Peygamberimiz her konuda insanların yükünü hafifletmeye çalışmış, onları insana zor gelen ağır yükümlülüklerle sorumlu tutmamıştır. Aslında İslam’ın metodu da budur. İslam dini kolaylık dinidir. İslam’daki ibadet ve sorumluluklar normal bir insanın kolaylıkla yapabileceği türdendir; ağır ve karmaşık değildir. Bu ibadetler içinde ayrıca çeşitli zorluklar karşısında bazı kolaylıklar tanınmıştır. Uzun yolculuklarda namazın kısaltılması, orucun kazaya bırakılabilmesi gibi…

Peygamberimizin kolaylaştırıcı misyonuna Kuran-ı kerim’de şöyle değinilmektedir:
“İşte o Peygamber onlara iyiliği emreder, onları kötülükten men eder, onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir. O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren, ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya, işte kurtuluşa erenler onlardır.” (Araf 157)

Ayette sözü edilen ağırlıklar ve zincirler, önceki toplumlara emredilen bazı ağır yükümlülüklerle, insanların kendiliklerinden icat ettikleri ruhbanlık uygulamalarıdır.
Peygamberimiz ruhbanlığı yasaklamış, bu konuda eğilim gösterenleri uyarmıştı. Örneğin ashaptan bazıları etli yemek yememek, kadınlarla evlenmemek ve sürekli oruç tutmak konusunda Peygamberimizden izin istemişlerdi. Amaçları ruhani bir hayat yaşamak, bu dünyadan tamamen uzaklaşmaktı. Peygamberimiz onların bu istekleri geri çevirmiş ve kendi hayatını örnek vererek ona göre davranmalarını istemiştir.

Peygamberimiz bir konuda iki seçenek arasında kaldığında, toplumu için kolay olanı seçerdi. Bir keresinde namaz kıldırmaktaydı. Arka saflardan bir çocuğun ağlaması duyuldu. Bunun üzerine namazı kısa tuttu. Yine bir gün bazı insanlar gelerek imamlarının namazı çok uzun kıldırdığından şikayet ettiler. Peygamberimiz imama: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin” dedi.

Peygamberimiz “İşlerin en hayırlısı orta yol tutmaktır” derdi. Ramazan dışında bazı günler oruç tutar, bazı günler tutmazdı. Herhangi bir konuda kendisinden izin isteyenlere mümkün olduğunca esnek davranır, gönüllerini hoş tutardı. Peygamberimiz şöyle derdi:
“Bakın, ben Allah’a hepinizden daha saygılıyım. Bununla birlikte oruç tuttuğum günler de olur, tutmadığım günler de… Namaz da kılarım, uyku da uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden yüz çevirmiş olur.”

Peygamberimiz bu sözüyle şu mesajı vermek istemiştir:
Ticareti, ev hayatını, insan ilişkilerini, kazanç elde etmeyi tümden terk ederek kendinizi dünyadan soyutlayıp bir köşede namaz ve Allah’ı anmakla uğraşmanız doğru değildir. Allah’ın sizden istediği de bu değildir. Allah’ın size emrettiği ibadetleri yerine getirin. Alışverişinizi helal bir şekilde yapın, kazancınızı temin edin, insanlarla adaletli ve hoşgörülü bir şekilde ilişki içinde bulunun, uykunuzu düzenli uyuyun. Ailenizi meşru bir şekilde kurun ve güzelce yürütün. Hak ve adalete dikkat ettiğiniz sürece yaptığınız her işten, her çalışmadan sevap kazanırsınız.

Dr. Ali Kuzudişli