Palmyra
27-10-2009, 09:07
DENETLEYİCİ ve DÜZENLEYİCİ SİSTEMLER
Canlılarda doku ve organlar arasındaki uyumluluk ve düzenli çalışma canlıları sağlıklı yapar ve organizmanın iç ortamını dengede tutar. Doku ve organlar arasındaki bütünlüğün sağlanmasında iki sistem görevlidir.
1. Sinir Sistemi
2. Endokrin (hormon) Sistemi
Hayvanlarda hem sinir hem endokrin sistemi bulunur.Bitkilerde sadece endokrin sistem vardır.
SİNİR SİSTEMİ
Bir canlıda içten veya dıştan gelen çeşitli uyarılar alarak, bu uyarıları değerlendiren ve sonucunda uygun bir tepki veren sisteme sinir sistemi denir.
İçten ve dıştan gelen değişikliklere uyarı denir.
Uyarılara bağlı olarak sinir sistemindeki hücrelerde meydana gelen değişikliklere de uyartı(impuls) denir.
Bir sinir hücresi üç bölümden oluşur.
- Hücrenin gövdesi
- Dendrit
- Akson
http://img27.imageshack.us/img27/5684/noron.jpghttp://img137.imageshack.us/img137/9967/noron1.jpg
Hücre Gövdesi:
Hücre gövdesinde sitoplazma, çekirdek ve organeller bulunur. Hücrenin metabolik olayları burada gerçekleşir.
Dendrit:
Hücre gövdesindeki sitoplazmadan çok sayıda uzantılar çıkar.Bu uzantılara dendrit denir.Dal benzeri yapılardır. Dendritin görevi uyarıları almaktır.
Akson:
Sinir hücresinin gövdesinden çıkan kalın uzantıya akson denir. Gövdeden gelen uyartı aksonla taşınarak öteki sinir hücrelerine ulaştırılır.Aksonun üzerinde miyelin kılıf varsa uyartı daha hızlı iletilir.
UYARI:
* Sinir hücrelerinde gelen uyarı dendritten aksona doğru taşınır.
* Sinir hücrelerinde bölünme özelliği yoktur.Bu nedenle ölen hücrenin yerine yenisi yapılmaz.
GÖREVLERİNE GÖRE SİNİR HÜCRELERİ
1. Duyu nöronu: İç ya dadıştan gelen uyarıyı alır ve değerlendirme merkezine(merkezi sinir sistemi) taşır.
2. Ara nöronlar: Duyu nöronları ile motor nöron arasında bağlantı sağlayan nöronlardırDuyu organlarından gelen bilgiyi değerlendirir. Boyun ve omurilik nöronlarıdır.
3. Motor nöronlar: Değerlendirme merkezinden verilen cevabı alarak tepki organlarına(kaslara ve salgı merkezlerine) götüren nöronlardır.
http://img233.imageshack.us/img233/1825/noroncesitleri.jpg
UYARTININ İLETİMİ
Sinir hücresine gelen uyarı dendritle ile alınır.Sinir hücresinin gövdesine iletilir.Gövdeden geçen uyartı akson boyunca ilerler.Sinir, kas, salgi bezi hücresi vb iletilir.
Sinirlerde uyartının iletimi için enerji gerekir.Bu enerji solunum yolu ile mitokondrilerde üretilir ve bu sırada hem oksijene hem de glikoza ihtiyaç duyulur.Sonuçta da enerji, su ve karbondioksit açığa çıkar.
Sinir hücresinin akson ucu ile diğer sinir hücresinin dendriti arasındaki boşluğa sinaps adı verilir.Buradaki aktarım sırasında kimyasal maddeler görevlidir.
Uyarı sinir hücresinde dendritten aksona doğru elektriksel ve kimyasal yolla, sinapslarda ise sadece kimyasal yolla aktarılır.
İNSANLARDA SİNİR SİSTEMİ
Canlılar çinde en gelşmiş sinir sistemine sahip olan insandır.İnsanda 30 milyar sinir hücresi bulunur.Bunların yaklaşık 10 milyar kadarı merkezi sinir sistemindedir.Sinir sistemi
1. Merkezi sinir sistemi
2. Çevresel sinir sistemi
olmak üzere ikiye ayrılır.
http://img203.imageshack.us/img203/9388/sinirsistemi.jpg
MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ
Sinir hücrelerinden gelen uyarıların değerlendirildiği kısımdır. Bölümleri;
Beyin:
Merkezi sinir sisteminin en önemli bölümüdür.Kafatasının içine yerleşmiştir.Ağırlığı erkeklerde 1200-1350, kadınlarda 1000-1250 g kadardır.
Beyin üç kat zarla çevrilerek koruma altına alınmıştır. En dıştaki zar olan sert zar; kafatası kemiklerinin iç yüzeyine tutunur. Ortadaki örümceksi zar bağ dokusundan meydana gelmiştir. En içteki ince zar ise beyni tamamen sarar ve yapısındaki kan damarlarıyla beynin beslenmesinde önemli bir rol oynar.
Beyin glikoz ve oksijen taşıyan kanın yaklaşık % 20’sini kullanır. Oksijen ve glikoz eksikliğinde beyin enerjisini elde edemeyeceği için beyinde hasar ve daha uzun sürede ölüm görülür.
Beyinden bir kesit alırsak dışında sinir hücrelerinin gövdeleri olan boz madde ve sinir hücrelerinin aksonları olan ak maddeyi görebiliriz.
http://img515.imageshack.us/img515/5669/beyin.jpg
Beynin sağ yarım küresi vücudun sol yanını, sol yarım küresi de vücudun sağ yanını yönetir.
http://img231.imageshack.us/img231/5614/beyinfonksiyon.jpg
Beynin Görevleri:
Beyin insana ait olan konuşma, düşünme, algılama, karar verme, bellek gibi faaliyetleri gerçekleştiren bir organdır.Üç ana fonksiyonu vardır.
* Duyu fonksiyonları: Duyu sinirleri ile alıcı(reseptör)lardan gelen uyartıları alarak değerlendiri. Uyartıya cevap oluşturur.Böylece görme, işitme, tatma, hissetme, koku alma fonksiyonları yerine gelir.
* Motor fonksiyonlar: İstemli olan hareketlerimizi gerçekleştirmemizi sağlar.
* Özel fonksiyonlar: Bilgi öğrenme, dil öğrenme, hatırlama, bilgi depolama işlemlerini gerçekleştirmemizi sağlar ve bilincimizi kontrol eder.
Beyincik
Beynin arka tarafındadır.Aynen beyinde olduğu gibi ak madde ve boz madde beyincikte de bulunur.
En önemli fonksiyonları vücudun duruşunu ayarlamak ve vücut dengesini(kulaktaki yarım daire kanalları ile) sağlamaktır. Kas hareketleri ve zamanlamasını da ayarlar. Yürüme, koşma, sıçrama gibi hareketlerin düzenli ve amaca uygun olmasını sağlar.Bu işlemleri gerçekleştirirken en önemli uyarılar gözden gelen sinyallerdir.
Örneğin; Gözleri bağlı olan birinin koşmasındaki zorluğun nedeni beyinciğin denge ve koordinasyonu sağlıklı bir şekilde yapamamasıdır.
http://img688.imageshack.us/img688/6605/beyincik.jpg
Omurilik Soğanı
Beyin ile omurilik arasında yer alır ve bu organlar arasında bilgi aktarımı sağlar.Beyne giren bütün sinirler omurilik soğanından çapraz yaparak geçer.İşte bu nedenle beynin sağ yarım küresi sol yanımızı, sol yarım küresi de sağ yanımızı denetler. Yapısı omuriliğe benzer. Ak madde dışta, boz madde içtedir.
Dolaşım, boşaltım, sindirim, solunum ve üreme olaylarını düzenler ve denetler.Solunum hızı, kalp atış hızı, karaciğerin şeker metabolizmasını ayarlama merkezleri de omurilik soğanındadır.
Soluma, yutma, çiğneme, kusma, öksürme, hapşırma ve damar genişlemesi damar büzülmesi gibi refleksleri omurilik soğanı kontrol eder.
Omurilik soğanının zedelenmesi ölüme yol açabilir.
http://img687.imageshack.us/img687/3056/omuriliksogani.jpg
Omurilik
Omurgalı canlılarda omurgayı oluşturan omurlar içerisinde yer alır.
Omurilik vücudun büyük bir kısmı ile beyin arasındaki bağlantıyı sağlar. Refleksleri gerçekleştirir. Bu refleksler hem kas hareketleriyle hem de homeostasiyle(iç denge) ilgili olabilir.
Bireyin doğuştan sahip olduğu refleksler kalıtsaldır.(Göze ışık geldiği zaman göz bebeğinin küçülmesi gibi.)
Bireyin sonradan öğrenme yolu ile edindiği refleksler ise kazanılmış (şartlı) reflekslerdir.(Limon görünce ağzın sulanması gibi.)
Omurilik 31 segmente ayrılı. Her bir segmentten ön ve arka köklerin birleşmesiyle oluşan bir çift sinir çıkar.
http://img688.imageshack.us/img688/6478/omurilik.jpg
http://img688.imageshack.us/img688/359/refleksyolu.jpg
ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ
Merkezi sinir sistemi ile duyu organları, kaslar ve bezler arasındaki ilişkiyi sağlayan sisteme çevresel sinir sistemi denir.Uyartıları alıp beyin ve omuriliğe götürür, oluşturulan tepkiyi de doku, bez ve organlara götürür. Duyu ve motor sinirlerinden oluşur. Somatik sistem ve otonom sistem olarak ikiye ayrılır.
