Orijinalini görmek için tıklayınız : Seni seviyorum çünkü...
Seni sevmek bir alışkanlık mıdır yoksa büyüyen bir aşk mı? Sensiz yaşam olmaz derken belkide sandığımız kadar zor değildir unutmak... ya da unut beni derken sandığımız kadar kolay değildir unutulmak... neden varsın hayatımda, neden seviyorum seni ve neden seviyorsun beni?... sadece söylemek yetmez ki bazen, nedenlerini bilmeliyiz anlamak-anlaşılmak için...
hadi bakalım siz neden seviyorsunuz "seviyorum" dediğiniz kişiyi?...
yaziklar_olsun
24-01-2009, 12:31
Sevginin türleri üzerine..
HINCAL ULUÇ
Sevginin türlerini, Beyoğlu ya da Pera (adı neyse, kimse kesin bilmiyor ya) sinemasının dehlizi andıran loş kulislerine, tuvalete giderken keşfettim. Tuvalet de lafın gelişi.. Amerikan sahra piyadelerinin birbirlerini görerek ettikleri o yan yana şeyler vardır ya, işte onlar gibi.. İğrenç bir görüntü..
Niye ayrıntı veriyorum?..
Sevgiyi nerede bulacağınız hiç bilinmez.. Böyle bir yerde bile..
İki tezgâh var yan yana..
Birinde kelli felli iki adam oturmuş. Önlerinde bir limon kolonyası şişesi birkaç da kâğıt peçete olduğuna göre, o iğrençlik için bir de sıkılmadan bahşiş bekliyorlar.
Belki de onları görmezden gelmek için hemen yanlarındaki minik tezgâha baktım.. Üzerinde kitaplar var.. Din kitapları genelde.. Zebur.. Tevrat.. İncil.. Tanrının bütün kitapları..
Masanın başında ufak tefek birisi var.. Çekik gözlü.. Japon olmalı.. Kırık dökük Türkçe de konuşuyor.. "Herşeye Rağmen.. Sevgi" başlığı dikkatimi çekti..
"Kaç para?" dedim..
"100 bin" dedi.. Kitap minnacık, ama fiyat gene ucuz..
Bu 100 bini bahşiş bekleyen tuvaletçilere versem dudak bükerlerdi herhalde..
Japon'a verdim..
Kitabı aldım..
Karıştırmaya başladım.
Masumi Toyotome diye bir Japon yazmış. "Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir" diye başlıyor.
"Ama sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?" diye soruyor..
Sonra anlatmaya başlıyor..
"Sevgi üç türlüdür!.."
Birincinin adı "Eğer" türü sevgi!..
Belli beklentileri karşılarsak bize verilecek sevgiye bu adı takmış yazar..
Örnekler veriyor:
Eğer iyi olursan baban, annen seni sever.
Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim. Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim.
Toyotome "En çok rastlanan sevgi türü budur" diyor. Bir şarta bağlı sevgi.. Karşılık bekleyen sevgi..
"Sevenin, istediği birşeyin sağlanması karşılığı olarak vaad edilen bir sevgi türüdür bu" diyor yazar..
"Nedeni ve şekli bakımından bencildir. Amacı sevgi karşılığı birşey kazanmaktır."
Yazara göre evliliklerin pek çoğu "Eğer" türü sevgi üzerine kurulduğu için çabuk yıkılıyor. Gençler birbirlerinin o anki gerçek hallerine değil, hayallerindeki abartılmış romantik görüntüsüne aşık oluyor ve beklentilere giriyorlar. Beklentiler gerçekleşmediğinde, düş kırıklıkları başlıyor. Sevgi giderek nefrete dönüşüyor. En saf olması gereken anne baba sevgisinde bile "Eğer" türüne rastlanıyor.
Yazar bir örnek veriyor.
Bir genç Tokyo Üniversitesi giriş sınavlarını kazanarak babasını mutlu etmek için, çok çalışıyor. Okul dışında hazırlama kurslarına da gidiyor. Ama başarılı olamıyor. Babasının yüzüne bakacak hali yok. Üzüntüsünü hafifletmek için bir haftalığına Hakone kaplıcalarına gidiyor.
Eve döndüğünde babası öfkeyle "Sınavları kazanamadın. Bir de utanmadan Hakone'ye gittin" diye bağırıyor.
