Orijinalini görmek için tıklayınız : Nedim uçar şiirleri
http://img832.imageshack.us/img832/192/nedimucar.jpg
Nedim Uçar (1945)
Şair, yazar. Üçü İngilizce'ye de çevrilen toplam on iki şiir kitabı ile bir roman kitabı,bir hikâye ve ayrıca dört tiyatro olmak üzere on sekiz adet eseri vardır. Yurt içinde ve yurt dışında edebiyet ödüllerine lâyık görülmüştür.
Cumhuriyet Edebiyatı döneminde, halk edebiyatı ölçüsü, uyağı, anlayışını kendi eserlerinde yansıttı. Şiirlerinde; ayrılık, özlem, sevgi, umut, umutsuzluk, yalnızlık gibi insancıl duygularını, doğayla kaynaştırarak sundu.
Özgürce Sevmek
Gök mavisi etekleri tutuştu suların,
Güneşin sarı saçları takılıyor dallara.
Beyaz renge boyadım tüm umutlarımı,
Alacakaranlık çökmeden pembe ufuklara.
Nemli bir buğu içinde geçti ilkbahar,
Bir çığ gibi büyüyor yalnızlığım.
Gözlerimde çağlayanlar, yüreğimde volkan var,
Kar tanelerine benziyor kimsesizliğim.
Suların cilaladığı bir çakıltaşı gibiyim,
Hıçkıran pınarın ayağında yosun tutmayan.
Yağmuru bekleyen toprağın özlemi bende ki,
Acıların pençesinde seni hiç unutmayan.
Gece kanatlarını sererken bozkıra,
Fırtınanın ilk belirtileri çınlar kulağımda.
Sevda çeken kalbimi ancak sana açabilirim,
Eriyen gölgeler gibi durma uzağımda.
Akşam üstü kızıllığı yapıştı dağlara,
Korku yüklü karanlığı yırtar ellerim.
Ay yola çıkarken yalnız başına,
Buzulları eriten bu yürek benim.
Barış içinde bir dünyada yaşarsa insanlar,
Bayramlık elbiselerimi de giyebilirim.
Yitirilmiş umutları hiç düşünmeden,
Bir yağmur açmazında özgürce sevebilirim.
Nedim Uçar
*
*
Aşk
Aşk dediğin aslında üç harfli bir hecedir,
Aşkı tatmayanlara aşk, karanlık gecedir.
Vuslat şarkılarındaş hasret türkülerinde,
Aşk, cennete açılan bir kutlu penceredir.
Nedim Uçar
*
*
İlk aşk
Yağmurun arkasından gökkuşağı tutulmaz,
Yorgun düşen sevgiler bir köşeye atılmaz,
Kara sevda çekenin gözlerinden bellidir,
İlk aşk, ilk göz ağrısı, ilk buse unutulmaz.
Nedim Uçar
ADINI ANDIM
Belki de ben seni tez unuturdum,
Dudağım adını anmasa idi.
Özlemle yolunu hiç beklemezdim,
İçimde ateşler yanmasa idi.
Yeniden açmazdı ruhumun gülü,
Beyaza dönmezdi gecenin tülü,
Neşeli ötmezdi gönül bülbülü,
Yüreğim aşkına kanmasa idi.
İyiye gitmezdi gördüğüm rüya,
Elimde ruh gibi kalırdı hülya,
Asla zevk vermezdi yalancı dünya,
Hayalinle başım dönmese idi.
Ruhumun aynası puslu dururdu,
Kalbimin atışı dışa vururdu,
Yanağım kavrulur ağzım kururdu,
Bedenim sevginle yunmasa idi.
Atmazdım dışarı bitmez yasımı,
Vermezdim rüzgâra çile tasımı,
Saklardım kendime yanık sesimi,
Melekler sevgini sunmasa idi.
Sarı yıldız gibi gökte kaymazdım,
Kayan yıldızları bir bir saymazdım,
Seni tanımasam aşka doymazdım,
Gözümün yaşları dinmese idi.
Nedim UÇAR
AĞAÇ ve BEN
Sokağın basında yalnız bir ağaç,
Kırılmış dalları sevgiye muhtaç,
İçimden geçirdim acep yaşı kaç?
Ağaç dile geldi şöyle seslendi.
Dedi insan oğlu sorma yaşımı,
Senden tek dileğim dindir yaşımı,
Uzaklara gitsem alıp başımı,
Dizlerim tutmuyor dermanım yok ki.
