Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Sayfa 1 Toplam 6 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 54 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 10 arasi kadar sonuc gösteriliyor
Like Tree26Likes
dqw
  1. #1
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Icon4 Yalnız değilsiniz! (Kadına Şiddete Son)




    Sığınaklar kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin en önemli araçlarıdır. Kadın ve çocukların şiddetten uzak yeni yaşam alternatifleri oluşturabilmelerini, bunun için güçlenmelerini sağlar. Bu amaçla açılmalı ve düzenlenmelidir.

    Bilindiği gibi Mor Çatı Türkiye'de kadına yönelik şiddete karşı mücadele amacıyla kurulan ilk örgütlenmedir. Kurulduğundan beri de sığınakların uluslararası standartlara uygun yürütülmesi için model oluşturmaya çalışıyor. 20 yıllık süre içinde birçok yasal düzenleme yapıldı. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelenin bir devlet politikası olacağı söylendi. Başbakanlığın 2006/17 sayılı genelgesi önemli yasal düzenlemelerden biri ve devletin ilgili bütün kurumlarına, özel idarelere de sorumluluk yüklüyor.

    Beyoğlu Kaymakamlığı sorumluluğunu yerine getirip Eylül 2005'te Mor Çatı ile sığınak açılması ve yürütülmesi konusunda bir protokol imzaladı. Finansal destek Dünya Bankası tarafından sağlanıyordu. Bu protokol, alandaki bilgi ve deneyimi bilinen bir kadın örgütü ile devlet kurumunun doğrudan bu konu ile ilgili olarak yaptığı ilk işbirliği idi. Biz, Mor Çatı olarak birçok zorluğa karşın protokolün gereklerini yerine getirdik. Proje, Dünya Bankası tarafından örnek proje seçildi, ödüllendirildi. Ancak projeler sürelidir. Kadın örgütleri olarak bunu yıllardır vurguluyoruz. Asıl olan kadına yönelik şiddetle mücadelenin önemine inanıyorsa devletin bunun için gerçekçi kaynak ayırmasıdır. Para ve bütçe konuları da politik konulardır ve politik seçimlerdir.



    Kadınlar omuz omuza sıralandıklarında aradan kimse geçemez. (Linda Mcfarlane)






    Bu da geçer, Ya Hû!

  2. #2
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Yalnız değilsiniz!

    Mor Çatı`dan Çocuk İstismarıyla Mücadele Rehberi
    Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, hazırladığı bültende, Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez`in 14 yaşındaki bir çocuğu istismar etmesiyle yeniden gündeme gelen çocuk istismarı konusundaki sorulara açıklayıcı yanıtlar veriyor.


    Çocuk istismarı nedir?


    Cinsel istismar, çocukların bir yetişkin tarafından cinsel uyarı ve tatmin amacıyla kullanılmasıdır. İstismar aile içinde gerçekleştiğinde ensest veya aile içi cinsel istismar olarak adlandırılır.
    Çocuklara cinsel istismarda bulunan kişiler çoğunlukla onları şekerle kandırmaya çalışan yabancılar değil, çocuğun tanıdığı, güvendiği, hatta sevdiği aile içinden veya dışından yakınlarıdır.


    Ensest çok yaygın olmasına rağmen birçok durumda gizli kalır, çünkü çocuklar bunu açıklamakta güçlük yaşar. Ayrıca açıkladıklarında da toplumumuzda aileye atfedilen değerler nedeniyle genelde ensestin üzeri örtülmeye çalışılır, suçluların ceza alması önlenir.


    Birçok ülkede yapılan çalışmalar ve Mor Çatı`nın görüşme yaptığı kadın ve çocuklardan elde etmiş olduğu bilgiler, her dört çocuktan birinin aile içinde cinsel istismar yaşadığı yönünde.


    Çocuklara yönelik cinsel istismar biçimleri


    Fiziksel taciz, tecavüz, çocuk pornografisi, sözel olarak ya da mimiklerle cinsel imada bulunmak, cinsel ilişkiye tanıklık etmeye zorlamak, pornografik yayın göstermek, seks işçiliğine teşvik etmek, potansiyel çocuk istismarcılarıyla bağ kurmaya teşvik etmek.


