PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : DENEMELERİM



Azecan
01-02-2009, 21:25
Uyu Sen Bu Gece


Uyu sen bu gece. Bırak nereye diliyorsa oraya gitsin gökyüzü kabusları. Sen gitme yalnız. Sesini ve nefesini rüzgarlara ver, çocuklar oynasın gölgende. Bu ne çok özlemek ve ne çok aşktır.
Kan ve küf kokulu ölü aşkların ardından ağıt yakan bulutlara yanıyor sabahlar. Ege sarıyor yaralarını kanadı kırık kuşların. Ötelerde taş duvarlar inliyor, çın çın öten sessizlikleriyle. Depremlerin dağıttığı topraklara türkü yakıyor safir gözlü turnalar.

Ağır ağır yükseliyor gök, açık kapılardan. Sessizlik çöküyor tüylerine tekirin. Yakalanıyoruz yine huzuruna zümrüt gözlerinin.

Kuşların döndüğünü göremeyecek belki yüzü solgun mevsimler. Delişmen rüzgarlar esecek lepiska saçlarında azmak tanrısının. Kırık kapılardan geçen güverte gözlü gitarın tellerinde bin bir renk çiçek açacak şarkıları çingenenin. Güneş saçlarına dolanan pervaneler kirpiklerinde soluklanacak kan ve ter içinde.

‘’ sarı saçları mavi gözleriyle
gökyüzü bile özenirdi güzelliklerine,
deniz utanırdı mavisinden,
cenazelere uğurlanmıştı Ederlezi,
şurada yatan kefensiz babalarımızdı,
Boşnak kızları Goran’ ın,
yetimdi sarıları, yetimdi mavileri’’

Akşam olacak geniş yüreğinde, el yazması entarinin içinde elmas tozlarından yiğit türküler yakacak mor dağlar.

Azecan



18 Temmuz 2008 14:58

yaziklar_olsun
01-02-2009, 21:35
Çok güzel Umut Çiçeğim:)

SiNaN32
01-02-2009, 21:41
yüreğinize sağlık sevgili Azecan :)

Benzer denemelerin - paylaşımların dahada artması dileğiyle!...

Azecan
01-02-2009, 23:49
İlgi ve beğeniniz için teşekkür ederim can dostum ve Sinan Bey.

Farazi
01-02-2009, 23:56
yüreğinize sağlık azecan paylasiminiz icin tesekkurler :)

Azecan
03-02-2009, 10:39
Hiç düşündün mü yolculuğumuz nereye !

Yalnız uçamaz ki kuşlar, ver kanadını kanadıma yüz yıllık bir romana çıkıyoruz. Sayfa sayfa yazacağız tüm manzarasını mevsimlerin. Şarkılarımız olacak sevinç dolu, paylaşacağız martılarla. Göz göz olacak kayıp giden seneler. Son ışıkları da sönünce köyümüzün biz yanacağız kıyısız sevdamıza.

Yalan olmuş öykülerini katran gözlü zakkumların atacağız uçurumlara. Gece gündüz papatya tarlaları düşleyeceğiz. Aldatmayacak bizi mevsimler. Gelincik reçeline bandığımız kızarmış ekmek kokusunda düşeceğiz yollara. Kuş sesleriyle…

Kuş sesleriyle dirileceğiz sabahlara, dilimizde kıyısı köpük ağaçların yeşil türküsü. Cennet elmasının kekremsi tadında varacağız yağmurlara…ayışığı özleyecek bizi. Gözlerine bahar gelecek sevgili. Ninniler gelecek…kimseler bilmesin, kimseler duymasın.

Gelincik rengi şarap sunacak ömür ellerimize. Çırpınır yüreğim, yağmur iner ferine saçlarımın, gecenin kör vaktinde. İstemem dönmesin sancılarım.

Vakit kör kuyuların içinde döner durur ötelerde. Sırça kırığı adımlarına hız verir usul bakan gözleri zeytinlerin. Çıtkırıldım köpüklerin arasında delilenir martılar, gagasında tuz.