Kabuğu soyulmuş, yırtılmış teni,
Gövdesi kazılmış, çizgiler yeni,
Kendisine yakın bulunca beni,
Ağaç dile geldi iyice hislendi.
Dedi insan oğlu bitmez çilem var,
Yüzümde tebessüm sade bir bahar,
Çevreme diktiler betondan duvar,
Bir avuç su yeter ormanım yok ki.
Sormasaydım içim etmezdi rahat,
Bilenler söylesin kimde kabahat,
Ağaçla konuştuk tam iki saat,
İyi amma benim fermanım yokki.
Nedim UÇAR
AH BU YOLLAR
Bu ayrılık beni içten bitirdi,
Duygularım kaynağını yitirdi,
Zalim felek seni aldı götürdü.
Benim artık buralarda yerim yok,
Senden başka bir vefalı yârim yok.
Gözyaşlarım seller gibi akıyor,
İçerimde yıldırımlar çakıyor,
Ayrılığın ciğerimi yakıyor.
Benim artık buralarda yerim yok,
Senden başka bir vefalı yârim yok.
Hasretliğin beni tümden yaralar,
Yalnızlığım yüreğimi paralar,
Makber gibi dar geliyor buralar.
Benim artık buralarda yerim yok,
Senden başka bir vefalı yârim yok.
Yokluğunda yetim kaldı hayalim,
Mihnetimi çekmez oldu vebalim,
Ayrılığın sırası mı ey zalim?
Benim artık buralarda yerim yok,
Senden başka bir vefalı yârim yok.
İçimde bir garip hüzün çağlıyor,
Ellerimi kor alevler dağlıyor,
Ah, bu yollar kollarımı bağlıyor.
Benim artık buralarda yerim yok,
Senden başka bir vefalı yârim yok.
Nedim UÇAR
AKŞAM GÜNEŞİ
Akşam güneşinin kızıllığında,
Guruba hüzün düşer.
Altın sarısını emerken camlar,
Beyaz martılar geçer üstümden,
Aklıma yüzün düşer.
Sedef kakmalı bulutlar,
Açar kurşuni perdesini.
Gizler görkemini dağlar,
Yorgun düşen gölgeler,
Dinler akşamın sesini.
Bir fırtına kopar ötelerden,
Kıyamet vakti gelir.
Kaybolur parlayan güneş,
Girdabın başı döner,
Sular semaya yükselir.
Hüzünler sürer bütün gün,
Volkanlar söner.
Yörüngesine oturur yıldızlar,
Akşamın alacasında kuşlar,
Yorgun yuvaya döner.
Rüzgarın uğultusu dağın göğsünde,
Kırılgandır korkularımız.
Geceler örter üstümüzü,
Yabancı değiliz ki siyaha,
Boşuna korkularımız.
Nedim UÇAR
ALLAH AŞKINA
Beni bırakıp da yalnız başına,
Kızdırma sevdiğim Allah aşkına.
Bir garipti diye mezar taşına,
Yazdırma sevdiğim Allah aşkına.
Virane olmadan gönül sarayı,
Yol yakınken, uzak etme arayı,
İçimde sızlayan derin yarayı,
Azdırma sevdiğim Allah aşkına.
Şu sıra dağları koyma araya,
Gel tut ellerimden otur şuraya,
Zamansız gemiyi sürüp karaya,
Yüzdürme sevdiğim Allah aşkına.
Diken de güzeldir gülün hasında,
Mevsimler değişir gün ortasında,
Boynu bükük koyup el kapısında,
Ezdirme sevdiğim Allah aşkına.
Anılar sığar mı mektuba, tele?
Aşkın yüreğimi yakan bir çile,
Gözlerinle konuş, sevmesen bile,
Sezdirme sevdiğim Allah aşkına.
Affet, sana geldim işte, gülümle,
Hesabımız yok ki bizim ölümle,
Kendi mezarımı, kendi elimle,
Kazdırma sevdiğim Allah aşkına.
Nedim UÇAR
ANA
Gurbet akşamları çaldı çocukluğumu,
Duygularım tarumar.
Şakağımı okşayan bahar rüzgârında,
Anamın ellerinin,
Sıcaklığı var.
Yalnızlık bırakmaz yakamı,
Dünyalar başıma dar.
İkindi yağmurları inerken dağlara,
Umudum sellere karışır,
Saçlarımda kar.
