Orijinalini görmek için tıklayınız : İki kitap..
http://kapak.netkitap.com/075bk/A/asktan_sonra_yasam_vardir_ayriligin_el_kitabi_6642 9.jpg
Aşktan Sonra Yaşam Vardır / Ayrılığın El Kitabı/Delphine Hirsh/9,60 YTL
Şu ya da bu şekilde ilişkinin sona erdiğini duyduğunuz ve başınızdan aşağı kaynar suların döküldüğü ilk andan itibaren ne olursa olsun öncelik vereceğiniz görev elden geldiğince az şey yapmaktır. Bir şok yaşadığınızı ve kendinizden nefes
almaya devam etmek dışında bir şey beklememeniz gerektiğini söylemek istiyorum.
Bu bile insana ağır bir yük gibi gelebilir ama başarabilirsiniz.
Tüm ayrılıklar zordur. Dünya başınıza yıkılmış gibi gelebilir... Bir daha asla sevemeyecekmişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Oysa biten bir ilişkinin yasıyla kendinizi yıpratmak yerine önünüze baktığınızda, 'Birisi giderse öteki gelir' sözünün hiç de yanlış olmadığını görürsünüz. 'Ruh eşi' diye bir şeyin olmadığını savunanlara inanmayın ama şunu da bilin ki, eğer sevgiliniz sizi terk ettiyse ya da siz ondan ayrılmak zorunda kaldıysanız asıl 'ruh eşiniz' hâlâ dışarılarda bir yerlerde size doğru hareket halindedir.
Eski sevgiliniz benim tanıdığım erkeklerdense büyük olasılıkla ardında yanıtlardan çok sorular bırakmıştır. Bununla birlikte tüm bu düşünceler ve konuşmalar sırasında tek bir şeyi anımsamanızı istiyorum: Sadece ve sadece sizden ayrılması bile beklediğiniz adamın o olmadığını kanıtlamış oluyor.
Bunu zaten gayet açık bir şekilde görüyor olabilirsiniz. Eğer durum buysa doğru yoldasınız demektir. Bense değerli saatlerimi beni terk eden adamın çocuklarımın babası olmaya, birlikte yaşlanmaya en uygun aday olup olmadığını düşünmeye harcamıştım.
http://kapak.netkitap.com/170zk/9/9753425880.jpg
Eksik Şiir
1975-2006 / Şarkı Sözleri/13,50 YTL
Sezen Aksu
Sezen Aksu'nun 1975-2006 arasında yazdığı dört yüzün üzerinde şarkı sözünden seçtiğimiz 197'si yer alıyor kitapta. Bazılarını çok iyi hatırlayacaksınız � kendi kendinize mırıldandığınız, hiçbir zaman unutamadığınız şarkılar... Ama muhtemelen bilmediklerinizle, duymadıklarınızla da karşılaşacaksınız.
Türkiye'de art arda 3-4 kuşağın hatıralarında yer etmiş Sezen şarkılarını böyle bir kitap bütünlüğü içinde, bu kez "okunacak" bir şey olarak sunarken, sanatçının şarkı sözlerinin taşıdığı şiirselliği okurla paylaşmak, kendi müziklerine kavuşmazdan önce, kâğıt üstüne ilk geldikleri halleriyle okutmak istedik.
Eksik Şiir, aşk ve sevgi, tutkularımız, vazgeçişlerimiz ve hep yeniden umutlanışımız üzerine bir kitap. İnsan olmakla ne kadar kırılgan olduğumuzu, ama her şeye rağmen yaralarımızı sarıp ayakta durabilecek güce sahip olduğumuzu kanıtlıyor.
O yüzden silkinip ayağa kalkarak yeni hayatınızı ve gerçek aşkınızı karşılamak için hazırlanmanın tam sırasıdır. Çünkü, sanılanın aksine: Aşktan Sonra Yaşam Vardır!
http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/27/273401_k_9120.jpg
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, inanılmaz bir hızda seyreden, durmadan kendini çoğaltarak gelişen bir roman. Mekân ve zaman sınırı tanımayan, bir ucu 19. yüzyılda, bir ucu günümüzde, yazınsal bir Türkiye panoraması. Şaşırtıcı bir öykünün bittiğinin sanıldığı yerde, okuru olmadık bir öyküyle yeniden afallatan bir 'insan manzaraları' kitabı.
Bir Mâniniz Yoksa Annemler Size Gelecek adlı kült kitabın yazarı Ayfer Tunç, bu kez, Karadeniz'in küçük bir kentinde denize sırtını dönmüş bir akıl hastanesinden yola çıkarak, akıllara durgunluk veren kişilerin yaşam zincirlerinden müthiş eğlenceli bir roman örüyor. Yalan Yanlış, yaklaşık yüz yıllık bir kesitte, siyasal ve toplumsal dönüm noktalarının insanların yaşamlarında bıraktığı izleri sürüyor.
Yalan Yanlış'ı soluk soluğa okurken, Türkiye'nin bütün hallerini yaşayacak, belki de insanlığın ortak hikâyesiyle yüz yüze geleceksiniz.
http://www.barbuni.com/uploadimgs/_1233764243.jpg
Buket Uzuner "Yolda"
kitap
Marakeş'ten Helsinki'ye, Honolulu'dan Madrid'e, Berlin'den Hiroşima ve Montreal'e ulaşan küresel bir rotada, tamamı yollarda geçen ve sıradan insanların sıradışı yol hikâyelerini içeren yeni kitabı Yolda ile, 4 Şubat'ta okurlarıyla buluştu.
Buket Uzuner'den 7 kent hikayesi
Uzuner'in yedi öyküsünden oluşan Yolda adlı kitabı çıkıyor.
Yazar Buket Uzuner, Marakeş'ten Helsinki'ye, Honolulu'dan Madrid'e, Berlin'den Hiroşima ve Montreal'e ulaşan küresel bir rotada, tamamı yollarda geçen ve sıradan insanların sıradışı yol hikâyelerini içeren yeni kitabı Yolda ile, 4 Şubat'ta okurlarıyla buluşacak. Turkuvaz Kitap etiketiyle basılacak sürpriz öyküler bütünü, halen tüm kitapları Everest Yayınları'nca okurlara ulaştırılan Uzuner'in eski dostu, Turkuvaz Kitap Yayın Yönetmeni ve çevirmen İlknur Özdemir'le geçmişe uzanan ortak çalışma düşlerinden doğan bir 'ilk' yapıt olma özelliğini taşıyor.
Uzuner'e ait 168 sayfalık kitap, yedi şehri, yedi dili, yedi yemeği, yedi hikâyeyi ve bir İstanbullu yazarı bir araya getiriyor. Türk edebiyatının 'gezgin hikâyecisi' Uzuner, Yolda kitabındaki tüm öykülerini, gerçek kişi ve durumlara dayandırarak, 'Ben' diye başladığı cümlelerle, bir diğer deyimle birinci tekil şahıs tanıklığı ile okurlara sunuyor. Kitap, uzun yolculuklarda tesadüf eseri yanımıza oturan yabancılara, başkalarına asla açamayacağımız hikâyelerimizin her daim içimizde bulunduğu ve aktarılabilirliği gerçeğine dayanıyor.
https://www.pandora.com.tr/images/kapak/172793b.jpg
"Özdemir Asaf'ın şairdeki "ikinci kişi" problemini, ikinci kişi ile kendi arasındaki bağıntıları çeşitli yönlerden derinleştirdiği, yaşayışını dolduran davranışları soyutlaştırarak bir düşünce planına yükselttiği, bunu yaparken de, 1950 şiirinin ortak biçim anlayışından ayrı, özel bir dil kullandığı görülür; çelişmeli, oyunlu bir mantık düzeninde mısra sayısını çok kere en aza indirdiği de olur."
Behçet Necatigil
"Özdemir Asaf 1950'lerde kişiliğini bulduğu, şiirinin özelliklerini belirginleştirdiği zaman, bütün akımların dışında bir şairdi. Düşünceleri, duyguları yoğunlaştırıp kısacık şiirler yazışıyla Uzak Doğu ülkelerinin bilge şairlerine benziyordu. Bu özelliğiyle Garip akımının ilk günlerine de bağlanabilirdi, ama o akım içinde fazla bir yer tutmayan bu anlayış, Özdemir Asaf'ta düşünceye iyice ağırlık verilerek benimsenmiş, özenle işlenmiş, geliştirilmişti. Şiir düşüncelerin, duyguların yoğunlaştırılmasında aranıyordu. Uzun şiirlerde bile parçaların bu anlayışla ele alındığı açıktı."
Memet Fuat
Çiçek Senfonisi - Toplu Şiirler çağdaş Türk şiirinin en özgün isimlerinden biri olan Özdemir Asaf'ın sağlığında yayımladığı yedi şiir kitabını bir araya getiriyor: Dünya Kaçtı Gözüme, Sen Sen Sen, Bir Kapı Önünde, Yumuşaklıklar Değil, Nasılsın, Çiçekleri Yemeyin, Yalnızlık Paylaşılmaz.
Tanıtım Yazısı'nda
https://www.pandora.com.tr/images/kapak/176856b.jpg
Annabelle, New Yorklu zengin bir ailenin iyi yetişmiş bir kızıdır; hayalleri, umutları vardır. Ama henüz on dokuz yaşını bile doldurmamışken, acılar, kayıplar ve düş kırıklıkları üst üste gelmeye başlar... 1900'lerin başında geçen bu romanda Danielle Steel, erkeklere göre biçimlenmiş acımasız bir dünyada, ne kadar "iyi" bir kadın olursanız olun kolaylıkla "kötü" damgası yiyebileceğinizi ortaya koyuyor.
Tanıtım Yazısı'ndan
http://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/ParamparcaB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/AskgidiyorumdekezB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/AslindaOzgursunB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/Aynadaaskvardi.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/DegisenbirseyyokB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/KahramanlarHepErkekB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/AslindaAskdayokB.jpghttp://www.dogankitap.com/images/kapakResimleriBuyuk/KadininadiYok.jpg
http://www.dogankitap.com/images/yazarResimleriBuyuk/DuyguAsenaB.jpg1995 Boğaziçi Üniversitesi En İyi Yazar Ödülü
1988 Boğaziçi Üniversitesi En İyi Yazar Ödülü (Kadının Adı Yok)
1988 Nokta Dergisi Doruktakiler Ödülü
9 nisan 1946’da İstanbul’da doğan Duygu Asena, bir gazetede yazmaya başladığı ilk yıllarda "Şirin" imzasını da kullandı. Atatürk’ün yaveri CHP milletvekillerinden Ali Şevket Öndersev’in torunu olan Duygu Asena, Kadıköy Özel Kız Koleji’ni ve İstanbul Üniversitesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği ve İÜ Çocuklarevi’nde pedagog, bir reklam şirketinde metin yazarı olarak çalıştı. İlk yazısı "Hürriyet" gazetesinin "Kelebek" ekinde çıkan (1972) Duygu Asena, "Kadınca" (1978), "Onyedi", "Ev Kadını", "Bella", "Kim", "Negatif" dergilerini yönetti. TRT-2’deki "Ondan Sonra" programını hazırlayıp sundu (1992-1997). "Milliyet" gazetesinde başladığı köşe yazarlığını "Cumhuriyet" ve "Yarın" da sürdürdü.
İlk kitabı "Kadının Adı Yok"la adını duyuran Asena’nın geniş bir okur kitlesine ulaşan bu yapıtı 1998’de müstehcen bulunarak yasaklandı. İki yıl süren dava sonucunda yayımına tekrar izin verildi ve aynı yıl yönetmen Atıf Yılmaz tarafından filme alındı.
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri:
Paramparça / Nisan 2004 / 15. baskı Ekim 2006
Aşk Gidiyorum Demez / Mart 2003 / 18. baskı Ocak 2008
Aslında Özgürsün / Mayıs 2001 / 23. baskı Haziran 2008
Aynada Aşk Vardı / Eylül 1997 / 23. baskı Kasım 2006
Değişen Bir Şey Yok / 1994 / 44. baskı Ekim 2007
Kahramanlar Hep Erkek / 1992 / 24. baskı Ekim 2006
Aslında Aşk da Yok / 1989 / 42. baskı Haziran 2008
Kadının Adı Yok / 1987 / 64. baskı Ocak 2008
http://www.ilknokta.com/urun/O/9755710884.jpg
Bu kitapta yayınlanan mektuplar şöyle oluştu: Nora uzun bir süreden beri felsefi sorunlarla ilgilenmektedir ve onbir yaşına bastığı gün kendisine Jostein Gaader'in "Sofi'nin Dünyası" armağan edilir. Kitabı, büyük bir ilgi ile okur ve felsefe öğretmeni olduğumu bildiği için bana da, her fırsatta sorular sorar. Böylece mektuplaşmamız başlar.
Victor Hösle
"Çocuklar ve Yetişkinler için Felsefi Mektuplaşma"yı bir çocuk ve bir yetişkin arasındaki mektuplaşma oluşturdu. Ocak 1994-1996 arasında yazdılar. Onbir yaşındaki Nora K.'nın çocuk soruları felsefenin 'büyük' sorunlarıdır. Felsefeci Vittorio Hösle verdiği yanıtlarla Nora'yı felsefi düşüncenin labirentlerinde gezdirir. İkisi arasındaki bu sıradışı mektuplaşma, çocuklar ve yetişkinler için felsefeye giriş niteliği taşımaktadır.
Nora K. öğrencidir. Nordrhein Westfalen'de bir lisede eğitimini sürdürmektedir. Nora'nın isteği üzerine soyadı kısaltılarak geçmektedir.
Vittorio Hösle Essen, GHS Üniversitesi'nde felsefe profesörüdür.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/thumb/a/a2/Tutunamayanlar.jpg/180px-Tutunamayanlar.jpg
Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın ilk romanıdır. 1970 yılında TRT Roman Ödülü'nü kazanmıştır.
Çoğu yazar ve okuyucuya göre Modern Türk Edebiyatı'nın en önemli eserlerinden biridir. Kullanılan dil ve anlatım şekli itibariyle edebiyatta bir devrim olarak kabul edilmektedir. Berna Moran, bu kitabı hem içerik hem de biçimsel özellikleri bakımından Türk edebiyattında yepyeni bir evre olarak değerlendirmekte, Jale Parla ise Don Kişot'tan Günümüze Roman adlı çalışmasında modern ve postmodern roman bağlamında Atay'ın ve Tutunamayanlar'ın yerini belirtmektedir.
