Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 6 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 6 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..



    Bu kitapta, zâhiri ilimlerde zirveye ulaşmış bir müderrisi, bilginler bilginini önünde diz çöktürerek öğrenci yapan, geleneksel tasavvufa başkaldıran, anlaşılması ve açıklaması güç, tehlikeli görülen davranışlara götüren, Şems-i Tebrizî'yi tanıyacaksınız.
    Kimdi bu celâlli, sivri dilli, garip, tahammül edilmez, esrarengiz yabancı?..
    Neye inanıyordu, ne istiyordu?..
    Mevlâna gibi bir bilgi cevherinin şahsında, o bilgi cevherinin aracılığı ile bütün dünyaya duyurmak, anlatmak istediği sırrın ana konusu neydi?..
    İnsanlığa nasıl bir mesaj, nasıl bir insan-Allah ilişkisi öğretmek istiyordu?..
    İnancın zirvesinden Hakikatin özüne ulaşan müstesna tefekkür insanı Şems-i Tebrizî'yi okurken, hiç farkında olmadan onun gizemli dünyasının eşiğinden adım attığınızı hissedecek, özellikleriyle dolacak, adeta tılsımlı bir âleme girip büyüleneceksiniz. İçinde bulunduğunuz zamanın dışına kanatlanıp, onun muhteşem dünyasına yelken açacaksınız,
    Onun kişilik çemberine girmeye,
    Aşk taşıran terennümlerine ortak olmaya,
    Onunla yanmaya,
    Onunla coşmaya,
    Onunla savrulmaya,
    Ölümde ölüm(süz)lüğü Onunla bulmaya,
    Aşkın kanatlarında Onunla yükselmeye
    Hazır mısınız?..
    Hazırsanız eğer, birlikte yollara düşelim...

    Yazar:Kolektif

    Baskı Yılı: 2009
    Dili: Türkçe
    Yayınevi: Nüve Kültür Merkezi


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  2. #2
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..

    Şems gizemli olduğu kadar bir o kadarda üstat birisi.Mevlanayı derinden etkilediği bir gerçek.Şems gittikten sonra Mevlana perişan bir halde.Herkes soruyor"Sen herşeyi bilendin,ilmin takdir görüyordu ne oldu sana?Sen Şems'den ne öğrendinki böyle perişansın?"Mevlana cevaplar:"Şems'e rastlamadan önce üşüyorsam ısınıyordum.Şems'ten sonra artık ısınamıyorum.Çünkü Şems bana bir şey öğretti: " Yeryüzünde bir tek mümin üşüyorsa sen ısınma hakkına sahip değilsin"Bugün uğraştığımız şeylere bakınca biz ne yapıyoruz yahu?


    mevlana odundur, ateş olan da şems; herşeyi anlatıyordur
    mevlana hamdı önceden, şems geldi yani güneş demektir şems, mevlana ateş oldu, odundu eskiden, ateş oldu
    maksat yanıp kül olmaktır,
    insan yükseldikçe alçalır, alçaldıkça yükselir, maddi olarak beşeri olarak yüksek makamda olmak iyi birşey değildir, aksine insan mana aleminde en yüksek mertebelere göz dikmelidir, iyi bir niyetle, ki aradığını bulsun

    insan aradıkça bulur, buldukça arar

    içimize bakalım




    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  3. #3
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..

    Şems-i Tebrizinin Kitabını koyalım buraya.

    MAKALAT-I ŞEMS-İ TEBRİZİ



    LİNK: http://www.4shared.com/document/gwtT...I_TEBRIZI.html


    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



  4. #4
    Paylaşımcı Üye errool - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Yaş
    45
    Mesajlar
    1.164

    Standart Cevap: Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..

    okuduğum onlarca kitap var şems ve mevlanayla aalakalı ve bu da onlardan biri olacak. emeğinize sağlık
    Hatalarımla varım...