Göz pınarlarım kurudu ağlamaktan,
Gecem gündüzüm efkâr.
Bir daha geri dönmeyecek, biliyorum,
O, şimdi çok uzaklarda,
Yıldızlar kadar.
Sustukça artar hüzünlerim,
Kalbim düzensiz atar.
Cennet anaların ayakları altında,
Anam kara toprağın,
Altında yatar.
Yokluğunun acısını duyarken,
Geçit vermiyor yollar,
Çiçek açmıyor dallar,
Ananın kıymetini, ancak,
Anasız kalanlar anlar.
Ömrüm geçti gurbette,
Dolaştım diyar diyar.
Candan bir dost aradım,
İnan ki; bulamadım,
Ana gibi yar.
Nedim UÇAR
ANLATILMAZ
Gökten güneşi indirsem,
Yağan yağmuru dindirsem,
Esen yellere bindirsem,
İçimdeki yalnızlığı.
Dağları yollara sersem,
Çölde serapları dersem,
Hangi diyarlara sürsem,
İçimdeki yalnızlığı.
Yıldızları mesken tutsam,
Uzay boşluğunda yatsam,
Kara deliklere atsam,
İçimdeki yalnızlığı.
Denizlere köprü kursam,
Nehirlere kement vursam,
Beyaz bulutlara sarsam,
İçimdeki yalnızlığı.
Nedim UÇAR, halin nice,
Seni sende bul gizlice,
Anlatmaya yetmez hece,
İçimdeki yalnızlığı.
Nedim UÇAR
ANNECİĞİM
Gönül kitabına yazdım adını,
Dil’imde duasın bil anneciğim.
Hiçbir şey veremez senin tadını,
İsmin dudağımda bal anneciğim.
Hasreti gül diye yollara serdim,
Günbegün artıyor, bitmiyor derdim,
Seninle sevginin sırrına erdim,
Akan göz yaşımı sil anneciğim.
Tatlı bir gülüşün can verir bana,
Bütün umutlarım hep senden yana,
Gün ışığı gibi muhtacım sana,
Her zaman yanımda ol anneciğim.
Umudum tükenip yele dönmeden,
İçimdeki yanan ateş sönmeden,
Bir bahar akşamı güneş inmeden,
Ufkun ötesinden gel anneciğim.
Zamana sığmayan yüceden yüce,
Öpsem ellerinden hep gündüz gece,
Sen gelirsin akla cennet deyince,
Yüreğinde açar gül anneciğim.
Sen gittin gideli dinmiyor sızım,
Saba makamında çalıyor sazım,
Hazan mevsimine girmeden yazım,
Sıralı dağları del anneciğim.
Hasretle sarılıp yatsam dizine,
Saçımı okşarken baksam yüzüne,
Bitmeyen yaş gibi dolsam gözüne,
Yanağından akmaz sel anneciğim.
Her zaman başımın üstünde yerin,
Türlü çiçeklerde bulunmaz terin,
Sana olan tutkum sulardan derin,
Sensiz dünya bana el anneciğim.
Senden renk alırken toprağın teni,
Sırtımda Kabe'ye taşırım seni,
Bir suçum var ise bağışla beni,
Tanrı' ya ulaşan yol anneciğim.
Nedim UÇAR
AŞKIN DERİNLİĞİ
İnancın kuvvetidir Kızıldeniz’i yaran,
Kavuşamaz Tanrıya çalışmadan yalvaran.
İnsanın yüreğidir sevgilerin aynası,
Gerçek insan olanın mamur olur dünyası.
Katı kalpleri açar sıcak bir gülümseme,
El açmak hüner değil çalışmadan isteme.
Sarp dağlarda kesilir rüzgarların nefesi,
Semadaki yıldızlar dinler ilahi sesi.
Yeşil yaprak içinde orkidenin beyazı,
Durgun su yatağında haber verir ilk yazı.
Ak dalgalar kamçılar kıyıları delice,
Sevda çeken sahiller hüzünlenir gizlice.
Çözülmez düğümlere kilitlenir bakışlar.
İki kalp arasında kıvrım kıvrım yokuşlar,
Güneş asar yüzünü sabırsız saatlara.
Gönül sırlı taş olur yarım kalan duvarda.
Kokusuz karanfiller sayıklar geçmişini,
Her insan sevdiğinin hatırlar gidişini.
