Sokak Şairi
07-02-2010, 14:10
Eski AK Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser’in Başbakan Tayyip Erdoğan
hakkında “Bizim için ikinci bir peygamber gibidir” demesi ve daha sonra istifa
etmek zorunda kalması, bana Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın bu
şekilde aşırı övmelerle dolu diğer örneklerini, en başta da Behçet Kemal
Çağlar’ın Atatürk için yazdığı “Yeni Mevlid”i hatırlattı. Şair, Süleyman
Çelebi’nin meşhur Mevlid’ini, Atatürk’e uyarlamıştı. ESKİLER, şimdi “yalakalık”
yahut “yağcılık” dediğimiz işe “tabasbus”, yalakalık
yapana da “tabasbuskâr” derlermiş.
Böyleleri için yine eskilerin kullandığı başka sözler de vardır ve bunların arasında
en hoşuma gideni, “kâselîs” kelimesidir. “Kâselîs”, “çanak yalayıcı”
demektir.
“Son yalaka”nın kim olduğunu artık biliyorsunuz: AK Parti’nin Başbakan Tayyip
Erdoğan hakkında “Bizim için ikinci bir peygamber gibidir” diyen eski Aydın İl
Başkanı İsmail Hakkı Eser.... Eser, yayınlanan ses kaydı vasıtasıyla bu unvanı
bihakkın elde etmiş oldu, üstelik unvan kazanmakla da kalmadı, ortalığı
birbirine kattı, Meclis’te AK Partili ve MHP’li milletvekilleri, Eser’in yalakalığı
yüzünden tekme-tokat birbirlerine girdiler ve müseccel son kâselîsimiz
partisinden istifa etmek zorunda kaldı.
RAHMET OKUTAN ŞİİRLER
İster “yalakalık” deyin, ister “ifratla tefrit arasındaki sayıklamalar” şeklinde
niteleyin; bizde muhatabını övmeye heveslenince ipin ucunu kaçıranlar pek çoktur
ve edebiyat tarihimiz bu gibi tabasbusların örnekleriyle doludur. Üstelik,
içlerinde Atatürk’ün vefatından sonra kaleme alınan öyleleri vardır ki, eski AK
Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser’in sözlerine rahmet okuturlar.
SÜLEYMAN ÇELEBİ’NİN İLHAMI
Bu şekildeki eserlerin başında, Behçet Kemal Çağlar’ın Süleyman Çelebi’nin
Mevlid’inin verdiği ilhamla yazdığı, daha doğrusu Mevlid’in sözlerini Atatürk’e
uyarlayarak kaleme aldığı yeni “Mevlid” gelir... Bu sayfada, Behçet Kemal
Çağlar’ın yeni Mevlid’inin bazı mısraları ile Süleyman Çelebi’nin o mısralara
ilham veren asıl Mevlid’inin ilgili yerlerini, bu sayfada birarada yayınlıyorum.
İsmail Hakkı Eser, “yağcılık” konusunda bence Behçet Kemal Çağlar’ın eline su
dökemezmiş...
Atatürk’e ‘Tanrı’ deyip ‘Türk Âmentüsü’ yazanlar da vardı
EDEBİYATIMIZDA, Behçet Kemal Çağlar’ın Atatürk için yazdığı Mevlid’in yanısıra
aynı şekilde aşırı ifadelerle dolu olan çok daha başka eserler de vardır. Meselâ,
1894 ile 1957 seneleri arasında yaşamış olan Edip Ayel,
Atatürk’ün vefatından sonra kaleme aldığı bir şiirde onun aslında “Tanrı”
olduğunu ve “Tanrı’nın ölmeyeceğini” söyler:
“Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık? /
Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harabe /
Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe /
Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun /
Türk ırkının en son ulu peygamberi oldun /
Tutsak seni lâyık yüce Tanrı’yla müsavi /
Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvi /
Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses /
İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!”
Bir hahamın oğlu olan, 1883 ile 1961 yılları arasında yaşayan Moiz Kohen,
gençliğinde İttihad ve Terakki’yi destekleyip milliyetçilik ve Türkçülük
konularında çok sayıda eser verdi. Yazılarında “Tekinalp” adını kullanan Moiz
Kohen, 1928’de “Türk’ün Yeni Âmentü’sü” başlıklı bir metin yayınlamıştı.
Tekinalp, “Yeni Âmentü”de “Türkiye için âhıret günü yoktur” diyor, “İyilik ve
fenalık insanlardan gelir” diye yazıyordu.
“Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklâlini yoktan vâreden Mustafa
Kemal’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücâhid analarına ve
Türkiye için âhıret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan
geldiğine, büyük milletimin medenî cihanda en büyük mevkiyi kazanacağına,
hamâset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk Ordusu’nun birliğine ve
‘Gazi’nin Allah’ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şehâdet
eylerim.”
http://www.haberturk.com/2010/02/07/kuturesim/AMENT.jpg
Murat Bardakçı (haberTürk)
hakkında “Bizim için ikinci bir peygamber gibidir” demesi ve daha sonra istifa
etmek zorunda kalması, bana Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nın bu
şekilde aşırı övmelerle dolu diğer örneklerini, en başta da Behçet Kemal
Çağlar’ın Atatürk için yazdığı “Yeni Mevlid”i hatırlattı. Şair, Süleyman
Çelebi’nin meşhur Mevlid’ini, Atatürk’e uyarlamıştı. ESKİLER, şimdi “yalakalık”
yahut “yağcılık” dediğimiz işe “tabasbus”, yalakalık
yapana da “tabasbuskâr” derlermiş.
Böyleleri için yine eskilerin kullandığı başka sözler de vardır ve bunların arasında
en hoşuma gideni, “kâselîs” kelimesidir. “Kâselîs”, “çanak yalayıcı”
demektir.
“Son yalaka”nın kim olduğunu artık biliyorsunuz: AK Parti’nin Başbakan Tayyip
Erdoğan hakkında “Bizim için ikinci bir peygamber gibidir” diyen eski Aydın İl
Başkanı İsmail Hakkı Eser.... Eser, yayınlanan ses kaydı vasıtasıyla bu unvanı
bihakkın elde etmiş oldu, üstelik unvan kazanmakla da kalmadı, ortalığı
birbirine kattı, Meclis’te AK Partili ve MHP’li milletvekilleri, Eser’in yalakalığı
yüzünden tekme-tokat birbirlerine girdiler ve müseccel son kâselîsimiz
partisinden istifa etmek zorunda kaldı.
RAHMET OKUTAN ŞİİRLER
İster “yalakalık” deyin, ister “ifratla tefrit arasındaki sayıklamalar” şeklinde
niteleyin; bizde muhatabını övmeye heveslenince ipin ucunu kaçıranlar pek çoktur
ve edebiyat tarihimiz bu gibi tabasbusların örnekleriyle doludur. Üstelik,
içlerinde Atatürk’ün vefatından sonra kaleme alınan öyleleri vardır ki, eski AK
Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser’in sözlerine rahmet okuturlar.
SÜLEYMAN ÇELEBİ’NİN İLHAMI
Bu şekildeki eserlerin başında, Behçet Kemal Çağlar’ın Süleyman Çelebi’nin
Mevlid’inin verdiği ilhamla yazdığı, daha doğrusu Mevlid’in sözlerini Atatürk’e
uyarlayarak kaleme aldığı yeni “Mevlid” gelir... Bu sayfada, Behçet Kemal
Çağlar’ın yeni Mevlid’inin bazı mısraları ile Süleyman Çelebi’nin o mısralara
ilham veren asıl Mevlid’inin ilgili yerlerini, bu sayfada birarada yayınlıyorum.
İsmail Hakkı Eser, “yağcılık” konusunda bence Behçet Kemal Çağlar’ın eline su
dökemezmiş...
Atatürk’e ‘Tanrı’ deyip ‘Türk Âmentüsü’ yazanlar da vardı
EDEBİYATIMIZDA, Behçet Kemal Çağlar’ın Atatürk için yazdığı Mevlid’in yanısıra
aynı şekilde aşırı ifadelerle dolu olan çok daha başka eserler de vardır. Meselâ,
1894 ile 1957 seneleri arasında yaşamış olan Edip Ayel,
Atatürk’ün vefatından sonra kaleme aldığı bir şiirde onun aslında “Tanrı”
olduğunu ve “Tanrı’nın ölmeyeceğini” söyler:
“Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık? /
Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harabe /
Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe /
Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun /
Türk ırkının en son ulu peygamberi oldun /
Tutsak seni lâyık yüce Tanrı’yla müsavi /
Toprak olamaz kalp doğabilmişse semâvi /
Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses /
İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!”
Bir hahamın oğlu olan, 1883 ile 1961 yılları arasında yaşayan Moiz Kohen,
gençliğinde İttihad ve Terakki’yi destekleyip milliyetçilik ve Türkçülük
konularında çok sayıda eser verdi. Yazılarında “Tekinalp” adını kullanan Moiz
Kohen, 1928’de “Türk’ün Yeni Âmentü’sü” başlıklı bir metin yayınlamıştı.
Tekinalp, “Yeni Âmentü”de “Türkiye için âhıret günü yoktur” diyor, “İyilik ve
fenalık insanlardan gelir” diye yazıyordu.
“Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklâlini yoktan vâreden Mustafa
Kemal’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücâhid analarına ve
Türkiye için âhıret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan
geldiğine, büyük milletimin medenî cihanda en büyük mevkiyi kazanacağına,
hamâset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk Ordusu’nun birliğine ve
‘Gazi’nin Allah’ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şehâdet
eylerim.”
http://www.haberturk.com/2010/02/07/kuturesim/AMENT.jpg
Murat Bardakçı (haberTürk)