PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Doğan Cüceloğlu şiirleri



SiNaN32
22-02-2009, 18:14
http://www.eflatunbebek.com/img/31/dogan_cuceloglu.gif

Doğan Cüceloğlu

On bir çocuklu bir ailenin on birinci çocuğu olarak Mersin’in Silifke kasabasında doğmuşum. On yaşındayken annemi kaybettim ve ölümün ne demek olduğunu anladım: artık onu bir daha hiç göremeyecek, dokunamayacak, naz edemeyecektim.

Silifke’de en yüksek dereceli okul olan ortaokulu bitirdikten sonra subay olan ağabeylerimin yanında Ankara ve Kırklareli’nde okudum ve Kırklareli Lisesi’nden mezun oldum. Kırklareli lisesinde ilk aşk şiirimi yazdım.



Ankara Atatürk Lisesi’nde edebiyat ve kompozisyon öğretmenim olan Cahit Okurer bir gün ne olmak istediğim sordu; mühendis olmak istediğimi söyledim. Bilim adamı olmak istemez misin, dedi. Onun etkisi altında İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’ne yazıldım ve oradan mezun olduktan sonra ABD’de Illinois Üniversitesi’nde doktoramı yaptım. Uzmanlık alanım iletişim psikolojisidir.

Amerika’da doktora öğrencisiyken, benim gibi doktora öğrencisi olan Kaliforniya’da doğmuş büyümüş Emily ile tanıştım ve evlendim. On bir yıl süren evliliğimizde üç çocuğumuz oldu: Ayşen, Elif ve Timur.

Evlendiğimde ne kendimi tanıyormuşum, ne de evliliğin ne olduğunu. Silifke’de büyürken çevremde gördüğüm evlilik, koca, baba modelleriyle Kaliforniya’da büyümüş feminist bir Amerikalı kıza kocalık yapmaya çalıştım. Sonuç: hem ben çok ıstırap çektim hem de Emily’e acı çektirdim. Benim şimdi yüreğimi en çok yakan çocuklarıma verdiğim acılar. Onlardan dört yıl ayrı yaşadım.

Yaşadığım acılar her şeyi bilmediğimi, öğrenmem gereken çok şey olduğunu gösterdi ve yalnız bilgi yönünden değil, insan olarak gelişmem gerektiğine ikna oldum.

Kendimi geliştirme süreci içinde kitap yazmaya başladım; ilk kitabım İnsan İnsana bu sürecin ilk ürünüdür. Gelişim süreci içinde kazandıklarımı kitaplar yoluyla paylaşmaya devam ediyorum.

Amerika’daki görevimden emekli olup ayrıldıktan sonra Türkiye’de kitap yazmayı sürdürdüm. Kitap yazmanın yanı sıra konferanslar ve seminerler verdim, televizyon programlarına başladım.

Şu devrede önceliğim kitap yazmak. Şu ana kadar kendi yazdığım onbir kitap var, bunlar hakkında kitaplar bölümünde bilgi alabilirsiniz. Bir de benim yaşamımın anlatıldığı, Canan Dila tarafından yazılmış bir kitap:


“Hepimiz birbirimizin yaşamlarımızın çatlak ve aralıklarında yaşarız; her şey, görebilseydik sanırım şaşkınlıktan dilimiz tutulurdu diye yazmıştı Murdoch yıllar önce Ağ’ında. Ki, altını döne döne çizmiş olduğum bu satırları, henüz hazırlanmakta olan bu kitabın 2003 güzünde yayımlanan tanıtım metnine de taşımıştım. Altına da; “Kalemimin ucuna bırakıverdi hayatını. Bütün içtenliğiyle. Gizlisiz, saklısız… ‘Tanıyanlar’ şaşıracaklar evet, ama ‘doğduğundan beri tanıyanlar’ın sanırım şaşkınlıktan dilleri tutulacak. Kocaman bir sürpriz var onlara” diye yazmıştım. Eklemeliyim; “tanıyanlar”ın ve “yakından tanıyanlar”ın şaşkınlığı, o hayat öyküsünü aktaranın; “insan ve davranışı”nı konu alan bir bilim dalında insanı aramak üzere yola koyulanın, yolu üzerinde kendi kendisiyle çarpışıp da kendine rastlaması ve sonrası sırasında duyduğu şaşkınlığın yanında hiç kalır. Anlattığı, bu toprağın çocuklarından birinin, önce kendi aynasında, sonra uzak bir kıtada, Amerika’da, farklı bir kültürün aynasında bıraktığı görüntüde kendini ve kültürünü fark etmesinin kahkaha ve gözyaşı dolu öyküsüydü…

Anlatan, burada ve orada, 45 yılını psikoloji bilimine vermiş biri olunca, anlatılan da sadece o aynadaki görüntüyü aktarmaktan, sergilemekten ibaret kalamazdı elbette. “Fark ediş”ti anlatılacak olan… (Sadece birbirimizin değil), nasıl? kendi yaşamlarımızın “da” çatlak ve aralıklarında yaşıyor, yaşayabiliyor olduğumuzdu sergilenecek olan. Anlattı. Hayat öyküsünde… “İnsanlık hali” dile geldi. “Burada” ve “orada”…