Somatik Sistem
Vücudumuzun dış ortam ile uyumunu sağlar.İsteğe bağlı olarak yapılan hareketleri denetler.(Koşma, yürüme, okuma gibi) Merkezi beyindir.Duyu sinirleri ile dıştan gelen duyumlar algılanır.Bu duyumların algılanması sırasında kişinin bilinçli olması gerekir.Hareket sinirleri ile de kasların hareketi sağlanır.
Otonom Sinir Sistemi
Vücudumuzdaki metabolik olayları kontrol eden sistemdir.Böylelikle iç denge korunur.İstem dışı hareketlerin denetleyicisidir.Salgı bezlerini, kalp kasını ve iç organların düz kaslarını kontrol eder.Merkezi omurilik ve omurilik soğanıdır.
Otonom Sinir Sistem
* Sempatik sinir sistemi
* Parasempatik sinir sistemi olarak iki bölüme ayrılır.
Sempatik Sinir Sistemi
Vücutta hızlandırıcı etkisi olan sistemdir.Ancak sindirim sisteminini hızlandırmaz.Stresli durumlarda, korku, sevinç, heyecan gibi durumlarda sempatik sinir sistemi aktive olur, kan basıncını artırır, kalp atışını hızlandırır, ter salgılanmasını artırır, tükürük salgısını azaltır.
Parasempatik Sinir Sistemi
Dinlenme durumlarında ve sakin olduğumuz zamanlarda aktif olan sistemdir.Vücutta yavaşlatıcı etki yapar(sindirim sistemi haricinde)Parasempatik sistem kalbi yavaşlatır, solunum hızını yavaşlatır, tükürük ve bağırsak salgılarını artırır ve bağırsak hareketlerini artırır.
Sempatik sistem ve parasempatik sistem birbirine karşıt etki yaparlar.
ENDOKRİN (HORMON) SİSTEMİ
Hormonları meydana getirerek salgılayan organların tümüne endokrin sistem denir.Vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücre ve hücre gruplarını harekete geçiren kimyasal maddeler hormonlardır.
Hormonlar;
* Salgılandıkları bezlerden gidecekleri yere kan yolu ile taşınırlar.
* Etki edecekleri organ ya da organlara hedef organ denir.
* Aminoasit, yağ ya da protein yapısımda olabilirler.
* Kanda az dahi olsalar etki edebilirler.Etkileri yavaş ve uzun süreli olur.
Vücuttaki endokrin bezler şunlardır.
http://img689.imageshack.us/img689/2264/endokrnsstem.jpg
Hipofiz Bezi
Bezelye büyüklüğünde bir bezdir.Beyinde bulunur.Vücuttaki endokrin bezlerinin çalışmasını düzenler ve kontrol eder.Hipofiz bezinin çalışması da beyindeki hipotalamus bölgesi tarafından denetlenir.
http://img689.imageshack.us/img689/7097/hipofiz.jpg
Hipofiz hormonlarının etkileri
* Böbrek üstü bezini etkileyerek hormon salgılanmasını sağlar.
* Süt bezlerini etkileyerek süt salgılanmasını sağlar.
* Böbrek kanallarını etkileyerek suyun geri emilimini sağlar.
* Eşey organlarını etkileyerek erkeklerde sperm, kadınlarda yumurta yapımını sağlar.
* Tiroit bezini etkileyerek hormon salgılanmasını sağlar.
* Büyüme hormonu salgılayarak hücrelerde büyümeyi uyarır.
http://img197.imageshack.us/img197/3314/hpofzetkalan.jpg
Tiroit Bezi
Boynun ön bölgesinde yer yutağın altında, boynun ön ve yanlarını saran çok damarlı bir iç salgı bezidir.
http://img81.imageshack.us/img81/4540/tiroit.jpghttp://img41.imageshack.us/img41/9719/guatr.jpg
Tiroit bezinin iki önemli hormonu bulunur.
1. Tiroksin Hormonu
Büyüme ve gelişmeyi sağlayan hormondur.Metabolik aktiviteyi uyarır. İyot atomları içeren bir hormondur.Eğer tiroksin hormonu az salgılanırsa zeka geriliği ve cücelik meydana gelir.Fazla salgılandığında da ahmaklık ortaya çıkar.İyot eksik olur da bez fazla çalısırsa guatr adı verilen hastalığa neden olur.
2. Kalsitonin Hormonu
Kandaki kalsiyum oranını düşüren hormondur.Kandan kemiklere kalsiyum çekilmesini sağlar.Böylelikle kemik dokusuna etki ederek, kemikleri güçlendirir.
Böbrek üstü Bezi
Böbreküstü bezleri böbreklerin üst uçlarında yer alır.Salgıladığı iki önemli hormon adrenalin ve aldosterondur.
http://img80.imageshack.us/img80/5945/bobrekustu.jpg
1. Adrenalin Hormonu
Vücudun oldukça geniş bir bölgesinde etki gösterir.Kanda adrenalin artarsa kalbin atış sayısında ve kan basıncında artış olur.Karaciğerde bulunan glikojen glikoza dönüşerek, kan şekerinin yükselmesine neden olur.Çizgili kaslarda enerji üretimi hızlanır.Adrenalin salgılanması sırasında deriye ve sindirim sistemine giden damarlar daralır.Aşırı heyecan anlarında derinin soluk bir renk alması bu yüzdendir.Ayrıca eğer bir tehlike sonucunda yaralanma olursa ( deriye az kan gitmesi yüzünden) fazla kan kaybı önlenmiş olur.Adrenalin hormonu özellikle heyecan, korku ve öfke durumlarında salgılanır.
2. Aldosteron Hormonu
Böbrek kanallarında minerallerin geri emilimini sağlar.Başlıca görevi vücuttaki sodyum (Na+ ) iyonlarının yoğunluğunu düzenlemektir. Bunu, böbrekler üzerine etki edip, idrar içinde sodyum kaybını azaltarak gerçekleştirir. Aldosteron ayrıca bağırsakları etkileyip, besin yoluyla alınan tuzun (NaCl) yapısında bulunan sodyumun da vücuda kazandırılmasını sağlar. Aldosteron ter ve tükürük salgısındaki sodyum kaybını azaltıp, sodyumun kana geçmesini sağlar.Kısacası vücudun elektrolit dengesini ayarlar.
Pankreas
Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmına yerleşmiş bir organdır. Salgılarıyla sindirime yardımcı olur ve kan şekerini düzenler.Bu tür bezlere karma bez denir.
http://img682.imageshack.us/img682/6053/pankreas1.jpg
Salgıladığı iki önemli hormondan söz edilebilir.
1. İnsülin Hormonu
Kandaki şeker (glikoz) oranını düşürür.Bunu ya glikozu karaciğer veya kaslarda glikojene çevirerek yapar ya da hücrelerde glikozun yakılmasını sağlar.İnsülin hormonu yeterli sentezlenemezse, kanda şeker miktarı yükselir ve şeker(diyabet) hastalığına neden olur.Şeker hastalarının idrarında glikoz olur.
2. Glukagon hormonu
Kan şekerini artırıcı etki yapan bir hormondur.Karaciğerde depolanmış olan glikojeni, glikoza çevirerek kan şekerini yükseltir.
Eşeysel Bezler
Bu bezler dişilerde yumurtalıklar, erkeklerde testislerdir.
Yumurtalıklar
Yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonları salgılar.Östrojen; hormonu üreme organlarının gelişmesini sağlar ve düzenler.Östrojen hormonu hem erkek hem de kadınlarda bulunmakla beraber , üreme yaşlarında kadınlarda daha yüksektir.
Progesreton ; döl yatağının gebelik için hazırlanmasında rol oynar.
Ayrıca süt bezlerinin gelişmesini sağlar.
Testisler
Testisler testosteron hormonu salgılar.Testosteron erkeklerde üreme organlarının gelişmesini sağlar.Sperm üretimini uyarır.Testosteron gırtlak kaslarını, kıkırdaklarını ve ses tellerini büyütmektedir. Bu da erkeklerde sesin kadınlara oranla daha kalın olmasına yol açar.
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemlerin Sağlığını Etkileyen Faktörler
Dengeli beslenme, spor , yeterli uyku ve dinlenme bu sistemleri olumlu etkiler.
Sigara, alkol, stres, aşırı yorgunluk, zorlayıcı hareketler ise bu sistemleri olumsuz olarak etkiler.
Denetleyici ve düzenleyici sistemlerin sağlığı için;
* Uyuşturucu, aklol ve sigara kullanılmamalı,
* Kahve ve çay tüketimi aşırı olmamalı,
* Omurga ve kafatası sert darbelerden korunmalı,
* Şeker ve guatr gibi hastalığı olanlar beslenmelerine dikkat etmelidir.
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemlerde görülen Hastalıklar
Menenjit
Beyin zarının iltihaplanmasıdır. Bu iltihaba mikroplar neden olur. (virüsler veya bakteriler). Menenjit geçiren çoğu kişi bu hastalıktan tamamıyla kurtulurken, bazen ölümle de sonuçlanabilir. Ya da hastalık sonrası sakatlıklar kalabilir.Hastalık baş ağrısı, kusma ve yüksek ateş gibi belirtiler verir.
Beyin Kanamaları
Beyni besleyen kan damarlarından birinin ya da birkaçının kan sızdırmasıdır.Kanla beslenen bölge kan alamadığı için çalışamaz hale gelir.Kanama beynin içine ya da dışına olabilir.Beyin içi kanamalar felce neden olabilir.Beyin dışı kanamalar travmalar nedeni ile olur.
