PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : HASAN ÂLİ YÜCEL



SiNaN32
04-03-2009, 01:51
http://www.hasanoglan.bel.tr/news/hasan_ali.jpg

Hasan Ali Yücel (1897-1961)

16 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. 26 Şubat 1961’de İstanbul’da yaşamını yitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. İzmir ve İstanbul’da edebiyat ve felsefe öğretmenliği, maarif müfettişliği yaptı. Fransız eğitim sistemini incelemek üzere bir yıllığına Paris’e gönderildi. 1932’de yurda dönüşte Gazi Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü görevine atandı. 1933-1935 arasında Milli Eğitim Bakanlığı Orta Eğitim Genel Müdürlüğü yaptı. 1935’te İzmir milletvekili seçildi. 1938’de Celal Bayar hükümetinde Milli Eğitim Bakanlığı’na getirildi. 1946’ya kadar Refik Saydam ve Şükrü Saracoğlu hükümetlerinde de aynı görevi sürdürdü. Birinci Eğitim Şürası’nı topladı. Ankara Fen ve Tıp fakültelerini, İzmir Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu’nu, Balıkesir ve Edirne öğretmen okullarını eğitime açtı. Yüksek Mühendis Okulu’nun İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönüşmesini sağladı. Köy enstitülerini kurarak eğitim ve bilimi Türk köylerine kadar ulaştırdı. Dünya klasiklerinin Türkçe’ye çevrilmesini sağladı. 1950 seçimlerinde parlamentoya giremedi. İstanbul’a yerleşti. Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinde makaleler yazdı. 1958’de UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyeliğine atandı. 1961’de Kurucu Meclis üyesi oldu. Şiirlerini önce aruzla, sonra heceyle yazdı. Asıl önemli yanı Türk kültürü ve eğitimine yaptığı unutulmaz hizmetlerdir.




Hasan Ali Yücel Eserleri:

ŞİİR:

Dönen Ses
Sizin için
Dinle Benden

DÜZYAZI:

Goethe, Bir Dehanın Romanı (1932)
Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış (1932)
Pazartesi Konuşmaları (1937)
İçten Dışa (1938)
Türkiye’de Ortaöğretim (1938)
Davalar ve Neticeleri (1950)
Hürriyete Doğru (1955)
İyi Vatandaş İyi İnsan (1956-1971)
Kıbrıs Mektupları (1957)
Edebiyat Tarihimizden (1957)
İngiltere Mektupları (1958)
Türkiye’de Maarif (1959)
Hürriyet Gene Hürriyet (1960-1962, 2 cilt)

SiNaN32
04-03-2009, 01:52
İŞTE BAŞLARIZ SÖZE!..

Yazmıştım ben bunları, dokuz yüz kırk yedide,
Oku da sen bir kere ne istersen onu de.

Geçmiş tam on iki yıl göz açıp kapamadan,
Böyle kesmiş kısmeti hakkımızda Yaradan.

O zaman diyordum ben artık yakındır günüm;
Dayanman bu acıya, kötüye çıkmış ünüm.

Demek Tanrı lütfiyle bu engel de asılmış,
On iki yıl içinde, ben neyim, anlaşılmış.

Ellideydim o sıra, şimdi altmış ikiyim;
Hakka bin şükür olsun eskisinden iyiyim.

Çeyrek asır yaşadım göğsünde siyasetin;
Gördüm pınar basını o yıllarda devletin.

Atatürk'ü tanıdım gezisinde, evinde;
Köşe konuşmasında, açıktan söylevinde.

Nasıl işliyor gördüm, yüreğiyle kafası;
Boş yere denilmedi ona Türk'ün Atası.

Onunla aydınlandı Türk'ün tarihi, dili;
Nereye dokunduysa nur oldu nurdan eli.

Yaşıyoruz bugün biz kurtardığı vatanda;
Dil uzatma sakın ha, Allah'ından utan da.

Böyle diyorum; çünkü çıktı bazı soysuzlar,
O'na "Adı Türk" diyen vicdansızlar, huysuzlar.

Öldü deme, baştadır bugün bile Atatürk;
O'nun yalnız adı mı, nesi varsa hepsi Türk.