Ömrüm, deli gönlüm sarıl bildiğin gözlere. Sarıl delicesine kuytuların. Delicem bak gün turuncuya bulanmış yine bugün, ertelenmez bu sarı sıcak delirmeler. Gidelim en güzeline denizlerin.

Azecan

yaziklar_olsun
03-02-2009, 11:52
http://img382.imageshack.us/img382/2908/tklersk5dn9.jpg (http://imageshack.us)

flu
03-02-2009, 15:52
Çok beğendim sıcacıktı, teşekkürler Azecan ;)

Azecan
24-02-2009, 22:48
Ve elbet ay gülümser kedilere

Kediler tırnaklarını gömer derinlerine. Acı gelir geçer sırça yüreklerinden, göz bebeklerinden doğru yol alır resimler. İncinir tüyleri, dile getirmezler. Diyemezler yutarlar zehir rengi anların görselliğini. En sevdiklerinin ellerinde başka el vardır, gözlerinde başka gözler. İnce ince ağlar kediler, en sızılı ezgilerin kıyan sesinde kıyıma uğrar, diyemezler. Mır mır eden dillerinde sus olurlar. Sus olur kediler.

Yitik güllerin dikensi kanamalarında tırnaklarını köreltirler. İnler kediler.
Şubat iner hep iner renklerime, kediler yola vururlar kendilerini. Heybeleri sır ve kum.
Delice yanım acır, kirpiklerime süzülen katre katre kan yakar çizgilerimi. Geride kalan her neyse ve her neredeyse yüklenen sardunaki gecelere, ellerin yok ellerimde. Ne de gözlerin yakın derinlerime. Mağrur duruşuyla yivli minare süzülür gelir rüyalara, ayılır saçlarım şiir kokulu Akdeniz’ e. Ağlarım.

Buz dağları oturmuş avuçlarım yangın yeri özleminde mayıs ikindisini çağırır. Gölgelenir elası gözlerimin. Delice yanım ellerindekine kilitlenir, yutkunurum zehir. Irmaklar boşanır sessiz. Dip olur, katran karası her yanım. Gözlerin kuyu. Neredesindir ve neresinde resimlerin.

Sus olur kedilerim. Ay kedisi gecelerimden bir değil, yüz değil, bin bir yıldız düşer parmak uçlarıma. Ödü kopar sessiz çizgilerimin.
Kan çanağı gözlerinde Gelincik kızın cılız sesler haykırır, küskün. Ağır ağır sabah gelecektir sırça divitine. Saçlarında onlarca gemi demir atacaktır, usul. Her gemiye bir balık ismi verecek, oltaları düşünecek, irkilecektir.
Kan kırmızı giysileri içinde yeşile serecektir kendini. Deli dualarında belki son uykusuna vuracaktır incecik gövdesini. Kulağında kedi sesleri, Akdeniz in Ege yi öptüğü deniz fenerinin gölgesinde serilecektir tarih dokumuş taşlara.

Ve elbet ay gülümser kedilere bir yerde. Tırnaksız.

Gelincik yaylım ateşine girmişken çetin topraklarda, filizlenir kedinin derin yeşil gözleri. Örtülür karanlık. Hepsinden güzel sözcükler dökülür sürgün çiçeklerin. Kimsesiz kediler kırıldı kırılacak tırnaklarının kan acısında ay kedisi olmayı düşler.
Aydan düşmeyi doludizgin. Gelincik kızın saçlarındaki her gemi bir balık.

Yeniden.
Yeniden.
Kimbilir belki serçeler dile gelir, yağmurlardan. Her kedi ay kedisi.
Yağmur serçesi, gelincik balığı, ay kedisi bir öykü yazarlar tek dilden. Duymuyor musun kediler dökülür aydan.

Kuytuda çocukları ağlar üç günlük kelebeğin.

Küresel ölçekteki çevresel felaketler ve küresel ısınma nedeniyle soyları tehlike altına giren bitki ve hayvan türlerinin son umudu olan gen bankaları, dünyamız için "Nuh’un Gemisi" görevini üstlendi.

Azecan
Karakalem Dergisi Ekim 2008