Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 9 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 9 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON



    BIRAKILMIŞ

    Gitme sakın bir tanem hayatım benim
    Yitirir renklerini gökyüzü sensiz
    Tarlalar ıssızdır bahçeler çiçeksiz
    Sakın gitme

    Gitme sakın yelin gittiği yere
    Bütün kuşlar sensiz uçup gider
    Ve çılgındır bütün geceler
    Sakın gitme

    Gitme sakın suyun yittiği yere
    Hor görüp mutluluğunu bardakların
    Ve evrenini yemyeşil ağaçların
    Sakın gitme

    Gitme sakın o kan gibi öyle
    Tıpkı beni vuran ele siçrayan
    Hem gücüm hem güçsüzlüğüm benim
    Sakın gitme

    Gitme sakın ateşin kaçtığı yere
    Yitirince saman gücünü biraz
    Küllenince gitsin diye alıp başını
    Sakın gitme

    Gitme sakın bulutların içine
    Fırtınalar dostu canım kartalım benim
    Ölebilirim ölebilirim cesaretinle
    Sakın gitme

    Gitme sakın düşmandan yana
    Toprağını alan silâhını alan düşmana
    Ve inan gözyaşlarının anısına
    Sakın gitme

    Gitme sakın bil ki hıyanet olur
    Bu söylevler bu türküler şenlikler
    Ey insanlar ne yaptığınızı bilin
    Sakın gitme

    Gitme sakın o git dedikleri yere
    ‹nanıp yalanına iri iri lafların
    Burada kanayıp dururken yara
    Sakın gitme

    Gitme sakın zalimden yana
    Güçlendirme onu kendi ellerinle
    Zincirlerini dövme sevdiklerinin
    Sakın gitme

    Gitme sakın haydi al tüfeğini
    Köpeğini çağır dağıt karanlıkları
    Avcı avcı sayı sende güç sende
    Sakın gitme
    Haydi al tüfeğini

    Türkçesi: Özdemir İnce



    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON

    ALİ VELİLİ TÜRKÜ

    İnsan dilediği gibi yaşar ömrünce
    Tutsaklığa merhem düşleri vardır
    Demleri dönme dolapları hep gönlünce
    Kimi zaman kof sanıların oyuncağıdır
    Gölgesiyle yarışır ufuk boyunca
    Koştuğu saçağını ateş sarmış bir barınağadır
    Varıp ışır bir şarap kadehinin şavkınca
    Şiir de akıl da zaten bir yağlı çırağdır.

    Küflü sarığın firavunu çil kasket
    Damda gezer kül kedisinin azraili
    Ama sen uçarılığın kadrini bilmezsen böyle
    Gelir çatar bir destanı yazılası felâket
    Çorak ellere biçtirirsen öfkeni hele
    Yüreğin esnaf harcı zırvalara emanet
    Hele insanlığını satarsan bir kalp pula
    Esenliğini anca deli gönlünde bulur millet

    Söz güyâ kucaktan kucağa bir orta malı
    Oysa viran dağların Köroğlu’su Ayvaz’ı
    Tutuk dili bi yol bülbül kesilince
    Rüzgârda savrulan bir boz yele misâli
    Hep aynı türküdür çağırdığı yol boyunca
    Hasan ağaya sığırtmaç bir Ali Veli
    Koyun kuzu hatır sayıp otlamaktan cayalı
    Mezarı silme çiçek çevresi tekmil yonca

    Kişi hurda sözlere kaptırmış gönlünü
    Sürterken rengi atmış menekşeler peşinde
    Allahını şaşıracak Paris’in göbeğinde
    Döşendi miydi gazetelere çil çil bir bahar günü
    Çirkef kelimelerden vıcık vıcık bir cadde
    Yanşak ağızlarda gezer metelik etmez ünü
    Kalleş kelimelerden bir kör bıçak ellerde
    O kaldırımlarda gördüm al kanların döküldüğünü

    Hani alev alev bir türkü söyler kumsallarımız
    Eş dost vurulup düşerken haykırır hani
    Tanyerinin atışını öyle ağırlayacağız
    Bizlere vergi bir çırpıda değiştirmek evreni
    Tezeği altın kılacağız kötüyü iyi
    Gözlerimizde kıvılcımlanır en isli yıldız
    Boşuna Kafdağı’nda yitik cennetler aradığımız
    Bakın işte açılmış gökyüzünün kepengi