Bir canlı hayat bulur suyun ürpertisinde,
Güller huzur arar bülbüllerin sesinde.
Ömrümüzü törpüler yaşantının mağması,
Grubun sevincidir yeni ayın doğması.
Bakan gözler anlatır ruhun serinliğini,
Hiçbir cihaz ölçemez aşkın derinliğini.
Nedim UÇAR
ANNEM
Dokuz ay boyunca aynı bedende,
Tanrı’nın hikmeti varidi sende,
Gittiğin yerlerden hiç dönmesen de.
Gönlümün sultanı fikri şahanem,
Canımdan bir parça sevgili annem.
Karanlık günlerin sabahı olmaz,
Anasız yavrunun çilesi dolmaz,
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz.
İçimde bir sancı gözlerimde nem,
Canımdan bir parça sevgili annem.
Derdimi ellere açamıyorum,
Kaderin önünden kaçamıyorum,
Kırıldı kanadım uçamıyorum.
Sana gelmek için yoktur bahanem,
Canımdan bir parça sevgili annem.
Adını andıkça sızlıyor başım,
Yüreğim yaralı dinmez gözyaşım,
Yolunu gözlüyor bacım, kardeşim.
Sen gittin gideli yastadır hanem,
Canımdan bir parça sevgili annem.
Yaradan katında nurda yatarsın,
Bir taşın altında orda yatarsın,
Nedim’in kalbinde burda yatarsın.
Her iki cihanda yalnız, bir tanem,
Canımdan bir parça sevgili annem.
Nedim UÇAR
AŞİNA
Toprak kendine çeker insanı,
Direnmek boşuna.
Ölmekten başka nedir ki,
Gidip de gelemediğimiz ikinci yer,
Her şey aşina.
Bilmediğin bir akşam üstünde,
Gösteri son bulur.
Sözgelimi kaygılar başlar,
Alçaktan uçar kuşlar,
Giden kurtulur.
Bir yaprak daha düşer dalından,
Ama genç, ama yaşlı.
Ölüm sessizliğinde bir ağıt,
Beyaz karanlığın ötesinde,
Yalnızlık iki başlı.
Anımsatır geçmişin tazeliğini,
Küçük bir tebessüm.
Herkes bulunduğu yerde mutlu,
Sıra kimde belli değil,
Ben kendime küsüm.
Süzülür yüreğimin dalgası,
Umudun beyazından.
Özlemim derin bir nefesti benim,
Onu da bir türlü beceremedim,
Şikayetim kışın ayazından.
Nedim UÇAR
BEKLEME BENİ
Akşamın koynunda sıralı dağlar,
Ferhat’ın sabrıyla delemiyorum.
Gözlerim yollarda yüreğim ağlar,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Umudum kırıldı hayalim söndü,
Göç eden leylekler yuvaya döndü,
Hani gurbet bize sayılı gündü,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Karıştı baharın yeşili, alı,
Bıraktı meyveyi elmanın dalı,
Bitmiyor gurbetin derdi vebali,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Sarmakla bitmiyor gönül çilesi,
Çöküyor dünyada sevgi kalesi,
Diyorlar sevene aşkın kölesi,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Grubun kızılı, mora dönüştü.
Kalbimin ateşi kora dönüştü,
Kavuşma arzusu zora dönüştü,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Nedim’in sözleri sanma bahane,
Aşkımız dillerde oldu efsane,
Yağarken başıma kar tane tane,
Bekleme sevdiğim gelemiyorum.
Nedim UÇAR
BİRTANEM
Mor dağların şakakları kırlaştı,
Gurbet elde çile çekmek zorlaştı,
İçimdeki ateş yandı, korlaştı,
Söndürmeye gücüm yetmez bir tanem.
İlk akşamın sessizliği dallarda,
Yavru kuşun özlemi var yollarda,
Sen çıkarsın baktırdığım fallarda,
Döndürmeye gücüm yetmez bir tanem.
Yüreğimde volkanların ateşi,
Duygularım rüzgarların sırdaşı,
Saçlarına taç yaptığım güneşi,
İndirmeye gücüm yetmez bir tanem.
Eksilmiyor şu başımın dumanı,
Yaslı gönlüm dinlemiyor amanı,
Su misali akıp giden zamanı,
Dondurmaya gücüm yetmez bir tanem.
Yosun rengi gözlerini özledim,
Akşam sabah gelir diye gözledim,
Gözyaşımı yağmurlardan gizledim,
Dindirmeye gücüm yetmez bir tanem.
