Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
Toplam 25 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree7Likes
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Mersin

    Viranşehir-Mersin


    Yüzyıllar önce, Mark Antuan, Kleopatra’ya evlenme hediyesi olarak Alanya ile Mersin arasındaki sahilleri vermişti. Bu topraklarda yaşamış bir diğer tanınmış sima ise Tarsuslu Aziz Paul. Bugün ise bu yöre bol ürün yetişen verimli toprakları ve konuksever halkıyla tanınıyor.

    Viranşehir

    Mersin’in 14 km batısında, deniz kenarında bulunan Soloi antik kenti, MÖ 7. yüzyılda Rodoslu koloniciler tarafından kurularak kente güneş anlamına gelen Soloi adı verilmiş. Darius ( MÖ 521-485) zamanında, Klikya’yı ele geçiren Persler için Soloi önemli bir liman kenti olmuş ve adına sikke bastırılmış. Pers-Yunan savaşları sırasında, MÖ 449 yılında Klikya’yı bir süre işgal eden Atinalılar, Soloi’yi yönetim merkezi yapmışlarsa da, bir yıl sonra yapılan Kilyos Barışı ile burayı Perslere geri vermişler. MÖ 333 de Asya seferine çıkan Aleksander, Soloi’yi Pers işgalinden kurtarmış. Kent Seleukos Krallığı’nın son yıllarında Klikya korsanlarının denetiminde kalmış. Roma yönetimi Akdeniz’deki korsan faaliyetlerine son vermek amacıyla, MÖ 64 yılında Pompeius’u görevlendirmiş. Pompeius da İtalya’dan başlayarak Yunanistan ve Kilikya’ya kadar olan bölgeyi korsanlardan temizleyerek Soloi’ye kadar gelmiş. Burayı da korsanlardan kurtarmış. Yürüttüğü büyük operasyonun zaferi anısına, kenti yeniden imar ederek, adını Pompeipolis olarak değiştirmiş.

    Bizans döneminde, Hristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinin ardından, Soloi, Piskoposluk merkezi yapılmış. Kent 527 yılında meydana gelen büyük yer sarsıntısı ile tamamen harap olmuş.Yeniden inşa edilmeye çalışılsa da, bu yüzyıldan sonra yoğunlaşan Sasani ve Müslüman Arap akınları nedeniyle yeniden eskisi gibi imar edilemeyerek terk edilmiş. Bu nedenle ören yerine Viranşehir de deniliyor.

    Pompeipolis kentinde liman, sütünlu cadde, tiyatro, Roma hamamı, kent duvarları, nekropol su kemeri gibi yapılar mevcutmuş. Günümüzde dağ kapısından deniz kapısına kadar uzanan korint başlıklı 200 sütunlu yoldan, 41 adet sütun ayakta kalmış. Bunlardan 33 adeti başlıklı olup insan aslan ve kartal kabartmaları ile süslenmiş. Ayrıca liman, hamam kalıntıları, su kemeri bugüne kadar ulaşabilmiş kalıntılar arasında. Mersin Müzesi’nde kente ait eserler sergileniyor.

    Zephyron

    Dağlık Kilikia ile Ovalık Kilikia sınırında bulunan antik kent Zephyrion bugünkü Mersin şehrinin olduğu yer. Zephyrion, Grekçe kökenli bir sözcük ve batıdan esen rüzgar anlamına gelen Zephyros kelimesinden geliyor. Hiorekles, burayı M. S. 5. yüzyılda, metropolisi Tarsus olan Kilikia I’in şehirleri arasında sayar. Hristiyanlık döneminde ise bu eyaletin papazlığı kapsamında Antiocheia Patrikliği’ne bağlıdır.