Delikanlı "Ama baba, vaktiyle sen de bir ara kendini iyi hissetmediğinde Hakone kaplıcalarına gittiğini anlatmıştın" diyor. Baba daha çok kızarak, delikanlıyı tokatlıyor. Çocuk da intihar ediyor.
"Gazeteler intiharın anlık bir sinir krizi sonucu olduğunu söylediler, yanılıyorlardı" diyor yazar..
"Delikanlı babasının kendisine olan sevgisinin yüksek düzeydeki beklentilerine bağlı olduğunu anlamıştı!.."
İnsanlar "Eğer" türü sevginin üstünde bir sevgi arayışı içindeler aslında..
"Bu sevginin varlığını ve nerede aranması gerektiğini bilmek, bu genç adamın yaptığı gibi, yaşamı sürdürmekle, ondan vazgeçmek arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya kaldığımızda önemli rol oynayabilir" diyor, Masumi Toyotome..
İlginç değil mi?..
İkinci türe geçiyoruz.
[size=12pt]Çünkü türü sevgi..
Toyotome bu tür sevgiyi şöyle tarif ediyor:
"Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir. Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır."
Örnek mi?..
"Seni seviyorum. Çünkü çok güzelsin. (Yakışıklısın!)"
"Seni seviyorum. Çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki.."
"Seni seviyorum. Çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.."
"Seni seviyorum. Çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki.."
Yazar, Çünkü türü sevginin, Eğer türü sevgiye tercih edileceğini anlatıyor.
Eğer türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş birşeydir, egomuzu okşar.
Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir.
İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi onlara yük getirmediği için rahatlatıcıdır.
Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz.
Kaldı ki, bu tür sevgi de, yükler getirir insana..
İnsanlar hep daha çok insan tarafından sevilmek isterler. Hayranlarına yenilerini eklemek için çabalarlar.
Sevilecek niteliklere onlardan biraz daha fazla sahip biri ortaya çıktığı zaman, sevenlerinin, artık ötekini sevmeye başlayacağından korkarlar. Böylece yaşama sonsuz sevgi kazanma gayretkeşliği ve rekabet girer.
Ailenin en küçük kızı yeni doğan bebeğe içerler. Sınıfın en güzel kızı, yeni gelen kıza içerler. Üstü açık BMW'si ile hava atan delikanlı, Ferrari ile gelene içerler. Evli kadın kocasının genç ve güzel sekreterine içerler.
"O zaman bu tür sevgide güven duygusu bulunabilir mi?" diye soruyor, Toyotome..
"Çünkü türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz" diyor.
Bu tür sevginin güven duygusu vermeyişinin iki ayrı nedeni daha var..
Birincisi..
"Acaba bizi seven kişinin düşündüğü kişi miyiz?" korkusu..
Tüm insanların iki yanı vardır. Biri dışa gösterdikleri.. Öteki yalnızca kendilerinin bildiği..
"İnsanlar sandıkları kişi olmadığımızı anlar ve bizi terkederlerse" korkusu buradan doğar.
İkincisi de..
"Ya günün birinde değişirsem ve insanlar beni sevmez olurlarsa.." endişesidir.
Japonya'da bir temizleyicide çalışan dünya güzeli kızın yüzü patlayan kazanla parçalanmış. Yüzü fena halde çirkinleşince, nişanlısı nişanı bozup onu terketmiş. Daha acısı.. Aynı kentte oturan anne ve babası, hastaneye ziyarete bile gelme mişler, artık çirkin olan kızlarını..
Sahip olduğı sevgi, sahip olduğu güzellik temeli üstüne bina edilmiş olduğundan bir günde yok olmuş. Güzellik kalmayınca sevgi de kalmamış. Kız birkaç ay sonra kahrından ölmüş..
Japon yazar "Toplumlardaki sevgilerin çoğu 'Çünkü' türündendir ve bu tür sevgi, kalıcılığı konusunda insanı hep kuşkuya düşürür" diyor..
Peki o zaman, gerçek sevgi, güvenilecek sevgi ne?..
Üçe ayırmıştı yazar sevgileri..
Eğer türü sevgi.. Seni severim, "eğer" bana Ferrari alırsan..
