Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 3 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 3 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree2Likes
  • 1 Post By gogeselam
  • 1 Post By Firuze_
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Lethe



    "Sana söylemem lazım. Bilmelisin. O dünyaya kaçtığında
    Ben çok bekledimdi onu.
    Lethe ve Mnemosyne. Yıkandım ben Mihrimah, ikisiyle de.
    Yıkandım ama unutmak ne kelime, hatıra ne!"

    Birhan Keskin


    Lethe, Yunan mitolojisi'nde yeraltı dünyasında (Hades) akan nehirlerden biri. Bu nehrin suyundan içen gölgeler (ölülerin ruhları) dünyada yaşamış oldukları geçmiş fani hayatlarına dair her şeyi unuturlardı.

    Ayrıca, Eris'in kızı bir Naiad perisi (Naiad nemfi yani su perisi) olan Lethe vardır. Bu peri büyük ihtimalle unutkanlığın sembolleşmiş hâli olarak kabul görüyor ve Lethe nehrinden ayrı tutuluyordu.

    Lethe ifadesine ve motiflerine birçok önemli edebi eserde rastlanır. Her ne kadar farklı eserlerde hem birbirinden hem de mitolojideki tasvirinden farklı bir biçimde yer alsa da temel özelliği olan unutkanlık vermesi pek değişikliğe uğramaz. Örnek olarak Dante'nin İlahi Komedya adlı eserinde yer alır. Dante Araf'ta bulunan bir ırmağa adını vermiştir. Suyunu içenlere geçmişlerini unutturan bir ırmaktır Dante'ye göre.

    Dark Tranquillity adlı melodik death metal grubuda Lethe adlı parçasında bu efsaneden yararlanır.

    Bir de efsanevi bir hikâyesi vardır. Şöyledir,

    Bundan çok çok zaman önce, insanlar yalnızca bir yerde yaşarmış, “Unutuş Şehri” denilen yerde. İsmi böyleymiş çünkü şehrin tam ortasından “Unutuş Nehri” geçermiş. Yeryüzündeki bütün sular ondan gelir ve ona geri dönermiş. Bütün su parçaları ondan ayrıldıktan sonra ona dayanılmaz bir özlem duyarmış, ayrıldıklarında kendilerini hatırlar, onla birleştiklerinde ise onda kendilerini unuturlarmış. Bilge insanlardan birisi bu öyküyü duyduğunda kendi kendisine şunu sormuş:

    “ Bunlar neden kendilerini hatırlamak değil de kendilerini unutmak istiyorlar ? Neden ona özlem duyuyorlar? ”

    Buna cevap verilmeden önce anlatılması gereken başka şeyler de varmış.

    Nehre yalnızca başka su parçaları katılmazmış, insanlar da o nehre girermiş ve bambaşka kişiler olarak çıkarlarmış. Söylendiğine göre nehir herkesi kabul etmez, kabul etmediklerini kendisinde boğarmış.Başka bir bilge insan da şunu sormuş :

    “ Nehir neden bazılarımızı boğuyor da, bazılarımıza ölümlüyken ölümsüzlüğü armağan ediyor? ”

    Bilgenin ölümüyken ölümsüz olmaktan kastettiği, insanların nehre her girişlerinde geçmişte yaşadığı acıları unutmaları ve yalnızca güzellikleri hatırlamalarıymış. Nehir bunlarla da kalmıyor, insanların istediği kaderi onlara bağışlıyormuş…( Tabi bunlar sadece insanların anlattıkları.)

    Fakat insanların yapması gereken bir seçim varmış, o da nehre ne zaman girmeleri gerektiği üzerineymiş. Herkesin tek bir hakkı varmış, ayrıca nehre girecek olan boğulma riskiyle de karşı karşıyaymış.

    Seçim zamanı ve boğulma konusunda anlatılan çeşitli hikâyeler varmış, ama en yaygın olanı şuymuş :

    “ İnsanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine...”