Kuduz
Kuduz bir hayvanın ısırması ile ortaya çıkan ve merkezi sinir sistemini ağır bir şekilde etkileyen bir hastalıktır.Tedavi olunmazsa belirtiler 1- 4 gün içinde belirir.Ateş, baş ağrısı, kusma ve öksürük olabilir.Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan insana hemen kuduz aşısı yapılmalıdır.
DUYU ORGANLARI
Canlılar çevrelerinde olup bitenleri anlayabilmek için duyu organlarını kullanırlar.Çevreden uyarıların alınması ve duyu sinirlerine ulaştırılması işini duyu organları yapar.Duyu organlarında özel duyu hücreleri bulunur.Uyarı, ilgili almaç(duyu hücresi) tarafından alınır ve uyartıya dönüşür.Uyartılar da duyu sinirleri ile beyine ulaştırılır.
Göz, kulak, dil, burun ve deri olmak üzere beş tane duyu organımız vardır.
1. GÖZ
Görme duyusu organıdır.Yüz kemiklerinin arasındaki göz çukuruna yerleşmiş durumdadır.Işık duyusunu, ayrıca cisimlerin renklerini ve şekillerini algılar.
Gözde görmeyi sağlayan yapılar olduğu gibi, çok hassas olan gözümüzü koruyucu olan yapılar da vardır.
Görme sinirleri, göz merceği ve duyu hücreleri görme olayında görev yapar.
Göz yaşı(göz yaşı bezleri), göz kapakları, kirpikler ve kaşlar ise gözü koruyan yapılardır.
Gözün Yapısı:
http://img33.imageshack.us/img33/3025/goz.jpg
Gözümüzde üç tabaka görülür.
1. Sert Tabaka: Gözün en dış kısmında bulunur.Beyaz renkli bir tabakadır. Sert tabakanın görevi gözün iç kısmında bulunan yapıları korumaktır.Gözün ön kısmına gelindiğinde sert tabaka şeffaf bir hal alır ve şişkinleşir.Bu şişkin ve saydam yapı kornea olarak adlandırılır.Cisimlerden gelen ışınlar korneada kırılırlar ve merceğe giderler.
2. Damar Tabaka:Gözü besleyen kan damarlarının olduğu tabakadır.Sert tabakanın altındadır.Bu tabakada damarlar o kadar yoğundur ki göz küresinin ışığı emmesinde rol oynar.
Damar tabaka gözün ön kısmına gelindiğinde iris adı verilen gözün renkli bölümünü oluşturur.İrisin rengi insandan insana değişir.İrisin tam ortasında göz bebeği denen bi delik bulunur.Göz bebeğinin büyüklüğü gelen ışıkla yakından ilgilidir.Işık fazla gelirse gözbebeği küçülür(iris kasılır). Işık az geldiğinde ise gözbebeği büyüyerek göz daha fazla ışık girmesini sağlar.
Göz bebeği geçildikten sonra göz merceğine gelinir.Korneada kırılmış olarak merceğe gelen ışınlar mercekte de kırılır ve ağ tabakaya gider.
3. Ağ Tabaka:Gözün en içte olan tabakasıdır.Diğer adı retinadır. Sinirler ve duyu hücreleri ağ tabakadadır.Işığa hassas bir bölgedir.
Göz merceğinin tam karşısında sarı benek bulunur.Görüntü burada oluşur.
Görme sinirlerinin gözden çıktıkları yere de kör nokta denir.Kör noktada görüntü oluşmaz.Çünkü bu noktada görme hücreleri bulunmaz.
Görme Olayının Gerçekleşmesi
Çevremizdeki çeşitli cisimlerden yansıyan ışınlar göze gelir.Gözün kornea tabakasında kırılır.Daha sonra gözbebeğinden geçer ve göz merceğine gelir.Göz merceğinde bir kez daha kırılmaya uğradıktan sonra, ağ tabaka üzerinde bulunan sarı beneğe düşerler.Sarı benekte görüntü ters olarak oluşur.Sarı benekte oluşan görüntüyü, uyartı olarak alan göz sinirleri bu uyartıyı beyne iletir.Beynin emri ile görüntü düz olarak algılanır.
http://img188.imageshack.us/img188/7290/gorme1.jpg
GÖZ KUSURLARI
1. UZAĞI NET GÖREMEMEK( MİYOPLUK)
http://img134.imageshack.us/img134/3435/myop.jpg
Miyop olan kişiler yakını net olarak görür ama uzağı net göremezler.Göz merceğinin göze gelen ışınları fazla kırması ile meydana gelen bir göz kusurudur.Görüntü sarı beneğin önüne düşer.Kalın kenarlı merceği olan gözlük camı ya da lens ile düzeltilir.
2. YAKINI NET GÖREMEMEK (HİPERMETROPLUK)
http://img682.imageshack.us/img682/5589/hipermetrop.jpg
Bu kişiler uzağı net görür ama yakını net göremezler.Göz merceğininkırıcılığının azalması ile oluşan bir göz kusurudur.Görüntü sarı beneğin arkasında oluşur.İnce kenarlı merceklerle düzeltilir.
3. BULANIK GÖRME (ASTİGMATİZM)
http://img81.imageshack.us/img81/3220/astgmat.jpg
Astigmatı olan kişiler cisimleri bulanık görürler.Göz merceğinin ya da saydam tabaka(kornea)nın kavisleşmesiyle oluşan bir göz kusurudur.Silindirik merceklerle düzeltilir.
4. ŞAŞILIK
http://img264.imageshack.us/img264/6023/alk.jpg
İrisi hareket ettiren kaslardan birinin kısa birinin uzun olması ile oluşan göz kusurudur.Şaşılık doğuştan olur.Ameliyatla düzeltilme imkanı vardır.
5. KATARAKT
http://img194.imageshack.us/img194/9233/kataraktc.jpg
Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması, yoğunlaşmasıdır.
Normal şartlarda hem kornea hem de göz merceği saydam yapıdadır.
Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır.Yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı gibi, doğuştan ya da ilaç kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
6. RENK KÖRLÜĞÜ
Renk körü olan kişiler kırmızı ile yeşil rengi ayırt edemezler. Doğuştan gelen ve kalıtsal bir göz kusuru olduğundan ameliyatla düzeltilemez.
GÖZ SAĞLIĞI
* A vitamini içeren besinler göz için yararlıdır.Beslenmede A vitamini almaya dikkat edilmelidir.
* Çok şiddetli ve parlak ışıklardan göz korunmalıdır.
* Göz temizliğine dikkat edilmelidir.
* Televizyon izlerken çok yakından bakılmamalıdır.
* Bilgisayar kullanırken özel filtre kullanılmalıdır.
2. KULAK
Başın her iki yanına yerleşmiş, içe doğru uzantısı olan işitme organıdır. Aynı zamanda da denge sağlamada görev yapar.Dıştan içe doğru bölümleri şunlardır.
a) Dış kulak:
Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.Kulak kepçesinin görevi ses dalgalarını toplamaktır.Topladığı sesleri kulak yoluna iletir.Sesler kulak yolundan orta kulağa geçer.
Kulak yolunda bulunan kıllar ve mukus sıvısı, dışarıdan gelen toz, kir vb maddeleri tutar.Dış kulak ile orta kulak arasında kulak zarı vardır. Yarı saydam ve sedef rengindedir. Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır. Her iki yüzü, atmosfer basıncı ile dengelenmiştir. Zarın iç yüzünü, östaki borusu aracılığı ile boğazdan gelen hava dengeler. Böylece kulak zarının içe çökmesi engellenmiş olur
b) Orta kulak:
Kafatasının içine doğru uzanan bir boşluktur.Orta kulakta örs, çekiç ve üzengi kemikleri bulunur.Kulak zarına tutunan ilk kemik çekiç kemiğidir. Ortadaki örs, sondaki ise üzengi'dir. Üzengi kemiği oval pencere adı verilen açıklık üzerine oturur.Dış kulaktan gelen ses dalgaları bu üç kemikçiği titreştirir.Ses böylelikle kuvvetlenir ve oval pencere yardımı ile iç kulağa iletilir.
Orta kulağı yutağa bağlayan östaki borusu da burada bulunur.Östaki borusunun görevi kulaktan içeri giren hava basıncı ile yutaktan gelen basıncı dengelemektir.Amaç kulak zarının zarar görmesini engellemektir.
c) İç kulak:kulağın en içte olan bölümüdür.İç kulakta salyangoz denen yapı ve yarım daire kanalları bulunur.Oval pencereden gelen ses dalgalarını dalız, salyangoza iletir.Salyangozdaki işitme hücreleri de sesi işitme sinirine iletir.Ses böylece beyine ulaştırılır.
İç kulakta bulunan yarım daire kanallarının görevi de dengemizi sağlamaya yardımcı olmaktır.
http://img35.imageshack.us/img35/4526/kulakt.jpg
İşitme Olayı
Kulak kepçesi tarafından yakalanan ses dalgaları dış kulaktaki kulak zarını titreştirir.Titreşimler orta kulaktaki örs, çekiç ve üzengi kemikleri aracılığı ve dalız yardımı ile iç kulaktaki salyangoz organına aktarılır. Salyangoz ve içinde bulunan sıvı yardımı ile ses dalgası beynin yorumlayabileceği elektriksel işarete dönüştürülür. Bu aktarma ve elektriksel işarete çevirme işlemleri, insan duyma sisteminin karakteristik özelliğidir. Duyma sisteminde iki adet algılayıcının olmasının yararı ise stereo duymayı sağlamasıdır.
