|
| Hz Mevlana Hz mevlana celaleddin rumi`nin hayati eserleri, mesnevisi, mevlevilik, mevlana ve tasavvuf mevlana sözleri, mevlana hikayeleri, beyitleri, mevlana`nın tasavvuf anlayışı, Mevlana`nın vasiyeti.. |
10-27-2008, 17:31
|
#21 (permalink)
|
|
Yönetici
Ettiği Teşekkür: 129
Aldığı Teşekkür 259
|
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: -10
|
|
Ynt: Hz Mevlana Celaleddin Rumi
Dindar Adam, Güzel Hizmetçisi ve Kıskanç Karısı
Bir adamın kıskanç bir karısı ve çok ama çok çekici bir hizmetçisi varmış.
Kıskanç kadın ikisinin biraraya gelmemesine dikkat edermiş. Altı yıl boyunca bir defa bile bir odada yalnız kalmamışlar.
Ama bir gün, kadın hamamda yıkanırken, gümüş tasını evde unuttuğunu farketmiş.
'Git tası al, gel' demiş hizmetçisine.
Kız hemen fırlamış, çünkü biliyormuş ki, en sonunda patronuyla başbaşa kalabilecek.
Zevk içinde koşmuş.
Ve adeta uçmuş, arzuları o kadar kuvvetliymiş ki, kapıyı dahi kapamamışlar.
Ve son hızla birleşmişler. Vücutlar birleşme esnasında birbirine karışınca, ruhlar da iç içe girer.
Bu sırada, hamamda yıkanan kadın, saçını yıkadığı sırada 'Ne yaptım ben! pamuğu ateşe verdim! Koçu oğlakla bir koydum! '
Saçından killi sabunu durulamış, ve elbisesini düzelte düzelte koşmuş.
Hizmetçi aşkı için koşmuş. Kadın ise korku ve kıskançlık için. Arada büyük fark var.
Mistik andan ana uçar. Korkulu sofu aydan ayda sürüklenir.
Ama bir aşık için bir 'gün'ün uzunluğu elli bin yıl da olabilir!
Bunu aklınla anlayamazsın. Anlamak için patlaman lazım!
Korku bir aşığın gözünde hiçbirşeydir, ufacık bir iplik parçasıdır. Aşk tanrının bir sıfatıdır. Korku ise tanrıya hizmet ettiğini sanan, ama aslında penis ve vajinayla kafasını bozmuşların.
Yazılanı hatırlayınız, 'onlar onu seviyor' ile 'o onları seviyor' un anlamları kaynaşıyordu.
Bu iki birleşen aşk tanrının sıfatlarıdır. Korku değildir.
Tanrı ve insanın ne ortak özelliği var? Zamanda yaşayan ve sonsuzda yaşayanın bağlantısı ne?
Aşk hakkında konuşmaya devam etsem yüzlerce yeni birleşim çıkar ortaya, ama yine de sırrını anlatamam.
Korkulu sofu ayakta koşar, yüzeyde.
Aşıklar yıldırım ve rüzgar gibi uçar.
Bu ikisi kıyaslanamaz bile.
Dinbilimciler lakırdı eder, zorunluluk, irade diye...Aşıkla maşuk ise birbirlerini çeker, ve içiçe geçerler.
Endişeli kadın kapıya gelir ve açar.
Hizmetçi, darmadağan, şaşkın, yüzü kızarmış, konuşamaz halde.
Koca hemen beş vakit namazına başlar.
Kadın bu karışık ortama girer.
Kocası kıyafetlerini yokluyormuşçasına sağını solunu çekiştirmekte.
Kadın bir bakar ki adamın hayaları, penisi ıslanmış, dışarıya hala döl akmakta; hizmetçinin baldırları döl ve kendi suyuyla ıslak.
Kadından kocasını kafasına bir şaplak 'bu mudur namaz kılmanın yolu, böyle hayaların açıkta? '
'Penisin böyle birleşmeye mi özlem duymakta? '
'Kadının bacakları bu yüzden mi sırılsıklam? ! '
Tüm bunlar, kadının 'dindar' kocasına sorduğu çok iyi sorular.
Arzularını reddedenler çoğu zaman birden bire ikiyüzlüleşirler.
(Bu şiiri Farsça'dan ilk Reynold Alleyne Nicholson Latince'ye çevirmiş. Şiirin müstehcen olması nedeniyle, direk İngilizce'ye çevrilmesini uygun bulmamış(?) , En son Coleman Barks çevirerek 'Essential Rumi' adlı kitabında yer veriyor. Bense İngilizce'den Türkçeye çevirdim, devran77)
Mevlana Celaleddin Rumi
|
|
|
10-27-2008, 17:34
|
#22 (permalink)
|
|
Yönetici
Ettiği Teşekkür: 129
Aldığı Teşekkür 259
|
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: -10
|
|
Ynt: Hz Mevlana Celaleddin Rumi
Dostlar, Gün Bugün!
Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.
Toy, düğün elbise oldu uzun boya.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Şekere eş oldu dudu kuşu,
zühre eş oldu aya.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Bugün hayat öylesine rahat.
Bugün yürekler öylesine ferah.
Bugün insanlar öylesine kardeş.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Ey şehrimizi aydınlatan sultan,
güvey oluyorsun bir güzele bu gece.
Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,
ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,
ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,
ey bizim suyumuz, ırmağımız.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Dostlarım, gün bugün,
oynayın, raksedin, dönün.
Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
bir bölük halk dalga dalga secdede.
Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
bir bölük halk kanımızı içmede.
İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
işte astım davulumu boynuma.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Mevlana Celaleddin Rumi
|
|
|
10-27-2008, 17:37
|
#23 (permalink)
|
|
Yönetici
Ettiği Teşekkür: 129
Aldığı Teşekkür 259
|
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: -10
|
|
Ynt: Hz Mevlana Celaleddin Rumi
Duy Şikayet Etmede Her An Bu Ney
Duy şikayet etmede her an bu ney,
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.
Der ki feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.
Ayrılıktan parçalanmış bir yürek
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.
Kim ki aslından ayırmış canını,
Öyle bekler, öyle vuslat anını.
Ağladım her yerde hep ah eyledim,
Gördüğüm her kul için dostum dedim.
Herkesin zannında dost oldum ama,
Kimse talip olmadı esrarıma.
Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?
Aynadır ten can için, can ten için,
Lakin olmaz can gözü her kimsenin.
Ney sesi tekmil hava oldu ateş,
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!
Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,
Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.
Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.
Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,
Hem verir Mecnunun aşkından misal.
Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?
Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.
Gam dolu günler zaman hep aynı hal,
Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.
Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,
Ey temizlik örneği sen gitme, kal!
Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.
Olgunun halinden ah, anlar mı ham?
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.
(Farsça, çev: F. Halıcı)
Mevlana Celaleddin Rumi
|
|
|
10-27-2008, 17:38
|
#24 (permalink)
|
|
Yönetici
Ettiği Teşekkür: 129
Aldığı Teşekkür 259
|
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: -10
|
|
Ynt: Hz Mevlana Celaleddin Rumi
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Mevlana Celaleddin Rumi
|
|
|
|
Bu mesaj için SiNaN32 kullanıcısına teşekkür edenler:
|
|
|
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
|
|
|
| Seçenekler |
|
|
| Stil |
Normal
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:43
|
|
 |