    Kent 19. yüzyıl ortaları Pompeiopolis’den alınan yapı malzemeleriyle tekrar oluşturulmuş. Ancak bugünkü Mersin’in tarihinin çok daha eski tarihlere kadar uzanıyor. Şehir merkezinden 3 km kuzeybatıda Yumuktepe üstünde neolitik bir yerleşim yeri bulunmakta; 33 yerleşim katmanından çıkan seramik buluntular erken İslam Döneminden M.Ö. 6. bin yıl gerilerine kadar uzanıyor. 19.yüzyılın ilk yarısında önemli bir liman kenti olarak tekrar kurulan şehir Vilayet Konağı, Halkevi ve Yunan Ortodoks Kilisesi arasındaki çekirdek alanı kaplıyor.




    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Anemurium Antik Kenti
    k

    Ören yerinde ayakta kalan yapıların çoğunluğu M.S. 1. yüzyıl sonrasına tarihlendiriliyor. Özellikle geç dönemlere ait kilise, su kemerleri, tiyatro, odeon, palaestra, hamamlar, kiliseler ve kentin dağa doğru yamacını kaplayan alanda ise sayıları 350’ye varan beşik tonozlu, iki katlı benzeri örnekleri Anadolu’da bulunmayan yöreye özgü mezarlar yer alıyor.

    Anamur burnunun kuzeydoğu yakasında, ortalama 250 m genişliğinde, güneyden kuzeye doğru uzanan 1700 m uzunluğundaki eğimli bir arazi şeridi üzerinde, nekropolü olmayan Roma -Bizans kenti bulunuyor.

    Roma dönemine ait küçük kent merkezi, güneydeki burun ucundan başlayarak 8 m yüksekliğinde iç kuleleri (M. S. 1. yüzyıl ) de içini alan eğimli bir duvarla son buluyor.






    Bu da geçer, Ya Hû!

  3. #3
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Kilikya Tarihi


    Ünlü coğrafya yazarı Strabon (I. yüzyıl) bugünkü Mersin ve çevresini Kilikya olarak tanıtmakta ve bölgeyi coğrafi açıdan Ovalık ve Dağlık Kilikya olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Her iki Kilikya’nın da başkenti Tarsus idi. Dağlık Kilikya’nın sınırları Manavgat Çayı’ndan Limonlu’ya (Lamus Deresi) kadar uzanan bölgeyi, Ovalık Kilikya ise Limonlu’dan Amanos Dağlarına kadar olan alanı kapsıyordu. Bu sınırlar kesin olmayıp, Roma imparatorları tarafından yeni düzenlemelerle yeniden belirleniyordu. Bu bölgeler, bugün Taşeli ve Çukurova adını taşıyor.

    Bölgeyi bir taraftan deniz, diğer taraftan ise sadece birkaç noktadan geçit veren Toros Dağları çevirmekte. En önemli geçitlerden biri de “Kilikya Kapısı” diye adlandırılan ve Pozantı Yolu üzerinde bulunan dar bir geçit. Hitit mitolojisinde bu geçidi Hititlerin denize doğru ilerlemesini sağlamak için bir boğanın boynuzlarıyla açtığı anlatılır. Romalı Septimus Severus’un, Pescenio Nigro’yu 194 yılında Issos’ta yenmesinden sonra Kilikya Kapısı’na bir zafer takı inşa edilmiş. Zafer takısının üzerinde de bir quadriga (dört atlı araba) anıtı konmuş. Bundan dolayı Kilikya’da her beş yılda bir “Severa Olympia Epineikia” adı altında oyunlar düzenlenmeye başlanmış.