Çalışmakla ödenir ancak minnet borcumuz,
Nankörlük edersek biz kötüdür sonucumuz.

Gençliğimden beri ben, içten bağlıyım O'na,
Değişmez bu düşüncem ömrüm erse de sona.

Doğrudur çünki O'nun devlet, millet görüşü;
Vatanı uygarlığın bağlariyle örüşü.

Hala bu inandayım, uygar olmaktır temel;
Türk ruhu bundan doğar, odur en büyük emel.

Buna yardımcı olan her şey bence değerli,
Bütün dünyada işin böyle olduğu belli.

Bunu düşündüm, dedim: Köşeme çekileyim;
Siyaset isteğini yüreğimden sileyim.

Okuyup yazmak olsun bundan sonraki işim;
Bu evren ortasında bileyim ben neymişim?

Anlatayım açıkça doğru, gördüklerimi,
Yazayım ben fikirce öne sürdüklerimi.

Yıllar var ki vaktimi bununla geçiririm,
Neyim varsa, bu yolda çekinmeden veririm.

Benim vergim nedir ki, birkaç kitaptır ancak,
Çobanın armağanı, bilirsin ne olacak?

Bu kitap da öyledir, amma hazindir sesi;
Her zaman dile gelmez destanların böylesi.

Bunda hem hikaye var, hem öğüt, hem savunma;
Biraz da dert dökerek içten içe avunma.

Senin sevgin, yazdıran bütün bunları bana;
Senin sazın elimde, senden söylerim sana.

Üç tellidir bu çöğür, sensin onun bülbülü;
O'na sıskadır diyen, şimdi olmuş bir ölü.

Leyla - Mecnun masalı yoktur bunun içinde,
Neler geçmişse vardır ömrümün sürecinde.

Bu bir name yücel'den, yollanılmış adına;
Sanırım ki, kolayca varacaksın tadına.

Seversen hikayemi, başka dostlara anlat;
Beğenmezsen, darılmam, tutma elinde, yırt, at!...


Orhantepe, 17 Temmuz 1959

SiNaN32
04-03-2009, 01:54
SENİ KİMLER DÜŞÜNDÜ?

Sevgili vatandaşım, bir ibret olsun diye,
Belki gününden önce vasiyet olsun diye,

Bu gönülden destanı senin için yazdım ben;
Her harfim elimle yüreğime kazdım ben.

Canın çekerse onu bir nasihat gibi al,
Gör işin içyüzünü, benim gibi, şaşıp kal!..

Bilmemek ayıp değil, bilmezden gelmek fena;
Oku, hepsini yazdım; günah yok benden yana.

Göreceksin apaçık işin aslı ne imiş?
Hakkımda söylenenler nasıl bir nesne imiş?

Onu sen geçmişteki bir hikaye tut, dinle;
Bu masalda birleşir derdim belki derdinle.

İnsan insana benzer uyarsa kaderleri,
Candan kardeş olurlar birlikse kederleri.

Geçti başımdan bunlar kısa zaman içinde,
Saman kalburda değil, kalbur saman içinde!

Anlatmakla tükenmez, gönül sözü uzanır;
Ne yazık ki bahtımız ömrümüzden kısadır.

Birkaç yıla sığınıştır bu başıma gelenler;
Akıllıyı çıldırtır hakkımda söylenenler.

Her biri zehir dilli kuyruklu bir yalandır;
Beni sokmağa gelen çıngıraklı yılandır.

Aldanma renklerine, göz alır, gönül çeker;
Isırır sivri dişi, garez ağusu döker.

Aldanma dedimse ben boşuna değildir bu;
Çabuk kanar insanlar, kolay bozulur duygu.

Çünkü iyi ruhlular, saftır, hemen inanır;
Herkesi kendi gibi temiz yürekli sanır.

Kapılma onun için ilk ağızda her söze,
Kabukta dolaşma sen, düşüncenle gir öze.

Unutma, göze batar bizde biraz sivrilen;
Tekmelenir arkadan toplumda önde gelen.

