Dostyakasi.COM - Edebiyat, Şiir, Hikaye, Biyografi Ağırlıklı Genel Paylaşım Forumu  

Geri git   Dostyakasi.COM - Edebiyat, Şiir, Hikaye, Biyografi Ağırlıklı Genel Paylaşım Forumu > İslamiyet > Tasavvuf > Hz Mevlana

Hz Mevlana Hz mevlana celaleddin rumi`nin hayati eserleri, mesnevisi, mevlevilik, mevlana ve tasavvuf mevlana sözleri, mevlana hikayeleri, beyitleri, mevlana`nın tasavvuf anlayışı, Mevlana`nın vasiyeti..

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-20-2009, 00:15   #1 (permalink)
Üye
forum avatari
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer:
Mesajlar: 0
Ettiği Teşekkür: 0
Aldığı Teşekkür 6
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 0
Rep Derecesi : yaziklar_olsun has a little shameless behaviour in the past

Level: -INF [♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: NAN / -INF
Güç: -INF / -INF
Tecrübe: NAN%

Standart Mevlananın mezarı hakkında Rivayetler.!


Mezar odası

Mevlana'nın kabrinin altındaki 'mezar Odası’na 700 yılda sadece bir kişi
girebildi. O da 7 yasindaki bir kız çocuğuydu. Çocuğun dili tutuldu ve bir
daha konusamadi. O küçük çocugun ne gördüğü bir sır olarak kaldı. Ondan
sonra girmeyi düşünenleri bile korkunç felaketler bekliyordu. işte,
Mevlana'nın esrarengiz sırrı...
O müzenin kapısından içeri girerken, karşıma 'Da Vinci şifresi' gibi
esrarengiz bir hikáyenin çıkacağını bilmiyordum.
Bu, bir sanduka ve onun altındaki mezarın hikáyesi.
Ama öyle basit bir hikáye değil.
Hikáye 13'üncü yüzyilda basliyor ve 1930'da esrarengiz bir aile trajedisine
kadar uzaniyor.
Hikáye beni çok etkiledi.
Sizi de etkileyeceğini tahmin ediyorum.
SAF TUTMUS SANDUKALAR ARASINDA
Geçen sali günüydü.
Hayatimda ilk defa Konya'ya gitmistim.
Konya'da Mevlana Müzesi'nin kapisindan ilk adimimi attigimda, belki de
sadece benim hissettigim mistik bir rüzgár esti ve beni içine alip götürdü.
Hayatimda hiçbir mekán daha ilk anda beni bu kadar etkilememişti.
Içerden çok hafif bir ney müziği geliyordu.
Sað tarafta, sanki saf tutmuş sandukalari görüyordum.
Yanimda Mevlana Müzesi Müdür Yardimcisi Dr. Naci Bakirci vardi.
Mevlana'nýn sandukasinin önüne gelinceye kadar, mistik bir turistten farkli değildim.
Ancak o sandukanin önünde Dr. Bakirci'nin anlattigi o müthis hikáye basladi.
Daha doğrusu, o sandukanin altindaki 'mezar odasinin sirri'...

500 METREYI SEKIZ SAATTE ALAN CENAZE
Nefesimi kestim ve onu dinledim.
Iste ondan dinlediklerim.
Anlattiklarina göre her sey 1273'te Konya'da kaldirilan bir cenazeden sonra basladi.
Mevlana Celaleddin-i Rumi, 17 Aralik 1273 günü vefat ediyor.
Cenazesine yüzbinlerce insan katilmis. Naasi, Ýplikçi Camii'nden, 500 metre
ilerdeki bu türbeye 8 saatte getirilebilmis.
Müslümanlar Mevlana'nin naasini defnedebilmek için gayrimüslimlerin cenaze
cemaatinden çikmasini istemis. Ancak onlar, 'Bize Isa'yi da Musa'yi da
Mevlana ögretti' diyerek bunu reddetmisler.
Mevlana'nin kabrinin altina bir 'mezar odasi' bulunuyor.
MEZAR ODASINA 700 YILDA 1 KISI INDI
Eski Türklerde mezarlarýn altina Farsça 'zir-i zemin' yani 'zeminin alti' denilen bir mezar odasİ yapilrmis.
Mevlana'nin naasi da böyle 4 metrelik bir mezar odasina konmus.
Ancak o tarihten bu yana mezar odasina kimse inmemis. Sadece bir kisi hariç.
Rivayete göre Sultan Dördüncü Murad, Mevlana'nin türbesini ziyarete geldiginde, mezar odasinin içinde ne oldugunu çok merak etmis ve bu odaya girmek istemis.
Ancak dönemin Mevlevi büyükleri, buna kesinlikle karsi çikmis ve girmesini engellemisler.
Bunun üzerine Sultan, elindeki tespihi, agzi açik odanin içine atmis.
Veya düsürmüs.
Bu tespihi almak üzere 7 yasında bir kiz çocugu mezar odasina indirilmis.
Bilinen tek sey, odanin iki tarafindan asagi dogru merdivenlerin indigiymis.
Kiz çocugu mezara inip çiktiktan sonra dili tutulmus.
Dr. Naci Bakirci, 'Çocugun dilinin neden tutuldugu hálá bilinmiyor' diyor.