Kulak ile İlgili Hastalıklar
Kulak Yolu İltihabı: Su ve nem yüzünden olur.Şiddetli bir ağrı ve kulak akıntısı olur.İşitme azlığı da görülür.
Orta Kulak İltihabı:Kulak ağrısı ve akıntı ile kendini gösteren, virüs veya bakteri kaynaklı bir hastalıktır.Antibiyotik ve ağrı kesicilerle tedavi edilir.
Kulak Zarı Sertleşmesi: Aşırı gürültülü ortamlarda bulunan kişilerde görülen bir rahatsızlıktır.
Kulak Çınlaması: Yaşlılığa bağlı olarak, iç kulakta bulunan işitme hücrelerinin zedelenmesinden olur.İşitme azlığı görülür.İlaç veya işitme cihazı ile tedavi edilir.
KULAK SAĞLIĞI
* Kulak sert ve sivri uçlu cisimlerle karıştırılmamalıdır.
* Kulak temizliğine dikkat edilmelidir.
* Yüksek sesli ve gürültülü ortamlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir.(Yüksek sesli ortamda ağız açılmalı, böylelikle kulak zarının basınç fazlalığı nedeni ile içe çökmesi önlenmelidir.)
* Kulak darbelerden ve basınçtan korunmalıdır.
3. BURUN
Burun, alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki dışta, iki içte olmak üzere dört deliğe sahip koklama ve solunum organıdır.
Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan da yutağa bağlanır.Burun ucu kıkırdakla sonlanan sapan kemiği ile ikiye ayrılır. Burnun içinde mukus tabakası, kılcal damarlar ve kıllar vardır.
Alınan havanın süzülmesi burun kılları ve mukus
Alınan havanın nemlendirilmesi mukus salgısı
Alınan havanın ısıtılması da kılcal damarlar sayesinde gerçekleşir.
Koku almaçları ve duyu sinirleri burun boşluğunun üst kısmında bulunur. Bu bölgeye sarı bölge denir.
http://img134.imageshack.us/img134/167/burun.jpg
Koku Alma Olayı
Cisimlerden buharlaşarak gelen koku tanecikleri burun boşluğundan girerek sarı bölgeye ulaşır.Kokunun burun tarafından algılanabilmesi için kokunun mukus içerisinde çözünmüş olması gerekir. Çözünen madde koku alma hücrelerinde uyartı oluşturur.Uyartı sinirlerle beyne iletilir. Böylece koku alınmış olur.
Burun Hastalıkları
Sinüzit: Sinüslerin iltihaplanmasıdır.Antibiyotikle tedavi edildiği gibi bazen de ameliyata ihtiyaç duyulabilir.
Burun Etleri: Burun içinde duvara yapışık olarak görülen içi sıvı dolu şişliklerdir.Alerji ve enfeksiyonlardan oluşabilir.Ameliyatla alınır.
BURUN SAĞLIĞI
* Burun temiz tutulmal ve içindeki kıllar koparılmamalıdır.
* Ne olduğu belli olmayan nesneler koklanmamalıdır.
* Tozlu ve havası kirli ortamlarda bulunulmamalıdır.
4. DİL
Ağzımızda bulunan ve katı veya sıvı maddelerin tadını almamızı sağlayan, kaslardan yapılmış bir organdır. Dilin üzeri epitel doku ile kaplıdır.Dilin üzerinde pürtükler vardır.Bu küçük çıkıntılara papilla adı verilir.Papillaların arasına tat alma tomurcukları yerleşmiştir.
Dilin her bölgesi tat alır.Ancak tat tomurcukları dilin bazı bölümlerine daha yoğun olarak yerleştiklerinden, o bölgelerde tat daha iyi algılanır.
Uç kısımda tatlı,
Orta kenarlarda tuzlu,
Arka kenarlarda ekşi,
Arka kısımda acı daha iyi algılanır.
Ayrıca dil yiyecekleri çiğneme ve yutma işlemine yardım eder.Bir başka görevi de insanlarda konuşmayı sağlamaktır. Kendini en çabuk yenileyebilen organdır.
http://img52.imageshack.us/img52/4454/dil.jpg
Tat Alma Olayı
Ağzımıza aldığımız besinler tükürük içinde çözünür.Çözünen tat dil üzerindeki almaçları uyarır.Alınan uyartı sinirlerle beyine ulaştırılır.Böylelikle tat algılanır.
DİL SAĞLIĞI
* Ağız ve diş temizliğine özen gösterilmelidir.
* Çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler yenmemelidir.
* Sigara içilmemelidir.
5. DERİ
İnsan ve hayvanların vücudunun dış yüzünü örten tabakaya deri denir.Altında bulunan kas ve organları korur.Derinin altında yağ tabakası bulunur ki bu yağ tabakası vücuttaki ısı kaybını önler, bir darbe alındığında koruyu olarak görev yapar.
Deri aynı zamanda vücuttaki su dengesini korur, vücuttaki zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımasını gerçekleştirir.
Basınç, dokunma, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları deri ile hissederiz.
http://img691.imageshack.us/img691/3936/derih.jpg
İki tabakadan oluşur.
En altta derialtı dokusu bulunur.
1. Alt deri
Burada file:///C:/DOCUME%7E1/pal/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.jpgkan damarları, ter bezleri, sinirler, yağ bezleri ve kıl kökleri bulunur.Ter bezlerinin salgıladığı ter ile zararlı maddelerin vücuttan atılıp, vücut ısısının dengelendiğini söylemiştik.
Alt deri ile üst deri arasındaki tabakada sürekli yeni hücreler yapılır. Yapılan bu yeni hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk yaparlar ve yaklaşık 14. günde canlılıklarını kaybetmeye başlayarak, en üstte birikirler. Burada boynuzsu tabakayı oluştururlar.
2. Üst deri
Üst deri korun ve malpiki tabakalarından oluşur.Korun tabakası ölü deridir.Ölü olan tabaka alttaki canlı hücreleri korur.
Malpiki tabakası deriye rengini veren hücreler içerir.Buradaki renk tanecikleri Güneş'in zararlı ışınlarını emer.
Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. İnsanın cildi kendini yaklaşık her 28 günde bir yeniler.Kadin cildi rekek cildinden daha kısa zamanda yenilenir.
Nasıl Hissederiz?
Alt deride bulunan duyu almaçları uyartıyı alır.Alınan uyartı sinirlerle beyne iletilir. Uyarının ne olduğu böylelikle hissedilir.
Almaçlar derinin her yerinde aynı yoğunlukta değildir.
Deri Hastalıkları
Kurdeşen: Derini bazı yerlerinde oluşan kırmızı renkli kabarcıklar halinde görülür.Kaşıntı yapar.Gıdalar, ilaçlar, bazı hastalıklar, basınç, soğuk ve Güneş ışınları kurdeşene sebep olabilir.İlaçla iyileşir.
Vitiligo: Pigment (deriye renk veren hücre) kaybı ile ortaya çıkan derideki beyaz lekelerdir.Bu rahatsızlığı olan kişiler Güneş'e çıkmamalıdır.
Egzama: Derideki kızarık kabarcıklardır.İlaçla tedavi edilir.
Nasır: Derinin bazı bölgelerinin kalınlaşmasından olur.Nasırlı bölgelere yapıştırılan bantlar ve ilaçlarla tedavi edilir.
DERİ SAĞLIĞI
* Sık sık banyo yaparak deri ölü hücrelerden arındırılmalıdır.
* Güneş'te uzun süre durulmamalıdır.
* Derinin yaralanan yerleri temiz tutulmalıdır, gerekli tedavi yapılmalıdır.
VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLERİN SAĞLIĞI
Vücudumuzdaki tüm sistemler birbiri ile bağlantılı ve uyumlu olarak çalışır.Sistemlerden birinin rahatsızlanması, diğer sistemleri de etkileyerek çalışma ritmini bozar.
Sistemlerin düzenli çalışmasını bozan en önemli maddeler sigara, alkol ve uyuşturucudur.Bu nedenle sözü edilen maddeleri kullanmaktan kaçınmak gerekir.
Vücudumuzun ihtiyacı olmayan bazı maddelerin dışardan alınması ve bu maddelerin kullanımının bırakılamamasına bağımlılık denir.Bağımlılık yapan maddeler sigara, alkol, esrar, eroin, kokain, uçucu madde(tiner,bali vb.), ve kafeindir.Bu maddeler insan beynine etki ederek davranış değişikliğine sebep olduğu gibi kalp, damar, mide, karaciğer, akciğer, böbrek, bağırsak kısacası tüm organlara etki edip rahatsızlıklara sebep olur. Uzun süreli kullanım sonucunda da beyinde kalıcı hasarlar ortaya çıkar.
ORGAN BAĞIŞI (Transplantasyon)
Tıbbi açıdan hiçbir çözüm kalmadığı zamanlarda bir insanın organlarının, ihtiyacı olan başka birine tedavi amacı ile aktarılmasıdır.Organ bağışı sayesinde ölümcül durumlardaki kişiler yaşama kavuşur.Bu nedenle organ bağışı çok önemlidir.
18 yaşını doldurmuş olan kişiler organ bağışında bulunabilir.
Dostyakasi Dershane (http://www.dostyakasi.com/forum/dost-dershane/) Bu bölümde yer alan bu konu Dostyakasi forumun Öğretmen uyesi Palmyra tarafindan hazirlanmaktadir. lütfen izinsiz kullanmayınız.
Canlılarda doku ve organlar arasındaki uyumluluk ve düzenli çalışma canlıları sağlıklı yapar ve organizmanın iç ortamını dengede tutar. Doku ve organlar arasındaki bütünlüğün sağlanmasında iki sistem görevlidir.