    Bebeklik döneminden ergenlik dönemine kadar her yaş ve cinsiyette çocuk


    istismara maruz kalabilir; en sık görüldüğü yaşlar 6-10 yaş dönemidir.


    Cinsel istismar yaşayan çocuklar genellikle şu istismar türlerine de maruz kalmaktadırlar:


    Fiziksel istismar: Çocukların bileklerini incitmek, fiziksel şiddet uygulamak, belirli cezalandırma tipleri.


    Duygusal ve psikolojik istismar: Sevgi ve ilgi göstermemek.


    İhmal: Yiyecek, barınma, sağlı bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, terk edilmeleri.


    Şiddete tanık olma: Aile içindeki diğer şiddet türlerini izlemiş olmaları.


    Ne yapmalı?


    Çocukların cinsel istismarı suçtur ve bununla ilgili polis, sosyal hizmet görevlileri gibi kişi ve kuruluşların sorumlulukları bulunur. Ancak istismarın önlenmesinde birçok yetişkin de olumlu rol oynayabilir. Cinsel istismara tanık olup sessiz kalmak, suça ortak olmak anlamına gelecektir.


    Öğretmenler, sağlık çalışanları istismarın önlenmesinde rol oynayabilecek meslek gruplarının başında gelir. Toplumda genel olarak oluşacak farkındalık komşu, arkadaş gibi yetişkinlerin harekete geçmesini de sağlayacaktır. Ayrıca çocuklara kendi bedenlerine saygı gösterilmesini, yetişkinlerin ise çocukları dinlemeyi ve onlara inanmayı öğrenmesi atılacak olumlu adımlardır.


    Çocuklar cinsel istismar konusunda nadiren yalan söyler. Kuşkulu durumlarda araştırmaktan vazgeçmeyin. Yalan söylediğinin ortaya çıktığı çok özel durumlarda bile, onu yalan söylemeye yönlendiren, zorlayan bir başka yetişkinlerin olabileceğini biliyoruz. Bu da bir şiddet türü olarak kabul edilmektedir.


    Cinsel istismarı açıklayan bir çocuğa bağırıp çağırmadan, onu korkutmadan, suçlamadan, yargılamadan, utandırmadan yaklaşmalı, onu dinlemeli ve ona inandığınızı ve yaşananların onun suçu olmadığını söylemelisiniz. Verdiğiniz tepkilerin çok aşırı olması, bağırmak, aşırı ağlamak, aşırı öfke onu suçlu hissettirecek ve korkutacaktır.


    Çocuk istediği sürece onunla konuşmaktan çekinmeyin.


    Yaşadığı istismarı tekrar tekrar konuşmak zannedildiği gibi onun unutmasına engel olmayacak, yaşadıklarıyla daha iyi baş etmesine ve daha sağlıklı bir şekilde çözümlemesine yardımcı olacaktır.


    Çocuğunuzun cinsel istismara uğradığından şüpheleniyorsanız ya da bunu öğrenmişseniz üzerinde mutlaka durmalı, profesyonel destek almalısınız.


  3. #3
    Onursal Üye Azecan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ocak.2009
    Yaş
    77
    Mesajlar
    336

    Standart Ynt: Yalnız değilsiniz!

    Mor Çatı `Şiddete Karşı Anlatılar` Kitabını Tanıttı
    Şiddete uğramış ve yolu Mor Çatı`yla buluşmuş 15 kadınla yapılan görüşmeleri içeren kitabın yazarlarından Sirman `kitabın vakfın geçirdiği dönüşümü gösterdiğini` söyledi. Aral, kitabı özgürlük mücadelesi yürüten kadınlar için önemli bir kaynak olarak niteledi.
    Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı şiddete uğradığı için çeşitli zamanlarda vakfa başvurmuş 15 kadınla yapılan görüşmelerden oluşan `Şiddete Karşı Anlatılar` kitabını düzenlediği bir kokteylle tanıttı.


    Beyoğlu`ndaki Cafe 17`de yapılan tanıtım kokteylinde `Ayakta kalma ve dayanışma deneyimleri` alt başlıklı kitabın yazarları yaptıkları görüşmelerin kendilerine neler hissettirdiklerini anlattılar.


