PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Charles Montesquieu



SiNaN32
08-06-2009, 00:37
http://dic.academic.ru/pictures/enwiki/67/Charles_Montesquieu.jpg

Charles Montesquieu

Charles-Louis de Secondat, Baron de La Brède et de Montesquieu (18 Ocak 1689 – 10 Şubat 1755), daha çok bilinen adıyla Montesquieu, bir Fransız politik düşünürüdür.

Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atmıştır. 20 yıl üzerinde çalıştığı De l'esprit des lois adlı kitabında yasama, yürütme ve yargı'yı birbirlerinden ayırmanın önemini vurgulamıştır.


Charles-Louis de Secondat Montesquieu. 1689-1755 yılları arasında yaşamış Fransız filozofu. Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu, esas ününü toplum, hukuk ve yönetim tarzı konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmadan almıştır. Siyaset ve hukuk konusunda tümevarımsal ve deneysel bir yaklaşımı benimseyen filozof, olguları kaydetmek yerine anlamayı, fenomenleri konu alan karşılaştırmalı bir soruşturmayı, tarihsel gelişmenin ilkelerine ilişkin sistematik bir araştırmanın temeli yapmayı itmiştir. Siyaset konusuna, şu halde bir tarih filozofu olarak yaklaşan Montesquieu, farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs., göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, "yasaların ruhu" adını vermiştir. Montesquieu bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ve ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir;demokrasinin yönetici ilkesinin erdem olduğunu öne süren Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır.

Montesquieu'den Seçme Sözler

- Eğer ülkeme yararlı olacak, diğer ülkeleri mahvedecek bir şey biliyorsam Prens’ime önermem; çünkü ben önce bir insanım, sonra bir Fransız’ım. Ben zorunlu olarak insan doğdum ve tesadüfen Fransız oldum.

- Başarılı olmak için çaba gösterirsen şans seninledir. Tembeller için şans diye bir şey yoktur.

- Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.

- Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince o rejim mahkum olmuştur.

- Eskiden, bir ülkeye karşı savaşmak için asker aranırdı. Bugün, askerleri savaştırmak için ülke aranıyor.

SiNaN32
08-06-2009, 00:39
http://www.rschindler.com/montesquieu.jpg

Charles Montesquieu ve Kuvvetler Ayrılığı

Kuvvetler ayrılığı, Fransız aydınlanmacı düşünür Baron de Montesquieu tarafından ortaya atılmış olan, demokratik devlet yönetimini düzenleyen bir modeldir.

Bu model içinde devlet çeşitli birimlere ayrılmıştır, her birimin ayrı ve bağımsız gücü ve sorumluluk alanları vardır. Bunun yanında her birim bir diğerinin güç kullanımı üzerine sınırlamalar getirebilmektedir. Devlet birimleri genel olarak yasama, yürütme ve yargıdan oluşur. ABD sistemine göre bu birimler "hükümet birimleri" olarak adlandırılırken diğer sistemlerde "hükümet" sadece yürütme birimini ifade eder.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin taraftarları bu ilkenin demokrasiyi koruduğunu ve zorba, totaliter hükümetlere engel olduğunu savunurlar. Bu ilkenin karşıtlarına göre ise ilkenin demokrasiyi koruması bir yana bırakılırsa, kuvvetler ayrılığı aynı zamanda yönetimi yavaşlatmakta ve/veya yürütme diktatörlüğünü desteklemekte; hesap verilebilirliği düşürmekte ve yasamanın gücünü azaltmaktadır.

Günümüzde tam olarak uygulanan bir kuvvetler ayrılığı veya bir kuvvetler birliğinden söz edilemese de, pek çok yönetim sistemi açık bir şekilde kuvvetler ayrılığı ya da kuvvetler birliği ilkesine dayanmaktadır.

