Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 6 Toplam 6 Sayfadan BirinciBirinci ... 456
Toplam 59 adet sonuctan sayfa basi 51 ile 59 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree10Likes
dqw
  1. #51
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Nevin Yanıt

    Nevin Yanıt (d. 16 Şubat 1986, Mersin), Türk kısa mesafe koşucusu.

    2006 Türkiye Üniversitelerarası Atletizm Şampiyonası'nda 100 metre ve 100 metre engellide altın madalya kazandı. Aynı yıl içinde İspanya'da düzenlenen ve ENKA adına yarıştığı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nda 12.98'lik derecesiyle son Avrupa şampiyonu İspanyol Gloria Alozie'yi de geçerek altın madalyanın sahibi oldu; böylece Esen Kızıldağ'a ait 100 metre bayanlar engelli yarışı Türkiye rekorunu kırarak eline geçirdi ve 100 metre engelli mesafesini 13 saniyenin altında koşan ilk Türk atlet oldu. Göteborg'da düzenlenen 2006 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda yarışan 4x100 metre bayrak takımında yer aldı.

    2007 yılında Macaristan'ın Debrecen kentinde yapılan 23 Yaş Altı Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda birinci oldu, gene 2007 yılı içinde yapılan, Tayland'ın Bangkok kentindeki Dünya Üniversite Oyunları'nda ikinci oldu. 2007 Dünya Atletizm Şampiyonası'nda yarı final koştu ve 11. oldu.[1] Aynı yıl 12.76 ile kendisine ait Türkiye rekorunu geliştirdi. Mart 2008'de İspanya'nın Valencia şehrinde düzenlenen 12. Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası'nda 60 metre engellideki 8.09'luk derecesiyle yarı finale yükseldi.

    2008 Pekin Olimpiyatları'nda 12.94 koşarak Olimpiyatlar tarihinde bir kısa mesafe dalında yarı finale kalan ilk Türk atlet oldu. Ancak yarı finalde 13.28 saniye koşarak sonuncu oldu ve elendi.

    Pescara'da düzenlenen 2009 Akdeniz Oyunları'nda 100 metre engellide 13.08 saniyelik derecesiyle altın madalya kazandı.

    Nevin Yanıt, hem elinde tuttuğu Türkiye rekoru hem de Olimpiyatlar tarihinde bir kısa mesafe yerışında yarı finale yükselen ilk Türk atlet olması nedeniyle Türk Atletizminin yetiştirdiği en iyi kısa mesafe koşucularından biri sayılmaktadır. Halen 100 metre engellide 12.63 ve 60 metre engellideki 8.00'lik dereceleriyle iki Türkiye rekorunu da elinde tutmaktadır. 2007-2008 arasında Vestel adına yarışan[4]Yanıt 2008'den beri Fenerbahçe Spor Kulübü'nün sporcusudur. Antrenör Cüneyt Yüksel ile çalışmaktadır.

    60 metre engelli ve 100 metre koşularında da başarılı olan Yanıt'ın asıl başarılı olduğu branş 100 metre engelli yarışlarıdır.

    2010 Avrupa Takımlar Birinci Lig Atletizm Şampiyonası'ndaki 100 metre engelli koşusunda 12.74 saniyelik derecesiyle kendine ait rekoru kırarak, dünya şampiyonu İrlandalı Derval Orourke'un önünde şampiyon oldu.

    Nevin Yanıt, Barcelona'da düzenlenen 2010 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda 100 metre engelli koşusunda yarı final ve finalde kendisine ait Türkiye rekorlarını yenileyerek 12.63 saniyelik derecesiyle Avrupa Şampiyonu oldu.

    Kaynak: Vikipedia
    Konu deniz köpüğü tarafından (11.Ocak.2013 Saat 11:31 ) değiştirilmiştir.
    Elfida and gogeselam like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  2. #52
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Müfide İlhan


    Müfide İlhan (d. 19 Şubat 1912, Mersin, Türkiye - 2 Şubat 1996, Bodrum ), Türkiye'nin ilk kadın belediye başkanı.

    Mareşal Fevzi Çakmak'ın kardeşi Nafiz Çakmak'ın kızıdır. Eğitimini tamamlayıp öğretmenlik yaptı. Doktor Faruk İlhan ile evlendi.

    1950 yılında Mersin'de belediye meclisi üyeleri tarafından belediye başkanı olarak seçildi. Bir süre sonra kendi isteğiyle bu görevden ayrıldı. 2 Şubat 1996 tarihinde yaşadığı Bodrum'da kalp krizi sonucu öldü.

    Müfide İlhan Kimdir - Müfide İlhan Hayatı

    1950 yılında Mersin'den belediye başkanı seçilen Müfide İlhan, Türkiye'nin ilk kadın belediye başkanı olarak bilinir. 19 Şubat 1912 tarihinde Mersin'de doğmuştur. Babası teğmen Nafiz Çakmak, Mareşal Fevzi Çakmak'ın kardeşidir, Mustafa Kemal'in askeridir. Çanakkale Conkbayırı'nda şehit düşer.