    Bunu çok çeşitli şekillerde yorumlayanlar oluyormuş, ama genel olarak boğulmaktan korkmayanların boğulmadığı düşüncesi hakimmiş… İçlerinden yalnız birkaçı farklı düşünüyormuş. Bunlar içinde de kendisinden en emin olan bir tanesi varmış, Lethe isminde bir genç. Düşüncesini hiç kimseye anlatmamış ve bir gün ansızın meraklı bakışlar altında nehre girivermiş. Onu bir daha gören olmamış. Şehir halkı onun da diğerleri gibi korktuğundan boğulduğunu düşünmüş…

    Lethe suya girer girmez sonsuz ışık demeti gözlerini kamaştırmış, suyun içerisinde nefes alabildiğini hissetmiş… Akıntı onu nehrin en derinlerine çekmiş ve kendini birden daha önce hiç görmediği bir yerde buluvermiş. Etrafına toplananlardan bazılarını tanımış, önceden boğulduğu düşünülen kişilermiş bunlar…

    “ Neden bu kadar geciktin ?” demiş içlerinden biri.

    Lethe şaşırmış ve herhangi bir cevap verememiş.

    Başka bir kişi devam etmiş :

    “ Biz gerçekten boğulmaktan korkmayanlarız, tam anlamıyla nehirde kendini unutmaya hazır olanlarız. ”

    “Anlıyorum ama neden bu saklanıyor diğerlerinden ? “

    “ Kimseden bişey saklandığı yok, sadece herkes kendisi bulmak zorunda, hepsi bu. Kimseye sahip olmadığı şey verilemez.”

    Lethe’nin geldiği bu yerde insanlar çok mutluymuş, kötülük ve çirkinlik orada adeta hiçliğe devinmiş, yok olmuş. Lethe hiç gecenin gelmediği yerde, diğerlerinin de bundan haberdar olması gerektiğini düşünüp durmuş. Ve suya tekrar girmiş, bundan sonrasını pek hatırlamıyor ama uyandığında kendisini unutuş şehrinde buluvermiş…Kendine geldiğinde, ona ne olduğunu sormuş :

    Şehir halkından birisi onun boğulmak üzereyken kurtarıldığını söylemiş.

    (Aslında Lethe’nin suda boğulduğunu düşünmüşlerdi, fakat unutuş nehri bunu onlara unutturmuş ve zihinlerine başka bir durumu yazmıştı.)

    Lethe bu cevap karşısında şaşırıp kalmış, ve buna inanmak istememiş.

    Hiç gece olmayan yerin olmadığını düşünmek onu çıldırtmış, artık hiç kimsenin ona inanmayacağını biliyormuş, gene de bazı kişilere anlatmış. Anlattığı kişiler onunla alay edip, çıldırdığını düşünmüşler.Şehir halkının da görüşüyle onu bir yere kapatmışlar, oradan ölünceye kadar hiç çıkartılmamış…O şehirde olup da ölen tek kişi oymuş!

    Unutuş ırmağının ismini Lethe’den aldığı söylenir, bu hikâyeyle nehir ve Lethe özdeş olmuştur. Lethe “kendini” nehirde bırakmış, çıldırmıştır. Nehir ise Lethe’nin bu durumuna üzülmesine rağmen, onu tekrar gecenin olmadığı şehre de götüremeyeceğini bilmektedir.Ve onun ismini alarak onu ölümsüzleştirir, artık nehrin ismi Lethe olmuştur.Böylece unutuş ırmağında ölen tek kişi “kendini” unutuş ırmağında yeniden bulmuş ve ölümsüzlüğünü kazanmıştır.

    Öykü böyle sonlanıyor ama Bilgelerin sorduğu sorulara da yanıt vermeliymişiz, yoksa bizde o nehirde boğulurmuşuz…( aslında böyle yaparsak ölümsüzlüğe bile kavuşabiliriz.)

    İlk soruya şöyle yanıt verilebilir, su parçaları nehirden ayrıldıklarında kendilerini hatırlıyormuş ama zamanla bu hatırlama etkisini yitiriyormuş ve nehre geri dönüp kendilerini tamamen unutmak istiyorlarmış, çünkü hatırlama etkisini yitirdikten sonra onları nehre karşı dayanılmaz bir özlem sararmış.Özlem ancak onunla bütünleşince son bulurmuş, nehre girdikleri anda kendilerini unuturlarmış ama nehre ilk girdiklerinde “kendiyi” yani kendilerini hatırlamaları gerekirmiş ki “kendilerini” unutabilsinler… Orası hem “kendi” oldukları hem de “kendilerini” yitirdikleri tek yermiş.