Her iki kitap paylaşımında çok özel ve önemli sevgili flu , teşekkürler...
http://www.ilknokta.com/urun/I/9751400368.jpg
Bu kitap, ne bir övgü, ne bir yergi kitabıdır. Bu kitap, İsmet İnönü'nün hayat hikayesi etrafında, bir devrin akışını verir. İkinci Adam'da biz, Tek Adam'da konu olarak alınan Atatürk hadisesini, günümüze kadar takip ederiz.
İkinci Adam'ın bu birinci cildi, İnönü'nün doğumundan, Atatürk'ün ölümüne kadar geçen devreyi alır. Bu devrede İnönü'nün soy ilişkileri, tahsil hayatı ve bundan 60 yıl önce, bir gizli ihtilal cemiyeti ile başlayan siyasi ilgileri ve sonra ordu hayatı yer alır. Daha sonra da ona İkinci Adam olmanın şartlarını, faktörlerini hazırlayan bir sıra olaylar...
Bundan başka bu ciltte biz, 1923-1938 devresinin, hiçbir yerde toplu olarak bulunmayan, İktisadi Siyaset esaslarını ve uygulamalarını rakamları ile takip ederiz.
http://www.ilknokta.com/urun/I/975140229X.jpg
İkinci Adam'da, Tek Adam isimli üç ciltlik eserimizde konu olarak alınan Atatürk hadisesini, günümüze kadar izleriz. Şu yönleri ile ki, bu hadise, Atatürk'ü doğuran şartlar içinde Atatürk'ün zuhuru ile başlamıştır. Bu hadise, 1920-1938 devresinde, Atatürk'ün, bayrağını taşıdığı bütün olaylarda, Mustafa Kemal ve İnönü'nün Kader Birliği içinde gelişmiştir. 10 Kasım 1938'de Atatürk fani hayattan çekilince de, Atatürk'ü devam ettirmek ve onu ikmal etmek görevi, İsmet İnönü'nün omuzlarına, bütün ağırlığı ile oturtulmuştur...
Atatürk devam ettirilmiş ve ikmal edilmiş midir? İşte bu problemdir ki, İkinci Adam'ın bu cildinde, bütün olaylarda istifhamını çizen bir konu olarak yaşar.
Şimdi İkinci Adam'ın ikinci cildinde bu uzun hikayenin 1938-1950 devresini bulacaksınız.
http://www.ilknokta.com/urun/I/9751400376.jpg
Şevket Süreyya Aydemir'in İkinci Adam isimli serisi, elinizde bulunan bu üçüncü ciltle tamamlanmış bulunuyor. Bu üç ciltlik büyük eser, İnönü'nün hayat mihveri etrafında bir devrin hikayesidir. Öyle bir devir ki, yakın tarihimizin en hareketli, en manalı ve neticeleri itibariyle sosyal ve siyasal hayatımızın, milli kaderimiz üzerinde en etkili olaylarını içine alır.
İkinci Adam, Şevket Süreyya aydemir'in gene üç ciltlik Tek Adam isimli diğer büyük eserinin adeta bir bütününü teşkil eder.
Kitabevimizin, bu eserleri milli kütüphanemize sunmakla gurur duyar.
http://www.cemaat.com/pics/Asil_film_kapak.jpg
Sadık Battal’la iki sene önce, kitabını, önemsediği bölümlerini neredeyse huşu içinde sesli okurken ilk defa yüzyüze geldim. Daha önce de bir kez telefonla konuşmuştum. Okurkenki heyecanı beni otuz, otuzbeş yıl önce arkadaşlarla Türk sinemasının somut ürünlerini keyifli bir şekilde tartıştığımız günlere götürdü. Sadece konuşmanın değil yazmanın heyecanına da. O şimdilerde hemen herkeste kaybolmuş heyecan hâlâ tam tekmil Sadık Battal’da var. Bunu, bu kitabın satırlarına sinmiş halde de görmek mümkün.
http://www.ilknokta.com/urun/T/9757942855.jpg
1895'te doğuşundan bu yana sinema dünyanın her yerinde insanları büyüleyen, mesaj veren, ağlatan bir sanat, tiyatronun yanında insanlığa ikinci bir ayna oldu. İşte Scognamillo da sinemanın Türkiye'deki tarihine eğilerek, korunmamış, sahip çıkılmamış, kişisel çabalarla yaşatılmaya çalışılmış bir tarih okurun / seyircinin gözleri önüne seriyor. 1896'daki ilk sinema gösterilerinden başlayarak, 1990'lara, günümüze kadar gelen belgeler ve görsel malzemeyle destekli, titiz bir arşiv çalışmasına dayanan bir "antoloji" var okuyucunun elinde. Türk sineması üç dönemde ele alınıyor: 1896-1959 arası hazırlık dönemi, 1960-1986 arası siyasal ve toplumsal çalkantıların sineması ve 1987-1997 arası yani entellektüel filmlerin, Türk sineması diriliyor mu sorusunun gündeme geldiği döneme kadar. Scognamillo 'nun çalışmasına gerçek br tarih kitabına yaklaştıran en önemli özelliği ise nesnelliği. Yazar, her dönemin tcari ve sanatsal ürünlerini, olumlu ve olumsuz örneklerini yanyana getiren bir yaklaşımla ülke sinemasının bütününe bakıyor. Sonuçta Türk Sineması Tarihi, sinemanın bugününü anlamak için geçmişi ele alan, geçmişten koparmadan değerlendiren "hakiki" bir antoloji oluyor. Scognamillo kimi zaman sözü dönemin sinemayla ilgilenen yazarlarına bırakarak, okuyucuya gerçek izlenimler de sunuyor. Türk sinemasının, ilk sinematograftan günümüze kadar gelişiminin izlendiği bu "tarih" kitabında aynı zamanda bir ülkenin panaromasını bulacaksınız. Her sinema / tarih meraklısının her okuyucu / seyircinin kütüphanesinde bulunması gereken önemli bir çalışma.
http://i.radikal.com.tr/644x385/2009/02/20/fft5_mf123198.Jpeg
Nazan Bekiroğlu, roman ile mesnevi arasında seyreden bir üslupla yazdığı son romanı ‘Lâ’da, insanın Adem ile Havva ekseninde, ama illa ki Adem’in yalnızlığı perspektifinde, bireyin ezeli ve ebedi yalnızlıkla örselenen ontolojisine kişisel ama bir o kadar da önemli bir bakış sunuyor. Yalnız gelmişti dünyaya Adem. Dünyanın bir adının da yalnızlık olduğunu bildi. O kadar yalnızdı ki, dünya böylesi bir yalnızlığı son gününe değin görecek değildi. ” Nazan Bekiroğlu, son yayınladığı romanı Lâ’da referansını Kur’an’dan aldığı ontolojisini, Adem üzerine bir roman ile kurarken (elbette bilinçli bir biçimde) sonsuz evrene ve sonsuz yaratılmışlara inat, yürek burkan insanoğlu yalnızlığına vurgu yapıyor. Bekiroğlu ’nun baştan sona odaklandığı yalnızlık hali, ıssız bir dünyada acıklı bir çaresizliği de hatırlatıyor insana. Uzak derinlerden gelen boğuk seslerden başka bir dış evren tahayyül edemeyeceğiniz ana rahmindeki dokuz ayı kavrayabilseydik, Adem’in yalnızlığına hoş bir mecaz olabilirdi belki de. İnanmayanı ürperten, insanı evrim düşüncesine zorlayan da budur: Uçsuz bucaksız bir dünya ve yapayalnız bir ‘tek’ kişi! Böylesi bir acı, böylesi korku katlanılır bir şey midir?
Mümkün müdür sadece bir tek kişi olmak? Her şeyin ilkini öğrenmek, ilkini tatmak, ilk kez korkmak, ilk kez sevmek!.. İlk kez ayrı kalıp, ilk kez suçlanmak. Elbette tüm bunlar o ontolojiye inanmakla doğrudan ilintili. Ne var ki, romanı roman olarak düşündüğünüzde bu sorular, daha da ürpertici karanlıklara doğru yol alıyor. Aslında ademoğlu çoğalsa da ilkinden itibaren ‘Adem’lerin yalnızlığı azalmadı arttı. Çünkü yalnızlık duygusu, insanın yanında yöresinde kendisiyle ilgili birilerinin var olması ile ilgili değil, içine doğru yaptığı yolculuğun kıyıcılığıyla ilgili.
Nazan Bekiroğlu’nun her yeni eserinde geliştirdiği ‘çok özel’ üslubuyla harmanladığı Lâ, diğer romanları gibi geçmişin zenginliğinden besleniyor, ancak bir farkla. Bekiroğlu bizi bu defa, evvelinden de evveline, hikayenin ta başına götürüyor. Adem ile Havva’nın bir insan olarak var oluşunun hikayesine. Yazar bunu yaparken elbette Kur’an’ı referans alıyor. Ontolojisini İslami bir temele oturtan Nazan Bekiroğlu, Adem’in öyküsünü anlatırken tamamen insani duygulara ve anlayışı taşıyor yedeğinde. Yazar, “mutlak olan sadece kalbin zamanı” derken aşkın insan hayatının tam merkezinde hep ve tam belirleyen güdü olduğunu da savunuyor. Bu bakımdan iki kişilik bir dünyada bile aşkın var olabildiğinin de hikayesi Lâ.
Zaten bir sevmeye gör, göz başka birini görür mü ki. Bu bağlamda aşk zaten (en fazla) iki kişilik bir eylem değil midir? Lâ’nın yazarı burada, kimi fundemental tepkilere de göze alarak bir peygamberle bir faninin hayatından son derece insani bir aşk hikayesi kotarıyor. Çünkü o tepkiyi göstereceklerin bir kısmı, bir peygamberin fani bir aşkla meşgul olmayacağını söyleyeceklerdir. Ancak, günümüz ölçülerine karşı oldukça uzun bir ömür sürdükleri tahmin edilen Adem ile Havva ’nın, onca yılı aşksız nasıl yaşayacaklarını ve çoluk çocuğa karışıp insanlığın her anlamda nüvesini nasıl oluşturabileceklerinin cevabını vermeden!
Aslında böylesi bir konuyu romana taşımak, bir peygamberi roman kişisi haline getirmek neresinden bakarsanız bakın çok riskli. Ancak Nazan Bekiroğlu, bu riski az rastlanır bir güzelliğe tahvil etmeyi başarıyor. Kullandığı dil ve o dilin yarattığı aura, bizim artık unutmaya meyyal olduğumuz (yeğlediğimiz mi demeliydik) dünyaya öylesine sokuyor ki, insan ister istemez, tuhaf bir anakronizmanın da etkisiyle “Adem böyle isimlendirirdi eşyayı ve olayları ” diyor. Zaten yazara tutkunluk
derecesinde bağlı sadık okurları yıllardır bu çok özel dilden haberli. Bekiroğlu, Nun Masalları’nda yetkinlik sahiline ulaştırdığı dilini bu kez çok daha
büyük bir ustalıkla kullanıyor.
http://i.radikal.com.tr/644x385/2008/12/10/fft5_mf81613.Jpeg
Bir süre önce ‘Patronizing the Arts’ adlı kitabı yayımlanan Marjorie Garber’a bakılırsa, sanat ve sanatçı ile mesen, sanat koruyucusu arasındaki ilişkiden kimin daha kârlı çıktığı incelenmeye değer bir konudur
YERYÜZÜ KİTAPLIĞI
Latin edebiyatının ünlü ozanları Vergilius ve Horatius, kimi yapıtlarında Gaius Maecenas’ın adını anarlar, ondan saygı ve övgüyle söz ederler. İÖ 1. yüzyılda Roma imparatoru Octavianus’un (ki sonradan Augustus Caesar unvanını almıştır) yakın dostu ve en güvenilir danışmanı olarak bilinen Maecenas, devlet görevlerindeki becerisinin yanı sıra, gösterişli bir yaşam sürmekten hoşlanan, sanat ve edebiyattan büyük zevk alan, sanatçıları özendiren ve destekleyen biriydi. Sonradan sanat koruyucusu anlamında kullanılan “mesen” sözcüğü onun adından gelir. Sanat koruyuculuğunun tarihi belki çok daha eskilere götürülebilir, ama pek çok sanat tarihçisi mesenliğin öyküsünü yazarken Maecenas’ı milat alır.
Romalı diplomat Maecenas’tan günümüze, hükümdarlar, devlet yöneticileri, soylular, zenginler, güçlü işadamları, sanata ve sanatçılara değişik biçimler ve ölçülerde destek vermişlerdir. Maecenas, döneminin en büyük zenginlerinden biriydi aynı zamanda. Öyle ki, İÖ 8 yılında çocuksuz öldüğünde, Roma’daki sarayı ve bahçeleri de içinde olmak üzere bütün servetini, dostça ilişkilerini hep sürdürdüğü İmparator Augustus’a bırakmıştı. Ama yaşamı boyunca Vergilius ve Horatius gibi ozanlara sunduğu destek de, azımsanmayacak bir toplumsal saygınlık ve seçkinlik sağlamıştı Maecenas’a.
Bir süre önce Patronizing the Arts (Princeton University Press) adlı kitabı yayımlanan Marjorie Garber’a bakılırsa, sanat ve sanatçı ile mesen, sanat koruyucusu arasındaki ilişkiden kimin daha kârlı çıktığı incelenmeye değer bir konudur. Sanat koruyucuları, bu yoldan, kimi zaman siyasal amaçlarına güç sağlamışlar, kimileyin toplumdaki konumlarına saygınlık kazandırmışlar, bazen de kazançlarını daha bir yasal kılmışlardır. Ya sanatçılar? Onlar da zaman zaman büyük olanaklar elde etmişler, resimlerini, heykellerini, şiirlerini koruyucularının desteğiyle yaratmışlardır.
Gel gör ki, Eski Roma’nın mesenlerinden Rönesans’ın Medici’lerine, 17. ve 18. yüzyılların sanat koruyucusu hükümdarlarından 20. yüzyılın sanat koleksiyonculuğuna soyunan demiryolu, petrol, finans krallarına, o günlerden bugünlere incele süzüle gelen sanat sponsorlarına, sözünü ettiğimiz bu “alışveriş”, sanıldığı kadar düz ve yalınkat değil. Hem sanat koruyucusu, hem de sanatçı açısından birçok sorun ve kuşkuyu içeriyor. Harvard Üniversitesi Görsel ve Çevresel Araştırmalar Bölümü Başkanı Marjorie Garber da, Patronizing the Arts adlı kitabında, tam da bu karmaşık, sorunlu ve kuşkulu ilişkinin dolambaçlı ayrıntılarını, derinlerde yatan özelliklerini ele alıyor.
Garber’ın kitabının adı, ilk bakışta dikkatini çekiyor insanın. İngilizcede “patronizing” öyle bir sözcük ki, birkaç anlamda kullanılabilir. İsterseniz, “sanata hükmetmek” diye anlayabilirsiniz -“hükmetmek”te bir “buyurganlık” vardır kuşkusuz. Dilerseniz, “sanatın koruyuculuğunu üstlenmek, sanata destek vermek, arka çıkmak” diye alabilirsiniz “patronizing the arts”ı. Ama “sanata tenezzül etmek, gönül indirmek” gibi biraz tepeden bakan bir anlamı da yok değil. Garber, belli ki, ölçüp biçip seçmiş kitabının başlığını.
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/188655.jpg
İYİLİK VE KÖTÜLÜK ÜZERİNE
Turgay Özen
Hakiki bir tasavvuf yolculuğu ...
‘İyilik ve Kötülük Üzerine’, kötülüğün binlerce yıldır insan üzerine oynadığı oyunları, kurduğu acımasız planları ve kötülüğün aslında ne olduğunu deşifre eden bir şiir kitabı.
Kitap, yaratılış önesi ve ilk günahla başlayıp, kötülüğün günümüze kadar süregelen planlarıyla devam eden ve kötülüğün yakın gelecekteki nihai hedefini açığa vuran hayati bir yolculuk aslında. İyiliklerin canlı tarihinin yanında şeytanın kronolojik olmayan sanal tarihi...
Bu yolculukta neler yok ki: İlk düşünce, ilk günah, ilk kelime.. Elektrikler ve cinler... Sayılar, harfler, dijital sinir sistemleri, genetik müdahaleler... Katledilen ormanlar, kirletilmiş yiyecekler, kayıt altına alınmış zihinler... Yeraltı mağaraları ve ölümsüzlük arayışları... Yılanlar, gizli ritüeller, çakralar, sekar ve davut yıldızı... Kanlar, altınlar va kanaltınlar...
Ve kararlı, kendinden emin, teslim olmuş bir insan kalbi... Kötülüğün tüm azametine, tüm ihtişamına, tüm yaygınlığına rağmen, bir çocuk saflığıyla dimdik duran, umutlu, korkusuz bir umut... Topraktan yaratılmış olmanın anlamını ve açılımlarını kavramış bir insan kalbi... Kötülüğün egemenlik ve tatbikat alanı olan zihni zapt etmeyi başarmış bir kalp... Ağaçlara sarılan, kırların sonsuzluğuna kendine emanet edilen kalbi gezdiren bir tasavvuf insanı... Alnını tertemiz toprağa koyan bir kul... Meleklere, ormana, ağaca, kağıda aşık bir kalem... İlk anın temizliğini özleyen ve onun gerçekleşeceğinden emin olan, cennet inancını asla yitirmeyen, kalbinin son yolculuğuna çıkmış bir şair...
‘İyilik ve Kötülük Üzerine’ büyük savaşı başlatıyor... Sakın korkmayın, diyor, “iyilik mutlaka kazanacak”...
Turgay Özen (Yazar)
Turgay Özen 1982-94 yılları arasında arkadaşlarıyla Beyaz dergisini çıkardı. İlk kitabı “karaltı” 1985’de yayınlandı. 11 yıldır susuyor. 11 yıldır iyilikler için yeni söz dizimi hazırlıyor. Özen şimdi konuşuyor: “İyilikler beyazlığın koruyucusudurlar... İyiler susarlar genellikle... Ama bir konuşmaya başlarlarsa artık onları kimse susturamaz.”
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/188654.jpg
HATTATLARIN GECESİ
Yasmine Ghata
Hat sanatının büyülü dünyasında bir kadın ...
“Hattatlar içlerinden yazar, sonra kararan bedenlerinden küçücük bir parçayı harfler aracılığıyla dışa yansıtırlar.”
Yasmine Ghata, Türk hat sanatının 20. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olan büyükannesi Rikkat Kunt’un hayatından esinlenerek, onun dilinden yazdığı bu ilk romanında şiirsel ve yalın anlatımı ile büyülü bir atmosfer yaratıyor. Yaşamdaki düş kırıklıklarının acısını sanatı ile dindirmeyi başarmış duyarlı bir kadının iç dünyasını yansıtırken, eski önemini yitiren bir sanat dalını incelikli bir yaklaşımla anıyor.
‘Hattatların Gecesi’, yazıya tutulmuş bir ayna. İçte ve dıştaki yolculuklarımızın tanıklığı aynı zamanda.
Fransa’da en çok satanlar listesine giren ve 2004 yılı Renaudot Ödülü’ne aday gösterilen bu roman, yazarın hiç tanımadığı büyükannesine ulaşma isteğinin, onunla paylaştığı hat sannatı aşkının ürünü.
1975 doğumlu, Türk-Lübnan asıllı bu genç yazarın romanı, ilginç bir tesadüf sonucu yazılmış. Sorbonne Üniversitesi’nde sanat tarihi okuyan ve İslam sanatları üzerine uzmanlaşan genç kadın, Louvre Müzesi’ndeki Sabancı Koleksiyonu hat sanatları sergisini gezerken tanıdık bir isme rastlamış. Büyükannesi Rikkat Kunt’un önemli bir hat sanatçısı olduğunu bu sayede keşfetmiş. ‘Hattatların Gecesi’, dilindeki ustaca yalınlık ve anlatımındaki şiirsellik ile “kadın kitabı” betimlemesini bambaşka bir düzleme taşıyan, edebi değeri yüksek bir yapıt. Duyarlı bir kadının hayata, sanatına bakışındaki özgünlük, yaşadığı acıları anlatırken kendine acımaktan uzak ifadesi, düşük kırıklıklarının tesellisini sanatında buluşu... Bir solukta okunan, sürükleyici, etkileyici bir roman.
Yazar, ölmüş büyükannesi ile iletişim kurma arzusunu yansıtırcasına, kitabın anlatıcısı olarak büyükannesinin ruhunu seçmiş. Daha ilk cümleden bize ölümünü haber veren Rikkat Kunt, ilk evliliğinden başlayarak hayat hikayesini anlatıyor. Yaşarken sık sık ölmüş hattatların ruhları onu ziyarete geliyor, sanatına yön veriyorlar.
Harf devrimi ile birlikte bu sanatın yok olmaya yüz tutmasından ve hattatların terk edilmişliklerinden bahseden Yasmine Ghata’nın geçmişe özlemi kuşkusuz sanatsal ve duygusal açıdan değerlendirilmeli. Yazar da önemi eleştirme yetkinliğini kesinlikle kendinde görmediğini açıkça ifade ediyor ve “Acı çeken bir meslek grubu, Cumhuriyet’teki gelişmeler karşısında önemsiz kalıyor” diyor.
Duyarlı, acılarını içine gömen, gerçek bir sanatçının öyküsünü anlatan ve kuşkusuz edebi açıdan da değerlendiren bir kitap...
Dünya Kitapları, 128 sf.
Fransızca’dan çeviren: Aysel Bora
Dizi: Roman
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/797-Bir-Bilim-Adaminin-Romani.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302BİR BİLİMADAMININ ROMANI-OĞUZ ATAY
Ülkemizde pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay’ın, kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Mustafa İnan’ı anlatışı.
Bir halk çocuğunun uluslararası ün sahibi bilim adamı oluşunun zorlu serüveni sergilenirken toplumsal eleştiri kalıplarının da zorlanışı. İnan’ın yaşamından kesitler veren fotoğraf albümüyle birlikte.
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/1710-Kar.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302KAR-ORHAN PAMUK
On iki yıldır Almanya'da sürgün olan şair Ka Türkiye'ye dönüşünden dört gün sonra, bir röportaj için Kars şehrinde bulur kendini. Ağır ağır ve hiç durmadan yağan karın altında sokak sokak, dükkan dükkan bu hüzünlü ve güzel şehri ve insanları tanımaya çalışır. Kars'ta ağzına kadar işsizlerle dolu çayhaneler, dışarıdan gelmiş ve kardan mahsur kalmış gezgin bir tiyatro kumpanyası, intihar eden ve türban direnişi yapan kızlar, çeşitli siyasal gruplar, dedikodular, söylentiler, Karpalas Oteli ve sahibi Turgut Bey ile kızları İpek ve Kadife ve Ka için bir aşk ve mutluluk vaadi vardır.
http://www.nadirkitap.com/upload/Kitap_20090117154323_2905_4.jpg
Saraydan Sürgüne
Yazarı: Kenize Murad
Çeviren: Nuriye Yiğitler / Gökçe Tuncer
Açıklama:Üç kıtayı zangır zangır titreten büyük bir imparatorluğun çöküşüne tanık olduğu sıralarda Selma Sultan henüz yedi yaşındaydı. İstanbul'da Çırağan Sarayı'nda dünyaya gelmesiyle başlayan hayat çizgisi zaten gerçek bir masal olarak yazılmıştı. Üstelik masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olmayacak kadar masalsıydı bu hayat.
İmparatorluk ailesi, saltanatın sona ermesiyle birlikte sürgüne gönderip Lübnan'a yerleşmişti. Hem ülkesini hem de babasının yitiren Selma, orada "yamalı çoraplı prenses" oldu, hayatının ilk aşkını tattı ve ömründe hiç görmediği bir Hint racasıyla evlenmeyi kabul etti. Hindistan'da mihracelerin şatafatlı hayatını, Britanya imparatorluğu'nun son günlerini ve Gandi'nin başlattığı bağımsızlık savaşlarını yaşadı.
Ancak Lübnan'da olduğu gibi orada da "yabancı" kaldı. Sevmek istediği halk tarafından dışlanınca Paris'e kaçmaktan başka çare bulamadı. Sonunda gerçek aşkı orada buldu, ancak savaş yüzünden sevdiğinden ayrılmak zorunda kaldı. Bir kız çocuğu dünyaya getirdikten sonra, yirmi dokuz yaşındayken, yoksulluktan öldü.
Selma Sultan'ın kızı olan elinizdeki romanın yazarı Kenize Murad, Osmanlı sarayını ilk kez sarayın içinden, Fransız mandası Lübnan'dan, feodal Hindistan'dan bakarak gözlerinizin önüne seriyor bu romanda. Saraydan Sürgüne, büyük bir aşkı anlatan, ender bulunabilecek romanlardan...
http://www.kitapalemi.com/resimgoster/?img=48462.jpg&id=20055
İnci Gibi Dişler
Zadie Smith
EVEREST YAYINLARI
Bu romanın 80 sayfalık müsveddesini götürüp yayınevinden 250.000 pound avans alan Zadie Smith kitap piyasaya çıktığı andan itibaren hem İngiltere 'de hem dünyada çok büyük sükse yaptı ve hemen hemen bütün ödüllerde adını bir fırtına gibi estirdi. Öyle ki dünyaca ünlü Guardian gazetesinin bu yıl ilk defa verdiği ödülü kazandığınöda da jüride bulunan ünlü romancı Julian Barnes düşüncelerini şu sözlerle ifade etmişti:
"Bir romancı olarak içim kıskançlık ateşiyle kavruluyor."
Peki ne altıyordu ki bu gencecik yarı-Jamaikalı kız: Her türlü aşırılığın revaçta olduğu Londra 'nın kenar semtlerinden birinde farklı renklerin farklı dinlerin ve farklı kuşakların Jones 'lar İkbal 'ler Chalfen 'ler gibi üç renkli ailenin çoluk çocuk birbirinden matrak hikâyeleri etrafında göçmenlerin geleneklerin İngiliz orta sınıf ailesinin ve alt-kültürlerin ağzına kadar dolu bir cümbüş sürahisine daldırılıp daldırılıp çıkarılan bir parodisini...
İddia ediyoruz jki milenyumun ilk parlak edebiyat yıldızı olan Zaide 'nin İnci Gibi Dişler 'ini ya her gün bir öğün yirmi sayfa eğlence ve keyif şöleni olarak yuvarlayıp alarak bir defada oturup gözleriniz kan çanağına dönene kadar yutarak bitirdiğinizde kesinlikle tadı damağınızda kalacak ve "keşke daha çok sayfa daha çok olsaydı..." diye söyleneceksiniz.
İnci Gibi Dişler uçuk bir kızdan delice ironilerle dolu çılgınca bir roman...
http://www.yanki.nl/images/sule%20yuksel%20senler%20-%20hurzur%20sokagi.jpg
HUZUR SOKAĞI
Şule Yüksel Şenler
Tür: Roman
KİTAP HAKKINDA
Huzur Sokağı bir klasik... Satış rekorları kırmış, her yaştan ve her kesimden onbinlerce insanımız tarafından aynı ilgi ve heyacanla okunan bir eser olarak haklı şöhret kazanmıştır. Birleşen yollar adıyla da sinemaya uyarlanmış ve halkımızın büyük yine büyük ilgi ve teveccühünü kazanmıştır. Huzur Sokağı özlenen huzur için.
http://4.bp.blogspot.com/_RRlhbBHw6GU/SZcx188TSnI/AAAAAAAADxE/NBAhM1WniH4/s320/kitap_shura.jpg
Kurt Seyt & Shura - Nermin Bezmen
Nermin Bezmen "Kurt Seyt & Shura"da Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul 'a sürüklenen hayatları anlatıyor.
Tarihi bir gerçeğin öyküsü olan bu romanla, 1892'nin Yalta'sından St.Petersburg'un saltanat günlerine, Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet, işgal altındaki İstanbul'a 1920'lerin Pera'sına macera dolu bir yolculuk yapacaksınız...
Romanın kahramanları ile beraber, polkaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin ve savaşın acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerini yaşayacaksınız...
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4522-Yuzsuzler.jpg (http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4522-Yuzsuzler.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302)
Kitabın Yazarı :
Amma Darko (http://www.kitapokuyoruz.com/yazar/4522/Amma-Darko-Kitaplari/)
Kitabın Çevirmeni :
Ahmet Arpad (http://www.kitapokuyoruz.com/cevirmen/4522/Ahmet-Arpad--Kitaplari/)
Kitabın Yayınevi :
Şenocak Yayınları (http://www.kitapokuyoruz.com/?bolum=yayindevam&kn=4522&yayinevi=Senocak-Yayinlari)
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
866
Ekleyen :
Özlem Aydın
Yüzsüzler
Roman / Edebiyat
Afrika'nın ünlü kadın yazarlarından, Ghana Book Award 2000 ödülü sahibi Amma Darko "Yüzsüzler" romanı ile, yine ülkesi Gana'nın bir toplum sorununa eğiliyor. Sokak çocuklarının yaşamını ele aldığı ve çeşitli dillere çevrilmiş olan bu romanı, her zamanki gibi akıcı ve eleştirel bir anlatıma sahip. Darko, kocasının terk etmiş olduğu çok çocuklu bir annenin bakamadığı kızının sokak yaşamından yola çıkarak, Gana toplumunun en alt katındaki ezilmiş insanların alın yazılarını gerilim dolu bir anlatımla gözlerimizin önüne seriyor. Ünlü kadın yazar, başkent Accra'nın, insanın hiç değeri olmadığı gecekondular yerleşimi "Sodom ve Gomora"nın batağında yok olmamaya çabalayan sokak kızı Fofo ile onu bu bataktan kurtarmaya çalışan varlıklı bir aile kadınının zorluk dolu savaşımını anlatıyor. Amma Darko'nun yazdıkları o kadar canlı ki, okur kendini olayların içinde, büyük kentin sokaklarında romanın kahramanları ile yan yana hissediyor. "Yüzsüzler", polisiye romanı tadında anlatılmış bir Afrika gerçeği.
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4439-Kirilmadik-Bir-Sey-Kalmadi.jpg (http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4439-Kirilmadik-Bir-Sey-Kalmadi.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302)
Kitabın Yazarı :
Özdemir Asaf (http://www.kitapokuyoruz.com/yazar/4439/Ozdemir-Asaf-Kitaplari/)
Kitabın Yayınevi :
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık (http://www.kitapokuyoruz.com/?bolum=yayindevam&kn=4439&yayinevi=Yapi-Kredi-Kultur-Sanat-Yayincilik-)
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
701
Ekleyen :
Özlem Aydın
Kırılmadık Bir Şey Kalmadı
Öykü / Edebiyat
Özdemir Asaf'ın Kırılmadık Bir Şey Kalmadı'da bir araya getirilen aforizma niteliğindeki "etikalar"ı, anı-deneme türünde yazıları ve öyküleri en az şiirleri kadar etkileyici, sıra dışı ve şaşırtıcı.
"Kimbilir kaç yıllık büyücek bir defter. İçinde aforizma, şiir, öykü taslakları, tasarımları, bir sürü düş ve düşünce kırıntısı. Ben hep öyle yaptım. Şiirlerimin, öykülerimin, aforizmalarımın, günlük notlarımın ayrı defterleri olmadı. Kiminin altına tarih koymuşum, saat bile koyduklarım var."
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4420-Ay-Karanlik-Gece-Beyaz.jpg
Kitabın Yazarı :
Defne Duman
Kitabın Yayınevi :
Cinius Yayınları
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
159
Ekleyen :
Özlem Aydın
Ay Karanlık Gece Beyaz
Roman / Edebiyat
Metropol erkeği, psikiyatr Görkem'i hiç bilmediği duygularla, kavramlarla tanıştıran dört kadının hikayesi... Her biri farklı bir hayatın, farklı bir bölgenin içinden gelen, birbirlerini hiç görmemiş dört kadının sanal ortamda kesişen yolları... Acılar, umutlar, mutluluklar, aldatmalar, aldanmalar, yalanlar, gerçekler... Tüm bu sıradanlıkların içinde gizli dostluk.
Defne Duman'ın Sevgi Hep Siyah Kaldı adlı ilk romanından sonra kaleme aldığı ikinci romanı Ay Karanlık, Gece Beyaz kadın dünyasının karmaşık gibi görünen gizemini ve bu gizemin günümüz erkeği üzerindeki yansımalarını anlatıyor
Defne Duman'ın yorumuyla, hem birbirinden değişik, hem birbirine yapışık hayatların içinde yeni bir yolculuk.
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4419-Av-.jpg (http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4419-Av-.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302)
Kitabın Yazarı :
P. C. Cast, Kristin Cast (http://www.kitapokuyoruz.com/yazar/4419/P-C-Cast-Kristin-Cast-Kitaplari/)
Kitabın Çevirmeni :
Sevinç Tezcan Yanar (http://www.kitapokuyoruz.com/cevirmen/4419/Sevinc-Tezcan-Yanar--Kitaplari/)
Kitabın Yayınevi :
Pegasus Yayıncılık (http://www.kitapokuyoruz.com/?bolum=yayindevam&kn=4419&yayinevi=Pegasus-Yayincilik)
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
460
Ekleyen :
Özlem Aydın
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4340-Saray-Mucevher-ve-Iktidar.jpg
Kitabın Yazarı :
Arzu Terzi
Kitabın Yayınevi :
Timaş Yayınları
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
173
Ekleyen :
Bilge
Saray Mücevher ve İktidar
Araştırma - İnceleme / Araştırma - İnceleme
'Pertevniyal Valide Sultan, oğlunun kanlar içinde yattığını görüp feryat ederken bir zâbit küpesini ve yüzüğünü çekerek alır.'
•Sultan V. Murad ve annesi nasıl bir borç girdabındaydı?
•Sultan V. Murad'ın borçlandığı özel bankeri kimdi?
•Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilişi sırasında haremi nelere maruz kalmıştı?
•Sultan Abdülaziz hanedanının mücevherlerine ne şekilde ve kimler tarafından el konuldu?
•Osmanlı Sarayı'nda İki Valide Sultan'ın iktidar ve mücevher mücadelesi nasıl cereyan etti?
•Sultan V. Murad'ın borçlarına karşılık Abdülaziz Hanedanı mücevherleri
hangi Bankere rehin verildi?
•Rehin edilen mücevherlerin çeşitleri ve kıymetleri ne idi?
•Mücevherler banker tarafından niçin Paris'e götürüldü?
•II. Abdülhamid, V. Murad'la alakalı cevaplamaları için devlet meclisine hangi üç soruyu yöneltti?
•Padişahın V. Murad'a özel olarak gönderdiği mektubun içeriği neydi?
•Sultan Abdülhamid neden mücevherlerin peşine düştü?
•Bir Osmanlı Padişahı ile bir Galata Bankeri'nin uzun süren mücevher pazarlığı nasıl gerçekleşti?
•II. Abdülhamid'in mücevherlere karşı rehine verdiği padişah mülkleri hangileriydi?
•II. Abdülhamid'in binbir zorlukla İstanbul'a getirttiği mücevherlerin sonu ne oldu?
Sultan Abdülaziz, V. Murad ve Sultan Abdülhamid üçgeninde, yukarıdaki sorular SARAY MÜCEHER İKTİDAR'da cevap buluyor.
Mücevherler dünya kurulduğundan bu yana insanoğlu için ihtişam ve gücün sembolüdür. Kitapta ele alınan dönemde ise mücevherler iktidar mücadelesinin kahramanlarından biridir. Zira XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra iktidarı ele geçirmek veya elde tutmak için paradan başka hiçbir şeyin işe yaramayacağını kabul etmek gerekir. Birikmiş iç ve dış borçların olduğu ve paranın bulunmadığı bir ortamda dönemin tahvilleri ve hisse senetlerinden çok daha kıymetli olan mücevherlerin gücüyse tartışılamaz.
Bu çalışma, çok kısa ve gizemli zaman diliminde tarih sahnesinde gizli kalmış pek çok önemli detayı içermekte ve bugüne kadar bilinen bazı yanlışları da düzeltmektedir.
Bu kitapta Osmanlı İmparatorluğu Arşivleri'nde bugüne kadar saklı kalan belgeler ışığında Sultan Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle başlayan, Sultan Murad'ın kısa saltanatıyla devam eden ve Sultan II. Abdülhamid'in taht'a çıkışının ilk yıllarına kadar süregelip nihayetlenen, şimdiye kadar ele alınmamış, mücevher ve iktidar ekseninde bir saray trajedisi Doç. Dr. Arzu Terzi'nin akıcı diliyle okurunun karşısına çıkıyor.
http://www.resimlisiirler.biz/images/statusicon/wol_error.gifhttp://www.kitapyayinla.com/images/kitap/cenin_kpkon.jpg
Bir Cenin Ağlıyor
Ulviye Ay
Akart Yayınları
Basım Tarihi : 10 - 2009
Sayfa Sayısı : 240
Elfida'yı bilir misiniz? Hani anne karnındayken ağlayan, bunu duyan dedesinin de annesinden, doğacak çocuğunun kız olmaması için dua etmesini istediği, şayet çocuk kız olursa hayatı boyunca çok gözyaşı döker dediği Elfida'yı... İşte bu kitap onun hikâyesini anlatıyor. Güneşin her sabah doğup her gece kötülüklerin üzerini örttüğü; musibetin, hastalıkların, üçüncü sayfa haberlerinin bizi ve sevdiklerimizi değil de hep başkalarını bulduğu ve tüm bu olan bitene akşam yemeği saatlerinde maaile seyirci olduğumuz bir hayatsa yaşadığımız, Elfida tam da bu mesafeden bize seslenir... Duyar mıyız sesini? Böylesi bir hengâmede, belki...
Kadere inanmakla isyan etmek, mücadele etmekle olanı olduğu gibi kabullenmek arasında salıncak misali gidip gelen Elfida, hayatı, inançları ve dünyayı sorgulamaktan korkmayanları bu kitapla kendi serüvenine ortak ediyor...
http://img183.imageshack.us/img183/1996/adszgw.th.jpg (http://www.wardom.org/link.php?url=http://img183.imageshack.us/i/adszgw.jpg/)
Ağlama Susannah
Alona Kimhi
Galata Yayınları
Basım Tarihi : 10 - 2009
Sayfa Sayısı : 304
Çevirmen : Salih Burak Öztürk
Annesiyle birlikte yalnız yaşayan ve dünyaları yaşadıkları mahalleden ibaret olan Susannah'ın hayatı, girişimci ve sosyal yönü gelişmiş olan kuzeni Misafir'in Amerika'dan gelip onların evinde kalmasıyla değişir. O güne kadar annesinin nasihatleri ve korumacılığı altında yaşayan Susannah, yavaş yavaş bu "yabancı"nın etkisi altına girer ve muhafazakar annesi ve komşularıyla çatışmaya başlar... Çünkü Misafir ona kendisi olmayı, özgür düşünmeyi, canı sıkıldığında çekip gitmeyi öğretir ve en önemlisi bunları geçekleştirebilmek için de mutlaka annesinden ayrılıp üniversite okumasını ister.
Kendisine telkin edilen iki yaşam tarzı arasında kalan Susannah ile Misafir arasında duygusal bir ilişki gelişmeye başlamıştır...
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4524-Tapinak.jpg (http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/4524-Tapinak.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302)
Kitabın Yazarı :
Tayfun Erkızan (http://www.kitapokuyoruz.com/yazar/4524/Tayfun-Erkizan-Kitaplari/)
Kitabın Yayınevi :
Şenocak Yayınları (http://www.kitapokuyoruz.com/?bolum=yayindevam&kn=4524&yayinevi=Senocak-Yayinlari)
Basım Tarihi :
Ekim 2009
Gösterim :
105
Ekleyen :
Özlem Aydın
Tapınak
Araştırma - İnceleme / Araştırma - İnceleme
Antik dönemden günümüze kadar "Tapınak" kültürü tüm insanlığın ilgisini çekmiştir. Burada yapılan ayinler, okunan dualar, dinsel törenler... Tayfun Erkızan hepimizi ilgilendiren bu konuyu ustalıkla kalem almış, bilimsel bir gözle irdelemiş. Mezopotamya'dan Anadolu'ya, Orta Asya'dan Batı Avrupa'ya kadar geniş bir coğrafya üzerinde kurulu olan "Tapınak"ın tarihçesini gözler önüne seriyor. Konuya ilgi duyanların mutlak okuması gereken çok bir değerli bir çalışma.
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/3645-Askta-Seni-Sectim.jpg (http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/3645-Askta-Seni-Sectim.jpg?KeepThis=true&TB_iframe=true&height=3342&width=1302)
Kitabın Yazarı
Johanna Lindsey (http://www.kitapokuyoruz.com/yazar/3645/Johanna-Lindsey-Kitaplari/)
Kitabın Çevirmeni
Meryem Gündoğdu (http://www.kitapokuyoruz.com/cevirmen/3645/Meryem-Gundogdu-Kitaplari/)
Kitabın Yayınevi
Epsilon Yayınevi (http://www.kitapokuyoruz.com/?bolum=yayindevam&kn=3645&yayinevi=Epsilon-Yayinevi)
Basım Tarihi :
Temmuz 2009
Aşkta Seni Seçtim
Roman / Edebiyat
Evlilik aşkı öldürür diyenlerden misiniz yoksa ikisi de bana göre değil diyenlerden mi?
Evliliğe ve aşka inanmayan, "her limanda sevgilisi olan" bir adam ve karşısına kötü bir tesadüfle çıkan dünyalar güzeli bir kadın... Biri aşkın her şeyin üstesinden geldiğine inanır, diğeri ise "Ben âşık olmam, bana âşık olurlar," diyerek çapkınlık yapmaya devam eder. Bu düşünceler kadını yorsa, üzse de mücadelesinden hiç vazgeçmez. Ne yapıp edip kararlı ve güçlü bir kadın olarak bu adamı yola getirir. Ama kendisi de çok kırılır, yıpranır. Aslında adam da kadına bağlanmıştır ama öyle inatlaşmıştır ki hayatla asla bir kadını sevemeyeceğini, âşık olamayacağını savunduğundan geri adım atmamak için direnir.
Sonuç mu? Evlilik aşkı öldürmez...
http://static.ideefixe.com/images/316/316909_2.jpg
Aşkım Ayağını Denk Al
İnci Yeşilyurt
Alfa Yayınları
Basım Tarihi : 09 - 2009
Sayfa Sayısı : 190
Çiftler arasında iletişim problemlerinin yaşanması doğaldır.Önemli olan, sorunları küçükken çözmenin yollarını bilmektir.Zamanında müdahale edilemeyen iletişim problemleri ayrılıkla sonuçlanabilir. Bu aşamaya gelmeden iletişim sorunlarına müdahale etmek, ilişkinize, evliliğinize ve dolayısıyla da kendinize saygı duyduğunuzu gösterir, huzurlu ve mutlu birliktelikler yaşamanızı sağlar.
Bu kitapta, çiftler arasında yaşanmış gerçek hayat öyküleri içinde iletişim problemlerinin nasıl çözüldüğünü bulacaksınız.Belki sizin hayatınız da bir dönüm noktasındadır.İlaçla tedavi veya psikolojik destek gerektirmeyen tüm iletişim problemlerinin çözümü için bu kitap size yol gösterecektir.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2665.jpg
Vardar Rüzgârı
Yazar(lar) : Selma Fındıklı
Sayfa Sayısı : 267
ISBN : 978-975-14-1340-6
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2.Hamur
Fiyatı : 15,00 TL
Sert havalarda ikindi vakti bir rüzgâr esermiş Selanik’te kuzeybatıdan... Yangın kıvılcımlarını yıldız gibi çoğaltır, alevleri dört yana savurup şehri kül edermiş... “Vardar rüzgârı” dermiş ona eski Selanik halkı... Mustafa Kemal’in hem yaşıtı hem de memleketlisi olan Cenap Fehmi’nin, tiyatrosu, gazinosu, kumarhanesiyle ünlü Concordia’nın kararmış taş duvarları arasında tanıştığı Rum kızı Dimitra’yla yaşadığı aşkın büyülü öyküsünü anlatıyor Selma Fındıklı. 1906’da başlayıp 1943’te hâlâ süren ve savaşlara, çalkantılara da tanık olmuş tertemiz bir aşkın öyküsü…
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2664.jpg
Başarılı Yönetimin 12 Temel İlkesi
Yazar(lar) : R. Wagner, James K. Harter, PH.D.
Sayfa Sayısı : 272
ISBN : 978-975-14-1338-3
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2.Hamur
Fiyatı : 15,00 TL
Gallup tarafından çeşitli işyerlerinde yapılan 10 milyon görüşmeyi temel alan kitap Bundan on yıl önce dünyanın önde gelen araştırma şirketi Gallup’un, işyerlerinde mükemmeliyeti sürdürmek için gereken en önemli ilkeleri saptamak amacıyla başlattığı araştırma, bugün 114 ülkede 41 dilde, 10 milyon çalışan ve yönetici görüşmesine ulaştı. Rodd Wagner ve James K. Harter, Başarılı Yönetimin 12 Temel İlkesi’nde Gallup’un en yeni bulgularıyla nörobilim, oyun teorisi, psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarındaki en yeni gelişmeleri ustaca bir araya getiriyorlar. Büyük ya da küçük ölçekli, değişik işyerlerinde görevli tüm yönetici ve çalışanları ilgilendiren 12 Temel İlke, çalışan bağlılığını yaratmak ve korumak için herkesin bilmesi gerekenleri açıklıyor.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2714.jpg
Tarihöncesi Günlükleri’nin 5. kitabı okuru yine olağanüstü bir serüvene çağırıyor. Sürgün olduğu dönemde en yakın arkadaşlarından birini öldüren kişiden intikam almaya yemin eden Torak, suçluluk duygusuyla acı çekerken, katilin peşine düşer. Dünyanın Ruhu, Kara Orman’ın gizli vadilerinde geyik boynuzlu uzun bir adam kılığında dolaşmaktadır. Torak burada, ateş, savaş ve kötülüğün en güçlüsüyle karşılaşmak zorunda kalır. YEMİN BOZAN, insanın sözünde durmasıyla ve intikam bedelinin ödenişiyle ilgili bir roman. Bu kitap sizi bir kez daha uzak geçmişe ve KARDEŞİM KURT, RUH GEZGİNİ, RUH EMİCİ, SÜRGÜN’le başlayan maceraya götürecek.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2715.jpg
Evlilik Okulu
Yazar(lar) : Haluk Yavuzer, Prof. Dr
Sayfa Sayısı : 320
ISBN : 978-975-14-1350-5
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2.Hamur
Fiyatı : 17,50 TL
Evlilikte Kişilerarası İlişkiler ve İletişim Becerileri Kitabın genişletilmiş ve geliştirilmiş 3. basımını sunuyoruz. Evlilik Okulu, evlenmeye aday gençlerin ve evli bireylerin evlilik yaşamları ve ilişkileriyle ilgili farkındalık ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla yazıldı. Haluk Yavuzer başkanlığında İstanbul Üniversitesi Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından kaleme alınan bu çalışmadaki başlıca temalar: Bireylerin eş olmaya hazırlanmaları; eşler arasında iletişim becerilerinin geliştirilmesi; sorun çözme ve ana-babalığa hazırlık;eşlerin yaşantılarının paylaşıldığı, sorunlarının tanımlandığı ve sorularının yanıtlandığı bir ortamın hazırlanmasıdır.
yeşilelma
18-11-2009, 22:41
cnmm çokk guzel kıtaplarrrrrrrr bn kıtap okumayı çok sevıyorummmm.....sıze önerecegım bı kac kıtap var bakalım sever mısınız:))))
bn çok severek okudummm..umarım begenırsınız..
1=yuregım senı çok sevdı.........canan tan( bayıldım bu kıtaba ozellıkle bursayı öyle guzel anlatmasına)
2=en son yurekler ölür...canan tan
3=piraye...canan tan
4=kraliçenin soytarısı......philippa gregory
5=ferrarısını satan bilge...robin s. sharma
umarım begenırsınız
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2767.jpg
Rekabet Etmeden Yaşamak
Yazar(lar) : Evrim Çalkavur, M. Yavuz Durmuş
Sayfa Sayısı : 136
ISBN : 978-975-14-1358-1
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2. Hamur
Fiyatı : 10,00 TL
“Hayata İçgörüyle Bakış”
Hayatımız boyunca herkesle, her şeyle rekabet etmemiz, sürekli en iyiye sahip olmaya çalışmamız telkin ediliyor. Oysa içgörüyle bakmayı başarabilirsek, hayatın paylaşabileceğimiz zenginliklerle dolu bir bütün olduğunu görebiliriz. Ve bu bütünün parçaları olarak, ona katkıda bulunmanın hazzını tadabileceğimiz pek çok alan keşfedebiliriz. Çalkavur ve Durmuş, günümüzün rekabetler dünyasında bizi, bu bakışının getirdiği renkli, yaratıcı öykülerle tanıştırıyor.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2766.jpg
Osmanlı Ermenileri
Yazar(lar) : Salahi R. Sonyel
Sayfa Sayısı : 472
ISBN : 978-975-14-1353-6
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2. Hamur
Fiyatı : 25,00 TL
Büyük Güçler Diplomasisinin Kurbanları
Gizli belgeler ışığında Ermeni isyanları ve cinayetleri…
Uluslararası üne sahip Salahi R. Sonyel, özellikle Türk tarihi üstüne çalışmaları olan bir uzmandır. Sonyel bu araştırmasında, özgün kaynaklara ulaşarak Ermenilerin kökenini, kültürlerini ve göçlerini ele alıyor. “Ermeni Sorunu”nu tetikleyen “Şark Meselesi”nin politik çözümlemesini yapıyor ve Büyük Güçler’in emperyal emellerini belgeliyor. Bu güçlerin, “hasta adam” olarak nitelendirilen Osmanlı İmparatorluğu’nu iyice çökertmek için hangi oyunlara giriştikleri, özellikle İngiliz gizli belgeleriyle, resmi yazışmalarla ve diplomatik mektuplarla bu kitapta tüm ayrıntılarıyla günışığına çıkıyor.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2761.jpg
Bir Terapistin Arka Bahçesi
Yazar(lar) : Alper Hasanoğlu
Sayfa Sayısı : 208
ISBN : 978-975-14-1346-8
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2.Hamur
Fiyatı : 12,50 TL
Aşk, birliktelik ve sadakat üzerine ilginç yorumlar…
Deneyimli bir psikoterapist olan Alper Hasanoğlu, Bir Terapistin Arka Bahçesi’nde kişisel ve mesleksel deneyimlerini sanatsal duyarlığın özgün bakış açısıyla değerlendirip yorumluyor. Bu kitapta hayatın anlamı, can sıkıntısı, aşk, birliktelik ve sadakat konularında birbirinden ilginç metinler bir araya geliyor. Bireyin kendini tanımasını, kendisiyle yüzleşmesini, ikili ilişkilerde ötekini anlamasını ve dinlemesini derinliğine ele alan yazar, edebiyata uzanan imgeler dünyası eşliğinde yepyeni bir pencere açıyor.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2762.jpg
Diyaloglar
Yazar(lar) : Platon
Sayfa Sayısı : 640
ISBN : 978-975-14-1354-3
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2.Hamur
Fiyatı : 30,00 TL
Sokrates’in öğrencisinden hayatın felsefesi…
Öğretmeni Sokrates’e olan bağlılığı, yapıtlarında ve felsefesinde kendisini güçlü bir biçimde duyuran Platon aynı zamanda bir “sorunsal düşünürü”dür. Felsefesini tüm yaşamı boyunca sürekli olarak düzelterek olgunlaştırmış ve bu özelliğiyle geliştirilmeye açık bırakmıştır. Bu basımda tek ciltte toplanan Diyaloglar, Platon’un Sokratesçi döneminden temel metinleri bir araya getiriyor.
http://www.remzi.com.tr/kitaplar/golgeli/2755.jpg
Abdülmecit
Yazar(lar) : Hıfzı Topuz
Sayfa Sayısı : 208
ISBN : 978-975-14-1357-4
Çevirmen :
Özelliği : 134x198mm, 2. Hamur
Fiyatı : 12,50 TL
İmparatorluk Çökerken Sarayda 22 Yıl
Abdülmecit, Osmanlı sultanları içinde yaşamı ve kaderiyle öne çıkan ilgi çekici bir padişah… Hıfzı Topuz bu romanda, 16 yaşında tahta çıkan, büyük aşklar ve acılar yaşayan, Mustafa Reşit Paşa’nın çabalarıyla Tanzimat’ı ilan eden, genç yaşta yaşama veda eden zarif ve duygusal bir padişahın hüzünlü öyküsünü anlatıyor. Debdebenin, saray çılgınlıklarının, savurganlığın alabildiğine yaşandığı bu çöküş döneminin serüven tadında gelişen olaylarını, Hıfzı Topuz’un güçlü kaleminden okuyacaksınız.
http://www.kitapokuyoruz.com/resim.asp?resim=kapak/55712-Kayip-Sembol.jpg&genislik=120&yukseklik=175
Kayıp Sembol
Dan Brown
Kayıp Sembol
Dan Brown
Dan Brown; Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar'dan sonra Kayıp Sembol'de insanlığın yüzyıllardır beklediği bir gerçeğin peşinde... Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon, Kongre Binası'nda konferans vermesi için yakın bir arkadaşından davet alır. Ancak, Washington'a varır varmaz oldukça garip bir durumla karşı karşıya kalan profesör, kendini korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kongre Binası'na bırakılmış olan bir sembolün -yakın arkadaşı Peter Solomon'ın kesik eli- varlığını haber veren bir telefon, Langdon'ı hiç de yabancısı olmadığı bir dünyaya davet etmektedir.
http://www.kitapokuyoruz.com/resim.asp?resim=kapak/2553-Maraz.jpg&genislik=120&yukseklik=175
Maraz
Hande Altaylı
Yürek burkuntularının mahrem romanı… Hande Altaylı'nın çok satan Aşka Şeytan Karışır'ın ardından heyecan verici yeni eseri. Bazen hayatın sigortası atar; ışıklar söner ve her yer karanlığa gömülür. Sesler seslere, nefesler nefeslere karışır; doğrular yalana bulanır. Gözbebekleri büyür, gözbebekleri küçülür… Maraz, hiç beklemediği bir anda kendi karanlığında kalan genç bir kadının, Aslı'nın hikâyesi. Aniden tuzla buz olan bir evlilik ve sonrasında büyük bir hızla tersine dönmeye başlayan dünya…
http://www.kitapokuyoruz.com/resim.asp?resim=kapak/56268-Kagit-Helva.jpg&genislik=120&yukseklik=175
Kağıt Helva
Elif Şafak
Derken o yolculukta bir an geliyor, durup geriye bakma gereği duyuyorum. Geçtiğim yolları, uğradığım durakları, güzergâh boyu karşılaştıklarımı anımsıyorum. Bu kitap dünden bugüne yazdıklarımdan ufacık bir seçkidir. Bir alıntılar kitabı. Karın doyursun diye değil, tadımlık niyetine. Kağıdın üzerine konulmuş birkaç tatlı kelam.
http://rsm.turkboard.us/data/media/3/67201.jpg
Şenocak Yayınları
Basım Tarihi : 01 - 2010
ISBN : 9786055615079
Sayfa Sayısı : 115
“… felç edici bir hastalığın üstesinden gelerek fizik dünyasına bir süpernova gibi girdi. Düzgün yazamayan ve hatta açık bir şekilde dahi konuşamayan Hawking büyük patlamanın ötesine geçerek evreni yaratan ‘geometrinin dansına uzanıyor.'
-Timothy Ferris, Vanity Fair
“… açık anlatımı ve zekasının birleşimiyle kozmolojik fiziğin karmaşık olgularını anlatabiliyor… Olağandışı bir beyne sahip.'
-New York Kitap Eleştirileri
“… doğuştan gelen bir öğretme yeteneğine sahip olduğu çok açık – açık ve esprili anlatımı ve gündelik yaşamdan seçtiği benzetmelerle son derece karmaşık meseleleri açıklayabiliyor.'
-New York Times
http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/23/232821_k_7392.jpg
Gustave Flaubert (1821-1880) ; 1857’de yayımlanan ve kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yaratan ilk romanı Madame Bovary’den insanın bilmeyle olan derin mücadelesine odaklanan ancak tamamlayamadığı son romanı
Bouvard ile Pécuchet’ye 19. yüzyılın en yenilikçi klasiklerinden biridir.
Ermiş Antonius ve Şeytan’sa Flaubert’in İslamiyet öncesi inançların baş döndürücü bir geçidini yaptığı ve tamamlayabildiği son romanıdır.
Sabahattin Eyüboğlu (1908-1973) : Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da 'imece' birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam’dan Montaigne’e, Platon’dan Shakespeare’e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
kaynak:antoloji.com
http://img34.imageshack.us/img34/9275/1986002.jpg (http://img34.imageshack.us/img34/9275/1986002.jpg)
Bir ruh hekimi ile hastası arasında yaşanmış bir başka zamanla bugün arasında gidip gelen bir gönül mâcerası� Romanın ilgi çekici bir kurgusu var; yakın geçmişte yaşadığımız Körfez Depreminde �zaman� yarılmış ve Fuat bir başka zamanda sevgisinin kökenini bulmuştur� Romanda mistik esintiler arasında serbest şuur akımının başarılı bir uygulamasını okuyacaksınız. "Türkiye Yazarlar Birliği"nin 2005 yılı "roman" dalındaki ödülü "Zemheri Kuyusu" adlı eseriyle Metin Savaş'a verilmiştir.
***
"Büyük mağazaların girişlerinde pek sevimli Noel Babalar Türklüğün helvasını dağıtıyordu. Çocuklar şen şakraktı. Ağaç yaşken eğiliyordu. Hoca Nasrettin’den öğüt almamış bu çocuklar beleşten almaya alışıyordu. Komşuda evcilik oynamasını bilmeyen bu çocuklar bilgisayarda adam vurmasını öğreniyordu. Arapça sure belleyemeyen bu çocuklar İngilizce şarkı ezberliyordu. Cıngıl beng, cıngıl beng, cıngıl cıngıl beng! İyi ki doğdun Noel Baba! okumuyoruz? Fakat yavrum, biz Müslümanız! Hımmm...”
“Neden bu hale geldik? Solcumuz milli şefine toz kondurmazsa, sağcımız demokrasi şehidini sorgulamazsa olup olacağı budur.”
“Şikayetçi olan pek yok. Çünkü neye itiraz edileceği belli değil. Özgürlük falan deniyor. İnsan hakları evrensel beyannamesinin maddeleri ve temsili demokrasi lafları sakız gibi çiğnem çiğnem çiğneniyor. Alkışlamak zorundasınız. Parlak sözler karşısında akan sular durur. Zekâ tembelliği. Düşünce yoksunluğu. Sodom ve Gomoreleşmenin ilk adımı. İthal kavramlar önümüzde hazır. Bizim yerimize düşünen ve yine bizim yerimize çözüm üreten fedakârlar var çok şükür...”
***
"Metin Savaş�ın bu romanı, daha önceki deneme ve başarılarının ötesinde, edebiyatımız için önemli bir kazanım ve ümit olarak görünüyor. Kahramanın ağzından ve yer yer serbest bilinç akımı ile yazılan roman, bu tekniğin kullanıldığı romanlarımız içinde hemen ön sıraya oturmuş gibidir. Konu şöyle: 1999 Körfez depreminin sonrasıdır. Depresyon geçirdiğini düşünen gazeteci Fuat, amcasının oğlu Tolga�nın yönlendirmesiyle psikiyatrist Dr. Hayrünnisa hanıma gider. Psikiyatrist onun geçmişini eşelemeye çalışırken beklenmedik olaylar gelişir; ikisinin geçmişiyle ilgili bazı şeyler bilinmeye başlar. Derken, Fuat kendisini Dr. Hayrünnisa�nın dedesi Hisarlı Ahmet bey�in konağında bulur; bir zaman yarılması olmuş, Fuat yüz yıl önceki büyük İstanbul depremi zamanına düşmüştür. Çarpıcı bir roman örgüsü başlar; mistik olaylar hurafelerle karışır. Zemheri kuyusu romana girer; iyilikle kötülüğün ezeli kavgası. Bir meczup dünya üstündeki iyiliğin sorumluluğunu kendi üstünde hisseder. Fuat bütün bu olaylar içinde, yazmayı düşündüğü, ama bir türlü başlayamadığı romanını yaşadığını hisseder. Hayrünnisa hanıma olan ilgisi giderek derinleşmeye başlar. Hayrünnisa�nın kardeşi Aydın�la tanışır , Takunyalı Evliya ve Zemheri Kuyusu�nun sırrını birlikte çözmeye karar verirler. İşaret edilmesi gereken ilk nokta, romanın yüzde yüz yerli olduğudur. Bakış açısından, roman kahramanlarına, olaylardan, işlenen temalara, kullanılan imajlardan, kahramanların tutum ve davranışlarına, her türlü roman malzemesine kadar her şey millî ve o kadar sıcak... Öyle ki, İtalya�daki pansiyon sahibi madam bile, İzmir�i özleyen ve türküler söyleyen bir Anadolu kadını gibi... Fuat�ın şuuraltından iki de bir açığa çıkan Bilge Kağan�ın bin üç yüz yıl önceki : "Türk milleti öldün!....Türk milleti öleceksin!..." haykırışı, ne kadar Türk olunduğunun çarpıcı göstergesi. Kahramanların , en az işlenenleri bile iz bırakıyor. Aslında Tolga ile nişanlısı, kendi başlarına , kendi sevgi ve ilişkileriyle hiç ele alınmamışlar gibi; Fuat ve Hayrünnisa ilişkisinin fonu olarak görünüyorlar. Fakat, o kadar canlı, sıcak ve etkileyici verilmişler ki, en az öndekiler kadar romanı doldurmuşlar. Olay örgüsü, romanın kuruluşu son derece başarılı ve okuyucunun heyecanını hiç eksiltmiyor. Romancının, Ahmet Hamdi ve Peyami Safa�dan dersini iyi aldığı anlaşılıyor. Bunu yani kendi edebiyat büyüklerimizden kaynaklanan yeni atılımlara girişmeyi de ayrıca övgüye değer buluyorum. Edebiyatın her türlüsü sonuçta dile dayalı sanat yaratışlarıdır. Bu bakımdan özel bir roman dilinden söz edilmese bile, dil sağlamlığı ve güzelliği roman sanatının da temelidir. Metin Savaş�ın zengin, duru ve oturmuş, romana yaraşır bir dili var. Ayrıca romanın akışı içinde ana dil ve temiz Türkçe bilincini romanın bir parçası olarak sürekli vurgulaması da pek hoş. Akıcı bir üslup içinde, başta işaret ettiğimiz serbest bilinç akımının kullanılması üslubu aksatmamış. Gerek bizdeki gerek batıdaki örneklerinde, yoğun kullanılması halinde bilinç akımı ile yazılanlar okuyucudan özel bir dikkat ister ve yorucu olurlar. Metin Savaş�ın bilinç akımı uygulamasında, çağrışımlara kapılıp giden , sıkmayan, yormayan bir anlatım başarısı var. Zaman zaman Ahmet Mitat Efendi yahut Gogol tarzı, okuyucu ile roman arasına girdiği de olmuş; ama bu tarzı mübalağa etmemiş; zarif bir çeşni katmanın ötesine geçmemiş. Üzerinde çok konuşulacağını sandığım romancıya ve romanına hoş geldiniz diyor, Zemheri Kuyusu�nu okuyucularımıza hararetle tavsiye ediyorum."
Nevzat KÖSOĞLU
http://img407.imageshack.us/img407/3236/i007350590.jpg (http://img407.imageshack.us/img407/3236/i007350590.jpg)
Melendiç nedir? Gölgesinde neler olmaktadır?
Metin Savaş 'Zemheri Kuyusu' etrafında kurduğu gizemli dünyanın insanlarına bu kez dokuz dallı Melengicin altından sesleniyor; taptaze bir nefes ve yepyeni sözlerle. Mahalli ile evrensel, kadimle aktüel, tarihle an buluşuyor. Perde aralanıyor; birbirine kayıtsız kaldığı zannedilen alemler birleşiyor.
Köhne bir konak... Konağı sarıp sarmalayan bir mahalle... Mahalleyi sarıp sarmalayan bir yatır... Temsil ettikleri hususiyetlere sadık kalmaya gayret eden canlı ve eşyalar... Kasabadan gelen bir konuk... Bir ay arayla aynı muhitte işlenen ve son cümleye kadar aydınlanmayan iki cinayet... Tefrika ve tevhid... Toplumsal hassasiyetlerin yeknesaklıktan uzak veciz ifadeleri... Roman merakı mütemadiyen gıdıklayan bir kurgu zekâsının eseri...
Melengicin Gölgesinde, yazarın gurbetten sılaya dönüşüdür. Sılaya, yani benliğimizde sürüp giden ezeli mücadelenin birbirine düşman kahramanlarının ilk örneklerine...
(Tanıtım Yazısından)
http://img704.imageshack.us/img704/8083/eldivenlervehikayeler.jpg (http://img704.imageshack.us/img704/8083/eldivenlervehikayeler.jpg)
Eldivenler, Hikayeler Metis yayınlarından çıkan ve 1997 - 2009 yılları arasında yazılmış öykülerden ve 159 sayfadan oluşuyor.
Kapak resmini Arzu Başaran'ın başarılı bir şekilde hazırladığı bu kitabı reyonda gördüğünüz an albenisi ile bakmadan geçemiyorsunuz.
Kitapta; Kadınlar,erkekler,ilişkiler hakkında on öykü bulunuyor
•Eldivenler
•Ansızın her şey
•Kaset
•Yaz gibisi var mı?
•Kötü adamla kötü kadının aşkı üzerine küçük bir film
•Krepen'in Duvarı
•Islık
•Çarpışma
•Tabut
•Geçici kesinlikler
...Bunu duyumsuyor olmam da iyi. Birbirinin ardı sıra ortaya çıkıp çoğalmaya başlayan bu duygularla benden önce içim diriliyor sanki. Kilitli kaldığım kaskatı bir uyuşukluktan yavaş yavaş çözülüyor gibiyim....
http://img704.imageshack.us/img704/6249/murathanmungan.jpg (http://img704.imageshack.us/img704/6249/murathanmungan.jpg)
Murathan Mungan'ın yaşama dair derin ve incelikli gözlemlerle zenginleştirdiği bu öyküler, kadınlar hakkında, erkekler hakkında, ilişkilerin gerilimi hakkında, ebeveynler hakkında, zamanın geçiciliği ve bazen de "oturup kalıcılığı" hakkında, tesadüfler hakkında kısaca hayat hakkında…
Senin Adın Bile Geçmedi
http://img714.imageshack.us/img714/5677/97769.jpg (http://img714.imageshack.us/img714/5677/97769.jpg)
Çalıkuşu Feride günlüğünün arka kapağına mavi mürekkeple yazarak bitirirdi sözde yaşam öyküsünü... 'Bu geceye kadar hep bir parça senindim Kâmran' diye, anımsar mısın?Bir başkasının kadını olmaya giderken ebediyete dek Kâmran'a teslim ederdi aslında kendini... Yazar ve bırakırdı... Kâğıda, tarihe, boşluğa, aslında sevgiliye...
Bu konuştuklarımız
kâğıda dökülürken, tüm albümler ve sandıklar bir bir açılırken aslında serüvenin sonunun olmadığını gördük...
Bu yüzden sevinçliyiz değil mi Tolga?
Hep sevilebileceğimizi ve sevebileceğimiz birinin birden çıkıp gelebileceğini, yine yeni yeniden başlayabileceğimizi gördük...İyi ki bu yaz bu kitabı bitirdik...Tarihe, kâğıda, boşluğa, gitmiş ya da gelecek sevgiliye ve diğerlerine kaldı gerisi...
Gözlerinden öperim...
Alaçatı, 2009,
İclâl
http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/29/292601_k_7248.jpg
Murathan Mungan'dan 2010 yılının ilk kitabı: İkinci Hayvan. Mungan'ın on dokuzuncu şiir kitabı olan İkinci Hayvan'da 68 şiir yer alıyor. İlk şiiri 1 Ocak 1999 tarihli on yıllık emeğin ürünü olan bu kitabın kapak düzeni Emre Çıkınoğlu'na ait. Kitapta yer alan şiirler daha önce hiçbir dergide yayımlanmamış olup,2'si daha önce tek baskılık özel derleme Doğduğum Yüzyıla Veda içinde,4 tanesi Fazladan Bir Kitap içinde ve 15 tanesi tek baskılık Elli Parça kitabı içinde yer almıştır. Diğer 47 şiir ilk kez bu kitapla birlikte okur karşısına çıkmaktadır.
http://www.ilknokta.com/urun/Y/91059_s.jpg
Vedat Türkali, 5 yıl aradan sonra yazdığı bu romanında Türkiye'nin 70'li yıllarına ayna tutuyor. Üniversiteli, sol görüşlü bir gencin gözünden Türk siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birinin geniş bir panoramasını çizerken, barınamadığı bir toplum içinde yolunu çizemeyen Muhsin'in tutkulu aşkını da zor günlerin öyküsüne katıyor.
Kökleri o yıllara dayanan ve ağırlığını günümüzde çokça hissettiren toplumsal ve siyasal gelişmeler, sağ-sol çatışmaları, toplumsal güç olarak din ve sendikalaşmalar gibi konuların ve olayların sağlam bir fon oluşturduğu roman, 12 Eylül Darbesi'ne doğru giderken, kahramanlarının hayatları üzerinden farklı bir bakış açısı getiriyor.
'Doğru söylemiyordu. Sözünü etmişti ya, ev mev aramamıştı. İçinden gelmiyordu aramak. Daracık çatı katında onu bırakmayan bir şey vardı sanki! Reyhan'la bölüştüğü mutlulukların o dağınık odaya sinmiş anıları mıydı? Olabilirdi, niye olmasındı!.. Devrimcilik savıyla diretmişti Reyhan'a! Devrimcilik adına ne yapıyordu peki? Hiç! Gizli örgüt bağı yoktu. Olmasını istememişlerdi… Kanlı olaylar, aylar boyu, beklentilerin de ötesinde, çeşitli illerde öylesine sıralanmaya başlamıştı ki, bu sağlıksız ortamda tek başına, neyi, nasıl düşünüp nasıl davranacağını bilmek başlı başına sorundu. Yapanı bilinmeyen tek kişilik cinayetlerle topluca saldırılar iyice sarıyordu ülkeyi.
http://www.yenikitaplar.org/ihanet.jpgİhanet
İhanet (http://www.tatliaskim.com/kitap/421360-ihanet.html) Karin Alvtegen
Çeviren : Deniz Canefe
Can Yayınları
Aralık 2008http://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif 268 Sayfa
Genç bir anne olan Evahttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif kocasının gittikçe belirginleşen soğukluğu karşısında evliliğini gözden geçirmek zorunda kalır. Kocasının oğlunun öğretmeniyle aşk (http://www.tatliaskim.com/) yaşadığını öğrenince duyduğu acı ve öfke onu intikama yöneltir...
İsveç'in "gerilim romanları kraliçesi" diye nitelenen Karin Alvtegenhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif çok alışılmış bir öyküden yola çıktığı İhanet adlı romanındahttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif bilinen kalıpları yerle bir ederek okuru şaşk (http://www.tatliaskim.com/)ınlık içinde bırakıyor. Aldatılmanın acısını tüm psikolojik boyutlarıyla gözler önüne sererekhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif yıkıcılığımızın nasıl denetlenemez sonuçlara yol açabileceğini gösteriyor. Yazarın büyük duygusal baskılar altındaki insanların ruh yapısını derinliğine yansıtmaktaki ustalığıhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif İhanet'i sıradan bir polisiye olmaktan çıkarıp usta işi bir gerilim romanına dönüştürüyor.
2004 yılında İsveç Akademisi'nce verilen En İyi Polisiye Roman Ödülü'ne aday gösterilen İhanet'ihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif özellikle Patricia Highsmith hayranları çok sevecekler.
http://www.yenikitaplar.org/mustafa.jpgMustafa Kemal'in Mütareke Defteri
Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri Falih Rıfkı Atay
Pozitif Yayınevi
Kasım 2008http://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif 135 Sayfa
"... Mustafa adını ilk defa işitiyordum. Onun da İttihat ve Terraki fırkasının ileri gelenlerinden olduğunu bu seyahatte öğrenmiştim."
Hakkında en çok rivayet üretilenhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif en sık tartışılan simadır Mustafa Kemal. İçtiği içkiden yaptığı inkılaplarahttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif sofralarından insan ilişkilerine söylenmedik laf bırakılmadı. Bunların ne kadarı doğruhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif ne kadarı yanlış hala tartışılıyor.
1920'lerin başından ölümüne kadar Atatürk'ün en yakınında bulunan gazeteci-yazar Falih Rıfkı Atay'ın uzun yıllar önce yayınlanan Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri tartışılan bir çok konuya ışık tutuyor.
Atatürkhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif İttihat ve Terakki Partisi mensubu muydu?
Rejmin değişeceğini Meclis'e ilk defa nasıl haber verdi?
Ticarete girip niçin battı? Gazete macerasına kiminle nasıl girdi?
Yazı ve harf inkılabını üç ayda nasıl gerçekleştirdi?
Nasıl oldu da Suudi Arabistan'daki bir toplantıya heyet gönderdi?
Yayınevi : NEDEN KİTAP YAYINCILIK > Genel Konular
Kategori : İSLAM > TASAVVUF-MEZHEP VE TARİKATLAR
Baskı : 2010 İstanbul 1. Baskı
Sayfa Sayısı : 300
Dil : Türkçe
Kapak : Karton
Kağıt : 2. Hamur
Ebat : 105-175
http://img80.imageshack.us/img80/7710/mevlana.jpg (http://img80.imageshack.us/i/mevlana.jpg/)
Mevlana öykülerini kaçırmayın !
Cep boyu ve özel fiyatıyla Mevlana Dergâhından Öğretiler kitabı Neden Kitap'ta...
Neden Kitap'tan daha önce büyük olarak yayınlanan Mevlana Dergâhından Öğretiler kitabı şimdi cep boyu ve özel fiyatıyla bu ay kitapseverlerle buluştu...
Mevlana’nın her öyküsü, insanları doğruya götürecek, güzele yönlendirecek ve dersler alınabilecek öğütler üzerine kuruludur. Öykü kahramanları değişse de doğruları ve yanlışlarıyla, meziyet ve zaaflarıyla anlatılır, öykülenirler. Böylelikle Mevlana, korkularımızı, egolarımızı, endişelerimizi dillendirerek, bizlere misaller vererek, erdeme giden yolu göstermek ister; öğretileriyle, insanları kendilerini bilmeye çağırır.
Sevgi ve bilgelikle dolu bu öyküleri okurken, yaşamınızı ve kendinizi sorgulayacak, kendinizi geliştirecek, yaşamınızın değerini daha iyi anlayacaksınız.
Bil ki dost, hem aynayız biz, hem yüzüz
Bir ölümsüz meyle yok olmuş cüzüz
Hem şifayız bizde dertler son bulur,
Bengi su sunmaktayız hem öksüsüz...
KATRE-İ MATEM
http://img706.imageshack.us/img706/78/katre.jpg (http://img706.imageshack.us/i/katre.jpg/)
Kapı Yayınları
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala'nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul'u, hatta tüm Osmanlı'yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre-i Matem'de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul'da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin'in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.
Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.
Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'yı canından; Sultan III. Ahmet'i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali'nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım.
Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark'ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım.
Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet'i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul'u ve Sadabat'ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
Babalar ve oğullar
Babalar ve oğullar kitabı
http://img99.imageshack.us/img99/9992/babalarveogullar.jpg (http://img99.imageshack.us/img99/9992/babalarveogullar.jpg)
KİTABIN ADI: BABALAR VE OĞULLAR
KİTABIN YAZARI : IVAN SERGENYEVİÇ TURGENYEV
YAYIN EVİ : SOSYAL YAYINLAR
BASIM YILI : KASIM 1990
1.KİTABIN KONUSU:
Babalar ve oğullar’da Turgenyev geçen yüzyıl Rusya’sının
toplumsal – siyasal görünümünü ele alıyor.O zaman Rusya’sında yaşanan geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışmayı adım adım göstermektedir.Adından da anlaşılacağı gibi babalar kuşağı ,ataerkil toplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını, oğullar ise, bütün töreleri yok sayma savaşını temsil ederler.
Türkleri pişirip yediler!
http://i.imgur.com/Fwqm5.jpg (http://i.imgur.com/Fwqm5.jpg)
Güven Aykan “Belgelerle İnanılmaz Vahşet ve Fransızların Gizlediği Soykırım” başlıklı kitabına konu ettiği iddialarının orjinal belgelere dayandığını belirtti.
Tarih Felsefecisi ve araştırmacı Güven Aykan, 1.Haçlı Seferi sırasında Fransızların Türkleri katlettikten sonra pişirip yediklerini iddia ettiği kitap çok konuşulacak.
Fransız Bilimsel Araştırmaları Merkezi’nde (CNRS) koruma altında tutulduğunu söylediği belgelerle Fransızların soykırım yaptığını söyleyen Güven Aykan “Belgelerle İnanılmaz Vahşet ve Fransızların Gizlediği Soykırım” başlıklı kitabına konu ettiği iddialarının orjinal belgelere dayandığını belirtti.
Kitapta, Fransız askerlerinin Türkleri öldürdükten sonra etlerini yedikleri tarihsel olaylara da kaynaklar belirtilerek yer veriliyor.
Kadın Filozoflar Tarihi/İngeborg Gleichauf
http://www.ilknokta.com/urun/K/9944-344-25-8.jpg
Yazarı: İngeborg Gleichauf
Çeviren: Leyla Uslu
ODTÜ Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş.;
Felsefe hakkında bilgi edinmek isteğiniz zaman, normalde elinize bir felsefe Tarihi alırsınız ve hayrete düşersiniz. Görünüşe göre felsefe yalnızca erkeklerin işidir. Felsefe tarihi, neredeyse her zaman Erkek Filozoflar Tarihi demektir. Kadınlar felsefi konularla uğraşmaz mı? Hiç mi kadın filozof yok? En azından, hiç değilse bir tane kabul görmüş düşünür arayışına girişmeden önce edindiğim ilk izlenim böyleydi. Düşünen kadınları keşfetmek için yılmadan aramak gerekir. Kimisi fahişe olarak adlandırılıp alay edilmiş, kimisi zeka ve bilgisine tahammül edilmeyerek parça parça edilmiş de olsa böyle kadınlar vardı, üstelik onlar, kadınların profesyonel olarak, yani akademik düzeyde tanınarak düşünmelerine izin verildiği geçen yüzyıldan bu yana değil, antik Çağ'dan beri vardı.
Başucumda Müzik / Kürşat Başar
http://images.gittigidiyor.com/1622/Basucumda-Muzik-Kursat-Basar__16225650_0.jpg
'Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.
Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.'
Başucumda Müzik, bizi 'gerçekleşen bir rüya'ya götürüyor.50'li ve 60'lı yılların karmaşasında unutulup gitmiş gizli bir aşk öyküsünü anlatıyor. Orada, sokaktan akordiyon sesinin geldiği bir bahar sabahında, unutulmaz cumartesilerde, unutulmuş şarkılarda eşsiz bir duyguyu, tutmak isterken avucumuzdan kayıp giden o rüyayı okuyacaksınız. Hem de çok tanıdık bir yakın tarihin çarpıcı gerçeğinin içinde...
Sevgili flu kadın filozoflar tarihi diye bir kitap olduğundan habersizidim, bizim felsefeciyle sohbetlerimizde kadın filozof yoktur deriz hep. Sevgilisi filozof olan kadınlar var ama kendileri filozof olanlar iddiası nı ilk kez duyuyorum kuşkularım var filozof olduklarıyla ilgili ama yinede alıp okumayı düşünüyorum.
Ölü Ruhlar Ormanı
http://www.kitapokuyoruz.com/kapak/61020-Olu-Ruhlar-Ormani.jpg
Doğan Kitap
Basım Tarihi : 06 - 2010
ISBN : 978-605-111-651-8
Sayfa Sayısı : 460
Jeanne Korowa tek bir hata yaptı. Katili ormanda arıyordu. Oysa orman katilin içindeydi. İnsanın içindeki vahşi çocuk gibi.
Genç ve yalnız bir kadın olan Yargıç Jeanne Korowa, tesadüfen şahit olduğu bir psikiyatri seansı sayesinde Paris'te işlenen tüyler ürpertici seri cinayetlerin failini keşfetmiştir. Ama elinde hiçbir kanıt yoktur ve katilin peşine tek başına düşmek zorundadır.
Böylece Guatemala, Nikaragua ve Arjantin'de soluk soluğa ve kanlı bir takip başlar.
http://rsm.turkboard.us/data/media/3/69999.jpg
Can Yayınları
Basım Tarihi : 04 - 2010
ISBN : 9789750711558
Sayfa Sayısı : 224
“Ruh-eşimi nasıl tanıyacağım?”
Wicca, Brida'ya “Riske girerek” dedi. “Başarısızlık, hayal kırıklığı risklerini göze alacaksın, ama aşk arayışından hiç vazgeçmeyeceksin. Arayışına devam ettiğin sürece sonunda zafere ulaşacaksın.”
Brida, güzel bir İrlandalı kızın ve onun bilgiye erişme çabasının öyküsü.
Brida, ona korkularının üstesinden gelmeyi öğreten bilge bir erkekle ve dünyanın gizli müziğine ayak uydurarak dans etmeyi öğreten bir kadınla karşılaşır. O iki kişi Brida'da Tanrı vergisi bir yetenek olduğunu görür; ama yeteneğini kendisinin bulabilmesi için genç kızı kendi içine doğru bir keşif yolculuğuna yönlendirirler.
Brida kendi yazgısını ararken, kişisel ilişkileri ile kendini dönüştürme isteği arasında bir denge kurmaya çalışır.
Usta romancıdan çarpıcı bir aşk, tutku, gizem ve esriklik öyküsü.
Yakın ve Tehlikeli - Linda Howard
http://img80.imageshack.us/img80/8392/f52803.jpg (http://img80.imageshack.us/img80/8392/f52803.jpg)
Jim Wintage'ın entrikacı çocukları, babalarının tüm servetinin kontrolünü üvey anneleri Bailey'e bırakacağını öğrendiklerinde savaş başlar.
Bir yıl sonra, Bailey'in bindiği küçük uçağın motorunda bir arıza meydana gelir. Teksaslı pilot Cam Justius, uçağı parçalanmadan yere indirmeyi başarır, ancak genç kadın ve pilot için vahşi doğada hayatta kalma mücadelesi başlar.
Uçağın sabote edildiğini düşünen Bailey bir yandan da yakışıklı pilotun çekim gücüne karşı koymaya çalışır. Artık yaşamak ve kurtulabilmek adına, sadece Cam'e güvenmek zorundadır.
Ama katil, yarım kalan işini bitirmeyi kafasına koymuştur.
Linda Howard Sweeney
Otuzlu yaşlarında olan yetenekli ressam, Paris Sweeney herkesi kıskandıracak bir başarıya imza atmıştı: Çalışmaları New York'un en seçkin galerisinde satışa sunulmuştu ve popülerliğinin zirvesindeydi. Hayat güzeldi ve Sweeney'in tercih ettiği anlatımla, memnun ediciydi.
http://img155.imageshack.us/img155/4559/kb9789758461950.jpg (http://img155.imageshack.us/img155/4559/kb9789758461950.jpg)
Sonraları Sweeney'nin rüyaları ıslak, etkili ve renklere bulanmış içinde büyüyen huzursuzluğun yansıması gibi rahatsız edici olmaya başlamıştı. Bu sırada, Sweeney aniden kendini milyoner Richard Worth ile arzu dolu bir gecenin ve ilişkinin içinde buluvermişti. Şimdi Sweeney için gerçek tehlike onun en son beklediği yerde gelişiyordu, tablolarında.
Coşkulu bir boyamanın ardından ancak kendine gelmişti ki, Sweeney şiddet dolu bir resim yaptığının farkına vardı bir cinayet sahnesiydi. Birçok kere içgüdülerine karşı gelerek tuvalin başına döndü ve her seferinde bir ayrıntıyı tamamladı. Yaptığı tablo gerçek hayattaki katilin yansımasıydı ve Sweeney şüpheli durumuna düşmekteydi. Attığı her fırça darbesiyle kendini bir cinayet davasının içinde bulma riski artmaktaydı. Ve duyduğu her arzu, buna Richard'a duyduğu açlık da dahil katilin maskesini düşürmeye çalışırken şüphe doluydu.
Aşk Şiirleri Kolonisi - Küçük İskender
http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Images/bk/zBK972599MP007_250.jpg
Aşk Şiirleri Kolonisi
Küçük İskender
Everest Yayınları / Şiir Dizisi
701 sayfa, 2. Hm.,Karton Kapak. hamur, ISBN: 9752890288;
Boyut: 13,5x19,5
Özgün Dili: Türkçe
Türk şiirinin asi çocuğu küçük İskender, isyana müsait bir temanın, aşkın anatomisini gözler önüne seriyor yaptığı bu seçkiyle
Aşk Şiirleri Kolonisi, aşkın aktığı yatağın, çeşitli şairlerin gözünden manzarası!Aşkın güneşine tutulanların, dahası sanrılarının peşine düşüp bu güneşi elleriyle tutanların binbir hali
Onlar ki kalplerine ışından hançerler sokup bu dizeleri yazdılar
Aşk kutbuna yönelmiş şiirlerin bu bağımsız kolonisi, antoloji uygarlığına kendi bayrağını dikiyor işte!
http://i564.photobucket.com/albums/ss84/kurdela2/yabanci.jpg
Kitap Adı: Kehribardaki Yusufçuk
Orijinal Adı : Dragonfly in Amber
Dizisi : Bestseller
Türü : Tarihi Aşk Romanı
Yazan : Diana Gabaldon
Editör : Meltem Erkmen
Çeviren : Yasemin Büte
Sayfa : 896
Fiyatı : 30.00.-TL
Basım Tarihi: Nisan (Büyük İhtimalle)
KONUSU:
Yazın dünyasında artık bir klasik haline gelmiş Yabancı adlı romanında Diana Gabaldon bizi unutulmaz iki karakterle tanıştırmış -Claire Randall ve Jamie Fraser– ve iki yüzyıla yayılan bu macera ve aşk hikâyesiyle okuyucularına eşsiz dakikalar yaşatmıştı. Şimdi Gabaldon Yabancı’nın devamı olan canlı ve güçlü romanıyla okuyucularını tekrar bu olağanüstü zaman ve mekânlara doğru bir yolculuğa çıkarıyor…
Claire Randall yirmi yıl boyunca sırlarını saklamayı başardıktan sonra bir gün artık bir yetişkin olan kızıyla İskoçya’nın sisler altındaki görkemli tepelerine döner. Claire burada bu olayları başlatan esrarengiz durum kadar çarpıcı olan gerçekleri açıklamayı planlamaktadır; tarihi dikili taşlar çemberinin gizemi, zamanın sınırlarını aşan bir aşk ve James Fraser: zamanında kahramanlığı ve etkileyici karakteriyle, Genç Claire’in, yaşadığı güvenli yüzyılı bırakıp kendi tehlikeli dönemine çekilmesine sebep olan İskoç savaşçı.
Claire, güzel kızı Brianna’ya, Charles Stuart’ın entrikalarla dolu Paris davetlerinde, ölüme mahkûm Kuzey İskoçya’nın ayaklanmasına engel olma mücadelesinde ve hem sevdiği çocuğu hem de sevdiği adamı kurtarmak için verdiği tehlikeli savaş sırasında kendini keşfetmeye devam ettiği büyüleyici macerayı anlatırken, onun geçmişten kalan bu mirasa sahip çıkıp çıkamayacağını anlamaya çalışır.
Basitlik Kanunları - John Maeda Basitlik Kanunları - John Maeda - Kitap Tanıtımı - Kitap Özeti - Basitlik Kanunları Kitabı Hakkında
Kitap Hakkında
New York Times köşeyazarı David Pogue'nün 2006 yılında Monterey'deki yıllık TED Konferansı'ndaki sunumunda da belirttiği gibi, “basitlik satar.” Apple iPod'un –diğer dijital müzikçalarlardan daha azını yapıp da daha pahalıya satılan bir cihazın– inkar edilemez ticari başarısı bu eğilimi destekleyen kilit örneklerden biri. Başka bir örnek ise güçlü Google arama motorunun aldatıcı derecede Sade ve basit arayüzü.
İnsanlar yaşamlarını basitleştirecek olan tasarımları satın almakla kalmıyorlar, onları seviyorlar da. Yakın gelecekte karmaşık teknolojiler evlerimizi ve işyerlerimizi daha fazla işgal ederken basitlik de giderek daha da büyüyecek bir endüstri.
Grafik tasarımcı ve bilgisayar uzmanı olan John Maeda, iş dünyasındaki ve hayattaki karmaşık yapıları basitleştirmek için (“azalt”, “düzenle”, “güven” gibi okuru basitliğe ulaştıracak) 10 Kanun sunuyor. 10 Kanun'a ek olarak basitliğe ulaşmanıza yönelik 3 Anahtar da sunuluyor.
Kitabın künyesi
Basitlik Kanunları - John Maeda
· MediaCat Kitapları
· Basım Tarihi : 07 - 2010
· ISBN : 9786055755294
· Sayfa Sayısı : 128
· Etiket Fiyatı : 15.00 TL
Kitap Ön Yüzü
http://www.kitapturk.com/images/book/072010/73961.jpg
Kültürel Çalışmalar Ve Sinema - Serpil Kırel Kültürel Çalışmalar Ve Sinema Serpil Kırel - Kitap Tanıtımı - Kitap Özeti - Kültürel Çalışmalar Ve Sinema Kitabı Hakkında
Kitap Hakkında
Sinemanın gündelik yaşamdaki yerine, seyircinin filmlerle ilişkisine, filmlerdeki sinematografik düzenlemelerin sırlarına, sinema gibi uzmanlar tarafından üretilen bir endüstrinin -kültür endüstrisinin- bir dalı olan film üretiminin ardında yatan temel oluşumlara ve filmlerin ilettikleri temsiller aracılığıyla aslında nasıl birer ideolojik düzenleme olabildiklerine dair çeşitli kuramsal yaklaşımların bir araya getirildiği bu kitapta sinema; seyirci, bakış, kültür endüstrisi, temsil ve oryantalizm kavramları bağlamında irdelenmektedir.
Başka bir deyişle kitap, sinema ile ilgili “Seyirci filmlerle başbaşa kalınca neler yaşar?”, “Bakmak, masum bir eylem olabilir mi?”, “Sinema, öteki ile ilişkimizi nasıl düzenler?”, “Doğu ve Batı birbirine nasıl bakar”, “Kültür Endüstrisi üretimleri karşısında seyirci aktif midir, pasif midir?” gibi sorularının yanıtlarını Hansen, Foucault, Mulvey, Hall, Spivak, Said, Adorno, Benjamin gibi kuramcıların çalışmaları eşliğinde aramaktadır.
Kitabın künyesi
Kültürel Çalışmalar Ve Sinema - Serpil Kırel
· Kırmızı Kedi
· Basım Tarihi : 07 - 2010
· ISBN : 978-9944-756-28-0
· Sayfa Sayısı : 450
· Etiket Fiyatı : 27.50 TL
Kitap kapağı
http://www.kitapturk.com/images/book/072010/73939.jpg
Anılarım - 1913-1922 - Cemal Paşa
Anılarım - 1913-1922 - Cemal Paşa Kitap Tanıtımı - Kitap Özeti - Anılarım Kitabı Hakkında
Kitap Hakkında
Cemal Paşa 1872 yılında Midilli'de doğdu. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucularındandır. Tam adı Ahmet Cemal'dir. Bir de Mersinli Cemal Paşa vardır. Onunla karıştırılmaması için buna “Büyük Cemal Paşa” derler.
1908 yılında İkinci Meşrutiyet ilan edilince Adana valiliğine atandı. 1913 tarihinde İstanbul Muhafızlığı yaptı. Nafıa (Bayındırlık) ve Bahriye Nazırlığı yaptı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca bu görevi ile birlikte 2. Ordu Komutanlığını da yürüttü. Mısır, İngilizlerin eline geçince 4. Ordu Komutanlığına atandı. Bu görevi sırasında çok fedakârlıklar yaptı. Birinci Dünya Savaşına girmemize, hele Almanlar tarafında yer almamıza karşı olmasına rağmen olaylar bizi oraya sürükledi.
4. Ordu Komutanlığı sırasında İngilizlerle işbirliği yapan bazı Arapların ve Yahudilerin ihanetine uğradı. 1917 yılında görevinden uzaklaştırıldı. Mondros Mütarekesi imzalanınca diğer İttihatçılar gibi o da Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldı. Almanya'ya gitti. Oradan da Sovyet Rusya'sına karşı mücadele etmek amacı ile Rusya'ya ve oradan da Afganistan'a gitti. Burada bulunan Türkleri örgütleyip mücadele etti. 1922 yılında Ermeni komiteciler tarafından şehit edildi. Elinizdeki kitap Cemal Paşa'nın anılarını içerir ve 1913 yılından 1922 yılına kadar geçen olayları kapsar.
Kitabın künyesi
Anılarım - 1913-1922 - Cemal Paşa
· Paraf Yayınları
· Basım Tarihi : 07 - 2010
· ISBN : 978-605-5539-20-7
· Sayfa Sayısı : 400
· Etiket Fiyatı : 18.00 TL
Kitap kapağı
http://www.kitapturk.com/images/book/072010/73940.jpg
Müge Serin Öztürk - "Zamanda Buluşma"
http://img295.imageshack.us/img295/2871/31549786056141256.jpg
Üretici :Galata Yayıncılık
Barkod : 9786056141256
Türü : Roman
Dili : Türkçe
Yayın Tarihi : 22/07/2010
Ebatlar : 13,5 x 19,5 cm
Sayfa sayısı : 296
Kendisini kimin öldüreceğini biliyordu artık. O, ölümü bir sis perdesinin arkasında gizli kalmaya mahkum, çaresiz bir kurbandı. Başına gelecekleri anlatabilecek tek bir tanık dahi yoktu.
Üç kişiyi yakından ilgilendiren ve on üç senedir gizemini koruyan bir cinayet.
Ablasının ölümüyle sarsılan Burçak, bir tesadüf sonucu kendisinden on üç yıl öncede yaşayan Uzay'la tanışır. Eline inanılmaz bir fırsat geçmiştir. Yaşanmış olanı değiştirmek mümkün müdür? Üçünü bir araya getiren tesadüfe inanmak istemeyen Burçak, Uzay ve Alev'in kendilerini olayların tam merkezinde bulmasıyla, soluk soluğa bir takip başlar... Önemsiz gibi görünen bir değişiklikle bizi bekleyen geleceği tamamen değiştirebilir miyiz? Sıradışı ve sürükleyici kurgusuyla "Zamanda Buluşma", elinizden bırakamayacağınız bir keyif sunuyor.
Kanuni-Aydan Gündüz
permalink (http://www.diyemediklerim.com/kitap-gazete-dergi/kanuni-aydan-gunduz-124126.html#post579628)
http://im.haberturk.com/kitap/2010/08/17/52.jpgYazar : Aydan Gündüz
Tür : Tarihi Roman
Yayın Tarihi : 17 Ağustos 2010
Yayın Evi : Dharma
Lisan : Türkçe
Sayfa Sayısı : 616
Detay :
Yazar, senarist ve Fars dili edebiyatı uzmanı Aydan Gündüz, beş yıllık bir çalışmanın sonunda uzun soluklu bir roman dizisi hazırlamış. Bu dizide tarihi bir bakışla anlatılacak padişahlar Yavuz Sultan Selim, Yıldırım Bayezid, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Sultan Mehmet ve Sultan Abdülhamid. Yazar, bu beş isim için Roma Sultanları üst başlığını kullanmış. İlk iki cilt de piyasaya çıktı: “Kanuni – Grand Turc” ve “Abdülhamid – Son Sultan.” Kanuni adlı roman, “savaş meydanlarında zaferden zafere koşarken Kanuni’nin kendi sığınağında tek bir kadın önünde hep mağlup olmasının yanı sıra casus hekim Yasef, Gülbahar ve Recep arasında geçen üçlü aşk hikâyesini de” anlatıyor. Abdülhanmid adlı romanda ise Sultan’ın etrafını saran kalabalık içinde kurgusal başka karakterler de var: “Askeri okulda öğrenci olan Tahir, Mektepler Nazırı Yusuf Kamil Paşa’nın kızı Banu’yla nişanlı olan genç doktor Tevfik ve onun hayalperest ve başına buyruk bir kız olan kız kardeşi Halide… Onlar arasındaki sözde uyum aslında kendi içinde barındırdığı karmaşayla birçok sarsıcı olaya zemin hazırlayacak ve Son Sultan’ın kaderi sanki onların da kaderi olacaktır.”
Masumiyet Çağı-Edith Wharton
http://im.haberturk.com/kitap/2010/08/06/48.jpgYazar : Edith Wharton
Tür : Roman
Yayın Tarihi : 06 Ağustos 2010
Yayın Evi : İmge
Lisan : Türkçe
Sayfa Sayısı : 450
Detay :
Zamanı geçmeyen kitaplardan biri Masumiyet Çağı. Klasik dememek için böyle söylüyoruz. Döneminde şairlik, editörlük, moda tasarımcılığı ve dekoratörlük de yapan ABD’li yazar Edith Wharton’a 1921’de Plutzer kazandıran bu roman 1924’te sessiz, 1934’te sesli film olduktan sonra, 1993’te Martin Scorsese onu tekrar beyazperdeye aktardı. Roman, 19. yüzyıl sonunda, günümüzden çok farklı bir görüntü veren New York’ta geçiyor. O yıllarda kentte, dünya hiç değişmiyor gibi görünmektedir ve insanlar arasındaki ilişkilerde kesin kurallar ve âdetler muhafazakâr bir yaşamın sınırlarını çizmektedir. Oysa değişim başlamıştır ve yeni ve eski dünya arasındaki çatışmanın, aşk dahil, insanlar arası ilişkilerin her boyutunu etkilememesi mümkün değildir. New York’un muhafazakâr yaşamına mensup yerleşik ailelerin temsilcileri Newland Archer ve May, evlenme hazırlıkları içindedir. Bu sırada Madam Oleska’nın yıllar önce ayrıldığı New York’a geri dönmesi, Newland Archer’ın muhafazakâr dünyasını alt üst eder ve değişimin algılanmasına vesile olur. Bir erkek ve iki kadın arasında oluşan ilişkiler zincirinde yaşanan duygusal fırtınalar ve açmazlar, özgürlük ve kurallara boyun eğme diyalektiği ekseninde anlatılır. Aşkı özgürce yaşama arzusu, muhafazakâr masumiyeti koruma anlayışıyla ne ölçüde bağdaşabilir ki? Masumiyet Çağı, yaz tatili için iyi bir seçenek.
Powered by vBulletin® Version 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
SEO by
vBSEO 3.6.0