    Gökyüzü bu toprakta açan en gümrah çiçek
    Düştüğümüz yollardan edinmiş rengini
    Alınterimizde yumuş kavgalara bulanan gömleğini
    Gökyüzü bu toprakta açan en gümrah çiçek
    Mavi demiş anlatmış sulardan bellediğini
    Gökyüzü bu kolumuzda güç omzumuzda nacak
    Boşlamayın derim sözlerin o en güzelini
    Hele sen aşını kotar gökyüzü elde kaşık

    Ali Veli’nin uğruna yakıldı bu türkü
    Bu türkü evsiz barksızların cânı için
    Bu türkü gece ayazında titreşenlerin
    Bu türkü içimize doğanlardan ötürü
    Kişiyi tepeden tırnağa insan edinceye değin
    Koyver halkların kalbine salınsın kökü
    Muştusu bu dörtnala gelen yeni düzenin
    Topumuzun uğruna anlatıldı bu öykü

    Türkçesi: Can YÜCEL



    Bu da geçer, Ya Hû!

  3. #3
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri

    Louis ARAGON

    GÜLLER LEYLAKLAR



    Ey o değişmeler ey o çiçeklerin açma ayı
    Bulutsuz geçen mayıs bıçaklanmış haziran
    Unutamam bir daha ne gülleri ne leylakları
    Ne de o çiçeklerini ilkyazın hiçbir zaman

    O korkunç görüntüyü unutamam bir daha
    Alayı kalabalıkları çığlıkları güneşi
    Aşk yüklü arabaları Belçika armağanlarını
    Sonra o arı uğultulu yolu titreyen havayı
    O kavgayı bastıran sakınma bilmeyen utkuyu
    Öpüşmenin kızıla döndürdüğü kanı sonra da
    Çılgın halkın leylaklarla donattığı kulelerde
    O ölüme gidenleri unutamam artık dünyada

    Kutsal o eski zaman betiklerine benzeyen
    O Fransa bahçelerini unutamam bir daha
    O akşamları ve büyüsünü o sessizliğin
    Gülleri yol boyunca o gülleri sonra da
    O bozgun yeline karşı duran çiçekleri
    O sayıklayan bisikletleri alaycı topları
    Korkunun kanadı üstünden geçen erleri
    O perişan kılıklarını konaklayanların

    Ama neden bilmem bu benzetme kasırgası
    Dönüp dolaşıp beni aynı yere getiriyor
    Saint-Marthe bir general kara bir dal yığını
    Orman yolunda bir köşk Normandiya biçimi
    İşte tıs yok düşman karanlıkta dinleniyor
    Birden bize Paris düştü diyorlar bu akşam
    Bir daha dünyada ne o yitirdiğimiz aşkı
    Ne o gülleri ne de o leylakları unutamam

    Flandres leylaklarını demetlerini ilk günün
    Sonra tatlı izini yanakları solduran ölümün
    Sonra sizi kaçışın gülleri taze güller sizi
    Bir yangın rengine çalan Anjou gülleri sizi

    Türkçesi: İhan Berk



    Bu da geçer, Ya Hû!

  4. #4
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON



    AYRI DÜŞMÜŞ SEVGİLİLER

    Bir garda tıpkı sağır ve dilsizler gibi
    Acıklı bir dil konuşarak gürültünün koyulaştığı yerde
    Garip hareketler yapıyor ayrı düşmüş sevgililer
    Kışın ve silahların beyaz sessizliğinde
    Ve gecelerin bakarasında oluşmaya geldiği vakit yeniden
    Düş onun ateş parmakları bulutlarda kesişirse
    Ne yazık ki demir kuşların üzerine olur
    Bu tarlakuşu değil Ey yabanıl Romeo’lar
    Ve bülbül de değil cehenneme dönen gökte

    Ağaçlar insanlar duvarlar
    Hava bej rengi bej ve bej
    Anılar gibi duygulandılar
    Karla kaplı bir dünyada
    Geldiği an fakat aşk da
    Yine bulur arpejini
    Hüzün dolu bir mektup ölesiye
    Hüzün dolu bir mektup ölesiye