Tarihimiz tanıktır böyle haksızlıklara,
Milletin sinesine bunlar açmıştır yara. .

Onun için kendini kuru lafa kaptırma;
Bilmiyerek suçlayıp öz kardeşim kırma!..

Gözünle görmedikçe, köküne ermedikçe,
Bu böyleymiş, şu şöyle deyip günaha girme!..

Yanlış yargıya düşme biraz tetik bulun da,
Kötüleme kimseyi vatan, millet yolunda.

Sonra adam yetişmez sana hizmet edecek,
Çoban bile bulunmaz dağda davar güdecek.

Sen ki uzun asırlar bakılmadan kalmışsın,
Gökten yağmur beklemiş, yerden rızık almışsın.

Deprem yıkmış köyünü, seller almış evini;
Başındaki kimseler yapmamış görevini.

Düşünmemişler seni: Arık mısın, aç mısın?
Hasta mısın, sağ mısın, bir şeye muhtaç mısın?

Bu yüzden sana gerek doğru yol gösterenler;
Gönülden yardım için sana gönül verenler.

Az da olsa çıkmıştır, çıkıyor böyle yurddaş;
Güven ona yürekten, onunla seviş, anlaş!..

Kötü gözle görürsen, tersine, böylesini,
Kim bahtiyar eder ki bu yoz dünyada seni?

Hayrım istiyeni, bunu bil de hor tutma;
"İyiliğe iyilik" diyen doğru sözü unutma.

Böyle yapmıyanların yurdu zindana döner,
Yerden afet fışkırır, gökten belalar iner.

Kötüler geçer sonra başına birer birer;
Kim sorar da halini derdine derman eder?

İyiye kötü deme, zulme düşme, Allah var;
Yazık etme kendine, mazlumun ahı tutar.

Neye dedim bunları anlamışsındır elbet,
Kötüsünden ayrılır kolayca iyi niyet.

Denenler olmasaydı bir sürü yalan dolan,
Kendimden söz etmeye utanırdım ben, inan!.

Köşeme çekilmişken saldırdılar üstüme,
Aka kızıl döktüler kan akıtıp sütüme.

Savunmam farzolmuştu, kılıç ettim kalemi;
Kalkan ettim onlara has çelikten gövdemi.

O gövde ki, varlığı senden bir küçük parça,
Kökü tarihe inmiş seninle asırlarca.

Özü, senin özüne karışmış öylesine,
Dil uzatmak olur mu soydaşın böylesine?

İçi, dertli içine ilgi duymuş, bağlanmış;
Onun ateşli bağrı senin sevginle yanmış.


Yakın uzak dememiş, bakmamış yaza kısa,
Sürmüş sevgi atını köye giden yokuşa.

Gönlünde nesi varsa hepsini sana vermiş;
Ömrünün ülküsüne ancak seninle ermiş.

Vakit buldukça gelmiş ta senin ayağına,
Sevgisi ateş olmuş ödünsüz ocağına.


Sen de ona kayıtsız kalmamışsın bir zaman,
İçinden saymamışsın onu kendine yaban.

Yatırmışsın evinde, konuk etmişsin onu;
Yabancılık olur mu böyle dostluğun sonu?

Onun için düşmanca şu bu denildi diye,
Bir küçük leke sürme beslediğin sevgiye.

Köye okul yapanı taşlama, yazık olur;
Bilgisizlik yüzünden bu vatan arık olur.

O bilmiş de bunları "Haydi kardeşler!.." demiş,
"Kaybedecek vakit yok, bitsin bu işler" demiş.

"Taş getirin, su çekin, söndürün kireçleri"
"Kesin şu odunları, kazın şu kıraç yeri."

"Kadın erkek toplanın, önce temeli atın,"
"Çıktı duvarlar, artık çatıyı gelin çatın!.."

"Ay yıldızlı bayrağı çekin yeni okula,"
"Sevinin, bu başarı nasip olmaz her kula!"

Görmemiş böyle bir şey atandan bir tek kişi,
Ne hocan, ne imamın yapmış böyle bir işi.

O bunları söyleyip baş olmuş bu savaşa,
Yurddaşlık nasıl olur göstermiş her yurddaşa.

