Forum - Edebiyat, Eğitim, Genel Kültür Forumu - vBulletin

Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
dqw
  1. #1
    Üye
    Üyelik tarihi
    Ekim.2010
    Mesajlar
    11

    Standart Hıdır Işık Şiirleri

    Yara Tanıklığı

    dudaklarımıza ah’ları toplanmış bir sessizlik asılıydı
    oysa bir çift kelama dünyaları verirdik

    ama sözcüklerin inceldiği yerde ayrılık düşmüştü
    beyaz bir uykunun sessizliğiyle aramıza

    artık kuşlar da
    uçmaz
    kadimken yara

    aslında dünyayla yaşıt bir kayanın gözleri dediydi:
    bir ormanın derinliğine çekilen yaralı bir hayvanın
    iniltisidir dudaklarımızdaki “ah” mührü, diye

    sonra durgun suların sırrına vurduk kalbimizi
    yaşamak yara tanıklığı demekti çünkü


    İpeğin Ardı

    keskin dişli bir rüzgarın peşi sıra gittim
    dolaştım saçlarında su yüzlü kadınların

    dipsiz bir sarnıçta kem dilli rüyalar gördüm
    ebruli tabutlar taşınırken cenaze alaylarında

    babamın sesinde yaşamın sırrını aradım
    sukutu hayal düşerken annemin avuçlarına

    epeyce dolaştım dünyayı sema ile dönerek
    aşkı, şiiri ve ölümü gördüm ipeğin ardında

    anladım ki şarkısı bulutmuş ömrümün
    sustum sonra dünyanın yaşına hürmeten


    Gülüşün Bir Uçurtma Şenliği

    sesindeki gülleri izlemekten geliyorum
    o börtü böceği kendine çeken incelikten

    kuşların ilk gök serüvenini gördüm orada
    ve orman olmanın rüyasına meyleden filizleri

    hiç durmadan mutluluk hanesine uzayan,
    uzadıkça da sonsuzlaşan bir avluydun sanki

    kalbimi hangi şiirle paylaşsam da
    sözcükler karşılamıyor gamzelerini

    ah ömrün mutluluk düğümü, sevgili,

    gülüşün büyülü bir uçurtma şenliği
    insan nasılda ışığa süzülüyor ustaca

    bildim, yaşamak diye seni heceliyorum


    Aşk Yakışmıyor Hüzne

    gözlerin kalbimi ayrılığa iliştirmeye mi geldi,
    oysa insan sevince göğe yakışmıyor muydu?

    alın yazısı denen ayeti yırtan içimizdeki vadiyi,
    kirpik uçlarımızdaki çiğ tanelerini ve kuşları,
    ketum sulara emanet etmek uzaklığın acısı olmalı

    görmüyorsun biliyorum, ama bize vakur ağrılar,
    sönen ışıkların bıraktığı karartılı boşluklar kalacak

    oysa cebimde rüyalarımızın sinema biletleri duruyor
    versen elini, uzanıp gideceğiz mavi ufku diriltmeye

    biliyorum, gözlerin kalbimi uğurlamaya geldi
    güvercinlerin pencereye konmayışından sezdim

    yemin değeri olmayan gözlerime bakmıyorsun bile
    bu kenti ve seni, içimde atıl bırakarak gitmeliyim

    ama fesleğenleri ve begonyaları sulamayı unutma
    ve henüz açılmamış kitaplara ara sıra göz atmayı

    giderken yazdığım son dizeyi okumayı da unutma
    lütfen: aşk diyorum, aşk, nasılda yakışmıyor hüzne


    Yoksun Büyüyen Bir Issızlık Gibi

    Yoksun, büyüyen bir ıssızlığın çınlamasına denk düşer gibi. Bu aslında bir yaranın kalbe nasıl kök saldığının işaretini gösteriyor.
    Vakit, gecenin yarım ağzında kalmış. İyiliklerin dünyasını izlek edinmiş şairlerden şiirler okuyorum, savaşın çocuklarıyla akran
    içimdeki çocuğa. Acıyı kaburgasında taşıyan hüzün, gözlerime yağmurlu bir sabahı çizmekte. Kadehleri iten ellerimi fesleğenlere
    uzatıyorum. Dokunamamanın ezici üstünlüğünden doğan ıstırap, kalbimdeki gizli günahları ifşa ediyor usulca.
    Siz diyorum, uykusunda atları gören bir şairin düşlediği
    sancısız dünyanın ufku musunuz ey yıldızlar?

    Uyku, gece ile karıncalanan gözlerim arasında kansız bir kavga. Anlam sularını aşmış sözcükler beliriveriyor, çocukluk anılarına
    tutunan dimağımda. Yokluğunu hatırlatan bu yersiz yurtsuz sözcükleri, acılara yaslanan imgeler sahipleniyor kendi derinliğine akan
    monologların hatırına. Sonra sen geliyorsun yine aklıma, güneşe eşdeğer bir parıltıyla. Kiraz mevsimini özleten dudaklarına uzuyor
    gecenin ıssızlığı; çığlık oluyor sessizlik. Çiçeklerin solduğu bu sessizlik, Kudüs’ten başlayıp Babil’e yankısı düşen derin bir ah’ın
    iniltisine dönüşüyor. Gözyaşlarının yerini, mağara duvarlarındaki yara imleyen figürler alıyor. Yanımı yöremi boşluğa çıkaran bir
    uzaklığın özlem ünlemiyle söylüyorum sevgili: Ayrılık ölümün provasıdır, ölümün!
    Yıldızsız göğün ahvalinde eriyip tükeniyor düşlerin muştuladığı umut;
    yokluğunla büyüyen ıssızlık, ah o ıssızlık
    içimdeki tükenen yaşam aritmetiğiymiş…

    gör bak ey sevgili, ayrılık diye bildiğimiz ölüm lekesiymiş!

    Hıdır Işık
    Konu sosyal elçi tarafından (13.Haziran.2016 Saat 16:36 ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Dilin Metruk Yarası-Muhteşem Bir Hıdır Işık Kitabı
    Konu Sahibi sosyal elçi Forum Kitap köşesi
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 29.Ağustos.2013, 15:25
  2. Hıdır Işık Şiirleri, Eserleri ve Hayatı...
    Konu Sahibi sosyal elçi Forum Şairler ve Şiirleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Temmuz.2013, 10:18
  3. Hıdır Işık
    Konu Sahibi sosyal elçi Forum H
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Eylül.2012, 13:32
  4. Barışı Müjdeleyin Çocuklara-Hıdır Işık Şiiri
    Konu Sahibi sosyal elçi Forum Şairler ve Şiirleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 05.Mart.2012, 11:01
  5. Cevap: 1
    Son Mesaj : 18.Ekim.2010, 17:16

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
müslüman sohbet, islami forum sohbet oyun