Montesquieu'nun Teorisi

Montesquieu, politik gücü yasama, yürütme ve yargı olarak üçe ayırmıştır. Kendisi bu fikrini İngiliz yönetim biçimine dayandırmaktaydı. Buna göre İngiliz yönetim sisteminde güç kral, parlamento ve mahkemeler arasında paylaşılmıştı. Montesquieu'yü eleştiren sonraki yazarlara göre Montesquieu hatalı olarak böyle bir dayandırma yapmıştı, çünkü o zamanlarda Büyük Britanya'da yasama, yürütme ve yargı birbirleriyle ilişki içindeydiler

Kuvvetler Ayrılığı ve Kuvvetler Birliği

Demokratik yönetim sistemi düzenlenirken Başkanlık sistemi ve Parlamenter sistem arasında belirli bir seçim yapılır, bu seçim tamamıyla uygulanacak bir düzen seçimi olmak zorunda değildir. "Kuvvetler ayrılığı" başkanlık sistemi için daha doğaldır, "kuvvetler birliği" ise "parlamenter sistem"ler için. Bununla birlikte "karışık sistemler" de vardır, yönetim sistemi iki ana sistemin ortasında daha yakındır, örneğin Fransa'daki şimdiki yönetim şekli (5. Cumhuriyet).

Kuvvetler birliği ilkesine göre bir yönetim birimi (genellikle seçilerek gelen yasama birimi) diğerlerinden üstündür ve diğer birimler bu birime hizmet ederler. Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre ise her birim büyük oranda (tamamıyla olmasa da) bağımsızdır. Bağımsızlıktan kasıt her birimin diğer birimlerden bağımsız olarak seçilmesi ya da en azından varlığının diğer birimlere bağlı olmamasıdır.

Buna göre, kuvvetlerin birliği sistemlerinde (en ünlü örneklerden Birleşik Krallık'ta mesela) yasama kurumu halk tarafından seçilir ve yasama daha sonra yürütme birimi hükümeti "yaratır". Kuvvetlerin ayrılığı sistemlerinde ise yürütme birimi üyeleri yasama tarafından değil, başka çeşitli yollarla (örneğin seçimlerle) seçilirler. Parlamenter sistemlerde yasama biriminin süresi dolduğunda yürütme biriminin de süresi dolmuştur. Başkanlık sistemlerinde ise yürütme biriminin süresi yasama süresine bağlı değildir, süreleri aynı zamanlarda dolabilir veya dolmaz. Burada önemli nokta yürütme biriminin seçiminin yasama biriminden bağımsız olmasıdır. Buna rağmen, yürütme biriminin partisi eğer mecliste çoğunluğa sahipse, başkanlık sisteminde de belirli bir derece "kuvvetlerin birlikteliği" etkisi görülebilir. Böyle durumlar anayasal hedefleri engelleyebilir, ve/veya halk tarafından büyük oranda benimsenen "yasama biriminin daha demokratik, halka daha yakın olduğu" fikrini baltalayabilir. Bu durumda yasama birimi sadece bir "danışma meclisi" konumunu alır ve yürütmeyi hatalara ve fiyaskolara karşı sorumlu tutmakta isteksiz olabilir.

Frenler ve Dengeler Sistemi

Bir birimin diğerlerinden üstün olmasını engellemek ve birimleri birlikte çalışmaya teşvik etmek için, kuvvetler ayrılığını uygulayan yönetim sistemleri "frenler ve dengeler"ni geliştirdiler. Bu terim de Montesquieu'e atfedilmektedir. Frenler ve dengeler sistemine sayesinde bazı birimler diğer birimlere etki edebilirler (örneğin Amerikan başkanının Kongreden geçen yasaları veto etme hakkının olması veya Kongrenin federal mahkeme kararlarını değiştirebilmesi gibi). Kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemiş her ülkenin kendine özgü bir "frenler ve dengeler" sistemi vardır. Ülke yönetimi başkanlık sistemine ne kadar yakınsa birimler arasında çekler o kadar çoktur ve birimler göreli güçleri bakımından o kadar eşittirler.

