Mısır firavunlarının içinde en popüler olanı şüphesiz M.Ö 1336 yılında genç yaşta ölen Tutankamon'dur.





1922'de Howard Carter tarafından Teb yakınındaki Krallar Vadisi'nde keşfedildiğinde Tutankamon'un mezarına giren herkesin firavunun lanetine yakalandığı söylendi.


Olaylar şöyle gelişti:




O dönemde Daily Express'in Kahire muhabirinin geçtiği haberde bir kitabeden bahsediliyordu:

"Bu kutsal mezara her kim giriyorsa, çok geçmeden ölümün kolları onu ziyaret edecektir"





Carter'in keşif gezisinden önce Sir Arthur Conan Doyle perilere inanmakla meşhurdu. Babasının kafasına "korkunç bir lanetin" tohumlarını çoktan ekmişti.





Carter'ın sponsoru Lord Caernavon mezarın açılmasından bir kaç hafta sonra mikrobik bir sivrisinek ısırığından ölünce Maria Corelli (romancı) mührü açtığı takdirde neler olacağı konusunda onu uyardığını iddia etti.





İngiliz romancı Jane Loudon Webb yüz yıl önce popüler romanı 'Mumya'da intikam almak için canlanan mumyanın bulunduğu lanetli bir mezar fikrini ortaya atmıştı.

Bu tema bundan sonraki hikayelerin her türlüsüne girdi.

Küçük kadının yazarı Louisa may Alcott bile bir "mumya" hikayesi yazdı.

Ama onun asıl kırılma noktası Tutankamon çılgınlığının ortaya çıkışıyla birlikte oldu.





Peki lanet ne kadar doğruydu? Söylentilerin aslı astarı var mıydı?


2002'de British Medical Journal'da yayınlanan bir araştırma lanetin üzerindeki sır perdesine ışık tutuyor.





Buna göre Tutankamon'un laneti sonucu öldüğü öne sürülen 26 kişiden sadece altısı mezarın açılışının ilk 10 yılında öldü.


Fakat günümüzde bu ölümlerin mezarda canlı kalan virüs ve bakterilerden kaynaklandığı düşünülmektedir...