    Müfide İlhan'ın çocukluk yılları işgal altındaki İstanbul'da geçer. İlkokul çağında amcası Fevzi Çakmak'ın yanında Atatürk'ün huzuruna çıkmış ve elini öpmüştür; torpil için değil, diğer şehit çocuklarıyla birlikte bir yatılı okula gidebilmek için. İlkokulu Ankara'da mareşalin çocuklarıyla birlikte okumuş, orta öğrenimini ise Kandilli Kız Lisesinde tamamladıktan sonra, Muallim Mektebini bitirerek Cumhuriyetin aydın öğretmenlerinden biri olmuştur.

    Aslen Mersinli olan Dr. Faruk İlhan ile tanışıp evlenir. Eşinin görevi nedeniyle yurdun çeşitli illerinde öğretmenlik yapar. 1946 yılında Mersin' e yerleşirler. Eşi Faruk İlhan'ın babası Galip İlhan, Mersin'in ilk belediye başkanıdır. Müfide İlhan, Demokrat Partiden ayrılmasının ardından Mersin'de kendisi gibi düşünen arkadaşlarıyla birlikte Müstakilleri Destekleme Cemiyeti" adlı bir demek kurar ve bir süre "Mücadele" adlı bir dergi çıkarır. İzmit'te Türk Kadınları Birliği şubesini kurar.

    Ankara'da özel bir anaokulu açar. Ancak maddi yetersizlikler yüzünden kısa süre sonra kapatır. Almanya'da Türk çocuklarını Alman okullarına hazırlama sınıflarında öğretmenlik yapar


    Kaynak: Vikipedia
    Elfida and gogeselam like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  3. #53
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Tuğba Karademir

    Tuğba Karademir (d. 17 Mart 1985, Ankara) Türk artistik buz patencisi.

    1995 yılında aldığı Balkan birinciliği ile buz pateni alanında Türkiye'ye ilk altın madalyayı getirmiş olan sporcu, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonası'nda finalde yarışan ilk Türk buz patencisidir.

    Kocaeli Büyükşehir Belediye Kağıtspor'un milli sporcusu Tuğba Karademir, 1.65 m. boyunda ve 53 kg ağırlığındadır. Antrenörleri ve Robert Tebby'dir. Koreografı Kurt Browning ve Romain Haguenauer 'dir. Mengen doğumlu Tuğba Karademir, Kanada'nın Toronto kentinde biyoteknoloji alanında yarı zamanlı öğrenim görmektedir.

    Spor yaşamı:

    5,5 yaşında iken Ankara'da buz pateni yapmaya başladı. İlk defa 8 yaşında Hollanda'daki uluslararası bir yarışmada milli sporcu oldu. Sözkonusu yarışta 13 yaş ve altındaki sporcuların yarıştığı klasmanda 5. oldu, sonraki yıllarda aynı yarışta defalarca birinciliği elde etti.

    1995 yılında Ankara’da düzenlenen Balkan Şampiyonası’nda birinci olarak Türkiye’ye ilk defa Balkan birinciliği kazandırdı.

    Kanada Buz Pateni Federasyonu yetkilileri tarafından aldığı davet üzerine figür patenciliği alanında ilerleyebilmek için 1996’da annesi Sabite Karademir ve babası Tayfun Karademir ile birlikte buz pateninde dünyanın en ileri ülkelerinden birisi olan Kanada’ya yerleşti. Toronto kentinde öğrenimini sürdürürken bir yandan da dünyanın en iyi buz pateni eğitmenlerin ile çalışma firsatı buldu. 1999 yılının Haziran ayında belinden rahatsızlanması nedeniyle 1 yıl spora ara verdi, 2000 yılında tekrar spora döndü. Eski dünya ve olimpiyat şampiyonları Kanadalı Kurt Browning, Brian Orser, Elvis Stojko, İngiliz Steven Cousins, Robert Tebby ve Japon Takashi Honda'dan oluşan ekip tarafından çalıştırıldı. Kanada şampiyonasındaki başarılarıyla Kanada Figür Pateni Federasyonu’nun dikkatini çekti ve Kanada Milli Takımı’na girmeyi başardı, ancak Türkiye’yi temsil etmeyi tercih ederek takımı bıraktı.

    2001 yılında yarışmaya gitmek için yola çıkmak üzereyken ayağını burkması nedeniyle Kış Olimpiyatlarına katılamadı. Bunun basit bir burkma olmadığı, bileğinin kırıldığı anlaşıldı. İyileşmesi 2 yılını aldı.

    2004 yılında Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’nda ilk elemeleri geçmeyi başardı. Ancak ikinci elemelerde takıldı.

    2005 yılında Avrupa Şampiyonası’nda serbest programda yarışan ilk Türk sporcusu oldu. Bu şampiyonada kısa programda 37 patenci arasında 21'nci oldu; ilk 24 patenci arasında yer aldığı için 29 Ocak Cumartesi günü yapılan serbest program yarışmasına katılma hakkını elde etti. İkinci sırada piste çıkan Tuğba, serbest programda 17. oldu. Kısa ve serbest program sonunda toplam 106.98 puan alarak genel klasmanda 19. oldu.

    Ocak 2006’da Avrupa Artistik Patinaj Şampiyonası’nda 13. oldu.Bu kendisinin, o zaman için, en iyi derecesi anlamına da geliyordu.