1. Sinir Sistemi
2. Endokrin (hormon) Sistemi
Hayvanlarda hem sinir hem endokrin sistemi bulunur.Bitkilerde sadece endokrin sistem vardır.
SİNİR SİSTEMİ
Bir canlıda içten veya dıştan gelen çeşitli uyarılar alarak, bu uyarıları değerlendiren ve sonucunda uygun bir tepki veren sisteme sinir sistemi denir.
İçten ve dıştan gelen değişikliklere uyarı denir.
Uyarılara bağlı olarak sinir sistemindeki hücrelerde meydana gelen değişikliklere de uyartı(impuls) denir.
Bir sinir hücresi üç bölümden oluşur.
- Hücrenin gövdesi
- Dendrit
- Akson
http://img27.imageshack.us/img27/5684/noron.jpghttp://img137.imageshack.us/img137/9967/noron1.jpg
Hücre Gövdesi:
Hücre gövdesinde sitoplazma, çekirdek ve organeller bulunur. Hücrenin metabolik olayları burada gerçekleşir.
Dendrit:
Hücre gövdesindeki sitoplazmadan çok sayıda uzantılar çıkar.Bu uzantılara dendrit denir.Dal benzeri yapılardır. Dendritin görevi uyarıları almaktır.
Akson:
Sinir hücresinin gövdesinden çıkan kalın uzantıya akson denir. Gövdeden gelen uyartı aksonla taşınarak öteki sinir hücrelerine ulaştırılır.Aksonun üzerinde miyelin kılıf varsa uyartı daha hızlı iletilir.
UYARI:
* Sinir hücrelerinde gelen uyarı dendritten aksona doğru taşınır.
* Sinir hücrelerinde bölünme özelliği yoktur.Bu nedenle ölen hücrenin yerine yenisi yapılmaz.
GÖREVLERİNE GÖRE SİNİR HÜCRELERİ
1. Duyu nöronu: İç ya dadıştan gelen uyarıyı alır ve değerlendirme merkezine(merkezi sinir sistemi) taşır.
2. Ara nöronlar: Duyu nöronları ile motor nöron arasında bağlantı sağlayan nöronlardırDuyu organlarından gelen bilgiyi değerlendirir. Boyun ve omurilik nöronlarıdır.
3. Motor nöronlar: Değerlendirme merkezinden verilen cevabı alarak tepki organlarına(kaslara ve salgı merkezlerine) götüren nöronlardır.
http://img233.imageshack.us/img233/1825/noroncesitleri.jpg
UYARTININ İLETİMİ
Sinir hücresine gelen uyarı dendritle ile alınır.Sinir hücresinin gövdesine iletilir.Gövdeden geçen uyartı akson boyunca ilerler.Sinir, kas, salgi bezi hücresi vb iletilir.
Sinirlerde uyartının iletimi için enerji gerekir.Bu enerji solunum yolu ile mitokondrilerde üretilir ve bu sırada hem oksijene hem de glikoza ihtiyaç duyulur.Sonuçta da enerji, su ve karbondioksit açığa çıkar.
Sinir hücresinin akson ucu ile diğer sinir hücresinin dendriti arasındaki boşluğa sinaps adı verilir.Buradaki aktarım sırasında kimyasal maddeler görevlidir.
Uyarı sinir hücresinde dendritten aksona doğru elektriksel ve kimyasal yolla, sinapslarda ise sadece kimyasal yolla aktarılır.
İNSANLARDA SİNİR SİSTEMİ
Canlılar çinde en gelşmiş sinir sistemine sahip olan insandır.İnsanda 30 milyar sinir hücresi bulunur.Bunların yaklaşık 10 milyar kadarı merkezi sinir sistemindedir.Sinir sistemi
1. Merkezi sinir sistemi
2. Çevresel sinir sistemi
olmak üzere ikiye ayrılır.
http://img203.imageshack.us/img203/9388/sinirsistemi.jpg
MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ
Sinir hücrelerinden gelen uyarıların değerlendirildiği kısımdır. Bölümleri;
Beyin:
Merkezi sinir sisteminin en önemli bölümüdür.Kafatasının içine yerleşmiştir.Ağırlığı erkeklerde 1200-1350, kadınlarda 1000-1250 g kadardır.
Beyin üç kat zarla çevrilerek koruma altına alınmıştır. En dıştaki zar olan sert zar; kafatası kemiklerinin iç yüzeyine tutunur. Ortadaki örümceksi zar bağ dokusundan meydana gelmiştir. En içteki ince zar ise beyni tamamen sarar ve yapısındaki kan damarlarıyla beynin beslenmesinde önemli bir rol oynar.
Beyin glikoz ve oksijen taşıyan kanın yaklaşık % 20’sini kullanır. Oksijen ve glikoz eksikliğinde beyin enerjisini elde edemeyeceği için beyinde hasar ve daha uzun sürede ölüm görülür.
Beyinden bir kesit alırsak dışında sinir hücrelerinin gövdeleri olan boz madde ve sinir hücrelerinin aksonları olan ak maddeyi görebiliriz.
http://img515.imageshack.us/img515/5669/beyin.jpg
Beynin sağ yarım küresi vücudun sol yanını, sol yarım küresi de vücudun sağ yanını yönetir.
http://img231.imageshack.us/img231/5614/beyinfonksiyon.jpg
Beynin Görevleri:
Beyin insana ait olan konuşma, düşünme, algılama, karar verme, bellek gibi faaliyetleri gerçekleştiren bir organdır.Üç ana fonksiyonu vardır.
* Duyu fonksiyonları: Duyu sinirleri ile alıcı(reseptör)lardan gelen uyartıları alarak değerlendiri. Uyartıya cevap oluşturur.Böylece görme, işitme, tatma, hissetme, koku alma fonksiyonları yerine gelir.
* Motor fonksiyonlar: İstemli olan hareketlerimizi gerçekleştirmemizi sağlar.
* Özel fonksiyonlar: Bilgi öğrenme, dil öğrenme, hatırlama, bilgi depolama işlemlerini gerçekleştirmemizi sağlar ve bilincimizi kontrol eder.
Beyincik
Beynin arka tarafındadır.Aynen beyinde olduğu gibi ak madde ve boz madde beyincikte de bulunur.
En önemli fonksiyonları vücudun duruşunu ayarlamak ve vücut dengesini(kulaktaki yarım daire kanalları ile) sağlamaktır. Kas hareketleri ve zamanlamasını da ayarlar. Yürüme, koşma, sıçrama gibi hareketlerin düzenli ve amaca uygun olmasını sağlar.Bu işlemleri gerçekleştirirken en önemli uyarılar gözden gelen sinyallerdir.
Örneğin; Gözleri bağlı olan birinin koşmasındaki zorluğun nedeni beyinciğin denge ve koordinasyonu sağlıklı bir şekilde yapamamasıdır.
http://img688.imageshack.us/img688/6605/beyincik.jpg
Omurilik Soğanı
Beyin ile omurilik arasında yer alır ve bu organlar arasında bilgi aktarımı sağlar.Beyne giren bütün sinirler omurilik soğanından çapraz yaparak geçer.İşte bu nedenle beynin sağ yarım küresi sol yanımızı, sol yarım küresi de sağ yanımızı denetler. Yapısı omuriliğe benzer. Ak madde dışta, boz madde içtedir.
Dolaşım, boşaltım, sindirim, solunum ve üreme olaylarını düzenler ve denetler.Solunum hızı, kalp atış hızı, karaciğerin şeker metabolizmasını ayarlama merkezleri de omurilik soğanındadır.
Soluma, yutma, çiğneme, kusma, öksürme, hapşırma ve damar genişlemesi damar büzülmesi gibi refleksleri omurilik soğanı kontrol eder.
Omurilik soğanının zedelenmesi ölüme yol açabilir.
http://img687.imageshack.us/img687/3056/omuriliksogani.jpg
Omurilik
Omurgalı canlılarda omurgayı oluşturan omurlar içerisinde yer alır.
Omurilik vücudun büyük bir kısmı ile beyin arasındaki bağlantıyı sağlar. Refleksleri gerçekleştirir. Bu refleksler hem kas hareketleriyle hem de homeostasiyle(iç denge) ilgili olabilir.
Bireyin doğuştan sahip olduğu refleksler kalıtsaldır.(Göze ışık geldiği zaman göz bebeğinin küçülmesi gibi.)
Bireyin sonradan öğrenme yolu ile edindiği refleksler ise kazanılmış (şartlı) reflekslerdir.(Limon görünce ağzın sulanması gibi.)
Omurilik 31 segmente ayrılı. Her bir segmentten ön ve arka köklerin birleşmesiyle oluşan bir çift sinir çıkar.
http://img688.imageshack.us/img688/6478/omurilik.jpg
http://img688.imageshack.us/img688/359/refleksyolu.jpg
ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ
Merkezi sinir sistemi ile duyu organları, kaslar ve bezler arasındaki ilişkiyi sağlayan sisteme çevresel sinir sistemi denir.Uyartıları alıp beyin ve omuriliğe götürür, oluşturulan tepkiyi de doku, bez ve organlara götürür. Duyu ve motor sinirlerinden oluşur. Somatik sistem ve otonom sistem olarak ikiye ayrılır.
Somatik Sistem
Vücudumuzun dış ortam ile uyumunu sağlar.İsteğe bağlı olarak yapılan hareketleri denetler.(Koşma, yürüme, okuma gibi) Merkezi beyindir.Duyu sinirleri ile dıştan gelen duyumlar algılanır.Bu duyumların algılanması sırasında kişinin bilinçli olması gerekir.Hareket sinirleri ile de kasların hareketi sağlanır.