    Bu bölgenin en eski yazılı tarihi, Luvi, Kizzuwatna, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile içiçe. Yerel krallık Kizzuwatna M.Ö. 17. yüzyılda Hitit işgaline uğramış, daha sonraları da sırasıyla, bölge Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar ve Romalılar tarafından işgal edilmiş. Bu arada da Aiol ve İyonlar bölgenin çeşitli noktalarında ticaret iskeleleri ile yerleşim birimleri kurmuşlar. Büyük imparatorluklarının yıkılmasıyla Kilikyalılar, Syennesis hanedanlığı adı altında bir krallık kurmuş. Perslerle beraber Yunan savaşlarına katılan bu askerlerin yünden yapılmış yöreye ait giysileri, başlarında miğferler, kollarında ham deriden yapılmış kalkanlar ve ellerinde ikişer mızrakla bellerinde bir kılıç bulunmaktaymış. O devre ait yazarlar Kilikya’nın uçsuz bucaksız bir yer olduğunu, bol suya sahip ve verimli topraklarının, ağaçlar, bağlar ve ekinlerle örtülü olduğundan bahsetmektedirler.

    M.Ö. 333’de İssos’ta Perslerin yenilgiye uğratılmasıyla Kilikya, Büyük İskender’in egemenliğine girmiş. İskender’in ölümü ardından bölge, komutanlarından Seleukos Nicator’un eline geçmiş ve kurmuş olduğu Seleukoslar krallığının bir parçası halini almış. Yazılı kaynaklar Seleukos kralı III. Antiochos döneminde Kilikya, sanat ve kentleşmede yüksek bir seviyeye ulaştığını bildiriyor. MÖ 190 yılında Manisa yakınlarında Romalılara karşı yapılan savaşta yenilen III. Antiochos’un toprakları yavaş yavaş Romalıların eline geçmiş.

    Romalıların yönetiminde, ünlü hatip Cicero, Prokonsül sıfatıyla Kilikya’ya vali olarak atanmış. Julius Caesar Tarsus’a gelmiş ve M.Ö. 58 yılında Kıbrıs adasını da Kilikya bölgesine bağlamış. Caesar’dan sonra, doğu bölgesinin yönetimini üstlenen Marcus Antonius, Tarsus’ta Mısır Kraliçesi Kleopatra ile buluşmuş. Kleopatra’nın gemisiyle Tarsus limanına girişi, daha sonra Antonius’la yaşadığı beraberliği, Antik Çağ tarihinin en çok ilgi çeken olaylarından biri.

    Birinci yüzyılda doğan Hristiyanlık inancı, Kilikya’da hızlı bir şekilde yayılmış. Roma İmparatorluğu’nun 4. yüzyılda bölünmesinden sonra buraya hakim olan Bizanslılar devrinde manastırlar ve kiliseler inşa edilmiş. Havarilerden çadır dokumacısı olan Aziz Paulus’un Tarsuslu oluşu bölgenin önemini arttırmış.

    Fakat ticaretin yeni başkent İstanbul’a kaymasından ötürü, sermayenin büyük bir bölümü ve tüccarlar oraya doğru yönelmişler, haliyle limanlar ve bu yöre yavaş yavaş eski canlılığını kaybetmeye başlamış. 7. yüzyıldan Osmanlılar’ın fethine kadar bu bölge, Araplar’ın, Abbasiler’in, Mısırlı Tulunoğulları’nın, Selçuklular’ın, Moğollar’ın, Haçlılar’ın, Ermeniler’in, Memluklar’ın, Ramzanoğulları ve Karamanoğulları’nın eline geçmiş. 16. yüzyıldan itibaren bölge Osmanlı topraklarına katılmış.

    Mitolojide Kilikya
    Tarih yazarı Herodot ve mitolojik kaynaklar, bölgenin Fenike Kralı Agenor’un oğullarından Kilix’in, boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılan kızkardeşleri Europe’yi aramaya çıktığını ve bir süre sonra aramaktan vazgeçip buraya yerleştiğini bildiriyor. Mitolojik kaynaklara göre bölge bu nedenle Kilikya adıyla anılıyor.

    Cilicium Dokuması
    Kilikya’da, adını bölgeden alan ve bütün dünyaya ticareti yapılan Cilicium denilen keçi kılından kaba dokumalar da üretiliyormuş. Bugün hâlâ bölgede üretilen bu kaba dokumalar sıcağı, soğuğu ve suyu geçirmediğinden dolayı Türkmen ve Yörükler tarafından çadır olarak kullanılıyor.