    2006 Kış Olimpiyatları’na Türkiye adına katılan Tuğba Karademir, buz pateni yarşmasının tek Türk sporcusu oldu. Kısa programda 29 sporcu arasinda ilk 24'e girerek (22.) serbest dalda yarışmaya hak kazandi. Serbest dalda 21. ve toplamda 21. oldu.

    2006 Dünya Artistik Patinaj Şampiyonası'nda, elemelerde 26., kısa programda 21., elemelerle kısa program toplamında 22., serbest programda 16. ve son toplamda 18. oldu. Dünya 18.'si olduğu için, ISU tarafından belirlenecek iki Grand Prix yarışmasına katılmaya hak kazandı. Tuğba Karademir, Dünya Şampiyonası'nda, kısa program, serbest program ve kısa programla serbest program toplamı olmak üzere, sırasıyla, 44.47, 89.84 ve ikisinin toplamı olan 134.31 ile, bugüne kadar kendisine ait (ve Türkiye'ye ait) en iyi puanlarını topladı ve en iyi derecesini elde etti. Böylece, Türkiye adına Dünya Artistik Patinaj Şampiyonası'nda serbest programa katılıp ilk 20'ye girme başarısını gösteren ilk Türk sporcu oldu. Tuğba Karademir, 2006 yılındaki bu başarılarıyla, ISU Grand Prix Yarışmalarına katılma hakkını kazanan ilk Türk artistik buz pateni sporcusu olma başarısını da göstermiş oldu.

    2007 yılına Üniversite Kış Oyunları ile başladı. Bu yarışmada toplam 107.53 puan elde eden Tuğba, genel klasmanda 14.lüğe oturdu.

    2008 yılında Slovakya'nın başkenti Bratislava'da düzenlenen Ondrej Nepela Memorial turnuvasında yarıştı ve toplam 122.11 puanla 2. sırayı aldı ve Türkiye uluslararası plandaki 2. madalyasını kazandırdı.[2]

    Tuğba 2009-2010 sezonu için iki yeni program hazırladı. Kısa programda "Bazaar İstanbul" albümünden oluşan bir derleme ile kayacak ve koreografiyi Kurt Browning yaptı. Tuğba serbest programı için "Tango de Exilados" müziği seçti. Serbest program kareografisini ise Romain Haguenauer hazırladı. Bu iki programın kıyafetlerini ise Tuğba, annesi ile birlikte tasarladı.

    Tuğba, 2010 Avrupa Artistik PatinajŞampiyonası'nda kısa programda kariyerinin en yüksek puanını elde etti. Kısa programda toplam 533.88 puan aldı.

    Tuğba, 2010 Vancouver Kış Olimpiyatı oyunlarında 24.02.2010 tarihinde yapılan kısa program elemelerinde 50.72 puan elde ederek 21. oldu ve 25.02.2010 (TSI 26.02.2010 sabaha karşı) tarihinde yapılan Serbest Programa katılma hakkını kazandı, serbest programda 24. oldu.

    2010 Mart' ta amatör sporu bırakarak yarışma kariyerini noktalamıştır.


    Kaynak: Vikipedia
    gogeselam and Elfida like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  4. #54
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Ayşe Afet İnan (Uzmay) (d. 30 Ekim 1908, Selanik - ö. 7 Haziran 1985, Ankara), Türk öğretmen, tarihçi ve sosyoloji profesörü. Atatürk’ün manevi kızıdır.

    Cumhuriyetin ilk tarih profesörlerinden birisi olan Afet İnan, yıllar boyu kurucuları arasında yer aldığı Türk Tarih Kurumu'nun astbaşkanlığını yapmıştır. Türk Tarih Tezi’ni ortaya koyan tarihçiler arasında yer alır.

    Yaşamı:
    Ailesi ve öğrenimi:
    30 Ekim 1908 günü Selanik’in Doyran ( Doirani) kasabasında doğdu. Babası orman memuru İsmail Hakkı Bey (Uzmay), annesi Doyran Müderrisi Emrullah Efendi’nin torunu olan Şehdane Hanım’dır. Ailesi Balkan Savaşları’ndan sonra Anadolu'ya geçti.

    Afet İnan, ilköğrenimine Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde başladı. Annesini 1915 yılında veremden yitirdi. Öğrenimini Ankara ve Biga'da sürdürdü, 1920'de altı yıllık ilkokul diplomasını aldı. Aile 1921'de Alanya'ya taşındı. Afet Hanım, 1922'de Elmalı'da öğretmenlik ehliyeti aldı ve Elmalı Kızokulu'na başöğretmen olarak atandı. Babasının görevi nedeniyle sürekli yer değiştirdi; 1925 yılında Bursa Kız Muallim Mektebi’ni bitirerek İzmir'de Redd-i İlhak İlkokulu'nda göreve başladı. Atatürk ile tanışması sonucu ileriki yıllarda öğrenimine devam etme fırsatı buldu.

    Atatürk ile tanışması ve öğretmenlik yılları:
    Afet Hanım, 1925 yılında Redd-i İlhak İlkokulu'nda yeni göreve başladığı sırada bir çay ziyaretinde cumhurbaşkanı Atatürk ile tanışma fırsatı buldu. Annesinin ailesinin Selanik'in Doyran kasabasından olması nedeniyle cumhurbaşkanının ilgisini çekti ve Atatürk ertesi gün ailesiyle tanıştı. Gazi Paşa'ya öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmek istediğini açıklamış olan Afet Hanım, kısa bir süre sonra Ankara'ya atandı. Bakanlığın izniyle İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmek için gönderildi.

