Peygamberimiz, önemli bir karar vermeden önce mutlaka etrafındaki insanların düşüncelerini öğrenir, kendisine bir öneri teklif edildiğinde bunu dikkate alırdı. Bir konuda karar verildiğinde ise sabır ve azimle onu gerçekleştirmeye çalışır, tereddüte düşmezdi. O, Yüce Allah'ın şu ayetine göre davranırdı:
“...ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla istişâre et; sonra bir hareket tarzına karar verince de Allah’a güven; çünkü Allah güven duyanları sever.” (Al-i İmran, 159)

Peygamberimiz ve onun ashabının cesaretleri, Allah’a imanlarından ve kararlılıklarından besleniyordu. Yüze Allah onların bu durumlarını şöyle övmüştür:
“İnsanlar onlara:
“–Bakın size karşı bir toplanmış. Onlardan korkun!”
dediklerinde bu söz onların imanlarını arttırmaktan başka bir şey yapmadı ve:
“–Bize Allah yeter! O ne mükemmel koruyucudur!” dediler.” (Âl-i İmran 173)

Bir başka ayette de Yüce Allah şöyle buyurur:
“İman edenler içinde öyle kimseler vardır ki Allah’a verdikleri söze bağlıdırlar. Onlardan kimi, bu uğurda canını feda etti, kimi de bu şerefi beklemektedir. Onlar Allah’a verdiği sözü asla değiştirmezler.” (Ahzab 123)
Başarının yarısı cesarete bağlıdır. Korkak insan hakkını koruyamaz, karşısına dikilen engelleri aşamaz, güçlüklere karşı koyamaz. Biz de Peygamberimizi örnek almalı, doğruluk yolunda emin adımlarla yürümeli, kararlarımızı uygulamada cesur olmalıyız.

Dr. Ali Kuzudişli