlar aniden ortaya çıkarlar,çünkü karşılaşacağımız durumlardan daha önce haberdar olmadığımız için nasıl davranmamız gerektiğini önceden tasarlamamış oluruz. Canımız yandığında ”ay” diye bağırmamız,birinin söylediği bir söz karşısında öfkelenmemiz,hiç ummadığımız bir yerden gelen olumlu cevap karşısında hayret ve sevinçle karışık bir ses tonuyla ”gerçekten mi?”diye sormamız sık sık gösterdiğimiz tepkisel davranışlara örnek olarak verilebilir.

    Karşılaştığımız olaylara ve kişilerin davranışlarına karşı çeşitli tepkiler verdiğimiz gibi çocuklarımızınkilere karşı da tepkisel davranışlarda bulunuruz. Bize, hoşumuza gidecek bir armağan verdiği zaman hiç düşünmeden onu öper kucaklarız,bir konuda bizim gibi düşünüyorsa başımızı sallayarak onu onaylarız,ödevlerinin hepsini doğru yapmışsa gözlerinin içine bakarak gülümser ”aferin”deriz. Ancak çocuklarımıza karşı gösterdiğimiz tepkisel davranışlarımız yalnızca olumlu olanlarla sınırlı değildir. Bazen çocuklarımıza öfkelenebiliyor,kızıp bağırabiliyoruz.

    Acaba çok sevdiğimiz yavrularımıza karşı neden olumsuz tepkiler geliştirebiliyoruz?Neden mi?Çünkü düşünmeden hareket ediyoruz. Düşünmeden hareket ettiğimiz için de karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu gözönüne almadan,sadece kendi ihtiyaçlarımızı gözönünde bulundurarak davranıyoruz. Siz evde herhangi bir işle meşgulken,çocuklarınızın salona girdiklerini düşünün. Bir süre sonra yanlarına gittiğinizde;saksılardaki toprakların yere dökülerek tüm salona yayıldığını,gazetelerin küçük küçük parçalanarak sağa sola atıldığını ve koltukların üzerinin yağ lekeleriyle dolu olduğunu görseydiniz ne yapardınız?Bu soruyu pek çok anne-baba;bağırırdım,cezalandırırdım veya döverdim şeklinde cevaplandıracaktır. En fazla verilen yanıt da muhtemelen üçüncüsü olacaktır. Toplumumuzda dayağa çok sık rastlanır,hemen hemen her ailede dayak vardır. Dayak; bizim ihtiyaçlarımızın karşılanmaması veya engellenmesi karşısında gösterdiğimiz tepkisel bir cezalandırma biçimidir. Bu haldeki bir salonla karşılaştığımızda;yapmayı planladığımız bir işten veya dinlenmekten vazgeçerek salonu temizlemek zorunda kalacağımız için çocuklarımıza kızarak onları cezalandırırız. O an için önem verdiğimiz sadece ve sadece dinlenme ihtiyacımızın karşılanmaması veya işimizin engellenmesidir.

    Peki,çocuklarımızı cezalandırmaya fırsat kalmadan bizi on dakikalığına,deniz kenarında, çıplak ayakla,dalgaların sesini içimizde hissederek her türlü sıkıntıyı unutacağımız bir yürüyüşe davet etseler;on dakika sonra salona girdiğimizde tepkimiz bu kadar şiddetli olur mu?Tabii ki olmaz. Çünkü bu süre içinde olaya alışmış ve nasıl altından kalkabileceğimizi bilinç altımızda tasarlamışızdır.

    Tepkisel cezalandırmaların çocuk eğitiminde etkili olduğunu söyleyemeyiz. Belli bir süre sonra çocuklarımız aynı davranışı yine tekrarlayabilirler,ayrıca bu tür davranışlar sonucunda aramızdaki ilişki zedelenir. Sizi kızdıracak durumla karşılaştığınızda gözlerinizi kapatarak içinizden ona kadar saymanızı ve sakin olmanız gerektiğini,bunun altından kalkabileceğinizi kendi kendinize telkin etmenizi öneririm. Bunun sonucunda sinirleriniz biraz olsun yatışacaktır.

    Karşılaştığımız durum ile vereceğimiz tepkiler arasında bir boşluk vardır. Bu boşluk ne kadar çok olursa,anlık tepkilerden uzaklaşır,mantıklı kararlara doğru ilerleriz. Bu boşluk;bize tepkimizi seçme özgürlüğünü ve gücünü veren,düşünmek için ayırdığımız zamanın ta kendisidir.



    Çağla GÜR
    ÇOCUK GELİŞİMİ UZMANI

  7. #7
    Onursal Üye SiNaN32 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ekim.2008
    Yaş
    63
    Mesajlar
    6.980

    Standart Ynt: ÇOCUK YETİŞTİRME- Çocuk Yetiştirirken Karşılaşılan Sorunlar



    Mükemmeliyetçi Anneler

    Annelerimizin hayatimizin baslangicindan beri yeri tartisilmaz. Bize verdikleri ilk sevgiyle hayata adim atar ve baglanmayi ögreniriz. Annelerimizin sevgisi kadar onlarin kisilik özellikleri de bizim hayata bakis açimizi etkiler. Hayata ilk adimla baslayan ve ileri yetiskinlik yillarimiza kadar devam eden bu etkilesimin ergenlik dönemimizde nasil bir fotografi olduguna bir göz atmak ister misiniz?

    Anne figürü çocukluktan itibaren ergen hayatinda baska hiç kimsenin alamayacagi bazi temel ihtiyaçlari belirler. Bu ihtiyaçlar;

    • Temel güven

    • Genel bakim

    • Güvenme ihtiyaci

    • Bir yere ait oldugunu bilme ihtiyaci

    • Kosulsuz sevecek birini bulma ihtiyaci

    Bu ihtiyaçlar bizim özgüvenimizi belirleyen ilk basamaktir. Fakat mükemmelliyetçi bir tutumu benimseyen bir anne ne yazik ki çocugun hayatinda bu basamagi eksik birakiyor.