    Bu da geçer, Ya Hû!

  4. #4
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Yumuktepe Höyüğü


    Mersin Belediyesi sınırları içerisinde, Demirtaş Mahallesi'ndedir. Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden birisidir. 1936-1947 yıllarında J.Garstang tarafından başlatılıp bir süre ara verilen kazı çalışmalarına 1993 yılında Prof. Veli Sevin başkanlığında yeniden başlanmıştır. Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Yunan, Bizans ve İslâmî dönemlere ait kültür tabakalarından ele geçirilen eserler Mersin Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

    Tırtar-Akkale
    Mersin-Silifke karayolunun 49. km.sinde, Tırtar Köyü'nün deniz kıyısı tarafındadır. Geç Roma Döneminde kurulmuştur. Kalıntılar arasında saray olabilecek bir yapı, hamam, sarnıç vs. bulunmaktadır. 15.000 ton zeytinyağı alabilecek kapasitedeki yapı halen ayaktadır.

    İmirzeli Örenyeri
    Mersin İli, Erdemli İlçesi, Ayaş Kasabası'nın 11 km. kuzeybatısındadır. Karaahmetli Köyü'ne bağlıdır. Antik kentte Hellenistik, Roma, Geç Roma, Erken Bizans dönemi yerleşim izlerine rastlanmaktadır. Kilise, kule, sarnıç, peristilli ev kalıntılardan birkaçıdır.

    Çatıören Örenyeri
    Mersin ili, Erdemli İlçesi, Ayaş Kasabası'nın 8 km. kuzeybatısındadır. Hellenistik Dönemde tapınak, yerleşim alanı ve nekropol alanı olarak kullanılmıştır. Poligonal duvar tekniğinde yapılmış Hermes tapınağı bulunmaktadır. Roma Döneminde de iskân görmüştür.

    Öküzlü Örenyeri
    Mersin İli, Erdemli İlçesi, Ayaş Kasabası'na olan uzaklığı 12 km. kadardır. Kanlıdivane-Çanakçı Köyü yol ayrımından stabilize bir yolla gidilmektedir. Örenyeri Geç Hellenistik, Roma, Erken Bizans dönemlerinde yerleşim görmüştür. Antik kentin taş döşeli alt yapısı yer yer sağlam durumdadır. Bazilikası, sarnıçları halen ayaktadır. Lahitler kente girişi sağlayan stabilize yolun kenarında bulunmaktadır.

    Korykos-Kızkalesi Örenyeri
    Mersin-Silifke karayolunun 60. km. sinde, Kızkalesi Beldesi'ndedir. Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun olmak üzere İslâmî devirlerde de iskân görmüştür. Nekropol alanından çıkarılan eserlerden burada ilk yerleşimin M.Ö. 4. yüzyıla ait olduğu anlaşılmıştır. M.Ö. 1. yüzyılda kendi adına para bastırmıştır. M.S. 12. yüzyılda kıyıya yakın adacık üzerinde beldenin adını aldığı kale yaptırılmıştır. Zeytinyağı ihraç merkezi olan örenyerinde iç ve dış kale, kiliseler, sarnıçlar, su kemerleri, kaya mezarları, lahitler ve taş döşemeli Roma yolları kısmen ayaktadır.

    Elaiussa-Sebaste (Ayaş) Örenyeri
    Mersin-Silifke karayolunun 50. km.' sindedir. Kumkuyu Belediyesi sınırları içerisinde yer alan Ayaş Elaiussa-Sebaste örenyeri M.Ö. 2. yüzyılın sonlarında kurulmuştur. Özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde iskân görmüştür. Sit alanı içerisinde nekropol, antik tiyatro, sarnıçlar, su kemerleri vs. yer almaktadır. İtalyan bir heyet tarafından 1995 yılında bilimsel kazı çalışmaları başlatılmıştır.