    İkinci soruya ise şöyle karşılık verilebilir. Şehirdekiler ölümsüzlüğün yani tüm mutlulukların kendilerine; boğulmadıkları için, boğulmaktan korkmadıkları için verildiğini düşünürmüş, ama aslında durum tam tersiymiş. Öyle ki asıl korkanlar onlarmış ve gerçeklerden habersiz olarak sahte bir dünya içerisinde yaşamaktaymışlar.Boğulanlar ise gerçek hayata gözlerini açanlarmış aslında, gerçekten korkmayanlar ve kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış!

    Ama en önemli noktayı unutmak bu sırları anlatana hiç yakışmazmış :

    O da şuymuş :

    “Gecenin hiç olmadığı yerde kendi kaderlerini kendileri yaratmayı seçenler yaşarmış ve onlar gerçekten de ölürmüş.Çünkü sonsuzluk sonluluk olmadan yaşanmazmış. Lethe nehrinin kenarında yaşayanlar ise kendilerini aslında olmayan kadere bıraktıkları için gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, onlar sonsuzluğu sonlu olmadan yaşamak isteyenlermiş ve korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış...”

    alıntıdır.
    Topal Kırkayak likes this.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    Paylaşımcı Üye errool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Yaş
    44
    Mesajlar
    1.164

    Standart Cevap: Lethe

    “ İnsanlar nehre girecekleri zamanı boğulmaktan korkmadıkları zaman seçmelilermiş, böylece en yüce güzellikler ve sonsuz hayat onlara bahşedilirmiş. Boğulmaktan korkanlar ise insanlıklarından olur, sonsuzluğun sahte bir görünüşünü yaşarmış. Boğulmaktan korkmayanlar ise gerçek sonsuzluğa yol alırmış, gerçek yaşamın en derinlerine...”



    işte özü bu. yaşamış olmak için yaşamak değil layıkıyla hakkını vererek yaşamak. emeğinize sağlık sayın flu güzeldi
    Hatalarımla varım...


    Rabbim; Yüreğime Yüreğiyle Geleni Nasip Et...<!-- google_ad_section_end -->

  3. #3
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Lethe

    Lethe, uzun ve acı suyuyla cehennemde Styx nehrinin komşu nehri. İnsanlar acılarını unutmak için şarap içer kanlarına üzüm suyu karışır unuturlardı dünyadaki çilelerini bir an için. Ertesi gün yine acı çekmeye devam ederlerdi.insanlığın acısı hiçbir zaman dinmeyecekti.. Acılardan kurtulmak için bu lanetli gözyaşlarıyla sulanmış çamurdan yoğrulmuş bedeni bu dünyada bırakmak gerekti, ölmek gerekti, ruhların kaçması gerekti…Ölümün karanlık soluğunu hissettiği zaman karanlıklar ülkesine inerdi ruhlar Styx nehrine yaklaşıp kayıkçının(charon) gelmesini beklerlerdi. karşıya geçmek için ızdırap dolu yıllar geçirirlerdi ruhlar,cehennemin ateşli kıyıları bu ruhların çığlıklarıyla beslerdi kendini,cehennemin kapısında 3 başlı köpek Kerberos beklerdi.ruhların kaçmaması için.ruhlar lethenin yanına gelir onun kıyısında oturur ve ağlarlardı çığlıklar yükselirdi ansızın,acı çeken ruhlar içerlerdi suyundan unuturlardı geçmişlerini sanki hiçbir şey olmamış gibi.baktığı zaman insan nehrin sularını acılarının nasılda akıp gittiğini görürdü isyan ve çığlıklar nehir sularıyla birlikte cehennemin karanlık kuyusuna giderdi ve herkes arınırdı acılarından ızdıraplarından.ve aslında ölümün asla bir son olmadığına inanırlardı,ve kendilerini korkunun kollarına bırakırlardı çünkü bir daha dirileceklerdi ve acı çekeceklerdi…
    Topal Kırkayak likes this.


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet, ingilizce kursu, mehter takımı Ayetel Kürsi Perde kitap özetleri