    Bu kitaba katılmasının görev olduğunu ifade eden İnci Aral şöyle konuştu:


    `Çünkü erkek egemen toplumlarda kadınlar tek başına yola çıkıyorlar. Ancak bu tek başınalık dayanışmayla aşılıyor. Biz kadınlar kendi kendimizi kurtarıyoruz. Kadının üzerinde olumsuzlukların yaşandığı bugünlerde bu dayanışmaya daha çok ihtiyacımız var.`


    Aral, `35 yıldır kadınları yazıyorum. İçimizdeki duvarları yıkmadan özgürleşmeyeceğiz. Bu kitapla bunu söylemek istedim` dedi.


    15 kadın, 15 hikaye


    Necla Akgökçe, İnci Aral, Handan Çağlayan, Ayşe Düzkan, Siren İdemen, Müge İplikçi, Şebnem İşigüzel, Karin Karakaşlı, Handan Koç, Pınar Öğünç, Hande Öğüt, Yasemin Öz, Nükhet Sirman, Tuğba Tekerek ve Candan Yıldız`ın yaptığı görüşmelerden oluşan kitapta Meltem Ahıska`nın değişik dönemlerde Mor Çatı`da gönüllü olarak çalışmış üç kadınla yaptığı söyleşi de yer alıyor.


    Kitabın sunuş yazısını yazan Dr. Şirin Tekeli kitabın şiddet gören kadınlarla `kurtulmuş` dediğimiz kadınlarını buluşturarak birbirleriyle gerçek bir empati kurmalarını sağladığını, bunun da şiddete karşı kadın isyanını ortak bir dile dökülmesini sağladığını söylüyor.


    Kendisini Mor Çatı`nın bir parçası olarak gördüğünü belirten kitabın yazarlarından Sirman, gecede yaptığı konuşmada `kitapla birlikte Mor Çatı`nın nasıl bir dönüşüm geçirdiğini anladığını` anlattı.


    Şiddet gören bir annenin kızıyla yaptığı görüşmeden çok etkilendiğini ifade eden Tekerek, `her hikaye şaşırtıyor. ben erkek şiddetini bir çocuğun gözünden gördüm. Ve anne-kız dayanışmasının erkek şiddetini yenebileceğini anladım` dedi.


    1987`deki Dayağa Karşı Yürüyüş`ten bahseden Düzkan kitap için görüştüğü kadının ardından `iyi ki feminist olmuşum` dediğini iletti.


    Mor Çatı bağımsız bir sığınak için kampanya başlatacak


    `Feminizmin geçtiğimiz yüz yılın küçük bir adımı olduğunu anladığını` kaydeden Çağlayan da ibrenin kadınlardan yana dönmesi için daha çok mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.


    Öz, `Hikayelerini dinlediğimiz kadınlar gibi benzer tecrübelerle feminizmle tanıştığını` aktarırken, Mor Çatı`dan Nazan Eroğlu Beyoğlu Kaymakamının ve bağlı olduğu kurumların Mor Çatı`ye ödenek vermemesini hatırlatarak `31 Aralık`tan beri bir sığınağımız yok` dedi.


    Bunun nedeninin çok açık olduğunu ifade eden Eroğlu`bizden kurtuluş yok` diyerek kadınlara ait, bağımsız bir vakıf kurmak için bir kampanya başlatacaklarını duyurdu.


    `Şiddete Karşı Anlatılar-Ayakta kalma ve dayanışma deneyimleri` isimli kitabı Mor Çatı`dan edinebilirsiniz. (BÇ)


    * Mor Çatı, Katip Mustafa Çelebi Mah. Anadolu Sok. No:23 D:7-8 Beyoğlu / İstanbul

    Alıntı: http://www.tumgazeteler.com/?a=4573959

  4. #4
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Ynt: Yalnız değilsiniz!