SiNaN32
08-06-2009, 00:41
http://www.malaspina.com/jpg/montesquieu.jpg

Charles Montesquieu; İktidarın Dağılımı ve Çevresel Nüfuz

Fransız avukatı Charles-Louis de Secondat, daha sonra Baron de Montesquie (1689-1755) 1700'lerin en başta gelen siyaset teorisyeniydi. Montesquieu özellikle yaptığı başlıca iki katkıyla tanınır. Özgürlüğün bir koşulu olarak güç ayrılığı teorisi ve siyaset üstünde farklı çevrelerin etkisi teorisi.

Kanunların Ruhu Üzerine adlı çalışmasında Montesquie hukukla ilgili olarak çifte bir tez ileri sürer: Farklı yasaların bir ve aynı olan hukuktan formüle edildiği esasına dayanan doğal haklar tezi ile hukukun bu farklı formülasyonlarının farklı sosyal ve doğal çevrelerce belirlendiği tezidir. Montesquie böylece çoğunlukla doğal haklar tezini yadsıdığımızda karşımıza çıkan rölativizmden ve evrensel bir doğal haklar hukukunu bu hukukun nasıl somut durumlarla bağlantılandığını açıklamaksızın gerçek saydığımızda ortaya çıkan verimsiz dogmatizmden sakınmış olur. Kanunların Ruhu Üzerine, çeşitli çevreler ve tekabül eden hukukun spesifik formülasyonları arasındaki bu bağlantıyı ayrıntılı bir şekilde ele alır.

Doğal haklar fikri yeni bir şey değildi. Bu hukuku ortak bir aklın yardımıyla tanıdığımız tezi de yeni değildir. Göreceli olarak yeni olan şey, Montesquie'nun çevre ve kanunların yapısı arasındaki bağlantıyı gözleme dayalı bir şekilde araştırmamız yönündeki tavsiyeleri. Bununla birlikte, bu fikir de tam anlamıyla yeni değildi. Hem Aristo hem de Machiavelli bunu daha önceden önermişti. Kaldı ki Montesquieu de çevreye yönelik muamelesinde tam anlamıyla ampirik sayılmazdı. Bu büyük oranda bir takım hususlarda, mesela, iklim, toprak, ticari yapı, üretim biçimi ve adetlerin siyaset ve yasama üzerinde bir etkisi olması gibi, oldukça doğru bir sezgiyle sınırlıydı.

Ayrıca, Montesquieu üç tür hükümet biçimi (cumhuriyet, monarşi ve despotizm) ve üç tekabül eden ilkeye ilişkin (erdem, onur ve korku) sınıflayıcı bir sunum yapar. Sonraki (Aristo'yu hatırlatan) üçlü ayrım ise muhtemelen Montesquieu'nun çağının siyasal ilgileriyle belirlenmiştir: Cumhuriyet antik Roma'nın mükemmel bir resmiydi. Despotizm ise Fransa'nın gelebileceği korkunç tabloydu. Ve monarşi Montesquieu'nun Fransa için bir ideal olarak İngiliz hükümetine ilişkin görüşünü yansıtır. Montesquieu bilimsel araştırma için kendi belirlediği şartları tam olarak karşılamada başarı sağlayamadıysa da her zaman özgürlüğün, siyasal realizmin ve bilimsel tavrın savunucusu olmuştur. Montesquieu İngiltere'de yargı, yürütme ve yasama kurumları arasında bir güç dağılımının olduğunu düşünüyordu. Bu ayrım 1700'lü yılların sonunda Kuzey Amerika ve Fransız siyasi özgürlük bildirgeleri üzerinden oluşan fikirler tarihinde önemli bir yer teşkil etti.

Güçler ayrılığı ilkesi aslında antik bir fikirdir. Buna Platon'un Yasalar ve Aristo'nun Siyaset yapıtlarında rastlayabiliriz. Bunun, bir derecede, Orta Çağ imparatorluklarında da gerçekleştiğini görebiliriz. Bir de bu fikri Locke'un düşüncesinde buluruz. Ancak hukukçu Montesquieu güçler ayrılığı tezini geliştirdi ve çeşitli hükümet organları arasında hukuki bir kontrol sistemi ve makul bir dengeye sahip olmak konusunu vurguladı. Güçler ayrılığı yargı, yürütme ve yasama işlevi arasındaki ilişkiye yönelik olarak uygulanacaktır.