Çünkü türü sevgi.. Seni seviyorum.. "Çünkü" Ferrari'n var.."
Çünkü türü sevginin daha iyi olduğunu anlatmıştı yazar.. "Eğer türü gibi şartta bağlı değildir. Sahip olduğu şeyler yüzünden insanın sevilmesidir. Güzel diye.. Yakışıklı diye.. Sanatçı, zengin diye.. Ünlü diye sevilmek insanın hatta hoşuna gider.." demişti..
Ama onu da elinin tersi ile bir kenara itmişti. Çünkü bu tür sevgi büyük bir stres yaşatırdı.. "Ben bunl ara sahibim diye seviliyorum. Kaybettiğim gün beni sevenler de kaybolur etrafımdan" korkusu getirirdi.
Eninde sonunda da, eğer türü sevgi ile aynı kapıya çıkardı. Sevilen siz değildiniz.. Sahip olduğunuz ve kaybedebileceğiniz şeylerdi.
Peki neydi, gerçek sevgi?.. Asıl sevgi.. Kutsal sevgi.. En güzel sevgi..
"Üçüncü tür sevgi benim 'Rağmen' diye adlandırdığım türdür" diyor yazar.
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için "Eğer" türü sevgiden farklı bu..
Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değil.
Bu üçüncü tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen" sevilir.
Güzelliğe bakar mısınız?..
Rağmen sevgi..
Esmeralda, Quasimodo'yu dünyanın en çirkin, en korkunç kamburu olmasına "rağmen" sever. Asil, yakışıklı, zengin delikanlı da Esmeralda'ya Çingene olmasına "rağmen" tapar!..
"Kişi dünyanın en çirkin, en zavallı, en sefil insanı olabilir. Bunlara 'rağmen' sevilebilir. Tabii bu sevgiyle karşılaşması şartı ile .."
Burada insanın, iyi, çekici ya da zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor.
Japon yazar "Yüreklerin en çok susadığı sevgi budur" diyor. "Farkında olsanız da, olmasanız da, bu tür sevgi sizin için yiyecek, içecek, giysi, ev, aile, zenginlik, başarı ya da ünden daha önemlidir."
Bunun böyle olduğundan nasıl emin?..
Haklı olduğunu kanıtlamak için sizi bir teste davet ediyor.. "Şu soruma cevap verin" diyor.
"Kalbinizin derinliklerinde, dünyada kimsenin size aldırmadığını ve hiç kimsenin sizi sevmediğini düşünseydiniz, yiyecek, elbise, ev, aile, zenginlik, başarı ve üne olan ilginizi yitirmez miydiniz?.. Kendi kendinize 'Yaşamamın ne yararı var' diye sormaz mıydınız?.."
Devam ediyor Toyotome..
"Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün.. Dünya birdenbire başınızın üstüne çökmez miydi?. O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?."
Sizi bilmem.. Ben bunu aynen yaşadım, sevgili okuyucular.. Aynen..
Biz dönelim Toyotome'ye..
"Diyelim sıradan bir yaşamınız var.. Günlük yaşıyorsunuz. Günün birinde gerçek, derin ve doyurucu bir sevgi bulacağınızdan umudunuz olmasa, kalan hayatınızı nasıl yaşardınız?.." diye soruyor ve yanıtlıyor:
"Böyleleri ya iyice umutsuzluğa kapılıp intihar ediyorlar ya da iyice dağıtıp yaşayan ölü haline geliyorlar."
Toyotome, hem de nasıl iddialı savunuyor "Rağmen" sevgiyi..
"Bugün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni 'Rağmen' türü sevgiyi şu anda yaşamanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."
Son sözlerinde biraz umutsuz, Toyotome..
"Bugün yaşadığımız toplumda herkesi doyuracak bu sevgiyi bulmak zor. Çünkü herkesin sevgiye ihtiyacı var.. Kimsede başkasına verecek fazlası yok" diye açıklıyor.. Anlatıyor..
"Yakınımızda olan birinin bu sevgiyi bize vermesini bekleriz. Ama da o da aynı şeyi başkasından beklemektedir."
Peki bu dünyada sevgi ne kadar var?..