    1927'de yurda döndüğünde bir süre Fransız Kız Lisesi’nde öğrenim gördü. Bu arada ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek öğretmenlik belgesini aldı ve Ankara Musiki Muallim Mektebi’ne Tarih ve Yurt Bilgisi öğretmeni olarak atandı (1929-1930). Göreve başladığı zaman, yurt bilgisi için okutacağı kitabı Atatürk yetersiz bulmuştu. Bunun üzerine Fransız Kız Lisesi'nde okuduğu Instruction Civique adlı kitaptan çeviriler yaptı. Afet Hanım'ın çevirileri, Tevfik Bıyıklıoğlu'nun Almanca eserlerden yaptığı çeviriler ve bizzat Atatürk'ün bazı konularda yazıları birleştirilerek Vatandaş İçin Medenî Bilgiler kitabı oluşturuldu. Kitap, ortaokullarda ders kitabı olarak okutuldu ve 1935 yılına kadar çeşitli defalar basıldı. 1933'ten sonra öğretmenliğe Ankara Kız Lisesi'nde devam etti.

    Kadınlara Siyasi Hakların Tanınması:
    Kadın hakları üzerinde çalışmaya ilgi duyan Afet Hanım, Atatürk'ün isteği üzerine 3 Nisan 1930'da Türk Ocağı'nda Türk kadınlarının seçim haklarına ilişkin bir konferans verdi. Bu konferans, Afet İnan'ın verdiği ilk konferanstı. Bu konferans için zamanın en ünlü hatibi Hamdullah Suphi Bey'den dersler alan Afet Hanım'ın giyeceği elbiseyi bizzat Atatürk çizmiş ve gömleği için kendi pırlanta kol düğmelerini hediye etmişti

    Türk Tarih Kurumu Kuruculuğu:
    Atatürk, kendisinden Türk Ocakları Yasası’nın 2. ve 3. maddelerinin açıklanması konusunda çalışma yapmasını isteyince Afet Hanım 27 - 28 Nisan 1930 tarihlerinde gerçekleşen Türk Ocakları Kongresi'nde Aksaray delegesi olarak söz aldı; Türk Ocaklarının amacını, işlevini açıklayan bir nutuk okudu ve sonradan Türk Tarih Tezi olarak nitelenecek bir tezi dile getirdi ve Türk tarih ve medeniyetini bilimsel olarak incelemek üzere bir heyet kurulması için önerge verdi. Bu önerge üzerine kongreden sonra oluşturulan Türk Tarih Heyeti'nin 16 kişilik kurucu üyeleri arasında yer aldı.

    Türk Ocakları Atatürk’ün emriyle 10 Nisan 1931'de kapatıldıktan sonra heyet, aynı kurucularla dernek olma kararı alarak ve Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adını almış; 3 Ekim 1935'te ise adı Türk Tarih Kurumu olmuştur. Afet Hanım, 1935-1952 ve 1957-1958 yılları boyunca kurumun astbaşkanlığını yaptı.

    Tarih Alanında Çeşitli Çalışmaları :
    Türk Tarihinin Ana Hatları:
    Afet Hanım, heyetin kurulmasından sonra Türk Tarih Heyeti'nin bilimsel çalışmalarına katıldı. Heyet, Türk Tarih Tezi'nin temelini oluşturacak Türk Tarihinin Ana Hatları adlı kitabı kaleme aldı. 1931-1941 yılları arasında liselerde okutulan kitabın yazımında Afet Hanım da yer aldı.

    Piri Reis Haritası:
    1929'da Topkapı Sarayı'nı müzeye dönüştürme çalışmaları sırasında bulunan Pir-i Reis haritasını inceleyen Türk Tarih Cemiyeti heyetinin içinde yer aldı ve haritanın dünyada tanıtılmasına çalıştı.

    Mimar Sinan’ın Kafatası:
    1930’lu yılların başlarında “Türk ırkının kafatasını tespit etme” çalışmaları yürüttü. Bu çalışmalar doğrultusunda Türkiye’nin pek çok yerinde mezarlar açıldı ve kafatasları ölçüldü. Tarihçiler arasında Mimar Sinan’ın Türk mü yoksa Ermeni veya Rum asıllı mı olduğu konusunda tartışma çıkınca Afet Hanım, Türk olduğunu iddia etti ve mezarının açılarak kafatasının ölçülmesini, sonucun Atatürk’e sunulmasını önerdi.Tartışmaları izleyen Atatürk ise bir kâğıt üstüne Sinan’ın bir heykelinin yaptırılmasını istediği notunu düşerek Mimar Sinan’a sahip çıkmıştı (2 Temmuz 1935) (Bakınız: Mimar Sinan Anıtı).