SiNaN32
08-06-2009, 00:43
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e3/Montesquieu_2.png

Charles Montesquieu'de Toplum ve Tarih

Montesquieu bir siyaset düşünürü ve tarih felsefecisi olduğu kadar bir toplumbilimcidir de. Siyaset yazarı olarak da, coğrafi etmenlerin bir ulusun zihniyeti ve kanunların ruhu üzerinde belirleyici etkisi olduğunu öne sürer. Böylece, bir iklimler ve bölgeler kuramı geliştirir; bu kurama göre, insan toplumları, sonuçları kanun koyucular tarafından karşılanması gereken fiziksel etmenlere göre değişiklikler gösterir: kanunlar Asya sıcağının veya soğuğunun yol açtığı olumsuz eğilimlerle baş etmek zorundadır ama aynı zamanda ılıman iklimin yararlı etkilerini de korumak durumundadır. Böylece Montesquieu, Asya ile Avrupa arasında bir karşıtlığı dile getirir: ona göre iklimler Asya'yı köleliğin, Avrupa’yı ise özgürlüğün seçildiği topraklar haline getirmiştir.

Aydınlanma felsefesinden kaynaklanan bu yeni varsayım, Montesquieu’nün «iklimi, dini, yasaları, yönetim ilkelerini, geçmiş olayların örneklerini, görenekleri, hareket tarzlarını» bir ara da göz önünde bulundurarak topluca bir ‘<ulusun genel zihniyeti> olarak tanımladığı anlayışı içinde yer alır; bu yeni varsayıma göre coğrafi farklılıklar ve toprakların işletilme düzeyi, halkların özgürlük derecesini, geleneklerin evrimini ve medeni yasaların dile getirilme biçimini etkiler. Siyasi yetkiyi ölçülü kılmada, ekonomi toplumların temel aracıdır. Sözgelimi despotluğun ortaya çıktığı toplumlarda dışlanan ama ölçülü yönetimlerin desteklediği ticaret ve para, uluslar arasında bir iletişim biçimi oluşturur: gelenekleri yumuşatır ve barışa katkıda bulunur.

Ulusların tarihi ve zihniyeti

Devletlerdeki yapının ve kanunların son derece çeşitli olması son, bunları belirleyen toplumsal olguların çeşitliliğinden kaynaklanmadığını savunan Montesquieu ne kaderci ne de görece bir tarih felsefecisidir. Halkların, kurumların ve geleneklerin tarihinden çıkardığı tabloda, ulusların genel karakterini biçimlendiren etmenlerin tümü, Romalıların Azamet İnhitatları Hakkında Mülahazalar adlı eserde de görüldüğü gibi akli nedenlere dayanır. Ona göre çeşitli nedenler arasında bir denge vardır: <Birileri şiddet yoluna başvurursa, ötekiler de aynı yola gider.» Bu nedenle insanların, ılımlı yönetim ilkesinden ayrılan ve despotluğa yönelen tüm eğilimlerle baş edebilecek ve onları düzeltebilecek yet kinlikte olduğunu kabul eder.

Ancak, Montesquieu’ye göre, çöküşe doğru bir eğilim, toplumların tarihine belirgin bir nitelik kazandırır. Bu çöküş yasasına cumhuriyetlerdeki erdemin yok olması kadar monarşilerdeki onurun yitirilmesi de tanıklık eder. İnsanların «doğaları gereği dar görüşlü olmaları ve dolayısıyla yanılgıya kolayca düşebilmeleri» nedeniyle, kanunlar sürekli biçimde doğallıktan ve mantık tan uzaklaşır. Ona göre, bu durumu engellemek için iki çözüm vardır: ya doğal hukuka, yani ulusların kanunlarından önce gelen adalet bağlantılarına geri dönülür ya da ilahi kanunları yönlendiren ılımlılık benimsenir. Ekonomiye, yetkilerin dağılımına ve temsil edilmesine dayalı bir yasal düzeni öven Montesquieu, fizik dünyaya olduğu kadar insan dünyasına da egemen olan mantığa uygun bir biçimde, tarihin çöküşünü durdurmaya ve kanunları iyileştirmeye olanak tanıyan insan özgürlüğünün yanında olduğunu belirtir.