    Türkiye'nin ilk "Genç Kadın Sığınma Evi" açıldı
    Genç Kız Sığınma Evi Derneği tarafından üç yıllık bir çalışmanın sonucunda hayata geçen projeyle, şiddete maruz kalmış tüm genç kızlara yaşayacakları bir evin yanı sıra eğitim ve sağlık hizmeti imkanı da sağlanacak

    Türkiye’nin ilk genç kadın sığınma evi Güneş 1, Genç Kız Sığınma Evi Derneği tarafından, İstanbul Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ve Kadıköy Kaymakamlığı’nın da desteğiyle hayata geçirildi. Genç Kız Sığınma Evi Derneği Başkanı Uğur İlhan, şiddete maruzs__ginma_ev.jpg kalmış tüm genç kızlara yaşayacakları bir evin yanı sıra eğitim ve sağlık hizmeti imkanı da sağlanacağını da belirtti.
    Aile içerisinde evlenmeden baba evinde şiddet yaşayan, evlendirilmek istenen ya da okumak isteyip de ailesi tarafından engellenen, aile içi cinsel taciz gören genç kızlar için destek eli uzatan bir kurum olarak faaliyete geçen Türkiye’nin ilk genç kadın sığınma evi Güneş 1, genç kızların yeni barınağı oldu. Üç yıldır Genç Kız Sığınma Evi Derneği’nin çatısı altında yaşayan 20 genç kız, Güneş 1’de yeniden bir aile ortamında yaşama fırsatına sahip oldu.

    Güneş 1 sığınma evine 18-25 yaş arası, yetiştirme yurdundan ayrılan ya da ailesi tarafından şiddet gören ve cinsel istismara uğrayan ve ya "töre" nedeniyle zor durumda kalan genç kadınlar başvurabiliyor..İstanbul'da, Kadıköy ilçe sınırları içinde Güneş adını verdiğimiz sığınma evi açılmıştır. Güneş'in adresi gizli tutulmaktadır. Güneş'te bir müdür, iki güvenlik görevlisi, iki yardımcı anne ve bir psikolog görev almaktadır.

    İstanbul'da Avcılar ve Taksim ile diğer şehirlerde de Güneş'lerin açılma çalışmalarına başlanmıştır.

    Güneş'te kalma süresi üç ay olarak belirlenmiştir. Güneş'te kalabilmek için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. tel:216 545 48 57 - 545 48 72






    Bu da geçer, Ya Hû!

  5. #5
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Yalnız değilsiniz!


    DÖRDÜNCÜ ve BEŞİNCİ DÖNEM BİRLEŞTİRİLMİŞ PERİYODİK ÜLKE RAPORU’ NA İLİŞKİN CEDAW- TÜRKİYE GÖLGE RAPORU

    CEDAW-TÜRKİYE YÜRÜTME KURULU




    ÖNSÖZ

    Bu rapor CEDAW-Türkiye Yürütme Kurulu (the Executive Committee for NGO Forum on CEDAW) tarafından görevlendirilen bir grup tarafından, hiçbir devlet desteği ve katkısı olmaksızın hazırlandı. Rapor’un temel dayanakları şunlardır:

    18-20 Nisan 2003’te Ankara’da yapılan CEDAW Sivil Toplum Forumu’nun genel oturumları ve 9 ayrı atölye çalışması ile elde edilen bilgi ve belgeler,

    CEDAW-Türkiye’nin organize ettiği eğitimlerde kazanılan bilgiler,

    Türkiye’nin 4. ve 5.Birleştirilmiş Ülke Raporu. (The 4th and 5th Combined Periodic Country Report for Turkey)

    CEDAW-Türkiye Yürütme Kurulu üyesi kuruluşların Kasım 2002’den sonra CEDAW’a odaklı çalışmaları şunlardır:

    Nisan 2003’te 81 ilden 450’yi aşkın kadın temsilcinin katılımıyla yapılan CEDAW NGO Forumu atölye çalışmaları tam metin olarak kitaplaştırılıp yayınlandı.

    BM ve Parlamentolararası Birlik’in ortak çalışması olan “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve İhtiyari Protokol Milletvekilleri El Kitabı” (The Handbook for Parlamentarians on the CEDAW and Its Optional Protocol) ile BMKP (UNDP)’nın “Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Yasal Mevzuatın Oluşturulması: Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Sağlamak ve Korumak” (Gender Aware Legislation in Central and Eastern Europe and in the Commonwealth of Independent States (CIS)) kitabı, BM’in özel izniyle Türkçeye çevrildi, yayınlandı ve Meclis Başkanı aracılığıyla Nisan 2004’te 550 milletvekiline ulaştırıldı.