Söyleyemediklerimi İşitin Lütfen

Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir,
Sizi aldatmasın.
Binlerce maskem var.
Çıkarmaya korktuğum.
Ve, hiç biri ben değilim...
Olmadığımı göstermek
İkinci doğam oldu.
'kendinden emin biri' dersiniz,
sanki güllük gülistanlık
benim için herşey...
adım güven belirtir.
Ve,
Oyunumun adı
Ağırbaşlılıktır.
İçimde ve dışımda denizler sakin,
Herşeyin kumandanı ben...
Fakat, inanmayın bana,
Lütfen!..
Herşey dışta düzgün ve cilalı,
Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan
O maske!..
Altta ne güven, ne de rahatlık...
Altta,
Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan
Gerçek ben!..
Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla
Kimsenin bilmesini istemem
Zayıf taraflarımı düşündükçe,
Titrer ve sararırım...
Ve başkaları görürse iç dünyamı...
Gerçek beni ve yalnızlığımı!
İşte, maskelerimi onun için takarım...
Onun için, arkalarına saklanacak maskelerim var.
Onlar, gösterişle kullanabileceğim
Parlatılmış yüzlerim.
Bana,
'sen değerlisin' diyecek,
'maskesizken daha bir insansın'
'daha bir bendensin'
'daha yakın, daha bir dostsun'
diyecek bir bakışa
muhtacım...
benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır!..
uyarırım seni dost!..
uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben,
sana kendini kolayca açmayacaktır...
bütün gücümle tutunacağım maskelerime
ne kadar sokulursan yakınıma
o denli şiddetli geri iteceğim seni...
kim olduğumu merak ediyor musun?
Hiç merak etme...
Ben çevrendeki
Her erkek ve kadınım...
Maske takan her insanım.

Lider
28-12-2010, 07:05
Doğan Cüceloğlu
Seviyorum SeniYalnız ve karanlık gecelerde
hep özlediğim,
bir dudak mesafesi kadar yakın
ama giderek nedense uzaklaşan
sarı saçlı,
mavi gözlü,
hep yeşil giysilerle görmeye alıştığım,
tarihin derinliklerinden miras
vakur ve gizemli tavrınla
sevgine mahkum edildiğim
yegane sevgilimsin.
Seviyorum seni.

Yeşilin en güzelini
tanrı sana örtü diye vermiş,
mavinin en güzelini deniz.
Akdeniz''in gri dalgaları
dört bir yanını
yağız bir delikanlı gibi sarmış
okşarcasına, korurcasına.

Bu dalgaları ne mavnalar,
ne gemiler yardı
tarihin seyir defterinde.
Geldiler
keyif gecelerinin unutulmaz şarabı için üzümüne,
geldiler
kömür gözlerine benzer madenine,
geldiler
en güzel bakir duygularına,
geldiler
özgürlüğüne.

Yılmadın, korkmadın, bıkmadın.
Islak saçları arkaya bağlı
kıvrak bir İspanyol dilberi gibi
başdöndüren dansın,
karşı koydu
azgın dalgaların azgın konuklarına.
Raks sesleri
en güzel melodiler eşliğinde
yüreğinin en müstesna meydanlarında yükseldi,
yükseliyor hala.

Seviyorum seni,
yanık çam ormanlarının
hasret kaldığı bülbül sesi gibi,
bir bahçede yeşermiş roka,
bir köy evinde fırın kokusu gibi,
yıkık kerpiç duvarlardan
özgürlüğüne süzülen
o gençliğimin çiçeği yasemin beyazlığı gibi,
seni seviyorum.

Seviyorum seni,
Mesarya''da
başak saçların arasında
sımsıcak temmuz akşamlarında,
bedeninden korkusuzca akan tere inat
özgürlüğe esen
bir deli rüzgar gibi.

Seviyorum seni,
harup ağaçları dalında siyah bir meyve,
Akdeniz maviliğinde salınan bir sevgili,
tarihe meydan okuyan heybetli bir zeytin duruşu,
yaz akşamlarında
sevgiye ve suya hasret bir kına çiçeği gibi.

Seviyorum seni,
hain karanlığı bir gecede
demir parmaklıklar arkasında,
soğuk soluğu ile yapayalnız bir insanın
özgürlük özlemi gibi.

Seviyorum seni,
kara bulutlar arasından
güneş huzmeleri gibi süzülüp
ismini bağrına kazıdığın,
belki sendikacı, belki avukat, belki yazarların
çoluk çocuk, genç, ihtiyarların
yere düşerken,
beyaz ve kırmızı karanfil kokuları arasında
dudaklarından çıkan
bir çığlık gibi.

Seviyorum seni,
tarih boyunca
yaşamsal güzelliğine,
körpe bedenine göz diken,
sana düşman
davetsiz konuklara
ölümüne bir isyan,
anadan doğma bir öfke gibi.

Şairin dediği gibi;
Sevdam sende benim yüreğim sende
Bir tarih geçmişim yarınım sende
Ben seni yabana veremem asla
Soyunur kavgaya girerim ülkem
Toprakları dost kokan sevgili ülkem .

Sen sevgilim korkma
ezilsen de baskılar altında,
oluk gibi kan aksa da üzerinden
yazın kavurucu sıcağı,
senden kopan evlatların
uzakta dinmez feryadı,
durmaz gözyaşı,
sonsuz hasreti olsa da
yalnız değilsin.

Gün gelecek
kıyılarında hoyrat rüzgarların
kırdığı dallar yeşerecek,
sarı saçlarını sevgi rüzgarları okşarken
sevgililer kavuşacak birbirlerine,
seni terkeden nice suskun hüzünlü
dönecek sıcak kucağına,
özgürlük türküleri söylenecek
yükselen bulutlarında.

Seviyorum seni,
titrek dudaklarını
doyumsuzca öpmek istediğim,
bedenindeki özgürlüğü
sınırsızca yaşamayı düşlediğim,
gizemli bakışıyla korkusuzca salınan
yasemin kokulu sevgilim gibi.

Sen sevgilimsin,
sen
uğruna ölümlere gittiğim
yegane kadınım,
sen MEMLEKETİMSİN....

Vesaire_
10-01-2011, 09:37
Söylediklerine kulak verdiğim değerli biri, paylaşım için teşekkürler.