Nedim UÇAR
ÇALINAN KALP
Güllerin goncası içerken suyu,
Bulutlar semada asılı kaldı.
İçimden hasreti sileyim derken,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Göz göze gelince dilim lal oldu,
Ellerim buz kesti yanağım soldu,
Başıboş saatte aşk beni buldu,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Gönül kapısını açmak istedim,
Uğruna dağları saçmak istedim,
Takıp kanadıma uçmak istedim,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Sonbahar mevsimi eylül sonunda,
Gerdanı, güllerin beyaz tonunda,
Sönük kalır mehtap onun yanında,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Ruhumda yeni bir sayfa başladı,
Gülüşü gönlüme sevgi işledi,
Duruşu içimi yaktı, haşladı,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Saçları akşamın açık kızılı,
Narin kollarında inci dizili,
Altın kolyesinde ismi yazılı,
Bir ceylan bakışlı kalbimi çaldı.
Nedim UÇAR
DELİ GÖNLÜM
Sonbahar mevsimi girerken kışa,
Güney yeli gibi es deli gönlüm.
Düz olan yolların çıkar yokuşa,
Hızdan umudunu kes deli gönlüm.
Çirkini sevmenin geçer modası,
Güzelin çekilir nazı, edası,
Seher vakti gülde bülbül sedası,
Duyduğum en içli ses deli gönlüm.
Anarken maziyi hayale dalma,
Yar peşinden yürü geride kalma,
Yazgım kötü diye bahane bulma,
Biraz da kendine küs deli gönlüm.
Denizler yarılmaz kuru duayla,
Yıldızlar dost yaşar güneşle, ayla,
Toprağın altında kırılan fayla,
Dünyamız veriyor sos deli gönlüm.
Bulutun gözyaşı yağmurlar, seller,
Köprünün üstünde buluşsun eller,
Sevdanın uğruna açılsın diller,
Sana söz düşmezse sus deli gönlüm.
Hazanda baharı göreyim derken,
Kalbim bana diyor vakit çok erken,
Bir sene içinde dört mevsim varken,
Hep bahar istersin pes deli gönlüm.
Nedim UÇAR
ERTELENMİŞ SEVGİLER
Ay ışığı yaslanırken dağlara,
Serin bir rüzgar eser.
Yangın yerlerinde bulutlar tutsak,
Gökten bombalar yağar, yıldız yerine,
Namlular alev kusar.
Ufukların kızıllığında bir yaşam,
Zamanı yutan zifiri karanlık.
Tükenmiş umutların kırıntılarında,
Aydınlık şafağa hasretiz tümden,
Sevincimiz bir anlık.
Utangaç çocukların ellerinde uçurtma,
Kargaşayı paylaşma duygusu.
Alıngandır terkedilmişliğimiz ezelden,
Toprağın altında fay kırığı,
Üstünde yaşam korkusu.
Acıların sıvandığı yorgun gündüzlerde,
Sarı benizlerde ölüm beyazlığı.
Yoksulluk karası yüzümüzde,
Yalnızlık yarası yüreğimizde sızı,
Beklerken aydınlığı.
Yağmurun hüznüdür toprağı ıslatan,
Kimselere anlatamadığım.
Var olmak bir özgürlükse eğer,
Yaşamak ölmeye değer,
Hiç unutamadığım.
Uzak iklimlerin esintisinde,
Kuşların kanadı kırık.
Karanfil kokar beyaz ellerin,
Açıver gönül kapısını ansızın,
Bitsin bu ayrılık.
Ertelenmiş sevinçlerin gölgesinde,
Sevgidir esenliğin yapısı.
Suyun mavisinde sessiz bir ağıt,
Anımsatır insan olduğumuzu,
‘’Hakikat Kapısı’’.
Nedim UÇAR
GEÇEN ÖMÜR
Böyle mi yazılmış alın yazısı,
Çilenin zehrini içti bu ömrüm.
Toplandı başıma derdi sızısı,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Çıkarsız kapımı çalan olmadı,
Yaralı gönlümü alan olmadı,
Derdime bir çare bulan olmadı,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Gitsem de uzağa fayda etmedi,
Sorunlar çoğaldı çile bitmedi,
Kendi kaderime gücüm yetmedi,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Öyle muhtacım ki bir sıcak ele,
Teselli edecek bir tatlı dile,
Her nereye gitsem karşımda çile,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Artık dayanacak halim kalmadı,
Söyledim derdimi yer, gök almadı,
İlaçlar yarama merhem olmadı,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Buğulu gözlerim ararken dünü,
Eğilen başımın Kıble’ye yönü,
Bayrama çevirin göçtüğüm günü,
Acılar içinde geçti bu ömrüm.