    Altı milletvekili, kendilerine yaptığımız “CEDAW Şampiyonluğu” teklifini kabul etti.

    “Kadınlar İçin CEDAW ve İhtiyari Protokol Başvuru El Kitabı” hazırlanıp Eylül 2004’te yayınlandı.

    Türkiye Ülke Raporu’na (The 4th and 5th Combined Periodic Country Report for Turkey) ilişkin değerlendirme ve sorular hazırlanarak Temmuz 2004’te CEDAW Komitesi’ne gönderildi.

    2004’te yapılan Anayasa’nın eşitlik maddesi değişikliği ile TCK (Türk Ceza Yasası) değişikliğinin CEDAW doğrultusunda gerçekleştirilmesi amacıyla, Meclis’teki çalışmalar izlendi.

    Ankara, Kasım 2004



    CEDAW- YÜRÜTME KURULU’NA ÜYE OLAN KADIN ÖRGÜTLERİ



    Sekreterya: Uçan Süpürge

    Üyeler: :

    Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı

    Başkent Kadın Platformu

    Ev-Eksenli Çalışan Kadınlar Çalışma Grubu

    Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği (KA-DER)

    Kadın Dayanışma Vakfı

    Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği (KASAİD)

    KAZETE

    Türkiye Aile Planlaması Derneği

    Türk Kadınlar Birliği

    Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği- Ankara Şubesi

    Uluslararası Af Örgütü- Türkiye Şubesi

    Uluslararası Bahai Topluluğu, Türkiye Şubesi

    YASALAR VE KANUN ÖNÜNDE EŞİTLİK İLKESİ



    Bu da geçer, Ya Hû!

  6. #6
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Yalnız değilsiniz!

    "Kadına Yönelik Şiddete Son!" Kampanyası başlamıştır.
    Uluslararası Af Örgütü'nün 2010 yılına kadar devam ettireceği bu kampanyanın hedefi kadına yönelik şiddetin sona ermesi için bütün kadın ve erkekleri acilen harekete geçirmektir. Kadına yönelik şiddet durdurulmalıdır ve durdurulabilir. İnsan haklarını evlerimizin içine getirmek elimizde!

    Bu sayfayı düzenli olarak takip ederek kampanyaya katılabilirsiniz. Doğrudan çalışmalarımıza katılmak için üye olabilirsiniz. Kampanya ile ilgili iletişim için kadin@amnesty.org.tr adresine ya da kampanyaci.ofis@amnesty.org.tr adresine yazabilirsiniz.





    Bu da geçer, Ya Hû!

  7. #7
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Yalnız değilsiniz!

    Şiddet ve Çocuk


    Çocuk ve şiddetten bahsedilince, genellikle akla ilk olarak çocuğa uygulanan şiddet gelir. Oysa çocuk şiddete tanıklık ettiğinde de kendisine şiddet uygulanmış kadar zarar görür.

    Şiddet, bir insanın bir başka insana, isteği dışında fiziksel, sözel ya da cinsel olarak tahrip edici güç uygulamasıdır. Şiddet, yetişkinlerin ruh sağlığını ciddi biçimde tahrip ederken, çocuğun boyutları açısından bakıldığında, baş edilebilmesi çok daha zor bir olaydır. Dünya onlar için yeterince büyük ve zor iken, şiddet onların yaşama uyumlarını daha da güçleştirir. Son günlerde basında, bebeklere, çocuklara uygulanan şiddet olayları ile çok sık yüz yüze geldik, hepimizin yüreği burkuldu. Çaresiz, küçücük varlıkların maruz kaldıkları vahşet, biz yetişkinleri dehşete düşürdü. Onları, bu hale getiren yetişkinleri nefret ile kınadık. Bir kez daha, anne baba olmanın nasıl bir olgunluk düzeyi gerektirdiği ile yüz yüze geldik. Çocuklara uygulanan şiddetin başında fiziksel şiddet, dayak gelmektedir.