    Soloi-Pompeipolis Örenyeri
    Mersin'in 10 km. güneybatısında, Mezitli İlçesi'ndedir. İlk olarak M.Ö. 11.yüzyılda, daha sonra M.Ö. 7.yüzyılda Rodos kolonileri tarafından kurulmuştur. Bu şehre güneş anlamına gelen Soloi adı verilmiştir. M.Ö. 64 yılında burada faaliyet gösteren korsanlar, Romalı general Pompeius tarafından bozguna uğratılmıştır. Bu nedenle, şehrin adı Pompeipolis olarak değiştirilmiştir. Burası Grek ve Pers Dönemi yaşandıktan sonra, Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında alınmıştır. M.S. 527 yılında meydana gelen depremle şehir tamamen yıkılmış ve geriye sadece sütunlu caddenin bir kısmı, liman, höyük, hamam kalıntısı ve bir su kemeri kalmıştır.

    Kanytelleis-Kanlıdivane Örenyeri
    Mersin-Silifke karayolunun 50. km. sinde, Ayaş Mevkii'nin 3 km. kuzeyinde yer alır. Eski adı Kanytelleis olan örenyerinde ilk iskân M.Ö. 3.yüzyıl sonlarına rastlamaktadır. Hellenistik Döneme ait bir kulenin bulunduğu şehir 11.yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Çanakçı kaya mezarları da örenyeri sit alanı içerisindedir. Şehrin içerisindeki obruk da, eskiden suçluların vahşi hayvanlara parçalatıldığı inancından halk arasında "Kanlı Divane" diye anılmaktadır. Obruğun kuzey tarafında zırhlı ve kılıçlı bir asker, güneyinde beş kişilik bir aile kabartması bulunmaktadır. Hellenistik kulenin batı duvarındaki kitabede, kulenin rahip krallardan Olbalı Tarkyaris' in oğlu Teukros tarafından Zeus için yaptırıldığı belirtilmektedir. Şehrin kuzeyindeki anıt mezarı Kanytelleis' in önde gelenlerinden Aba, kocası ve iki oğlu için yaptırmıştır. Geniş bir obruğun etrafında II. Teodosius (408-450) tarafından kurulan bu şehirde bazilikalar, sarnıçlar, lahitler, anıt mezarlar bulunmaktadır.

    Karaduvar Su Kemerleri
    Osmanlı Dönemine ait olup halen ayaktadır.

    Tömük Höyük
    Mersin-Erdemli karayolunun 31. km.sinde yolun sonundadır.

    Kocahasanlı
    Erdemli İlçesi, Kocahasanlı sınırları içerisinde Yapısıgüzel, Hayrat, Köşkerli, Üçtepeler mevkilerinde Roma ve Bizans Devrinden kalma antik kalıntılar mevcuttur.





    Bu da geçer, Ya Hû!

  5. #5
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Zeus Tapınağı


    "Sağ elinde altın ve fildişinden yapılmış bir zafer simgesi var. Sol elinde ise tüm metallerden yapılmış, üzerinde bir kartalın bulunduğu bir asa. Büyük Tanrı'nın sandalları ve giysisi tamamiyle altından yapılmış..." (Yunanlı Pausanias-MS2.yy)

    Heykel antik olimpiyat oyunları için yapılmıştı. Zaten bulunduğu yerin adı oyunlara verilerek Olimpiyatlar denildi. Savaşlar durunca atletler Anadolu'dan, Suriye'den, Mısır'dan, Sicilya'dan gelirler, tanrıların kralı olan Zeus'un onurunu yüceltmek için yarışırlardı.

    Yeri; Yunanistan'ın batı kıyısında, Atina'ya 150 kilometre uzaklıkta, antik kent Olmypia'da.