SiNaN32
08-06-2009, 00:48
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/7e/Montesquieu_1.jpg/180px-Montesquieu_1.jpg

EK BİLGİLER:

Charles Montesquieu Kimdir?

MONTESQUİEU, Charles Louis De Secondat

1689-1755 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız filozofudur.

Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu, esas ününü toplum, hukuk ve yönetim tarzı konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmadan almıştır. Siyaset ve hukuk konusunda tümevarımsal ve deneysel bir yaklaşımı benimseyen filozofun olguları kaydetmek yerine anlamayı seçmesi, onu fenomenleri konu alan karşılaştırmalı bir soruşturmayı, tarihsel gelişmenin ilkelerine ilişkin sistematik bir araştırmanın temeli yapmaya itmiştir. Siyaset konusuna, şu halde bir tarif filozofu olarak yaklaşan Montesquieu, farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs. göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, “yasaların ruhu” adını vermiştir.

Montesquieu, bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesinin erdem olduğunu öne süren Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır.

http://spencer.lib.ku.edu/exhibits/bannedbooks/Montesquieu2.jpg

Fransız düşünürü Aydınlanma çağı düşünürlerinden Charles de Secondant de Montesquieu, mutlak monarşi karşısında aristokrasinin geleneksel haklarının ve çıkarlarının savunuculuğunu yapmıştır.

Montesquieu&#39;nun siyaset kuramının aristokrasinin çıkarları üzerine ustalıkla kurulduğunu, bir başka deyişle aristokrasinin kazanımlarını korunması gerekliliği doğal ve zorunlu sonucuna ulaşmayı kaçınılmaz kıldığını söyleyebiliriz.

Montesquieu, siyaset kuramında Locke ve Rousseau gibi spekülatif bir "doğa durumu" "doğa yasası" ve uygar topluma geçişi sağlayan bir "toplum sözleşmesi" iddiasından uzaktır ve siyasal düzenlerin ortaya çıkışını, siyasal kurumların biçimlenmesini iklimsel, çevresel, geleneksel, maddi ve tinsel birçok nedene bağlamaktadır. Siyasal sistemlerin oluşumu, siyasi, sosyal ve ekonomik kurumların varlaşması konusunda, siyasal düşüncelerinde iklim ve çevresel koşullara yaptığı vurgu, siyaset kurumunun en önemli noktalarından olup, bu koşulların belirleyiciliği iddiası üzeriden, evrensel, her ülkeye uygunluk durumu içinde bulunabilecek bir sosyo-ekonomik sistemin geçerli olamayacağını, her ülkenin kendi koşullarını değerlendirerek, kendine uygun ve özgün bir sistem bulması gerektiğini söylemektedir.

Montesquieu&#39;nun "kuvvetler ayrımı" ilkesi, 19 ve 20. yüzyıl burjuva liberal devlet kuramının klasik bir örneğini oluşturmuştur. Montesquieu, kuvvetler ayrımı fikrini 1748 tarihinde yayınlanan Yasaların Ruhu, adlı yapıtında işlemiştir.

http://www.broadbent-wines.com/static/19/Image/Montesquieu_Graves_1998_Red_and_White.jpg

flu
11-09-2011, 22:53
- Başarılı olmak için çaba gösterirsen şans seninledir. Tembeller için şans diye bir şey yoktur.

......
Çok sevdiğim bir sözdür..Emeğin için teşekkürler abi..