    Öfke kontrolü

    Dayak çoğunlukla, yetişkinin öfkesi sonucunda çocuğa uygulanır. Çocuğun yaptığı herhangi bir davranış, yetişkini öfkelendirir ve dayak gerçekleşir. Bazı anne babalar, dayağın çocuk eğitiminde gerekli olduğunu düşünürler. Çünkü, onlar da kendi anne ve babalarından öyle görmüşlerdir. Çocuklarını dövdükleri için hiç rahatsızlık duymazlar. Bazı anne babalar da dövdükten bir süre sonra yaptıklarından pişmanlık duyar, çocuğa sarılır, öper hatta özür dilerler. Çocuk, canı yandığı, incitildiği için öfke duyar ama bunu ifade edemez; çünkü, bunu ona yapan annesi babası ya da bir biçimde bağımlı olduğu bir başka yetişkindir. Onlara duyduğu sevgi ile onların ruhunda yarattığı hasarı birbiriyle uzlaştıramaz. Bunun sonucunda da öfkeyi kendine yöneltir. Çocuğun kendine duyduğu bu öfke, onun tüm yaşam alanlarına yayılır. Hissettiği olumsuz duygular, yaşama uyumunu zorlaştırır. Okulda, arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşamaya başlar.

    Bir eğitim aracı olarak kullanılan dayak, kısa bir süre için etkili olabilir. Dayak yediği andan itibaren kısa bir süre içinde çocuk istenmeyen davranışı yapmaz. Ancak, bir süre sonra çocuk, kendisini o davranışı yapmaya yönelten gereksinmeleri karşılanmadığından, yeniden aynı davranışta bulunur. Dayağın, uzun vadede çocuğa kazandırdığı hiçbir eğitici yanı yoktur. Hiç mi bir şey kazandırmaz? Kazandırır, dayağı, bir yöntem olarak o da kendi yaşamına katar. Giderek, kardeşlerini, arkadaşlarını, eşini, çocuklarını hatta annesini babasını öfkelendiğinde dövebilir. "İnsan, annesini babasını döver mi? " demeyin.

    Şiddete tanıklık

    Şiddetin, en az şiddete maruz kalmak kadar tahrip edici bir diğer çeşidi de şiddete tanıklık etmektir. Babalarının, annelerine sürekli fiziksel şiddet uyguladığına tanıklık eden çocukların hem kısa, hem de uzun vadede hem ruhsal hem de sosyal sorunları oluşmaktadır. Bu çocuklar, kavga etmeye daha eğimli, güvensiz ve saldırgan olmaktadırlar. Özellikle erkek çocuklarda, kız çocuklara ve kadınlara yönelik olumsuz davranışlar gelişmekte, giderek onlar da eşlerini döven birer birey haline gelmektedirler. Çünkü, erkek çocuk, babayı model alır, onun davranışlarını taklit eder. Babaya benzemesi de baba tarafından onaylanır.

    Yine fiziksel şiddete tanıklık etmek kadar çocuğu örseleyici bir başka şiddet biçimi de, annenin babayı, çoğunlukla da babanın anneyi sözel olarak aşağılaması, incitici sözlerle taciz etmesidir. Bu duruma tanıklık eden çocuklarda da kaygılar, korkular gelişmekte, kız çocuk ise ezilen, aşağılanan anneyi model almakta, erkek çocuk ise, o da ezen, aşağılayan babayı model almakta, giderek o da annesine, kız kardeşlerine aynı şekilde davranmaya başlamaktadır.

    Anne babanın sürekli çatışmasına tanık olan çocuklar da bir tür şiddete maruz kalmaktadır. Onlar için, kocaman dünyada kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacak iki insanın birbirlerini üzmeleri ve mutsuz görünmeleri, onların kendilerini güvensiz ve dayanaksız hissetmelerine yol açacaktır. Bu ailelerin çocuklarında, ileriki yaşamlarında depresyon görülme olasılığı oldukça yüksektir.