    Tarihi; Antik Yunan takvimi MÖ 776'da başlar ve olimpiyat oyunlarının başlangıcı olarak kabul edilir. Zeus Tapınağı, mimar Libon tarafından projelendirildi ve MÖ 450'de bitirildi. Önceleri basit bir dorik tapınak olarak görünüyordu ve güzelleştirilmesi için görkemli bir heykelin yapımına karar verildi. Tarihin en ünlü heykelcilerinden olan büyük Pheidias bu iş için görevlendirildi. Benzer bir görev yüzyıllar sonra Michelangelo'ya Sistine Kilisesi'nin resimlemesi için verilecekti. Yıllar boyunca tapınak ziyaret edildi ve adaklar adandı. 1.yüzyılda Roma İmparatoru Caligula, heykelini Roma'ya taşımaya kalkıştı ama kurulan yapı iskelelerinin çökmesiyle vazgeçildi. 2. yüzyılda yenilendi ve dev heykel restore edildi. MS 391'de İmparator 1. Theodosius, pagan inançlarını yasakladı ve tapınağı kapattı. Depremler, seller ve heyelanlar tapınağı zamanla yoketti. Heykel, zengin Yunanlılar tarafından Bizans'a yani İstanbul'a taşındı ama 462'deki yangında yokoldu. Bugün sadece tapınağın temel taşları ve yıkık sütunları durmaktadır.

    Tanımlama; Pheidias, heykeli MÖ 440'ta yapmaya başlamıştı. Özel bir teknikle altın ve fildişi karışımı heykel yapımında tek uzmandı. Ağaç çerçeveler yapıyor, içlerine metal ve fildişi plakalar yerleştiriyor ve sonra bunlarla heykelleri kaplıyordu. Pheidias'ın atölyesi bugün hala Olympia'da duruyor. Burada çeşitli heykel parçaları bulundu. Strabo şöyle yazıyor ve tarihin ilk eleştirmeni olarak bugünkülerin yaptığını aynen yapıyor; "Tapınak büyük ama heykeltraş eleştirilebilir. Zira orantısız bir iş yapmış. Zeus otururken tasarlanmış ama başı tavana değiyor. Bu nedenle de her an büyük tanrının ayağa kalkıp tavanı delip yıkacağı izlenimine kapılıyoruz"

    Strabo doğruyu yazmıştı ama eleştirisi yanlıştı. Çünkü heykel bu etkiyi vermek için özellikle böyle yapılmıştı. Tanrıların kralının başı tavanı delip göklere yükseliyor izlenimini vermeliydi. Heykelin kaidesi 1 metre, kendisi 13 metreydi. Yani 4 katlı bir bina kadar... Tanıklar Zeus'tan çok tahtından sözediyorlar. Tahtın ayakları sfenksler ve zaferi simgeleyen kanatlı yaratıklarla süslenmişti. Arada diğer tanrıların tasvirleri bulunuyordu. Daha sonra benzerleri yapıldı ama hiçbirisi aslı gibi olmadı. Ve bizler bugün diğerleri gibi bu büyük sanat eserini de sadece merak ediyor ve yine Strabo'yu anımsıyoruz; "Herşey yok olabilir ama düşüncenin gözü asla yok edilmez..."

    Üç ayrı dönemde hizmet vermiş olan bu tapınak tanrıların babası Zeus'un dev ejderha Typhon'a karşı kazandığı zaferin bir simgesi olarak yapılmıştır. Kuzey yan duvarının doğusundaki taşlarda Helenistik ve Roma dönemlerinde görev yapmış 130 din ve devlet adamının isimleri kazınarak yazılmıştır. Bu bilgiler ışığında, tapınağın geç Helenistik veya erken Roma döneminde yapılmış olduğu düşünülebilir.

    Hristiyanlık döneminde tümüyle yıkılarak, kendi taşları ile kiliseye çevrilmiştir. Kimin adına ve ne zaman yapıldığı kesin bilinmeyen kilise en erken IV.yy; en geç V.yy'dan kalmadır.






    Bu da geçer, Ya Hû!