    Rabbim; Yüreğime Yüreğiyle Geleni Nasip Et...<!-- google_ad_section_end -->

  5. #5
    Üye aze♪ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eylül.2010
    Nereden
    Faşistanbul
    Mesajlar
    28

    Standart Cevap: Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..

    Bu kitabı nasıl atladım ben ? Çok teşekkür ederim , Şems benim için çok önemli biri .. bana yön verenlerden ..
    bu kitabını da okumak keyif verecektir.
    Aşk üfle kalbimin derin denizlerine,
    ruhum sana dirilsin ..

    No pain,no gain!*

  6. #6
    Onursal Üye Firuze_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2010
    Nereden
    maviliklerde
    Mesajlar
    2.766

    Standart Cevap: Şems-i Tebrizi'nin Öğretileri..

    ...Biz dile söze bakmayız. Gönle hale bakarız,
    .....Edep bilenler başkadır,
    .......Canı ruhu yanmış aşıklar başka.
    ..........Aşk şeriatı bütün dinlerden ayrıdır.
    .............Aşıkların şeriatı da Allah'tır; mezhebi de.


    Mevlana Celaleddin Rumi
    Mesnevi, cilt II, sayfa 133



    Şems'in KIRK kuralı...

    "Birinci kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendin mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir."


    İkinci Kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Klavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil..


    Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü seviye batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye."


    Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah'ın sıfarlarını bulabilirsin, çünkü o camide, mescitte, kilisede, havrada değil, heran heryerdedir. Allahı görüp yaşamayan olmadığı gibi, O'nu görüpte ölende yoktur. Kim O'nu bulursa, sonsuza dek O'nda kalır...

    Beşinci Kural: Aklın kimyası ile Aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. "Aman sakın kendini" diye tembihlenir.
    Halbuki AŞK öylemi? Onun tek dediği: "Bırak kendini, ko gitsin!"
    Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!


    Altıncı Kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur...

    Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivaya kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat'i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin...

    Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, Karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda görmesende dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır.
    Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir...

    Dokuzuncu Kural: Sabretmek öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.


    Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır..

    On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir "sen" zuhur edebilmesi için zorlıkla, sancılara hazır olman gerekir.


    On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu istesede istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıpta değişen yoktur.

    On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içinde bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

    On Dördüncü Kural: Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur hayatım altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

    On Beşinci Kural: 'Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek herbirimiz tamamlanmamış sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler...


    'On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O'nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan'dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne lâyıkıyla bilebilir, ne lâyıkıyla sevebilirsin.'

    'On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpta olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.'

    'On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan'ı tanır.'


    On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.


    Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.


    Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak'ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.


    Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah Aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimzdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.


    Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.
    Aşırılıktan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde...


    Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.


    Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileryle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz...


    Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının, hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.


    Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.
    Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk gün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.



    Kural Yirmi Sekiz: Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an'ın hakikatini yaşar.



    Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, 'ne yapalım kaderimiz böyle' deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolucuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin. Bunu anlatır Yirmi Dokuzuncu Kural...


    Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle birdir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
    Sufi kusur görmez. Kusur örter.


    Otuz Birinci Kural: Hakk'a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp... Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşa; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.


    Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma! İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!


    Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.


    Otuz Dördüncü Kural: Hakk'a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olman insan çalkantılı ve girdaplı sulardan debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.


    Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.
    O'nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan!


    Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.


    Otuz Sekizinci Kural: 'Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?' diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
    Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.


    Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde... Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
    Ölen her Sufi için bir Sufi daha doğar.


    Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peçesinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur. Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır,
    hasretinde...






    Benim ayağımın altıda müsait. Başımın üstüde...

    Nerede duracağını kendin belirle...



Benzer Konular

  1. Mevlana ve Şems
    Konu Sahibi Unutulmaz Forum Hz Mevlana
    Cevap: 13
    Son Mesaj : 06.Haziran.2011, 00:09

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, kapadokya balayı sesli chat, yakın tatil yerleri, Egepen Ankara