Değişmemiş bir zaman işte Yücel, bu Yücel,
Bu inanla gidecek gelince ona ecel.

Yirmi milyon nüfusta cahil on beş milyonken,
Nasıl aylak kalırmış millete gönül veren?

Bırakmak istememiş hiçbir Türk'ü bilgisiz,
Kalmamış bir an bile Türk'e bağsız, ilgisiz.


Candan evladı bilmiş senin öz evladını,
Basmış yanan bağrına sormaksızın adını.

O senin yavrun için her mihnete katlanmış,
Sendeki öz cevherin kıymetine inanmış.

Okusun, adam olsun, kaygusiyle didinmiş;
Seninle anlaşarak bu inanı edinmiş.

Hem de sen değil miydin köye okul istiyen?
"Bilgi gerek bizlere ekmekten önce!" diyen?

O da ne yapmış etmiş sarılmış bu dileğe,
Bile bile kendini kaptırmış bu ereğe.

Nasıl koymalı yola kolayından bu işi,
Gömmek için tarihe başarısız geçmişi?

Düşünmüş uzun uzun, bakmış başka illere,
Sonunda bir yol bulmuş kendince bize göre:

Köyden çocuk almalı köyler için kız erkek,
Yetiştirmeli onu köylüye olsun örnek.

Gitsin köye baş olsun, başlasın uygarlığa;
Köylü kardeşlerini kavuştursun varlığa.

İyi ama nereden bu işi başarmalı;
Bu güç davayı nasıl, nasıl kırıp sarmalı?

Madem köye gidecek, köye olmalı yakın,
Kurulacak duraklar, başlasın köyden akın.

Bunun için yatacak, okuyacak yer gerek;
Bunlara para bulmak o zamanlar ne demek?

Harp çıkmıştı, orduya akıyordu bütçemiz;
Maarif örgütümüz kalmıştı pek desteksiz.

İşi Devlet Başkanı İnönü aldı ele;
Gün doğdu bu tutuşla o zamanlar Yücel'e.

Yanımda Hakkı Tonguç bana yardımcı oldu,
Bu işe gönül veren hayli arkadaş buldu.


Bin sıkıntı içinde kuruldu enstitüler,
Bu ateşli çalışma göreni hayran eder.

Köyden akın başladı, geliyordu çocuklar;
Kıraç yurdun yüzünde doğdu yeni bir bahar.

Zeminlikte yattılar, kar, soğuk demediler;
Zeminlik üstüne de yapılar döşediler.

Kız erkek kardeş gibi çalıştılar beraber,
Müdürü, öğretmeni, gece gündüz döktü ter.

İki yılda mevcutlar vardı on altı bine,
Bir uçunda Kars durur, bir uçunda Edirne.

Kapladı dört bir yandan yirmi enstitü yurdu;
Köyden gelen çocuklar kurdu yeni bir ordu.

Kepirtepe, Akçadağ, Gölköyü, Pazarören,
Akpınar, Beşikdüzü, Dicle, Ortaklar, Gönen,

Arifiye, Düziçi, Çifteler, İvriz. Aksu,
Savaş Tepe'yle Pulur, Cılavuz, Kızılçullu,


Ne kaldı, Pamuk Pınar, o meşhur Hasanoğlan;
İftihar duymalıdır bunlardan, her Türk olan.

Yine masraf az değil, elli milyonu buldu;
Fakat kısa zamanda bu işler tamam oldu.

Cumhurbaşkanı başta, meclis, hükümet, millet,
Elele vermişlerdi; buydu en büyük kuvvet.

Sen görünce devletin bu sıkı tutuşunu,
Çalışmaya koyuldun, bıraktın şunu bunu.

Dört yanımız ateşken aklını aldın başa,
Gönüllü yazılmıştın bu tüfeksiz savaşa.

Sıvadın kollarını koyulup da yapıya,
Enstitülü öğretmen kilit oldu kapıya.

Girdin zahmete amma yaptın binlerce okul,
Bunu yüz yılda bile yapmadılar, hey oğul!..