    Çocukların uğradıkları bir başka şiddet de, aile içi veya aile dışı cinsel şiddettir. Her iki şiddet türü de çocukların ruhsal, sosyal ve zihinsel gelişimini çok olumsuz etkiler. Çocuklar, hem bu şiddete maruz kaldıkları anda hem de uzun vadede çeşitli sorunlar yaşarlar. Bu sorunlar, sosyal ve yakın ilişkilerde güvensizlikler, cinsel ve duygusal ilişkilerde güçlükler, saldırganlık olabilir. Çocukları, cinsel şiddetten korumak için, öncelikle anne babaların bu konuda gerekli bilgileri çocuklarına zamanında vermeleri gerekmektedir.

    Görüldüğü gibi, şiddetin her türü çocukta ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Bu tahribat, sadece şiddetin yaşandığı dönem ile sınırlı kalmamakta, belki de bir ömre damgasını vurmaktadır.

    Alıntı; Anneyiz.biz



    Bu da geçer, Ya Hû!

  8. #8
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Yalnız değilsiniz!



    TOÇEV yararına



    Dün Toprak Sanat Galerisi'nde yeni sanatçı kuşağının yetenekli ressamlarından Sibel Kurt'un eserlerinden oluşan bir resim sergisi açıldı. Albenili renkleri, özellikle yaşam kaynağı güneşin rengi sarıyı, hüznün rengi maviyi, şiddetin rengi kırmızıyı kullanmayı seven Kurt'un, 33 eseri arasında Arzu Sabancı, Saruhan Tekin ve Ayfer Toprak'ın portreleri de var. 12 Ocak'a kadar açık kalacak sergiden elde edilecek gelirin bir kısmı TOÇEV'e (Tuvana Okumaya İstekli Çocuklar Eğitim Vakfı) bağışlanacak. Siz de çorbada tuzum olsun diyorsanız, doğru sergiye...!



    Bu da geçer, Ya Hû!

  9. #9
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Yalnız değilsiniz!


    Mor Çatının çatısı 19 yıldır direniyor

    1990 yılında 14 kadın tarafından kurulan Mor Çatı her türlü imkânsızlığa, soruna, tehditlere karşın şiddeten kaçanlara sığınak olmayı sürdürüyor



    BEGÜM TAN
    İSTANBUL - Çankırıda bir yargıcın Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin şeklindeki sözleri 1987 yılında kadınları ayağa kaldırdı. Kadıköyde yüzlerce kişinin katılımıyla miting yapıldı. Kadın hareketi bu yıldan sonra şekillenmeye başlandı. Ve 1990a gelindiğinde Türkiyenin ilk kadın sığınağının temelleri atıldı. Danışma merkezi olarak yola çıkan Mor Çatının altında şimdiye kadar trajedi yüklü onlarca hikâye barındı. Şiddetten kurtulan her kadınla birlikte güçlenen Mor Çatı yıllarca erkeklerin tehdidiyle ve maddi sıkıntılarla boğuştu. Ancak her şeye rağmen ayakta kalmayı başardı.

    Yunanistanla benziyor
    Mor Çatının da aralarında olduğu kadın örgütleri, her yıl farklı bir ilde gerçekleştirilen Kadın Sığınakları ve Danışma/Dayanıştırma Merkezleri Kurultayını bu yıl İstanbulda topladı. Kurultaya gelenlerden biri Mor Çatının Yunanlı gönüllüsü Eirini Avramapoulouydu. Britanya'daki Cambridge Üniversitesinde doktora yapan Avramapoulou kadın hareketini araştırmak için geldiği Türkiyede iki aydır Mor Çatıda gönüllü olarak çalışıyor. Israrlı sorulara yanıt vermeyen ve sığınmaevlerinin gizlilik kurallarına uyan Avramapoulou, Yunan kadınlarıyla Türk kadınlarının yaşadıkları sorunların birbirine çok benzediğini söylüyor. Türkiyede çok daha fazla bağımsız kadın örgütü olduğunu söyleyen Avramapoulou, Yunanistandaki devlet kurumlarının kendilerine engel çıkardığını ancak bunun Türkiyedeki kadar net hissedilmediğini anlatıyor.
    Avramapoulounun iki aylık deneyimiyle gözlemlediği sıkıntıları Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, kurulduğu 1990dan beri yaşıyor. 14 feminist kadının bir araya gelmesiyle danışma merkezi olarak yola çıkan Mor Çatı, kadınların sığınma ihtiyacına kendilerine göre çareler bulmuş.