    1 Ağustos 1935 günü bu ölçüm yapıldı ve sonuç Mimar Sinan'ın brakisefal kafatasına sahip olduğunu gösterdi.

    DTCF'de İlk Ders :
    9 Ocak 1936 günü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin açılışında Türk Tarih Kurumu asbaşkanı sıfatıyla ilk dersi verdi. Kültür Bakanlığı kendisine fakültede öğretim üyeliği önerdi ancak o, bunu ancak yüksek öğrenim gördükten ve yüksek lisans yaptıktan sonra kabul edebileceğini bildirdi.

    Akademik Yaşamı:
    Afet Hanım, Avrupa'daki pek çok şehirde üniversite öğretim üyeleriyle görüşmeler yaptıktan sonra yüksek öğrenimini Cenevre'de yapmaya karar verdi. Cenevre Üniversitesi Sosyal ve Ekonomik Bilimler Fakültesi’nin Yakın Çağ ve Modern Tarih Bölümü’nde İsviçreli antropolog Eugene Pittard’ın öğrencisi oldu; "Türk Osmanlı devrinin ekonomik tarihi" adlı tezini sunarak Temmuz 1938'de lisans diplomasını aldı, Temmuz 1939'da ise doktorasını tamamladı ve sosyoloji doktoru ünvanını aldı. Tezinin ismi “Türk Halkının ve Türk Tarihinin Antropolojik Karakteri Üzerine” idi. Bu çalışma için Anadolu’da 64bin iskelet kalıntısı üzerinde inceleme yaptı[8]. Öğrenim yılları boyunca Cenevre ve Bükreş'te konferanslar verdi; Türk Tarih Kurumu kongrelerine bildiriler sunarak katıldı.

    Yurda döndükten sonra Ankara Kız Lisesi'nde derslerine devam etmesinin yanın sıra Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne doçent vekili olarak atandı. 1940 yılında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan Rıfat İnan ile evlenen Afet Hanım, 1942'de doçent, 1950'de profesör oldu.

    Afet İnan, 1950'den sonra Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi konularında Ankara Fen Fakültesi'nde, Hacettepe Üniversitesi'nde, Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi'nde, Ankara Harp Okulu'nda dersler verdi.

    1961-1962 yıllarında İngiltere'de incelemeler yaptı. 1955-1979 arasında da UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nda Türk Tarih Kurumu’nu temsil etti. Ankara Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrim Tarihi kürsüsü başkanlığını yaptı, 1977 yılında bu görevde iken kendi isteğiyle emekli oldu.

    Vefatı :
    Afet İnan 7 Haziran 1985 tarihinde 77 yaşında Ankara`da yaşamını kaybetti.

    Eserleri :
    Türk Tarihinin Ana Hatları (1930), Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları (1968), Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi (1947) gibi tarih ve sosyoloji çalışmaları yanında Atatürk’e ilişkin araştırmalar da yapan İnan, bunları Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler (1950) gibi yapıtlarla yayımladı.

    Kurucusu ve Üyesi Olduğu Dernekler:
    Türkiye’deki Dernekler :
    Türk Tarih Kurumu (kurucu ve yönetici)
    Çocuk Haklarını Koruma Derneği (kurucu)
    Türk Kadının Sosyal Hayatı Tetkik Kurumu
    Milli Kütüphane’ye Yardım Derneği


    Kaynak: Vikipedia
    Konu deniz köpüğü tarafından (08.Haziran.2012 Saat 09:55 ) değiştirilmiştir.
    ibrahimm_, Elfida and gogeselam like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  5. #55
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    İlk Türk Kadın Subay: Fatma Seher Hanım

    Fatma Seher Erden

    Fatma Seher Erden
    Takma adı Kara Fatma
    Doğum 1888
    Erzurum
    Ölüm 2 Temmuz 1955
    Bağlılığı Türkiye Cumhuriyeti
    Hizmet yılları 1919-1922
    Rütbesi Üsteğmen
    Savaşları/Çatışmaları Kurtuluş Savaşı
    Madalyaları İstiklal Madalyası
    Sonraki işi Emekli

    Kara Fatma (Fatma Seher Erden), (1888, Erzurum- 2 Temmuz 1955, İstanbul), Kurtuluş Savaşı kahramanı kadın asker. İstiklal Madalyası sahibidir.

    Yaşamı:
    1888’de Erzurum’da doğdu. Subay Derviş bey ile evlendiğinde Balkan Savaşı’na katıldı, askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaştı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde kendi ailesinden dokuz-on kadınla birlikte savaştı. Eşi Derviş Bey'in Sarıkamış'ta şehit olduğu haberini aldıktan sonra memleketi Erzurum'a döndü.

    1919'daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitti. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirildi. Aldığı talimatla İstanbul'a gitti, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. İzmir'in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir'e geçerek kurtuluşu için savaştı.

    300 kişiyi aşkın birliği ile I., II. İnönü Muharebesi, Sakarya Meydan Muharebesi ile Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde çarpıştı. Büyük Taarruz’un ilk günlerinde General Trikopis‘in birliğine esir düşmüşse de, kaçarak yeniden müfrezesinin başına geçti; Bursa'nın Yunan işgalinden kurtuluşunda rol oynadı. Bir keresinde, onbaşı olduğunda neredeyse sadece kadınlardan oluşan birliği ile düşmanın cephe gerisine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı toplam 25 esir askerle geri döndü.