Belki bu iş yüzünden sıkıntı çektin biraz,
Böyle mutlu bir nimet, külfetsiz de olamaz.

Parayla sanma öyle işler kolay olurdu;
Her zaman bütçesinden millet para bulurdu.

Eğitim davasını bırakıp hükümete,
Zor alırsın sonunu yük oldukça devlete.

İlköğretim işine kaç defa başlanıldı;
Alt ucu güç çıkınca "he!" denip boşlanıldı.

Yüzyıl var bizde bunun önemi söylendi;
Bir asırda olana bakıp da "vah!" demeli!

Kimi zaman para yok, kimi zaman insan yok;
Yapmamaya bahane istersen bundan da çok!...

Para yoksa çalış bul, adam yoksa yetiştir,
Sanma bütün bunları başkası sana verir.

Evlad yetiştirmede ne aile, ne devlet,
"Ben acizim" diyemez, gösteremez mazeret.

Batıda kalmadı hiç bunu düzenlemeyen.
Bilgisiz gözü bağlı demokrasiye giden.

Demokrasi olur mu; okuma, yazma yoksa,
Hiç bina kurulur mu, kürek yok kazma yoksa!..

Dedi birkaç dalkavuk: "Bunu sayma sen kusur,
"Türk milleti olgundur, okumadan da olur!"

Seni cahil görme var bu sözün arkasında,
Esir olup kalasın yoksulluk yakasında.

Kur'an ne anlamazsan, kanun nedir bilmezsen,
Gözündeki perdeyi okuyarak silmezsen,

Ne dinin bütün olur, ne de vatandaşlığın;
Basını taştan tasa vurursun mutlak yarın.

Harfler icat olalı iki bin seneden çok;
Onu öğrenmek için gözün mü, aklın mı yok?


Demokrasi olamaz yollamazsan Meclise,
Kendine vekil diye beğendiğin kim ise.

Halbuki oy verirken seçim yazıyla olur.
Oy vermeden önce de geçim yazıyla olur.

Okuyup yazman yoksa her zaman aldanırsın;
Meclise seçtiklerin vekil gitti sanırsın.

Cahillikle iş olmaz, bilginin önemi bu,
Bırakmamak gerekir okulsuz tek çocuğu.

İlkokul çağdaşları, ne dersin, kaçı bulur?
Yediden on dördüne belki dört beş milyondur.

Kolay değil yer bulmak milyonlarca çocuğa;
Bu ne büyük bir iştir, bakılmaz aza çoğa.

Unuttun mu, öğretmen köye ne zor getirdi?
Çoğu köyden gitmeyi cana minnet bitirdi.

Kalanlar arasında iyiler yok değildi,
Fakat köyde tutunan pek öyle çok değildi.

Onlar da suçlu değil, köy için yetişmemiş;
Ne yapsın, köylü gibi dağda, kırda pişmemiş.

Halbuki köyler için lazım yüz bin öğretmen;
Ancak gelecek sana, senin içinden giden.

Bunu bil de yüksünme, uğraş cenk eder gibi;
Yardım et devletine olgun milletler gibi...

Her diktiğin ağacın yemişini bekleme;
"Yavrum ne yerse yesin, bundan bana ne?" deme.

Çocuğunu yetiştir, taze bir fidan olsun;
Görsün yaşama nedir, uygar bir insan olsun!

Bu işde doğru yolu sana gösterenlere,
Kopmadan bağlan, sana gönlünü verenlere.

Onlardan ancak senin hizmetinde bulunan,
Onlar olmuştur sana faydaları dokunan.

"Köylü efendimizdir" diyenleri kendine
Sen de efendi belle; saygı duy efendine!

SiNaN32
04-03-2009, 01:55
Çocuk Şiirleri(**)

ATATÜRK

Türkü ölümden
Odur kurtaran.
Odur Yeniden
Türklüğü kuran

Yaptığı ordu,
Düşmanı kovdu.
Ulusu, yurdu
Odur yaratan.

Türkün Dileği
Onun Ereği
Yüce yüreği
Türklüğe vatan.