    1995te ilk sığınma evi
    Vakfın kurucularından avukat Canan Arın, o dönemleri şöyle anlatıyor: "Kimi zaman kadının evine giderek onlarla kalındı. Bazen de kadının anne-babası ile görüşülüp onların evinde yaşamasını sağladık. Zaman zaman gönüllüler kadınlara evlerini açarak çözüm üretti. Bir keresinde gönüllü arkadaşım şiddete maruz kalmış, kocası adresi bulup arkadaşımıza saldırmıştı. 1995te ilk kadın sığınmaevini açtık. Ancak asıl darbe polislerden geldi. Sığınakta bulunan eşlerini arayan kocalara Eşim kayboldu, hayatından endişe duyuyorum yazılı bir belge ile savcılığa başvurmalarını tavsiye ediyorlardı. Evin önünde aradığı kadını öldürmek için bekleyenler oluyordu. 1998de tehditlere maddi sorunlar da eklenince kapandık."
    1998-2005 yılları arasında sığınmaevi kapanmış olsa da danışma merkezi olarak çalışmayı sürdüren Mor Çatı, sonunda devletten beklediği desteği Beyoğlu Kaymakamlığından aldı. Kaymakamlığın yardımıyla kurulan sığınak yoluna devam ediyor. Şimdiye kadar 107 kadının barındığı sığınakta kalanlardan 22si kendi evini kurdu.
    Üç gün sürecek sığınak kurultayında Türkiyedeki sığınak sayısının artırılması çağrısı yapıldı. Resmi rakamlara göre Türkiyede şu an 38 kadın sığınağı bulunuyor.



    Bu da geçer, Ya Hû!

  10. #10
    gogeselam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şubat.2009
    Mesajlar
    19.255

    Standart Ynt: Yalnız değilsiniz!

    Kadınlara destek olmak için hamile kaldılar

    'Encinta by muna'nın sahibi Ayşe Akkay, “Susmak asla bir çözüm değil ve şiddete uğrayan bir kişi kesinlikle sahipsiz ve yalnız değil! Birileri yardım etmek için bir telefon kadar yakınlarında, aramalarını bekliyorlar” diyor. Giydikleri sarı, pembe, beyaz, mavi ve yeşil renkteki tişörtler, markanın İstanbul Galata'daki butiğinden, 27 Haziran-4 Temmuz tarihleri arasında İstinye Park Alışveriş Merkezi'ndeki standdan ya da www.munafashiononline. com veya www.munafashionproject sitelerinden satın alınabilir. Satıştan elde edilecek gelir, Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası Acil Yardım Hattı yararına, Aralık Derneği'ne aktarılacak. “Encinta by muna”nın sahibi Ayşe Akkay, “Susmak asla bir çözüm değil ve şiddete uğrayan bir kişi kesinlikle sahipsiz ve yalnız değil! Birileri yardım etmek için bir telefon kadar yakınlarında, aramalarını bekliyorlar” diyor



    Konu Firuze_ tarafından (08.Haziran.2011 Saat 02:19 ) değiştirilmiştir.



    Bu da geçer, Ya Hû!

Benzer Konular

  1. Yalnız Kalmak
    Konu Sahibi Fairy Forum Manzara Resimleri
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 29.Ocak.2010, 15:38
  2. Yalnız Gecelerin Kadını
    Konu Sahibi SongüL Forum Şiir Köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01.Ocak.2010, 16:20
  3. Şevval Sam – Yalnız Kullar
    Konu Sahibi EKoL Forum Müzik Videoları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Aralık.2009, 11:05
  4. Yalnız Balıkçı
    Konu Sahibi Heyhat Forum Masal Diyari
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Mart.2009, 00:46

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
film indir instakip.com, dini sohbet, islami forum, muhabbet.org, ingilizce kursu, mehter takımı Perde , filmizle88, Ayetel Kürsi