    Savaştan sonra:
    Fatma Seher Hanım, çavuşluk rütbesiyle başladığı askerlikten üsteğmen rütbesi ile emekli oldu. Emekli maaşını Kızılay’a bağışladı.

    Savaştan sonra, kendisi ile birlikte savaşa katılan ve bir çatışmada elini ve akli dengesini yitiren kızı Fatma'nın çocuğunu sahiplendi. Torunuyla beraber İstanbul'da bir Rus manastırında yaşamakta iken tanınmış gazeteci Mekki Sait Esen kendisini buldu. Sait Esen'in kendisiyle yaptığı röportaj 1933 yılında Yedigün Dergisi'nde yayımlandı.

    Kars mebusu Tezer Taşkıran ve Rize mebusu Yusuf İzzet Akçal tarafından verilen önerge üzerine 1954 yılında TBMM kendisine yeni aylık tespit etti. Fatma Seher Hanım, 2 Temmuz 1955 günü İstanbul'da hayatını kaybetti, Kasımpaşa'daki Kulaksız mezarlığına defnedildi.

    Kaynak: Vikipedia
    Elfida, gogeselam and Ely like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  6. #56
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR


    Aslı Çakır Alptekin

    Aslıhan Çakır Alptekin (20 Ağustos 1985, Antalya), Türk orta mesafe koşucusu. Üsküdar Belediyespor sporcusudur. Spor eğitimini Kütahya Dumlupınar Üniversitesinde tamamlamıştır.

    2011 Yaz Üniversite Oyunları'nda 1500 metrede altın madalya, 2012 Dünya Salon Atletizm Şampiyonası'nda 1500 metrede bronz madalya kazanmıştır. Alptekin, Helsinki'de düzenlenen 2012 Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda 1500 metrede altın madalya kazanmıştır.

    Alptekin son olarak, Londra'da düzenlenen 2012 Yaz Olimpiyatları'nda 1500 metrede 4.10.23 derecesiyle birinci olarak altın madalya kazanmıştır. Bu madalya aynı zamanda Türkiye'nin olimpiyatlarda atletizm alanında kazandığı ilk altın madalyadır.
    gogeselam and Elfida like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  7. #57
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Süreyya Ağaoğlu

    Süreyya Ağaoğlu (1903, Şuşa - 29 Aralık 1989, İstanbul), Türk avukat ve yazar.

    Türkiye’nin ilk kadın avukatı ve kadın hakları savunucularındandır. Ünlü düşünür ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu'nun kızı, yazar ve siyasetçi Samet Ağaoğlu'nun kızkardeşidir.

    1903 yılında Azerbaycan’ın Şuşa kentinde dünyaya geldi. Babası, tanınmış düşünür, yazar ve siyasetçi Ahmet Ağaoğlu, annesi Sitare Hanım’dır. Beş çocuklu ailenin en büyük çocuğu olan Süreyya Hanım, eğitimci ve milletvekili Tezer Taşkıran'ın, mühendisi ve işadamı Abdurrahman Ağaoğlu'nun; siyasetçi, edebiyatçı ve hukukçu Samet Ağaoğlu'nun ve tıp doktoru Gültekin Ağaoğlu'nun ablasıdır.

    1910 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye göçtü. Babasının ideolojisi ve görevleri nedeniyle çocukluğu ve gençliği Türk Ocağı aydınları ve Mustafa Kemal Paşa’nın yakın dostları arasında geçti. 1920 yılında İstanbul Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1921 yılında, hukuk eğitimi görmek için Darülfünun’a başvurdu. Hukuk Fakültesi'ne başvuran ilk kız öğrenci olarak fakültenin kız öğrencilere açılmasında öncü rol oynadı. Beraberinde iki kız arkadaşını da (Melda ve Bedia Hanımlar) okula getirip Fakültenin kız öğrencilere açılmasını sağladı. 1925’te fakülteden mezun olduktan sonra Ankara'da Şurayı Devlet Tanzimat Dairesi'nde çalıştı. 5 Aralık 1927’de Ankara Barosu’na kaydoldu. 1928'de serbest avukatlık ruhsatını alarak, “Türkiye’nin ilk kadın avukatı” ünvanının sahibi oldu ve hayatı boyunca avukatlık mesleğini sürdürdü. 1936 yılında Ankara Barosu’ndan naklen İstanbul Barosu’na kayedildi.

    İngilizce ve Fransızca bilen Ağaoğlu, meslek yaşamı boyunca çok sayıda uluslararası konferansta Türkiye’yi temsil etti. 1946’daki girişimleri sonucu İstanbul Barosu’nun Beynelminel Barolar Birliği’ne üye olmasını sağladı. 1946-1960 arasında bu birliğin tek kadın yönetim kurulu üyesi olarak kaldı.

    1952’de "Milletlerarası Kadın Hukukçular Birliği’ne üye oldu. 1960 yılında Kadın Hukukçular Birliği’nin BM Cenevre Teşkilatı temsilcisi seçildi. 1980- 1982 Hukukçu Kadınlar Federasyonu ikinci başkanı oldu.