Nedim UÇAR
GİDİYORUM
Bugün bana yol göründü,
Yorgun argın gidiyorum.
Dağlar beyaza büründü,
Yorgun argın gidiyorum.
Sıkışır göğüs kafesim,
Kesilir Tur'da nefesim,
Dudağımda en son isim,
Yorgun argın gidiyorum.
Şükür olsun bu günüme,
Aldırmayın güldüğüme,
Çileyi kattım önüme,
Yorgun argın gidiyorum.
Kimseye gönül koymadan,
Her cefayı dert saymadan,
Henüz hayata doymadan,
Yorgun argın gidiyorum.
Ol Habib’in peşi sıra,
Dostlarımı sora sora,
Her mekanda dura dura,
Yorgun argın gidiyorum.
Nedim’iyim yolda süre,
Gönül bağlamışım bire,
Emanet aldığım yere,
Yorgun argın gidiyorum.
Nedim UÇAR
HANGİ GÖNÜL
Onbeşinde, yirmisinde, kırkında,
Seven yürek sevdiğinin farkında,
Döner hayat yükü sevda çarkında,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Deli gönül her cefaya katlanır,
Acı günler bir gülüşle tatlanır,
Yıllar geçer bir yaş daha kutlanır,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Bahar ayı hızla gelip geçse de,
Susuz toprak yağmurları içse de,
Aşk yolcusu kaderini seçse de,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Ellisinde hülyalara dalsa da,
Altmışında, yetmişinde olsa da,
Seksenini, doksanını bulsa da,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Kıskananlar ne derlerse desinler,
Sevilenler karşılıksız sevsinler,
Bu dünyada mutluluğu bilsinler,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Aşk kervanı yol üstünde durmasın,
Seven gönül sevdiğini kırmasın,
Sam yelleri sevenleri vurmasın,
Hangi gönül sevilmeyi istemez.
Nedim UÇAR
İÇİMDEKİ YANLIZLIK
İçimdeki yalnızlığı bir bilsen,
Kış güneşim, yaz yağmurum, yeryüzüm.
Gittiğin o diyarlardan ah, gelsen,
İlk göz ağrım, alın yazım, can özüm.
Ne baharın, ne de yazın tadı var,
Yokluğunda mutluluğun adı var,
Verdiğini geri alan Kadı var,
İlk göz ağrım, alın yazım, kalp gözüm.
Kayıp yıllar anılarda gizlenir,
Umut yolu umutsuzca gözlenir,
Deli gönlüm için için sızlanır,
İlk göz ağrım, alın yazım, gündüzüm.
Çeken bilir ayrılığın yasını,
Sana sundum çiçeklerin hasını,
Sele verdim kirpiğimin pasını,
İlk göz ağrım, alın yazım, son sözüm.
Hasretinle ellerimi bağladım,
Ateşinle yüreğimi dağladım,
Bulutlarla senin için ağladım,
İlk göz ağrım, alın yazım, gökyüzüm,
Sarı yıldız hüzünlendi batmadı,
Şeyda bülbül gül dalında yatmadı,
Bir an olsun bu kalp sensiz atmadı,
İlk göz ağrım, can yoldaşım, can özüm.
Nedim UÇAR
İKİ SATIR AŞK
Kalmadı elimde eski günlerden,
Ne tatlı bir anı, ne de hatıra.
İçimden geçeni yazmak istersem,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Hasretin kalbimi delip geçiyor,
Ömrümüz boş yere gelip geçiyor,
Seneler sessizce gülüp geçiyor,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Ne zaman sayıldı beyhude yıllar,
Elimde yeşerdi kuruyan dallar,
Hazanı beklerken aşina günler,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Sevdamız bir ömür sürecek derken,
Mutluluk mevsimi tükendi erken,
Gözlerim yollarda seni beklerken,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Hayalden öteye ne gelir elden,
Kalbimden geçenler dökülür dilden,
Çekmeyen hasreti anlamaz halden,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Sarınca ruhumu ince bir sızı,
Unutturur bana baharı yazı,
Silinmez alnına yazılan yazı,
Aşkımız sığmaz ki, iki satıra.