    Kış birisinin yalnızlığına benzer
    Kıştadır şarkı söyleyen kristaller
    Donmuş şarabın anlamsızlaştığı yerde
    Hüzünlü bir türkünün yavaşladığı yerde
    Ve beni saran müzik
    Çalar çalar çalar saatleri
    Yelkovan döner ve gıcırdar zaman
    Yelkovan döner gıcırdar zaman

    Altın eşim kasımpatım benim
    Mektubun niçin o kadar acı
    Seviyorsam seni niçin mektubun
    Açık denizde bir geminin batması gibi
    Öylesine çığlıklar atar
    Acı rüzgârların bastırdığı çığlıklar
    Kendi uyaklarının titreyişiyle
    Kendi suçlarının titreyişiyle

    Sevgilim geriye kalan ne var
    Sadece sözcükler bizim dudak boyamız
    Sadece donmuş sözler bir ökseye takılan
    Gün ki umutsuz şekilde doğar
    Düş görür sürünür ölür doğar yeniden
    Gesvres şatosunun hendeklerinde
    Borunun benim için çaldığı yerde
    Borunun senin için çaldığı yerde

    Biricik hazinemizi yaratacağım bu sözcüklerden
    Azizlerin önüne konan sevinç dolu buketler
    Ve onları uzatacağım tatlım bu sümbülleri
    Bu yörekent leylaklarının yavşanların mavisini
    Ve kadife bademi dallarıyla satılan
    Mayıs panayırlarında o beyaz çanlar gibi
    Mügenin bizim toplamaya gitmeyeceğimiz taa
    Taa ah çiçekli sözcükler gevşer orda
    Çiçekler döker çiçeklerini esintisiyle rüzgârın
    Ve kapanır gözler cezayir menekşeleri gibi
    Yine de şarkılar söyleyeceğim senin için yankı verinceye kadar
    Seni sonsuz sevecek olan yüreğimdeki kırmızı kan
    Bu nakarat bir tralallam gibi gelebilir insana
    Belki de bir gün söylediği sözcükler
    Bu yıpranmış bu basit yüreğin işareti olacak
    Şahane bir dünyanın bir tek sen bileceksin
    Güneş parıldıyorsa ve titriyorsa sevda
    Bunun nedeni sonbaharda bile inanmayarak ilkbahara
    Ben başkalarınınkine benzemeyen bir tralallam söylemiş olacağım

    Türkçesi: Gertrude Durusoy – Ahmet Necdet



    Bu da geçer, Ya Hû!

  5. #5
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON



    AYRI DÜŞMÜŞ SEVGİLİLER

    Bir garda tıpkı sağır ve dilsizler gibi
    Acıklı bir dil konuşarak gürültünün koyulaştığı yerde
    Garip hareketler yapıyor ayrı düşmüş sevgililer
    Kışın ve silahların beyaz sessizliğinde
    Ve gecelerin bakarasında oluşmaya geldiği vakit yeniden
    Düş onun ateş parmakları bulutlarda kesişirse
    Ne yazık ki demir kuşların üzerine olur
    Bu tarlakuşu değil Ey yabanıl Romeo’lar
    Ve bülbül de değil cehenneme dönen gökte

    Ağaçlar insanlar duvarlar
    Hava bej rengi bej ve bej
    Anılar gibi duygulandılar
    Karla kaplı bir dünyada
    Geldiği an Fakat aşk da
    Yine bulur arpejini
    Hüzün dolu bir mektup ölesiye
    Hüzün dolu bir mektup ölesiye

    Kış birisinin yalnızlığına benzer
    Kıştadır şarkı söyleyen kristaller
    Donmuş şarabın anlamsızlaştığı yerde
    Hüzünlü bir türkünün yavaşladığı yerde
    Ve beni saran müzik
    Çalar çalar çalar saatleri
    Yelkovan döner ve gıcırdar zaman
    Yelkovan döner gıcırdar zaman

    Altın eşim kasımpatım benim
    Mektubun niçin o kadar acı
    Seviyorsam seni niçin mektubun
    Açık denizde bir geminin batması gibi
    Öylesine çığlıklar atar
    Acı rüzgârların bastırdığı çığlıklar
    Kendi uyaklarının titreyişiyle
    Kendi suçlarının titreyişiyle

    Sevgilim geriye kalan ne var
    Sadece sözcükler bizim dudak boyamız
    Sadece donmuş sözler bir ökseye takılan
    Gün ki umutsuz şekilde doğar
    Düş görür sürünür ölür doğar yeniden
    Gesvres şatosunun hendeklerinde
    Borunun benim için çaldığı yerde
    Borunun senin için çaldığı yerde

