PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Parapsikoloji !



Adyg
18-12-2008, 10:23
"Parapsikoloji" yapay biçimde türetilmis bir sözcüktür; 1889'da kullanilmaya baslanan bu sözcük Yunanca'daki "para" (ötesinde, ardinda,kenarinda) önekiyle psikoloji sözcügünün birlestirilmesinden olusmustur; psikoloji sözcügünün ne anlama geldigini elbette hepimiz biliyoruz.

Bununla birlikte, psikolog Thouless ve Wiesner'in (1946) tüm normalötesi ya da parapsikolojik olaylari tanimlamak için Yunan alfabesinin 23. harfi olan "psi"yi kullanma önerisi parapsikoloji dilinde genis ölçüde yerlesmis bir öneridir.

Insanlar var oldu olali - son arastirmalara göre insanlarin %60'i - normalötesi olaylar yasamakta, dolayisiyla da normalötesinin varligindan en ufak bir kusku bile duymamakta, geri kalan kesim ise, söz konusu olaylarin kaçiklik belirtisi ya da beynin marazi ürünleri, yanlis yorumlamalarin sonuçlari oldugundan en az birinci gruptakiler kadar emin olduklarindan bu olaylarin varligina kesinlikle inanmamaktadirlar.

Diger yandan parapsikoloji, örnegin fizik gibi "olgun" bir bilim degildir; ve bugün, sonuçlari ve kuramlari, "working scientist" denilen etkin bilim adamlarinin çogu arastirma ve incelemelerinde bunlari dikkate almadiginda, kimse onlari, "bunlardan haberiniz yok mu?" diye suçlayamayacagindan, parapsikoloji henüz gelisme durumunda olan bir bilim dalidir.

Parapsikoloji, kullandigi yöntem konusunda "kraldan daha kralcidir" ve böyle de olmak zorundadir, çünkü alisilmadik savlarin kanitlanmasi sorumlulugu onun omuzlarina binmistir. Bu nedenle de parapsikolojinin alternatif yöntemler ile çalismasi gibi bir durum söz konusu olamaz , yani örnegin telepatiyi incelemek için salt parapsikolojiye özgü yöntemler ( hani böyle yöntemler olsa bile) kullanmak kesinlikle söz konusu degildir.

Parapsikolojinin temel görevi bize kavranamaz, esrarengiz ve "sasirtici" gelen ve merakimizi uyandiran olaylarin izini sürmektir. Bu alandaki sayisiz sorunun hakli olarak birer çözüm ve açiklama beklediklerine hiç kusku yoktur.


Etimoloji ve Tarihçe Metafizik terimini ilk olarak Aristo'nun eserlerini kendine göre düzenleyen Yunan Peripatetik filozof Rodos'lu Andronicus'un, MÖ 70 civarinda Roma'da kullandigi saniliyor. Onun düzenlemesine göre, asil adi Ilk Felsefe veya Teoloji olan risale, Fizik risalesinden sonra gelmekteydi. Böylece de, Ilk Felsefe meta (ta) physica, ya da fizigi izleyen, olarak biline geldi ve zamanla kisaltilarak metafizik oldu. Aristo'nun Metafizik'indeki konular (cevher, nedensellik, var olmanin mahiyeti, ve Tanrinin varligi) yüzyillarca metafiziksel spekülasyonlarin içerigini belirledi. Metafizik Ortaçagin skolastik filozoflari arasinda transphysical (fizik ötesi) bilim olarak bilinirdi. Bunun nedeni de onlarin, bir ögrencinin fiziksel dünyadan algilarin ötesindeki dünyaya metafizik vasitasiyla felsefi olarak geçis yapabilecegine inanmalariydi. 13. yüzyil skolastik filozof ve ilahiyatçisi Aziz Thomas Aquinas, metafizigin amacinin, sonlu ve algilanabilir varliklarin nedensel açidan incelenmesi yoluyla Tanrinin taninmasi oldugunu bildirdi. 16. yüzyilda bilimsel arastirmalarin yükselisiyle birlikte bilim ve imanin uzlastirilmasi gittikçe önem kazandi. Akademik Anlam Metafizik, geleneksel olarak, görünen-görünmeyen tüm gerçekligin esas mahiyetini anlamaya çalisan felsefi bir alandir. Metafizikçi, ilahi, insani veya baska ne türlü olursa olsun, her seye uygulanabilecek en temel, esas itibariyle en basit ve her seyi kapsayan bir tanimlama pesindedir. Bu geleneksel ve felsefi anlamda birine metafizikçi demek, onun her seyin neden, öz ve mahiyetini anlamaya çalisan biri oldugunu söylemekle ayni anlamdadir. Bu anlamda fizikçiden tek farki, fizikçinin bu kavramlari açiklamak için gözlenebilen, ölçülebilen ve denenebilen nicelikler aramasi, metafizikçinin ise sadece bunlara basli kalmayip fiziksel alemin ötesindeki, gözlenemeyen, ölçülemeyen ve denenemeyen açiklamalari da kabul etmesidir. Bu da fizikçinin metafiziksel açiklamalari kabul etmeyecegi fakat metafizikçinin fiziksel açiklamalari kabul edebilecegi anlamina geliyor. Böyle bakinca, madde ve hareketten baska bir sey yoktur diyen eski materyalistler ve her seyin cansiz ve deneyim kazanamayan enerjiden ibaret oldugunu söyleyen yeni materyalistler kadar, ideler veya zihin ya da ruhtan baska bir seyin var olmadigini benimseyen idealistleri de metafizikçi kategorisine sokmak yanlis olmaz. Popüler Anlam Metafizigin yaygin olarak kullanilan popüler ikincil anlami, bir çok insanin inandigi, fizikselin ötesindeki ve tartismali bir çok olguyu içerir. Popüler metafizik, tamamen ayrilmasi mümkün olmasa da, geleneksel olarak birbirine zit iki alani birbirine baglar : Mistisizm: Nihai olanla (ki buna genel olarak Tanri denir) bir olma deneyimlerine verilen isim (hakk al-yakin veya fena fillah). Occultism (Gizli bilimler veya gizlicilik) Telepati, duru-görü veya uza-görü (algilarin ulasamayacagi kadar uzaklardaki olay ve nesneleri görme, clairvoyance), hissi kablel-vuku veya gelecegi bilme (precognition), uzak geçmisi bilme (kaydi olmayan tarihsel olaylar gibi, retrocognition) ve medyumluk gibi bilmenin uzantilarina (duyu ötesi algi, extrasensory perception, ESP) ve telekinezi, psikokinezi, büyü gibi bunlarin tatbikatina verilen isim; çogunlukla normal insan faaliyetlerinin disindadir. Occultün akademik incelenmesi psisik arastirmalar adiyla anilirdi, daha sonra parapsikoloji olarak isimlendirildi