Otonom Sinir Sistemi
Vücudumuzdaki metabolik olayları kontrol eden sistemdir.Böylelikle iç denge korunur.İstem dışı hareketlerin denetleyicisidir.Salgı bezlerini, kalp kasını ve iç organların düz kaslarını kontrol eder.Merkezi omurilik ve omurilik soğanıdır.
Otonom Sinir Sistem
* Sempatik sinir sistemi
* Parasempatik sinir sistemi olarak iki bölüme ayrılır.
Sempatik Sinir Sistemi
Vücutta hızlandırıcı etkisi olan sistemdir.Ancak sindirim sisteminini hızlandırmaz.Stresli durumlarda, korku, sevinç, heyecan gibi durumlarda sempatik sinir sistemi aktive olur, kan basıncını artırır, kalp atışını hızlandırır, ter salgılanmasını artırır, tükürük salgısını azaltır.
Parasempatik Sinir Sistemi
Dinlenme durumlarında ve sakin olduğumuz zamanlarda aktif olan sistemdir.Vücutta yavaşlatıcı etki yapar(sindirim sistemi haricinde)Parasempatik sistem kalbi yavaşlatır, solunum hızını yavaşlatır, tükürük ve bağırsak salgılarını artırır ve bağırsak hareketlerini artırır.
Sempatik sistem ve parasempatik sistem birbirine karşıt etki yaparlar.
ENDOKRİN (HORMON) SİSTEMİ
Hormonları meydana getirerek salgılayan organların tümüne endokrin sistem denir.Vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücre ve hücre gruplarını harekete geçiren kimyasal maddeler hormonlardır.
Hormonlar;
* Salgılandıkları bezlerden gidecekleri yere kan yolu ile taşınırlar.
* Etki edecekleri organ ya da organlara hedef organ denir.
* Aminoasit, yağ ya da protein yapısımda olabilirler.
* Kanda az dahi olsalar etki edebilirler.Etkileri yavaş ve uzun süreli olur.
Vücuttaki endokrin bezler şunlardır.
http://img689.imageshack.us/img689/2264/endokrnsstem.jpg
Hipofiz Bezi
Bezelye büyüklüğünde bir bezdir.Beyinde bulunur.Vücuttaki endokrin bezlerinin çalışmasını düzenler ve kontrol eder.Hipofiz bezinin çalışması da beyindeki hipotalamus bölgesi tarafından denetlenir.
http://img689.imageshack.us/img689/7097/hipofiz.jpg
Hipofiz hormonlarının etkileri
* Böbrek üstü bezini etkileyerek hormon salgılanmasını sağlar.
* Süt bezlerini etkileyerek süt salgılanmasını sağlar.
* Böbrek kanallarını etkileyerek suyun geri emilimini sağlar.
* Eşey organlarını etkileyerek erkeklerde sperm, kadınlarda yumurta yapımını sağlar.
* Tiroit bezini etkileyerek hormon salgılanmasını sağlar.
* Büyüme hormonu salgılayarak hücrelerde büyümeyi uyarır.
http://img197.imageshack.us/img197/3314/hpofzetkalan.jpg
Tiroit Bezi
Boynun ön bölgesinde yer yutağın altında, boynun ön ve yanlarını saran çok damarlı bir iç salgı bezidir.
http://img81.imageshack.us/img81/4540/tiroit.jpghttp://img41.imageshack.us/img41/9719/guatr.jpg
Tiroit bezinin iki önemli hormonu bulunur.
1. Tiroksin Hormonu
Büyüme ve gelişmeyi sağlayan hormondur.Metabolik aktiviteyi uyarır. İyot atomları içeren bir hormondur.Eğer tiroksin hormonu az salgılanırsa zeka geriliği ve cücelik meydana gelir.Fazla salgılandığında da ahmaklık ortaya çıkar.İyot eksik olur da bez fazla çalısırsa guatr adı verilen hastalığa neden olur.
2. Kalsitonin Hormonu
Kandaki kalsiyum oranını düşüren hormondur.Kandan kemiklere kalsiyum çekilmesini sağlar.Böylelikle kemik dokusuna etki ederek, kemikleri güçlendirir.
Böbrek üstü Bezi
Böbreküstü bezleri böbreklerin üst uçlarında yer alır.Salgıladığı iki önemli hormon adrenalin ve aldosterondur.
http://img80.imageshack.us/img80/5945/bobrekustu.jpg
1. Adrenalin Hormonu
Vücudun oldukça geniş bir bölgesinde etki gösterir.Kanda adrenalin artarsa kalbin atış sayısında ve kan basıncında artış olur.Karaciğerde bulunan glikojen glikoza dönüşerek, kan şekerinin yükselmesine neden olur.Çizgili kaslarda enerji üretimi hızlanır.Adrenalin salgılanması sırasında deriye ve sindirim sistemine giden damarlar daralır.Aşırı heyecan anlarında derinin soluk bir renk alması bu yüzdendir.Ayrıca eğer bir tehlike sonucunda yaralanma olursa ( deriye az kan gitmesi yüzünden) fazla kan kaybı önlenmiş olur.Adrenalin hormonu özellikle heyecan, korku ve öfke durumlarında salgılanır.
2. Aldosteron Hormonu
Böbrek kanallarında minerallerin geri emilimini sağlar.Başlıca görevi vücuttaki sodyum (Na+ ) iyonlarının yoğunluğunu düzenlemektir. Bunu, böbrekler üzerine etki edip, idrar içinde sodyum kaybını azaltarak gerçekleştirir. Aldosteron ayrıca bağırsakları etkileyip, besin yoluyla alınan tuzun (NaCl) yapısında bulunan sodyumun da vücuda kazandırılmasını sağlar. Aldosteron ter ve tükürük salgısındaki sodyum kaybını azaltıp, sodyumun kana geçmesini sağlar.Kısacası vücudun elektrolit dengesini ayarlar.
Pankreas
Pankreas karın boşluğunun üst tarafında ve bel omurlarının ön kısmına yerleşmiş bir organdır. Salgılarıyla sindirime yardımcı olur ve kan şekerini düzenler.Bu tür bezlere karma bez denir.
http://img682.imageshack.us/img682/6053/pankreas1.jpg
Salgıladığı iki önemli hormondan söz edilebilir.
1. İnsülin Hormonu
Kandaki şeker (glikoz) oranını düşürür.Bunu ya glikozu karaciğer veya kaslarda glikojene çevirerek yapar ya da hücrelerde glikozun yakılmasını sağlar.İnsülin hormonu yeterli sentezlenemezse, kanda şeker miktarı yükselir ve şeker(diyabet) hastalığına neden olur.Şeker hastalarının idrarında glikoz olur.
2. Glukagon hormonu
Kan şekerini artırıcı etki yapan bir hormondur.Karaciğerde depolanmış olan glikojeni, glikoza çevirerek kan şekerini yükseltir.
Eşeysel Bezler
Bu bezler dişilerde yumurtalıklar, erkeklerde testislerdir.
Yumurtalıklar
Yumurtalıklar östrojen ve progesteron hormonları salgılar.Östrojen; hormonu üreme organlarının gelişmesini sağlar ve düzenler.Östrojen hormonu hem erkek hem de kadınlarda bulunmakla beraber , üreme yaşlarında kadınlarda daha yüksektir.
Progesreton ; döl yatağının gebelik için hazırlanmasında rol oynar.
Ayrıca süt bezlerinin gelişmesini sağlar.
Testisler
Testisler testosteron hormonu salgılar.Testosteron erkeklerde üreme organlarının gelişmesini sağlar.Sperm üretimini uyarır.Testosteron gırtlak kaslarını, kıkırdaklarını ve ses tellerini büyütmektedir. Bu da erkeklerde sesin kadınlara oranla daha kalın olmasına yol açar.
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemlerin Sağlığını Etkileyen Faktörler
Dengeli beslenme, spor , yeterli uyku ve dinlenme bu sistemleri olumlu etkiler.
Sigara, alkol, stres, aşırı yorgunluk, zorlayıcı hareketler ise bu sistemleri olumsuz olarak etkiler.
Denetleyici ve düzenleyici sistemlerin sağlığı için;
* Uyuşturucu, aklol ve sigara kullanılmamalı,
* Kahve ve çay tüketimi aşırı olmamalı,
* Omurga ve kafatası sert darbelerden korunmalı,
* Şeker ve guatr gibi hastalığı olanlar beslenmelerine dikkat etmelidir.
Denetleyici ve Düzenleyici Sistemlerde görülen Hastalıklar
Menenjit
Beyin zarının iltihaplanmasıdır. Bu iltihaba mikroplar neden olur. (virüsler veya bakteriler). Menenjit geçiren çoğu kişi bu hastalıktan tamamıyla kurtulurken, bazen ölümle de sonuçlanabilir. Ya da hastalık sonrası sakatlıklar kalabilir.Hastalık baş ağrısı, kusma ve yüksek ateş gibi belirtiler verir.
Beyin Kanamaları
Beyni besleyen kan damarlarından birinin ya da birkaçının kan sızdırmasıdır.Kanla beslenen bölge kan alamadığı için çalışamaz hale gelir.Kanama beynin içine ya da dışına olabilir.Beyin içi kanamalar felce neden olabilir.Beyin dışı kanamalar travmalar nedeni ile olur.