Yazara göre, açlığımızı biraz bastıracak kadar.. Ve de yemek öncesi tadımlık gelen iştah açıcılar gibi.. Bu minnacık tadım, bizi daha müthiş bir sevgi açlığına tahrik ve teşvik ediyor. Bu minnacık tadım sevgiye ne kadar muhtaç olduğumuzu anlatıyor. Büyük bir hırsla ana yemeğin gelmesini ve bizi doyurmasını bekliyoruz..
Hani nerede?..
Hepsi o..
Ve asıl çarpıcı cümle en sonda..
"Dünyadaki en büyük kıtlık, 'rağmen' türü sevginin yeterince olmayışıdır!.."
Tariflerine katıldığım Masumi Toyotome'nin bu kötümserliğine katılmıyorum..
Bu sevgi bu dünyada yeterince var.. Bugüne kadar bulamadıysak, yeterince aramamışız demektir. Bulacağımıza inanmamışız demektir. İlk tatsız deneyimden sonra yıkılmışız demektir.
Oysa "Sevgi" bir yerlerde bizi bekliyor..
Bulana kadar aramaya devam!..
Hatta.. Ve hatta sevgili okuyucular,
Belki de böyle bir sevgiye sahibizdir de haberimiz yoktur. Biraz dikkatli bakalım etrafımıza..
Nedenim yok benim...Bir insanı tanırsın onu seversin yahut sevmezsin...
yaratılanı severim,yaratandan ötürü.
bi sevdigimi sevemedim,beni terkettiginden ötürü.
ismail yk dan parca armagan ediyorum ona.
allah belanı versin,
allah seni kahretsin,
bana gelen sana gelsin
yaaaar
:)
İtiraf ediyorum.. O'nu ben sevdim hakim bey !!
EmiN o söylemlerini gülen bir yüzle yaptığına inanamıyorum :P
vallaha ya çok şiddet yanlısı gördüm seni Emin :D
seni seviyorum çunku sen obur yarımsın senı sevıyorum cunku yasammın anlamısın senı sevıyorum çunku bnı tamamlayansın senı sevıyorum cunku mukemmlesın senı sevıyorum çunku kalbımsın senı sevıyorum çunku nefesımsın senı sevıyorum çunku hayat sensın senı sevıyorum cunku HAYATIMSIN HERSEYIMSIN VE TEKSEYIMSIN...........senı sevmekten vazgecemıyecegımsın..........
emının çok canını yakmışlar........ amaa yınede yurekten soylemıyordur...soylenılmıyoo be emıın :(((((((( keskee söylenebılse.........
yaratılanı severim,yaratandan ötürü.
bi sevdigimi sevemedim,beni terkettiginden ötürü.
ismail yk dan parca armagan ediyorum ona.
allah belanı versin,
allah seni kahretsin,
bana gelen sana gelsin
yaaaar
:)
ooooooooo sen hala arabeksmi takılıyosun inan flu'um bu adam düzelmez ;(
SON KONUŞMALAR: Deli gibi aşıksınızdır ama süregelen kavgalar…
İçinden ne olur ayrılmayalım,beni bırakma diyerek çığlık çığlığa ağlamalar ama mesajlarında soğuk sert tavırlar…Ve belli etmezsiniz o anlarda o lanet olası gurur yok mudur?çıkardığı saçma sapan sorunlarla sonunda alınan kararlar işte seni kahreden seni senden alan sonuç:ayrılık…
Yalnızca ”ayrılık” kelimesini duyduğunda bile bir anda kendini hissetmezsin hayattan kopacağını düşünürsün.İşte şimdi yalnızsın…
hayatına karışan,seni düşünen,seni senden çok seven,değerli olduğunu hissettiren kişi çekilmiştir hayatından.Onun sıcaklığını onun gülüşünü onun dokunuşunu kimsede bulamiyacağını bilirsin bu gerçek seni kat kat mahfeder.Öyle bir hal almışsındır ki. Ha ölü, ha sen…
Bitek bedenin kalır,Ruhun çekilmiştir köşesine onsuz yaşayamayacağını düşünüp ağlıyordur sürekli.Bedeninse kendine düşen rolleri oynuyordur çevresine.Pişman değilim,onsuzda olabilirim,mutluyum tavırları…
Halbuki kalbin paramparçadır.Hep ağlıyorsundur içinden,nereye baksan o, gülüşü,
Bir an kokusu gelir burnuna,heyecanlanıp etrafına bakarsın ama nafile sende bilirsin aslında olmadığını,ama belki’ yi aklından çıkaramazsın!!!
