İyi bir iletişim kurabilmek için tarafların önem vermesi gereken hususlar..

Psikolojik rahatsızlıklar şüphesiz doğru iletişimi bozar.Bu konuda yapacak bir şey yok.Ancak kişinin narsistik kişilik organizasyonunun dışında yer tutabilmiş ise “kendiliği yansız gözlemleme “ kabiliyeti olan ego kompartımanına “bilişsel düzeyde mesajlar” gönderebilir ve eğer isabet ediyorsa “kendiliğin tümü üzerinde” kısmi bir kontrol sağlamasını umabiliriz.



İletişim kurmayı biliyor muyuz? Sn Yıldız’ın daha önce sorduğu bir soruya buradan kalkarak cevap vermeye çalışalım.Neden tartışamıyoru z ?...Zira tartışmanın sağlıklı yürümesi için üstümüze düşen sorumluluğu almak istemiyoruz da ondan.Tartıştığımız kişiden sorumlu davranmasını beklerken beklediğimiz tutumun bizi bağlayacağını düşünmüyoruz…

Dolaşıp iletişim dersine döndük galiba..Her ne kadar “ders vermemek ” doğru iletişimin gereği ise de “derse ihtiyacı olmayan-sorumlu bir kişi olarak davranmak da” iletişimin gereğidir.Sevgi ve saygı kuralları aşıldığında bazı kaideleri hatırlatmaktan başka ne yapılabilir? Sn Oyunbaz’ın da vakti varsa katkıda bulunabilir,memnun oluruz.Ben naçizane mesleki bilgimi aktarmaya çalışayım size.





Yapıcı-doğru iletişimden ne beklemeliyiz?



a.İletişim enformal düzeyde paylaşım sağlar



İletişimde ilk maksat enformal düzeyde alışverişte bulunmaktır.Bu alış veriş duygusal içerikten muaf olabilir.Tartışma platformlarında iletişimin temel gayelerinden birisi olup öncelikli hedef olarak kaydedilmelidir.Hepimiz mesleki veya ihtiyaç-ilgi alanı düzeyinde olsun, bir şeyler öğrenmek için buradayız,ilk amacımız bu…



b.Sahip olunan bilgilerin eleştirel biçimde gözden geçirilmesi mümkün olur



İkinci bir maksat,doğru bilindiği varsayılan bilgi ve kişisel gerçeklikleri geri bildirim yoluyla gözden geçirme imkanıdır.Bu imkan sayesinde görüşlerimizi değiştirmesek bile “farklı düşünce ve yaklaşımları” görebilir - anlayabiliriz.



c.Sağlıklı-yapıcı mesleki ve sosyal düzeyde ilişkiler kurulup-sürdürülebilir



Farklı görüşler ile her karşılaştığımızda,farklı görüşlerden kaçabilmenin gerçek bir imkanı olmadığından; “böyle bir düşünce nasıl düşünülür,nasıl söylenebilir” yerine “evet,böyle düşünenler de var” diye yaklaşılmalıdır.Bu yaklaşım iletişimin sürdürülmesi noktasında çok kritik bir öneme haiz olan karşısındaki düşünceyi ve düşüncenin arkasındaki kişiyi “gerçek bir düşünce ve kişi” olarak onaylama işlevini yerine getirmiş olacaktır.Görüldüğü gibi düşünce ve insanları temel düzeyde “onaylamak” sadece humanistik bir amaçtan ibaret değildir.Sosyal bir gerekliliktir .Sosyalleşmenin önemi konusunda konuşmaya gerek yok .İnsan sosyal bir varlıktır ve (en asgarisinden) sosyal ilişkiler ağı içerisinde sorunsuz biçimde yer almak gayretindedir.



d.Duygusal paylaşım ve teselli sağlanır



Yalnızlık gibi varoluşsal bir sorunu çözmek için yakın ilişkiler kurulabilmek yine doğru iletişim tekniklerini uygulamak ile mümkündür.




Doğru-yapıcı iletişim için kullanılması uygun teknikler nelerdir?



1.Karşınızda konuştuğunuzu “kendinizden farklı bir kişiliği ve düşünceleri olan” bir kişi olarak onaylayan bir üslupla konuşun.İsmini söyleyin ve doğrudan ona hitap edin…Saygı duyduğunuzu belirten sözcükleri kullanmaktan çekinmeyin. Farklı düşünceler tolerans gösterebileceğinizi hissettirin.Bu iletişim olanağını artıracaktır. Maksadınızın üstünlük yarışına girmek değil anlaşmak olduğunu varsayıyoruz.