Bu memleketi
Cumhuriyeti.
Canile etti
Bize armağan

Atamızsın sen.
Adımız senden.
Yürü izinden
Sana inanan.

Ülkün yürüsün.
Türklük büyüsün.
Sen Atatürk'sün
Ey yüce başkan!

SiNaN32
04-03-2009, 01:56
CUMHURİYET

Ne saltanat, ne sultan:
Ne hakanlık, ne hakan;
Biz ki Türküz, Türke baş
Kendi seçtiği yurtdaş.


Hükmeden ancak millet,
Milletle birdir devlet.
Onun dediği olur,
Onun sözü tutulur.


Millet güvendiğini
Öğüp beğendiğini
Yerine vekil seçer
"Yurda bakacaksın" der.


Bu seçilen vekiller
Bir yerde birleşirler.
Ona denir Kamutay
Millete budur saray.

Saylavlar, kadın, erkek,
Vatanı düşünerek
Kanun yaparlar orda;
Düzen verirler yurda.

İşler yürür bunlarla,
Eldeki kanunlarla
Yurt idare edilir;
Buna Hükümet denir.

Durumu böyle olan,
Bu şekilde kurulan
Devlet, Cumhuriyettir;
Onda hakim millettir.

Kamutayca seçilen
Cumhurreisi denen
En büyük Türk yurtdaşı
Olur devletin başı.

Cumhuriyeti kuran,
Büyük millî kahraman
İlk başkandır Atatürk;
Kimse yok ondan büyük.

SiNaN32
04-03-2009, 01:56
BAYRAĞIM

Atalarım, gökten yere
İndirmişler ay yıldızı,
Bir buluta sarmışlar ki
Rengi şafaktan kırmızı.

Onun ateş kırmızısı
Ne gelincik, ne de gülden,
Türk oğlunun öz kanıdır
Ona bu al rengi veren.

Ay yıldızı, gökyüzünün
Ayla yıldızından yüksek
Türk'ün alın yazısıdır;
Türk'tür onu yükseltecek.

Vazifemdir bayrağımı
Üstün tutmak her bayraktan.
Can veririm, kan dökerim
Vazgeçemem ben bu haktan.

SiNaN32
04-03-2009, 01:57
23 NİSAN

Yirmi üç Nisan...
Yurdu koruyan
Yarını kuran
Sen ol çocuğum!..

Eskiyi unut,
Yeni yolu tut.
Türklüğe umut
Sen ol çocuğum!..

Bizi Kurtaran
Öndere inan.
Sözünü tutan
Sen ol çocuğum!..

Küçücüksün bugün,
Yarın büyürsün.
Her işte üstün
Sen ol çocuğum!..

Çalışıp öğren;
Herşeyi bilen,
Yurduna güven
Sen ol çocuğum!..

SiNaN32
04-03-2009, 01:58
ALTIN OK

Ben bir Türk'üm; soyum, ırkım uludur.
Göğsüm millet sevgisiyle doludur,
Tuttuğum yol Atatürk'ün yoludur.
Hep o yoldan yürümektir dileğim.

Yıkılmıştır hanedanlar otağı;
Biz seçeriz, bize baş olacağı;
Mukaddestir Cumhuriyet ocağı,
Ona biri yan baksın da göreyim!..

Halk içinden çıktım, halka kulum ben;
Halkı üstün tutmaktayım her şeyden;
Bir kafayım, onu her an düşünen.
Halk içindir, hakla çarpar yüreğim.

Dilde birdir, dilekte bir hep Türkler,
Bu ülküde birleşene Türk derler.
Millet aşkı kalbimizde yer eder;
Tek değilim, koskoca bir kütleyim.

Türk devleti doğdu Türk milletinden,
Varlığımız hep onun kudretinden.
Bize odur hayat veren, ün veren:
Ben de ona her şeyimi vereyim!

Dinle devlet ayrı şeydir, birleşmez;
Din, bir duygu; ona kimse ilişmez.
Devlet dine, din devlete karışmaz;
Laikliği ben böylece bileyim.

Eskiliği yıktık, oldu bu işler;
Geçtikleri yerde kalsın geçmişler.
Bize bundan, inkılapçı demişler...
Yıkılmadan yapılmıyor, neyleyim?..