Nedim UÇAR
İLK AŞK
Yağmurun arkasından gökkuşağı tutulmaz,
Yorgun düşen sevgiler bir köşeye atılmaz,
Kara sevda çekenin gözlerinden bellidir,
İlk aşk, ilk göz ağrısı, ilk buse unutulmaz.
Nedim UÇAR
İSTANBUL'DA
Alışmak kolay olmuyor yalnızlığıma,
Yabancıyım bu şehirde.
Kalabalıkta herkes yalnız,
Bir tebessüm bile yok ortada,
Valizim kaldı Cevahir’de.
Alabildiğine yağıyor yağmur,
İkindi soyuyor elbisesini.
Yürüyorum Şişli’den Taksim’e ıslak,
Şemsiyem de yok elimde,
Soluyorum boğazın sisini.
Osmanbey de bir sundurmanın altında,
Bitmiyor bulutların yaygarası.
Beyoğlu’nda neon ışıklı vitrinler,
Bir yosma yürüyor yanında,
Gözleri gece karası.
Yadırgamadım tramvayın geçişini,
Kornası şakrak ve şen.
Biraz görüntüsü kaba sadece,
Eskişehir deki daha alımlı ve genç,
Mucidi Yılmaz Büyükerşen.
Bir ara yüzünü gösterdi Güneş,
Boşlukta bir basket topu sanki.
Yeşilçam sokağında sessizlik içinde,
Eski binaların künt duvarları,
Yorgunluktan diz çökecek inan ki.
Nedim UÇAR
KALBİMDEKİ GÖZLERİN
Denizin mavisi ufku sarınca,
Sularda aksini gören gözlerin.
Bulutlar semada divan durunca,
Dört mevsim kutlanan tören gözlerin.
Baharda yağmura karış öyle gel,
Okşasın ruhumu sıcacık bir el,
Bir bakışın bile dünyaya bedel,
Hayatıma anlam veren gözlerin.
Kirpiğin elerken sisi dumanı,
Kaşların hicazın hisli kemanı
Bülbüller öterken seher zamanı
Pınardan su içen ceren gözlerin.
Sınırsız aşkımız derin bir kuyu,
Seni anlatmaya yetmez beş duyu,
Günler aylar geçti seneler boyu,
Mehtabın izini süren gözlerin.
Bir başka olurum gün batışında,
Kalbim seni söyler her atışında,
Uzayan yollarda nisan başında,
Önüme dağları seren gözlerin.
Uçarın sevdası büyür cihanda,
Şarkıdır gözlerin sarayda handa,
Ansızın karşıma çıktığın anda,
Kalbime ok gibi giren gözlerin.
Nedim UÇAR
KALBİMİ DİNLE
Kalbimin sesini yakından dinle,
Dur neler anlatır, dur neler sana.
Umutlar içinde, yaşar seninle,
Sor neler anlatır, sor neler sana.
Gözlerin bir ömür katar canıma,
Nefesin oksijen olur kanıma,
Bir demet çiçekle gel de yanıma,
Ver neler anlatır, ver neler sana.
Yüzünde güneşin sıcaklığı var,
Saçların kestane gülüşün bahar,
İstersen elinde, aç kalbini yar,
Gör neler anlatır, gör neler sana.
Ruhumu dengede tutanım sensin,
Sevgiyi içime atanım sensin,
Her iki cihanda sultanım sensin,
Nur neler anlatır, nur neler sana.
Bilmem ne değişti sevgiden yana,
Bir suçum var ise söyleme bana,
Geçmişin sırrını yeni zamana,
Ver neler anlatır ver neler sana.
Her zaman gönlümde hazırdır yerin,
İçimde hasretin izleri derin,
Evreni kuşatan kutsal sözlerin,
Sır neler anlatır, sır neler sana.
Nedim UÇAR
KARA GÖZLÜM
Bahar rüzgârının estiği yönde,
Saçların savrulan tül kara gözlüm.
Yağmur çiselerken yeşil çimende,
Yanağın al pembe gül kara gözlüm.
Mehtabı uyandır gelsin peşime,
Alnını dağ gibi yasla döşüme,
Bir peri misali gir de düşüme,
Gecemi ikiye böl kara gözlüm.
Sızlayan kalbimin sensin ilacı,
Dokun da yarama dinsin bu acı,
Yollara baktırıp etme sılacı,
Bir sabah ansızın gel kara gözlüm.