    Biricik hazinemizi yaratacağım bu sözcüklerden
    Azizlerin önüne konan sevinç dolu buketler
    Ve onları uzatacağım tatlım bu sümbülleri
    Bu yörekent leylaklarının yavşanların mavisini
    Ve kadife bademi dallarıyla satılan
    Mayıs panayırlarında o beyaz çanlar gibi
    Mügenin bizim toplamaya gitmeyeceğimiz taa
    Taa ah çiçekli sözcükler gevşer orda
    Çiçekler döker çiçeklerini esintisiyle rüzgârın
    Ve kapanır gözler cezayir menekşeleri gibi
    Yine de şarkılar söyleyeceğim senin için yankı verinceye kadar
    Seni sonsuz sevecek olan yüreğimdeki kırmızı kan
    Bu nakarat bir tralallam gibi gelebilir insana
    Belki de bir gün söylediği sözcükler
    Bu yıpranmış bu basit yüreğin işareti olacak
    Şahane bir dünyanın bir tek sen bileceksin
    Güneş parıldıyorsa ve titriyorsa sevda
    Bunun nedeni sonbaharda bile inanmayarak ilkbahara
    Ben başkalarınınkine benzemeyen bir tralallam söylemiş olacağım


    Türkçesi: Gertrude Durusoy-Ahmet Necdet



    Bu da geçer, Ya Hû!

  6. #6
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON



    İKİ KANUN AYININ ŞİİRİ

    Benim aşkım tıpkı bir menekşedir, mor, diş izleri gibi
    Aşkım işler yüreğime çıplak ayağın kumlara gömülmesi gibi
    Suyun derin öpüşleri susamış gibi hep onun izini gözler
    Aşkım benim o dingin gece yarısıdır ülkeden ülkeye gider
    Sensin benim aşkım, gümüşlenir odalarda aynalar senin sayende
    Biricik aşkım, dalgın aşkım, hava gibi ve sanki değişen gölge
    Diri aşkım benim, sümbül adımlarıyla yaşamımda yürümektedir
    Güzel aşkım, ki rengi yüreğimin boyadığı biricik renktedir
    O uzun gece gömleğinde, yakan aşkım benim, ey kadınım
    Alevlerin okşamak için toprağa yayılması gibidir cânım
    Acımasız aşkım, dokunur dokunmaz dağılan bir çiçek demeti
    Aşkım benim, titrek dudaklarımın yedi iklimde izlediği
    Aşkım benim, bütün diller onun için bağrı açık gömlektir
    Yumağı karışmıştır cümlenin ve iki eli böğründe bir haldedir
    Aşkımın eşiğinde çünkü dil unutur bütün hile ve oyunlarını
    Başka bir sözcüğüm de yok bu kapıda söylemek için aşkımı
    Kim anlatabilir ki gün ışığı nedir ve nasıldır bir köre
    İşte şiir de ölür böyle sevdadan aşk sözleri söyleye söyleye
    Can verir tıpkı, ayın son çeyreğinde bir yılın bitişi gibi
    Anıların çürüyüp küflendiği şarkısız bir ülke gibi
    Yazdım ben bu dizeleri dipsiz uçurumunda mutsuzluğumun
    Acıdan kıvranırken yarından umutsuz birine benziyordum
    Bulamayan kazıtmak için bir anlamlı yazıt mezar taşına
    Güllerin ölümüne benzeyen o iki sözcük Aşkım benim’den başka

    * Aralık ve Ocak ayları anlamına gelen Arapça “Kânun” sözcüğü özgün şiirde yer almaktadır.
    Türkçesi: Özdemir İnce



    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #7
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri

    Louis ARAGON



    HALKIN AYAKLARINDAN DOĞAN BU ŞARAP



    Ah bu şarap değil halkın ayaklarından doğan
    Dostum o bizim kanımızdır
    Dokun geceye dokun yağmura dokun gözyaşlarına
    Bizler doğan altının kar’ı
    Ey şiir

    Bizler bu zalim bağbozumu gibiyiz
    Boğulmuş türküyüz biz
    Biz bu kıyamet günü bu eylül
    Dansı
    Ey cendere ey zalim davul ey acıyın karnıma
    Her dizenin farkı yok bir çığlıktan