    Ergenligin bir olgunlasma ve hayati anlama devresi oldugunu unutmayalim. Ergenlik dönemi kurallarin ögretildigi degil uygulandigi ve içsellestirildigi bir evredir. Bu evrede kendini yalniz hissettigi anlarda bir bebegin anne kucaginda duydugu sicakligi hissetmek ister. Aslinda bu güvenme ihtiyaciyla ilintilidir. Anneyle kurulamayan bag kisilik örüntüsünde yikici tahribatlar olusturabilir.

    Mükemmelliyetçi anneler çevreye hos görünmeye çalisan, baskalarina yardim etmek için firsat kollayan, reddedilmeye karsi asiri duyarli olan; fakat çocuklarini elestiren kisilerdir. Mükemmelliyetçi anneler çocuklarini tehlikelere karsi uyaracagiz diye bir koruma kalkani kurarlar. Fakat bu koruma kalkani ergenlik döneminde çocugun annesinden korunmak istedigi duygusal bir duvarin örülmesine sebep olur.

    Bu koruma kalkanini kurmalarinin sebebi annelerin kendi kisilik özelliklerinden kaynaklanir. Bu karakteristik özellikleri söyle siralayabiliriz;

    • Yeterince iyi olmama

    • Baskalarini memnun edememe

    • Elestiriye karsi asiri duyarli olma

    • Yardimi kabul etmeme

    • Baskasini memnun etme pahasina kendini ihmal

    • Duygularinin kontrolünü kaybetme endisesi

    Mükemmeliyetçi anneler çocuklarina devamli uyarida bulunurlar. Elestirel yaklastiklari için bu uyarilarin sonu gelmez. Devamli olarak;

    • Iyi ol

    • Uslu ol

    • Kimseyi üzme

    • Zeki ve basarili ol

    • Sinifin birincisi ol

    • Abin ya da ablan gibi ol

    • Sana söylenilenleri yap

    “Sevgimi ve ilgimi kazanmak istiyorsan böyle davranmak zorundasin.” Bu tip bir sevgi biçimi kosula baglanmis bir sevgidir. Çocuk uyulmasi gereken bu kurallara uymadigi zaman cezalandirilir. Fakat bu ceza ergenlik döneminin de getirdigi bagimsizlasma sürecinde tepkisel davranislara sebep olur. Asiri korumaci tavira çocukken teslim olan ergen farkli bir iletisim dili bilmedigi için sonsuz istekler, öfke patlamalari ve basina buyruk davranislarla annesine hükmetmek ister. Mükemmelliyetçi bir ilgi ergeni isbirligine yanasmayan, kendisindeki eksiklikleri kabul etmek istemeyen, kendini begenmis bir yapiya büründürür. Anne kendisi elestiriye duyarli oldugu için kendisi gibi bir ergenle karsilasacaktir. Kendini begenmesi basarisizliga karsi kendini koruma isteginden kaynaklanir.

    Her konuda en iyi ben olacagim duygusuyla hareket ettiginde güçlü olamayacagini görüp hayal kirikligina ugrar. Annesi onu hayal kirikligina ugrattigi için o da bunun karsiligini verir. Okulda ödev vermeyerek, ev ödevlerini unutarak, yanlis bir sey yaptiginda yalana basvurarak, duygusal bir çöküs halinde de psikosomatik sikayetlerle kendini göstermeye çalisacaktir. Bu yasanilanlarin sonucunda annelerde gerginlik bas agrilari görülür.

    Mükemmelliyetçi anne asiri koruma istegiyle çocugu dis dünyaya karsi savunmasiz birakir ve sorumluluk almasina engel olur. Sorumluluk almak bazen hatalar karsisinda gösterilen tutumdur. Sorumluluk alma becerilerini kazanamayan bir ergen annesinin mükemmelliyetçi tavrindan etkilenecektir.

    Hatali olan her zaman çocuktur. Anne kendisindeki hatayi kabul etmez ve yasanilanlari içsellestirmez. Devamli savunma halinde oldugu için esnek degildir. O kadar çok kendini sever ki çocugun ihtiyaçlarini ve isteklerini görmez. Mükemmel oldugu için hata yapmayacagini düsünür. Basarili olmak ve basarili bir çocuk görmek onun hakkidir. O kadar mükemmeldir ki bu tip anneler hayatlarinin sonuna dogru kendi kendilerini yalniz birakirlar. Ve çocuklari tarafindan terk edilirler.

    Sevgi kosula baglanamaz. Unutmayin ki hiç kimse mutlak güçlü degildir.

Benzer Konular

  1. Çocuk şarkıları
    Konu Sahibi Heyhat Forum Çocuk Dünyası
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 29.Kasım.2010, 19:53
  2. 10 tane çocuk
    Konu Sahibi Diamond Forum Komedi ve Mizah
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 28.Ocak.2010, 17:40
  3. Tüp Bebek Tedavisi Sırasında Karşılaşılan Sorunlar
    Konu Sahibi SongüL Forum Bebeğim ve Ben
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Aralık.2009, 17:42
  4. Çocuk Yuvası
    Konu Sahibi EKoL Forum Komedi ve Mizah
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03.Kasım.2009, 10:39
  5. Barış ve Çocuk
    Konu Sahibi TAYLAN36 Forum Çocuk Dünyası
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Nisan.2009, 23:16

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, kapadokya balayı sesli chat, yakın tatil yerleri, egepenyildiz.com