PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nefİ



SiNaN32
09-02-2009, 12:36
NEFİ (Divan Edebiyatının Hiciv Ustası)

http://site.mynet.com/dulkadirogullari/mynet_resimlerim/nefi.jpg

Nefi denilince akla gelen ilk şeylerden biri hicivleridir.Hiciv, Divan Edebiyatında yermek,eleştirmek anlamında kullanılır.Nefi’nin sadece hicivleriyle ün salmadığını ve kaside alanında da başarılı eserler verdiğini ,hatta ve hatta kaside denilince de akla gelen ilk ismin Nefi olduğunu az çok edebiyat bilgisi olan bir çok insan bilir.Nefi öyle bir yazar ki, övgü ve yergi sanatını yani kaside ve hiciv sanatını bir arada kullanarak büyük bir başarı elde etmiştir. Aslında birbirlerine zıt olan bu sanatları uygulamak her baba yiğidin harcı olmadığını düşünüyorum. Hicivlerinden dolayı ona genç yaşta “Zari” mahlası verilmiştir.”Zari” günümüz Türkçesiyle “zararlı, faydası dokunmayan” anlamları taşır.O öyle bir Hiciv sanatı işlemiş ki
1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nefi "Nafi” yararlı" mahlasını vermiştir.Ne kadar yararlı bir şair, orası meçhul tabii.Öyle ki, Nefi yazmış olduğu hicivleriyle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekmeyi başarmıştır.

Dönemin Müftüsü ile aralarında geçen bir atışma oldum olası beni Nefi’nin büyük bir şair olduğuna inandıran güzel atışmalardan biridir.Aslında güzel bir atışma olduğu söylenemez; bilakis ağır sözlerle kurulmuş,destansı sözler içeriyor.Malum bizim Nefi oturtucu sözlerin adamıdır.Dönemin müftüsü görünüşte Nefi yi öven, fakat içeriğinde Nefi ye kâfir diyen bir beyit oluşturup halka sundu.Üstad Nefi’de boş durur mu sanırsınız? Nefi’ye biri kafir diyecek ve Nef’i masum masum, hiçbir şey yokmuş gibi davranacak.Üstad boş durmadı. Hemen bu beyite karşılık bir beyit de o yazdı:

"Müftü efendi bize kâfir demiş.
Tutalım ben Ona diyem müselman.
Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere,
İkimiz de çıkarız orda yalan."

diye cevap vermişdir.Bu öyle oturaklı bir beyitti ki,dönemin müftüsü bu beyite karşılık olarak başka bir beyit yazma cüreti gösterememiştir.Yani kısacası Nefi öyle bir hiciv ustasıydı ki sadece bir hicvinden dolayı bir çok insanın ağlamasına, efkarlanıp dünyadan soğumasına sebep olabiliyordu. Biraz garip ama açıkcası dönemin kabus, sinir bozucu şairlerin en önde geleniydi. Diline,kalemine pek sahip olamadığından ölüm sebebi de yazıp çizdiği, karalayıp durduğu hicivleri yüzünden olmuştur.Ölüme giden bu yolda hicivlerini üstüne basabasa söylemesi beni çok güldürmüştür.

Öyle ki o zamanın sadrazamlarına şiir şeklinde küfür ettiği için bir kez zindana atıldı; ama padişah bunu öğrenince kendisini affetti.1 ay sonra tekrar küfür etti ve yine zindana atıldı ve yine padişah Allah'ın sabrı üç kezdir diyerek, "bir kez daha affediyorum seni" dedi ve tekrardan bizim sivri dilli Nefi'yi affetti. Aradan epey bir zaman geçti.. Bizde bir tabir vardır: “Can çıkar huy çıkmaz” diye, malum bu söz tam bizim Nefi'ye göreydi Nefi dayanamayıp ne de olsa beni tekrardan affedip bırakırlar diye düşündüğünden olsa gerek, tekrardan küfrettiği için nihayetinde boğularak öldürülmüştür.Boğularak öldürülmesinin sebebi de Nefi’nin tamamen kendi isteği dahilinde gerçekleştirilmiştir.Sonuçta bir çok kez affedilmesine karşın, diline sahip çıkmayıp kendi ölüm fermanını yine kendi elleriyle imzalamıştır.