    Sen fırtına gibi doğdun bir yerlerde
    Şimşeklerin anısı var gözlerinin incisinde
    Sen seçmiş değilsin saatini ne de kumsalını
    Acı çekmenin
    Bin ölümün acısını çeksen de hep yerin olacak
    Hep yeri olacak senin yaranın
    Başkaları için sızlanmaya mecbur şom ağız

    Ne yapmak için geldik tarihine insanların
    Acı çekmekten gayri
    Ne aramaya geldik onların çılgınlığında
    Niçin attık kendimizi kurbanlık hayvanların içine
    Hangi suçu işlemiş gibiyiz biz
    Düşünceyle ya da sözle
    Diyorsun ki ne düşünmek ne de bilmek isterim
    Sana varolmamayı öğreteni istiyorsun
    Yaşamayı canlı olarak sürdürmeksizin
    Sen ki herkesten daha iyi hep varsın
    Yaşamanın ve ölmenin iki kılıcı arasında
    Ey şair

    İşin bitmedi Acı ile acı
    Ben de öyle senin kardeş-gölgen
    Seni dinleyen ve seninle yankı veren
    Yakınmalarım için tıpkı bir çeşme
    Ayın bıçakladığı

    Türkçesi: Gertrrude DURUSOY – Ahmet NECDET



    Bu da geçer, Ya Hû!

  8. #8
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis Aragon

    YALNIZ ADAM

    Yalnız adam bir merdiven
    Bir yere götürmez insanları
    Ve sarayların bütün kapıları
    Farksızdır ona bir zulümden

    Yalnız adamın eğiktir kolları
    Nefesi çizgi çizgi gözü bir tane
    Yastığı başka yerde
    Uykusu sokak kadını

    Yalnız adamın parmakları rüzgâr
    Kül olur ona ne verilirse
    Hiçbir şey alamaz hatta zevk bile
    Tozdan başka onu bulsa da tekrar

    Yüzü yok yalnız adamın
    O ancak yağmur için pencere
    Ve gördüğün ağlayışlar onun üstünde
    Âdeta parçası manzaranın

    O kayıp bir mektuptur ancak
    Yanlış adres mi vardı yoksa üzerinde
    Sevgiler diyordu ama kime
    Hangi eller onu yırtmış olacak

    Türkçesi: Gertrude DURUSOY – Ahmet NECDET



    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #9
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Cevap: Louis ARAGON Şiirleri


    Louis ARAGON

    OY GİTAR

    Oy gitar oy gitar kalbim onun boynunda saklı
    Ben ki bir piç köpeğiydim yaşadım ağlamaklı
    Oy gitar aşka düşmüş bir de sevilmemişsen
    Şiiri susturun duyun ağlayışımı derinden
    Gitarda gitarda

    Oy gitar ortalığı odur geceden çok karartan
    Gözyaşıdır tek nektarım gürültüdür geri kalan
    Oy gitar düş kurmaksa oy gitar unutmaksa
    Neye kadeh kaldırır el yatakta uyunan çağda
    Gitarsız gitarsız

    Oy gitar gitarım inanmak için çok gereklidir oysa
    Çileme ortak olan bu kederli sanata bu havaya
    Oy acının gitarı oy gitar gözlerin olmaksızın
    Yakın sesimi dizelerimi yakın oy gitarı yaşlanmanın
    Gitar gitar gitar

    Türkçesi: Gertrude Durusoy-Ahmet Necdet



    Bu da geçer, Ya Hû!

Benzer Konular

  1. Urfa şiirleri
    Konu Sahibi Afrikali Forum U
    Cevap: 24
    Son Mesaj : 25.Mart.2011, 23:40
  2. Sabahattin Ali şiirleri
    Konu Sahibi ege Forum S
    Cevap: 15
    Son Mesaj : 14.Aralık.2010, 13:05
  3. ARAGON..!
    Konu Sahibi yaziklar_olsun Forum A
    Cevap: 7
    Son Mesaj : 05.Aralık.2010, 13:55
  4. İstanbul şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum I
    Cevap: 115
    Son Mesaj : 08.Nisan.2009, 11:34
  5. Levni şiirleri
    Konu Sahibi SiNaN32 Forum L
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 22.Şubat.2009, 14:17

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun