Fuzuli
27-01-2010, 00:11
Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi
İnsanların bir arada yaşama zorunluluğu, bu zorunluluktan kaynaklanan ortak ihtiyaçların devlet tarafından karşılanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Devlet ise; günümüzde hem miktar hem de çeşitlilik olarak artan bu harcamaları karşılayabilmek için kaynağa ihtiyaç duymaktadır. Devletin harcamalarını gerçekleştirebilmek için başvurabileceği en önemli gelir kaynağı vergilerdir. Bu nedenle iyi bir vergi sistemi devletler için hayati öneme sahip bir konudur.
Ancak, yapılan araştırmalar özellikle gelişmiş ülkeler dışındaki ülkelerde vergilendirilmesi gereken bazı unsurların vergilendirilemediğini ortaya koymaktadır. Vergi dışı piyasa ekonomisi; devletin gelir kaybına, istatistiksel rakamların gerçeği yansıtamaması dolayısıyla hedeflenen politikaların hatalı belirlenmesine v.b. birçok olumsuzluğa neden olmaktadır. Bu çalışmamızda “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”nin tanımı, kapsamı, etkileri, ülkemizde “Kayıt Dışı Piyasa Ekonomisi”nin boyutu, OECD ülkeleri ile karşılaştırma konuları irdelenecek ve sonuç kısmında “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”ni azaltmak için öneriler yapılacaktır.
VERGİ DIŞI PİYASA EKONOMİSİNİN TANIMI VE KAPSAMI
Her ne kadar, kayıt dışı ekonominin 1970'lerin sonunda yayınlanan ve yayınlandığında önemli etkiler bırakan birkaç makale ile hızla gündeme geldiği söylense de, konuya ilişkin ilk ekonomik araştırmalar 1940'lı yılların başlarına rastlar. Ancak asıl bilimsel ilgiyi Gutmann'ın 1977'de yayınlanan makalesi ile çekmeye başlamıştır. Bu nedenle 1980’lere kadar kayıt dışı ekonomi uluslararası bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Kayıt dışı ekonomiye ilişkin ilk uluslar arası konferans 1983'te Almanya’nın Bielefeld eyaletinde yapılmıştır. Tanımsal sorunlar hakkında genel ilkelere varmak, konferansın temel amaçlarından biri olmasına rağmen katılımcılar bir konsensüse varamamışlar ve çok farklı tanımlamalar kullanılmıştır (Prokhorov, 2001a:7; Çetintaş ve Vergil, 2003’ten alıntı).
Piyasa ekonomisinde verginin konusunu oluşturan iktisadi faaliyetlerden ve işlemlerden devletin her zaman vergi alabilmesi mümkün olamamaktadır. Kimi zaman, vergiye tabi iktisadi faaliyetlerden elde edilen gelir, vergi idaresinin tamamen bilgisi dışında kalmakta, bazen de elde edilen gelirin sadece beyan edilen bir kısmı vergilendirilebilmektedir. Aynı şekilde verginin konusunu oluşturan servetten (taşınır ve taşınmaz mülkiyet vs.), bu servetin kiraya verilmesi dolayısıyla elde edilen gelirden (irat), servetin karşılıklı ya da karşılıksız transferinden ya da servetin belirli bir zaman diliminde değer kazanmasından elde edilen kazançtan her zaman tam ve eksiksiz vergi alındığı söylenemez. Bunun yanı sıra, piyasa ekonomisinde mal ve hizmetlerin üretimi, satışı ve tüketimi de verginin konusunu oluşturabilir ve bu işlemler tam ve doğru bir şekilde vergilendirilmeyebilir. İşte “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”, tüm bu belirtilen ve verginin konusunu oluşturan, fakat çeşitli nedenlerle vergilendirilemeyen işlem ve faaliyetleri ifade eden bir kavramdır (Aktan, 2006:189).
Konu ile ilgili literatüre bakıldığında bizim “vergi dışı piyasa ekonomisi” olarak adlandırdığımız konunun çok farklı şekillerde adlandırıldığını görmekteyiz. Literatürde çoğu zaman birbirleriyle eş anlamda kullanılan çok sayıda kavram bulunmaktadır: (Bkz: Danesh,1991; Portes et.all. 1989; Roemer and Jones, 1991; Greenfiled,1993; Lippard and Walker,1997; Aktan, 2000’den alıntı).
1.Yer altı ekonomisi (underground economy),
2.Gizli ekonomi (hidden economy),
3.Kayıt dışı ekonomi (unrecorded economy),
4.Vergilendirilemeyen ekonomi (untaxed economy),
5.Kara ekonomi (black economy),
6.Gayri-resmi ekonomi (unofficial economy),
7.Görünmeyen ekonomi (invisible economy),
8.Gözlenemeyen ekonomi (unobserved economy),
9.Gölge ekonomi (shadow economy),
10.İllegal ekonomi (illegal economy),
11.Düzensiz ekonomi (irregular economy),
12.Saklı ekonomi (subterranean economy),
13.Enformel ekonomi (informal economy),
14.Alaca karanlık ekonomi (twilight economy) ,
15.Örtülü ekonomi (submerged economy),
16.İkinci ekonomi (second economy) vesaire.
2.1 Tanımı
Kayıt dışı ekonomi iki açıdan büyük bir öneme sahiptir. Bir defa, toplam ekonominin bir bölümü resmi kayıtlara girmediği sürece, ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını saptamak olası değildir. Örneğin, kayıt dışı ekonominin gerçek boyutu bilinmeden işsizlik oranı, kamu kesiminin büyüklüğü gibi oranların doğru olarak saptanması olası değildir. Buna bağlı olarak, ekonomik sorunlara doğru tanı koymak ve geliştirilen politikaların uygulanışında da etkinliğin sağlanması olası değildir. Kayıt dışı ekonominin varlığı mali açıdan da önemlidir. Zira, kayıt dışı kesim, aynı zamanda vergi-dışıdır da. Başka bir ifade ile, kayıt dışı ekonominin varlığı, kamu kesimi açısından, aynı boyutta olmamakla beraber, vergi kaybı anlamına da gelmektedir (Önder: 2000:1).
Kayıt dışı ekonomi, “sosyal boyutları ve sınırları, tartışmalara son verecek mükemmel bir tanımla kavranması mümkün olmayan, ancak tecrübe ile bilinen bir olgudur. Onu bir obje olarak değil, bir süreç olarak algılamak gerekir. Kayıt dışı ekonomi başlı başına bir şey değil, benzer faaliyetlerin bir yasal ve sosyal çevrede düzenlenmesine rağmen, toplumun kurumları tarafından düzenlenmemesi temel özelliği ile karakterize edilen gelir yaratıcı bir süreçtir” (Castells and Portes,1989:11-12; Işık ve Acar, 2003’ten alıntı).
Bu bölümde “Kayıt Dışı Piyasa Ekonomisi” ile ilgili birkaç tanım verildikten sonra, “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi” tanımlanacaktır.
Prof. Dr. Osman ALTUĞ, Kayıt Dışı Ekonomi adlı kitabında şu tanımı yapmaktadır: “Kayıt dışı ekonomi” ya hiç belgeye bağlanmayarak ya da içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle, gerçekleştirilen ekonomik olayın devletten, alacaklılardan, kazanca katılan işçilerden vb, tamamen ya da kısmen gizlenerek, kayıtlı (resmi) ekonominin dışına taşınmasıdır (Altuğ, 1994:5; Aktan, 2006’dan alıntı).
Prof. Dr. Güneri AKALIN’a göre; kayıt dışı ekonomi makro ekonomik bir kavram olup; devletin piyasa ekonomisine aşırı müdahalesi ve özellikle kayıt dışı vergilere başvurması sonucunda ekonomide yaratılan reel milli gelirin, siyasal iktidarın da izniyle, milli gelir hesaplarında muhasebeleştirilemeyen yani görülemeyen kısmıdır (Akalın, 1996:27; Aktan, 2006’dan alıntı).
Selami ŞENGÜL, Bir Hurafe: Kayıt Dışı Ekonomi başlığını taşıyan kitabında “Kayıt dışı, ekonomi kara para ekonomisi ile vergi dışı bırakılmış ekonominin toplamından oluşmaktadır. Kara para ekonomisi, uyuşturucu ticareti, örgütlü suçlar ve terörizm vasıtası ile yapılan faaliyetler ve kazançları içermektedir. Belirtilen bu faaliyetler yasa dışıdır. Vergi dışı bırakılmış ekonomi, yasal olan faaliyetlerden, vergi kanunları veya mükellef iradesi ile vergilenmemiş faaliyet ve kazançları içermektedir. Kayıt dışı ekonomi, yasa dışı ve yasal, fakat vergilenmemiş iktisadi faaliyetlerin tümüne verilen adı ifade etmektedir”(Şengül, 1997:225; Aktan, 2006’dan alıntı).
“Suç teşkil etsin veya etmesin, belgeye hiç bağlanmamış veya içeriği kısmen veya tamamen gerçeği yansıtmayan yanıltıcı belgelerle gerçekleştirilen ve bilinen istatistiki yöntemlere göre tahmin de edilemediği için GSMH hesaplarına dahil edilemeyen devletin bilgisi ve kayıtları dışında yürütülen gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümü” şeklindeki bir tanımlamanın kayıt dışı ekonominin oldukça kapsamlı ve uygun bir tarifi olduğu ifade edilebilir (Çiloğlu, 1998:67; Kıldiş, 2000:1 ;DPT,2001:1; Özdemir, 2005’ten alıntı).
Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, 2008-2010 yıllarını kapsayan “Kayıt dışı Ekonomi ile Mücadele Stratejisi Eylem Planı”nda ise; “Kayıt dışı ekonomi, devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir” ifadesi mevcuttur (GİB, 2008:3).
“Vergi dışı piyasa ekonomisi” ise kayıt dışı ekonomiyi de kapsayan daha geniş bir kavramdır. Prof. Dr. Coşkun Can AKTAN’a göre “vergi dışı piyasa ekonomisi” kavramı, hem kayıtlı ve hem de kayıt dışı ekonomide vergi dışı kalan ekonomik faaliyetleri ve bu faaliyetler dolayısıyla devletin uğramış olduğu vergi kaybını ifade etmektedir. (Aktan, 2006:195).
2.2 Kapsamı
Aşağıda vergi dışı piyasa ekonomisinin kapsamını gösteren Şekil- 1’den anlaşılacağı üzere ulusal ekonomi, piyasa ekonomisi ve kamu ekonomisi olmak üzere iki kesimden oluşmaktadır. Piyasa ekonomisi, özel kesim iktisadi faaliyetlerinin yer aldığı yapıdır. Özel kesim iktisadi faaliyetleri sonucunda üretilen ya da yapılan mal ve hizmetler iki kategoride yer alır ve bunlardan bir kısmı milli gelir hesaplarına dahil edilebilirken, bir kısmı dahil edilemez. Milli gelir hesaplarına dahil edil(e)meyenler, “yasal olmayan ekonomik faaliyetler”dir. Uyuşturucu ticareti vs. faaliyetler ve işlemler bu konuda örnek gösterilebilir. “Yasal ekonomik faaliyetler” ise genel olarak milli gelir hesaplarına dahil edilirler. Ancak bir kısım yasal ekonomik faaliyetlerin (öz tüketime yönelik mal ve hizmet üretimi, evlerde yapılan bazı ticari işler vs.) tespiti son derece güç olduğundan milli gelir hesaplarına dahil edilmezler. Milli gelir hesaplarına dahil edilen yasal ekonomik faaliyetler “Kayıtlı Ekonomi”; milli gelir hesaplarına dahil edilemeyen yasal ve yasal olmayan ekonomik faaliyetler ise “Kayıt Dışı Ekonomi” olarak adlandırılabilir. Kayıt Dışı Ekonomi ise “Saklı Ekonomi” ve “Gizli Ekonomi” (Kara Ekonomi) olmak üzere iki alandan oluşur. Saklı ekonomi, milli gelir hesaplarına dahil edilemeyen yasal ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alandır. Bu alandaki faaliyetlerin “gizli” değil, fakat “saklı” olduğu söylenebilir. Örneğin, öz tüketime yönelik olarak yürütülen faaliyetler bu türdendir. Bunun dışında, gizli ekonomi (ya da kara ekonomi), yasal olmayan ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alandır. Bu alanı “illegal ekonomi” olarak da adlandırmak mümkündür (Aktan, 2006:193)
Kayıt Dışı Ekonomi
Vergi dışı piyasa ekonominin kapsamı içerisinde vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı kavramlarının da açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
2.2.1 Vergiden Kaçınma
Vergiden kaçınma, vergiyi doğuran olaya neden olunmaması suretiyle vergi yükünün dışında kalma çabalarını ifade etmektedir. Vergi kanunları; vergi borcunun doğumunu kural olarak vergiyi doğuran olaya bağladıklarından, mükelleflerin bu olaylara neden olmamaları ya da kendileri için hukuki bir durumun gerçekleşmesine yol açmamaları halinde, kendileri için vergi borcu ortaya çıkmayacaktır. Mükelleflerin; vergi kapsamı dışındaki kaynaklardan kazanç veya irat elde etmeye çalışması veya vergi dışı servet unsurlarını edinmeye çaba göstermesi vergiden kaçınmaya yol açar. Yapılan açıklamalarda açıkça gözleneceği üzere, vergiden kaçınmanın kanunlara aykırı herhangi bir yanı yoktur. Bu amaçla mükellef, çeşitli vergi uygulamalarının kendisine olabilecek etkilerini asgariye indirebilmek amacıyla profesyonel danışmanlardan, uzmanlardan, vergi planlayıcıları ve muhasebecilerden yararlanabilir.Yasa boşluklarının bulunması ve değerlendirilmesi açısından mükellefler ve mali danışmanların girişimleri yanında, bu boşlukları kapatabilmek ve gerekli yasal düzenlemelere olanak hazırlamak için gelir kuruluşunun çabaları vardır. Bu yöndeki uygulamalar, vergi mevzuatının karmaşık ve içinden çıkılmaz hale gelmesinde büyük rol oynamaktadır(Rayner; Akdoğan 2007:165-166’dan alıntı).Böylece mükellef, boşluklardan yararlanmak ve vergiyi doğuran olaya neden olmamak suretiyle, kendisi için vergi borcunun doğmasını engellemiş olmaktadır. Özellikle yüksek marjinal vergi oranlarının geçerli olduğu vergi uygulamaları vergiden kaçınmayı özendirir. Bu durum, sahip olunan kıt kaynakların kullanımı ve değerlendirilmesi bakımından olumsuz sonuçlarla karşılaşılmasına yol açabilir. Vergi dışı alanların araştırılması çabaları ve bu konularda vergi danışmanlarından yararlanma konusundaki girişimler, hem para hem de zaman kaybı dolayısıyla maliyet yaratırlar. Vergiden kaçınma; vergilerin olumsuz özendirme yaratması dolayısıyla ortaya çıkan bir uygulamadır. Sağlanmış olan vergiden kaçınma olanakları nedeniyle, vergi oranlarındaki herhangi bir artış vergiden kaçınmayı artırabilir. Tersine, vergiden kaçınma için boşluklar kapatılmış ise yüksek vergi oranları, çalışma gücünün azaltılması sonucunu yaratabilir (Sandford, 1978:114; Brownlee – Allen 1960:261; Akdoğan 2007:166’dan alıntı). Bireysel olarak ve sosyal açıdan refah kaybına neden olan bu etki, uygulamaya konulmuş olan verginin de fonksiyon görmemesine yol açar (Akdoğan, 1999:98).
2.2.2 Vergi Kaçakçılığı
Vergi konusuyla şu veya bu şekilde ilgilenmeyen kimseler açısından dış görünüşü itibarıyla; vergiden kaçınma ile vergi kaçakçılığı arasında pek fark gözükmemekle birlikte, dikkati çeken husus yasalara aykırılık yönünden ortaya çıkar (Shenfield, 1968:7; Akdoğan 2007:166’dan alıntı). Her ikisi de amaçlanan vergi hasılatının yeterince sağlanamaması sonucunu yaratmakla birlikte, vergi kaçakçılığı yasalara aykırı nitelik taşır ve vergi suçu oluşturur. Mükellefler, vergi ödememek için bir taraftan yasal yollardan giderek vergi kanunlarındaki açık kapılardan, boşluklardan yararlanırken, diğer taraftan da yasalara aykırı yollara başvurmak suretiyle vergi kaçırmaya çalışabilmektedirler (Arsan, 1968:127; Akdoğan 2007:167’den alıntı). Vergi borcu doğmuş olmasına rağmen, vergi kanunlarına aykırı düşen hareketlerle, verginin hiç ödenmemesi veya kısmen ödenmesi olarak tanımlanabilen vergi kaçakçılığı; marjinal vergi oranlarının yüksekliği, idari etkinliğin düzeyi, mükelleflerin vergi bilinci ve eğitim düzeyleri vb. faktörlerin etkisi altında ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, vergi mükellefinin; vergiyi gayri adil, kötü bir düzenleme ve uygulama olarak karşılamamasının, vergi karşısındaki davranışı açısından büyük bir önemi vardır(Sandford, 1978:115; Akdoğan 2007:167’den alıntı). Devlet, vergi uygulaması ile fonksiyonel maliye anlayışının bir sonucu olarak; klasik görevleri gerçekleştirmek yanında sosyo-ekonomik nitelikteki çeşitli fonksiyonları da gerçekleştirmeyi amaçlar. Yasa koyucunun öngördüğü bir şekilde vergi uygulamasının gerçekleştirilememesi, amaçlardan önemli sapmalara neden olur. Bir taraftan vergi adaleti gerçekleştirilemezken, diğer taraftan yeteri ölçüde hasılat sağlanamamasına yol açılmış olunur. Bu durum, yeni gelir yaratıcı vergi uygulamalarına (mevcut vergilerin oranlarını artırmak veya yeni vergiler koymak gibi) başvurmak sonucunu yarattığı takdirde, yükümlülüklerini yasalara uygun bir şekilde yerine getiren mükelleflerin dolaylı bir şekilde cezalandırılması gibi bir etki yaratılmış olacaktır (Akdoğan, 2007:167).
Özet olarak; vergi kaçırmak, mükellefin vergi yükünü yasa dışı yollarla azaltmasıyken, vergiden kaçınmak mükellefin vergi yükünü yasal yollarla düşürmesidir (Sağbaş, 2008:78).
VERGİ DIŞI PİYASA EKONOMİSİNİN ETKİLERİ
3.1 Vergi Dışı Piyasa Ekonomisinin Olumlu Etkileri
Vergi dışılık nedeniyle ödenmeyen vergiler piyasanın içerisinde kalacaktır. Bazı yazarlar tarafından piyasada kalan bu paranın yeni yatırımlara kaynak teşkil edebileceğini ifade etmektedirler. Bu fonlar yatırımlara yönelmesi durumunda bir taraftan ekonomideki istihdam düzeyi üzerinde olumlu etkiler yapabilecek, diğer taraftan ise üretim artışı nedeniyle ekonomide canlanma ve büyüme sonucu doğurabilecektir.
Kısaca, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin olumlu etkileri; üretime, istihdama, yatırıma kaynak teşkil etmesi, herkese istihdam olanağı sağlaması ve ekonomiye canlılık getirmesidir (Sarılı,2002:44).
3.2 Vergi Dışı Piyasa Ekonomisinin Olumsuz Etkileri
Kayıt dışı ekonominin en önemli olumsuzluğu, devletin saygınlığına gölge düşürmesidir. Devletin, vatandaşlarının refahını yükseltmeye ve onları korumaya yönelik uygulamaya koyduğu kurallar ihlal edilmekte ve/veya yok sayılmaktadır. Bu durum, toplumsal huzurun sağlanması karşısında önemli bir tehlikedir (Algan, 2004:2).
Diğer yandan daha öncede ifade etiğimiz gibi, toplam ekonominin bir bölümü resmi kayıtlara girmediği sürece, ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını belirlemek olası değildir.
Vergi dışı piyasa ekonomisinin genel ekonomi üzerindeki etkilerini şu şekilde özetleyebilir. Vergi dışı piyasa ekonomisinin devlet açısından sonucu “vergi kaybı”dır. Vergi kaybı ise devlet gelirlerinin azalması anlamına gelir. Devletin vergi gelirlerinin azalması ise sürekli artış eğiliminde olan kamu harcamalarının finansmanı sorununu gündeme getirir. Vergi gelirleri, kamu harcamalarını karşılamakta yetersiz kalınca bütçe açıkları sorunu gündeme gelir. Bütçe açıklarının finansmanı ise ya mevcut vergi oranlarının artırılması ya da yeni ve/veya ek vergi ve benzeri mali yükümlülükler getirilmesi sonucunu doğurur. Vergileme sınırına yaklaşılmışsa ya da ülkede genel ya da yerel seçimlerin yapılacağı takvim yakınsa o zaman, siyasal iktidarlar vergi-dışı finansman kaynaklarına başvurmayı yeğlerler. Kamu harcamaları vergi dışında, ya borçlanma, ya da para basma ile finanse edilir (Aktan, 2006:204).
Kamu harcamalarının yeni vergiler konulması ya da vergi oranlarının artırılması yoluyla finansmanı sonucunda;
Bireylerin ilave ödedikleri vergi nedeniyle tüketimlerini azaltması, tasarrufların azalması sonucu yatırımların azalması ve bireylerin çalışma isteğinde azalmaya bağlı olarak toplam işgücündeki azalma sonucunda ekonomik büyüme yavaşlar,
Ek vergi maliyeti dolayısıyla işletmelerin mal ve hizmetlerinin fiyatlarında yapacakları artışlarla fiyat istikrarı bozulur,
Vergi yükünün artması işletmeler için ek bir maliyet getireceğinden uluslararası rekabet gücü azalır.
Ağır vergi yükü vergi dışı piyasa ekonomisinin nedenlerinden birisi olduğundan, vergi dışılığın daha da artmasına neden olabilir.
Kamu harcamalarının vergi dışında, borçlanma ve/veya para basma yoluyla finansmanı durumunda ise;
Dış borçlanma, ödenen faiz dolayısıyla ülkenin döviz kaynaklarının dışarıya aktarılmasına neden olur ve bu da netice olarak ülkenin ekonomik refah düzeyini olumsuz etkiler,
İç borçlanma, ülke içinde faiz oranlarını yükselterek özel sektördeki bazı kaynakların verimli yatırım alanlarından kamu sektörüne kaydırabilir (dışlanma etkisi),
Para basma ise, bireylerin taleplerini arttırarak, toplam talep artışı yoluyla enflasyon artışına neden olabilir.
İnsanların bir arada yaşama zorunluluğu, bu zorunluluktan kaynaklanan ortak ihtiyaçların devlet tarafından karşılanması gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Devlet ise; günümüzde hem miktar hem de çeşitlilik olarak artan bu harcamaları karşılayabilmek için kaynağa ihtiyaç duymaktadır. Devletin harcamalarını gerçekleştirebilmek için başvurabileceği en önemli gelir kaynağı vergilerdir. Bu nedenle iyi bir vergi sistemi devletler için hayati öneme sahip bir konudur.
Ancak, yapılan araştırmalar özellikle gelişmiş ülkeler dışındaki ülkelerde vergilendirilmesi gereken bazı unsurların vergilendirilemediğini ortaya koymaktadır. Vergi dışı piyasa ekonomisi; devletin gelir kaybına, istatistiksel rakamların gerçeği yansıtamaması dolayısıyla hedeflenen politikaların hatalı belirlenmesine v.b. birçok olumsuzluğa neden olmaktadır. Bu çalışmamızda “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”nin tanımı, kapsamı, etkileri, ülkemizde “Kayıt Dışı Piyasa Ekonomisi”nin boyutu, OECD ülkeleri ile karşılaştırma konuları irdelenecek ve sonuç kısmında “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”ni azaltmak için öneriler yapılacaktır.
VERGİ DIŞI PİYASA EKONOMİSİNİN TANIMI VE KAPSAMI
Her ne kadar, kayıt dışı ekonominin 1970'lerin sonunda yayınlanan ve yayınlandığında önemli etkiler bırakan birkaç makale ile hızla gündeme geldiği söylense de, konuya ilişkin ilk ekonomik araştırmalar 1940'lı yılların başlarına rastlar. Ancak asıl bilimsel ilgiyi Gutmann'ın 1977'de yayınlanan makalesi ile çekmeye başlamıştır. Bu nedenle 1980’lere kadar kayıt dışı ekonomi uluslararası bir olgu olarak kabul edilmemiştir. Kayıt dışı ekonomiye ilişkin ilk uluslar arası konferans 1983'te Almanya’nın Bielefeld eyaletinde yapılmıştır. Tanımsal sorunlar hakkında genel ilkelere varmak, konferansın temel amaçlarından biri olmasına rağmen katılımcılar bir konsensüse varamamışlar ve çok farklı tanımlamalar kullanılmıştır (Prokhorov, 2001a:7; Çetintaş ve Vergil, 2003’ten alıntı).
Piyasa ekonomisinde verginin konusunu oluşturan iktisadi faaliyetlerden ve işlemlerden devletin her zaman vergi alabilmesi mümkün olamamaktadır. Kimi zaman, vergiye tabi iktisadi faaliyetlerden elde edilen gelir, vergi idaresinin tamamen bilgisi dışında kalmakta, bazen de elde edilen gelirin sadece beyan edilen bir kısmı vergilendirilebilmektedir. Aynı şekilde verginin konusunu oluşturan servetten (taşınır ve taşınmaz mülkiyet vs.), bu servetin kiraya verilmesi dolayısıyla elde edilen gelirden (irat), servetin karşılıklı ya da karşılıksız transferinden ya da servetin belirli bir zaman diliminde değer kazanmasından elde edilen kazançtan her zaman tam ve eksiksiz vergi alındığı söylenemez. Bunun yanı sıra, piyasa ekonomisinde mal ve hizmetlerin üretimi, satışı ve tüketimi de verginin konusunu oluşturabilir ve bu işlemler tam ve doğru bir şekilde vergilendirilmeyebilir. İşte “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi”, tüm bu belirtilen ve verginin konusunu oluşturan, fakat çeşitli nedenlerle vergilendirilemeyen işlem ve faaliyetleri ifade eden bir kavramdır (Aktan, 2006:189).
Konu ile ilgili literatüre bakıldığında bizim “vergi dışı piyasa ekonomisi” olarak adlandırdığımız konunun çok farklı şekillerde adlandırıldığını görmekteyiz. Literatürde çoğu zaman birbirleriyle eş anlamda kullanılan çok sayıda kavram bulunmaktadır: (Bkz: Danesh,1991; Portes et.all. 1989; Roemer and Jones, 1991; Greenfiled,1993; Lippard and Walker,1997; Aktan, 2000’den alıntı).
1.Yer altı ekonomisi (underground economy),
2.Gizli ekonomi (hidden economy),
3.Kayıt dışı ekonomi (unrecorded economy),
4.Vergilendirilemeyen ekonomi (untaxed economy),
5.Kara ekonomi (black economy),
6.Gayri-resmi ekonomi (unofficial economy),
7.Görünmeyen ekonomi (invisible economy),
8.Gözlenemeyen ekonomi (unobserved economy),
9.Gölge ekonomi (shadow economy),
10.İllegal ekonomi (illegal economy),
11.Düzensiz ekonomi (irregular economy),
12.Saklı ekonomi (subterranean economy),
13.Enformel ekonomi (informal economy),
14.Alaca karanlık ekonomi (twilight economy) ,
15.Örtülü ekonomi (submerged economy),
16.İkinci ekonomi (second economy) vesaire.
2.1 Tanımı
Kayıt dışı ekonomi iki açıdan büyük bir öneme sahiptir. Bir defa, toplam ekonominin bir bölümü resmi kayıtlara girmediği sürece, ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını saptamak olası değildir. Örneğin, kayıt dışı ekonominin gerçek boyutu bilinmeden işsizlik oranı, kamu kesiminin büyüklüğü gibi oranların doğru olarak saptanması olası değildir. Buna bağlı olarak, ekonomik sorunlara doğru tanı koymak ve geliştirilen politikaların uygulanışında da etkinliğin sağlanması olası değildir. Kayıt dışı ekonominin varlığı mali açıdan da önemlidir. Zira, kayıt dışı kesim, aynı zamanda vergi-dışıdır da. Başka bir ifade ile, kayıt dışı ekonominin varlığı, kamu kesimi açısından, aynı boyutta olmamakla beraber, vergi kaybı anlamına da gelmektedir (Önder: 2000:1).
Kayıt dışı ekonomi, “sosyal boyutları ve sınırları, tartışmalara son verecek mükemmel bir tanımla kavranması mümkün olmayan, ancak tecrübe ile bilinen bir olgudur. Onu bir obje olarak değil, bir süreç olarak algılamak gerekir. Kayıt dışı ekonomi başlı başına bir şey değil, benzer faaliyetlerin bir yasal ve sosyal çevrede düzenlenmesine rağmen, toplumun kurumları tarafından düzenlenmemesi temel özelliği ile karakterize edilen gelir yaratıcı bir süreçtir” (Castells and Portes,1989:11-12; Işık ve Acar, 2003’ten alıntı).
Bu bölümde “Kayıt Dışı Piyasa Ekonomisi” ile ilgili birkaç tanım verildikten sonra, “Vergi Dışı Piyasa Ekonomisi” tanımlanacaktır.
Prof. Dr. Osman ALTUĞ, Kayıt Dışı Ekonomi adlı kitabında şu tanımı yapmaktadır: “Kayıt dışı ekonomi” ya hiç belgeye bağlanmayarak ya da içeriği gerçeği yansıtmayan belgelerle, gerçekleştirilen ekonomik olayın devletten, alacaklılardan, kazanca katılan işçilerden vb, tamamen ya da kısmen gizlenerek, kayıtlı (resmi) ekonominin dışına taşınmasıdır (Altuğ, 1994:5; Aktan, 2006’dan alıntı).
Prof. Dr. Güneri AKALIN’a göre; kayıt dışı ekonomi makro ekonomik bir kavram olup; devletin piyasa ekonomisine aşırı müdahalesi ve özellikle kayıt dışı vergilere başvurması sonucunda ekonomide yaratılan reel milli gelirin, siyasal iktidarın da izniyle, milli gelir hesaplarında muhasebeleştirilemeyen yani görülemeyen kısmıdır (Akalın, 1996:27; Aktan, 2006’dan alıntı).
Selami ŞENGÜL, Bir Hurafe: Kayıt Dışı Ekonomi başlığını taşıyan kitabında “Kayıt dışı, ekonomi kara para ekonomisi ile vergi dışı bırakılmış ekonominin toplamından oluşmaktadır. Kara para ekonomisi, uyuşturucu ticareti, örgütlü suçlar ve terörizm vasıtası ile yapılan faaliyetler ve kazançları içermektedir. Belirtilen bu faaliyetler yasa dışıdır. Vergi dışı bırakılmış ekonomi, yasal olan faaliyetlerden, vergi kanunları veya mükellef iradesi ile vergilenmemiş faaliyet ve kazançları içermektedir. Kayıt dışı ekonomi, yasa dışı ve yasal, fakat vergilenmemiş iktisadi faaliyetlerin tümüne verilen adı ifade etmektedir”(Şengül, 1997:225; Aktan, 2006’dan alıntı).
“Suç teşkil etsin veya etmesin, belgeye hiç bağlanmamış veya içeriği kısmen veya tamamen gerçeği yansıtmayan yanıltıcı belgelerle gerçekleştirilen ve bilinen istatistiki yöntemlere göre tahmin de edilemediği için GSMH hesaplarına dahil edilemeyen devletin bilgisi ve kayıtları dışında yürütülen gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümü” şeklindeki bir tanımlamanın kayıt dışı ekonominin oldukça kapsamlı ve uygun bir tarifi olduğu ifade edilebilir (Çiloğlu, 1998:67; Kıldiş, 2000:1 ;DPT,2001:1; Özdemir, 2005’ten alıntı).
Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, 2008-2010 yıllarını kapsayan “Kayıt dışı Ekonomi ile Mücadele Stratejisi Eylem Planı”nda ise; “Kayıt dışı ekonomi, devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir” ifadesi mevcuttur (GİB, 2008:3).
“Vergi dışı piyasa ekonomisi” ise kayıt dışı ekonomiyi de kapsayan daha geniş bir kavramdır. Prof. Dr. Coşkun Can AKTAN’a göre “vergi dışı piyasa ekonomisi” kavramı, hem kayıtlı ve hem de kayıt dışı ekonomide vergi dışı kalan ekonomik faaliyetleri ve bu faaliyetler dolayısıyla devletin uğramış olduğu vergi kaybını ifade etmektedir. (Aktan, 2006:195).
2.2 Kapsamı
Aşağıda vergi dışı piyasa ekonomisinin kapsamını gösteren Şekil- 1’den anlaşılacağı üzere ulusal ekonomi, piyasa ekonomisi ve kamu ekonomisi olmak üzere iki kesimden oluşmaktadır. Piyasa ekonomisi, özel kesim iktisadi faaliyetlerinin yer aldığı yapıdır. Özel kesim iktisadi faaliyetleri sonucunda üretilen ya da yapılan mal ve hizmetler iki kategoride yer alır ve bunlardan bir kısmı milli gelir hesaplarına dahil edilebilirken, bir kısmı dahil edilemez. Milli gelir hesaplarına dahil edil(e)meyenler, “yasal olmayan ekonomik faaliyetler”dir. Uyuşturucu ticareti vs. faaliyetler ve işlemler bu konuda örnek gösterilebilir. “Yasal ekonomik faaliyetler” ise genel olarak milli gelir hesaplarına dahil edilirler. Ancak bir kısım yasal ekonomik faaliyetlerin (öz tüketime yönelik mal ve hizmet üretimi, evlerde yapılan bazı ticari işler vs.) tespiti son derece güç olduğundan milli gelir hesaplarına dahil edilmezler. Milli gelir hesaplarına dahil edilen yasal ekonomik faaliyetler “Kayıtlı Ekonomi”; milli gelir hesaplarına dahil edilemeyen yasal ve yasal olmayan ekonomik faaliyetler ise “Kayıt Dışı Ekonomi” olarak adlandırılabilir. Kayıt Dışı Ekonomi ise “Saklı Ekonomi” ve “Gizli Ekonomi” (Kara Ekonomi) olmak üzere iki alandan oluşur. Saklı ekonomi, milli gelir hesaplarına dahil edilemeyen yasal ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alandır. Bu alandaki faaliyetlerin “gizli” değil, fakat “saklı” olduğu söylenebilir. Örneğin, öz tüketime yönelik olarak yürütülen faaliyetler bu türdendir. Bunun dışında, gizli ekonomi (ya da kara ekonomi), yasal olmayan ekonomik faaliyetlerin yürütüldüğü alandır. Bu alanı “illegal ekonomi” olarak da adlandırmak mümkündür (Aktan, 2006:193)
Kayıt Dışı Ekonomi
Vergi dışı piyasa ekonominin kapsamı içerisinde vergiden kaçınma ve vergi kaçakçılığı kavramlarının da açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
2.2.1 Vergiden Kaçınma
Vergiden kaçınma, vergiyi doğuran olaya neden olunmaması suretiyle vergi yükünün dışında kalma çabalarını ifade etmektedir. Vergi kanunları; vergi borcunun doğumunu kural olarak vergiyi doğuran olaya bağladıklarından, mükelleflerin bu olaylara neden olmamaları ya da kendileri için hukuki bir durumun gerçekleşmesine yol açmamaları halinde, kendileri için vergi borcu ortaya çıkmayacaktır. Mükelleflerin; vergi kapsamı dışındaki kaynaklardan kazanç veya irat elde etmeye çalışması veya vergi dışı servet unsurlarını edinmeye çaba göstermesi vergiden kaçınmaya yol açar. Yapılan açıklamalarda açıkça gözleneceği üzere, vergiden kaçınmanın kanunlara aykırı herhangi bir yanı yoktur. Bu amaçla mükellef, çeşitli vergi uygulamalarının kendisine olabilecek etkilerini asgariye indirebilmek amacıyla profesyonel danışmanlardan, uzmanlardan, vergi planlayıcıları ve muhasebecilerden yararlanabilir.Yasa boşluklarının bulunması ve değerlendirilmesi açısından mükellefler ve mali danışmanların girişimleri yanında, bu boşlukları kapatabilmek ve gerekli yasal düzenlemelere olanak hazırlamak için gelir kuruluşunun çabaları vardır. Bu yöndeki uygulamalar, vergi mevzuatının karmaşık ve içinden çıkılmaz hale gelmesinde büyük rol oynamaktadır(Rayner; Akdoğan 2007:165-166’dan alıntı).Böylece mükellef, boşluklardan yararlanmak ve vergiyi doğuran olaya neden olmamak suretiyle, kendisi için vergi borcunun doğmasını engellemiş olmaktadır. Özellikle yüksek marjinal vergi oranlarının geçerli olduğu vergi uygulamaları vergiden kaçınmayı özendirir. Bu durum, sahip olunan kıt kaynakların kullanımı ve değerlendirilmesi bakımından olumsuz sonuçlarla karşılaşılmasına yol açabilir. Vergi dışı alanların araştırılması çabaları ve bu konularda vergi danışmanlarından yararlanma konusundaki girişimler, hem para hem de zaman kaybı dolayısıyla maliyet yaratırlar. Vergiden kaçınma; vergilerin olumsuz özendirme yaratması dolayısıyla ortaya çıkan bir uygulamadır. Sağlanmış olan vergiden kaçınma olanakları nedeniyle, vergi oranlarındaki herhangi bir artış vergiden kaçınmayı artırabilir. Tersine, vergiden kaçınma için boşluklar kapatılmış ise yüksek vergi oranları, çalışma gücünün azaltılması sonucunu yaratabilir (Sandford, 1978:114; Brownlee – Allen 1960:261; Akdoğan 2007:166’dan alıntı). Bireysel olarak ve sosyal açıdan refah kaybına neden olan bu etki, uygulamaya konulmuş olan verginin de fonksiyon görmemesine yol açar (Akdoğan, 1999:98).
2.2.2 Vergi Kaçakçılığı
Vergi konusuyla şu veya bu şekilde ilgilenmeyen kimseler açısından dış görünüşü itibarıyla; vergiden kaçınma ile vergi kaçakçılığı arasında pek fark gözükmemekle birlikte, dikkati çeken husus yasalara aykırılık yönünden ortaya çıkar (Shenfield, 1968:7; Akdoğan 2007:166’dan alıntı). Her ikisi de amaçlanan vergi hasılatının yeterince sağlanamaması sonucunu yaratmakla birlikte, vergi kaçakçılığı yasalara aykırı nitelik taşır ve vergi suçu oluşturur. Mükellefler, vergi ödememek için bir taraftan yasal yollardan giderek vergi kanunlarındaki açık kapılardan, boşluklardan yararlanırken, diğer taraftan da yasalara aykırı yollara başvurmak suretiyle vergi kaçırmaya çalışabilmektedirler (Arsan, 1968:127; Akdoğan 2007:167’den alıntı). Vergi borcu doğmuş olmasına rağmen, vergi kanunlarına aykırı düşen hareketlerle, verginin hiç ödenmemesi veya kısmen ödenmesi olarak tanımlanabilen vergi kaçakçılığı; marjinal vergi oranlarının yüksekliği, idari etkinliğin düzeyi, mükelleflerin vergi bilinci ve eğitim düzeyleri vb. faktörlerin etkisi altında ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, vergi mükellefinin; vergiyi gayri adil, kötü bir düzenleme ve uygulama olarak karşılamamasının, vergi karşısındaki davranışı açısından büyük bir önemi vardır(Sandford, 1978:115; Akdoğan 2007:167’den alıntı). Devlet, vergi uygulaması ile fonksiyonel maliye anlayışının bir sonucu olarak; klasik görevleri gerçekleştirmek yanında sosyo-ekonomik nitelikteki çeşitli fonksiyonları da gerçekleştirmeyi amaçlar. Yasa koyucunun öngördüğü bir şekilde vergi uygulamasının gerçekleştirilememesi, amaçlardan önemli sapmalara neden olur. Bir taraftan vergi adaleti gerçekleştirilemezken, diğer taraftan yeteri ölçüde hasılat sağlanamamasına yol açılmış olunur. Bu durum, yeni gelir yaratıcı vergi uygulamalarına (mevcut vergilerin oranlarını artırmak veya yeni vergiler koymak gibi) başvurmak sonucunu yarattığı takdirde, yükümlülüklerini yasalara uygun bir şekilde yerine getiren mükelleflerin dolaylı bir şekilde cezalandırılması gibi bir etki yaratılmış olacaktır (Akdoğan, 2007:167).
