PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şiirin İlkeleri



SiNaN32
14-02-2009, 23:14
Şiirin İlkeleri

Şiir ve Matematik

Bir şiir yalnız o şiire giren değil, bir de girme*yen kelimelerden meydana gelir.

Bu ifade ilk anda saçma gibi görünürse de şairi şekilci bir görüşe ve kelimelerin şiire girme*den önce biribirleriyle yeter derecede çarpışma*sı fikrine çağırması bakımından dikkatle ele alınmalıdır.

Bir şiirin güzelliği kendi dışında bıraktığı keli*melerin sayısıyla doğru orantılıdır.

Okuyucu Denen Kuvvet

Bir şair şiirlerinin beğenilmemesine pek dik*kat etmelidir.

Çünkü sağ duyusuyla hareket ettiğini sandığımız o okuyucu denen kuvvet yargılarını hep eldeki ölçülere göre yapar ki, bu sese kapılan her sanatçı yeni adına hiç bir şey getirememek zorunda kalır.

Şiiri Aratmıyan Mısra

Bir mısranın tek başına çok şey anlatacağını pek sanmıyorum.

Bir mısranın güzelliği veya sağlamlığı ancak kendinden önceki ve sonraki mısralarla belli olabilir. Gerçi:

"Varsın gönül aşkınla harap olsun efendim" gibi bir başına bütün etkisi yapan mısralar da vardır ama bunların başka mısraları aratmayışı da nihayet iki üç okuyuşu geçmez.

Gerçeğin İkiliğine Dair

Sanat alanını saran gerçek, her gün içinde bin çeşit olay çalkalanan hayatın gerçeğinden farklıdır.

Madde ve ruh dünyasının gerçeği birçok mantıksızlıklar;, çılgınlıkları, fikirsizlik ve bayağı*lıkları barındırabildiği halde, sanat eseri daha öl*çülü gerçek peşinde koşmak, gerçeğin bir defa cereyan etmiş olanından çok, her zaman ve her yerde tekrarlanacak olanını araştırmak zorunda*dır.

Bu, sanatın temel ilkesidir.

Hayatın hiçbir şey öğretmek, anlatmak iste*memesine karşılık sanatçı okuyucuyu sözlerine inandırmakla yüklüdür. Bu yüzden o, eserinin hazırlıklarını tamamlarken mantık kanunları çer*çevesinde geçen veya o zannı veren olayları seçmek yoluna gider.

Nitekim, Danimarkalı Prens'in çılgınlığını ya*hut bilgeliğini anlatan eserde, son perdenin yüreğimizi bunaltması, o kral döşemelerini kirleten cinayetler zincirinin hayatta benzeri olmamasın*dan değil, piyesteki gerçeğin kendisini hayattaki gerçekten kurtaramamış bulunmasından ileri gelmektedir.

Sâlah Birsel
(Şiirin İlkeleri, 1954