Geceler üstüne yürür sanki.Her gece yastığını ıslatarak dalarsın uykuya.Uyku uykumudur sanki, yine o,yine rüyalarında ağlayarak uyanır,telefona bakarsın.Yoktur,ne bir çağrı ne bir mesaj.Dipsiz karanlık bir boşluktasındır…
FARKINA VAR AYRILIK NASIL BİŞEY
/ Herşeye raqmen seviy0rum seni kahretSin../
Seni seviyorum, çünkü nefesin ılık bir meLtem gibi okşuyor bedenimi. Sert, kuzey rüzgarları gibi yıkıcı değilsin hiçbir zaman. Senin bu yumuşaklığın, benim sivri yönlerimi de törpülüyor...Seni seviyorum, çünkü ihanet yok bizim aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kırmadan en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin de böyle yaşanmalı...Seni seviyorum, çünkü uzaklığına tahammülüm yok. Her şeyde beklemeyi biliyorum. Ama konu sen olunca, sabır diye bir şey kalmıyor bende. Özlemine dayanmak dünyanın en zor şeyi meLtem`im...Seni seviyorum, çünkü kendinle barışıksın. Kendini seviyorsun, kendine saygı duyuyorsun. Bu seni kendine güvenen bir insan yapıyor. Böylece, hayata daha çok bağlanıyorsun. Hayata bağlılığın, beni de sana bağlıyor...Seni seviyorum, çünkü her insanda var olan zayıflıklarını saklamıyorsun. Kendini olduğundan farklı göstermiyorsun. Ağlaman gereken yerde ağlıyorsun, gülmek istediğin zaman gülüyorsun...Seni Seviyorum çünkü seni tanıdığımda neden yaşadığımı anLadım meLtem`im Seni Seviyorum çünkü bakışımda güLüşümde konuşmamda yürüyüşümde ve her anımda sen gizLisin gözüme bakan beni değiL seni görüyor artık sen en büyük aşkımsın sevgimsin, Sen senden sonrası oLmayansın ... Seni seviyorum çünkü sen ruhumun bedenim dışında doLaştığı tek kişisin sen yaşama sebebim hayat kaynağımsın ... Seni seviyorum çünkü dicem ama artık çünküsü faLan kaLmadı sen ben oLmuşsun ben sen oLmuşum ... Seni Seviyorum meLtem`im...
offfffffffffffffffffff işteeee işteeee seni bunun için seviyorum bitanemmmmmmmmm................
SENİİİ ÇOK SEVİYORUMMMMMMMMMM.................
cunku bana sen lazımsın................
seni seviyorum çünkü hep yanımda olduğunu biliyorum, hissediyorum...
güz gülleri
24-09-2011, 02:06
seni seviyorum çünkü bana değer verdiğin için
:)) bende seni severim de nie deLirttimki seni ?
Seni seviyorum çünkü senin kızgınLığın biLe beni güLdürmeye yetiyor :)
Seni seviyorum çünkü ismin çok güzeL.
Seni seviyorum çünkü bu sevgi isteğe bağLı oLmadı seni kaLbim sevdi
Seni seviyorum çünkü ne zaman güzeLLiği tarif etmeye çaLışsam ağzımdan çıkan iLk şey senin ismin oLuyor.
Seni seviyorum çünkü bana sevmeyi sen öğrettin.
Seni seviyorum çünkü her sabahta sen varsın.
deniz köpüğü
29-09-2011, 22:38
sen'i seviyormuyum?.... bilmem.... sanırım bir zamanlar evet....
Seni seviyorum çünkü mevLanayı döndüren sensin Seni seviyorum çünkü Yunus`a iLham verende sensin ve Seni seviyorum çünkü Senin adın aşk...
Seni, sen olduğun için seviyorum...
Sevicek biri cikmadi karsima
Powered by vBulletin® Version 4.1.12 Copyright © 2012 vBulletin Solutions, Inc. All rights reserved.
SEO by
vBSEO 3.6.0