2.Konuşmanız da saldırgan sözcükler kullanmayın.Bu sözcükler niyetiniz ne olursa olsun karşınızdakini savunma pozisyonuna geçirecek ve iletişim çabanızı baltalayacaktır.Bu saldırgan sözcükler karşınızdakini fiziksel ve zihinsel yönde aşağılayıcı sözcükler olabilir. Diğer yandan çift anlamlı yani görünür anlamlarının yanı sıra başka bir gösterene daha işaret eden ifadeler de kaçınılması gereken sözcüklerdir.Nesnel bir amaca hizmet eder gibi görünüp dolaylı oluşlarından dolayı sosyal kabul görme umudu ile sarf edilen bu tip sözcüklerin karşınızdakini incitme kapasitesine sahip olduğunu unutmamak gerekir.

3.Kesin tanım ve ifadelerden kaçının.İfadelerinizde “sanırım”, “düşünüyorum”,”belki de” “eğer yanılmıyorsam” gibi yanlış bir değerlendirme yapma ihtimalinize atıf yapan sözcükler kullanın.Bu sözcükler sizi “gerçeklerin tek hakimi” konumuna yerleşmekten kurtarır.Cevap verilmesine cesaret sağlar ve iletişimi kolaylaştırır.

4.Psikolojik oyunlardan kaçının.Psikolojik oyun Eric Berne’nin tarifi ile ilişkiler esnasında farkında olmadan (alışkanlıkla) uzun süre- benzer bir tema üzerinden işleyen , psikolojik üstünlük ve haz sağlamaya yarayan ilişki kurma tarzıdır..Kazan/kaybet stratejisine dayanan oyunda kazanan “beyaz” kaybeden” rolün yerleştirilen “siyah”tır…

***Bu temalardan sık rastlanan birisi “işte seni yakaladım alçak” dır.(I have got you, son of the bıt**).Burada çocukluğundan beri kendisine haksızlık yapıldığını düşünen ve problemini dışsallaştıran (ve aynı zamanda benzer durumda olduğunu sandığı bir popülasyonla özdeşleşen)şahıs ,sosyal olarak haklı görülebileceği bir mazeret üzerinden birikmiş öfkesini keyifle boşaltır.Bu esnada “beyaz” sorunun genliğini artırarak “siyah”ın yaptığı sınırlı sayıda (sözde veya ufak) hatayı ahlaki düzeye ve kişilik boyutuna ve o kişinin ait olduğu varsayılan sınıf boyutuna taşır (“İşte sizler şusunuz,busunuz,biz bu haldeysek sizin gibi insanlar yüzünden bu haldeyiz vb.) Öfkesini tüm yoğunluğu ile boşaltmak yerine akılcı ve ölçülü bir tepkide bulunmayı istemez..Zira amaçladığı şey sorunun gerçekçi çözümü değildir.Asıl ilgilendiği şey yakaladığı fırsatı sonuna kadar değerlendirmek, üstün konumu sayesinde kendisinden merhamet dilenmesini sağlamaktır.Haklılığının halledilebilecek sıradan bir mesele ile ilgili oluşu, meselenin hallinde hiç de uzlaşmacı olmayışı,giderek artan genellemeleri, öfke yoğunluğu,bu yoğunluğa uygun aşağılamaları ile ayırt edilir. Bu oyun örneğini okuyunca aklınıza tanıdık birisi geldi mi?

5.Karşı tarafı doğrudan suçlayıcı ifadeler kullanmak yerine kendinizi –duygularınızı-hissettiklerinizi ifade eden sözcükler seçin.Örneğin “yazında konuşulan şeylerden hiçbir şeyi anlamadığını hayretle gördüm ve senin adına çok üzüldüm” demek veya “görüyorumki yıllardır aynı yanlışı yapıyorsun,anlaşılıyor ki senden herhangi bir gelişme beklemek hata olacak” yerine “birbirimizi tam anladığımızdan emin değilim,belki de farklı şeylerden bahsediyoruz bu da beni üzdü” ve “söylediklerinde değişik bir şey duymadım,belki de ben bir şey kaçırmışımdır” diyebilirsiniz.Bu kırıcı olmayacak ve söz konusu kişiyle anlaşamadığınızı ilk ifade kadar iyi yansıtacaktır.

6.Akıl okumayın ve karşı tarafın fikirlerini sormayı ihmal etmeyin.Karşı tarafın fikirlerini zaten bildiğinizi iddia eder bir pozisyona düşmeniz muhatabınızı incitecektir.Bu onun basit fikirli olduğunu ima etmeye benzer.O yüzden “ben söylediklerinden şöyle anladım ama tam bilemiyorum sen ne düşünüyorsun söylersen memnun olurum” benzeri bir ifade çok daha uygundur.