    1960 İhtilali’nin ardından Yassıada Mahkemeleri’nde yargılanan erkek kardeşi Samet Ağaoğlu’nun avukatlığını üstlendi .O dönemde kurulan, Ekrem Alican liderliğindeki Yeni Türkiye Partisi bünyesinde siyasi hayata atıldı ve partinin İstanbul il başkanı oldu.

    Önemli sivil toplum kuruluşlarının kurulmasında rol aldı. Bunların arasında 1996 -2000 yılında başkanlığını yaptığım Türk Hukukçu Kadınlar Derneği başta olmak üzere, Üniversiteli Kadınlar Derneği, Hür Fikirleri Yayma Derneği, Soroptimistler İstanbul Kulübü, Türk Amerikan Üniversiteliler Derneği, 1948 de kendi kurduğu Çocuk Dostları Derneği bulunmaktadır.

    Londra’da Gördüklerim ve Bir Hayat böyle Geçti adlı kitaplarıyla çeşitli hukuki makalelerinin yazarıdır.

    1950'li yılların başında, Alman hukukçu Werner Taschenbreker ile evlenen Süreyya Ağaoğlu’nun evliliği 1960'lı yıllarda son buldu, çocuğu olmadı.

    Süreayya Ağaoğlu, 29 Aralık 1989'da İstanbul’da katıldığı “Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma” konulu bir panelden ayrılırken düşüp beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetti.

    Aile fotoğrafları, mektupları, gazete küpürleri gibi belgelerden oluşan özel arşivi, İstanbul’daki Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde‘’ bulunmaktadır.



    Kaynak: Vikipedi
    gogeselam and Elfida like this.


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  8. #58
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    HALET ÇAMBEL

    Halet Çambel (27 Ağustos 1916, Berlin), Türk arkeolog ve Olimpiyatlarda Türkiyeyi temsil ilk kadın sporcu.

    Almanya'da askeri ataşelik görevi yapan ve Atatürk'ün yakın arkadaşlarından Hasan Cemil Bey (Hasan Cemil Çambel) ile dönemin Berlin Büyükelçisi 'nin kızı Remziye Hanım'ın üçüncü çoçuğu olarak 27 Ağustos 1916'da dünyaya geldi. I. Dünya Savaşı sonrasında anne babası ile bir süre İsviçre ve Avusturya'da yaşadıktan sonra 8 yaşında dilini çat pat konuştuğu Türkiye'ye geldi.

    Ortaokul ve liseyi Arnavutköy Kız Koleji'nde okudu. Sanat tarihi öğretmeninin etkili anlatımı ve İstanbul'un tarihi mekanlarına düzenlediği geziler lise yıllarında onu derinden etkiledi. Bu arada eskrim sporunda ustalaştı ve ardından Paris Sorbonne Üniversitesi'nde arkeoloji okudu. Eskrim dalında 1936 Yaz Olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil etti ve Suat Fetgeri Aşeni ile birlikte olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu oldu. 1940'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde asistan olan Çambel, doktorasını da aynı üniversitede yaptı. Ardından iki yıl Almanya'da Saarbrücken Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra o dönemde Tan Gazetesinde çalışan bir gazeteci-yazar olan Nail Çakırhan (mimar kimliğini sonradan edinmiştir) ile tanıştı ve bir süre sonra evlendiler.

    1950'lerin başında o dönemde Adana (il)'inin bir ilçesi olan, günümüzde Osmaniye (il)'ine bağlı Kadirli yakınlarındaki Karatepe Hitit siti ile karşılaşması kariyerini belirleyici gelişme oldu.

    2005 yılında * Hollanda devletinin kültür ve kalkınmaya hizmet edenlere verdiği Prens Claus ödülünün sahibi oldu. 50 yıldan fazla bir zamanını prehistorya ve arkeolojiye adamıştır.


    Kaynak: Vikipedi


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

  9. #59
    En Dost Üye deniz köpüğü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mart.2011
    Mesajlar
    7.364

    Standart Cevap: ÖNCÜ KADINLAR

    Rosalind Franklin

    Rosalind Elsie Franklin (d. 25 Temmuz 1920, Londra, ö. 16 Nisan 1958, Londra) DNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulunan İngiliz biyofizikçi ve kristallografçısı.

    En çok Watson ve Crick'in DNA'nın yapısını keşfetmelerinden önce yaptığı X ışını kırınımı çalışmalarıyla ve öne sürdüğü hipotezlerle tanınmıştır. Daha sonra ise tütün mozaik virüsü ve polio virüsler için yaptığı araştırmalarla dikkat çekmiştir. 1958'de zatürre ve takiben karsinomatozis ve yumurtalık kanserinden hayatını kaybetmiştir.


    Hayatı:

    Rosalind Elsie Franklin 25 Temmuz 1920'de Londra'da doğdu. O dönemde İngiltere'de bulunan kız okulları içinde fizik ve kimya eğitimi veren nadir okullardan birinde çalışkanlığı ve bilgisiyle ön plana çıkıyordu. Rosalind, 15 yaşına geldiğinde gelecekte ne olacağıyla ilgili fikri kesinleşmişti artık: O, bir bilim kadını olmak istiyordu. Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı. Babası, kızının yüksekokula gitmesine karşıydı. Kızını okutmak yerine onun, yardım kuruluşları için çalışan bir sosyal güvenlik uzmanı olması gerektiğini düşünüyordu. Ne var ki kızının ısrarlarına dayanamayacak ve yumuşayacaktı. Babasının okuması için izin vermesinin ardından Rosalind Franklin, 1938 yılında Cambridge'de bulunan Newnham Koleji'ne girdi. Burada fiziksel kimya öğrenimini tamamladıktan sonra 1941'de mezun oldu.