  6. #6
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Tarsus Gözlükule Höyüğü


    Şehrin güneydoğusunda bugün park olarak ağaçlandırılmış 300 m. uzunluğunda ve 22 m. yüksekliğinde bir höyük yer alıyor. Tarsus Gözlükule Höyüğü Neolitik Çağda (M.Ö. 5000) toprak tepe üzerinde kurulmuş ve en eski Anadolu kültürüne ışık tutan önemli bir yerleşim merkezi. İlk çağda Tarsus limanı olarak kullanılıyormuş. Burada 1934-1938 ve 1947 yıllarındaki arkeolojik kazılarda, Kalkolitik döneme ait, içerisinde ölülerin gömüldüğü küpler, testi ve çömlekler bulunmuş. Aynı mimari tarzda yapılmış üst üste ev tabanları da dikkat çekici. Bunlar Tunç dönemine ait tunç silahlar, mühürler, dörtgen planlı taş ve kerpiç evler bulunan ilk mimari kalıntılar. Bu çağda kentleşme ve sınıflaşma ortaya çıkmış, kent yangından sonra surlarla çevrilmiş. Hitit döneminde Kuziwatna Kralı Isput Ahşu ile Hitit Kralı Telepinus arasında yapılan anlaşmanın küçük bir bölümü, Gözlükule’de bu anlaşmayı yapan İsput Ahşu’nun çevresi çivi ile yazılı, ortası Hiyeroglif bir mührü, Hitit kralı III. Hattuşil’in karısı Hepa’ya ait mühür, bir arazi bağışı ile ilgili bir çivili yazılı Hitit tableti, bir din adamı tasvir eden kristal bir heykelcik ve Boğazköy surlarına benzer bir kale kalıntıları bulunuyor. Gözlükule’de çıkarılan eserler Adana Müzesi’nde sergileniyor.

    Kleopatra Kapısı

    Parkın güneyinde, Mersin yolu üzerinde ve Tarsus girişinde yer alıyor. Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra’nın (M.Ö. 60- 30) sevgilisi Romalı general Antonius (M.Ö. 83-30) ile Tarsus’ta buluşmak üzere geldiklerinde, o zamanın limanı olan Gözlükule’de altından geçtikleri kapı. “Kancık Kapı” (Deniz Kapısı) adı ile de tanınmakta. Tarsus’u kuşatan üç kapılı surların 1835 yılında Mısırlı İbrahim Paşa tarafından yıktırılmasıyla geriye kalan tek kapı olarak biliniyor. Tek kemeri ile iki yığma ayağı bulunmakta. Çeşitli büyüklükteki taşlarla yapılmış.






    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #7
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Mersin'de Yat Limanları...


    Yat Limanı

    Mersin Merkez ilçesinde 1994 yılında inşaatına başlanılan 500 kapasiteli Yat Limanının inşaatı tamamlanmıştır. İşletmeye açıldığı takdirde İl’de son yıllarda artış gösteren yat turizmine katkı sağlamasının yanı sıra, uluslararası yat rallileri de İlin tanıtımına ve ekonomisine büyük getiri sağlayacaktır.









    Yat Baseni

    Mersin Çamlıbel mevkiinde faaliyet gösteren Yat Baseni 300- 350 yat kapasiteli olup, yatlara içme suyu, elektrik ,temizlik ve güvenlik hizmetleri vermektedir. Yat turizminin Doğu Akdeniz'e kaydırılmasına öncülük etmek amacıyla 13 yıldan bu yana, geleneksel olarak düzenlenen Doğu Akdeniz Yat Rallisi son beş yıldır Mersin Yat Baseni güzergah olarak alınmıştır.

    Mersin Yat Baseninde mavi tur, günlük tur ve mehtap turları da yapılmaktadır. Yat Baseninde çok sayıda Yüzer Balık Lokantası bulunmaktadır. Bu tesislerde afiyetle Mersin'e özgü balıkları tadabilirsiniz.