Böyle doğdum, Cumhuriyetçiyim ben;
Hem halkçıyım, hem milliyetçiyim ben;
İnkılapçı, laik, devletçiyim ben;
Her birini bir okla göstereyim!..

Bu Altı Ok Kemalizm'in özüdür;
Altısı da Anayasa sözüdür.
Atatürk ki milletinin gözüdür.
Bu inanla yüceliğe ereyim!..

SiNaN32
04-03-2009, 01:58
AĞAÇ VE SEN

Bir ağaç altındasın, her dalı binbir çiçek,
Gün gelip bu çiçekler sana yemiş verecek.

En yüksek dallarında, bunların olgunları;
Gözünü onlara dik, alçaklarından el çek.

İstiyorsan erişmek yüksekteki dallara
Vücutça kuvvetli ol, zekaca büyüyerek.

Yavrum, bunun çaresi okuyup öğrenmektir,
Yoksa hep boşa gider çektiğin bunca emek!

Bilgi en büyük kuvvet, yaşayıp yaşatmakta;
Fakat faydasız kalır temiz olmazsa yürek!

Sevmeğe başla yavrum, ananın kucağında;
Vatana sevgin, her şeyden üstün gerek.

Kafanda bilgi dolu, yürekte sevgilerin,
Yürü, engel tanıma yolundan döndürecek.

Gözün yukarda olsun, gönlün yüceliklerde.
Başın dimdik, yüzün ak, alnın açık, gözün pek,

Yere düşen, kirlenen hiçbir şeye eğilme,
Şahin ol, yılan olma; sürünmektir eğilmek!


Her ülküye emekle, çalışmakla erilir.
Bahtiyarlık istersen ömür sür didinerek.

Yücel yavrum, Türklüğün her ümidi sendedir.
Vatan demek sen demek, sen demek vatan demek.

SiNaN32
04-03-2009, 01:59
ZENGİN OL

Çalışıp kazan, kalma aç;
Hiç kimseye olma muhtaç.

Tuttuğun taş ekmek olsun,
Hem karnın, hem cebin dolsun.

Ak alınla, temiz elle
Kazanmayı ülkü belle.

Hünerli ol, san'at öğren;
Yoksul kalmaz iş işleyen.

Çiftçilikten çıkar ekmek,
Kazançlıdır ekip biçmek.

Tüccarlık da karlı bir iş;
Verimlidir alış veriş.

Bir dükkanla bir mağaza;
Kanaat et önce aza.

Göreceksin, zenginlik ne;
Hem yurduna, hem kendine

Çok faydalar vereceksin;
Saadete ereceksin!..

Ne iltimas, ne istida.
Ne istirham, ne de dua...

Kendi aklın, kendi bilgin.
Seni eder bir gün zengin.

Sen kurtul ki yoksulluktan
Zengin olsun yoksul vatan.

SiNaN32
04-03-2009, 01:59
YÜZE KADAR...

Ne verseler sayarım;
Başa "bir"i koyarım.
"Bir", her şeyin ilkidir,
Arkadan "iki" gelir.
Üç, dört, beş, altı diye
Yaşım erdi yediye.
Olsun sekiz, dokuz, on;
Sayıya olmaz bu son.
On bir, on iki, on üç.
Saymak gelmez bana güç.
On dört, on beş, on altı,
Durun, daha var altı.
On yedi, on sekiz var,
Tam on dokuza kadar.
Geldik böyle sayarak,
Yirmi değildir uzak.
Sonra, otuz, kırk, elli
Altmıştayız, bu belli.
Haydi çabuk sayalım,
Sona sıfır koyalım.
Yetmiş, seksen, doksan, yüz;
Yüzde hesap görürüz.

SiNaN32
04-03-2009, 02:00
SAATİM

Kara gözlü saatim,
Ak yüzün yusyuvarlak.
Uyanınca erkenden
İlk işim sana bakmak.

Geç mi kaldım okula
Sen olmasan bilemem.
Saati, benim gibi,
Senden öğrenir annem.