Hasretle kavurup yakma ömrümü,
Hicrana döndürme mutlu günümü,
Yoluna serdiğim yorgun gönlümü,
Bir değil, bin defa çal kara gözlüm.
Ruhuma bir hüzün çöker derinden,
Anılar ok gibi fırlar yerinden,
Hayalin önümde serap türünden,
Yüreğim su çeken çöl kara gözlüm.
Nedim’e aşkınla çektirme çile,
Sevginle avutup düşürme dile,
Hüküm vereceksen bırakma ele,
Hayatım senindir bil kara gözlüm.
Nedim UÇAR
KIRILGAN SEVDALAR
Sevdan bir tutkudur yüreğimde,
Söküp atamadığım.
Hasretini belediğim günlerde,
Sensiz olmak var ya seninle,
Kimselere anlatamadığım.
Beyaz karanlığın kızaran yüzüne,
Demir bir yumruk gibi iner gökyüzü.
Gölgeler dolaşır yanı başında,
Umutlar kaybolur ay ışığında,
Hüzünlenir kutup yıldızı.
Sabahın mavisinde yıkanır sular,
Yamaçlarda kuşluk yorgunluğu.
Buzullarda ayak izlerimiz,
Gönlüm sevgi sığınağı peşinde,
Kaçar dağların uykusu.
Sarmaşıklar sarar köhne duvarları,
Dar zamanın zorluğunda.
Kaldırım taşlarında geçer bir ömür,
Anıların kıskacında tutsak kelimeler,
Duyguların savruk kırılganlığında.
Yağmurun gözyaşıdır toprağı ıslatan,
Mutlandırır doğayı sessizce.
Soğuktur bozkır akşamları,
Dallarda rüzgarın ezgisi,
Yaşam kristalleşen bilmece.
Geceyi içerken gurubun rengi,
Yıldızlar söyler şarkımızı.
Ruhum kanatsız bir pervane,
Dolaşır yalnızlığın çölünde,
Mavi aydınlığa serer aşkımızı.
Nedim UÇAR
YÜREĞİM SIĞMAZ
Sahilleri kırbaçlarken dalgalar,
Vadilerde yankılanan ses benim.
Uçurumda dinlenirken gölgeler,
Yokluğunda yetim kalan his benim.
Karanlıklar yaslanırken engine,
Kızıl düşer ufukların rengine,
Gök taşları kavuşurken dengine,
Karlı dağa akşam inen sis benim.
Bulutların gözlerinden süzülen,
Kılavuzun peşi sıra dizilen,
Örselenmiş baharlarda ezilen,
Çiçeklerin göğsündeki süs benim.
Bir tebessüm bekleyen her hecede,
Rüzgâr susar ay aydınlık gecede,
Umutlarım yol alırken yücede,
Uyduları çevreleyen yas benim.
Nedim der ki; susuz yağmur yağmaz ki,
Tan yerinden güneş sensiz doğmaz ki,
Yerküreye bu yüreğim sığmaz ki,
Kâinatı kucaklayan us benim.
Nedim UÇAR
YÜREĞİME YER ETTİN
Unut gitsin artık beni arama,
Ok sapladın tam göğsüme şurama,
Hoyrat eller dokunmasın yarama.
Yüreğime için için yer ettin,
Aklım aldın gözlerimi kör ettin.
Ferhat olup yüce dağı delemem,
Kuşlar gibi kanat açıp gelemem,
Umudum yok bu sene de gülemem.
Yüreğime için için yer ettin,
Aklım aldın gözlerimi kör ettin.
Aramıza uçurumlar örülmüş,
Kaderimiz Kaf dağına sürülmüş,
Bu çileler bize lâyık görülmüş.
Yüreğime için için yer ettin,
Aklım aldın gözlerimi kör ettin.
Kırık dökük duyguların öyküsü,
Yaşantımız hüzünlerin türküsü,
Açılmıyor kalp kapımın sürgüsü.
Yüreğime için için yer ettin,
Aklım aldın gözlerimi kör ettin.
Tanrım yeter çektirdiğin cereme,
Ciğerlerim esir düştü vereme,
İsyan etmek yakışmıyor töreme.
Yüreğime için için yer ettin,
Aklım aldın gözlerimi kör ettin.
Nedim UÇAR
Powered by vBulletin® Version 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
SEO by
vBSEO 3.6.0