Telekinezi (Yunanca: τῆλε + κίνησις, "uzaktan hareket") ya da kısaca TK, maddeler üzerinde düşünce gücüyle etki yapma olarak tanımlanır.
Telekinezi terimi Yunanca "uzak" anlamındaki "tele" sözcüğü ile "hareket" anlamındaki "kinesis" sözcüklerinden türetilmiş olup, metapsişikçilerce "fiziksel medyumluk yeteneğine sahip bir insan tarafından eşyaların el veya bilinen diğer araçların yardımı olmaksızın uzaktan hareket ettirilebilmesi paranormal olayı"nı adlandırmak üzere kullanılmaktadır. Parapsikologlar bu olayı psikokinezi kapsamında ele alırlar. Bir başka deyişle, telekinezi terimi daha çok metapsişikçiler tarafından kullanılmaktadır; parapsikologlar ise psikokinezi terimini tercih ederler.
Telekinezi deneylerinde en başarılı sonuçların alındığı isimler Rus psişik Nina Kulagina ve İsrail'li psişik Uri Geller'dir. 1968'de Moskova'da yapılan Uluslararası Parapsikoloji Konferansı Dr. Leonid L. Vasiliev'in Kulagina ile yaptığı telekinezi deneylerinin bilim çevrelerinde duyulmasını sağlamıştır. Uri Geller ile yapılan telekinezi deneyleri ise, önce Cambridge Üniversitesi uzmanları ve Dr. Andrija Puharich tarafından, daha sonra Londra'daki Birbeck Koleji Fizik Bölümü'nde,Prof. John Hasted, Prof. david Bohm ve Prof. John Taylor tarafından gerçekleştirilmiştir

Psikokinezi ya da ruhsal devim, sayıları çok az olan bazı yetenekli kişilerin bazen farkında olmadan zihin gücüyle cisimleri hareket ettirme veya fiziksel olayları etkileme yeteneği anlamında teknik bir terimdir. Örneğin, zarların sürekli olarak altı düşürülmesi gibi.

Ancak, eğer zihin zarları bu biçimde düşürebiliyorsa, zar döndüğü sürece altıyı gösteren yüzünün ne yanda olduğunu anlamak için yine Duyu ötesi algıya başvurulması gerekir. Yoksa, ruhsal mesajın ne zaman gönderileceği nasıl bilinir?

Bu tür bir sorun, tıpkı güdümlü mermideki güdüm mekanizması gibi bir mekanizma gerektirmektedir; yine de, bilindiği kadarıyla, yalnızca birkaç yetenekli kişi bu gibi güç gösterilerinde bulunabilmektedir.

Bugün bütün Duyu ötesi algı olaylarını ve açıklanamayan öteki bazı zihinsel güçleri tanımlamak için genel terim olarak paranormal (normalüstü) ya da çoğu kez Yunan alfabesinin bir harfi olan psi terimi kullanılmaktadır.

Hareket ettirilen cisimler, sigara gibi ufak, basit cisimlerden duman gibi daha az somut maddelere kadar değişmektedir. Bazı durumlardaysa, bir cismin içindeki moleküllerin hareket ettirildiği görülmektedir. İsrailli Medyum Uri Geller’in ünlü kaşık bükme gösterilerinin bir açıklaması da bu olabilir. Molekül düzeninin değiştirilmesi, madenin bükülerek sonunda kopmasına kadar varabilmektedir.