Kuduz
Kuduz bir hayvanın ısırması ile ortaya çıkan ve merkezi sinir sistemini ağır bir şekilde etkileyen bir hastalıktır.Tedavi olunmazsa belirtiler 1- 4 gün içinde belirir.Ateş, baş ağrısı, kusma ve öksürük olabilir.Kuduz bir hayvan tarafından ısırılan insana hemen kuduz aşısı yapılmalıdır.
DUYU ORGANLARI
Canlılar çevrelerinde olup bitenleri anlayabilmek için duyu organlarını kullanırlar.Çevreden uyarıların alınması ve duyu sinirlerine ulaştırılması işini duyu organları yapar.Duyu organlarında özel duyu hücreleri bulunur.Uyarı, ilgili almaç(duyu hücresi) tarafından alınır ve uyartıya dönüşür.Uyartılar da duyu sinirleri ile beyine ulaştırılır.
Göz, kulak, dil, burun ve deri olmak üzere beş tane duyu organımız vardır.
1. GÖZ
Görme duyusu organıdır.Yüz kemiklerinin arasındaki göz çukuruna yerleşmiş durumdadır.Işık duyusunu, ayrıca cisimlerin renklerini ve şekillerini algılar.
Gözde görmeyi sağlayan yapılar olduğu gibi, çok hassas olan gözümüzü koruyucu olan yapılar da vardır.
Görme sinirleri, göz merceği ve duyu hücreleri görme olayında görev yapar.
Göz yaşı(göz yaşı bezleri), göz kapakları, kirpikler ve kaşlar ise gözü koruyan yapılardır.
Gözün Yapısı:
http://img33.imageshack.us/img33/3025/goz.jpg
Gözümüzde üç tabaka görülür.
1. Sert Tabaka: Gözün en dış kısmında bulunur.Beyaz renkli bir tabakadır. Sert tabakanın görevi gözün iç kısmında bulunan yapıları korumaktır.Gözün ön kısmına gelindiğinde sert tabaka şeffaf bir hal alır ve şişkinleşir.Bu şişkin ve saydam yapı kornea olarak adlandırılır.Cisimlerden gelen ışınlar korneada kırılırlar ve merceğe giderler.
2. Damar Tabaka:Gözü besleyen kan damarlarının olduğu tabakadır.Sert tabakanın altındadır.Bu tabakada damarlar o kadar yoğundur ki göz küresinin ışığı emmesinde rol oynar.
Damar tabaka gözün ön kısmına gelindiğinde iris adı verilen gözün renkli bölümünü oluşturur.İrisin rengi insandan insana değişir.İrisin tam ortasında göz bebeği denen bi delik bulunur.Göz bebeğinin büyüklüğü gelen ışıkla yakından ilgilidir.Işık fazla gelirse gözbebeği küçülür(iris kasılır). Işık az geldiğinde ise gözbebeği büyüyerek göz daha fazla ışık girmesini sağlar.
Göz bebeği geçildikten sonra göz merceğine gelinir.Korneada kırılmış olarak merceğe gelen ışınlar mercekte de kırılır ve ağ tabakaya gider.
3. Ağ Tabaka:Gözün en içte olan tabakasıdır.Diğer adı retinadır. Sinirler ve duyu hücreleri ağ tabakadadır.Işığa hassas bir bölgedir.
Göz merceğinin tam karşısında sarı benek bulunur.Görüntü burada oluşur.
Görme sinirlerinin gözden çıktıkları yere de kör nokta denir.Kör noktada görüntü oluşmaz.Çünkü bu noktada görme hücreleri bulunmaz.
Görme Olayının Gerçekleşmesi
Çevremizdeki çeşitli cisimlerden yansıyan ışınlar göze gelir.Gözün kornea tabakasında kırılır.Daha sonra gözbebeğinden geçer ve göz merceğine gelir.Göz merceğinde bir kez daha kırılmaya uğradıktan sonra, ağ tabaka üzerinde bulunan sarı beneğe düşerler.Sarı benekte görüntü ters olarak oluşur.Sarı benekte oluşan görüntüyü, uyartı olarak alan göz sinirleri bu uyartıyı beyne iletir.Beynin emri ile görüntü düz olarak algılanır.
http://img188.imageshack.us/img188/7290/gorme1.jpg
GÖZ KUSURLARI
1. UZAĞI NET GÖREMEMEK( MİYOPLUK)
http://img134.imageshack.us/img134/3435/myop.jpg
Miyop olan kişiler yakını net olarak görür ama uzağı net göremezler.Göz merceğinin göze gelen ışınları fazla kırması ile meydana gelen bir göz kusurudur.Görüntü sarı beneğin önüne düşer.Kalın kenarlı merceği olan gözlük camı ya da lens ile düzeltilir.
2. YAKINI NET GÖREMEMEK (HİPERMETROPLUK)
http://img682.imageshack.us/img682/5589/hipermetrop.jpg
Bu kişiler uzağı net görür ama yakını net göremezler.Göz merceğininkırıcılığının azalması ile oluşan bir göz kusurudur.Görüntü sarı beneğin arkasında oluşur.İnce kenarlı merceklerle düzeltilir.
3. BULANIK GÖRME (ASTİGMATİZM)
http://img81.imageshack.us/img81/3220/astgmat.jpg
Astigmatı olan kişiler cisimleri bulanık görürler.Göz merceğinin ya da saydam tabaka(kornea)nın kavisleşmesiyle oluşan bir göz kusurudur.Silindirik merceklerle düzeltilir.
4. ŞAŞILIK
http://img264.imageshack.us/img264/6023/alk.jpg
İrisi hareket ettiren kaslardan birinin kısa birinin uzun olması ile oluşan göz kusurudur.Şaşılık doğuştan olur.Ameliyatla düzeltilme imkanı vardır.
5. KATARAKT
http://img194.imageshack.us/img194/9233/kataraktc.jpg
Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması, yoğunlaşmasıdır.
Normal şartlarda hem kornea hem de göz merceği saydam yapıdadır.
Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır.Yaşa bağlı olarak ortaya çıktığı gibi, doğuştan ya da ilaç kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilir.
6. RENK KÖRLÜĞÜ
Renk körü olan kişiler kırmızı ile yeşil rengi ayırt edemezler. Doğuştan gelen ve kalıtsal bir göz kusuru olduğundan ameliyatla düzeltilemez.
GÖZ SAĞLIĞI
* A vitamini içeren besinler göz için yararlıdır.Beslenmede A vitamini almaya dikkat edilmelidir.
* Çok şiddetli ve parlak ışıklardan göz korunmalıdır.
* Göz temizliğine dikkat edilmelidir.
* Televizyon izlerken çok yakından bakılmamalıdır.
* Bilgisayar kullanırken özel filtre kullanılmalıdır.
2. KULAK
Başın her iki yanına yerleşmiş, içe doğru uzantısı olan işitme organıdır. Aynı zamanda da denge sağlamada görev yapar.Dıştan içe doğru bölümleri şunlardır.
a) Dış kulak:
Kulak kepçesi ve kulak yolundan oluşur.Kulak kepçesinin görevi ses dalgalarını toplamaktır.Topladığı sesleri kulak yoluna iletir.Sesler kulak yolundan orta kulağa geçer.
Kulak yolunda bulunan kıllar ve mukus sıvısı, dışarıdan gelen toz, kir vb maddeleri tutar.Dış kulak ile orta kulak arasında kulak zarı vardır. Yarı saydam ve sedef rengindedir. Kulak zarı; dış kulak ile orta kulağı birbirinden ayırır. Her iki yüzü, atmosfer basıncı ile dengelenmiştir. Zarın iç yüzünü, östaki borusu aracılığı ile boğazdan gelen hava dengeler. Böylece kulak zarının içe çökmesi engellenmiş olur
b) Orta kulak:
Kafatasının içine doğru uzanan bir boşluktur.Orta kulakta örs, çekiç ve üzengi kemikleri bulunur.Kulak zarına tutunan ilk kemik çekiç kemiğidir. Ortadaki örs, sondaki ise üzengi'dir. Üzengi kemiği oval pencere adı verilen açıklık üzerine oturur.Dış kulaktan gelen ses dalgaları bu üç kemikçiği titreştirir.Ses böylelikle kuvvetlenir ve oval pencere yardımı ile iç kulağa iletilir.
Orta kulağı yutağa bağlayan östaki borusu da burada bulunur.Östaki borusunun görevi kulaktan içeri giren hava basıncı ile yutaktan gelen basıncı dengelemektir.Amaç kulak zarının zarar görmesini engellemektir.
c) İç kulak:kulağın en içte olan bölümüdür.İç kulakta salyangoz denen yapı ve yarım daire kanalları bulunur.Oval pencereden gelen ses dalgalarını dalız, salyangoza iletir.Salyangozdaki işitme hücreleri de sesi işitme sinirine iletir.Ses böylece beyine ulaştırılır.
İç kulakta bulunan yarım daire kanallarının görevi de dengemizi sağlamaya yardımcı olmaktır.
http://img35.imageshack.us/img35/4526/kulakt.jpg
İşitme Olayı
Kulak kepçesi tarafından yakalanan ses dalgaları dış kulaktaki kulak zarını titreştirir.Titreşimler orta kulaktaki örs, çekiç ve üzengi kemikleri aracılığı ve dalız yardımı ile iç kulaktaki salyangoz organına aktarılır. Salyangoz ve içinde bulunan sıvı yardımı ile ses dalgası beynin yorumlayabileceği elektriksel işarete dönüştürülür. Bu aktarma ve elektriksel işarete çevirme işlemleri, insan duyma sisteminin karakteristik özelliğidir. Duyma sisteminde iki adet algılayıcının olmasının yararı ise stereo duymayı sağlamasıdır.