Ben daha uykudayken
Sen çın, çın, çın edersin.
"Kalk artık, yeter uyku,
"Yediye geldim" dersin.

On ikiyi çalarken
Gösterirsin öğleyi.
Sanki dersin bize sen:
İşte öğle yemeği!

Yarı gece olunca
Yirmi dörde gelirsin.
Bir gün süren yolunu
Sevinçle bitirirsin.

Sonra gene, "bir!..... deyip
Başlarsın yeni güne.
Durmadan, yorulmadan
İşlersin döne döne.

Sana benzerim ben de.
Bıkmadan çalışırım.
Vaktinde iş yapmaya
Küçükten alışırım...

SiNaN32
04-03-2009, 02:01
OKUL TÜRKÜSÜ

Çok severiz biz okulu,
Kitabımız bilgi dolu.
Okur, yazar her Türk oğlu,
Yükselmenin budur yolu.

Biz okullu çocuklarız;
Hem çalışır, hem oynarız.

Kağıt, kalem, kitap, defter;
Bizi bunlar adam eder.
Öğretmeni candan dinler,
Öğreniriz pek çok şeyler.

Biz okullu çocuklarız;
Hem çalışır, hem oynarız.

SiNaN32
04-03-2009, 02:01
GÜNEŞ BABA

Sırtında kızıl aba,
Sevgili güneş baba
Yakmış gökte ocağı;
Ateş dolu kucağı.
Hiç durmadan çalışır
Ocağa ateş taşır.
Bizi yaşatan odur.
Onsuz varlık yok olur.
Başağı olduran kim?
Buğdayla dolduran kim?
Gelmese ondan sıcak
Bizi kim ısıtacak?
Günü aydınlatan sen;
Bize ışık vermesen
Karanlıkta kalırız:
Güneşsiz bunalırız.

SiNaN32
04-03-2009, 02:02
DERE

Nerden alır suyunu,
Kardan mı, yağmurdan mı?
Şu nazlı dereciğin
Yatağı çamurdan mı?

Bilmez durup dinlenmek.
Kış, yaz demeyip akar.
Ovanın her yerini
Sular ile o yıkar.

Haz duyar ağaçlardan
Serinlik döküldükçe.
Hayat saçar her yana
Kıvrılıp büküldükçe.

Duyulur türkülerin
En coşkunu sesinden.
Ferah veren bir hava
Yayılır nefesinden.

Durma gez, dolaş yurdu
Ak dere, berrak dere!
Gezdiğin topraklara
Bolluklar bırak dere!..

SiNaN32
04-03-2009, 02:02
KELEBEK

Yel estikçe uçuşan
Yapraklara benziyor.
Durmadan, yorulmadan
Daldan dala geziyor.

Kanatları ipektir,
Bozulur dokununca.
Sanki canlı çiçektir
Açar bahar olunca.


Üstündeki renkleri
Seyretmeğe doyamam.
Yapamaz böylesini
Benim diyen her ressam.

Ben onu çok severim,
Koşup tutmak isterim.
Fakat kaçar yaramaz,
Uçmadan yaşayamaz.

SiNaN32
04-03-2009, 02:03
NİNNİ

Uyu yavrum, uyudukça büyürsün;
Uyanınca güzel günler görürsün;
Şimdi yat ki sonra koşar, yürürsün

Yurda neş'e vereceksin, ninni!
Yurt bahçedir, sen çiçeksin ninni!

Uyu yavrum, uyanınca gül bana,
Her gülüşün hayat verir anana,
Bahtiyarlık senden gelir vatana...

Güler yüzün gül gül olsun ninni!
Benim yavrum, bülbül olsun ninni!


Uyu ninem, uyanığız hepimiz;
Yanındadır uyumayan sevgimiz,
Zannetme ki anan, baban ikimiz

Bütün Türklük seni bekler ninni!
Senin için bu emekler ninni!





(*) Şiirler H.Âli Yücel'in "Dinle Benden" adlı kitabından alınmıştır.
(**) Çocuk Şiirleri H.Âli Yücel'in "Sizin İçin" adlı kitabından alınmıştır.