    Okuldan mezun olduğunda iş yaşamı onu bekliyordu. Mezun olduğu 1941 yılında okulunun mezunlar derneğinde çalıştıysa da bir yıl sonra buradan ayrılıp İngiliz Kömür Değerlendirme Araştırmaları Birliği'ne girdi. Burada kömürün soğurma özelliklerine ilişkin çalışmalarda yer aldı. Kömür ve grafitin mikro yapılarına ilişkin çalışmaları sonradan yapacağı doktorasının temelin oluşturuyordu. Çalışmalarını titizlikle sürdürdü ve 1945'te Cambridge Üniversitesi'nden fiziksel kimya dalında doktora derecesi aldı.


    Kariyeri:

    Avrupa'da II. Dünya Savaşı sona ermiş, yıkım dolu günlerin ardından bilimsel çalışmalar yeniden hız kazanmaya başlamıştı. Rosalind Franklin, Cambridge'te geçirdiği yılların ardından geldiği Fransa'da, çok üretken üç yıl geçirecekti. 1947-1950 yılları arasında Paris'te Jacques Mering ile birlikte Devlet Kimya Hizmetleri Merkez Laboratuvarı'nda X ışınları kırınımı yöntemi üzerinde çalıştı. Bu yöntemle, bir maddenin atomlarına X ışınları kullanarak baktığınızda onların kristal yapısını görebiliyordunuz. Bu çalışmaların etkisiyle, ısıtılan karbonlarda grafit oluşumundan kaynaklanan yapısal değişiklikleri araştırarak kok kömürü sanayii ve atom teknolojisi açısından değerli bulgular elde etti.

    Rosalind Franklin, 1951'de yeniden İngiltere'ye döndü. Londra'da Kings kolej'a bağlı laboratuvarlarda John Randall'la birlikte çalışacaktı. Burada, ileride Nobel Ödülü alacak Maurice Wilkins ile tanıştı. Her ikisi de DNA üzerinde çalışmalarına karşın iki ayrı ekipte, iki ayrı proje üzerine çalışıyorlardı. John Randall, Franklin'e DNA üzerinde çalışmasını söylemişti. Genç bilim kadını, burada Fransa'da öğrendiği X ışınları kırınım yöntemini kullanarak DNA'nın yoğunluğunu, sarmal biçimini ve başka önemli özelliklerini saptadı. 1951'den 1953'e dek süren çalışmaları sırasında Rosalind Franklin'in konumu erkek meslektaşlarının yanında sönük kalmıştı. O dönemde bilim kadınlarının çok fazla ön plana çıkmaması önemli ölçüde erkeklerin kadınlara önyargıyla bakmasından kaynaklanıyordu. DNA sarmalına ilişkin çalışmalarından yararlanan ve bu çalışmalarıyla Nobel Ödülü alan James Watson ve Francis Crick, çalışmalarına öncülük eden kişi olan Franklin'den çok Wilkins'in adını anıyorlardı.

    Rosalind Franklin, 1953 - 1958 yılları arasında çalışmalarını Londra'daki Brickbeck Laboratuvarları'nda sürdürdü. Buradaki çalışmaları sırasında artık kömür üzerinde yaptığı çalışmaları tamamlamıştı. Yeni görev yerinde Franklin, tütün mozaik virüsünün moleküler yapısını inceliyordu. Bu virüsteki ribonükleik asitin (RNA), virüsün ortasındaki boşlukta değil, protein bölümü içinde bulunduğunu ve gelişmiş canlıların DNA'sında olduğu gibi ikili değil, tek kollu sarmal olduğunu gösteren çalışmalara katıldı.

    25.07.2013 tarihinde arama motoru Google tarafından hazırlanan özel doodle ile 93. doğum günü anılmıştır.


    Nobel Ödülü:

    1956 yılının yaz aylarında Rosalind Franklin kanser olduğunu öğrendi. İki yıldan kısa bir sürede 16 Nisan 1958'de henüz 37 yaşındayken yaşama gözlerini yumdu. 1962 yılında Watson, Crick ve Wilkins DNA çalışmalarından dolayı Nobel Ödülü alırlarken Franklin'in adı bile anılmadı. Buna, kimi çevreler ölmüş kişilerin ödüle aday gösterilemeyeceği nedenini gösterdiler, kimileriyse Franklin'in hakkının yenildiğini söylediler. Her ne olursa olsun bugün bilim çevreleri, DNA çalışmaları üzerinde Rosalind Franklin'in önemli katkıları olduğunu ve öncü çalışmalar yaptığını kabul ediyor.




    Kaynak: Wikipedia


    Uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede bir ”Ben” bir yere gidiyorum delice… Aklımda “Sen”..


    -Özdemir Asaf-

Benzer Konular

  1. Kadinlar..:)
    Konu Sahibi al-yazmali Forum Kadınca
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 02.Mayıs.2012, 15:46

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi