Farazi
15-02-2009, 19:53
ANALİTİK
Analitik terimi daha çok Kant felsefesinde sentetik (synthetic) terimiyle karşıt anlamda kullanılmaktadır. Sıfat ve İsim olarak kullanıl*ması halinde farklılıklar gösterir.
Kant bilginin kavramlar, yargılar, akıl yürüt*meler olmak üzere üç unsuru ve bunları karşı*layan duyarlık (sinnlichkcit), anlık (müdrike, verstand) ile akıl (vernunft) şeklinde üç mele*kenin bulunduğunu İleri sürer. Yargılar apri*ori ve aposteriori olarak ikiye ayrılır. Bu yargı*lardan a priori olanlar analitik, a posteriori olanlar hem analitik, hem sentetiktirler.
Analitik yargılar kavramları açıklamaya, on*ların tanımında saklı niteliği açığa çıkarmaya hizmet eder. Kant'a göre analitik yargılar yük*lemin bizzat konu (subject) içinde bulunduğu yargılardır. Burada yüklem bizzat konudan varsayılarak çıkarılır; ona dıştan eklenmemiş*tir. "Her cisim mekanda yer kaplar" yargısı böyledir. Bu yargıda mekan (yüklem), her cis*min kavramında zorunlu olarak vardır. Çün*kü bir mekan kaplamayan cisim yoktur. Konu*nun zımnen kapsadığı bİrşey sadece bir analiz aracılığıyla o konudan çıkarılmaktadır. Bu ba*kımdan yüklem, konunun kapsamına bir şey eklemiş olmuyor. Ancak sözkonusu yargının mahiyetini açıklayarak tanımlıyor. Çünkü "ci*sim nedir?" sorusunun cevabı onun "üç boyut*lu şey" tanımının mantıki sonucudur. Onun içindir ki, analitik yargılar konu hakkında bil*gimizi artırmazlar; yeni bir şeyler öğretmez*ler. Nitekim Kant'ın analitik yargılarının Öz*deş yargılardan başka birşey olmadıkları ileri sürülmüştür. Sözgelimi A A'dir gibi.
Sentetik yargılara gelince; bunlarda yüklem ile konuya birşey eklenmesi sözkonusudur. Başka söyleyişle yüklemin konusunun kavra*nılmasında zorunlu olarak bulunmamasına rağmen, onda bulunan unsurlara eklenen şey*ler ile yeni bilgiler elde edebiliriz. Sözgelimi "her cisim ağırdır" yargısı böyledir. Burada ağırlık, mutlaka cismin kavranmasında onun özünde bulunan bir nitelik değildir. O halde biz, cismi düşününce, zorunlu olarak onun bir ağırlığı da olması gerekmez. Yani "her cisim ağırdır" yargısı, cisme "ağırlık" niteliğini yükle*mekle bize yeni bir şey Öğretmiş oluyor. Sente*tik yargılar sıradan tecrübelere dayanırlar, Çünkü konunun kavranmasında özünde bu*lunmayan yüklemler, ancak tecrübelerle orta*ya çıkarak öğrenilecek niteliktedirler. Buna
karşılık analitik yargılar sırf kategorilere daya*nırlar, dolayısıyla a priori, yani Önseldirler.
Kant'a göre matematikteki yargıların tümü sırf tanımlardan çtkarılamadığı için sentetik*tir. Sözgelimi, "Doğru, iki nokta arasındaki en kısa yoldur" yargısı, sadece doğru kavramına dayanmaz. Ayrıca "nokta" ve "yol" kavramları*nı da gerekli kılar. Bu özelliği dolayısıyla bu yargı a priori sentetiktir, çünkü deneyle karşı*tı tesbit edilecek durumda değildir.
Kısacası analitik yargılar a priorik, sentetik yargılar ise a posterioriktir. Fakat ayrıca Kant, özellikle matematikte hem sentetik, lıeıfl de a priori yargılar bulunduğunu belirt*miştir ki, bunlara da "a priori sentetik yargı*lar" adını vermiştir. Öte yandan Kant'ın felse*fesinde "Aşkın Analitik" kavramı da kullanıl*mıştır. O, düşüncemizde a priorik bir takım te*mel İlkeler olduğunu, yani asıl bilgileriimimizin önemlibİr bölümünün tecrübeyi gerektirmedi*ğini ve dolayısıyla deneyden önce olduğunu kabul ettiği için, fornıcl mantığın felsefi kısmı*na "aşkın mantık" adını vermiştir. Bunu da iki*ye ayırarak birincisine "Analitik", İkincisine "Aşkın Diyalektik" demiştir. Analitik, deneye bağlı olmayarak bilgi üretme hususundaki ka*biliyetimizi tahlil ve o türden olan bilgilerimi*zi, tasavvur ve kavramlara, yani unsurlara irca etmekle uğraşan bilgi dalıdır. İşte Kant'ın "Aş*kın Analitik" adını verdiği şey budur. "Aşkın Diyalektik ise bu unsurları birleştirmek yolu*nu gösterir ki, mantıkta bu düzenleme Aris*to'ya aittir. Aristo'nun Orgaııon kitabının ba*ğımsız ilk iki kısmına bu terim izafe edilerek birinci kitabına "İlk Analitikler" İkincisine de "İkinci Analitikler" denilmiştir. Birincisi "Kı-yas"ın(syllogisme) şekil ve kiplerinin çeşitleri*ni en basit unsurlarına irca edebilmek İçin on*ların çözümlenmesi yolunu gösterir. İkincisi "ispatlama" (argumeniation) ve akıl yürütme kurallarından bahseder. Aslında bu İki kita*bın birbirleriyle pek ilişkisi yoktur. Yine de mantık alanında analitikler denilince Orga-non'un bu ilk iki bölümü anlaşılır.
Dil felsefesi açısından "analitik" kavramının önemli bir yerinin bulunduğuna da işaret et-mekgerekir. Düşüncelerimizi ifade etmek, kelimeler ile düşündüğümüz şeyi dışlaştırmak is*tediğimizde bir kısım unsurlara başvuruyoruz. Analitik diller çeşitli düşünceleri, bunları bir*birine bağlayan ilişkileri ayrı ayrı kelime ve sembollerle ifade ederler. Bunun karşıtı olan sentetik dillerde İse, ilişki çeşitli ve basit olma*yan bir kelime ile ifade edilir, tabii ve ayrıntılı düşüncelerin bütünü birbirleriyle çeşitli ilişki*ler kuran bileşik anlatımlardaki temel düşün*cenin etrafında toplanır. Sözgelimi Arapça sentetik dile, bir Örnektir. Buna karşılık Avru*pa dilleri özellikle Latinceden kaynaklanan*lar, analitik yapıdadırlar.
Analitik terimi yöntem bakımından da önemlidir. Analitik yöntem, bilim ve felsefe*nin akıl yürütme ya da deneyden elde edilme*sine göre İki tür gösterir: Birincisi deneysel analiz ve sentez, İkincisi mantıksal analiz ve sentez. Geometrideki akıl yürütme veya çıka*rım (İstidlal) ikincisine örnektir. Analiz yönte*minde İse, çözümlenmesi istenen konudan başlayıp onu unsurlarına ayırma yolu izlenir. İlk öncül çözümlenir ve bunun doğru veya yan*lışlığını isbat edenbir genel öncül ortaya konu*lur. Sentez yönteminde ise bir genel öncülden hareket ederek onun ihtiva ettiği sonuçlar çıkarılır ve konunun Önceki şeklinden başka bir-şey olmayan bir öncüle ulaşılır. Suyun unsurla*rına ayrıştırılması ve sonra birleştirilmesi böy*ledir.
İsmail KILLIOĞLU
Bk. Analiz.
Analitik terimi daha çok Kant felsefesinde sentetik (synthetic) terimiyle karşıt anlamda kullanılmaktadır. Sıfat ve İsim olarak kullanıl*ması halinde farklılıklar gösterir.
Kant bilginin kavramlar, yargılar, akıl yürüt*meler olmak üzere üç unsuru ve bunları karşı*layan duyarlık (sinnlichkcit), anlık (müdrike, verstand) ile akıl (vernunft) şeklinde üç mele*kenin bulunduğunu İleri sürer. Yargılar apri*ori ve aposteriori olarak ikiye ayrılır. Bu yargı*lardan a priori olanlar analitik, a posteriori olanlar hem analitik, hem sentetiktirler.
Analitik yargılar kavramları açıklamaya, on*ların tanımında saklı niteliği açığa çıkarmaya hizmet eder. Kant'a göre analitik yargılar yük*lemin bizzat konu (subject) içinde bulunduğu yargılardır. Burada yüklem bizzat konudan varsayılarak çıkarılır; ona dıştan eklenmemiş*tir. "Her cisim mekanda yer kaplar" yargısı böyledir. Bu yargıda mekan (yüklem), her cis*min kavramında zorunlu olarak vardır. Çün*kü bir mekan kaplamayan cisim yoktur. Konu*nun zımnen kapsadığı bİrşey sadece bir analiz aracılığıyla o konudan çıkarılmaktadır. Bu ba*kımdan yüklem, konunun kapsamına bir şey eklemiş olmuyor. Ancak sözkonusu yargının mahiyetini açıklayarak tanımlıyor. Çünkü "ci*sim nedir?" sorusunun cevabı onun "üç boyut*lu şey" tanımının mantıki sonucudur. Onun içindir ki, analitik yargılar konu hakkında bil*gimizi artırmazlar; yeni bir şeyler öğretmez*ler. Nitekim Kant'ın analitik yargılarının Öz*deş yargılardan başka birşey olmadıkları ileri sürülmüştür. Sözgelimi A A'dir gibi.
Sentetik yargılara gelince; bunlarda yüklem ile konuya birşey eklenmesi sözkonusudur. Başka söyleyişle yüklemin konusunun kavra*nılmasında zorunlu olarak bulunmamasına rağmen, onda bulunan unsurlara eklenen şey*ler ile yeni bilgiler elde edebiliriz. Sözgelimi "her cisim ağırdır" yargısı böyledir. Burada ağırlık, mutlaka cismin kavranmasında onun özünde bulunan bir nitelik değildir. O halde biz, cismi düşününce, zorunlu olarak onun bir ağırlığı da olması gerekmez. Yani "her cisim ağırdır" yargısı, cisme "ağırlık" niteliğini yükle*mekle bize yeni bir şey Öğretmiş oluyor. Sente*tik yargılar sıradan tecrübelere dayanırlar, Çünkü konunun kavranmasında özünde bu*lunmayan yüklemler, ancak tecrübelerle orta*ya çıkarak öğrenilecek niteliktedirler. Buna
karşılık analitik yargılar sırf kategorilere daya*nırlar, dolayısıyla a priori, yani Önseldirler.
Kant'a göre matematikteki yargıların tümü sırf tanımlardan çtkarılamadığı için sentetik*tir. Sözgelimi, "Doğru, iki nokta arasındaki en kısa yoldur" yargısı, sadece doğru kavramına dayanmaz. Ayrıca "nokta" ve "yol" kavramları*nı da gerekli kılar. Bu özelliği dolayısıyla bu yargı a priori sentetiktir, çünkü deneyle karşı*tı tesbit edilecek durumda değildir.
Kısacası analitik yargılar a priorik, sentetik yargılar ise a posterioriktir. Fakat ayrıca Kant, özellikle matematikte hem sentetik, lıeıfl de a priori yargılar bulunduğunu belirt*miştir ki, bunlara da "a priori sentetik yargı*lar" adını vermiştir. Öte yandan Kant'ın felse*fesinde "Aşkın Analitik" kavramı da kullanıl*mıştır. O, düşüncemizde a priorik bir takım te*mel İlkeler olduğunu, yani asıl bilgileriimimizin önemlibİr bölümünün tecrübeyi gerektirmedi*ğini ve dolayısıyla deneyden önce olduğunu kabul ettiği için, fornıcl mantığın felsefi kısmı*na "aşkın mantık" adını vermiştir. Bunu da iki*ye ayırarak birincisine "Analitik", İkincisine "Aşkın Diyalektik" demiştir. Analitik, deneye bağlı olmayarak bilgi üretme hususundaki ka*biliyetimizi tahlil ve o türden olan bilgilerimi*zi, tasavvur ve kavramlara, yani unsurlara irca etmekle uğraşan bilgi dalıdır. İşte Kant'ın "Aş*kın Analitik" adını verdiği şey budur. "Aşkın Diyalektik ise bu unsurları birleştirmek yolu*nu gösterir ki, mantıkta bu düzenleme Aris*to'ya aittir. Aristo'nun Orgaııon kitabının ba*ğımsız ilk iki kısmına bu terim izafe edilerek birinci kitabına "İlk Analitikler" İkincisine de "İkinci Analitikler" denilmiştir. Birincisi "Kı-yas"ın(syllogisme) şekil ve kiplerinin çeşitleri*ni en basit unsurlarına irca edebilmek İçin on*ların çözümlenmesi yolunu gösterir. İkincisi "ispatlama" (argumeniation) ve akıl yürütme kurallarından bahseder. Aslında bu İki kita*bın birbirleriyle pek ilişkisi yoktur. Yine de mantık alanında analitikler denilince Orga-non'un bu ilk iki bölümü anlaşılır.
Dil felsefesi açısından "analitik" kavramının önemli bir yerinin bulunduğuna da işaret et-mekgerekir. Düşüncelerimizi ifade etmek, kelimeler ile düşündüğümüz şeyi dışlaştırmak is*tediğimizde bir kısım unsurlara başvuruyoruz. Analitik diller çeşitli düşünceleri, bunları bir*birine bağlayan ilişkileri ayrı ayrı kelime ve sembollerle ifade ederler. Bunun karşıtı olan sentetik dillerde İse, ilişki çeşitli ve basit olma*yan bir kelime ile ifade edilir, tabii ve ayrıntılı düşüncelerin bütünü birbirleriyle çeşitli ilişki*ler kuran bileşik anlatımlardaki temel düşün*cenin etrafında toplanır. Sözgelimi Arapça sentetik dile, bir Örnektir. Buna karşılık Avru*pa dilleri özellikle Latinceden kaynaklanan*lar, analitik yapıdadırlar.
Analitik terimi yöntem bakımından da önemlidir. Analitik yöntem, bilim ve felsefe*nin akıl yürütme ya da deneyden elde edilme*sine göre İki tür gösterir: Birincisi deneysel analiz ve sentez, İkincisi mantıksal analiz ve sentez. Geometrideki akıl yürütme veya çıka*rım (İstidlal) ikincisine örnektir. Analiz yönte*minde İse, çözümlenmesi istenen konudan başlayıp onu unsurlarına ayırma yolu izlenir. İlk öncül çözümlenir ve bunun doğru veya yan*lışlığını isbat edenbir genel öncül ortaya konu*lur. Sentez yönteminde ise bir genel öncülden hareket ederek onun ihtiva ettiği sonuçlar çıkarılır ve konunun Önceki şeklinden başka bir-şey olmayan bir öncüle ulaşılır. Suyun unsurla*rına ayrıştırılması ve sonra birleştirilmesi böy*ledir.
İsmail KILLIOĞLU
Bk. Analiz.