Kulak ile İlgili Hastalıklar
Kulak Yolu İltihabı: Su ve nem yüzünden olur.Şiddetli bir ağrı ve kulak akıntısı olur.İşitme azlığı da görülür.
Orta Kulak İltihabı:Kulak ağrısı ve akıntı ile kendini gösteren, virüs veya bakteri kaynaklı bir hastalıktır.Antibiyotik ve ağrı kesicilerle tedavi edilir.
Kulak Zarı Sertleşmesi: Aşırı gürültülü ortamlarda bulunan kişilerde görülen bir rahatsızlıktır.
Kulak Çınlaması: Yaşlılığa bağlı olarak, iç kulakta bulunan işitme hücrelerinin zedelenmesinden olur.İşitme azlığı görülür.İlaç veya işitme cihazı ile tedavi edilir.
KULAK SAĞLIĞI
* Kulak sert ve sivri uçlu cisimlerle karıştırılmamalıdır.
* Kulak temizliğine dikkat edilmelidir.
* Yüksek sesli ve gürültülü ortamlarda bulunmamaya özen gösterilmelidir.(Yüksek sesli ortamda ağız açılmalı, böylelikle kulak zarının basınç fazlalığı nedeni ile içe çökmesi önlenmelidir.)
* Kulak darbelerden ve basınçtan korunmalıdır.
3. BURUN
Burun, alınla üst dudak arasında bulunan, dışa çıkıntılı, iki dışta, iki içte olmak üzere dört deliğe sahip koklama ve solunum organıdır.
Burun boşluğu iki delikle dışarı açılır. Diğer taraftan da yutağa bağlanır.Burun ucu kıkırdakla sonlanan sapan kemiği ile ikiye ayrılır. Burnun içinde mukus tabakası, kılcal damarlar ve kıllar vardır.
Alınan havanın süzülmesi burun kılları ve mukus
Alınan havanın nemlendirilmesi mukus salgısı
Alınan havanın ısıtılması da kılcal damarlar sayesinde gerçekleşir.
Koku almaçları ve duyu sinirleri burun boşluğunun üst kısmında bulunur. Bu bölgeye sarı bölge denir.
http://img134.imageshack.us/img134/167/burun.jpg
Koku Alma Olayı
Cisimlerden buharlaşarak gelen koku tanecikleri burun boşluğundan girerek sarı bölgeye ulaşır.Kokunun burun tarafından algılanabilmesi için kokunun mukus içerisinde çözünmüş olması gerekir. Çözünen madde koku alma hücrelerinde uyartı oluşturur.Uyartı sinirlerle beyne iletilir. Böylece koku alınmış olur.
Burun Hastalıkları
Sinüzit: Sinüslerin iltihaplanmasıdır.Antibiyotikle tedavi edildiği gibi bazen de ameliyata ihtiyaç duyulabilir.
Burun Etleri: Burun içinde duvara yapışık olarak görülen içi sıvı dolu şişliklerdir.Alerji ve enfeksiyonlardan oluşabilir.Ameliyatla alınır.
BURUN SAĞLIĞI
* Burun temiz tutulmal ve içindeki kıllar koparılmamalıdır.
* Ne olduğu belli olmayan nesneler koklanmamalıdır.
* Tozlu ve havası kirli ortamlarda bulunulmamalıdır.
4. DİL
Ağzımızda bulunan ve katı veya sıvı maddelerin tadını almamızı sağlayan, kaslardan yapılmış bir organdır. Dilin üzeri epitel doku ile kaplıdır.Dilin üzerinde pürtükler vardır.Bu küçük çıkıntılara papilla adı verilir.Papillaların arasına tat alma tomurcukları yerleşmiştir.
Dilin her bölgesi tat alır.Ancak tat tomurcukları dilin bazı bölümlerine daha yoğun olarak yerleştiklerinden, o bölgelerde tat daha iyi algılanır.
Uç kısımda tatlı,
Orta kenarlarda tuzlu,
Arka kenarlarda ekşi,
Arka kısımda acı daha iyi algılanır.
Ayrıca dil yiyecekleri çiğneme ve yutma işlemine yardım eder.Bir başka görevi de insanlarda konuşmayı sağlamaktır. Kendini en çabuk yenileyebilen organdır.
http://img52.imageshack.us/img52/4454/dil.jpg
Tat Alma Olayı
Ağzımıza aldığımız besinler tükürük içinde çözünür.Çözünen tat dil üzerindeki almaçları uyarır.Alınan uyartı sinirlerle beyine ulaştırılır.Böylelikle tat algılanır.
DİL SAĞLIĞI
* Ağız ve diş temizliğine özen gösterilmelidir.
* Çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler yenmemelidir.
* Sigara içilmemelidir.
5. DERİ
İnsan ve hayvanların vücudunun dış yüzünü örten tabakaya deri denir.Altında bulunan kas ve organları korur.Derinin altında yağ tabakası bulunur ki bu yağ tabakası vücuttaki ısı kaybını önler, bir darbe alındığında koruyu olarak görev yapar.
Deri aynı zamanda vücuttaki su dengesini korur, vücuttaki zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımasını gerçekleştirir.
Basınç, dokunma, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları deri ile hissederiz.
http://img691.imageshack.us/img691/3936/derih.jpg
İki tabakadan oluşur.
En altta derialtı dokusu bulunur.
1. Alt deri
Burada file:///C:/DOCUME%7E1/pal/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.jpgkan damarları, ter bezleri, sinirler, yağ bezleri ve kıl kökleri bulunur.Ter bezlerinin salgıladığı ter ile zararlı maddelerin vücuttan atılıp, vücut ısısının dengelendiğini söylemiştik.
Alt deri ile üst deri arasındaki tabakada sürekli yeni hücreler yapılır. Yapılan bu yeni hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk yaparlar ve yaklaşık 14. günde canlılıklarını kaybetmeye başlayarak, en üstte birikirler. Burada boynuzsu tabakayı oluştururlar.
2. Üst deri
Üst deri korun ve malpiki tabakalarından oluşur.Korun tabakası ölü deridir.Ölü olan tabaka alttaki canlı hücreleri korur.
Malpiki tabakası deriye rengini veren hücreler içerir.Buradaki renk tanecikleri Güneş'in zararlı ışınlarını emer.
Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. İnsanın cildi kendini yaklaşık her 28 günde bir yeniler.Kadin cildi rekek cildinden daha kısa zamanda yenilenir.
Nasıl Hissederiz?
Alt deride bulunan duyu almaçları uyartıyı alır.Alınan uyartı sinirlerle beyne iletilir. Uyarının ne olduğu böylelikle hissedilir.
Almaçlar derinin her yerinde aynı yoğunlukta değildir.
Deri Hastalıkları
Kurdeşen: Derini bazı yerlerinde oluşan kırmızı renkli kabarcıklar halinde görülür.Kaşıntı yapar.Gıdalar, ilaçlar, bazı hastalıklar, basınç, soğuk ve Güneş ışınları kurdeşene sebep olabilir.İlaçla iyileşir.
Vitiligo: Pigment (deriye renk veren hücre) kaybı ile ortaya çıkan derideki beyaz lekelerdir.Bu rahatsızlığı olan kişiler Güneş'e çıkmamalıdır.
Egzama: Derideki kızarık kabarcıklardır.İlaçla tedavi edilir.
Nasır: Derinin bazı bölgelerinin kalınlaşmasından olur.Nasırlı bölgelere yapıştırılan bantlar ve ilaçlarla tedavi edilir.
DERİ SAĞLIĞI
* Sık sık banyo yaparak deri ölü hücrelerden arındırılmalıdır.
* Güneş'te uzun süre durulmamalıdır.
* Derinin yaralanan yerleri temiz tutulmalıdır, gerekli tedavi yapılmalıdır.
VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLERİN SAĞLIĞI
Vücudumuzdaki tüm sistemler birbiri ile bağlantılı ve uyumlu olarak çalışır.Sistemlerden birinin rahatsızlanması, diğer sistemleri de etkileyerek çalışma ritmini bozar.
Sistemlerin düzenli çalışmasını bozan en önemli maddeler sigara, alkol ve uyuşturucudur.Bu nedenle sözü edilen maddeleri kullanmaktan kaçınmak gerekir.
Vücudumuzun ihtiyacı olmayan bazı maddelerin dışardan alınması ve bu maddelerin kullanımının bırakılamamasına bağımlılık denir.Bağımlılık yapan maddeler sigara, alkol, esrar, eroin, kokain, uçucu madde(tiner,bali vb.), ve kafeindir.Bu maddeler insan beynine etki ederek davranış değişikliğine sebep olduğu gibi kalp, damar, mide, karaciğer, akciğer, böbrek, bağırsak kısacası tüm organlara etki edip rahatsızlıklara sebep olur. Uzun süreli kullanım sonucunda da beyinde kalıcı hasarlar ortaya çıkar.
ORGAN BAĞIŞI (Transplantasyon)
Tıbbi açıdan hiçbir çözüm kalmadığı zamanlarda bir insanın organlarının, ihtiyacı olan başka birine tedavi amacı ile aktarılmasıdır.Organ bağışı sayesinde ölümcül durumlardaki kişiler yaşama kavuşur.Bu nedenle organ bağışı çok önemlidir.
18 yaşını doldurmuş olan kişiler organ bağışında bulunabilir.
Dostyakasi Dershane (http://www.dostyakasi.com/forum/dost-dershane/) Bu bölümde yer alan bu konu Dostyakasi forumun Öğretmen uyesi Palmyra tarafindan hazirlanmaktadir. lütfen izinsiz kullanmayınız.