Psikokinezi'nin kolayca kabul edilmesini önleyen engeller, uzaduyumda olduğundan daha ciddi niteliktedir. Sinir sistemimiz çok ufak elektrik iletileriyle çalıştığından, başka birinin beynindeki bu ufacık sinyalleri algılamak için niteliği henüz bilinmeyen bir yeteneğe sahip olduğumuzu düşünmek o kadar güç değildir. Böyle bir yetenek yalnızca bugünkü bilgi düzeyimizden ileriye doğru bir adımlık bir aşama anlamına gelmektedir. Oysa Ruhsal devimi açıklamak için bu çeşit hiçbir uygun kuram yoktur. Hareket ettirilen cisimler çoğu kez manyetik bile olmadığından, bunların nasıl hareket ettikleri tam bir bilmecedir.

Bir cismi zihin gücümüzle hareket ettirmeyi ilk denediğimizde, sizde böyle bir güç bulunsa bile, büyük bir olasılıkla henüz zayıftır (öte yandan, örneğin kötü ruhların dadandığı sanılan evlerde geçen olaylarla ilgili kişiler, güçlü ama kontrol edemedikleri bir Psikokinezi (ruhsal devim) yeteneğine sahiptirler). Önemli başarılar gerçekleştirmeye çalışmadan önce,bulunabilecek en hafif cisimleri hareket ettirmeye çalışarak ruhsal devim yeteneğinizi geliştirmek yerinde bir davranış olacaktır.

Duman, ruhsal devim yeteneğinizi denemek için bulabileceğiniz en hafif maddedir. Eğer uzun bir kamıştan, bardağın içine yavaş yavaş ağızdaki sigara dumanını üfleseniz, bardağın dibinde bir duman birikintisi oluşturabilirsiniz. Bardağın üstüne hava akımını kesen bir fincan tabağı da kapatırsanız, duman orda birkaç dakika kalır. Şimdi dikkatinizi dumanın üstünde yoğunlaştırın.dumanın ortada kabardığını ya da bardağın bir yanına toplandığını gözünüzün önüne getirmeyi deneyin. Bütün hedef maddeler arasında en hafif olan bu dumanda belirgin bir hareketlenme yaratacak kadar talihli olabilirsiniz.

Adyg
18-12-2008, 10:31
Çok fazla içine girilmemesi gereken bir konu , girdiniz mi çıkamazsınız :S ))

SiNaN32
22-12-2008, 12:55
Sevgili Adgy,
Öncelikle paylaşımın için çok teşekkürler.
Aslında pekte korkulacak bir konu değil parapsikoloji.Yurdumuzda Dr. Bedri Ruhselman öncülüğünde teorize edilmeye çalışılmış bir konudur.İlerleyen zamanda "Ruh ve Madde " dergileri ve değişik iletişim araçlarıyla bir çekim merkezi oluşturulmaya çalışılmıştır.

Geçmişte yoğun tartışmalar yaşadık bu akımın öncülleriyle.İtiraf etmek gerekirse pekte kendilerini yenileyemeyen,benzer retorikleri aşamayan bir görüş olarak kaldılar.
Bilimsel bakışı ve duruşu unutmazsanız,biraz değişik bir görüş olmasının dışında zararını görmezsiniz :)

Ellerine sağlık sevgili Adgy,belki bu konuda birazda olsa farklı düşüncede olan dostlar varsa,konunun belli üst başlıklarını tartışmak entellektüel bir katkı sağlayabilir de.

Adyg
29-12-2008, 17:48
Ben parapsikoloji ile ilk ilgilendigim zamanlar lisede okuyordum.Arkadaslarimdan ogrendim bircok seyi ama iclerinde bu isi sov amacli kullananlar vardi.Gozlerinin rengini degistirerek kizlara havan atan tipler falan ) Ben daha cok paranormal olaylarla ilgilendim.Hos bu konu hem tehlikeli ancak bir o kadarda cekici oldugu icin.Biraz paranormal olaylar,biraz dini kaynaklardan cok fazla kitap okumaya baslayinca ruh sagligim bozuldu acikcasi.Bu isin sov kismiyla ugrasanlar genellikle Biyokinezi ile mesguller ama ben daha cok gizemli olanin uzerine gittim.Okudugum seyler yetti zaten bana.Hani karabasandi periydi falan filan hic oyle bir deneyimim olmadi , ama sadece uzerime birsey geldigini biliyorum ki bana siddet te uyguladi.Tahminim cin olabilir , bilmiyorum ama sadece bir kere basima geldi ve o zamandan bu yana hicbir paranormal olayla karsilasmadim.Ama bu konuya giris noktam her ne kadar paranormal olaylar olsa bile cikis noktam cehennem oldu.Ozellikle kabir azabi ve cehennem azabi ile ilgili bircok sey okudum.insanlarin okumasi arastirmasi guzel birsey ama kaptirmamak lazim.