    KUMKUYU

    Yat Limanı

    Erdemli ilçesi, Kumkuyu Kasabası’nda tarihi Akkale’nin hemen yanında 1996 yılında inşaatına başlanılan yat limanı 250 yat kapasitelidir. İnşaatı biten yat limanı işletmeye açıldığı takdirde yat turizmine katkı sağlamasının yanı sıra, İlin tanıtımına ve ekonomisine getiri sağlayacaktır.






    Bu da geçer, Ya Hû!

  8. #8
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Tarsus Müzesi - Tarsus - İçel


    Yedi bin yıllık seramik kaplar, Roma devrinden kalma takılar, eski paralar, osmanlıdan kalma birçok eşya ve bir de 12. yüzyıldan kalma mumyalanmış bir insan eli var. Pazartesi günleri kapalı, diğer günler pazar günü dahil açık.

    Nasıl Gidilir: Tarsus Kültür Merkezi içindeki iki katlı binada.





    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #9
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Tüm Güzellikleriyle Mersin






    BURASI MERSİNİMİZİN METROPOLÜDÜR. MERSİNİN MERKEZİ BURASIDIR. ŞEHRİN EN YÜKSEK BİNASI 52 KATLI İŞ MERKEZİDİR. BU BİNANIN İÇİNDE OTEL.ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ , İŞ HANLARI , HAVUZ , CAFELER , VE DAHA AKLINIZA GELEBİLECEK HERŞEY BULUNMAKTADIR










    bu resim mersinin mut ilçesindeki şelale







    mersinde gün batımı








    kız kalesi [silifke]




    VE MERSİN









    mersin pozcu dan bir görünüm




    Eftelya and JeLi like this.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  10. #10
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Mersin

    Mersin


    Mersin İl’i, bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış, 8000 yıllık tarihi geçmişe sahiptir.
    Birinci Dünya Savaşında İtilaf Devletlerinin istilasına uğrayan Mersin, 03 Ocak 1922’de millî mücadeleyi kazanarak işgâlden kurtarılmıştır.
    Mersin, 1924 yılında Vilâyet olmuş, 1933 yılında merkezi Silifke olan İçel Vilayeti ile birleşerek, “İçel” adını almıştır. 28 Haziran 2002 tarihinde 4764 sayılı Kanunla İl’in ismi Mersin olarak değiştirilmiştir.
    Merkez dahil 10 ilçe, 70 belediye ve 507 köy bulunmaktadır.

    Yüzey şekilleri bakımından genel olarak dağlıktır. Dağlık alanlar il topraklarının %87’sini kaplar. Ovalar, kıyı ile dağlar arasında ince bir şerit halinde uzanır. İlin güneydoğusunda yurdumuzun en verimli ovalarından Çukurova bulunmaktadır.

    İlin kıyı şeridinin iklimi Akdeniz iklimidir. Kuzey kesimleri ise karasal iklim özelliği göstermektedir.
    Yüzölçümü 15.853 km²’dir.
    2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre, İlin toplam nüfusu 1.651.400 olup, bu nüfusun 999.220’si (%61) şehir nüfusu, 652.180’i (%39) köy nüfusudur.

    5216 Sayılı Kanuna göre Mersin Büyükşehir Belediyesinin yeni sınırlarına göre nüfusu 714.784 olmuştur.
    Mersin İli nüfus büyüklüğü bakımından, son genel nüfus sayımına göre ülkemizin 8. büyük İl’idir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

Benzer Konular

  1. Kızkalesi - Erdemli - Mersin
    Konu Sahibi Fairy Forum Turistik Yörelerimiz
    Cevap: 3
    Son Mesaj : 22.Mayıs.2009, 16:17
  2. Mersin...
    Konu Sahibi al-yazmali Forum Memleketim
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 22.Aralık.2008, 13:05

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, filmizle88, kapadokya balayı euromedya.com , hakseverdugme.com.tr