Özet olarak; vergi kaçırmak, mükellefin vergi yükünü yasa dışı yollarla azaltmasıyken, vergiden kaçınmak mükellefin vergi yükünü yasal yollarla düşürmesidir (Sağbaş, 2008:78).
VERGİ DIŞI PİYASA EKONOMİSİNİN ETKİLERİ
3.1 Vergi Dışı Piyasa Ekonomisinin Olumlu Etkileri
Vergi dışılık nedeniyle ödenmeyen vergiler piyasanın içerisinde kalacaktır. Bazı yazarlar tarafından piyasada kalan bu paranın yeni yatırımlara kaynak teşkil edebileceğini ifade etmektedirler. Bu fonlar yatırımlara yönelmesi durumunda bir taraftan ekonomideki istihdam düzeyi üzerinde olumlu etkiler yapabilecek, diğer taraftan ise üretim artışı nedeniyle ekonomide canlanma ve büyüme sonucu doğurabilecektir.
Kısaca, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin olumlu etkileri; üretime, istihdama, yatırıma kaynak teşkil etmesi, herkese istihdam olanağı sağlaması ve ekonomiye canlılık getirmesidir (Sarılı,2002:44).
3.2 Vergi Dışı Piyasa Ekonomisinin Olumsuz Etkileri
Kayıt dışı ekonominin en önemli olumsuzluğu, devletin saygınlığına gölge düşürmesidir. Devletin, vatandaşlarının refahını yükseltmeye ve onları korumaya yönelik uygulamaya koyduğu kurallar ihlal edilmekte ve/veya yok sayılmaktadır. Bu durum, toplumsal huzurun sağlanması karşısında önemli bir tehlikedir (Algan, 2004:2).
Diğer yandan daha öncede ifade etiğimiz gibi, toplam ekonominin bir bölümü resmi kayıtlara girmediği sürece, ekonominin gerçek boyutunu ve ekonomik büyüklüklerin göreli ağırlığını belirlemek olası değildir.
Vergi dışı piyasa ekonomisinin genel ekonomi üzerindeki etkilerini şu şekilde özetleyebilir. Vergi dışı piyasa ekonomisinin devlet açısından sonucu “vergi kaybı”dır. Vergi kaybı ise devlet gelirlerinin azalması anlamına gelir. Devletin vergi gelirlerinin azalması ise sürekli artış eğiliminde olan kamu harcamalarının finansmanı sorununu gündeme getirir. Vergi gelirleri, kamu harcamalarını karşılamakta yetersiz kalınca bütçe açıkları sorunu gündeme gelir. Bütçe açıklarının finansmanı ise ya mevcut vergi oranlarının artırılması ya da yeni ve/veya ek vergi ve benzeri mali yükümlülükler getirilmesi sonucunu doğurur. Vergileme sınırına yaklaşılmışsa ya da ülkede genel ya da yerel seçimlerin yapılacağı takvim yakınsa o zaman, siyasal iktidarlar vergi-dışı finansman kaynaklarına başvurmayı yeğlerler. Kamu harcamaları vergi dışında, ya borçlanma, ya da para basma ile finanse edilir (Aktan, 2006:204).
Kamu harcamalarının yeni vergiler konulması ya da vergi oranlarının artırılması yoluyla finansmanı sonucunda;
Bireylerin ilave ödedikleri vergi nedeniyle tüketimlerini azaltması, tasarrufların azalması sonucu yatırımların azalması ve bireylerin çalışma isteğinde azalmaya bağlı olarak toplam işgücündeki azalma sonucunda ekonomik büyüme yavaşlar,
Ek vergi maliyeti dolayısıyla işletmelerin mal ve hizmetlerinin fiyatlarında yapacakları artışlarla fiyat istikrarı bozulur,
Vergi yükünün artması işletmeler için ek bir maliyet getireceğinden uluslararası rekabet gücü azalır.
Ağır vergi yükü vergi dışı piyasa ekonomisinin nedenlerinden birisi olduğundan, vergi dışılığın daha da artmasına neden olabilir.
Kamu harcamalarının vergi dışında, borçlanma ve/veya para basma yoluyla finansmanı durumunda ise;
Dış borçlanma, ödenen faiz dolayısıyla ülkenin döviz kaynaklarının dışarıya aktarılmasına neden olur ve bu da netice olarak ülkenin ekonomik refah düzeyini olumsuz etkiler,
İç borçlanma, ülke içinde faiz oranlarını yükselterek özel sektördeki bazı kaynakların verimli yatırım alanlarından kamu sektörüne kaydırabilir (dışlanma etkisi),
Para basma ise, bireylerin taleplerini arttırarak, toplam talep artışı yoluyla enflasyon artışına neden olabilir.