KÜÇÜK KIZ MEZAR ODASINDA NE GÖRMÜSTÜ
Iste bu olaydan sonra 'mezar odasinin sirri' iyice merak edilmeye baþsanmis.
Acaba kiz çocugu orada ne görmüstü de dili tutulmustu?
Bir iddiaya göre, oda çok karanlik oldugu için çocuk çok korkmus ve
geçirdigi travmadan dolayi dili tutulmustu.
Ancak bir baska iddia daha var ki, o 'mezar odasinin sirrinýi daha da koyulastiriyordu.
Selçuklu Türkleri o tarihte mumyalama teknigini biliyorlarmis. Fatih Sultan
Mehmed dahil 7 padisahin naasi mumyalanmis.
Mevlana'nin naasi da mumyalandigi için muhtemelen öyle duruyordu.
Kiz çocugu orada yatan Mevlana'yi görünce bu hale gelmis olabilirdi.
Bu olay dönemin önde gelen Mevlevilerini harekete geçiriyor ve 1640 yilinda
mezar odasinin agzi tuglayla örülüp üzeri kursunla kaplaniyor.
O tarihten sonra mezar odasinin agzindaki kursun hiçbir zaman kaldirilmadi.
Mezar odasi, sirlariyla birlikte belki de ebediyete kadar sessizlige gömüldü.

1930'LU YILLARDA MÜZE MÜDÜRÜNÜN ODASINDA
Ancak odanin hikáyesi burada bitmiyor.
Aradan 300 yil geçtikten sonra, Misir'daki piramit sirlarina benzeyen bir dizi olay daha yasanacakti.
Bu olayin iki tanigi vardi.
Biri olayi yasayan Yusuf Akyurt isimli biri.
Öteki de onun yasadigini Murat Bardakçi'ya anlatan Abdülbaki Gölpinarli Hoca.
1930'lu yillarin güzel bir gününde, Mevlana Müzesi'nin Müdürü Yusuf Akyurt
odasinda tek basina otururken, aklina sandukanin altindaki mezar odasi gelir.
Içinden 'Acaba þu odaya bir girsem de içinde ne oldugunu görsem' diye geçirir.
Ancak tepki çekecegini düsündüðü için kararsizdir.

O AN KAPI ÇALINDI YASLI ADAM GIRDI
Tam o esnada kapi çalinir ve içeri, müzenin yasli odacisi girer.
Bu yasli adam aslinda, Mevlevi dedesidir. Cumhuriyetin ilanindan sonra tekke
ve zaviyeler kapandigi için müzeye çevrilen türbede odaci olarak çalismayi kabul etmistir.
Yasli Mevlevi dedesi saygili bir sekilde içeri girer ve Yusuf Akyurt'un tüylerini diken diken eden su cümleyi söyler:
'Sakin oraya inmeyi düsünmeyin...'
Ancak bu saskinlik, müdürü kararindan vazgeçirmez. Mezara inmek üzere kursunla kapli kapagin önüne gelir.
Haliyi kaldirir. Tam kapagi açmak üzereyken, bir adam haykirarak içeri girer:
'Müdür bey, yetis evin yaniyor...'
Yusuf Akyurt gelinceye kadar evi kül olmustur.
İste tam o sirada eline bir telgraf tutusturulur.
Müze müdürü baska bir yere tayin edilmstir.

KONYA-ANKARA YOLUNDAKİ KAZA
Konya-Ankara yolu o gün çok issizdi.
Gün batmis, alacakaranlik etrafa hákim olmaya baslamisti.
Uzaktan gelen kamyonun farlari, henüz tam karanlik hale gelmemis ufukta ciiz iki nokta gibi duruyordu.
Soförün yaninda kapiya dayanmis sekilde oturan çocuk kimbilir hangi hayallere dalmisti.
Kamyon bir kavise girdigi sirada kapi aniden açilir ve çocuk alacakaranligin içinde kaybolur.
Kamyon durup, içindeki iki adam kapidan uçan çocuga ulastiklarinda is isten geçmistir.
Çocuk öteki dünyaya göçmüstür.
Çocuðun basinda duran ikinci adam, basi ellerinin arasinda hüngür hüngür aglamaktadir.
O adam, Konya'dan tayini çikan Müze Müdürü Yusuf Akyurt'tur.
Kimine göre, mezar odasinin sirri, onu hálá takip etmektedir.

MEZARIN BASINDA SÖYLENEN SON SÖZLER
Yusuf Akyurt oglunun cenazesini alip Konya'ya döner. Cenaze töreninden sonra dogruca Mevlana Müzesi'ne gider ve sandukanin basinda ellerini açip haykirmaya baslar:
'Yetmedi mi? Affet artik...'
Bütün bunlar neydi? Efsane mi? Gerçek mi?
Küçük kizin dili niye tutulmustu? Yasli odaci, müdürün kafasindan geçen düsünceyi nasil anlamısti?
Bunlarin cevabi yok.
Ben bunlari anlatan insanlardan dinledim.
Bildigimiz tek sey var. Mezar odasi 731 yildan bu yana sirrini muhafaza ediyor.
Umarim bundan sonra da muhafaza etmeye devam eder.
Çünkü bilinmezligin yarattigi bazi mistik duygulara ebediyen ihtiyacimiz olacak.
Çünkü hepimizin içinde, sadece kendimize ait sirlarin saklandigi küçücük odalar var.
Üzerleri kursunla kaplı küçücük odalar...

yaziklar_olsun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
hakkinda, mevlananin, mezari, rivayetler


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:43


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Copyright 2008-2009® Dostyakasi.COM