Nefi İçin Söylenmiş Bir Hiciv Beyti Üzerine

Klasik Edebiyatımızın 17.yüzyılda yaşamış önemli şahsiyetlerinden Nefi, devrinde
çok dikkat çekmiş bir şairdir. Henüz yaşadığı dönemde bazı şairler tarafından kaside üstadı kabul edilip hakkında övgü dolu methiyeler yazılırken, bazı şairler tarafından da ilim ehlini hicveden cahil biri olduğu öne sürülerek, ağır şekilde hicvedilmiştir.

Bu hicivler içerisinde şimdiye kadar kimin tarafından söylendiği bilinmeyen bir Farsça beyitte şairin katlinin gerektiği şöyle belirtilmiştir:

Edebiyatıımzda çok bilinen fakat lâ edri (söyleyeni belli olmayan) olarak geçen
bu Farsça beyit, incelediğimiz bir Sinam-ı Kaza nüsnasında Nefi'nin Kafzâde Fâiziye yazdığı bir hiciv kıtasından açıkça anlaşıldığına göre, Kafzâde Faizi tarafından söylenmiş olmalıdır. Nefi katlini gerekli gören devrinin önemli şahsiyetlerinden Kafzâde Faizi'ye şöyle cevap vermiştir:

Kafoğlı nasihatdür işit bu sözi benden
Bil rütbe-i irfanunı yârâna ulaşma
Zehri katı mülhikdür anun bir dahi zinhâr
Efiye ulaş ....... Nefi'ye ulaşma

Klasik edebiyatımızda önemli bir yer tutan hiciv, 17.yüzyılda, edebiyatımızda hicivlerinden en çok söz edilen Nefi'yi yetiştirmiştir. Bilindiği gibi Nefi bu alanda
Siham-ı Kaza adlı hiciv mecmuası ile gerçekten bir ün yapmış, devrin devlet adamları yanında Nevizade Atayi, Kafzade Faizi, Mantıki, Nadiri, Riyazi gibi devrin önemli edebi şahsiyetlerini hicvetmiş ve onlar tarafından hicvedilmiştir. Siham-ı Kaza'nın incelediğimiz bu nüshasında Nefi'nin hicivleri yanısıra Nefi'ye söylenmiş hicivler, hicvi söyleyen şairimn adı altında toplanmıştır. Edebiyat tarihinin bazı karanlık noktalarını aydınlatmamıza yarayacak ve bizi şairlerimiz hakkında daha doğru neticelere ulaştıracak olan bu tip eserlerin incelenerek tenkitli baskılarının yapılması ihtiyacı, bu inceleme ile bir kez daha ortaya çıkmaktadır.


Doç. Dr. Tulga OCAK

pedalisa
21-12-2011, 10:33
Şair Nef'î Efendi, Saraydakilerle alay eden şiirler söyler, yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekerdi... İşte bunlardan biri de Vezir Tahir Efendi idi. Ona da hakaret ettiğinden, Tahir Efendi Nef'î'ye "Kelb" (köpek) demişti. Nef'î de hemen bir şiirle ona cevab verdi:

"Bize kelb demiş Tahir Efendi
İltifatı bu sözüyle zahirdir
Maliki'dir benim mezhebim zira
İtikadımca kelb, tahirdir..."

Tahir: saf, temiz

Restless
21-12-2011, 17:49
İdam cezasına çarptırılan Nef'i idam fermanını yazan kişinin zenci olduğunu ve sıcaktan boncuk boncuk terlediğini görünce dayanamamış, siyah mürekkebin zencinin terinden geldiğini nükteden son dizelerine söylemiştir.... :)